Randevu Al

İletişim Bilgileri

Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Ana Sayfa Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
  • Yayın Tarihi: 02.07.2026
  • Değiştirme Tarihi: 02.07.2026
  • Yazar: Av. Bilgehan UTKU
1. Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? 1.1. Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Nedir? 1.2. Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Ne İçin Hazırlanır? 1.3. Dava Dilekçesinde Hangi Bilgiler Bulunmalıdır? 1.4. Dava Konusu İşlem Dilekçeye Nasıl Yazılır? 1.5. Tebliğ Tarihi Neden Önemlidir? 1.6. Görevli ve Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir? 1.7. İYUK m.3 ve m.5 Dava Dilekçesinde Neden Önemlidir? 1.8. Dilekçe Reddi Riskine Karşı Nelere Dikkat Edilmelidir? 1.9. Hukuka Aykırılık Sebepleri Nasıl Yazılmalıdır? 1.10. Gerekçesiz Ret Kararında Dava Dilekçesi Nasıl Kurulur? 1.11. Soyut İstihbari Bilgi Varsa Dilekçede Ne Yazılmalıdır? 1.12. HAGB, KYOK, Beraat veya Devam Eden Soruşturma Varsa Nasıl Yazılır? 1.13. Adli Sicil Kaydı, Memurluktan Çıkarma veya Tahdit Bilgisi Dilekçede Nasıl Ele Alınır? 1.14. Sosyal Medya, SGK, Okul, Banka veya Telefon Verileri Varsa Dilekçe Nasıl Kurulur? 1.15. Yürütmenin Durdurulması Talebi Dilekçeye Nasıl Eklenir? 1.16. Emsal Kararlar Dava Dilekçesinde Nasıl Kullanılır? 1.17. Dava Dilekçesine Hangi Belgeler Eklenmelidir? 1.18. Dilekçede Deliller Nasıl Gösterilmelidir? 1.19. İtiraz Dilekçesi ile Dava Dilekçesi Aynı Şey mi? 1.20. Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Hazır Örnekle Yazılabilir mi? 1.21. Örnek Dava Dilekçesi İskeleti 1.22. Dava Dilekçesinde En Sık Yapılan Hatalar 1.23. Dava Dilekçesi Hazırlarken Altın Kontrol Listesi 1.24. Uygulamada Yanlış Bilinenler 1.25. Uygulamada En Sık Yapılan Hata 1.26. Sonuç 1.27. Altın Tavsiye . Sıkça Sorulan Sorular

Güvenlik Soruşturması Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Güvenlik soruşturması dava dilekçesi, olumsuz işlemin iptali için idare mahkemesine sunulan teknik bir hukuki metindir. Dilekçede tebliğ tarihi, dava konusu işlem, hukuka aykırılık sebepleri, somut olay, deliller ve yürütmenin durdurulması talebi açıkça gösterilmelidir. Hazır ve genel dilekçeler yerine, dosyaya özel bir hukuki kurgu yapılmalıdır.


Kısaca:

  • Hukuki dayanak: Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreci 7315 sayılı Kanun; dava dilekçesinin şekil ve içerik şartları ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK), özellikle m.3, m.5, m.14, m.15 ve yürütmenin durdurulması yönünden m.27 çerçevesinde değerlendirilir.
  • Görevli mahkeme: Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına karşı açılacak iptal davasında görevli mahkeme, kural olarak idare mahkemesidir.
  • Yetkili mahkeme: Yetkili mahkeme, işlemi tesis eden idare ve atama/görev ilişkisine göre somut olay özelinde belirlenir.
  • Dava yolu: Olumsuz güvenlik soruşturması işlemine karşı iptal davası açılır; şartları varsa aynı dilekçede yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.
  • Dava açma süresi: Olumsuz işlemin yazılı tebliğinden itibaren genel dava açma süresi 60 gündür; bu süre hak düşürücü niteliktedir.
  • Dava dilekçesinde dava konusu işlem, tebliğ tarihi, davalı idare, hukuka aykırılık sebepleri, deliller, hukuki nedenler ve sonuç-istem açıkça yazılmalıdır.
  • Dilekçe genel itiraz cümleleriyle değil; somut olay, görevle bağlantı, güncellik, ölçülülük, kişisel sorumluluk ve denetlenebilirlik ilkeleriyle kurulmalıdır.
  • Gerekçesiz ret, HAGB, KYOK, beraat, devam eden soruşturma veya istihbari bilgi gibi her olumsuzluk sebebi için ayrı bir hukuki argüman gerekir.
  • Hazır dilekçe örnekleri yalnızca bir iskelet olarak kullanılabilir; dilekçe mutlaka somut dosyaya göre özelleştirilmelidir.
  • Eksik veya hatalı hazırlanan bir dilekçe; dilekçe reddi, süre kaybı veya davanın zayıf kurulması gibi risklere yol açabilir.

Bu dilekçe, olumsuz sonuçlanan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması işlemine karşı idare mahkemesinde açılan iptal davasının temel metnidir. Dilekçe, mahkemeye sunulan ilk ve en belirleyici belgedir; davanın sınırlarını, hukuki dayanaklarını ve talep edilen sonucu bu metin çizer.

Dilekçe yalnızca bir şikâyet veya itiraz metni değildir; kendine özgü şekil ve içerik şartları bulunan teknik bir dava metnidir. Mahkeme, uyuşmazlığı büyük ölçüde dilekçede yer alan bilgiler, hukuki gerekçeler ve sunulan deliller üzerinden değerlendirir. Bu nedenle dilekçenin duygusal veya genel ifadelerden ziyade, somut ve denetlenebilir bir hukuki kurguya dayanması gerekir.

Bu teknik nitelik, dilekçenin bir avukat tarafından hazırlanmasını zorunlu kılmaz; ancak dosyanın karmaşıklığı, dayanılan veri türü ve usuli risklerin çokluğu göz önüne alındığında, hukuki destek alınması sürecin sağlıklı yönetilmesine katkı sağlayabilir.

Uygulamada, güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanırsa ne yapılmalı sorusunun cevabı genellikle bu dilekçenin hazırlanmasıyla somutlaşır. Olumsuz işlemin tebliğinden sonra kişinin önündeki temel hukuki araç, süresinde ve usulüne uygun hazırlanmış bir iptal davası dilekçesidir.

Dilekçe ile dayanağı olan idari işlem arasındaki ilişki de bu noktada önemlidir. Dilekçe, işlemin varlığını değiştirmez; yalnızca bu işlemin hukuka uygunluğunun yargı denetimine sunulmasını sağlar. Bu nedenle dilekçenin başarısı, büyük ölçüde işlemin hangi noktalarda hukuka aykırı olduğunun ne kadar somut ve tutarlı biçimde ortaya konulduğuna bağlıdır.


Dilekçenin amacı, dava konusu idari işlemin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymak ve bu işlemin iptalini istemektir. Mahkemeden, olumsuz güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması sonucuna dayanan işlemin hukuka uygunluk denetiminden geçirilmesi talep edilir.

Şartları varsa, aynı dilekçede yürütmenin durdurulması talebi de yer alabilir. Bu talep, dava sonuçlanmadan önce işlemin etkisinin geçici olarak durdurulmasını sağlamayı amaçlar; ancak talebin kabul edilmesi için ayrı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Dilekçenin ikincil bir işlevi de, davanın ilerleyen aşamalarında mahkemenin dikkate alacağı çerçeveyi baştan belirlemektir. Dava dilekçesinde yer almayan bir iddia veya delil, sonradan eklenmesi güç bir eksiklik haline gelebilir. Bu nedenle dilekçenin ilk hazırlık aşamasında mümkün olduğunca eksiksiz kurulması önemlidir.

Dilekçe hazırlanırken davanın nihai amacının da net biçimde belirlenmesi gerekir. Bazı dosyalarda tek amaç işlemin iptali iken, bazı dosyalarda buna ek olarak yürütmenin durdurulması da acil bir ihtiyaç olarak öne çıkabilir. Bu iki talebin birlikte mi yoksa yalnızca iptal talebiyle mi ileri sürüleceği, dosyanın somut aciliyetine göre değerlendirilmelidir.

Bu dilekçenin amacı işlemin iptalidir; dava kazanıldığında mahkeme kararının idare tarafından uygulanması ve varsa parasal hak veya tazminat taleplerinin ileri sürülmesi ayrı konulardır. Parasal haklar genellikle ayrı bir tam yargı davası ile talep edilir; bu konular bu yazının kapsamı dışında kalmaktadır.


Dava dilekçesinin şekil şartları büyük ölçüde İYUK'ta düzenlenmiştir. Aşağıdaki tablo, iptal davası dilekçesinde yer alması gereken temel unsurları özetlemektedir.

Dilekçede Bulunması Gereken BilgiNeden Önemlidir?Açıklama
Davacının kimlik ve adres bilgileriTaraf teşkili için gereklidirEksik bilgiler usuli sorun doğurabilir
Davalı idareHusumetin doğru yöneltilmesi için önemlidirİşlemi tesis eden idare doğru gösterilmelidir
Dava konusu işlemMahkemenin neyi denetleyeceğini gösterirOlumsuz güvenlik soruşturması işlemi açıkça yazılmalıdır
Tebliğ tarihiDava açma süresinin başlangıcını gösterir60 günlük süre buna göre hesaplanır
AçıklamalarSomut olayın anlatıldığı bölümdürKronoloji sade ve net kurulmalıdır
Hukuka aykırılık sebepleriDavanın esasını oluştururSebep, konu, maksat, ölçülülük ve denetlenebilirlik anlatılmalıdır
Delillerİddiaları desteklerBelgeler dilekçeye eklenmelidir
Hukuki nedenlerMevzuat ve içtihat dayanağını gösterir7315 sayılı Kanun, İYUK, Anayasa ve idare hukuku ilkeleri yazılabilir
Yürütmenin durdurulması talebiGeçici koruma sağlarAçık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar açıklanmalıdır
Sonuç ve istemMahkemeden ne istendiğini gösterirİptal ve varsa YD talebi açıkça yazılmalıdır

Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, dilekçenin zayıf kurulmasına veya mahkemenin ilk incelemede eksiklik tespit etmesine yol açabilir. Bu nedenle dilekçe hazırlanırken bu tablo bir kontrol listesi olarak da kullanılabilir.

Tablodaki unsurlar birbirinden bağımsız değildir; örneğin işlemin iptalini gerektiren nedenler bölümü, delil listesindeki belgelerle doğrudan ilişkilendirilmelidir. Bir iddia ne kadar güçlü ifade edilirse edilsin, buna karşılık gelen bir delil dilekçeye eklenmemişse, mahkeme nezdindeki ikna ediciliği zayıflayabilir.


Dava konusu işlemin net ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması, dilekçenin en kritik unsurlarından biridir. Mahkeme, hangi idari işlemin hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacağını öncelikle bu bölümden anlar.

Uygulamada kullanılabilecek örnek bir ifade şu şekildedir: "Davalı idare tarafından müvekkil hakkında tesis edilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanmasına dayalı atama yapılmaması / göreve başlatılmama işleminin iptali talebidir." Bu ifade yalnızca bir örnektir ve her dosyada somut işleme göre yeniden kurulması gerekir.

Dava konusu işlem yazılırken, işlemin tam olarak hangi tarihte, hangi idare tarafından ve hangi içerikte tesis edildiği açık biçimde belirtilmelidir. Örneğin, bir aday için atama yapılmaması ile göreve başlamış bir personelin ilişiğinin kesilmesi, farklı içerikte idari işlemlerdir ve dilekçede bu fark net biçimde yansıtılmalıdır.

Dava konusu işlem yazılırken, yalnızca "güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması" şeklinde genel bir ifadeyle yetinilmemelidir. İşlemin hangi tarihte tesis edildiği, işlemi tesis eden idarenin hangisi olduğu ve bu işlemin somut sonucunun -atama yapılmaması, göreve başlatılmama, kamu görevine alınmama veya ilişik kesme gibi- açıkça belirtilmesi gerekir. İşlemin hangi veriye veya değerlendirmeye dayandığı da bu bölümde kısaca özetlenmelidir.

Dava konusu işlemin belirsiz veya eksik yazılması, mahkemenin dava konusunu tam olarak tespit edememesine ve bu nedenle dilekçenin usul yönünden sorgulanmasına yol açabilir. Bu nedenle bu bölüm, dilekçenin en dikkatli hazırlanması gereken kısımlarından biridir.


Tebliğ tarihi, dava açma süresinin başlangıç noktasıdır. Olumsuz işlemin yazılı bildiriminden itibaren genel dava açma süresi 60 gündür ve bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Dilekçede tebliğ tarihinin doğru ve ispatlanabilir biçimde belirtilmesi, davanın süresinde açılıp açılmadığının denetlenmesi açısından önemlidir. Tebliğ tarihine ilişkin belge -tebligat zarfı, elektronik tebligat kaydı veya kuruma ait yazışma sistemi çıktısı gibi- dilekçeye eklenmelidir.

Bazı dosyalarda tebliğ tarihinin tam olarak tespiti güçleşebilir; örneğin sözlü bilgilendirme yapılmış ancak yazılı tebliğ gecikmiş olabilir. Böyle durumlarda dava açma süresinin hangi tarihten işlemeye başladığı, somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilir. Güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı içerik, bu sürenin işleyişine ilişkin daha ayrıntılı bilgi vermektedir.

Tebliğ tarihinin dilekçede yanlış veya eksik gösterilmesi, mahkemenin süre incelemesini güçleştirebilir. Bu nedenle tebliğ tarihi, dilekçenin hazırlık aşamasında ilk doğrulanması gereken unsurlardan biridir.


Görevli mahkeme, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına karşı açılacak iptal davasında kural olarak idare mahkemesidir. Bu, güvenlik soruşturması dosyalarının büyük çoğunluğu için geçerli genel kuraldır.

Yetkili mahkeme ise, işlemi tesis eden idare, atama işlemi, görev yeri ve ilgili mevzuat çerçevesinde somut olay özelinde değerlendirilir. Farklı kurumlar ve farklı personel statüleri için yetkili mahkeme tespiti değişebileceğinden, bu noktanın dilekçe hazırlanmadan önce netleştirilmesi gerekir.

Görevli veya yetkili mahkemenin yanlış tespit edilmesi, davanın başka bir mahkemeye gönderilmesine ve sürecin gereksiz yere uzamasına yol açabilir. Bu nedenle dilekçe hazırlığının ilk adımlarından biri, doğru mahkemenin belirlenmesidir.

Yetkili mahkemenin tespitinde tereddüt yaşanan dosyalarda, dilekçenin en azından görevli mahkeme türü bakımından (idare mahkemesi) doğru sunulması, olası bir yetkisizlik kararı hâlinde dahi davanın görevsiz mahkemede açılmasından kaynaklanan daha ağır sonuçların önüne geçebilir.


İYUK m.3, dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurları düzenler; taraf bilgileri, dava konusu, tebliğ tarihi, hukuki sebepler ve istem gibi unsurlar bu madde çerçevesinde şekillenir. Bu dilekçe de bu genel çerçeveye uygun kurulmalıdır.

İYUK m.5 ise, aynı dilekçeyle birden fazla işleme karşı dava açılabilecek halleri düzenler. Güvenlik soruşturması dosyalarında bazen birden fazla işlem -örneğin hem olumsuz sonuç hem de bu sonuca dayalı ilişik kesme işlemi- aynı anda gündeme gelebilir. Bu durumda işlemler arasında maddi veya hukuki bir bağlılık bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Birden fazla işlemin aynı dilekçede birleştirilmesi, süreç ekonomisi açısından avantajlı olabilir; ancak işlemler arasında yeterli bağlılık yoksa bu durum mahkemenin dilekçeyi ayırma kararı vermesine yol açabilir. Bu nedenle birden fazla işlem söz konusu olduğunda, bu maddeler çerçevesinde bir ön değerlendirme yapılması önerilir.

Dilekçenin İYUK m.3'te sayılan şekil şartlarını taşımaması, tek başına davanın kaybedileceği anlamına gelmez; ancak mahkemenin ilk incelemesinde eksikliğin fark edilmesi ve bu eksikliğin süresinde tamamlanması gerekebilir. Bu tür usuli aksaklıkların dilekçe hazırlığı aşamasında önceden önlenmesi, sürecin gecikmeden ilerlemesini sağlar.

Genel idari dava dilekçelerinin nasıl kurulması gerektiğine ilişkin daha kapsamlı bir çerçeve için idari dava dilekçesi nasıl yazılır başlıklı içerik incelenebilir; ancak bu yazının odağı, güvenlik soruşturması dosyalarına özgü dilekçe kurgusudur.


İYUK m.14 ve m.15 kapsamında mahkeme, dava dilekçesini ilk incelemede belirli usuli yönlerden değerlendirir. Bu inceleme; görev, yetki, süre, ehliyet, dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, husumet ve İYUK m.3-m.5'e uygunluk gibi başlıkları kapsar.

Bu inceleme sonucunda tespit edilen eksiklikler, dosyanın niteliğine göre farklı sonuçlar doğurabilir; bazı eksiklikler süre verilerek tamamlatılabilirken, bazı hâllerde dilekçenin reddi veya davanın usulden reddi söz konusu olabilir.

Hatalı hazırlanmış bir dilekçe, bu nedenle yalnızca esasa ilişkin bir zayıflık değil, aynı zamanda usuli bir risk de taşır. Örneğin, davalı idarenin yanlış gösterilmesi, dava konusu işlemin belirsiz bırakılması veya tebliğ tarihinin hatalı yazılması, ilk incelemede sorun yaratabilecek başlıca unsurlardır.

Bu risklerin önüne geçmenin en etkili yolu, dilekçenin hazırlık aşamasında bu usuli unsurların tek tek kontrol edilmesidir. Aşağıda yer alan kontrol listesi tablosu, bu amaçla kullanılabilir.

Bu noktada dilekçe reddi ile davanın reddi arasındaki farkın da bilinmesi önemlidir. Dilekçe reddi kararı, genellikle şekil eksikliklerine ilişkindir ve kişiye eksikliği tamamlayarak yeniden dava açma imkânı tanıyabilir; buna karşılık davanın esastan veya usulden reddi, dosyanın o hâliyle sona ermesi anlamına gelir. Bu iki sonuç birbirinden farklı olduğu için, dilekçedeki eksikliğin niteliği de ayrıca değerlendirilmelidir.

İYUK m.15 kapsamında dilekçenin reddine karar verilmesi hâlinde, kişiye kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yeni bir dilekçeyle yeniden dava açma imkânı tanınabilir. Bu süreçte, ilk dilekçedeki eksikliğin -örneğin husumet hatası, dava konusunun belirsizliği veya şekil eksikliği- yeni dilekçede giderilmiş olması gerekir; aynı hatanın tekrarlanması, ikinci dilekçenin de reddedilmesi riskini doğurabilir. Bu otuz günlük sürenin de tıpkı ilk dava açma süresi gibi dikkatle takip edilmesi, hak kaybının önlenmesi açısından önemlidir.


Dilekçenin en önemli bölümü, işlemin iptalini gerektiren nedenlerin anlatıldığı kısımdır. Bu bölüm soyut ve genel ifadelerle değil, somut veri ve hukuki gerekçelendirme üzerinden kurulmalıdır.

Uygulamada güvenlik soruşturması dosyalarında sıklıkla başvurulan bazı ilkeler bulunmaktadır. Sebep unsuru, işlemin dayandığı somut olgunun varlığı ve doğruluğu ile ilgilidir. Ölçülülük ilkesi, işlemin amacı ile bu amaca ulaşmak için kullanılan aracın orantılı olup olmadığını sorgular. Güncellik ilkesi, dayanak alınan bilginin ne kadar eski olduğunu ve halen güncelliğini koruyup korumadığını değerlendirir.

Görevle bağlantı ilkesi, kişi hakkındaki verinin görev yapılacak pozisyonla somut bir ilişkisinin bulunup bulunmadığını sorgular. Kişisel sorumluluk ilkesi, bir üçüncü kişinin -örneğin akraba veya yakının- durumunun doğrudan kişiye yüklenip yüklenmediğini inceler. Masumiyet karinesi, kesinleşmemiş bir soruşturma veya kovuşturmanın tek başına olumsuzluk gerekçesi olarak kullanılıp kullanılmadığını değerlendirir.

Denetlenebilirlik ilkesi, işlemin gerekçesinin yargı denetimine imkân verecek açıklıkta olup olmadığıyla ilgilidir. Hukuki güvenlik ilkesi, kişinin idarenin işlemlerini önceden öngörebilmesiyle bağlantılıdır. Kişisel verilerin korunması ilkesi, toplanan verinin hukuka uygun biçimde elde edilip kullanılıp kullanılmadığını sorgular. İdarenin takdir yetkisinin sınırlılığı ise, güvenlik soruşturması alanında idareye tanınan takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, bu yetkinin de hukuka uygunluk denetimine tabi olduğunu ifade eder.

Bu ilkelerin her biri, somut dosyanın özelliklerine göre farklı ağırlıkta kullanılabilir. Dilekçede bu ilkelerin isim olarak sayılması tek başına yeterli değildir; her ilkenin somut olayla ilişkilendirilerek anlatılması gerekir.

Bu ilkelerden hangilerinin öne çıkarılacağı, olumsuzluğun dayandığı veri türüne göre değişir. Örneğin istihbari bir bilgiye dayanan bir dosyada güncellik ve denetlenebilirlik ilkeleri ön plana çıkarken, üçüncü bir kişinin durumuna dayanan bir dosyada kişisel sorumluluk ilkesi daha belirleyici olabilir. Bu nedenle ilkelerin seçimi ve sıralaması, dosyanın somut yapısına göre yapılmalıdır.

İşlemin hukuka uygun olmadığı yönündeki iddialar dilekçede ayrı alt başlıklar veya ayrı paragraflar hâlinde kurulmalıdır. Sebep unsuruna ilişkin iddia, ölçülülük ilkesine aykırılığa ilişkin iddia, görevle bağlantıya ilişkin iddia, güncelliğe ilişkin iddia ve denetlenebilirlik sorununa ilişkin iddia tek bir paragrafta karıştırılırsa, mahkemenin her bir iddiayı ayrı ayrı değerlendirmesi güçleşebilir. Bu nedenle her ilkenin kendi başlığı veya paragrafı altında, ilgili somut olguyla birlikte sunulması önerilir.


Bazı dosyalarda olumsuz işlem, hiçbir somut gerekçe içermeden veya çok genel ifadelerle tesis edilmiş olabilir. Bu durumda dilekçenin, güvenlik soruşturmasında gerekçesiz ret kararı başlıklı içerikte ele alınan ilkeler çerçevesinde kurulması önerilir.

Dilekçede, işlemin sebep unsurunun belirsiz olduğu; kişinin hangi somut bilgiye dayanılarak olumsuz değerlendirildiğini öğrenemediği açıkça anlatılmalıdır. Bu durum aynı zamanda denetlenebilirlik ve savunma hakkı yönünden de bir sorun oluşturur; zira gerekçesi belli olmayan bir işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi güçleşir.

Gerekçesiz ret iddiasının dilekçede yalnızca soyut biçimde ileri sürülmesi yeterli değildir; işlemin hangi noktalarda gerekçe içermediği, kişinin bu nedenle hangi savunma imkânından yoksun kaldığı somut biçimde ortaya konulmalıdır.


Bazı güvenlik soruşturması dosyalarında olumsuz sonucun dayanağı, kolluk kuvvetleri tarafından veya istihbarat birimlerince toplanan bilgilerdir. İstihbari bilginin güvenlik soruşturmasına etkisi başlıklı içerikte bu konu daha kapsamlı ele alınmaktadır; burada yalnızca dilekçe kurgusuna ilişkin temel çerçeve verilmektedir.

Kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimlerinden gelen bir bilginin tek başına yeterli olmayabileceği, dilekçede vurgulanabilecek önemli bir noktadır. Bilginin somut, güncel, kişiye aidiyeti belirli, görevle bağlantılı ve denetlenebilir olması gerektiği; bu unsurlardan birinin eksik olması hâlinde işlemin hukuka uygun olmadığı anlatılmalıdır.

Dilekçede bu iddia ileri sürülürken, mümkünse dosyada yer alan bilginin hangi noktalarda somutluktan uzak olduğu -tarih belirsizliği, kaynağın belli olmaması, kişiyle bağlantının açık olmaması gibi- ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bu bölümün istihbari bilgi konusunun genel bir anlatımına dönüşmemesi, yalnızca somut dosyayla ilişkilendirilmiş kısa bir hukuki argüman olarak kalması önerilir.

Bu tür dosyalarda mahkemenin, ilgili bilgi ve belgeleri gizliliği koruyacak usullerle incelemesi söz konusu olabilir. Bu durum, davacı tarafın dilekçesinde iddialarını olabildiğince açık ve sistematik biçimde sunmasının önemini daha da artırır; zira mahkeme, elindeki sınırlı bilgiyle davacının ileri sürdüğü ilkeleri karşılaştırarak bir değerlendirme yapacaktır.


Ceza yargılamasına ilişkin veriler, güvenlik soruşturması dosyalarında sık karşılaşılan bir olumsuzluk sebebidir. Bu verilerin dilekçede nasıl ele alınacağı, verinin niteliğine göre değişir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmiş bir dosyada, bu kararın bir mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığı vurgulanmalıdır. Bu konudaki hukuki çerçeve HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi başlıklı içerikte ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Kovuşturmaya yer olmadığı (KYOK), beraat veya düşme kararı bulunan dosyalarda ise bu kararlar, kişinin lehine belgeler olarak dilekçeye eklenmeli ve masumiyet karinesiyle birlikte değerlendirilmelidir. KYOK, beraat ve düşme kararı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik, bu kararların değerlendirilme biçimine ilişkin daha fazla bilgi vermektedir.

Devam eden bir soruşturma veya ceza davası bulunması hâlinde ise, masumiyet karinesi ilkesinin dilekçede özellikle vurgulanması önerilir; zira kesinleşmemiş bir yargılamanın tek başına olumsuzluk sebebi olarak kullanılması, bu ilkeyle çelişebilir. Devam eden soruşturma veya ceza davası güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik, bu konuyu ayrıca ele almaktadır.

Bu üç farklı veri türü için dilekçede aynı cümlelerin tekrarlanması yerine, her birinin kendine özgü hukuki niteliği ayrı ayrı anlatılmalıdır.

Bu üç veri türünün bir arada bulunduğu dosyalarda -örneğin hem geçmişte bir HAGB kararı hem de halihazırda devam eden ayrı bir soruşturma varsa- dilekçenin bu iki hususu birbirinden ayırarak, her birine ilişkin hukuki değerlendirmeyi kendi başlığı altında sunması, mahkemenin dosyayı daha sağlıklı değerlendirmesine katkı sağlar.


Kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı, kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası, kamu görevinden çıkarılma, kişi hakkında devam eden bir soruşturma, kişinin adli sicil kaydının niteliği veya hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı gibi veriler, güvenlik soruşturması dosyalarında sıkça karşılaşılan unsurlardır.

Bu tür veriler dilekçede ele alınırken, kaydın niteliği, kesinleşip kesinleşmediği, suçun türü ve görevle ilişkisi somut biçimde incelenmelidir. Her kayıt otomatik olarak olumsuzluk sebebi oluşturmaz; kaydın güncelliği ve görevle bağlantısı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası gibi ağırlıklı bir veri söz konusu olduğunda, dilekçenin bu veriyi görmezden gelmesi yerine, varsa bu veriye ilişkin sonradan ortaya çıkan olumlu gelişmelerin -örneğin cezanın infazı, zamanaşımı veya ilgili mevzuattaki değişiklikler gibi- somut olaya göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Kişinin adli sicil kaydının niteliği incelenirken, kaydın adli sicil arşiv kaydı olup olmadığı, ilgili kanun hükümleri çerçevesinde bu kaydın ne ölçüde dikkate alınabileceği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, her dosyanın somut koşullarına göre değişir.

Bu bölümdeki verilerin dilekçede anlatımı, tek bir kalıp cümleyle değil; her verinin türüne, ağırlığına ve güncelliğine göre ayrı ayrı kurulmalıdır. Örneğin uzun yıllar önce gerçekleşmiş ve o tarihten bu yana kişinin görevinde herhangi bir sorun yaşamadığı bir kaydın, güncel ve tekrarlanan bir kayda kıyasla dilekçede farklı bir ağırlıkla ele alınması gerekebilir.


Bazı dosyalarda olumsuz değerlendirmenin dayanağı, sosyal medya paylaşımları, SGK kayıtları, eğitim geçmişi, banka hareketleri veya iletişim verileri gibi dolaylı bilgiler olabilir. Bu veri türleri için dilekçe kurgusu, diğer sebeplere kıyasla daha fazla somutlaştırma gerektirebilir.

Veri türüne göre görevle bağlantı, güncellik, ölçülülük ve kişisel sorumluluk ilkeleri üzerinden bir savunma kurulması önerilir. Örneğin, bir sosyal medya paylaşımının kişiye ait olup olmadığı, ne zaman yapıldığı ve görevle somut bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı; bir banka hareketinin tek başına ne anlama geldiği ve başka bir açıklaması olup olmadığı gibi hususlar ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Bu bölümün dilekçede gereğinden uzun tutulması, davanın asıl odağını dağıtabilir. Bu nedenle, veri türü ne olursa olsun, anlatımın kısa, somut ve doğrudan ilgili ilkelerle sınırlı tutulması önerilir.

Bu tür dolaylı verilere dayanan dosyalarda, verinin elde ediliş biçiminin hukuka uygun olup olmadığı da ayrıca bir değerlendirme konusu olabilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel ilkeler, bu noktada işlemin hukuka uygun olmadığı iddiasının bir parçası olarak dilekçede yer alabilir.


Şartları oluştuğunda, aynı dilekçe içinde güvenlik soruşturması yürütmenin durdurulması talebi de yer alabilir. İYUK m.27 kapsamında bu talebin kabul edilebilmesi için, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız bir zarar doğması gerekir.

Dilekçede bu talep yazılırken, yalnızca "yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ederiz" şeklinde genel bir cümleyle yetinilmemelidir. Hem açık hukuka aykırılığın hem de telafisi güç zararın hangi somut olgulara dayandığı ayrı ayrı açıklanmalıdır.

Güvenlik soruşturması dosyalarında telafisi güç zarar, genellikle göreve başlatılmama, mesleğe kabul edilmeme veya atamanın yapılmaması nedeniyle kişinin mesleki ve ekonomik geleceğinde oluşabilecek olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilir. Bu zararın nasıl somutlaştığı, dosyanın özelliklerine göre ayrıca anlatılmalıdır.

Açık hukuka aykırılık ile telafisi güç zarar şartlarının ikisinin birlikte gerçekleşmesi gerektiği unutulmamalıdır; yalnızca birinin varlığı, yürütmenin durdurulması talebinin kabulü için yeterli değildir. Bu nedenle dilekçede her iki unsur da ayrı ayrı ve somut biçimde ele alınmalıdır.

Yürütmenin durdurulması talebinin yazılması, mahkemenin bu talebi kabul edeceği anlamına gelmez; talebin değerlendirilmesi mahkemenin takdirindedir ve şartların oluşup oluşmadığına göre karara bağlanır.


Emsal kararlar, dilekçenin hukuki argümanını güçlendirmek amacıyla kullanılabilir. Ancak güvenlik soruşturması davasında emsal kararlar başlıklı içerikte de vurgulandığı üzere, karar numarası yığmak tek başına yeterli bir strateji değildir.

Dilekçede emsal kararlara yer verilecekse, kararın hangi hukuki ilkeyi desteklediği ve bu ilkenin somut dosyayla nasıl benzeştiği açıkça anlatılmalıdır. Emsal kararın yalnızca isim veya numara olarak sayılması, mahkeme üzerinde beklenen etkiyi oluşturmayabilir.

Uydurma veya doğrulanmamış bir karar numarasının dilekçeye yazılması kesinlikle önerilmez; bu tür bir hata, dilekçenin güvenilirliğini zedeleyebilir. Emsal karar kullanılacaksa, kararın gerçekliği ve içeriği doğrulanmış olmalıdır.

Emsal kararların dilekçedeki yeri de önemlidir; genellikle işlemin iptalini gerektiren nedenler bölümünde, ilgili ilkenin desteklenmesi amacıyla kısa biçimde referans gösterilir. Emsal kararların ayrı ve uzun bir bölüm hâlinde sıralanması, dilekçenin asıl odağını -somut olayı- gölgede bırakabilir.


Delillerin dilekçeye eksiksiz eklenmesi, iddiaların desteklenmesi açısından önemlidir. Aşağıdaki tablo, dava dilekçesine sıkça eklenen belge türlerini özetlemektedir.

BelgeNeden Önemlidir?Nasıl Kullanılır?
Olumsuz güvenlik soruşturması yazısıDava konusu işlemi gösterirDilekçeye eklenir
Tebliğ belgesiSüre hesabı için gereklidir60 günlük süreyi ispatlar
Atama veya başvuru belgeleriHukuki menfaati gösterirBaşvuru ve atama süreci açıklanır
Adli sicil kaydıCeza kaydı durumunu gösterirLehe veya açıklayıcı belge olarak sunulur
HAGB kararıMahkûmiyet olmadığını gösterebilirHukuki nitelik açıklanır
KYOK / beraat / düşme kararıLehe ceza kararlarını gösterirMasumiyet karinesiyle birlikte kullanılır
Devam eden soruşturma evrakıDosyanın kesinleşmediğini gösterirMasumiyet karinesi vurgulanır
Gerekçesiz ret yazısıSebep unsurunu tartışmaya açarDenetlenebilirlik argümanı kurulur
İstihbari bilgiye karşı açıklayıcı belgelerSoyut veriyi dengeleyebilirSomut olay açıklanır
SGK / okul / banka / sosyal medya belgeleriVeri türüne göre savunmayı desteklerGörevle bağlantı ve ölçülülük anlatılır
Emsal kararlarHukuki ilkeyi güçlendirebilirSomut olay benzerliğiyle kullanılmalıdır
VekaletnameAvukatla takipte temsil yetkisini gösterirDosyaya sunulur

Delillerin dilekçede dağınık biçimde değil, iddiaları destekleyecek bir sırayla gösterilmesi önerilir. Her belgenin, dilekçenin hangi bölümündeki hangi hukuki iddiayı desteklediği açıkça belirtilmelidir.

Örneğin, tebliğ tarihine ilişkin belge süre kısmında, adli sicil kaydı veya HAGB kararı ilgili olumsuzluk sebebine ilişkin bölümde, atama belgeleri ise hukuki menfaat kısmında referans gösterilmelidir. Bu düzen, mahkemenin delilleri iddialarla ilişkilendirmesini kolaylaştırır.

Delillerin sayısının fazla olması tek başına dilekçeyi güçlendirmez; belgelerin ilgili olması ve doğru biçimde konumlandırılması daha belirleyicidir. Bu nedenle delil listesi hazırlanırken, her belgenin dosyaya ne kattığı ayrıca gözden geçirilmelidir.

Deliller dilekçenin ekler kısmında numaralandırılarak listelenmeli ve mümkünse metin içinde de bu numaralara atıf yapılmalıdır. Bu yöntem, hem mahkemenin belgeleri hızlıca bulmasını kolaylaştırır hem de dilekçenin düzenli ve profesyonel bir görünüm kazanmasını sağlar.


Hayır, itiraz dilekçesi ile dava dilekçesi farklı hukuki araçlardır. Güvenlik soruşturmasına itiraz edilir mi başlıklı içerikte bu ayrım daha kapsamlı ele alınmaktadır; burada yalnızca dilekçe kurgusu açısından temel fark özetlenmektedir.

İtiraz dilekçesi, idareye yapılan bir başvurudur ve muhatabı idarenin kendisidir. Dava dilekçesi ise idare mahkemesine sunulan bir yargı başvurusudur ve muhatabı mahkemedir. İkisinin amacı, hukuki dayanağı ve olası sonuçları birbirinden farklıdır.

İtiraz yoluna başvurulması, davanın açılmasına engel değildir; ancak itirazın dava açma süresine etkisi, başvurunun süresine, merciine ve içeriğine göre ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu nedenle itiraz dilekçesi ile dava dilekçesinin birbirinin yerine geçtiği varsayılmamalıdır.

Uygulamada bazı kişiler, idareye itiraz ettikten sonra dava açma süresini gözden kaçırabilmektedir. İtiraz sürecinin sonucunu beklerken 60 günlük dava açma süresinin de paralel biçimde takip edilmesi, olası bir hak kaybının önlenmesi açısından önemlidir.


Hazır dilekçe örnekleri, yalnızca genel bir iskelet sağlamak amacıyla kullanılabilir; doğrudan kopyalanıp kullanılacak bir metin değildir. Her dosyanın olumsuzluk sebebi, personelin görev türü, mevcut belge durumu ve süre bakımından farklı özellikleri bulunur.

Kopyala-yapıştır biçiminde hazırlanan bir dilekçe, somut olayla örtüşmeyen genel ifadeler içerebilir; bu da dilekçenin ikna ediciliğini zayıflatabilir. Örneğin, gerekçesiz ret nedeniyle açılan bir davada kullanılması gereken argümanlar ile devam eden bir soruşturma nedeniyle açılan davada kullanılması gereken argümanlar aynı değildir.

Hazır bir dilekçe metninin aynen kullanılması, bazı dosyalarda tebliğ tarihinin, dava konusu işlemin veya iptal sebeplerinin somut olaya uyarlanmadan bırakılmasına ve bu nedenle hak kaybına yol açabilecek eksikliklere yol açabilir. Bu nedenle her dilekçenin, hazır bir şablon üzerinden değil, dosyanın kendi verileri üzerinden yeniden kurulması önerilir.


Aşağıdaki tablo, tam ve kopyalanabilir bir dilekçe metni değil; dilekçenin genel yapısını gösteren bir iskelettir. Her bölümün somut dosyaya göre ayrıca ve özgün biçimde doldurulması gerekir.

Bu iskeletin amacı, dilekçe hazırlığına başlarken hangi başlıkların mutlaka yer alması gerektiğini hatırlatmaktır. İskeletteki sıralama da yol gösterici niteliktedir; bazı dosyalarda, örneğin acil bir yürütmenin durdurulması ihtiyacı varsa, bu talebin dilekçenin daha görünür bir yerinde vurgulanması tercih edilebilir.

Dilekçe BölümüBu Bölümde Genel Olarak Ne Yer Alır?
Nöbetçi idare mahkemesiDavanın açılacağı görevli ve yetkili mahkeme belirtilir
Yürütmenin durdurulması taleplidirŞartları varsa bu ibare dilekçe başlığında yer alır
DavacıDavacının kimlik ve adres bilgileri yazılır
VekiliVarsa avukatın bilgileri ve vekâletname referansı yer alır
Davalı idareİşlemi tesis eden idare doğru biçimde gösterilir
Dava konusuİptali istenen işlem somut biçimde tanımlanır
Tebliğ tarihiOlumsuz işlemin tebliğ edildiği tarih belirtilir
AçıklamalarSomut olay kronolojik ve sade biçimde anlatılır
Hukuka aykırılık nedenleriSebep, ölçülülük, güncellik gibi ilkeler somut olaya uygulanır
Yürütmenin durdurulması nedenleriAçık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar açıklanır
Hukuki nedenler7315 sayılı Kanun, İYUK ve ilgili mevzuat hükümleri sayılır
Delillerİddiaları destekleyen belgeler listelenir
Sonuç ve istemİşlemin iptali ve varsa YD talebi açıkça yazılır
EklerDilekçeye eklenen tüm belgeler numaralandırılarak listelenir

Bu iskelet, yalnızca bir çerçeve sunmaktadır. Dilekçenin gerçek gücü, her bölümün somut dosyanın verileriyle ve hukuki gerekçelendirmeyle doldurulmasından gelir; iskeletin kendisi tek başına bir dava kazandırmaz.


Uygulamada dava dilekçelerinde sıkça karşılaşılan hatalar aşağıda kısaca özetlenmiştir. Bu hataların büyük bölümü, dilekçenin aceleyle veya somut olaydan kopuk biçimde hazırlanmasından kaynaklanmaktadır.

Tebliğ tarihini yazmamak veya yanlış yazmak, mahkemenin süre incelemesini güçleştiren en temel hatalardan biridir.

Dava konusu işlemi belirsiz bırakmak, mahkemenin neyi denetleyeceğini net biçimde anlamasını engelleyebilir.

Yanlış idareyi davalı göstermek, husumet yönünden sorun doğurabilir ve sürecin gecikmesine yol açabilir.

Genel ve soyut hukuki sakatlık cümleleri kullanmak, dilekçenin somut olaydan kopmasına ve ikna ediciliğinin azalmasına neden olabilir.

Delilleri dilekçeye eklememek veya eksik eklemek, iddiaların desteksiz kalmasına yol açar.

Yürütmenin durdurulması talebini gerekçelendirmemek, bu talebin reddedilme riskini artırabilir.

Emsal kararları somut olayla ilişkilendirmemek, kararların yalnızca sayısal bir liste olarak kalmasına neden olur.

HAGB, KYOK veya beraat belgelerini yanlış yorumlamak, bu belgelerin lehe etkisinin dilekçede yeterince yansıtılamamasına yol açabilir.

Hazır bir dilekçeyi aynen kullanmak, somut olaya uyarlanmamış ifadelerin dilekçede kalmasına ve bu nedenle hak kaybına neden olabilecek eksikliklere yol açabilir.

Süreyi kaçırmak ise, dilekçenin içeriği ne kadar güçlü olursa olsun, davanın usulden reddiyle sonuçlanabilecek en ağır hatadır.


Aşağıdaki tablo, dilekçe hazırlığının son aşamasında kullanılabilecek bir kontrol listesi sunmaktadır.

Kontrol NoktasıSorulacak SoruRisk
Tebliğ tarihi60 günlük süre içinde miyiz?Süre aşımı
Dava konusu işlemHangi işlemin iptali isteniyor?Belirsiz dava konusu
Davalı idareİşlemi kim tesis etti?Husumet hatası
Görevli mahkemeİdare mahkemesi görevli mi?Görev sorunu
Yetkili mahkemeHangi yer mahkemesi yetkili?Yetki sorunu
Hukuka aykırılıkSomut veriyle anlatıldı mı?Zayıf dava
DelillerBelgeler ekli mi?İspat sorunu
YD talebiAçık aykırılık ve zarar açıklandı mı?YD reddi riski
Emsal kararSomut olayla bağlantı kuruldu mu?Etkisiz içtihat
EklerTüm belgeler listelendi mi?Eksik dosya

Bu kontrol listesindeki her satır, dilekçenin gönderilmeden önce son kez gözden geçirilmesi gereken bir noktayı temsil eder. Listedeki herhangi bir maddenin eksik kalması, davanın hem usul hem esas yönünden zayıflamasına yol açabilir.


Bu süreçte sıkça karşılaşılan yanlış kanaatler aşağıda özetlenmiştir.

"Her güvenlik soruşturması dilekçesi aynıdır." Bu doğru değildir; her dosyanın olumsuzluk sebebi, delil durumu ve somut koşulları farklıdır.

"Hazır dilekçe örneği yeterlidir." Bu doğru değildir; hazır bir metin yalnızca genel bir çerçeve sunar, somut olaya uyarlanmadan kullanılması risklidir.

"Sadece kanun maddesi yazmak yeterlidir." Bu doğru değildir; kanun maddesinin somut olayla ilişkilendirilmesi ve gerekçelendirilmesi gerekir.

"YD talebi yazılırsa mahkeme mutlaka kabul eder." Bu doğru değildir; yürütmenin durdurulması, ayrı şartların birlikte gerçekleşmesini gerektiren bir taleptir.

"İtiraz dilekçesi dava dilekçesi yerine geçer." Bu doğru değildir; ikisi farklı hukuki araçlardır ve farklı muhataplara yöneliktir.

"Mahkeme zaten her şeyi dosyadan görür." Bu doğru değildir; mahkeme büyük ölçüde dilekçede sunulan bilgi ve delillerle sınırlı bir değerlendirme yapar.

"Emsal karar yazmak tek başına yeterlidir." Bu doğru değildir; emsal kararın somut olayla bağlantısının kurulması gerekir.

"Gerekçesiz ret varsa hiçbir açıklama yapmaya gerek yoktur." Bu doğru değildir; gerekçesizlik iddiasının da somut biçimde ve hukuki dayanaklarıyla ortaya konulması gerekir.


En sık yapılan hata, dilekçenin somut olay yerine genel hukuki ifadelerle hazırlanmasıdır. Dava dilekçesinde, kişinin hangi sebeple elendiği, bu sebebin neden hukuka uygun olmadığı ve hangi belgelerin bu iddiayı desteklediği açıkça gösterilmelidir.

Bu genel eğilim, özellikle zaman baskısı altında hazırlanan dilekçelerde görülür; süre kaçırma kaygısıyla hızlıca hazırlanan bir dilekçe, somut olay yerine kalıp cümlelerle doldurulabilir. Ancak süre baskısı, dilekçenin hukuki gücünden ödün verilmesini gerektirmez; aksine, sürenin erken fark edilmesi, dilekçenin daha dikkatli hazırlanmasına imkân tanır.

Bu nedenle dilekçe hazırlığına mümkün olduğunca erken başlanması, somut olayın ve delillerin sakin biçimde bir araya getirilmesi açısından önemlidir.


Güvenlik soruşturması dava dilekçesi, yalnızca olumsuz sonuca itiraz eden genel bir metin değildir. Dilekçe; süre, dava konusu işlem, davalı idare, deliller, hukuki sebepler, yürütmenin durdurulması ve somut olay bağlantısı bir arada dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

Hazır örnekler yalnızca bir iskelet sağlar; her dosyanın kendi verileri, olumsuzluk sebebi ve belge durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu süreçte bir güvenlik soruşturması avukatı desteği, dilekçenin somut dosyaya uygun ve eksiksiz kurulması açısından önemli bir adımdır.

Dilekçe, davanın yalnızca ilk adımıdır; ancak bu ilk adımın sağlam atılması, sürecin ilerleyen aşamalarını da doğrudan etkiler. Zayıf kurulmuş bir dilekçe, sonraki aşamalarda telafi edilmesi güç eksiklikler doğurabileceğinden, hazırlık sürecine yeterli zaman ve özenin ayrılması önerilir.


Dava dilekçesini hazırlarken önce tebliğ tarihini, dava konusu işlemi ve davalı idareyi netleştirin. Ardından olumsuzluğun dayandığı sebebi -gerekçesiz ret, istihbari bilgi, adli sicil kaydı, HAGB, KYOK, devam eden soruşturma veya başka bir veri türü- tam olarak tespit edin. Dilekçeyi genel itiraz cümleleriyle değil; somut olay, lehe belgeler, hukuki ilkeler ve dava konusu işlemin neden hukuka aykırı olduğu üzerinden kurun. Süre, görevli ve yetkili mahkeme, deliller ve yürütmenin durdurulması talebini ayrıca kontrol edin. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.


Bu içerik; Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu'nun fiilen yürüttüğü dava dosyaları, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve idari yargılama usulüne ilişkin genel ilkeler dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olay değerlendirmesi için hukuki destek alınması önerilir.

Son Güncelleme: 02.07.2026 

Yazar: Av. Bilgehan Utku

Hukuki İnceleme: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Güvenlik soruşturması dava dilekçesi, olumsuz sonuçlanan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması işlemine karşı idare mahkemesinde açılan iptal davasının temel metnidir. Dilekçe, davanın hukuki dayanaklarını, dava konusu işlemi ve talep edilen sonucu belirler.

Dilekçe; dava konusu işlem, tebliğ tarihi, davalı idare, hukuka aykırılık sebepleri, somut olay açıklaması, deliller ve varsa yürütmenin durdurulması talebi birlikte değerlendirilerek hazırlanır. Genel itiraz cümleleri yerine somut veri ve hukuki ilkeler üzerinden kurulması önerilir.

Dilekçede davacı ve davalı bilgileri, dava konusu işlem, tebliğ tarihi, açıklamalar, hukuka aykırılık sebepleri, deliller, hukuki nedenler ve sonuç-istem bölümü bulunmalıdır. Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması dilekçeyi zayıflatabilir.

Dava konusu işlem, hangi idare tarafından, hangi tarihte ve hangi içerikte tesis edildiği belirtilerek net biçimde yazılmalıdır. Belirsiz veya genel bir ifade, mahkemenin dava konusunu tam olarak tespit etmesini güçleştirebilir.

Tebliğ tarihi, 60 günlük dava açma süresinin başlangıcını gösterir. Bu tarihin doğru ve ispatlanabilir biçimde belirtilmesi, davanın süresinde açılıp açılmadığının denetlenmesi açısından önemlidir.

Olumsuz işlem yazısı, tebliğ belgesi, adli sicil kaydı, varsa HAGB/KYOK/beraat kararı, devam eden soruşturma evrakı ve konuya göre diğer destekleyici belgeler dilekçeye eklenebilir. Belgelerin hangi iddiayı desteklediği açıkça belirtilmelidir.

Talep yazılırken işlemin açık hukuka aykırılığı ve uygulanması hâlinde doğabilecek telafisi güç zarar somut biçimde açıklanmalıdır. Yalnızca genel bir talep cümlesiyle yetinilmesi, bu talebin gerekçesiz kalmasına yol açabilir.

HAGB kararının mahkûmiyet niteliği taşımadığı, KYOK/beraat/düşme kararlarının ise lehe belgeler olarak masumiyet karinesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği dilekçede vurgulanabilir.

Hazır örnekler yalnızca genel bir iskelet olarak kullanılabilir; doğrudan kopyalanarak kullanılması önerilmez. Her dosyanın olumsuzluk sebebi, belge durumu ve süresi farklı olduğundan dilekçe somut olaya göre özelleştirilmelidir.

Hayır. İtiraz dilekçesi idareye yapılan bir başvurudur, dava dilekçesi ise idare mahkemesine sunulan bir yargı başvurusudur. İkisinin amacı, muhatabı ve hukuki sonuçları farklıdır.

Evet. Tebliğ tarihinin yanlış yazılması, dava konusunun belirsiz bırakılması veya davalı idarenin hatalı gösterilmesi gibi hatalar, dilekçenin usul yönünden sorgulanmasına veya esasının zayıf kalmasına yol açabilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan Utku, Ankara Barosu’na kayıtlı; idare hukuku, memur hukuku, askeri hukuk ve boşanma hukuku başta olmak üzere hukuki destek sağlamaktadır. Haklarınızın korunması ve karmaşık hukuki süreçlerin yönetimi için profesyonel destek alın

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.