İletişim Bilgileri

Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?

Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
  • Yayın Tarihi: 09.06.2026
  • Değiştirme Tarihi: 18.08.2026
  • Yazar:
1. Sosyal Medya İçerikleri Güvenlik Soruşturmasında Nasıl Değerlendirilir? 2. Güvenlik Soruşturmasında Sosyal Medyaya Bakılır mı ve Nelere Bakılır? 3. 7315 Sayılı Kanun Sosyal Medya Paylaşımları Hakkında Ne Anlama Gelir? 4. Açık Kaynak Araştırması Sınırsız Bir Yetki midir? 5. Sosyal Medya Paylaşımları Kişisel Veri Sayılır mı? 6. Instagram DM, WhatsApp Mesajları ve YouTube İzleme Geçmişi Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 7. Aidiyet Sorunu ve Ekran Görüntüsü Delil Değeri 8. Beğeni, Retweet, Yorum ve Takip Edilen Hesaplar Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 9. Eski veya Silinen Sosyal Medya Paylaşımları Memuriyete Engel Olur mu? 10. Silinen Sosyal Medya Hesapları veya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasında Çıkar mı? 11. Hangi Sosyal Medya İçerikleri Güvenlik Soruşturmasında Risk Oluşturabilir? 12. Sosyal Medya Paylaşımı ile İfade Özgürlüğü Arasındaki Sınır Nedir? 13. Anayasa Mahkemesi'nin Sosyal Medya ve Kamu Görevlisi İfade Özgürlüğü Çerçevesi 14. Terör Propagandası, İrtibat ve İltisak İddiası İçeren Paylaşımlar Nasıl Değerlendirilir? 15. 5816 Sayılı Kanun Kapsamına Sokulan Paylaşımlar Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 16. Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle HAGB, KYOK, Beraat, Düşme veya Devam Eden Soruşturma Varsa Ne Olur? 17. Sosyal Medya İncelemesi ile Aile Bireylerinin Paylaşımları Aynı Şey midir? 18. Sosyal Medya Verisi ile Adli Sicil ve Sabıka Kaydı Aynı Şey midir? 19. Polislik, Askerî Personel ve Gizlilik Dereceli Birimlerde Sosyal Medya Değerlendirmesi 20. Değerlendirme Komisyonu Sosyal Medya Paylaşımlarını Nasıl Değerlendirmelidir? 21. Hangi Paylaşımlar Tek Başına Elenme Sebebi Yapılmamalıdır? 22. Sosyal Medya Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanırsa Ne Yapılmalı? 23. Hangi Dava Açılır ve Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi? 24. Dava Açma Süresi Kaç Gündür? 25. Sosyal Medya Nedeniyle Açılan Davada Hangi Belgeler Kullanılmalıdır? 26. İdarenin Muhtemel Savunmaları Nelerdir? 27. Uygulamada Yanlış Bilinenler 28. Uygulamada En Sık Yapılan Hata ve Mahkeme Neye Bakar? 29. Sonuç . Sıkça Sorulan Sorular

7315 sayılı Kanun sosyal medyayı ayrı ve sınırsız bir araştırma kategorisi olarak düzenlemez. Bununla birlikte kamuya açık sosyal medya içerikleri veya sosyal medya kaynaklı olgular, hukuka uygun şekilde güvenlik soruşturmasını yapan birimlerin kayıtlarına veya olgusal verilerine girmiş ve kanunda belirtilen konularla bağlantılı hâle gelmişse idari değerlendirmede gündeme gelebilir. Bir içeriğin internette aleni olması, onun otomatik olarak olumsuz sonuç doğuracağı veya idarenin kişiye ait bütün dijital verileri sınırsız biçimde inceleyebileceği anlamına gelmez.

Kısaca

  • Sosyal medya, 7315 sayılı Kanunda ayrı bir araştırma kategorisi olarak düzenlenmemiştir; ancak hukuka uygun elde edilmiş ve görevle bağlantılı hâle gelmiş olgular idari değerlendirmede gündeme gelebilir.
  • Herkese açık paylaşım, beğeni, retweet veya takip, tek başına ve otomatik olarak olumsuz sonuç doğurmaz.
  • Instagram özel mesajları, WhatsApp yazışmaları ve YouTube izleme geçmişi aleni sosyal medya verisi değildir; bunların "açık kaynak" mantığıyla sınırsız incelenebileceği söylenemez.
  • İfade özgürlüğü kapsamındaki eleştirel paylaşımlar otomatik olumsuzluk sebebi yapılmamalıdır; ancak kamu görevlisi statüsünden doğan ödev ve sorumluluklar somut olayda dikkate alınabilir.
  • Eski, silinmiş veya bağlamından koparılmış içerikler güncellik ve ölçülülük yönünden ayrıca tartışılabilir.
  • Sosyal medya nedeniyle olumsuz sonuç verilirse, özel bir düzenleme bulunmadıkça yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gün içinde iptal davası açılabilir.

Sosyal medya içeriklerinin güvenlik soruşturmasındaki yeri şu şekilde özetlenebilir: paylaşımlar sürecin değerlendirmesine konu olabilir, ancak yalnızca bu nedenle ve otomatik olarak olumsuz sonuç doğurmaz. Bir paylaşımın güvenlik soruşturmasına etkisi; içeriği, tarihi, bağlamı, kişiye aidiyeti, ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, suç teşkil edip etmediği ve görevin niteliğiyle bağlantısı gibi unsurlara göre değişir. Bu unsurlar değerlendirilmeden, bir paylaşımın bağlamından kopuk biçimde olumsuz sonuca dayanak yapılması hukuken tartışmalıdır.

Bu nedenle bir kişinin paylaşım yapmış olması, beğeni yapması veya bir hesabı takip etmesi, salt bu nedenle olumsuz sonuç doğurmaz. İdare, soyut, eski, bağlamından koparılmış veya kişiye aidiyeti ispatlanmamış bir sosyal medya verisine dayanarak güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandırırsa, bu işlem somutluk, güncellik, ölçülülük, görevle bağlantı, ifade özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması yönünden idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Bu yazı, sosyal medya verisinin güvenlik soruşturmasındaki yerini; ifade özgürlüğü, kişisel verilerin korunması, aidiyet, güncellik, ölçülülük ve görevle bağlantı ekseninde ele almaktadır. Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir.


Herkese açık sosyal medya içerikleri, hukuka uygun şekilde elde edilip görevle bağlantılı hâle geldiğinde idari değerlendirmede gündeme gelebilir; ancak bu, kapalı hesaplara veya özel mesajlaşmaya sınırsız erişim anlamına gelmez. Herkesin görebileceği bir paylaşım ile kişinin özel hesap verisi farklı değerlendirilir. Açık bir profilde yer alan paylaşımlar, herkese açık yorumlar veya videolar, aleni nitelikte olduklarından bu kapsamda gündeme gelebilirken; özel mesajlar, kapalı hesaplar ve izleme geçmişi gibi veriler aleni değildir ve bu şekilde doğrudan incelenebilecek veriler gibi değerlendirilmemelidir.

Gündeme gelebilecek başlıca içerikler arasında herkese açık profil bilgileri, paylaşımlar, yorumlar, beğeniler, retweetler, video ve kanal içerikleri ile takip ilişkileri sayılabilir; ancak bu içeriklerin gündeme gelebilmesi, otomatik olarak olumsuz sonuç doğuracakları anlamına gelmez. Her içerik, kişiye aidiyeti, güncelliği, bağlamı ve görevle bağlantısı yönünden ayrıca değerlendirilmelidir. Herkese açık içerik ile özel hesap verisi arasındaki ayrımın gözetilmemesi, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği yönünden sorun doğurabilir.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması genel çerçevesini düzenleyen 7315 sayılı Kanun, doğrudan "sosyal medya" kavramı üzerinden değil; arşiv araştırması, güvenlik soruşturması ve görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olgusal veriler üzerinden değerlendirme yapılmasını öngörür. Kanun sosyal medyayı özel olarak düzenleyen bir hüküm içermez; güvenlik soruşturması kapsamında görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerin değerlendirilebileceğini öngörür, sosyal medya içerikleri ancak bu çerçevede ve somut ve doğrulanabilir bir olgu niteliği taşıdıkları ölçüde gündeme gelebilir. "Her sosyal medya paylaşımı 7315'te tanımlı bir olgusal veridir" biçiminde bir ifade doğru değildir; bir içeriğin bu nitelikte değerlendirilebilmesi için gerçekliği ve kişiye aidiyeti somut biçimde ortaya konulmalıdır.

Bu noktada üç aşamayı ayırmak gerekir: bir sosyal medya kaynaklı bilginin veya olgunun dosyaya girmesi, Değerlendirme Komisyonunun bu veriyi nesnel ve gerekçeli biçimde değerlendirmesi ve atamaya yetkili makamın tesis ettiği kesin ve icrai işlem. "Güvenlik soruşturması olumsuz çıktı" ifadesi günlük dilde kullanılabilir; ancak ham araştırma sonucu ile hukuki sonuç doğuran nihai işlem birbirine karıştırılmamalıdır. Komisyon, kendisine iletilen verileri nesnel ve gerekçeli biçimde değerlendirir ve yazılı görüşünü yetkili makama sunar; Komisyon nihai atama veya atamama makamı değildir, dava konusu bakımından kural olarak hukuki sonuç doğuran kesin ve icrai işlem esas alınır.

Hayır, açık kaynak araştırması sınırsız bir yetki değildir. Herkese açık verilerin incelenebilmesi, bu incelemenin hukuk dışı veya sınırsız olduğu anlamına gelmez; aleniyet tek başına 7315 bakımından otomatik araştırma veya değerlendirme yetkisi yaratmaz, veri yürürlükteki kanuni çerçeve içinde ve görevle bağlantılı biçimde gündeme gelmelidir. Aleni bir verinin kişisel veri niteliği de ortadan kalkmaz; aleni veri dahi amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü biçimde işlenmelidir.

Açık kaynak verilerinin doğruluğu da önemlidir; bir paylaşımın gerçekten kişiye ait olup olmadığı, manipüle edilip edilmediği ve bağlamından koparılıp koparılmadığı değerlendirmede gözetilmelidir. Doğruluğu şüpheli bir verinin olumsuz sonuca dayanak yapılması tartışmalıdır; idarenin, açık kaynaktan elde ettiği veriyi de hukuka uygun, güncel ve görevle bağlantılı biçimde değerlendirmesi beklenir. Bağlamından koparılmış bir verinin gerçek anlamından farklı biçimde yorumlanması, değerlendirmeyi hatalı kılabilir; aksi hâlde işlem yargı denetiminde tartışmaya açıktır.


Sosyal medya paylaşımları, kişiyle ilişkilendirilebildikleri ölçüde kişisel veri niteliği taşıyabilir; "aleni veri kişisel veri değildir" biçiminde bir sonuç doğru değildir, bir veri kişiyle ilişkilendirilebiliyorsa aleni olsa dahi kişisel veri olabilir. Bu nedenle bu verilerin işlenmesi ve kullanılması, kişisel verilerin korunması ilkelerine tabidir: hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve gerektiğinde güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve ilgili mevzuatta öngörülen veya amaç için gerekli süre kadar muhafaza edilme.

Bu ilkeler, güvenlik soruşturması bağlamında, yalnızca görevle bağlantılı verilerin değerlendirilebileceği anlamına gelir; kişinin özel hayatına ilişkin, görevle bağlantısı bulunmayan verilerin toplanması ve kullanılması bu ilkeyle bağdaşmayabilir. Kamu güvenliği ve istihbarat faaliyetleri bakımından kişisel verilerin korunması mevzuatında özel hükümler ve istisnalar bulunabilir; bu nedenle kişisel verilerin korunması ilkelerinin güvenlik soruşturmasının her adımına birebir ve istisnasız uygulandığı varsayılmamalıdır, ancak bu istisnaların varlığı da idarenin sınırsız bir yetkiye sahip olduğu anlamına gelmez. Anayasa m.20'deki özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı ile kanunilik ve ölçülülük ilkeleri, bu değerlendirmenin anayasal temelini oluşturur; bir sosyal medya verisinin güvenlik soruşturmasında kullanılması, bu ilkelere uygun olmalı ve idarenin verinin görevle bağlantısını somut biçimde ortaya koyması beklenir.

Instagram DM, WhatsApp mesajları ve YouTube izleme geçmişi herkese açık veya aleni sosyal medya verisi değildir. Bunların "açık kaynak" mantığıyla doğrudan ve sınırsız biçimde incelenebileceği söylenemez. Bununla birlikte bu tür veriler bir ceza soruşturması, adli işlem, şikâyet veya başka bir hukuka uygun süreç içinde yetkili makamların kayıtlarına girmişse, güvenlik soruşturması bakımından ayrıca gündeme gelip gelemeyeceği; verinin elde edilme hukuku, kanuni dayanak, aidiyet, kapsam ve görevle bağlantı yönünden değerlendirilmelidir.

Hukuka aykırı elde edildiği ileri sürülen bir verinin idari işleme dayanak yapılması, hukuka uygunluk ve temel haklar yönünden ayrıca yargısal denetime konu olabilir. Özel mesajlaşma ve izleme geçmişi haberleşmenin gizliliği ve özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilir; idarenin bu tür verilere sınırsız erişimi bulunmaz. Bu nedenle "Instagram mesajlarıma herkes bakabilir" veya "YouTube geçmişim doğrudan incelenir" biçimindeki mutlak kabuller doğru değildir; ancak bu verilerin hiçbir koşulda ve hiçbir hukuka uygun süreç içinde gündeme gelemeyeceği de söylenemez.


Aidiyet sorunu, sosyal medya temelli olumsuz işlemlerde en sık karşılaşılan tartışma konularından biridir. Bir kişinin adına sahte hesap oluşturmak veya bir hesabı ele geçirmek mümkün olduğundan, bir hesabın kişiye ait olduğu somut delillerle ortaya konulmalıdır; aday hesabın kendisine ait olmadığını veya ele geçirildiğini ileri sürüyorsa bu iddia dosya kapsamında değerlendirilmelidir.

Ekran görüntüsü de tek başına ve başka delillerle desteklenmeden her zaman yeterli bir delil sayılmayabilir; bu veri türü manipülasyona açıktır ve düzenlenmiş, bağlamından koparılmış veya tahrif edilmiş olabilir. Ekran görüntüsünün güvenilirliği için paylaşımın tarihi, URL'si, hesabın aidiyeti ve içeriğin bağlamı gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir; yalnızca bir görüntüye dayanan, kaynağı ve bağlamı belirsiz bir delil tek başına olumsuz sonuca dayanak yapılması bakımından tartışmalıdır. Bir paylaşımın tamamı yerine yalnızca bir kısmının görüntülenmesi içeriğin gerçek anlamını değiştirebilir; bu nedenle ekran görüntüsünün paylaşımın bütününü ve bağlamını yansıtması beklenir.

Beğeni, retweet veya yorum her zaman aynı hukuki ağırlıkta değildir ve tek başına otomatik elenme sebebi yapılmamalıdır; bir beğeni içeriğe bilinçli ve sürekli bir destek anlamına gelebileceği gibi, anlık bir tepki veya farklı bir saikle yapılmış bir eylem de olabilir. Aynı durum retweet ve yorumlar için de geçerlidir; bir retweet her zaman içeriğin onaylandığı anlamına gelmez. Bu nedenle bu etkileşimlerin değerlendirilmesinde eylemin tarihi, bağlamı, sürekliliği, hesabın aidiyeti ve içeriğin niteliği birlikte gözetilmelidir; idarenin, bu eylemin görevin niteliğiyle somut bağlantısını ortaya koyması beklenir.

Sırf bir hesabı takip etmek de, salt bu nedenle otomatik bir olumsuzluk sebebi yapılmamalıdır; insanlar çeşitli hesapları haber alma, merak veya mesleki ilgi gibi farklı saiklerle takip edebilir ve takip ilişkisi tek yönlü olabilir, takip edilen hesap ile takip eden kişi arasında zorunlu bir bağ bulunmayabilir. Etkileşimin türü tek başına yeterli değildir; içerik, bağlam, sıklık, zaman, kişinin açıklaması, aidiyet ve görevle bağlantı birlikte değerlendirilmelidir. İdarenin, bir beğeni, retweet veya takip ilişkisine dayanması hâlinde bunu başka somut olgularla desteklemesi ve neden güvenlik açısından somut bir risk oluşturduğunu açıklaması beklenir; soyut bir değerlendirme, yargı denetiminde tartışmaya açıktır.


Eski paylaşımlar, güncellik ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek değerlendirilmelidir; yalnızca bu nedenle ve otomatik olarak memuriyete engel oluşturmaz. Yıllar önce yapılmış bir paylaşımın kişinin bugünkü durumunu ve göreve uygunluğunu yansıtıp yansıtmadığı tartışmalıdır; güncellik ilkesi bir verinin değerlendirme anındaki durumu yansıtmasını gerektirir, çok eski bir paylaşımın güncel bir risk gibi sunulması bu ilkeyle bağdaşmayabilir. Eski bir paylaşım nedeniyle kişinin kamu görevinden mahrum bırakılması, paylaşımın güncelliği ve niteliği gözetildiğinde ölçülülük bakımından orantısız olabilir.

Silinmiş bir hesap veya paylaşımın otomatik olarak "hiçbir yerde kalmadığı" söylenemez; daha önce alınmış bir ekran görüntüsü, başka bir dosyadaki kayıt, internet arşivi veya hukuka uygun başka kayıtlar gündeme gelebilir. Ancak böyle bir durumda içeriğin gerçekliği, tarihsel bağlamı, aidiyeti ve bütünlüğü ayrıca ispatlanmalıdır; silinmeden önce alınmış bir ekran görüntüsü veya arşiv kaydı manipülasyona açık olabileceğinden, bu tür bir delilin içerik bütünlüğü ve bağlamıyla desteklenmesi beklenir.

Silinmiş içerik, otomatik olarak aleyhe bir değerlendirme anlamına gelmez ve silmek de otomatik olarak suçluluk veya kötü niyet göstergesi sayılmaz; "sildiğine göre görüşünden vazgeçmiştir" biçiminde spekülatif bir çıkarım yapılamaz. Bu unsurlar ispatlanamıyorsa, silinmiş içeriğin kişi aleyhine kullanılması tartışmaya açıktır; silinmiş bir sosyal medya içeriği ile silinmiş bir adli kayıt farklı kavramlardır, ikinci konu ayrı bir değerlendirme gerektirir.

Bazı içerikler, nitelikleri ve bağlamları nedeniyle daha dikkatli değerlendirmeye konu olabilir: şiddete açık çağrı veya şiddeti meşrulaştırdığı ileri sürülen içerikler, suç teşkil ettiği somut biçimde ortaya konulmuş veya ceza sürecine konu içerikler, terör örgütüyle bağlantıya dair somut olgu oluşturduğu ileri sürülen içerikler ve kamu görevinin niteliğiyle açık ve güncel çatışma oluşturduğu iddia edilen içerikler. Bu içeriklerin değerlendirilmesinde dahi paylaşımın gerçekten kişiye ait olup olmadığı, içeriğin bağlamı, tarihi ve güncelliği gözetilmelidir; bir içeriğin "riskli" olarak nitelendirilmesi somut bir temele dayanmalıdır, aidiyet, bağlam, güncellik, görev ve hukuki süreç ayrımı her durumda korunur.

Bu içeriklerin bir kısmı ceza hukuku boyutu da taşıyabilir; ancak ceza hukuku boyutu ile güvenlik soruşturması değerlendirmesi farklı süreçlerdir. Bir içerik hakkında ceza yargılaması yürütülüyorsa bu yargılamanın sonucu ve kesinleşip kesinleşmediği de önemlidir; henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoksa masumiyet karinesi gözetilmelidir. Bu kategorilerde dahi bir içeriğin riskli olarak değerlendirilmesi otomatik olumsuz sonuç anlamına gelmez; örneğin bir kişinin eleştirdiği bir içeriği aktarması ile o içeriği benimsemesi farklı şeylerdir.


Sosyal medya paylaşımı ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır, paylaşımın demokratik bir eleştiri mi yoksa suç teşkil eden bir ifade mi olduğuna göre belirlenir. Demokratik bir toplumda siyasi görüş açıklamak, kamu politikalarını eleştirmek ve mizah veya ironi yoluyla görüş bildirmek ifade özgürlüğü kapsamındadır; bu tür paylaşımlar rahatsız edici veya eleştirel olsalar dahi, kural olarak ifade özgürlüğü korumasından yararlanır ve yalnızca rahatsız edici olmaları nedeniyle koruma dışında sayılamaz. Ancak ifade özgürlüğü sınırsız değildir; şiddete çağrı, şiddeti meşrulaştırma veya başkalarının haklarına ağır müdahale niteliğindeki ifadeler bakımından ifade özgürlüğünün sınırlandırılması gündeme gelebilir; müdahalenin kanunilik, meşru amaç, demokratik toplum gerekleri ve ölçülülük koşullarını taşıması gerekir.

Kamu görevlisi statüsünden doğan tarafsızlık, sadakat ve özen yükümlülükleri, somut olayda ayrıca dikkate alınabilir; şiddete çağrı, şiddeti meşrulaştırma veya görevle açık çatışma oluşturan içerikler farklı değerlendirilebilir. İdarenin, bir paylaşımın ifade özgürlüğü sınırını aştığını somut biçimde ortaya koyması beklenir; bu iddia soyut bir değerlendirmeye değil, paylaşımın somut içeriğine ve bağlamına dayanmalıdır.

Sosyal medya ve güvenlik soruşturması kesişiminde doğrudan kaynak değeri taşıyan bir karar, Müjdat Kaya (B. No: 2020/6675, 24.10.2024) başvurusudur. Somut olayda, hekim olarak yerleştirilen başvurucunun güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanmış; ilk derece mahkemesi başvurucunun bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan yargılandığını ve HAGB kararı bulunduğunu dikkate almıştır. Başvuru, kişisel verilerin güvenlik soruşturmasına esas alınması bağlamında özel hayat ve kişisel verilerin korunması yönünden Anayasa Mahkemesi önüne gelmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuruda özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Bu karar, bir sosyal medya paylaşımına dayalı ceza sürecinin güvenlik soruşturmasında kullanılmasının hangi hukuki hassasiyetleri gerektirdiğini göstermesi bakımından önemlidir; kararı "sosyal medya varsa atama yapılmalıdır" veya "sosyal medya asla değerlendirilemez" biçiminde genellemek doğru değildir.

Kamu görevlisinin ifade özgürlüğü bakımından yol gösterici dört karar da bu değerlendirmede önem taşır. Hüseyin Ömer Volkan Çiçek (B. No: 2017/39464, 23.02.2022) kararında Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiş; kamu görevlisinin eleştirel sosyal medya paylaşımında, statüden doğan ödev ve sorumluluklarla ifade özgürlüğü arasında adil denge kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Lale Çalıkoğlu (B. No: 2018/36354, 18.10.2022) kararında, sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen disiplin cezası bağlamında idare ve mahkemelerin soyut gerekçeyle yetinmemesi gerektiği belirtilmiş ve ifade özgürlüğü ihlali tespit edilmiştir. Buna karşılık Hatice Deniz Aktaş ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (B. No: 2019/18481, 23.11.2022) kararında ihlal bulunmamış; paylaşımların şiddeti kışkırtıcı veya meşrulaştırıcı niteliği ve başvurucunun öğretmen sıfatı gibi unsurlar değerlendirilmiştir. Ramazan Kavak (B. No: 2017/20729, 05.09.2024) kararında da ihlal bulunmamış; kamu görevlisinin siyasi propaganda niteliğine ulaşan paylaşımı ve statüsünden doğan yükümlülükler dikkate alınmıştır.

Bu dört karar birlikte şu ilkeyi gösterir: sosyal medya içeriği ne otomatik olarak ifade özgürlüğü koruması dışındadır ne de her durumda kamu görevi bakımından sonuçsuzdur; içerik, bağlam, paylaşımın amacı, görev ve statü, kamu hizmetine etkisi ve müdahalenin ölçülülüğü somut olarak değerlendirilmelidir. Bu kararlar doğrudan bir 7315 güvenlik soruşturması kararı değildir; ifade özgürlüğü bakımından yol gösterici ilkeler olarak değerlendirilmelidir. Ramazan Kavak kararı, siyasi propaganda ile salt siyasi görüş sahibi olma arasındaki ayrımı da göstermektedir; "siyasi görüş açıklamaları hiçbir sonuç doğurmaz" biçiminde mutlak bir ifade doğru değildir, kamu görevlileri ve bazı özel statüler bakımından tarafsızlık ve sadakat yükümlülükleri somut olayda dikkate alınabilir.


Terör propagandası iddiası içeren paylaşımlar en ağır isnatlardan biri olduğundan, somut ve dikkatli bir değerlendirme gerektirir; idarenin bu tür bir iddiayı ileri sürmesi hâlinde, iddianın somut delillerle desteklenmesi beklenir. Bu değerlendirmede somut paylaşımın içeriği, tarihi ve bağlamı ayrıştırılmalı; bir paylaşımın gerçekten bu nitelikte olup olmadığı içeriğine ve bağlamına göre belirlenmeli, soyut bir nitelendirme yeterli görülmemelidir. Ceza hukuku bakımından bir suçun oluşması ile idari güvenlik değerlendirmesi aynı hukuki test değildir; kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoksa kişi suçlu ilan edilemez, buna rağmen dosyadaki maddi olgular idari ölçütlerle ayrıca değerlendirilebilir.

İrtibat ve iltisak gibi kavramlar denetlenebilir olgulara dayanmalıdır; ağır nitelendirmeler somut delillerle desteklenmeli ve tek bir içeriğin anlamı kendi bağlamıyla değerlendirilmelidir. "Tek paylaşım hiçbir zaman irtibat veya iltisak göstermez" biçiminde mutlak bir ifade doğru olmadığı gibi, "tek paylaşım her durumda yeterlidir" ifadesi de doğru değildir; hangi sonucun çıkarılacağı somut olayın delillerine bağlıdır. İddianın somut delillerle desteklenmemesi hâlinde, olumsuz işlem sebep unsuru yönünden tartışmaya açıktır.

5816 sayılı Kanun kapsamına girdiği iddia edilen bir paylaşımda, bu iddiayla ilgili bir soruşturma veya yargılama bulunup bulunmadığı ve bunun sonucu önemlidir; KYOK, beraat, düşme veya HAGB gibi farklı sonuçlar farklı hukuki nitelik taşır. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoksa masumiyet karinesi gözetilmelidir; devam eden bir soruşturma veya kesinleşmemiş bir karar, kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi değerlendirilemez. Bu nedenle 5816 sayılı Kanun kapsamına sokulduğu ileri sürülen bir paylaşımın güvenlik soruşturmasına etkisi, somut olayın özelliklerine göre belirlenir; sosyal medya içeriğinin bağlamı da bu değerlendirmede ayrıca gözetilir. Bu konunun ceza hukuku boyutu ayrı bir değerlendirme konusudur; burada yalnızca güvenlik soruşturmasıyla bağlantısı ele alınmaktadır.


Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kesinleşmiş ve açıklanmış mahkûmiyetle aynı hukuki konumda değildir; HAGB kararının niteliği ve güvenlik soruşturmasına etkisi konusunda ayrıntılı bilgi için HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi başlıklı içerik incelenebilir. Aynı şekilde bir paylaşım nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, beraat veya düşme kararı da mahkûmiyet değildir ve kişi lehine bir durumdur; bu kararların niteliği konusunda KYOK, beraat ve düşme kararı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.

Bir paylaşım nedeniyle devam eden bir soruşturma da kesinleşmiş bir mahkûmiyet değildir; bu süreçte masumiyet karinesi geçerlidir ve idare salt soruşturma varlığına dayanarak otomatik olumsuz sonuç vermemelidir. Devam eden soruşturmanın güvenlik soruşturmasına etkisi konusunda ayrıntılı bilgi için devam eden soruşturma veya ceza davası güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir. Bu üç alanın ayrıntılı hukuki çerçevesi kendi owner sayfalarında ele alınmaktadır; bu bölümün odağı, sadece bu kararların sosyal medya kaynaklı bir dosyadaki yeridir.

Hayır, güvenlik soruşturmasında aileye bakılması ile kişinin kendi sosyal medya incelemesi farklı konulardır; sosyal medya incelemesi kişinin kendi dijital davranışlarıyla ilgilidir. Aile bireyine ait sosyal medya içeriği otomatik olarak adaya yüklenemez; adayla güncel ve kişisel bir bağlantı kurulabiliyor ve bu bağlantının görevin niteliği bakımından önemi somutlaştırılabiliyorsa idari değerlendirmede gündeme gelmesi mümkündür. Bu konunun ayrıntılı hukuki çerçevesi için güvenlik soruşturmasında aileye bakılır mı başlıklı içerik incelenebilir.

Hayır, sosyal medya verisi ile adli sicil kaydı aynı şey değildir. Adli sicil, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu kapsamında kaydedilmesi öngörülen kesinleşmiş ceza mahkûmiyetleri ve bunlara ilişkin kanunda belirtilen bilgilerin tutulduğu resmî kayıt sistemidir. Bir paylaşım, beğeni veya yorum bu nitelikte bir kayıt değildir; ancak paylaşım nedeniyle yürütülen bir ceza yargılaması sonuçlanmış ve kanuni kayıt şartları oluşmuşsa, ceza sürecinin sonucu ayrı bir konu olarak gündeme gelebilir. Adli sicil kaydının güvenlik soruşturmasına genel etkisi için adli sicil kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.


Emniyet, askerî kurumlar, özel güvenlik ve gizlilik dereceli birimlerde görev hassasiyeti daha yüksek olabilir ve bu durum değerlendirmenin ağırlığını etkileyebilir. Ancak bu hassasiyet, idareye sınırsız bir takdir yetkisi vermez; temel hakları ve gerekçelendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hassas bir görevde dahi, aidiyet, güncellik, ifade özgürlüğü ve ölçülülük ilkeleri geçerliliğini korur; idarenin bir paylaşıma dayanırken somut, güncel ve görevle bağlantılı bir gerekçe göstermesi beklenir. Polislik, askerî personel ve gizlilik dereceli birimlerde ayrıca özel personel mevzuatının incelenmesi gerekir; bu yazı bu mesleklerin genel owner sayfası değildir.

Değerlendirme Komisyonu, sosyal medya paylaşımlarını mekanik biçimde değil; içeriği, tarihi, bağlamı, aidiyeti, görevle bağlantısı, ifade özgürlüğü ve ölçülülük yönünden gerekçeli olarak değerlendirmelidir. Komisyonun görevi bir paylaşımın varlığını tespit etmekten ibaret değildir; paylaşımın gerçekten kişiye ait olup olmadığını, içeriğinin ne anlama geldiğini ve görevle somut bir bağlantı taşıyıp taşımadığını değerlendirmesi, yazılı ve gerekçeli görüşünü yetkili makama sunması beklenir. Salt "kişinin sosyal medya paylaşımı bulunduğu" tespitine dayalı bir değerlendirme eksik nitelik taşıyabilir; gerekçesiz veya mekanik bir Komisyon değerlendirmesi yargı denetiminde tartışmaya açıktır.

Bazı paylaşımlar, nitelikleri gereği tek başına ve otomatik elenme sebebi yapılmamalıdır: ifade özgürlüğü kapsamındaki içerikler, demokratik eleştiri niteliğindeki paylaşımlar, güncelliğini yitirmiş eski paylaşımlar, bağlamından koparılmış mizah veya ironi içerikleri, üçüncü kişiye ait olup yalnızca paylaşılan içerikler ve aidiyeti ispatlanamayan hesaplardaki içerikler. Bu paylaşımların ortak özelliği, ya ifade özgürlüğü kapsamında kalmaları ya da kişiye somut biçimde bağlanamamalarıdır; ifade özgürlüğü kapsamındaki bir paylaşımın otomatik olarak kullanılması hukuka aykırı olabilir. Üçüncü kişiye ait bir içeriğin yalnızca paylaşılması veya bir habere yer verilmesi, içeriğin benimsendiği anlamına gelmeyebilir; içeriğin kişi tarafından benimsenip benimsenmediği bağlamıyla birlikte değerlendirilmelidir. İdarenin, bu nitelikteki bir paylaşıma dayanması hâlinde neden ifade özgürlüğü sınırını aştığını ve görevle somut bağlantısını ortaya koyması beklenir.


Sosyal medya nedeniyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanırsa, izlenecek temel yol, kanuni süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmasıdır. İlk adım, olumsuz işlemin yazılı tebliğ belgesinin saklanması ve tebliğ tarihinin not edilmesidir; ardından kararın gerekçesinin öğrenilmesi için idareye başvurulabilir. Bu süreçte sosyal medya verisinin dosyada bulunması, araştırma sonucu ve Komisyon değerlendirmesi ile yetkili makamın tesis ettiği kesin ve icrai atamama veya göreve başlatmama işlemi birbirinden ayrılmalıdır; iptal davası kural olarak hukuki sonuç doğuran nihai işleme yöneltilir.

Dayanak olarak gösterilen paylaşımın ekran görüntüsü, tarihi, URL'si ve bağlamı vakit kaybetmeden toplanmalıdır; sosyal medya içerikleri zamanla değişebilir, silinebilir veya erişilemez hâle gelebilir. Bu süreçte hukuki destek alınması yararlı olabilir; bir güvenlik soruşturması avukatı, paylaşımın niteliğinin, aidiyetinin ve dava süresinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Sosyal medya nedeniyle verilen olumsuz işleme karşı açılacak dava bir iptal davasıdır; mahkeme, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olup olmadığını inceler. Sosyal medya nedeniyle verilen olumsuz işlemde özellikle sebep unsuru önem kazanır: idare hangi somut paylaşıma dayanmıştır, bu paylaşım kişiye ait midir, güncel midir ve görevle bağlantılı mıdır? Somut ve görevle bağlantılı bir gerekçeye dayanmayan işlem hukuka aykırı bulunabilir; ölçülülük denetimi de bu aşamada yapılır, bir paylaşım nedeniyle kişinin kamu görevinden tamamen mahrum bırakılması orantısız olabilir.

Şartları varsa bu davayla birlikte yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Yürütmenin durdurulması için iki şartın birlikte bulunması gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması; aidiyeti ispatlanamayan veya ifade özgürlüğü kapsamındaki bir paylaşıma dayanan işlem, açık hukuka aykırılık koşulu bakımından gündeme gelebilir. Yürütmenin durdurulması kararının verilmesi otomatik atama, kesin göreve başlama veya davanın kesin kazanılması anlamına gelmez. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde kanunda gösterilen itiraz merciine başvurulabilir; görevli merci, kararı veren mahkemeye göre belirlenir.

Sosyal medya nedeniyle verilen olumsuz işleme karşı, özel bir düzenleme bulunmadıkça iptal davası açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gündür. Yazılı tebliğ bulunmayan veya usulsüz tebliğ bulunan bazı durumlarda öğrenme tarihi ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir. Sürenin doğru hesaplanması sürecin en kritik aşamalarından biridir; paylaşımın aidiyetine veya ifade özgürlüğüne ilişkin en güçlü argümanlar dahi süre kaçırıldığında işlevsiz kalabilir. Dava açma süresi içinde idareye başvurarak işlemin gerekçesinin öğrenilmesi de mümkündür; ancak bu başvurunun süreye etkisi somut başvurunun niteliğine göre değişebileceğinden sürelerin dikkatle takip edilmesi gerekir.


Sosyal medya nedeniyle açılan davada, hem işlemin niteliğini hem de paylaşımın bağlamını ortaya koyacak belgelerin hazırlanması gerekir. Aşağıdaki tablo, kullanılabilecek belgeleri ve önemini özetlemektedir.

BelgeNeden ÖnemliNasıl Kullanılır
Tebliğ belgesiDava süresini başlatırSürenin korunması için saklanır
Olumsuz işlem yazısıİşlemin gerekçesini gösterirSebep unsuru incelenir
Paylaşımın tam ekran görüntüsüİçeriği ve bağlamı gösterirPaylaşımın gerçek anlamı ortaya konulur
Paylaşım tarihi ve URLGüncellik ve kaynak belirlerEski/bağlamsız iddialara karşı kullanılır
Hesabın aidiyetine ilişkin delillerAidiyeti ortaya koyarAidiyet tartışmasında kullanılır
Hesabın ele geçirildiğine ilişkin delillerAidiyeti zayıflatırSahte/ele geçirilmiş hesap savunması
KYOK, beraat, düşme veya HAGB kararıKararın hukuki niteliğini ve gerekçesini gösterirKarar türüne göre farklı hukuki etki değerlendirilir
Adli sicil ve arşiv kaydıKayıt durumunu gösterirKesinleşmiş mahkûmiyet bulunup bulunmadığı ortaya konulur
İdareye yapılan başvurularSüreci belgelerİdari sürecin seyri gösterilir
Göreve ilişkin özel mevzuatGörev niteliğini belirlerGörevle bağlantı tartışılır
Tanık veya teknik inceleme bilgileriAidiyet ve içeriği desteklerManipülasyon iddialarında kullanılır

Bu belgelerin yalnızca toplanması değil, her birinin hangi argümanı desteklediğinin belirlenmesi de önemlidir. KYOK, beraat, düşme veya HAGB kararlarının hiçbiri aynı hukuki etkiye indirgenmemelidir; her kararın türü ve gerekçesi farklı hukuki sonuç doğurabilir.

Sosyal medya nedeniyle açılan davalarda idare, belirli savunma eksenlerine dayanabilir. Aşağıdaki tablo, idarenin sık başvurduğu savunmaları ve bunlara karşı ileri sürülebilecek argümanları özetlemektedir.

İdarenin SavunmasıKarşı Argüman
Paylaşım kamu güvenliği açısından risklidirRisk somutlaştırılmalı ve görevle bağlantısı gösterilmelidir
Paylaşım terör propagandasıdırİçerik, bağlam ve varsa yargı süreci sonucu incelenmelidir; idare kesinleşmiş mahkûmiyet olmadan kişiyi suçlu ilan edemez, ancak maddi olguları görev bakımından ayrıca değerlendirebilir
Hesap adaya aittirAidiyet somut delille ispatlanmalıdır
Görev hassas bir görevdirHassasiyet ölçülülüğü ve gerekçelendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz
Takdir yetkisi kullanılmıştırTakdir yetkisi sınırsız değildir
Açık kaynak araştırması yapılmıştırAçık kaynak verisi de hukuka uygun, ölçülü ve amaçla bağlantılı değerlendirilmelidir
Kamu yararı gereği işlem tesis edilmiştirKamu yararı soyut değil, somut olmalıdır

Bu savunmalar her dosyada farklı biçimde karşımıza çıkabilir. İdarenin dayandığı paylaşımın aidiyetinin, güncelliğinin ve görevle bağlantısının somut biçimde ortaya konulup konulmadığı, mahkeme tarafından bu savunmalar çerçevesinde incelenir.


"Sosyal medyada hiçbir şey sorun olmaz." Bu doğru değildir. Suç teşkil eden veya görevle bağdaşmayan güncel içerikler değerlendirmeye konu olabilir.

"Bir paylaşımı sildiysem hiçbir yerde çıkmaz." Bu her zaman doğru değildir. Silinen bir içerik, ekran görüntüsü veya arşiv üzerinden gündeme gelebilir; ancak böyle bir içeriğin varlığı, aidiyeti ve bağlamı ayrıca ispatlanmalıdır.

"Bir kere beğeni yaptım diye kesin elenirim." Bu doğru değildir. Tek bir beğeni, otomatik elenme sebebi değildir; beğeninin bağlamı, tarihi ve görevle bağlantısı değerlendirilir.

"Instagram mesajlarıma herkes bakabilir." Bu doğru değildir. Özel mesajlar aleni veri değildir ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadır.

"Eleştirel paylaşım kesin suçtur." Bu doğru değildir. İfade özgürlüğü kapsamındaki eleştiri kural olarak korunur; sınır, içerik ve bağlama göre belirlenir.

"İdarenin gizli belge dediği her şey kesin doğrudur." Bu doğru değildir. İdarenin dayandığı verinin somut, güncel, hukuka uygun ve görevle bağlantılı olması beklenir; bu hususlar yargı denetimine tabidir.


Uygulamada en sık yapılan hata, sosyal medya temelli olumsuz işlemlerde adayların savunmasını eksik kurmasıdır; yalnızca "paylaşım bana ait değil" veya "sildim" demekle yetinmek çoğu zaman yetersiz kalır. Etkili bir savunma tek bir argümana değil, dosyanın bütününe dayanır: aidiyet, içerik, bağlam, tarih, ifade özgürlüğü ve görevle bağlantı argümanlarının birlikte kurulması savunmayı güçlendirir. Örneğin paylaşımın aidiyeti reddediliyorsa bu somut delillerle desteklenmeli, paylaşım ifade özgürlüğü kapsamındaysa bu gerekçeleriyle ortaya konulmalı, paylaşım eskiyse güncellik ilkesi vurgulanmalıdır.

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan davada mahkeme, paylaşımın niteliğini ve idarenin gerekçesini çeşitli yönlerden inceler: paylaşımın kişiye ait olup olmadığı, içeriği ve bağlamı, tarihi ve güncelliği, kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunup bulunmadığı, ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, görevin niteliğiyle bağlantısı, idarenin gerekçesinin somut olup olmadığı ve ölçülülük ile kişisel verilerin korunması ilkelerine uygunluk. Mahkeme bu unsurları birlikte değerlendirerek işlemin hukuka uygun olup olmadığına karar verir; aidiyeti ispatlanamayan, ifade özgürlüğü kapsamındaki veya güncelliğini yitirmiş bir paylaşıma dayanan işlem bu inceleme sonucunda hukuka aykırı bulunabilir. Her dosya kendi delilleri ve koşulları içinde ele alınır; tek bir kurala dayalı genel bir sonuç çıkarılamaz.


Sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasında incelenebilir; ancak her paylaşım otomatik olarak elenme sebebi değildir. 7315 sayılı Kanun sosyal medyayı ayrı ve sınırsız bir araştırma kategorisi olarak düzenlemez; bir paylaşımın, beğeninin, retweetin veya takibin varlığı tek başına olumsuz sonuç doğurmaz. İdarenin sosyal medya verisine dayanarak olumsuz işlem tesis edebilmesi için, paylaşımın kişiye ait olduğunu, güncel olduğunu, görevle bağlantılı olduğunu ve olumsuz sonucu haklı kılacak somut nitelik taşıdığını ortaya koyması gerekir.

Özellikle Instagram özel mesajları, WhatsApp mesajları ve YouTube izleme geçmişi gibi aleni olmayan veriler, açık kaynak verisi gibi değerlendirilmemelidir; ifade özgürlüğü kapsamındaki paylaşımların otomatik elenme gerekçesi yapılması da hukuka aykırı olabilir. Anayasa Mahkemesi'nin kamu görevlisi ifade özgürlüğüne ilişkin kararları, içeriğin bağlam, amaç, statü ve ölçülülük içinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Aksi durumda işlem; somutluk, güncellik, ölçülülük, görevle bağlantı, ifade özgürlüğü, masumiyet karinesi ve kişisel verilerin korunması yönünden idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Olumsuz işlemin tebliğinden itibaren kural olarak 60 gün içinde iptal davası açılabilir; şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Her dosya somut olayın özellikleri gözetilerek değerlendirilmelidir; hukuki destek, süre ve usul kaynaklı hak kaybı riskini azaltabilir.


Altın Tavsiye

Sosyal medya nedeniyle olumsuz bir güvenlik soruşturması sonucuyla karşılaşırsanız, dayanak gösterilen paylaşımın hangi hesaba, hangi tarihe ve hangi URL'ye ait olduğunu tespit edin ve ekran görüntüsünü bağlamıyla birlikte saklayın; hesabın aidiyeti tartışmalıysa bunu somut delillerle (giriş kayıtları, tanık beyanı, teknik inceleme gibi) destekleyin. Paylaşımın yalnızca ilgili kısmını değil, tam metnini ve varsa öncesi/sonrasındaki bağlamı koruyun. İdari işlemin yazılı bildirim veya öğrenme tarihini kaydedin. "Sildim" veya "bana ait değil" demekle yetinmeyin; savunmanızı aidiyet, içerik, bağlam, güncellik, ifade özgürlüğü ve görevle bağlantı unsurlarının tümünü kapsayacak biçimde kurun.


Hukuki Bilgilendirme

Bu içerik; 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, Anayasa'nın ifade özgürlüğü, özel hayat ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin hükümleri ile ilgili yüksek yargı kararları dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 17.08.2026

Yazan: Av. Emre Asan

Kontrol Eden: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasında açık kaynak verisi olarak gündeme gelebilir; ancak her paylaşım otomatik elenme sebebi değildir. Paylaşımın içeriği, tarihi, bağlamı, kişiye aidiyeti ve görevle bağlantısı değerlendirilir. İdarenin somut, güncel ve görevle bağlantılı gerekçe göstermesi beklenir. Aksi hâlde işlem idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Güvenlik soruşturmasında herkese açık sosyal medya içeriklerine açık kaynak araştırması kapsamında bakılabilir. Ancak özel mesajlar, kapalı hesaplar ve izleme geçmişi gibi aleni olmayan veriler farklı değerlendirilir. Açık kaynak araştırması da hukuka uygun, güncel ve görevle bağlantılı olmak zorundadır.

Instagram özel mesajları açık kaynak verisi değildir ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadır. İdarenin bu mesajlara doğrudan ve sınırsız erişimi bulunmaz. Ancak mesajlar hukuka uygun elde edilmiş bir delile veya ceza soruşturması dosyasına konu olmuşsa, aidiyeti ve bağlamı incelenerek değerlendirilebilir.

YouTube izleme geçmişi kişinin özel hesap verisidir ve açık kaynak araştırması kapsamında doğrudan incelenemez. Buna karşılık herkese açık kanal, yorum, video veya abonelikler aleni veri olarak gündeme gelebilir. Yine de bu içerikler tek başına otomatik olumsuzluk sebebi yapılamaz.

WhatsApp mesajları özel haberleşme kapsamındadır ve açık kaynak verisi değildir. İdarenin bu mesajlara sınırsız erişimi bulunmaz. Ancak mesajlar hukuka uygun elde edilmiş bir delile veya ceza soruşturmasına konu olmuşsa, haberleşmenin gizliliği ve aidiyet yönünden değerlendirilebilir.

Eski paylaşımlar güncellik ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek değerlendirilir ve tek başına otomatik engel oluşturmaz. Yıllar önce yapılmış bir paylaşımın bugünkü göreve uygunluğu nasıl etkilediği somut biçimde açıklanmalıdır. Güncelliğini yitirmiş bir içeriğin güncel risk gibi sunulması tartışmalıdır.

Silinen bir paylaşım, ekran görüntüsü veya arşiv üzerinden gündeme gelebilir. Ancak böyle bir içeriğin varlığı, kişiye aidiyeti, tarihi ve bağlamı ayrıca ispatlanmalıdır. Kaynağı ve bağlamı belirsiz silinmiş bir içeriğin olumsuz işleme dayanak yapılması tartışmaya açıktır.

Beğeni veya retweet yalnızca bu nedenle otomatik elenme sebebi değildir. Bu eylemler her zaman bilinçli destek anlamına gelmez; bağlam, tarih, süreklilik ve hesap aidiyeti gözetilir. İdarenin, eylemin görevle somut bağlantısını ortaya koyması beklenir.

Sırf bir hesabı takip etmek yalnızca bu nedenle otomatik olumsuzluk sebebi değildir. İnsanlar hesapları farklı saiklerle takip edebilir. İdarenin, takip ilişkisini başka somut olgularla desteklemesi ve görevle bağlantısını ortaya koyması beklenir.

Ekran görüntüsü manipülasyona açık olduğundan tek başına her zaman yeterli kabul edilmeyebilir. Tarih, URL, hesap aidiyeti ve içerik bütünlüğü ile desteklenmesi gerekir. Kaynağı ve bağlamı belirsiz bir görüntünün delil değeri tartışmalıdır.

İfade özgürlüğü kapsamındaki paylaşımlar, kural olarak otomatik elenme gerekçesi yapılamaz. Demokratik eleştiri, siyasi görüş ve mizah ifade özgürlüğü korumasından yararlanır. İdarenin, bir paylaşımın bu sınırı aştığını somut biçimde ortaya koyması beklenir.

Olumsuz işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. İlk adım tebliğ belgesini saklamak, gerekçeyi öğrenmek ve paylaşımın ekran görüntüsü ile bağlamını toplamaktır. Şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.