Randevu Al

İletişim Bilgileri

Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?

Ana Sayfa Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
  • Yayın Tarihi: 09.06.2026
  • Yazar: Av. Emre ASAN
1. Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 1.1. Sosyal Medya İçerikleri Güvenlik Soruşturmasında Nasıl Değerlendirilir? 1.2. Güvenlik Soruşturması Sosyal Medyaya Bakılır mı? 1.3. Güvenlik Soruşturmasında Sosyal Medyada Nelere Bakılır? 1.4. Sosyal Medya Hesapları Dışında Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılır? 1.5. Sosyal Medya Verisi ile Adli Sicil ve Sabıka Kaydı Aynı Şey midir? 1.6. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Nedir? 1.7. 7315 Sayılı Kanun Sosyal Medya Paylaşımları Hakkında Ne Anlama Gelir? 1.8. Açık Kaynak Araştırması Sınırsız Bir Yetki midir? 1.9. Sosyal Medya Paylaşımları Kişisel Veri Sayılır mı? 1.10. Güvenlik Soruşturmasında Instagram Mesajlarına Bakılır mı? 1.11. Güvenlik Soruşturmasında YouTube Geçmişine Bakılır mı? 1.12. Güvenlik Soruşturmasında WhatsApp Mesajlarına Bakılır mı? 1.13. Sosyal Medya Hesaplarının Kişiye Ait Olduğu Nasıl İspatlanmalıdır? 1.14. Ekran Görüntüsü Tek Başına Yeterli Delil midir? 1.15. Beğeni, Retweet veya Yorum Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 1.16. Takip Edilen Hesaplar Güvenlik Soruşturmasında Sorun Olur mu? 1.17. Eski Sosyal Medya Paylaşımları Memuriyete Engel Olur mu? 1.18. Silinen Sosyal Medya Paylaşımı Güvenlik Soruşturmasında Çıkar mı? 1.19. Hangi Sosyal Medya İçerikleri Güvenlik Soruşturmasında Risk Oluşturabilir? 1.20. Hangi Paylaşımlar Tek Başına Elenme Sebebi Yapılmamalıdır? 1.21. Sosyal Medya Paylaşımı ile İfade Özgürlüğü Arasındaki Sınır Nedir? 1.22. Anayasa Mahkemesi ve Emsal Kararlar Sosyal Medya Değerlendirmesinde Neden Önemlidir? 1.23. 5816 Sayılı Kanun Kapsamındaki Paylaşımlar Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 1.24. Terör Propagandası İddiası İçeren Paylaşımlar Nasıl Değerlendirilir? 1.25. Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle HAGB Kararı Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 1.26. Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle KYOK, Beraat veya Düşme Kararı Varsa Ne Olur? 1.27. Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Devam Eden Soruşturma Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 1.28. Güvenlik Soruşturması Hangi Durumlarda Olumsuz Çıkar? 1.29. Değerlendirme Komisyonu Sosyal Medya Paylaşımlarını Nasıl Değerlendirmelidir? 1.30. Güvenlik Soruşturmasında Anne Baba ve Aile ile Sosyal Medya İncelemesi Aynı Şey midir? 1.31. Emniyet Genel Müdürlüğü, Askeri Kurumlar ve Gizlilik Dereceli Birimlerde Sosyal Medya Değerlendirmesi 1.32. Sosyal Medya Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Gelirse Ne Yapılmalı? 1.33. Hangi Dava Açılır? 1.34. Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi? 1.35. Dava Açma Süresi Kaç Gündür? 1.36. Sosyal Medya Nedeniyle Açılan Davada Hangi Belgeler Kullanılmalıdır? 1.37. İdarenin Muhtemel Savunmaları Nelerdir? 1.38. Uygulamada Yanlış Bilinenler 1.39. Uygulamada En Sık Yapılan Hata 1.40. Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturması Davasında Mahkeme Neye Bakar? 1.41. Sonuç 1.42. Altın Tavsiye . Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?

Sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasında açık kaynak verisi olarak gündeme gelebilir; ancak her paylaşım, beğeni, retweet veya takip otomatik elenme sebebi değildir. İdare, sosyal medya verisine dayanıyorsa bu verinin kişiye ait olduğunu, hukuka uygun elde edildiğini, güncel ve görevle bağlantılı olduğunu ortaya koymalıdır.


Kısaca:

  • Sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasında açık kaynak verisi olarak gündeme gelebilir.
  • Ancak her paylaşım, beğeni, retweet, yorum veya takip otomatik elenme sebebi değildir.
  • Paylaşımın içeriği, tarihi, bağlamı, kişiye aidiyeti ve görevle bağlantısı önemlidir.
  • Instagram özel mesajları ve YouTube izleme geçmişi açık kaynak veri gibi değerlendirilmemelidir.
  • İfade özgürlüğü kapsamındaki eleştirel paylaşımlar doğrudan olumsuzluk sebebi yapılmamalıdır.
  • Eski, silinmiş veya bağlamından koparılmış içerikler güncellik ve ölçülülük yönünden tartışılabilir.
  • Sosyal medya nedeniyle olumsuz sonuç verilirse 60 gün içinde iptal davası açılabilir.
  • Dava dosyasında paylaşımın ekran görüntüsü, tarihi, URL'si, bağlamı, hesap aidiyeti ve idarenin gerekçesi birlikte değerlendirilmelidir.

Sosyal medya içeriklerinin güvenlik soruşturmasındaki yeri kısaca şu şekilde özetlenebilir: paylaşımlar güvenlik soruşturması sürecinde incelenebilir, ancak yalnızca bu nedenle ve otomatik olarak olumsuz sonuç doğurmaz.

Aleni veriler, herkese açık oldukları ölçüde açık kaynak araştırması kapsamında gündeme gelebilir. Ancak bir paylaşımın salt varlığı, kişinin güvenlik soruşturmasından otomatik olarak olumsuz geçeceği anlamına gelmez; her şey somut değerlendirmeye bağlıdır.

Bir paylaşımın güvenlik soruşturmasına etkisi; içeriği, tarihi, bağlamı, kişiye aidiyeti, ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, suç teşkil edip etmediği ve görevin niteliğiyle bağlantısı gibi unsurlara göre değişir. Bu unsurlar değerlendirilmeden, bir paylaşımın bağlamından kopuk biçimde olumsuz sonuca dayanak yapılması hukuken tartışmalıdır.

Bu nedenle bir kişinin paylaşım yapmış olması, beğeni yapması veya bir hesabı takip etmesi, salt bu nedenle olumsuz sonuç doğurmaz. Önemli olan, idarenin bu veriye dayanırken somut, güncel ve görevle bağlantılı gerekçe gösterip gösteremediğidir.

İdare, soyut, eski, bağlamından koparılmış veya kişiye aidiyeti ispatlanmamış bir sosyal medya verisine dayanarak güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandırırsa, bu işlem somutluk, güncellik, ölçülülük, görevle bağlantı, ifade özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması yönünden idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Günümüzde sosyal medya platformları, kişilerin görüşlerini paylaştığı, etkileşimde bulunduğu ve bilgi edindiği yaygın alanlardır. Bu alandaki bir paylaşımın güvenlik soruşturmasına etkisi, otomatik bir mekanizma değil; çok yönlü ve dikkatli bir hukuki değerlendirme konusudur. Bu değerlendirmede tek bir veriden hareketle sonuca varılması, çoğu zaman eksik bir yaklaşımdır.

Bu yazı, sosyal medya verisinin güvenlik soruşturmasındaki yerini; ifade özgürlüğü, kişisel verilerin korunması, aidiyet, güncellik, ölçülülük ve görevle bağlantı ekseninde ele almaktadır. Beğeni, retweet, yorum, takip, herkese açık profil bilgisi ve diğer dijital veriler bu çerçevede değerlendirilmektedir. Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir.


Güvenlik soruşturmasında sosyal medyaya bakılabilir; ancak bu, yalnızca herkese açık içerikler bakımından ve hukuka uygun sınırlar içinde geçerlidir. Herkesin görebileceği bir paylaşım ile kişinin özel hesap verisi farklı değerlendirilir.

Herkese açık sosyal medya içerikleri, açık kaynak araştırması kapsamında gündeme gelebilir. Açık bir profilde yer alan paylaşımlar, herkese açık yorumlar veya herkese açık videolar, aleni nitelikte olduklarından açık kaynak verisi olarak incelenebilir. Güvenlik soruşturmasında internet üzerindeki aleni veriler bu kapsamda değerlendirilebilirken, e-Devlet üzerinden alınan resmî kayıtlar ise ayrı bir veri grubunu oluşturur.

Buna karşılık özel mesajlar, kapalı hesaplar, izleme geçmişi ve diğer kişisel hesap verileri farklı bir konumdadır. Bu veriler aleni değildir; bu nedenle açık kaynak araştırması kapsamında doğrudan incelenebilecek veriler gibi değerlendirilmemelidir.

Bu nedenle "güvenlik soruşturmasında sosyal medyaya bakılır" ifadesi, ancak herkese açık içerikler bakımından ve hukuka uygunluk sınırları içinde doğrudur. İdarenin, kişinin özel hesap verilerine sınırsız erişimi bulunmaz.

Herkese açık içerik ile özel hesap verisi arasındaki ayrım, bu değerlendirmenin temelidir. Bir kişinin herkese açık olarak paylaştığı bir görüş ile özel mesajlaşmaları veya izleme geçmişi, hukuken farklı korumalardan yararlanır. Bu ayrımın gözetilmemesi, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği yönünden sorun doğurabilir.

Açık kaynak araştırması da, hukuka uygun, güncel ve görevle bağlantılı olmak zorundadır. Bir verinin aleni olması, onun her biçimde ve sınırsız şekilde değerlendirilebileceği anlamına gelmez.


Güvenlik soruşturmasında sosyal medyada nelere bakılır sorusu, adayların sık merak ettiği bir konudur. Güvenlik soruşturmasında sosyal medyada, kural olarak herkese açık ve aleni nitelikteki içeriklere bakılabilir. Bu kapsamda nelere bakılabileceği, içeriğin aleni olup olmamasına göre belirlenir.

Açık kaynak araştırması kapsamında gündeme gelebilecek başlıca içerikler şunlardır:

  • Herkese açık profil bilgileri
  • Herkese açık paylaşımlar ve gönderiler
  • Herkese açık yorumlar
  • Aleni beğeniler
  • Herkese açık retweetler
  • Herkese açık videolar ve kanal içerikleri
  • Herkese açık takip ilişkileri
  • Diğer açık kaynak verileri

Ancak bu içeriklerin gündeme gelebilmesi, otomatik olarak olumsuz sonuç doğuracakları anlamına gelmez. Her içerik, kişiye aidiyeti, güncelliği, bağlamı ve görevle bağlantısı yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.

Özel mesajlar, kapalı hesaplardaki içerikler ve izleme geçmişi gibi aleni olmayan veriler ise bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Bu verilerin incelenmesi, ancak hukuka uygun bir biçimde elde edilmiş olmaları hâlinde gündeme gelebilir.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: bir kişinin herkese açık profilinde paylaştığı içerikler ile kapalı bir hesapta veya özel mesajlarda yer alan içerikler, güvenlik soruşturması bakımından farklı konumdadır. Aleni olmayan bir verinin açık kaynak araştırması kapsamında incelenmesi, hukuka uygunluk sorunu doğurur.

Bu nedenle "nelere bakılır" sorusunun cevabı, içeriğin aleniyetiyle sınırlıdır. Ayrıca aleni bir içeriğin incelenmesi dahi, onun otomatik olarak olumsuz sonuç doğuracağı anlamına gelmez; içerik, kendi bağlamı içinde değerlendirilmelidir.


Güvenlik soruşturmasında nelere bakılır sorusunun cevabı, yalnızca sosyal medya hesapları ile sınırlı değildir. Aday hakkında, görevle bağlantılı çeşitli kayıt ve olgusal veriler de değerlendirilebilir.

Bu kapsamda adli sicil kaydı, sabıka kaydı, arşiv araştırması kapsamındaki kayıtlar, devam eden soruşturmalar, kesinleşmiş mahkeme kararları ve kolluk ile istihbarat birimlerindeki olgusal veriler gündeme gelebilir. Bu kayıtların güvenlik soruşturmasına etkisi, kendi başlıkları altında ayrıca değerlendirilir.

Bu noktada istihbari verilerin niteliği de önem taşır; konuyla ilgili olarak istihbari bilginin güvenlik soruşturmasına etkisi başlıklı içerik incelenebilir. İstihbari bilginin de somut, güncel ve denetlenebilir olması beklenir.

Bununla birlikte bu yazının ana odağı, kişinin dijital davranışlarına ilişkin platform verileridir. Adli sicil, sabıka kaydı ve arşiv araştırması gibi konular yalnızca sosyal medya verisiyle ilişkisi ölçüsünde ele alınmaktadır. Hesap içeriğinin değerlendirilmesi, bu diğer kayıtlardan farklı bir nitelik taşır.

Hayır, sosyal medya verisi ile adli sicil ve sabıka kaydı aynı şey değildir. Paylaşım, beğeni veya yorum; adli sicil kaydı veya sabıka kaydı niteliği taşımaz.

Adli sicil kaydı, kişinin kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerine ilişkin resmî kayıttır. Sosyal medya verisi ise olgusal veri niteliğinde değerlendirilmeye çalışılabilen, farklı bir veri türüdür. Bu iki kavramın aynı hukuki ağırlıkta ele alınması hatalıdır.

Adli sicil kaydının güvenlik soruşturmasına genel etkisi için adli sicil kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir. Mahkûmiyet kaydı ile paylaşım, hukuken farklı sonuçlar doğurur.

Bu nedenle hesap içeriği, bir mahkûmiyet kaydı gibi ele alınmamalıdır. Hesap içeriği hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoksa, bu içerik mahkûmiyet kaydı gibi değerlendirilemez. Sosyal medya verisi ile adli sicil kaydının niteliği birbirinden ayrıdır.

Güvenlik soruşturması nedir sorusu, sürecin temelini anlamak için önemlidir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, kamu görevine girişte kişinin görevin gerektirdiği niteliklere uygunluğunu değerlendirmeye yönelik incelemelerdir. Bu süreç, aday hakkında belirli kayıt ve olgusal verilerin incelenmesine dayanır. Güvenlik soruşturması sürecinde, görevle bağlantılı veriler değerlendirilir.

Arşiv araştırması, kişi hakkındaki mevcut kayıtların taranmasıyla yürütülür. Güvenlik soruşturması ise buna ek olarak, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olgusal verilerin değerlendirilmesini kapsayabilir.

Sürecin genel çerçevesi için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması başlıklı ana rehber incelenebilir. Bu yazı ise özellikle sosyal medya verilerinin bu süreçteki yerine odaklanmaktadır.

Sosyal medya içerikleri, bu süreçte açık kaynak verisi veya olgusal veri olarak gündeme gelebilir. Ancak bu verilerin değerlendirilmesi de, sürecin diğer unsurları gibi somutluk, güncellik ve görevle bağlantı ilkelerine tabidir. Platform verisinin varlığı, yalnızca bu nedenle sonuç doğurmaz.


7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, doğrudan "sosyal medya" kavramı üzerinden değil; arşiv araştırması, güvenlik soruşturması, olgusal veri ve görevin gerektirdiği nitelikler üzerinden değerlendirilir. Kanun, sosyal medyayı özel olarak düzenleyen bir hüküm içermez.

Kanun, güvenlik soruşturması kapsamında görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerin değerlendirilebileceğini öngörür. Sosyal medya içerikleri, ancak bu çerçevede ve olgusal veri niteliği taşıdıkları ölçüde gündeme gelebilir.

Bu nedenle bir sosyal medya paylaşımının değerlendirilmesi, soyut bir "sosyal medya incelemesi" değil; somut, görevle bağlantılı ve olgusal bir veri değerlendirmesi olmalıdır. Paylaşımın olgusal veri niteliği taşıyıp taşımadığı, içeriğine ve bağlamına göre belirlenir.

Bu çerçevede, 7315 sayılı Kanun'un sosyal medya paylaşımları bakımından anlamı şudur: idare, ancak görevle bağlantılı, somut ve hukuka uygun elde edilmiş olgusal verileri değerlendirebilir.

Kanunun olgusal veri kavramı, soyut bir izlenimi veya değerlendirmeyi değil, somut ve doğrulanabilir bir olguyu ifade eder. Bir sosyal medya içeriğinin olgusal veri sayılabilmesi için, gerçekliği ve kişiye aidiyeti somut biçimde ortaya konulmalıdır. Doğruluğu şüpheli veya aidiyeti belirsiz bir içerik, bu nitelikte değerlendirilemez.

Soyut veya bağlamından kopuk bir paylaşım, bu kapsamda otomatik olumsuz sonuç doğurmaz. İdarenin, bir paylaşımı 7315 sayılı Kanun kapsamında değerlendirirken, paylaşımın görevle bağlantısını ve güvenlik açısından somut bir risk oluşturup oluşturmadığını ortaya koyması beklenir.


Hayır, açık kaynak araştırması sınırsız bir yetki değildir. Herkese açık verilerin incelenebilmesi, bu incelemenin hukuk dışı veya sınırsız olduğu anlamına gelmez.

Açık kaynak araştırmasının da hukuka uygun, güncel, doğru, bağlamına uygun, görevle bağlantılı ve ölçülü şekilde yapılması gerekir. Bir verinin aleni olması, onun her biçimde ve sınırsız şekilde kişi aleyhine kullanılabileceği anlamına gelmez.

Açık kaynak verilerinin doğruluğu da önemlidir. Bir paylaşımın gerçekten kişiye ait olup olmadığı, manipüle edilip edilmediği ve bağlamından koparılıp koparılmadığı, değerlendirmede gözetilmelidir.

İnternet ortamında bilgi kolayca üretilebilir, değiştirilebilir veya çoğaltılabilir. Bu nedenle açık kaynaktan elde edilen bir verinin doğruluğu, otomatik olarak kabul edilemez. Verinin kaynağı, gerçekliği ve bağlamı, değerlendirmede sorgulanmalıdır.

Doğruluğu şüpheli bir verinin olumsuz sonuca dayanak yapılması tartışmalıdır. İdarenin, açık kaynaktan elde ettiği verinin doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmesi beklenir.

Bu nedenle açık kaynak araştırması, idareye sınırsız bir takdir yetkisi vermez. İdarenin, açık kaynaktan elde ettiği veriyi de hukuka uygun, güncel ve görevle bağlantılı biçimde değerlendirmesi beklenir.

Açık kaynak verisinin değerlendirilmesinde bağlam da önemlidir. Bir paylaşım, alıntı, ironi, eleştiri veya farklı bir amaçla yapılmış olabilir. Bağlamından koparılmış bir verinin, gerçek anlamından farklı biçimde yorumlanması, değerlendirmeyi hatalı kılabilir.

Aksi hâlde işlem, yargı denetiminde tartışmaya açıktır. İdarenin, açık kaynaktan elde edilen veriye dayanırken bu verinin doğruluğunu, güncelliğini ve bağlamını gözetmesi beklenir. Sınırsız bir açık kaynak araştırması anlayışı, hukukun genel ilkeleriyle bağdaşmaz.


Sosyal medya paylaşımları, kişiyle ilişkilendirilebildikleri ölçüde kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu nedenle bu verilerin işlenmesi ve kullanılması, kişisel verilerin korunması ilkelerine tabidir.

Kişisel verilerin korunması, anayasal güvence altındadır ve özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilir. Bir kişiye ait sosyal medya verisinin işlenmesi, belirli ilkeler çerçevesinde yapılmalıdır.

Bu ilkeler arasında amaçla sınırlılık, veri minimizasyonu, güncellik ve ölçülülük yer alır. Amaçla sınırlılık, verinin yalnızca toplanma amacıyla bağlantılı olarak kullanılabileceğini; veri minimizasyonu, yalnızca gerekli verinin işlenebileceğini ifade eder.

Veri minimizasyonu ilkesi, güvenlik soruşturması bağlamında, yalnızca görevle bağlantılı verilerin değerlendirilebileceği anlamına gelir. Kişinin özel hayatına ilişkin, görevle bağlantısı bulunmayan verilerin toplanması ve kullanılması, bu ilkeyle bağdaşmayabilir.

Güncellik ilkesi, verinin değerlendirme anındaki durumu yansıtmasını gerektirir. Ölçülülük ise verinin kullanımının amaçla orantılı olmasını öngörür. Bu nedenle bir sosyal medya verisinin güvenlik soruşturmasında kullanılması, bu ilkelere uygun olmalıdır.

Özel hayatın gizliliği de bu değerlendirmede önemlidir. Kişinin sosyal medyadaki bazı paylaşımları, özel hayatına ilişkin bilgiler içerebilir. Bu bilgilerin, görevle bağlantısı olmadan kişi aleyhine kullanılması, özel hayatın gizliliği yönünden tartışmalıdır.

İlkelere aykırı bir kullanım, kişisel verilerin korunması yönünden tartışmaya açıktır. Bu nedenle idarenin, bir sosyal medya verisini değerlendirirken bu ilkeleri gözetmesi ve verinin görevle bağlantısını somut biçimde ortaya koyması beklenir.


Güvenlik soruşturmasında Instagram mesajlarına bakılır mı sorusu, sık karşılaşılan bir endişeyi yansıtır. Hayır, Instagram özel mesajları (DM) açık kaynak verisi değildir. İdarenin kişinin özel mesajlarına doğrudan ve sınırsız şekilde bakması mümkün değildir.

Instagram özel mesajları, kişinin haberleşmesi kapsamındadır ve aleni nitelik taşımaz. Bu nedenle açık kaynak araştırması kapsamında doğrudan incelenebilecek bir veri gibi değerlendirilemez. Haberleşmenin gizliliği, anayasal güvence altındadır.

Ancak mesajlar başka bir ceza soruşturması dosyasına, bir şikâyete, bir ekran görüntüsüne veya hukuka uygun elde edilmiş bir veriye konu olmuşsa, idare bu veriyi değerlendirmeye çalışabilir. Bu durumda dahi, verinin hukuka uygun elde edilip edilmediği belirleyicidir.

Böyle bir durumda mesajın kişiye aidiyeti, hukuka uygun elde edilip edilmediği, içeriği, tarihi, bağlamı ve görevle bağlantısı incelenmelidir.

Özellikle hukuka uygun elde edilme koşulu, bu tür verilerde belirleyicidir. Bir özel mesajın, hukuka aykırı bir biçimde ele geçirilmiş olması hâlinde, bu verinin olumsuz işleme dayanak yapılması ayrı bir hukuka aykırılık sorunu doğurur. Hukuka aykırı elde edilen bir delilin kullanılması, hukuk düzeninde kabul görmez.

Hukuka aykırı elde edilmiş bir mesajın olumsuz işleme dayanak yapılması, hukuka aykırılık ve haberleşmenin gizliliği yönünden tartışmaya açıktır. Bu nedenle idare, bir özel mesaja dayanıyorsa, bu mesajın hukuka uygun bir biçimde elde edildiğini ortaya koymalıdır.


Güvenlik soruşturmasında YouTube geçmişine bakılır mı sorusu, izleme verilerine ilişkin bir endişeyi ele alır. Hayır, YouTube izleme geçmişi kişinin özel hesap verisidir ve açık kaynak araştırması kapsamında doğrudan incelenebilecek aleni veri gibi değerlendirilmemelidir. İzleme geçmişi, kişinin özel hesabına bağlı bir veridir.

YouTube izleme geçmişi, kişinin nelere baktığını gösteren ve aleni olmayan bir veridir. Bu verinin idare tarafından doğrudan incelenmesi, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması yönünden tartışmalıdır.

Buna karşılık herkese açık YouTube kanalı, herkese açık yorumlar, aleni beğeniler, herkese açık videolar, abonelikler veya paylaşımlar farklı bir konumdadır. Bu içerikler aleni olduklarından, güvenlik soruşturmasında sosyal medya veya açık kaynak verisi olarak gündeme gelebilir.

Yine de bu aleni içeriklerin gündeme gelmesi, salt bu veriye dayanılarak otomatik olumsuzluk sebebi yapılamaz. Her içerik, kişiye aidiyeti, güncelliği, bağlamı ve görevle bağlantısı yönünden değerlendirilmelidir.

İzleme geçmişi ile herkese açık içerik arasındaki ayrım, bu değerlendirmede önemlidir. Bir kişinin hangi videoları izlediği, özel hesabına bağlı bir veridir ve bu verinin idare tarafından doğrudan incelenmesi tartışmalıdır. Buna karşılık kişinin herkese açık olarak paylaştığı bir video veya yaptığı bir yorum, aleni nitelik taşır.

Bu ayrımın gözetilmesi, hem kişisel verilerin korunması hem de özel hayatın gizliliği bakımından önemlidir. İdarenin, izleme geçmişi gibi özel bir veriye dayanması, hukuka uygunluk yönünden ciddi sorun doğurur.


Güvenlik soruşturmasında WhatsApp mesajlarına bakılır mı sorusu, özel haberleşmeye ilişkin bir endişeyi yansıtır. Hayır, WhatsApp mesajları özel haberleşme kapsamındadır ve açık kaynak verisi değildir. İdarenin bu mesajlara sınırsız şekilde erişmesi mümkün değildir.

WhatsApp mesajları, kişinin haberleşmesinin gizliliği kapsamında korunur. Bu koruma, anayasal güvence altındadır. Bu nedenle WhatsApp mesajları, açık kaynak araştırması kapsamında değerlendirilemez.

Ancak mesajlar bir ceza soruşturması dosyasına, bir şikâyete veya hukuka uygun elde edilmiş bir delile konu olmuşsa, idare bu veriyi değerlendirmeye çalışabilir. Bu durumda verinin hukuka uygunluğu ön plana çıkar.

Böyle bir hâlde haberleşmenin gizliliği, hukuka uygunluk, mesajın kişiye aidiyeti, bağlamı ve görevle bağlantısı tartışılmalıdır. Hukuka aykırı biçimde elde edilmiş bir mesajın olumsuz işleme dayanak yapılması, hem haberleşmenin gizliliği hem de hukuka uygunluk yönünden tartışmaya açıktır.


Sosyal medya hesaplarının kişiye ait olduğu nasıl ispatlanmalıdır sorusu, sosyal medya temelli işlemlerin merkezindeki konudur. Bir hesabın kişiye ait olduğunun somut delillerle ispatlanması gerekir. Aidiyetin ispatlanmaması, olumsuz işlemin en zayıf noktalarından biri olabilir.

Aidiyetin belirlenmesinde kullanıcı adı, hesaba bağlı telefon numarası, e-posta adresi, profil bilgileri, paylaşım geçmişi ve teknik veriler gibi unsurlar değerlendirilebilir. Bu unsurların, hesabın kişiye ait olduğunu somut biçimde göstermesi beklenir.

Sahte hesap ihtimali, aidiyet değerlendirmesinde göz ardı edilemez. Bir kişinin adını veya fotoğrafını kullanan sahte bir hesap oluşturulmuş olabilir. Aynı şekilde, bir hesabın ele geçirilmiş olması da mümkündür.

Hesabın ele geçirilmesi durumunda, hesaptan yapılan paylaşımlar kişinin iradesini yansıtmaz. Benzer şekilde, bir hesabın başka bir kişi tarafından kullanılması da mümkündür. Bu nedenle bir paylaşımın, hesabın görünürdeki sahibine ait olduğu varsayımı, somut delillerle doğrulanmalıdır.

Bu ihtimaller, aidiyetin somut delillerle ispatlanmasını gerektirir. Aday, hesabın kendisine ait olmadığını veya ele geçirildiğini ileri sürüyorsa, bu iddianın dosya kapsamında ciddiyetle değerlendirilmesi beklenir.

Bu nedenle idarenin, bir paylaşımı olumsuz işleme dayanak yapması hâlinde, hesabın kişiye ait olduğunu somutlaştırması beklenir. Salt bir hesabın kişinin adını taşıması, aidiyetin ispatı için yeterli olmayabilir.

Aidiyet sorunu, sosyal medya temelli olumsuz işlemlerde en sık karşılaşılan tartışma konularından biridir. İnternet ortamında, bir kişinin adına sahte hesap oluşturmak veya bir hesabı ele geçirmek mümkündür. Bu nedenle bir hesabın kişiye ait olduğu, somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Aidiyet ispatlanamıyorsa, paylaşımın kişi aleyhine kullanılması tartışmalıdır. Aday, hesabın kendisine ait olmadığını veya ele geçirildiğini ileri sürüyorsa, bu iddia dosya kapsamında değerlendirilmelidir. Aidiyetin somut biçimde ispatlanamaması, olumsuz işlemin önemli bir zafiyetidir.


Ekran görüntüsü tek başına yeterli delil midir sorusu, sosyal medya davalarında sık tartışılan bir konudur. Ekran görüntüsü, tek başına ve başka delillerle desteklenmeden her zaman yeterli bir delil sayılmayabilir. Çünkü ekran görüntüsü manipülasyona açık bir veri türüdür.

Bir ekran görüntüsü, düzenlenmiş, bağlamından koparılmış veya tahrif edilmiş olabilir. Bu nedenle bir ekran görüntüsünün delil değeri, içerik bütünlüğüyle ve diğer verilerle desteklenmesine bağlıdır.

Ekran görüntüsünün güvenilirliği için; paylaşımın tarihi, URL'si, hesabın aidiyeti ve içeriğin bağlamı gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yalnızca bir görüntüye dayanan, kaynağı ve bağlamı belirsiz bir delil, tek başına olumsuz sonuca dayanak yapılması bakımından tartışmalıdır.

Bu nedenle idarenin, bir ekran görüntüsüne dayanması hâlinde, görüntünün gerçekliğini ve bağlamını ortaya koyması beklenir. Davacı ise görüntünün manipüle edildiğini, bağlamından koparıldığını veya hesabın kendisine ait olmadığını ileri sürebilir.

Ekran görüntüsünün bağlamı da önemlidir. Bir paylaşımın tamamı yerine yalnızca bir kısmının görüntülenmesi, içeriğin gerçek anlamını değiştirebilir. Örneğin bir alıntı, eleştiri veya ironi, bağlamından koparıldığında farklı bir anlam taşıyabilir. Bu nedenle ekran görüntüsünün, paylaşımın bütününü ve bağlamını yansıtması beklenir.

Ekran görüntüsünün delil değeri, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Tarih, URL ve aidiyet bilgileriyle desteklenmeyen bir görüntünün, tek başına olumsuz sonuca dayanak yapılması tartışmaya açıktır.


Beğeni, retweet veya yorum güvenlik soruşturmasını etkiler mi sorusu, sosyal medya etkileşimlerine ilişkin yaygın bir endişeyi yansıtır. Beğeni, retweet veya yorum her zaman aynı hukuki ağırlıkta değildir ve tek başına otomatik elenme sebebi yapılmamalıdır. Bu eylemlerin anlamı, bağlamına göre değişir.

Bir beğeni, içeriğe bilinçli ve sürekli bir destek anlamına gelebileceği gibi, anlık bir tepki, dikkatsizlik veya farklı bir saikle yapılmış bir eylem de olabilir. Aynı durum retweet ve yorumlar için de geçerlidir. Bir retweet, her zaman içeriğin onaylandığı anlamına gelmez.

Bu nedenle bir beğeni, retweet veya yorumun değerlendirilmesinde; eylemin tarihi, bağlamı, sürekliliği, hesabın aidiyeti ve içeriğin niteliği birlikte gözetilmelidir. Tek bir beğeninin, bilinçli ve sürekli bir destek gibi yorumlanması, somut bir temele dayanmalıdır.

İdarenin, bir beğeni veya retweete dayanması hâlinde, bu eylemin görevin niteliğiyle somut bağlantısını ortaya koyması beklenir. Soyut bir değerlendirme veya tek bir etkileşime dayalı bir sonuç, ölçülülük yönünden tartışmaya açıktır.

Etkileşimlerin niteliği de farklılık gösterir. Bazı platformlarda retweet veya paylaşım, içeriğin onaylandığı anlamına gelmeyebilir; nitekim bazı kullanıcılar profillerinde bu yönde açıklamalar dahi yapar. Bir yorum ise olumlu, olumsuz veya tarafsız olabilir. Bu nedenle her etkileşim, kendi içeriği ve bağlamı içinde değerlendirilmelidir.

Süreklilik de önemli bir ölçüttür. Tek seferlik bir etkileşim ile sürekli ve sistematik bir destek, farklı değerlendirilebilir. Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir; tek bir etkileşimin bilinçli ve sürekli destek gibi yorumlanması somut bir temele dayanmalıdır.


Takip edilen hesaplar güvenlik soruşturmasında sorun olur mu sorusu, sosyal medya kullanıcılarının sık merak ettiği bir konudur. Sırf bir hesabı takip etmek, salt bu nedenle otomatik bir olumsuzluk sebebi yapılmamalıdır. Bir hesabı takip etmek, o hesabın tüm içeriğinin onaylandığı anlamına gelmez.

İnsanlar, çeşitli hesapları farklı saiklerle takip edebilir. Haber alma, merak, mesleki ilgi veya başka nedenlerle bir hesabın takip edilmesi mümkündür. Bu nedenle bir takip ilişkisi, salt bu veriye dayanılarak bilinçli bir destek olarak yorumlanamaz.

İdarenin, bir takip ilişkisine dayanması hâlinde, bunu başka somut olgularla desteklemesi beklenir. Salt bir hesabın takip edilmesi, görevle bağlantılı somut bir risk ortaya koymadıkça, olumsuz sonuca dayanak yapılması tartışmalıdır.

Bu nedenle takip edilen hesaplar bakımından da somutluk ve görevle bağlantı ölçütleri geçerlidir. İdarenin, takip ilişkisinin neden güvenlik açısından somut bir risk oluşturduğunu açıklaması beklenir.

Takip ilişkisinin tek yönlü olabileceği de gözetilmelidir. Bir kişi, bir hesabı sahibinin haberi olmadan takip edebilir; takip edilen hesap ile takip eden kişi arasında zorunlu bir bağ bulunmayabilir. Bu nedenle salt takip ilişkisinden bir sonuç çıkarmak, çoğu zaman yetersiz bir değerlendirmedir.

Soyut bir değerlendirme, yargı denetiminde tartışmaya açıktır. İdarenin, bir takip ilişkisini başka somut ve görevle bağlantılı olgularla desteklemesi beklenir. Aksi hâlde işlem, ölçülülük ve görevle bağlantı yönünden tartışmalı olur.


Eski paylaşımlar memuriyete engel olur mu sorusu, geçmiş içerikleri bulunan adaylar için önemlidir. Eski paylaşımlar, güncellik ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek değerlendirilmelidir; yalnızca bu nedenle ve otomatik olarak memuriyete engel oluşturmaz. Bir paylaşımın ne zaman yapıldığı, değerlendirmede önemli bir unsurdur.

Yıllar önce yapılmış bir paylaşımın, kişinin bugünkü durumunu ve göreve uygunluğunu yansıtıp yansıtmadığı tartışmalıdır. Güncellik ilkesi, bir verinin değerlendirme anındaki durumu yansıtmasını gerektirir. Çok eski bir paylaşımın güncel bir risk gibi sunulması, bu ilkeyle bağdaşmayabilir.

Ölçülülük ilkesi de bu değerlendirmede rol oynar. Eski bir paylaşım nedeniyle kişinin kamu görevinden mahrum bırakılması, paylaşımın güncelliği ve niteliği gözetildiğinde orantısız olabilir.

Bu nedenle idarenin, eski bir paylaşıma dayanması hâlinde, bu paylaşımın bugünkü göreve uygunluğu nasıl etkilediğini somut biçimde açıklaması beklenir.

Güncellik ilkesi, sosyal medya değerlendirmelerinde özel bir önem taşır. İnsanların görüşleri, yaşam koşulları ve davranışları zaman içinde değişebilir. Çok eski bir dönemde yapılmış bir paylaşımın, kişinin bugünkü durumunu ve görüşlerini yansıttığı varsayılamaz.

Kişinin yıllar içinde değişmiş olabileceği ve eski bir paylaşımın güncel durumu yansıtmayabileceği gözetilmelidir. Bu nedenle eski bir paylaşımın güncel bir risk gibi sunulması, hem güncellik hem de ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayabilir. Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir.


Silinen sosyal medya paylaşımı güvenlik soruşturmasında çıkar mı sorusu, paylaşımını silmiş kişiler için önemli bir konudur. Silinen bir dijital içerik, teknik olarak bazı kayıtlar, ekran görüntüleri veya açık kaynak arşivleri üzerinden gündeme gelebilir. Ancak bu durumda, silinen içeriğin varlığı ve niteliği ayrıca ispatlanmalıdır.

Bir paylaşımın silinmiş olması, onun hiçbir biçimde gündeme gelemeyeceği anlamına gelmez. Çünkü silinmeden önce alınmış bir ekran görüntüsü veya bir arşiv kaydı bulunabilir. Bununla birlikte, böyle bir verinin delil değeri ayrıca değerlendirilmelidir.

Silinen bir içeriğe dayanılıyorsa; içeriğin gerçekten var olduğu, kişiye ait olduğu, hangi tarihte yapıldığı ve bağlamı ispatlanmalıdır. Silinmiş bir içeriğin, kaynağı ve bağlamı belirsiz biçimde olumsuz işleme dayanak yapılması tartışmalıdır.

Ayrıca silinmiş bir sosyal medya içeriği ile silinmiş bir adli kayıt birbirinden farklıdır; silinmiş adli kayıtların etkisi için silinmiş adli sicil ve arşiv kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir. Bu nedenle silinen bir paylaşım bakımından da aidiyet, tarih, bağlam ve görevle bağlantı ölçütleri geçerlidir. Silinmiş içeriğin varlığını ve niteliğini somut biçimde ortaya koymak, idarenin sorumluluğundadır.

Silinmiş bir içeriğe ilişkin delillerin güvenilirliği de değerlendirilmelidir. Silinmeden önce alınmış bir ekran görüntüsü veya arşiv kaydı, manipülasyona açık olabilir. Bu nedenle böyle bir delilin, içerik bütünlüğü ve bağlamıyla desteklenmesi beklenir.

Bu unsurlar ispatlanamıyorsa, silinmiş içeriğin kişi aleyhine kullanılması tartışmaya açıktır. Ayrıca silinmiş bir içeriğin, kişinin görüşlerini değiştirdiğini veya o içerikten vazgeçtiğini gösterebileceği de gözetilmelidir.


Hangi sosyal medya içerikleri güvenlik soruşturmasında risk oluşturabilir sorusu, içeriğin niteliğine göre değişen bir değerlendirmeyi gerektirir. Bazı hesap içerikleri, içerikleri ve bağlamları nedeniyle güvenlik soruşturmasında daha dikkatli değerlendirmeye konu olabilir. Ancak bu içeriklerde dahi, somut olayın özellikleri belirleyicidir.

Daha dikkatli değerlendirmeye konu olabilecek başlıca içerikler şunlardır:

  • Terör örgütü propagandası niteliğinde olduğu iddia edilen içerikler
  • Suç işlemeye açık çağrı içerdiği iddia edilen paylaşımlar
  • Kamu düzenini hedef alan şiddet çağrıları
  • Görevin niteliğiyle bağdaşmayan açık ve güncel riskler
  • Hakaret, tehdit veya nefret söylemi iddiası taşıyan paylaşımlar
  • 5816 sayılı Kanun kapsamına sokulan paylaşımlar

Bu içeriklerin değerlendirilmesinde dahi, paylaşımın gerçekten kişiye ait olup olmadığı, içeriğin bağlamı, tarihi ve güncelliği gözetilmelidir. Bir içeriğin "riskli" olarak nitelendirilmesi, somut bir temele dayanmalıdır.

Bu içeriklerin bir kısmı, ceza hukuku boyutu da taşıyabilir. Ancak ceza hukuku boyutu ile güvenlik soruşturması değerlendirmesi farklı süreçlerdir. Bir içerik hakkında ceza yargılaması yürütülüyorsa, bu yargılamanın sonucu ve kesinleşip kesinleşmediği güvenlik soruşturması bakımından da önemlidir.

Ayrıca bu içeriklere ilişkin bir mahkûmiyet bulunup bulunmadığı da önemlidir. Henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoksa, masumiyet karinesi gözetilmelidir.

Bu kategorilerde dahi, içeriğin gerçekten kişiye ait olup olmadığı ve bağlamı belirleyicidir. Örneğin bir kişinin, eleştirdiği bir içeriği aktarması ile o içeriği benimsemesi farklı şeylerdir. Bu nedenle bir paylaşımın "riskli" olarak nitelendirilmesi, içeriğin ve bağlamın somut biçimde incelenmesini gerektirir.

Bu nedenle bir içeriğin riskli olarak değerlendirilmesi, otomatik olumsuz sonuç anlamına gelmez. Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir.


Hangi paylaşımlar tek başına elenme sebebi yapılmamalıdır sorusu, ifade özgürlüğü kapsamındaki paylaşımları bulunan adaylar için önemlidir. Bazı paylaşımlar, nitelikleri gereği tek başına ve otomatik elenme sebebi yapılmamalıdır. Bu paylaşımların başında ifade özgürlüğü kapsamındaki içerikler gelir.

Tek başına elenme sebebi yapılmaması gereken başlıca paylaşımlar şunlardır:

  • İfade özgürlüğü kapsamındaki paylaşımlar
  • Demokratik eleştiri niteliğindeki içerikler
  • Siyasi görüş açıklamaları
  • Güncelliğini yitirmiş eski paylaşımlar
  • Bağlamından koparılmış mizah veya ironi içerikleri
  • Üçüncü kişiye ait olup yalnızca paylaşılan içerikler
  • Aidiyeti ispatlanamayan hesaplardaki içerikler

Bu paylaşımların ortak özelliği, ya ifade özgürlüğü kapsamında kalmaları ya da kişiye somut biçimde bağlanamamalarıdır. Bu nedenle bu tür paylaşımların otomatik elenme gerekçesi yapılması hukuken tartışmalıdır.

Özellikle üçüncü kişiye ait bir içeriğin yalnızca paylaşılması veya bir habere yer verilmesi, içeriğin benimsendiği anlamına gelmeyebilir. Bir kişinin, eleştirmek veya bilgilendirmek amacıyla bir içeriği aktarması mümkündür. Bu nedenle içeriğin kişi tarafından benimsenip benimsenmediği, bağlamıyla birlikte değerlendirilmelidir.

İdarenin, bu nitelikteki bir paylaşıma dayanması hâlinde, paylaşımın neden ifade özgürlüğü sınırını aştığını ve görevle somut bağlantısını ortaya koyması beklenir. Aksi hâlde işlem, ifade özgürlüğü ve ölçülülük yönünden tartışmaya açıktır. Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir.


Sosyal medya paylaşımı ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır nedir sorusu, bu yazının temel konularından biridir. Sosyal medya paylaşımı ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır, paylaşımın demokratik bir eleştiri mi yoksa suç teşkil eden bir ifade mi olduğuna göre belirlenir. İfade özgürlüğü, anayasal ve uluslararası güvence altındadır.

Demokratik bir toplumda, siyasi görüş açıklamak, kamu politikalarını eleştirmek ve mizah veya ironi yoluyla görüş bildirmek ifade özgürlüğü kapsamındadır. Bu tür paylaşımlar, rahatsız edici veya eleştirel olsalar dahi, kural olarak ifade özgürlüğü korumasından yararlanır.

Ancak ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Suç teşkil eden, şiddete çağıran veya başkalarının haklarını ihlal eden ifadeler, ifade özgürlüğü kapsamı dışında kalabilir. Bu sınırın belirlenmesinde, paylaşımın içeriği ve bağlamı önemlidir.

Bu nedenle bir paylaşımın ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, dikkatle değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğü kapsamındaki bir paylaşımın otomatik elenme gerekçesi yapılması, bu özgürlüğün ihlali sonucunu doğurabilir.

İfade özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel unsurlarından biridir. Bu özgürlük, yalnızca olumlu karşılanan görüşleri değil; rahatsız edici, şok edici veya eleştirel görüşleri de kapsar. Bir görüşün eleştirel veya rahatsız edici olması, yalnızca bu nedenle onu ifade özgürlüğü dışına çıkarmaz.

İdarenin, bir paylaşımın ifade özgürlüğü sınırını aştığını somut biçimde ortaya koyması beklenir. Bu sınırın aşıldığı iddiası, soyut bir değerlendirmeye değil, paylaşımın somut içeriğine ve bağlamına dayanmalıdır. İfade özgürlüğü ile suç teşkil eden ifade arasındaki ayrım, dikkatli bir inceleme gerektirir.


Anayasa Mahkemesi ve idari yargı kararları, sosyal medya değerlendirmesinde uygulanacak ilkeleri ortaya koyduğu için önemlidir. Bu kararlar, idarenin değerlendirme yetkisinin sınırlarını belirlemeye yardımcı olur.

Genel ilke olarak, Anayasa Mahkemesi ve idari yargı kararlarında ifade özgürlüğü, özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması, ölçülülük, somutluk ve denetlenebilirlik ilkeleri öne çıkar. Bu ilkeler, bir paylaşımın değerlendirilmesinde gözetilmesi gereken temel ölçütlerdir.

Bu nedenle emsal kararlar, paylaşımın hukuka uygun biçimde değerlendirilip değerlendirilmediğinin belirlenmesinde yol gösterici olabilir. Paylaşımın ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı veya ölçülülük ilkesine uygun değerlendirilip değerlendirilmediği, bu ilkeler ışığında ele alınır.

Bununla birlikte, emsal kararlar incelenirken somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Her dosya kendine özgü koşullar taşır; bir karardaki ilkenin başka bir olaya doğrudan uygulanması, olayların benzerliğine bağlıdır. Bu nedenle emsal kararlar, genel ilkeleri göstermekle birlikte, her olay kendi özellikleri içinde değerlendirilmelidir.

5816 sayılı Kanun kapsamına girdiği iddia edilen paylaşımlarda, bir soruşturma veya yargılama bulunup bulunmadığı ve bunun sonucu önemlidir. Bir iddianın varlığı, yalnızca bu nedenle kesin bir sonuç doğurmaz.

Böyle bir paylaşım hakkında bir soruşturma yürütülmüş olabilir. Bu soruşturmanın sonucu; kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, beraat, düşme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması olabilir. Her bir sonuç, farklı hukuki anlamlar taşır.

Eğer henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoksa, masumiyet karinesi gözetilmelidir. Devam eden bir soruşturma veya kesinleşmemiş bir karar, kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi değerlendirilemez. Ayrıca paylaşımın tarihi ve bağlamı da değerlendirmede önemlidir.

Bu nedenle 5816 sayılı Kanun kapsamına sokulduğu iddia edilen bir paylaşımın güvenlik soruşturmasına etkisi, somut olayın özelliklerine göre belirlenir. İddianın varlığı, otomatik olumsuz sonuç anlamına gelmez. Bu konunun ceza hukuku boyutu ayrı bir değerlendirme konusu olup, burada yalnızca güvenlik soruşturmasıyla bağlantısı ele alınmaktadır.


Terör propagandası iddiası içeren paylaşımlar, en ağır isnatlardan biri olduğundan, somut ve dikkatli bir değerlendirme gerektirir. İdarenin bu tür iddiaları ileri sürmesi hâlinde, iddianın somut delillerle desteklenmesi beklenir.

Bu tür bir değerlendirmede, somut paylaşımın içeriği, tarihi ve bağlamı ayrıştırılmalıdır. Bir paylaşımın gerçekten terör propagandası niteliği taşıyıp taşımadığı, içeriğine ve bağlamına göre belirlenir. Soyut bir nitelendirme, yeterli değildir.

Ayrıca örgütsel bağ, süreklilik, eylem birliği, irtibat ve iltisak gibi unsurların da somut biçimde ortaya konulması gerekir. Bu kavramlar, soyut bir izlenime değil, denetlenebilir olgulara dayanmalıdır. Tek bir paylaşım, bu unsurların tümünü kanıtlamak için yeterli olmayabilir.

Bu nedenle terör propagandası iddiasında dahi, somut olayın özellikleri belirleyicidir. Henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoksa, masumiyet karinesi gözetilmelidir.

İrtibat ve iltisak gibi kavramlar, somut ve süreklilik gösteren bir ilişkiyi ifade eder. Bu nitelendirme, soyut bir izlenime veya tek bir paylaşıma değil, denetlenebilir olgulara dayanmalıdır. Tek bir paylaşımın, bu ağır isnatları kanıtlamak için yeterli olmadığı durumlar olabilir.

İddianın somut delillerle desteklenmemesi hâlinde, olumsuz işlem sebep unsuru yönünden tartışmaya açıktır. Bu tür ağır isnatlarda, idarenin iddiasını somut ve denetlenebilir delillerle ortaya koyması beklenir. Soyut bir nitelendirme, olumsuz sonuca dayanak yapılamaz.


Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, bir mahkûmiyet değildir. HAGB kararında hüküm açıklanmaz ve belirli bir denetim süresine tabi tutulur.

Denetim süresinin başarıyla tamamlanması hâlinde dava düşer ve hüküm hiç açıklanmamış sayılır. Bu nedenle HAGB, kesinleşmiş bir mahkûmiyetten farklıdır ve mahkûmiyet gibi değerlendirilmemelidir.

HAGB kararının niteliği ve güvenlik soruşturmasına etkisi konusunda ayrıntılı bilgi için HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi başlıklı içerik incelenebilir. HAGB'nin kendine özgü hukuki niteliği bu içerikte ele alınmaktadır.

Bu nedenle sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen bir HAGB kararının da, denetim süresi ve kararın güncel durumu gözetilerek değerlendirilmesi gerekir. HAGB'nin otomatik olarak olumsuz sonuç doğurduğu söylenemez.


Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), beraat veya düşme kararı, mahkûmiyet değildir. Bu kararlar, kişinin söz konusu isnattan mahkûm olmadığını gösterir.

Bu kararların varlığı, kişi lehine bir durumdur. Bir paylaşım nedeniyle yürütülen sürecin bu şekilde sonuçlanması, masumiyet karinesini somut biçimde destekler.

Bu kararların niteliği ve güvenlik soruşturmasına etkisi konusunda ayrıntılı bilgi için KYOK, beraat ve düşme kararı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.

Bu nedenle sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen lehe bir kararın, güvenlik soruşturması değerlendirmesinde kişi lehine bir unsur olarak öne sürülmesi mümkündür. Bu kararlar mahkûmiyet olmadığından, mahkûmiyet gibi değerlendirilmemelidir.


Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle devam eden bir soruşturma, kesinleşmiş bir mahkûmiyet değildir. Bu nedenle idare, salt soruşturma varlığına dayanarak otomatik olumsuz sonuç vermemelidir.

Devam eden bir soruşturmada, kişi hakkında henüz kesinleşmiş bir karar bulunmaz. Bu süreçte masumiyet karinesi geçerlidir. Soruşturma; KYOK, beraat, düşme veya HAGB ile sonuçlanabilir.

Devam eden soruşturmanın güvenlik soruşturmasına etkisi konusunda ayrıntılı bilgi için devam eden soruşturma veya ceza davası güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.

Bu nedenle bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle devam eden bir soruşturma, tek başına otomatik elenme sebebi yapılmamalıdır. İdarenin, masumiyet karinesini gözeterek ve somut gerekçe göstererek değerlendirme yapması beklenir.


Güvenlik soruşturması hangi durumlarda olumsuz çıkar sorusu, adayların en sık sorduğu sorulardan biridir. Güvenlik soruşturması, sosyal medya özelinde, ancak somut, güncel, görevle bağlantılı ve hukuka uygun elde edilmiş veriler nedeniyle olumsuz çıkabilir. Soyut veya bağlamından kopuk bir veri, tek başına olumsuz sonuç için yeterli değildir.

Sosyal medya bakımından olumsuz sonuca yol açabilecek durumlar, genel olarak içeriğin niteliğiyle ilgilidir. Suç teşkil eden, görevin niteliğiyle bağdaşmayan ve güncel bir risk oluşturan içerikler, olumsuz değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak bu durumlarda dahi, içeriğin kişiye aidiyeti, hukuka uygun elde edilip edilmediği, güncelliği ve görevle bağlantısı gözetilmelidir. Bir içeriğin olumsuz sonuca dayanak yapılabilmesi, bu unsurların somut biçimde ortaya konulmasına bağlıdır.

Bu nedenle güvenlik soruşturmasının sosyal medya nedeniyle olumsuz çıkması, mekanik bir sonuç değildir. İdarenin, hangi somut veriye dayandığını ve bu verinin görevle bağlantısını açıklaması beklenir.

Olumsuz sonucun gerekçesinin öğrenilmesi, bu noktada kritik öneme sahiptir. İdare hangi paylaşıma dayanmıştır? Bu paylaşım kişiye ait midir, güncel midir ve görevle bağlantılı mıdır? Bu sorular, olumsuz sonucun hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde belirleyicidir.

Olumsuz sonuç, idari işlem niteliğinde olduğundan yargı denetimine tabidir. Bu nedenle olumsuz sonuçla karşılaşan adayın, sürecin kesin olmadığını bilmesi ve dava açma süresini korumaya alması önemlidir.


Değerlendirme Komisyonu sosyal medya paylaşımlarını nasıl değerlendirmelidir sorusu, sürecin karar merciini ele alır. Değerlendirme Komisyonu, sosyal medya paylaşımlarını mekanik biçimde değil; içeriği, tarihi, bağlamı, aidiyeti, görevle bağlantısı, ifade özgürlüğü ve ölçülülük yönünden gerekçeli olarak değerlendirmelidir.

Komisyonun görevi, bir paylaşımın varlığını tespit etmekten ibaret değildir. Komisyon, paylaşımın gerçekten kişiye ait olup olmadığını, içeriğinin ne anlama geldiğini ve görevle somut bir bağlantı taşıyıp taşımadığını değerlendirmelidir.

Komisyon, ifade özgürlüğünü de gözetmelidir. İfade özgürlüğü kapsamındaki bir paylaşımın otomatik olumsuz sonuç doğurması, bu özgürlüğün ihlali sonucunu doğurabilir. Bu nedenle Komisyonun değerlendirmesi, ifade özgürlüğü sınırlarını gözeten bir nitelik taşımalıdır.

Komisyon kararının gerekçeli, nesnel ve denetlenebilir olması beklenir. Salt "kişinin sosyal medya paylaşımı bulunduğu" tespitine dayalı bir karar, eksik değerlendirme niteliği taşıyabilir.

Komisyonun değerlendirmesinde, verinin hukuka uygun elde edilip edilmediği de gözetilmelidir. Aleni olmayan bir veriye veya hukuka aykırı biçimde elde edilmiş bir içeriğe dayanan bir değerlendirme, bu yönüyle sakat olabilir. Komisyon, dayandığı verinin kaynağını ve niteliğini değerlendirmelidir.

Gerekçesiz veya mekanik bir Komisyon kararı, yargı denetiminde tartışmaya açıktır. Komisyonun, paylaşımın somut anlamını, bağlamını ve görevle bağlantısını değerlendirerek gerekçeli bir karar vermesi beklenir.


Hayır, güvenlik soruşturmasında aileye bakılması ile sosyal medya incelemesi farklı konulardır. Sosyal medya incelemesi, güvenlik soruşturmasında aileye veya anne babaya bakılması konusundan farklıdır; sosyal medya verisi kişinin kendi dijital davranışlarıyla ilgilidir.

Güvenlik soruşturmasında aileye bakılması, ayrı bir başlık altında değerlendirilen ve kendine özgü kuralları olan konudur. Sosyal medya incelemesi ise kişinin kendi hesap içeriğine ve dijital davranışlarına ilişkindir. Bu iki konu birbirine karıştırılmamalıdır.

Anne baba veya aile bireylerinin paylaşımları, aday hakkında otomatik bir olumsuzluk sebebi yapılamaz. Kişisel sorumluluk ilkesi gereği, kişi başkasının paylaşımından kendiliğinden sorumlu tutulamaz. Aile bireyinin paylaşımı, ancak somut, güncel ve görevle bağlantılı veri ortaya koyuyorsa değerlendirilebilir.

Bu nedenle aile bireylerinin dijital içerikleri bakımından da kişisel sorumluluk, aidiyet, güncellik ve görevle bağlantı ölçütleri aranır. Adayın kendi paylaşımları ile aile bireylerinin paylaşımları farklı değerlendirilir; aday, kendisine ait olmayan bir içerikten otomatik olarak sorumlu tutulamaz.

Emniyet Genel Müdürlüğü, askeri kurumlar ve gizlilik dereceli birimlerde sosyal medya değerlendirmesi nasıl yapılır sorusu, hassas görevlere başvuran adaylar için önemlidir. Emniyet Genel Müdürlüğü, askeri kurumlar, özel güvenlik ve gizlilik dereceli birimlerde görev hassasiyeti daha yüksek olabilir. Ancak bu hassasiyet, idareye sınırsız bir takdir yetkisi vermez.

Bu tür görevlerde, görevin niteliği nedeniyle değerlendirme daha kapsamlı olabilir. Görevin güvenlik veya gizlilik boyutu, sosyal medya içeriklerinin daha dikkatli değerlendirilmesini gerektirebilir.

Ancak görevin hassasiyeti, somutluk, güncellik, görevle bağlantı ve ölçülülük ilkelerini ortadan kaldırmaz. Hassas bir görevde dahi, idarenin bir paylaşıma dayanırken somut, güncel ve görevle bağlantılı bir gerekçe göstermesi beklenir.

Bu nedenle gizlilik dereceli birimlerde dahi, sosyal medya değerlendirmesi mekanik olamaz. İfade özgürlüğü kapsamındaki bir paylaşımın veya aidiyeti ispatlanamayan bir içeriğin, görevin hassasiyeti gerekçesiyle otomatik olumsuz sonuca dayanak yapılması tartışmaya açıktır.

Görevin hassasiyeti, değerlendirmenin kapsamını etkileyebilir; ancak değerlendirmenin tabi olduğu hukuki ilkeleri değiştirmez. Hassas bir görevde dahi, aidiyet, güncellik, ifade özgürlüğü ve ölçülülük ilkeleri geçerliliğini korur. Görevin hassasiyeti, bu ilkeleri ortadan kaldıran bir gerekçe olarak kullanılamaz.

Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir. Gizlilik dereceli bir görevde dahi, idarenin bir paylaşıma dayanırken somut, güncel ve görevle bağlantılı bir gerekçe göstermesi beklenir.


Sosyal medya nedeniyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanırsa, izlenecek temel yol, tebliğden itibaren süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmasıdır. İlk adım, sürecin doğru yönetilmesidir.

İlk olarak, olumsuz güvenlik soruşturması işleminin yazılı tebliğ belgesi saklanmalı ve tebliğ tarihi not edilmelidir. Ardından, mümkünse olumsuz kararın gerekçesinin öğrenilmesi için idareye başvurulabilir. Gerekçe, hangi paylaşıma dayanıldığını ortaya koyar ve idare mahkemesine açılacak davanın temelini oluşturur.

Ardından, dayanak olarak gösterilen paylaşımın ekran görüntüsü, tarihi, URL'si ve bağlamı toplanmalıdır. Hesabın kişiye ait olup olmadığı ve paylaşımın tarihi araştırılmalıdır. Bu deliller, savunmanın temelini oluşturur.

Bu süreçte hukuki destek alınması yararlı olabilir. Bir güvenlik soruşturması avukatı, paylaşımın niteliğinin, aidiyetinin ve dava süresinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Delil toplama aşamasında acele edilmesi önemlidir. Sosyal medya içerikleri zamanla değişebilir, silinebilir veya erişilemez hâle gelebilir. Bu nedenle dayanak gösterilen paylaşıma ilişkin ekran görüntüsü, URL ve tarih bilgilerinin vakit kaybetmeden kaydedilmesi yararlıdır.

En önemli husus, 60 günlük dava süresinin kaçırılmamasıdır. Süre, yazılı tebliğden itibaren işlemeye başlar ve hak düşürücü niteliktedir. Bu nedenle olumsuz sonuçla karşılaşıldığında, süre içinde hareket edilmesi büyük önem taşır.


Sosyal medya nedeniyle verilen olumsuz işleme karşı açılacak dava, bir iptal davası türüdür. Görevli mahkeme, idare mahkemesidir.

İptal davası, hukuka aykırı bir idari işlemin iptali için açılır. Mahkeme, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olup olmadığını inceler.

Sosyal medya nedeniyle verilen olumsuz işlemde, özellikle sebep unsuru önem kazanır. İdare hangi somut paylaşıma dayanmıştır? Bu paylaşım kişiye ait midir, güncel midir ve görevle bağlantılı mıdır? Bu sorular, sebep unsurunun denetiminin merkezindedir.

İşlem ayrıca maksat ve şekil unsurları yönünden de değerlendirilir. Gerekçesiz bir işlem, şekil unsuru yönünden sakat olabilir. Bu nedenle iptal davasında, işlemin tüm unsurları birlikte incelenir.

Sosyal medya temelli işlemlerde, sebep unsuru denetimi özellikle önemlidir. İdarenin dayandığı paylaşımın gerçekliği, aidiyeti, güncelliği ve görevle bağlantısı bu denetim kapsamında incelenir. Bu unsurlardan birinin eksikliği, işlemi sebep unsuru yönünden sakatlayabilir.

Somut ve görevle bağlantılı bir gerekçeye dayanmayan işlem, hukuka aykırı bulunabilir. Ölçülülük denetimi de bu aşamada yapılır; bir paylaşım nedeniyle kişinin kamu görevinden tamamen mahrum bırakılması, paylaşımın niteliği gözetildiğinde orantısız olabilir.


Şartları varsa iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Dava açılması, işlemi kendiliğinden durdurmadığından bu talep önem taşır.

Yürütmenin durdurulması için iki şartın birlikte bulunması gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.

Sosyal medya nedeniyle verilen olumsuz işlemde, açık hukuka aykırılık koşulu gündeme gelebilir. Aidiyeti ispatlanamayan veya ifade özgürlüğü kapsamındaki bir paylaşıma dayanan işlem, bu yönden tartışmaya açıktır. Telafisi güç zarar koşulu ise göreve başlatılmama nedeniyle çoğu zaman somuttur.

Ret kararına karşı, tebliğden itibaren 7 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz edilebilir. Talebin reddi, davanın esastan kaybedildiği anlamına gelmez; yargılama esas hakkında karar verilinceye kadar devam eder.


Sosyal medya nedeniyle verilen olumsuz işleme karşı genel dava açma süresi, yazılı tebliğden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Süre, olumsuz işlemin kişiye yazılı olarak tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren başlar. Sözlü bildirimler süreyi başlatmaz; yalnızca yazılı tebliğ esas alınır. Bu nedenle yazılı tebliğ belgesinin saklanması önemlidir.

Dava açma süresi konusunda ayrıntılı bilgi için güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı içerik incelenebilir. Sürenin doğru hesaplanması, sürecin en kritik aşamalarından biridir.

Sürenin hak düşürücü niteliği nedeniyle, kaçırılması hâlinde dava süre aşımından reddedilebilir. Paylaşımın aidiyetine veya ifade özgürlüğüne ilişkin en güçlü argümanlar dahi, süre kaçırıldığında işlevsiz kalabilir.

Dava açma süresi içinde, idareye başvurarak işlemin gerekçesinin öğrenilmesi de mümkündür. Ancak bu başvuru, dava açma süresini etkileyebileceğinden, sürelerin dikkatle takip edilmesi gerekir. Sürenin korunması, savunmanın değerlendirilebilmesinin ön koşuludur.

Bu nedenle süre içinde harekete geçilmesi büyük önem taşır. Olumsuz sonuçla karşılaşıldığında, hem delil toplama hem de dava açma süresinin takibi birlikte yürütülmelidir.


Sosyal medya nedeniyle açılan davada, hem işlemin niteliğini hem de paylaşımın bağlamını ortaya koyacak belgelerin hazırlanması gerekir. Aşağıdaki tablo, kullanılabilecek belgeleri ve önemini özetlemektedir.

BelgeNeden ÖnemliNasıl Kullanılır
Tebliğ belgesiDava süresini başlatırSürenin korunması için saklanır
Olumsuz işlem yazısıİşlemin gerekçesini gösterirSebep unsuru incelenir
Paylaşımın tam ekran görüntüsüİçeriği ve bağlamı gösterirPaylaşımın gerçek anlamı ortaya konulur
Paylaşım tarihi ve URLGüncellik ve kaynak belirlerEski/bağlamsız iddialara karşı kullanılır
Hesabın aidiyetine ilişkin delillerAidiyeti ortaya koyarAidiyet tartışmasında kullanılır
Hesabın ele geçirildiğine ilişkin delillerAidiyeti zayıflatırSahte/ele geçirilmiş hesap savunması
KYOK, beraat, düşme veya HAGB kararıMahkûmiyet olmadığını gösterirMasumiyet karinesi desteklenir
Adli sicil ve arşiv kaydıKayıt durumunu gösterirMahkûmiyet bulunmadığı ortaya konulur
İdareye yapılan başvurularSüreci belgelerİdari sürecin seyri gösterilir
Göreve ilişkin özel mevzuatGörev niteliğini belirlerGörevle bağlantı tartışılır
Tanık veya teknik inceleme bilgileriAidiyet ve içeriği desteklerManipülasyon iddialarında kullanılır

Bu belgelerin yalnızca toplanması değil, her birinin hangi argümanı desteklediğinin belirlenmesi de önemlidir. Belgelerin argümanlarla ilişkilendirilmesi, davanın sistematik biçimde yürütülmesini sağlar.


Sosyal medya nedeniyle açılan davalarda idare, belirli savunma eksenlerine dayanabilir. Aşağıdaki tablo, idarenin sık başvurduğu savunmaları ve bunlara karşı ileri sürülebilecek argümanları özetlemektedir.

İdarenin SavunmasıKarşı Argüman
Paylaşım kamu güvenliği açısından risklidirRisk somutlaştırılmalı ve görevle bağlantısı gösterilmelidir
Paylaşım terör propagandasıdırİçerik, bağlam ve kesinleşmiş karar incelenmelidir
Hesap adaya aittirAidiyet somut delille ispatlanmalıdır
Görev hassas bir görevdirHassasiyet ölçülülüğü ortadan kaldırmaz
Takdir yetkisi kullanılmıştırTakdir yetkisi sınırsız değildir
Açık kaynak araştırması yapılmıştırAçık kaynak verisi de hukuka uygun değerlendirilmelidir
Kamu yararı gereği işlem tesis edilmiştirKamu yararı soyut değil, somut olmalıdır

Bu savunmalar her dosyada farklı biçimde karşımıza çıkabilir. İdarenin dayandığı paylaşımın aidiyetinin, güncelliğinin ve görevle bağlantısının somut biçimde ortaya konulup konulmadığı, mahkeme tarafından bu savunmalar çerçevesinde incelenir.

Bu nedenle dava dilekçesinde, idarenin gerekçesi tek tek ele alınmalı ve her gerekçeye karşı dosyadaki somut belgelerle desteklenen bir argüman geliştirilmelidir.


Sosyal medya ve güvenlik soruşturması ilişkisi hakkında pek çok yanlış inanış bulunmaktadır. Bu inanışların düzeltilmesi, adayların doğru hareket etmesi açısından önemlidir.

"Sosyal medyada hiçbir şey sorun olmaz." Bu doğru değildir. Suç teşkil eden veya görevle bağdaşmayan güncel içerikler değerlendirmeye konu olabilir. Önemli olan, somut, güncel ve görevle bağlantılı bir değerlendirme yapılmasıdır.

"Bir paylaşımı sildiysem hiçbir yerde çıkmaz." Bu her zaman doğru değildir. Silinen bir içerik, ekran görüntüsü veya arşiv üzerinden gündeme gelebilir. Ancak böyle bir içeriğin varlığı, aidiyeti ve bağlamı ayrıca ispatlanmalıdır.

"Bir kere beğeni yaptım diye kesin elenirim." Bu doğru değildir. Tek bir beğeni, otomatik elenme sebebi değildir. Beğeninin bağlamı, tarihi ve görevle bağlantısı değerlendirilir.

"Instagram mesajlarıma herkes bakabilir." Bu doğru değildir. Özel mesajlar açık kaynak verisi değildir ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadır. İdarenin bu mesajlara sınırsız erişimi bulunmaz.

"YouTube geçmişim güvenlik soruşturmasında doğrudan incelenir." Bu doğru değildir. İzleme geçmişi özel hesap verisidir; açık kaynak araştırması kapsamında doğrudan incelenemez.

"Eleştirel paylaşım kesin suçtur." Bu doğru değildir. İfade özgürlüğü kapsamındaki eleştiri, kural olarak korunur. Eleştiri ile suç teşkil eden ifade arasındaki sınır, içerik ve bağlama göre belirlenir.

"Hakkımda HAGB varsa kesin memur olamam." Bu doğru değildir. HAGB mahkûmiyet değildir; denetim süresi ve kararın güncel durumu gözetilir.

"Soruşturma varsa dava açmanın anlamı yoktur." Bu doğru değildir. Devam eden soruşturma kesinleşmiş mahkûmiyet değildir; olumsuz işleme karşı dava açılabilir.

"İdarenin gizli belge dediği her şey kesin doğrudur." Bu doğru değildir. İdarenin dayandığı verinin somut, güncel, hukuka uygun ve görevle bağlantılı olması beklenir; bu hususlar yargı denetimine tabidir.


Uygulamada en sık yapılan hata, sosyal medya temelli olumsuz işlemlerde adayların savunmasını eksik kurmasıdır. Bu hata, adayların yalnızca "paylaşım bana ait değil" veya "sildim" demekle yetinmesi ve somut bir savunma kurmamasıdır. Bu yaklaşım, çoğu zaman yetersiz kalır.

Bir paylaşımın aidiyetinin reddedilmesi veya silinmiş olması, salt bu nedenle yeterli bir savunma değildir. Savunmanın, paylaşımın tarihi, bağlamı, ifade özgürlüğü kapsamı, aidiyeti ve görevle bağlantısı gibi unsurların tümünü kapsaması gerekir.

Örneğin, paylaşımın aidiyeti reddediliyorsa, bunun somut delillerle desteklenmesi gerekir. Paylaşım ifade özgürlüğü kapsamındaysa, bunun gerekçeleriyle ortaya konulması beklenir. Paylaşım eskiyse, güncellik ilkesi vurgulanmalıdır.

Bu nedenle etkili bir savunma, tek bir argümana değil, dosyanın bütününe dayanır. Aidiyet, içerik, bağlam, tarih, ifade özgürlüğü ve görevle bağlantı argümanlarının birlikte kurulması, savunmayı güçlendirir.

Örneğin, paylaşımın aidiyeti reddediliyorsa, bunun somut delillerle desteklenmesi gerekir. Aynı zamanda, paylaşımın ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı veya güncelliğini yitirdiği gibi alternatif argümanlar da geliştirilebilir. Tek bir argümana bel bağlamak yerine, savunmanın çok katmanlı kurulması daha güçlü bir sonuç doğurabilir.

Somut olayın özellikleri, hangi argümanların öne çıkarılacağını belirler. Bu nedenle her dosya, kendi koşulları içinde değerlendirilmeli ve savunma buna göre yapılandırılmalıdır.


Sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan güvenlik soruşturması davasında mahkeme, paylaşımın niteliğini ve idarenin gerekçesini çeşitli yönlerden inceler. Bu inceleme, işlemin hukuka uygunluğunu denetlemeyi amaçlar.

Mahkemenin değerlendirdiği başlıca unsurlar şunlardır:

  • Paylaşımın kişiye ait olup olmadığı
  • Paylaşımın içeriği ve bağlamı
  • Paylaşımın tarihi ve güncelliği
  • Kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunup bulunmadığı
  • İfade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı
  • Görevin niteliğiyle bağlantısı
  • İdarenin gerekçesinin somut olup olmadığı
  • Ölçülülük ve kişisel verilerin korunması ilkelerine uygunluk

Mahkeme, bu unsurları birlikte değerlendirerek işlemin hukuka uygun olup olmadığına karar verir. Aidiyeti ispatlanamayan, ifade özgürlüğü kapsamındaki veya güncelliğini yitirmiş bir paylaşıma dayanan işlem, bu inceleme sonucunda hukuka aykırı bulunabilir.

Bu nedenle dava sürecinde, bu unsurların her birine ilişkin somut delil ve argümanların sunulması önemlidir.

Mahkeme, idarenin gerekçesini ve davacının savunmasını birlikte değerlendirir. İdarenin dayandığı paylaşımın gerçekliği, aidiyeti ve güncelliği ile davacının bu yöndeki itirazları, dosya kapsamında incelenir. Bu değerlendirme sonucunda, işlemin hukuka uygun olup olmadığına karar verilir.

Mahkemenin değerlendirmesi, somut olayın özelliklerine göre yapılır. Bu nedenle her dosya, kendi delilleri ve koşulları içinde ele alınır; tek bir kurala dayalı genel bir sonuç çıkarılamaz.


Sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasında incelenebilir; ancak her paylaşım otomatik olarak elenme sebebi değildir. Bir paylaşımın, beğeninin, retweetin veya takibin varlığı, tek başına olumsuz sonuç doğurmaz.

İdarenin sosyal medya verisine dayanarak olumsuz işlem tesis edebilmesi için, paylaşımın kişiye ait olduğunu, güncel olduğunu, görevle bağlantılı olduğunu ve olumsuz sonucu haklı kılacak somut nitelik taşıdığını ortaya koyması gerekir. Bu unsurlar ortaya konulmadan tesis edilen bir işlem, hukuken tartışmaya açıktır.

Özellikle Instagram özel mesajları, WhatsApp mesajları ve YouTube izleme geçmişi gibi aleni olmayan veriler, açık kaynak verisi gibi değerlendirilmemelidir. Aynı şekilde, ifade özgürlüğü kapsamındaki paylaşımların otomatik elenme gerekçesi yapılması da hukuka aykırı olabilir.

Aksi durumda işlem; somutluk, güncellik, ölçülülük, görevle bağlantı, ifade özgürlüğü, masumiyet karinesi ve kişisel verilerin korunması yönünden idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Sonuç olarak, sosyal medya verisi güvenlik soruşturmasında gündeme gelebilir; ancak bu verinin değerlendirilmesi, hukukun genel ilkeleriyle sınırlıdır. Aidiyet, güncellik, bağlam, ifade özgürlüğü ve görevle bağlantı, bu değerlendirmenin temel ölçütleridir. Bu nedenle her dosya, somut olayın özelliklerini gözeten detaylı bir değerlendirme gerektirir. Bu ölçütler gözetilmeden tesis edilen bir işlem, hukuka aykırı olabilir.

Olumsuz işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılabilir; şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Her durumda somut olayın özellikleri belirleyicidir; hukuki destek, süre ve usul kaynaklı hak kaybı riskini azaltabilir.


Sosyal medya nedeniyle olumsuz bir güvenlik soruşturması sonucuyla karşılaşırsanız, ilk iş yazılı tebliğ belgesini saklamak ve tebliğ tarihini not etmektir; sözlü bildirim 60 günlük dava süresini başlatmaz. Dayanak gösterilen paylaşımın tam ekran görüntüsünü, tarihini, URL'sini ve bağlamını eksiksiz toplayın. Hesabın size ait olup olmadığını ve içeriğin manipüle edilip edilmediğini araştırın; aidiyet, savunmanın en kritik noktalarından biridir. "Sildim" veya "bana ait değil" demekle yetinmeyin; paylaşımın tarihi, bağlamı, ifade özgürlüğü kapsamı ve görevle bağlantısı yönünden bütünlüklü bir savunma kurun. Her dosya kendi koşulları içinde ele alınmalıdır.


Bu içerik; Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu'nun fiilen yürüttüğü dava dosyaları, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile ifade özgürlüğü, masumiyet karinesi ve kişisel verilerin korunması ilkeleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olay değerlendirmesi için hukuki destek alınması önerilir.

Son Güncelleme: 09.06.2026 

Yazar: Av. Emre Asan 

Hukuki İnceleme: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasında açık kaynak verisi olarak gündeme gelebilir; ancak her paylaşım otomatik elenme sebebi değildir. Paylaşımın içeriği, tarihi, bağlamı, kişiye aidiyeti ve görevle bağlantısı değerlendirilir. İdarenin somut, güncel ve görevle bağlantılı gerekçe göstermesi beklenir. Aksi hâlde işlem idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Güvenlik soruşturmasında herkese açık sosyal medya içeriklerine açık kaynak araştırması kapsamında bakılabilir. Ancak özel mesajlar, kapalı hesaplar ve izleme geçmişi gibi aleni olmayan veriler farklı değerlendirilir. Açık kaynak araştırması da hukuka uygun, güncel ve görevle bağlantılı olmak zorundadır.

Instagram özel mesajları açık kaynak verisi değildir ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadır. İdarenin bu mesajlara doğrudan ve sınırsız erişimi bulunmaz. Ancak mesajlar hukuka uygun elde edilmiş bir delile veya ceza soruşturması dosyasına konu olmuşsa, aidiyeti ve bağlamı incelenerek değerlendirilebilir.

YouTube izleme geçmişi kişinin özel hesap verisidir ve açık kaynak araştırması kapsamında doğrudan incelenemez. Buna karşılık herkese açık kanal, yorum, video veya abonelikler aleni veri olarak gündeme gelebilir. Yine de bu içerikler tek başına otomatik olumsuzluk sebebi yapılamaz.

WhatsApp mesajları özel haberleşme kapsamındadır ve açık kaynak verisi değildir. İdarenin bu mesajlara sınırsız erişimi bulunmaz. Ancak mesajlar hukuka uygun elde edilmiş bir delile veya ceza soruşturmasına konu olmuşsa, haberleşmenin gizliliği ve aidiyet yönünden değerlendirilebilir.

Eski paylaşımlar güncellik ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek değerlendirilir ve tek başına otomatik engel oluşturmaz. Yıllar önce yapılmış bir paylaşımın bugünkü göreve uygunluğu nasıl etkilediği somut biçimde açıklanmalıdır. Güncelliğini yitirmiş bir içeriğin güncel risk gibi sunulması tartışmalıdır.

Silinen bir paylaşım, ekran görüntüsü veya arşiv üzerinden gündeme gelebilir. Ancak böyle bir içeriğin varlığı, kişiye aidiyeti, tarihi ve bağlamı ayrıca ispatlanmalıdır. Kaynağı ve bağlamı belirsiz silinmiş bir içeriğin olumsuz işleme dayanak yapılması tartışmaya açıktır.

Beğeni veya retweet yalnızca bu nedenle otomatik elenme sebebi değildir. Bu eylemler her zaman bilinçli destek anlamına gelmez; bağlam, tarih, süreklilik ve hesap aidiyeti gözetilir. İdarenin, eylemin görevle somut bağlantısını ortaya koyması beklenir.

Sırf bir hesabı takip etmek yalnızca bu nedenle otomatik olumsuzluk sebebi değildir. İnsanlar hesapları farklı saiklerle takip edebilir. İdarenin, takip ilişkisini başka somut olgularla desteklemesi ve görevle bağlantısını ortaya koyması beklenir.

Ekran görüntüsü manipülasyona açık olduğundan tek başına her zaman yeterli kabul edilmeyebilir. Tarih, URL, hesap aidiyeti ve içerik bütünlüğü ile desteklenmesi gerekir. Kaynağı ve bağlamı belirsiz bir görüntünün delil değeri tartışmalıdır.

İfade özgürlüğü kapsamındaki paylaşımlar, kural olarak otomatik elenme gerekçesi yapılamaz. Demokratik eleştiri, siyasi görüş ve mizah ifade özgürlüğü korumasından yararlanır. İdarenin, bir paylaşımın bu sınırı aştığını somut biçimde ortaya koyması beklenir.

Olumsuz işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. İlk adım tebliğ belgesini saklamak, gerekçeyi öğrenmek ve paylaşımın ekran görüntüsü ile bağlamını toplamaktır. Şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.