Randevu Al

İletişim Bilgileri

HAGB Güvenlik Soruşturmasına Engel mi?

Ana Sayfa HAGB Güvenlik Soruşturmasına Engel mi?
HAGB Güvenlik Soruşturmasına Engel mi?
  • Yayın Tarihi: 09.06.2026
  • Değiştirme Tarihi: 09.07.2026
  • Yazar: Av. Bilgehan UTKU
1. HAGB Güvenlik Soruşturmasına Engel mi? 2. 2026 İtibarıyla HAGB Kurumunun Güncel Hukuki Durumu Nedir? 3. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Nedir? 4. HAGB Kararı Mahkûmiyet Sayılır mı? 5. HAGB Adli Sicil Kaydında veya Arşiv Araştırmasında Görünür mü? 6. 7315 Sayılı Kanun Kapsamında HAGB Nasıl Değerlendirilir? 7. HAGB Memuriyete Engel midir? 8. Hangi HAGB Kararları Daha Hassas Değerlendirilebilir? 9. Adli Para Cezası ve Hapis Cezası HAGB'de Nasıl Değerlendirilir? 10. HAGB Denetim Süresi Devam Ederken Güvenlik Soruşturması Nasıl Değerlendirilir? 11. Düşmüş HAGB Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 12. HAGB Özel Güvenlik Görevlisi Olmaya Engel mi? 13. HAGB Öğretmenlik, Polislik, Uzman Erbaşlık ve Askerî Personel Başvurularını Etkiler mi? 14. HAGB Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanırsa Ne Yapılmalı? 15. HAGB Nedeniyle Olumsuz İşleme Karşı Hangi Dava Açılır? 16. Güvenlik Soruşturması Avukatı HAGB Dosyasında Ne Yapar? 17. İdarenin Muhtemel Savunmaları Nelerdir? 18. Bu Savunmalara Karşı Hangi Hukuki Argümanlar İleri Sürülebilir? 19. HAGB Nedeniyle Olumsuz Sonuçlanan Güvenlik Soruşturmasına İlişkin Danıştay Kararları 19.1. Danıştay 12. Daire: HAGB Kararı Somut Olayda Atamaya Engel Görülmedi 19.2. Danıştay 12. Daire: Çocukluk Dönemindeki Basit Yaralama Olayına İlişkin HAGB Atamaya Engel Görülmedi 20. HAGB ve Güvenlik Soruşturması Tablosu 21. Uygulamada Yanlış Bilinenler 22. Dava Açmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır? 23. Sonuç 24. Altın Tavsiye 25. Hukuki Bilgilendirme . Sıkça Sorulan Sorular

HAGB güvenlik soruşturmasına her durumda otomatik olarak engel değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirilemez; ancak 7315 sayılı Kanun kapsamında inceleme konusu olabilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, CMK m.231/5'in HAGB kararı verilmesini mümkün kılan birinci cümlesini 2025 yılında iptal etmiş, iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay ertelemiştir. Bu nedenle mevcut ve geçmiş HAGB kararlarının etkisi somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

Kısaca

  • Genel Cevap: HAGB kararı tek başına ve otomatik olarak güvenlik soruşturmasına engel kabul edilmemelidir.
  • Hukuki Dayanak: CMK m.231, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48 ve Adli Sicil Kanunu birlikte değerlendirilir.
  • Güncel Hukuki Durum: Anayasa Mahkemesi, CMK m.231/5'in HAGB kararı verilmesini mümkün kılan birinci cümlesini iptal etmiş; karar 31.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Bu nedenle 08.07.2026 itibarıyla geçiş dönemi devam etmektedir.
  • Mahkûmiyet Değildir: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, açıklanmış kesin mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirilmemelidir.
  • Denetim Süresi: Denetim süresi devam ediyorsa idare, suçun niteliği ve görevin özelliği yönünden değerlendirme yapabilir.
  • Düşme Kararı: Denetim süresi sonunda düşme kararı verilmiş HAGB, aday lehine güçlü bir unsur olarak değerlendirilmelidir.
  • Dava Yolu: HAGB gerekçesiyle tesis edilen olumsuz işleme karşı kural olarak yazılı tebliği izleyen günden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılabilir. Yazılı tebliğin bulunmadığı bazı durumlarda öğrenme tarihi de süre başlangıcı bakımından önem taşıyabileceğinden, somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi sorusunun kısa cevabı: HAGB kararı her durumda güvenlik soruşturmasına engel değildir. Ancak HAGB kararının konusu, suçun niteliği, denetim süresi, düşme kararı bulunup bulunmadığı ve başvurulan görevin özellikleri güvenlik soruşturmasında değerlendirilebilir.

Bu sorunun memur, polis, öğretmen, uzman erbaş ve özel güvenlik adayları tarafından sık sorulmasının nedeni, HAGB kararının hukuki niteliğinin çoğu zaman tam anlaşılmamasıdır. HAGB'nin bir mahkûmiyet hükmü olmaması, değerlendirmenin temelini oluşturur.

HAGB kararı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir. Bu nedenle "HAGB kararı olan kişi devlet memuru olamaz" gibi mutlak bir ifade hukuken doğru değildir. Aynı şekilde "HAGB hiçbir şekilde güvenlik soruşturmasını etkilemez" demek de yanıltıcı olur.

Doğru yaklaşım, iki uç arasında yer alır: HAGB otomatik bir engel değildir; ancak somut olayın özelliklerine göre idarenin değerlendirmesine konu olabilir. Bu değerlendirmede suçun türü, görevin niteliği ve kararın güncel durumu birlikte ele alınır.

İdarenin değerlendirmesi yargı denetimine tabidir. İdare HAGB kararına dayanarak olumsuz bir işlem tesis ederse, bu işlemin somut gerekçeye dayanıp dayanmadığı ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı idare mahkemesinde tartışılabilir.

Bu yazıda HAGB'nin güvenlik soruşturmasına etkisi; suçun niteliği, denetim süresi, düşme kararı, adli sicil ve arşiv araştırması, memuriyet ve özel güvenlik gibi başlıklar altında ayrı ayrı ele alınmaktadır. Amaç, adayın kendi durumunu doğru değerlendirmesine yardımcı olmaktır.

Önemle belirtmek gerekir ki, her dosya kendine özgü koşullar taşır. Bu rehber genel bir çerçeve sunar; somut bir durumda, dosyanın kendi özellikleri içinde değerlendirilmesi gerekir.


Anayasa Mahkemesi, 10.07.2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla, CMK m.231/5'in HAGB kararı verilmesini mümkün kılan birinci cümlesini iptal etmiştir. Karar, 31.12.2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış; iptal hükmünün yürürlüğü, yayım tarihinden itibaren dokuz ay ertelenmiştir.

08.07.2026 tarihi itibarıyla bu erteleme süresi henüz dolmamıştır. Dolayısıyla mevcut yazı tarihinde HAGB kurumu yönünden bir geçiş dönemi bulunmaktadır; mevcut düzenleme bu geçiş döneminde uygulanmaya devam etmektedir. Eski ve mevcut HAGB kararlarının güvenlik soruşturmasına etkisi ortadan kalkmış değildir; daha önce verilmiş HAGB kararları bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tartışmaları devam edebilir.

İptal kararından "bütün HAGB kararları kendiliğinden hükümsüz hâle geldi" sonucu çıkarılamaz. Aynı şekilde iptal kararından "HAGB artık güvenlik soruşturmasında hiçbir şekilde değerlendirilemez" sonucu da çıkarılamaz. HAGB kurumunun gelecekteki yasal durumu, geçiş süresi içinde yapılabilecek yeni bir kanuni düzenlemeye bağlı olarak değişebilecektir; bu nedenle gelişmelerin ayrıca takip edilmesi önerilir.


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), mevcut geçiş döneminde CMK m.231'de düzenlenen bir ceza muhakemesi kurumudur. Ancak HAGB kararı verilmesini mümkün kılan temel kural Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ve iptal hükmünün yürürlüğü ertelenmiştir. Bu nedenle aşağıdaki açıklamalar, yazının güncelleme tarihi olan 08.07.2026 itibarıyla mevcut geçiş dönemi esas alınarak yapılmaktadır. Bazı kaynaklarda hükmün açıklanmasının geriye bırakılması olarak da anılır; her iki ifade de aynı kurumu karşılar.

CMK m.231'e göre HAGB, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eder. Yani mahkeme bir hüküm kurar; ancak bu hükmün açıklanması belirli koşullara bağlı olarak ertelenir. Bu yönüyle HAGB, açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyetten farklıdır.

HAGB kararı verilebilmesi için belirli koşulların bulunması gerekir. Bunlar arasında, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması ve mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate ulaşması yer alır.

HAGB kararı sonrasında kişi kanunda öngörülen denetim süresine tabi olur. Denetim süresinin kanundaki koşullara uygun biçimde tamamlanması hâlinde dava hakkında düşme kararı verilir.

Bu nedenle HAGB, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden kendine özgü bir ceza muhakemesi kurumudur; mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirilmemelidir. Bu ayrım, güvenlik soruşturması değerlendirmesinin temelini oluşturur.


HAGB kararı kesinleşmiş mahkûmiyet gibi değerlendirilmemelidir. Hükmün açıklanması ertelendiğinden, ortada açıklanmış ve hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet hükmü bulunmaz. Bu, HAGB'nin temel hukuki niteliğidir.

HAGB kararının mahkûmiyet hükmü olmaması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sürecinde hiçbir şekilde gündeme gelemeyeceği anlamına gelmez. 7315 sayılı Kanun kapsamında HAGB kararı verilip verilmediği arşiv araştırmasında araştırılabilmektedir.

Burada iki ayrı değerlendirme düzlemini ayırmak gerekir. Birincisi, ceza yargılaması sonucudur: HAGB, ceza hukuku bakımından mahkûmiyet doğurmaz. İkincisi, idari güvenlik değerlendirmesidir: idare, görevin niteliğine göre HAGB'ye konu fiili değerlendirebilir.

Bu iki düzlemin karıştırılmaması önemlidir. HAGB'nin mahkûmiyet olmaması, idarenin bu karara hiç bakamayacağı anlamına gelmez; ancak idarenin değerlendirmesi de HAGB'yi kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi ele alamaz. Değerlendirme, somut gerekçeye ve görevle bağlantıya dayanmalıdır.

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, HAGB kararının kesinleşmiş bir mahkûmiyetle eşitlenmesidir. Bu yaklaşım, HAGB'nin hukuki niteliğine aykırıdır. HAGB kararında hüküm açıklanmadığından, kişinin suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit olmuş değildir.

Bu nedenle HAGB'ye dayalı bir değerlendirmede, kararın bu niteliği gözetilmelidir. İdarenin, HAGB'yi sanki açıklanmış bir mahkûmiyetmiş gibi değerlendirmesi, yargı denetiminde hukuka aykırı bulunabilir.


HAGB kararı sıradan bir adli sicil belgesinde mahkûmiyet kaydı olarak yer almaz; kendine özgü ve erişimi sınırlı bir sistemde tutulur. Bu konunun ayrıntıları için adli sicil kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı değerlendirme incelenebilir.

Bununla birlikte 7315 sayılı Kanun, arşiv araştırması kapsamında kişi hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilmediğinin araştırılmasına imkân tanımaktadır. Kararın araştırmada tespit edilmesi, kendiliğinden olumsuz güvenlik soruşturması sonucu doğurduğu anlamına gelmez.

Önemli olan, bir kaydın arşiv araştırmasında görünmesi ile o kaydın olumsuz sonuç doğurması arasındaki farktır. Kaydın görünmesi, yalnızca bir verinin varlığını gösterir; bu verinin olumsuz sonuca dayanak olup olamayacağı, kararın hukuki niteliğine ve görevle bağlantısına göre ayrıca değerlendirilir.


Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 7315 sayılı Kanun kapsamında yürütülen iki incelemedir. Bu Kanun, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasında nelere bakılacağını belirler.

Arşiv araştırması, kişi hakkındaki mevcut kayıtların taranmasıyla sınırlı bir incelemedir. Güvenlik soruşturması ise görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili ek olgusal verileri de kapsayan daha geniş bir incelemedir. Bu süreçte güvenlik soruşturmasında nelere bakılır başlıklı içerik, hangi kayıtların incelendiğine ilişkin ayrıntılı bilgi sunar. 7315 sayılı Kanun kapsamında HAGB kararı, arşiv araştırmasında araştırılabilen veriler arasındadır. Güvenlik soruşturması ise arşiv araştırmasına ek unsurları da içerir. Ancak HAGB kararının araştırmada tespit edilmesi ile bu kararın aday hakkında otomatik olarak olumsuz sonuç doğurması aynı şey değildir.

Burada temel ilke şudur: HAGB kararı, mahkûmiyet gibi otomatik bir ret gerekçesi yapılmamalıdır. İdare, HAGB'ye dayanarak olumsuz bir işlem tesis edecekse, bunun somut, görevle bağlantılı ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanması beklenir.

7315 sayılı Kanun, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasında incelenecek hususları belirlerken, bu incelemenin kişinin görevin gerektirdiği niteliklere uygunluğunu değerlendirmeyi amaçladığını ortaya koyar. Bu çerçevede HAGB kararı, salt varlığıyla değil, görevle bağlantısı ve niteliğiyle değerlendirilir.

Değerlendirmenin denetlenebilir olması, hukuk devletinin temel gereğidir. Kişinin göremediği veya yanıt veremediği soyut bir değerlendirmeye dayanılması, savunma hakkıyla çelişebilir. Bu nedenle HAGB'ye dayalı bir işlemin gerekçesinin somut ve denetlenebilir olması beklenir.


HAGB memuriyete engel midir sorusu, kamu görevine başvuran adayların en sık merak ettiği konulardandır. HAGB her durumda devlet memuru olmaya engel değildir. Ancak HAGB'ye konu fiil, görevin niteliği ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48 kapsamındaki suçlarla ilişkisi bakımından değerlendirilir.

657 sayılı Kanun m.48/A-5, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyeti ve maddede ayrıca sayılan suçlardan mahkûmiyeti memuriyete engel hâller arasında düzenlemektedir. HAGB ise açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmadığından, sırf varlığı nedeniyle bu kapsama otomatik olarak girmez.

Devlet memuru olma şartları konusunda ayrıntılı bilgi için devlet memuru olma şartları başlıklı içerik incelenebilir. Bu şartların değerlendirilmesinde HAGB'nin niteliği önem taşır.

Bu nedenle "HAGB kararı olan kişi devlet memuru olamaz" şeklindeki mutlak ifade doğru değildir. HAGB'nin memuriyete etkisi; suçun türü, görevin niteliği ve kararın güncel durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Bu açıklama 657 sayılı Kanun'daki genel memuriyet rejimine ilişkindir. Başvurulan kadro veya meslek özel mevzuata tabi ise, ilgili düzenlemenin HAGB'ye veya HAGB'ye konu fiile ayrıca sonuç bağlayıp bağlamadığı da incelenmelidir.


HAGB kararı, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü olmadığı için sırf varlığı nedeniyle 657 sayılı Kanun m.48/A-5 kapsamında otomatik memuriyet engeli olarak değerlendirilmemelidir. Bununla birlikte HAGB'ye konu fiilin niteliği ve başvurulan görevle bağlantısı, güvenlik soruşturması bakımından daha hassas bir incelemeye konu olabilir. HAGB'ye konu suçun niteliği belirleyicidir; bazı suç grupları, görevin niteliğiyle birlikte daha hassas değerlendirilebilir.

Aşağıdaki suç grupları, görevin niteliğine göre daha dikkatli değerlendirmeye konu olabilir:

  • 657 sayılı Kanun m.48/A-5'te ayrıca sayılan suçlara ilişkin fiiller (rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık gibi)
  • Terör suçları ve görevin güvenlik boyutuyla doğrudan bağlantılı fiiller
  • Kasten işlenen suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet ölçütüyle ilişkili dosyalar (HAGB kesinleşmiş mahkûmiyet olmadığından bu ölçüt HAGB'ye otomatik olarak uygulanmaz)
  • Başvurulan görevin güvenilirlik, silah taşıma, kolluk veya gizlilik niteliğiyle doğrudan bağlantılı fiiller
  • Özel mevzuatta HAGB'ye veya HAGB'ye konu belirli fiillere ayrıca sonuç bağlanan başvurular

Bu suç gruplarında dahi, HAGB'nin otomatik olarak kesin engel oluşturduğu söylenemez. Görevin niteliği, suçun türü ve kararın içeriği birlikte değerlendirilir. HAGB bir mahkûmiyet hükmü olmadığından, bu değerlendirme de bu niteliği gözetmelidir. Bu değerlendirme, HAGB'nin genel olarak kesinleşmiş mahkûmiyet sayılması anlamına gelmez. Ancak özel mevzuatta açık bir düzenleme bulunması hâlinde, yalnızca 657 sayılı Kanun'daki genel kurala dayanılarak sonuç çıkarılamaz.

Önemle belirtmek gerekir ki, bir suçun yukarıdaki gruplarda yer alması, tek başına olumsuz sonuç doğurmaz. İdarenin, HAGB'ye konu fiilin görevin güvenilirliğiyle somut bağlantısını ortaya koyması beklenir.

Örneğin gizlilik dereceli bilgiye erişim gerektiren veya silah taşımayı içeren bir görevde, görevin güvenilirliğiyle doğrudan bağlantılı bir suça ilişkin HAGB daha dikkatli değerlendirilebilir. Buna karşılık, görevle hiçbir bağlantısı bulunmayan bir fiile ilişkin HAGB'nin aynı ağırlıkta değerlendirilmesi beklenmez.

Aksi hâlde, salt suç tipine dayalı bir değerlendirme yargı denetiminde tartışmaya açıktır. Önemli olan, suçun adı değil, fiilin görevin niteliğiyle somut bağlantısının kurulup kurulamadığıdır.


HAGB'ye konu cezanın türü, güvenlik değerlendirmesinde dikkate alınabilecek bir unsurdur. HAGB; hapis cezası veya adli para cezası gibi farklı ceza türlerine ilişkin olabilir.

HAGB'ye konu olan ceza ister hapis cezası ister adli para cezası olsun, ortada açıklanmış bir mahkûmiyet hükmü bulunmaz. Bu nedenle cezanın türü değerlendirmede gözetilebilse de, HAGB mahkûmiyet gibi sunulamaz.

Cezanın süresi de değerlendirmede rol oynayabilir. 657 sayılı Kanun m.48/A-5, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmayı memuriyete engel bir hâl olarak düzenlemektedir; ancak HAGB kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmadığından bu kural HAGB'ye doğrudan ve otomatik biçimde uygulanamaz. Yine de cezanın süresi, niteliği itibarıyla daha dikkatli değerlendirmeye konu olabilir. Burada da HAGB'nin niteliği, yani hükmün açıklanmamış olması gözetilir.

HAGB'ye konu yaptırımın türü ve süresi değerlendirmede dikkate alınabilse de, asıl inceleme fiilin niteliği, başvurulan görevin özellikleri ve varsa özel mevzuat hükümleri üzerinden yapılmalıdır. Her durumda, kararın güvenlik soruşturmasındaki etkisi somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Önemle vurgulamak gerekir ki, cezanın türü ne olursa olsun, HAGB kararında hüküm açıklanmamıştır. Bu nedenle ceza türüne ilişkin değerlendirme, HAGB'yi bir mahkûmiyetmiş gibi ele almayı haklı kılmaz.


HAGB kararı, denetim süresi içinde belirli şartlara bağlı olarak varlığını sürdürür. Bu süre boyunca sanık hakkında verilen karar, belirli yükümlülüklere ve denetimli serbestlik tedbirlerine tabi olabilir. Denetim süresi yetişkinler bakımından kural olarak beş yıldır; çocuklar bakımından özel düzenleme gereği farklı süre uygulanır.

Bu süreçte hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması, kişinin denetim süresi boyunca belirli koşullara uyması gerektiğini gösterir. Ancak bu koşulların varlığı, hükmün açıklandığı anlamına gelmez.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa, süre sonunda düşme kararı gündeme gelir. Buna karşılık, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenir veya yükümlülükler ihlal edilirse, hüküm açıklanabilir.

Denetim süresi devam ederken yapılan bir güvenlik soruşturmasında, idare suçun niteliği ve görevin özelliği yönünden değerlendirme yapabilir; sürecin henüz sonuçlanmamış olması, idarenin daha dikkatli bir değerlendirme yapmasına yol açabilir. Ancak denetim süresinin devam etmesi hükmün açıklandığı anlamına gelmez ve tek başına olumsuz sonucun gerekçesi olamaz.

Denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanması, kişinin belirli yükümlülüklere tabi tutulduğunu gösterir; ancak bu, kişinin suçluluğunun kesinleştiği anlamına gelmez. Denetim süresinin devam ettiği bir dönemde dahi, idarenin değerlendirmesi suçun niteliği, görevin özellikleri ve somut gerekçeye dayanmalıdır.


Düşmüş HAGB güvenlik soruşturmasını etkiler mi sorusu, denetim süresini başarıyla tamamlamış adaylar için önemlidir. Denetim süresinin kanundaki koşullara uygun biçimde tamamlanması hâlinde dava hakkında düşme kararı verilir; açıklanmayan hüküm kesinleşmiş mahkûmiyet sonucu doğurmaz. Bu nedenle yalnızca geçmişte bir HAGB kararı bulunduğundan hareketle, düşme kararı sonrasında bu verinin kendiliğinden güncel bir risk olarak değerlendirilmesi hukuken tartışmalıdır; düşme kararı aday lehine önemli bir unsur olarak dikkate alınmalıdır.

Yine de idare, suçun niteliğini veya görevin hassasiyetini ileri sürebilir. Bu durumda idarenin, bu değerlendirmeyi somut ve denetlenebilir bir gerekçeyle açıklaması gerekir. "Düşmüş HAGB her durumda görmezden gelinir" demek de "düşme kararına rağmen kişi otomatik olarak elenir" demek de doğru değildir.

Bu nedenle düşmüş HAGB kararının dosyaya sunulması ve denetim süresinin tamamlandığının belgelenmesi yararlı olabilir; düşme kararı, olası bir davada davacı lehine değerlendirilebilecek önemli bir unsurdur. İdarenin, düşmüş bir HAGB'ye dayanarak olumsuz işlem tesis etmesi daha güçlü bir gerekçe gerektirir; yalnızca geçmişte bir HAGB bulunduğu gerekçesiyle olumsuz değerlendirme yapılması, ölçülülük ilkesi bakımından tartışmaya açıktır.


Özel güvenlik başvuruları kendi özel mevzuatına tabidir. Özel güvenlik alanı, silah taşıma yetkisi ve kamu güvenliğiyle yakın ilişki gibi özellikler taşıdığından, ilgili mevzuatın belirli suçlar ve HAGB kararları bakımından özel hükümleri bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.

HAGB'nin kesinleşmiş mahkûmiyet olmaması önemli bir hukuki ayrımdır; ancak bu durum, özel mevzuatta HAGB'ye veya HAGB'ye konu belirli fiillere açıkça sonuç bağlanan hâlleri kendiliğinden etkisiz kılmaz. Bu nedenle özel güvenlik başvurusunda olumsuz bir sonuçla karşılaşan kişi, yalnızca HAGB'nin mahkûmiyet olmadığı genel kuralına dayanmakla yetinmemeli, ilgili özel mevzuatın metnini de incelemelidir.

Sonuç; HAGB'ye konu suç, kararın güncel durumu (denetim süresi devam mı ediyor, düşme kararı mı verildi) ve başvurunun tabi olduğu özel düzenleme birlikte incelenerek belirlenmelidir. Bu değerlendirme sonucunda işlemin hukuka aykırı bulunduğu durumlarda, işlem yargı denetiminde tartışılabilir.


HAGB'nin farklı meslek gruplarına etkisi, her mesleğin kendi özel mevzuatı çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Genel bir HAGB değerlendirmesi, meslek bazlı özel mevzuatın yerini tutmaz.

Öğretmenlik başvurularında, ilgili mevzuat ve görevin niteliği birlikte değerlendirilir. Polislik başvurularında, kolluk görevinin niteliği nedeniyle özel mevzuatın daha ayrıntılı koşullar öngörmesi mümkündür.

Uzman erbaş, subay ve astsubay başvurularında ise askerî personele ilişkin özel mevzuat devreye girer. Bu görevlerin niteliği, HAGB değerlendirmesinde gözetilen bir unsurdur. Özel güvenlik başvuruları da kendi mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir.

Her mesleğin özel mevzuatının ayrıca incelenmesi gerektiğinden, bu yazı genel HAGB çerçevesini sunmaktadır. Somut bir meslek başvurusunda, o mesleğe özgü mevzuatın ve görevin niteliğinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

HAGB'nin kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü olmaması genel hukuki değerlendirmede önemlidir; ancak özel meslek mevzuatında HAGB'ye veya HAGB'ye konu belirli fiillere ayrıca sonuç bağlanmışsa bu özel düzenleme de dikkate alınmalıdır. Her meslek bakımından, HAGB'ye konu fiilin görevin niteliğiyle bağlantısı ve ilgili özel mevzuat birlikte ele alınır. Görevin hassasiyeti arttıkça, değerlendirme daha dikkatli yapılabilir.

Genel olarak yalnızca HAGB'nin varlığından hareketle bütün meslekler için tek bir sonuç çıkarılamaz. İlgili mesleğin özel mevzuatı, HAGB'ye konu fiilin niteliği ve görevin özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.


HAGB nedeniyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanırsa, izlenecek temel yol, kanuni dava açma süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmasıdır. Olumsuz sonuç kesin ve değişmez değildir.

İlk adım, olumsuz işlemin ve yazılı tebliğ varsa tebliğ tarihinin belgelenmesi; ayrıca işlemin hangi tarihte öğrenildiğinin kaydedilmesidir. Ardından kararın gerekçesinin öğrenilmesi için idareye başvurulabilir ve HAGB kararının niteliğini gösteren belgeler toplanır.

İptal davasında mahkeme, idarenin dayandığı HAGB kararının somut bir gerekçeye dayanıp dayanmadığını, görevle bağlantısını ve ölçülülük ilkesine uygunluğunu inceler. HAGB'nin bir mahkûmiyet hükmü olmadığı, davacı lehine öne sürülebilecek temel argümandır.

Dava açma süresi konusunda ayrıntılı bilgi için güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı içerik incelenebilir. Bu süre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na dayanan kanuni dava açma süresidir. Dava açma süresi kural olarak yazılı tebliği izleyen günden itibaren başlar; yazılı tebliğin bulunmadığı bazı durumlarda işlemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği tarih de süre başlangıcı bakımından önem taşıyabilir. Bu nedenle somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

Sürenin doğru hesaplanması, sürecin kritik aşamalarından biridir. Sürenin kaçırılması hâlinde, HAGB'nin niteliğine ilişkin en güçlü argümanlar dahi işlevsiz kalabilir. Bu nedenle yazılı tebliğ varsa tebliğ tarihinin belgelenmesi, işlemin hangi tarihte öğrenildiğinin ayrıca kaydedilmesi ve dava süresinin gecikmeksizin takip edilmesi önem taşır.


HAGB nedeniyle verilen olumsuz işleme karşı açılacak dava, bir iptal davası türüdür. İptal davası, hukuka aykırı bir idari işlemin iptali için idare mahkemesinde açılır.

İptal davasında mahkeme, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olup olmadığını inceler. HAGB söz konusu olduğunda, sebep unsuru özellikle önem kazanır: HAGB kararı, olumsuz işleme dayanak yapılabilecek nitelikte midir?

Şartları varsa bu davayla birlikte yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Dava açılması işlemi kendiliğinden durdurmadığından, açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar koşulları varsa bu talep önem taşır.

Yürütmenin durdurulması için iki şartın birlikte bulunması gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması. HAGB'nin mahkûmiyet olmaması, açık hukuka aykırılık değerlendirmesinde gündeme gelebilir.

Örneğin işlem, HAGB'yi kesinleşmiş bir mahkûmiyetmiş gibi değerlendirmişse, hukuka aykırılık ilk bakışta görülebilir nitelikte olabilir. Telafisi güç veya imkânsız zarar koşulu bakımından ise adayın göreve başlayamaması ve bunun somut sonuçları, dosyanın özelliklerine göre değerlendirilir. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde kanunda gösterilen itiraz merciine başvurulabilir.


Bir güvenlik soruşturması avukatı, HAGB nedeniyle verilen olumsuz işlemin hukuki niteliğini değerlendirir, dava açma süresini hesaplar ve idarenin dayandığı gerekçeyi tartışır.

Avukatın bu süreçteki temel işlevi, HAGB kararının niteliğinin doğru değerlendirilmesidir. Karar kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü müdür, yoksa HAGB kararı mıdır? Denetim süresi devam etmekte midir, yoksa düşme kararı verilmiş midir? Bu soruların cevabı, dilekçede öne çıkarılacak argümanları belirler.

Hukuki destek; HAGB kararının niteliğinin, dava süresinin, görevin özelliklerinin ve idarenin gerekçesinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Bu süreçte HAGB ile mahkûmiyet ayrımının doğru kurulması önem taşır.

Avukatın bir diğer işlevi, idarenin dosyaya sunduğu bilgi ve belgelerin değerlendirilmesidir. İşlemin hangi gerekçeye dayandığı her zaman açık olmayabilir; bu durumda mahkemeden ara kararla idarenin dayandığı belgelerin istenmesi gerekebilir.

Ancak her dosya kendi delilleri, kararın niteliği ve görev özellikleri içinde değerlendirilmelidir. Genel bir yaklaşım yerine, somut olaya uygun bir hukuki çerçeve kurulmalıdır. Avukat desteği, süre ve usul kaynaklı hak kaybı riskini azaltabilir.


HAGB nedeniyle açılan güvenlik soruşturması davalarında idare, işleminin hukuka uygun olduğunu göstermek için belirli savunma eksenlerine dayanabilir.

İdarenin sık başvurduğu savunmalar şunlardır:

  • Risk savunması: HAGB kararının güvenlik açısından risk oluşturduğu ileri sürülür.
  • Suç tipi savunması: Suçun 657 sayılı Kanun'da ayrıca sayılan katalog suçlar arasında olduğu belirtilir.
  • Görev niteliği savunması: Görevin özel güvenlik veya gizlilik niteliği taşıdığı vurgulanır.
  • Denetim süresi savunması: Denetim süresinin devam ettiği ileri sürülür.
  • Kamu hizmetiyle bağdaşmama savunması: HAGB'ye konu fiilin kamu hizmetiyle bağdaşmadığı belirtilir.
  • Mevzuata uygunluk savunması: 7315 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapıldığı ifade edilir.
  • Komisyon kararı savunması: Değerlendirme Komisyonu kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülür.
  • Özel mevzuat savunması: Başvurulan mesleğin özel düzenlemesinin HAGB'ye veya HAGB'ye konu fiile ayrıca sonuç bağladığı ileri sürülür.

Bu savunmalar her dosyada farklı biçimde karşımıza çıkabilir. İdarenin dayandığı HAGB kararının niteliğinin ve görevle bağlantısının somut biçimde ortaya konulup konulmadığı, mahkeme tarafından bu savunmalar çerçevesinde incelenir.

Bu savunmaların ortak özelliği, çoğunlukla HAGB kararının varlığına veya genel bir risk değerlendirmesine dayanmalarıdır. Oysa hukuka uygunluk denetiminde önemli olan, HAGB'ye konu fiilin görevle bağlantısının somut biçimde ortaya konulmasıdır. İdarenin takdir yetkisi de somut verilerle ve ölçülülük ilkesiyle sınırlıdır. Bu nedenle davada yalnızca HAGB'nin mahkûmiyet olmadığı savunmasıyla yetinilmemeli; başvurulan mesleğin özel mevzuatı da ayrıca incelenmelidir.


İdarenin savunmalarına karşı, somut olayın özelliklerine göre çeşitli hukuki argümanlar ileri sürülebilir. Bu argümanların temelinde, HAGB'nin mahkûmiyet olmadığı ilkesi yer alır.

İleri sürülebilecek başlıca karşı argümanlar şunlardır:

  • HAGB mahkûmiyet değildir: Hükmün açıklanmasının ertelendiği vurgulanabilir.
  • Hüküm açıklanmamıştır: Ortada açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığı belirtilebilir.
  • Düşme kararı verilmiştir: Denetim süresi sonunda düşme kararı verildiyse bu durum öne çıkarılabilir.
  • Görevle bağlantı yoktur: Suçun görevin niteliğiyle bağlantısının kurulmadığı ileri sürülebilir.
  • İşlem ölçüsüzdür: İşlemin ölçülülük ilkesini ihlal ettiği belirtilebilir.
  • Gerekçe soyuttur: İdarenin gerekçesinin soyut olduğu vurgulanabilir.
  • 657 m.48 kapsamı yoktur: 657 m.48 kapsamında memuriyete engel bir mahkûmiyet bulunmadığı ileri sürülebilir.
  • Otomatik ret yapılamaz: HAGB kararının tek başına otomatik ret gerekçesi yapılamayacağı belirtilebilir.
  • Emsal ilkeler değerlendirilebilir: Emsal karar ve Anayasa Mahkemesi ilkeleri somut olaya göre ele alınabilir.
  • Özel mevzuat koşulları oluşmamıştır: İdarenin dayandığı özel düzenlemenin somut olayda uygulanma şartlarının bulunmadığı ileri sürülebilir.

Bu argümanların her biri, dosyadaki somut belgelerle desteklendiğinde anlam kazanır. Örneğin "HAGB mahkûmiyet değildir" argümanı, HAGB kararının örneğiyle; "düşme kararı verilmiştir" argümanı ise düşme kararının örneğiyle desteklenir.

Hangi argümanın öne çıkarılacağı, idarenin dayandığı kararın niteliğine göre belirlenir. HAGB'nin mahkûmiyet olmaması tek başına bütün özel mevzuat sorunlarını çözmez; idarenin dayandığı özel düzenleme ve bunun somut olaydaki uygulanma şartları ayrı ayrı tartışılmalıdır. Bu nedenle dilekçede, idarenin gerekçesi tek tek ele alınmalı ve her gerekçeye karşı dosyadaki somut belgelerle desteklenen bir argüman geliştirilmelidir.


HAGB kararı her durumda ve tek başına güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması için yeterli değildir. Aşağıda aktarılan Danıştay kararları, bu ilkenin yargı düzeyinde somut olaylarda nasıl uygulandığını göstermektedir. HAGB'ye konu fiilin niteliği, olayın özellikleri ve başvurulan görevin yapısı, her dosyada somut olay içinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Somut Olay: Davacı, 15.07.2013 tarihinde yapılan infaz ve koruma memurluğu sınavını kazanmış ve öğrenciliğe geçici olarak kabul edilmiştir. Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle infaz ve koruma memurluğu öğrenciliğiyle ilişiği kesilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Süreci: İşlemin iptali istemiyle açılan dava Ankara 4. İdare Mahkemesince reddedilmiştir (Ankara 4. İdare Mahkemesi, 29.05.2014 tarih ve E:2014/176, K:2014/854 sayılı karar).

Danıştay'ın Yaklaşımı: Danıştay 12. Dairesi, olayın özelliği ve fiilin niteliğini birlikte değerlendirmiştir. Davacı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmasının, somut olayda güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin ret kararı bozulmuştur (Danıştay 12. Daire, E:2015/5241, K:2017/4591, Karar Tarihi: 05.10.2017).

Kararın Hukuki Önemi: HAGB kararı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir; ancak bundan "HAGB hiçbir zaman değerlendirilemez" sonucu da çıkarılmamalıdır. Danıştay bu kararında somut olayda yalnızca HAGB'nin varlığıyla yetinmemiş, olayın özelliğini ve fiilin niteliğini de değerlendirmiştir. Bu nedenle HAGB'nin güvenlik soruşturmasına etkisi otomatik ve tek tip bir sonuçla açıklanamaz; HAGB'ye konu fiilin niteliği, görevin özellikleri ve somut olay birlikte değerlendirilmelidir.

Somut Olay: Davacı, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı tarafından yapılan infaz ve koruma memuru öğrenciliği sınavında başarılı olmuştur; ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda öğrenciliğe kabulü uygun görülmemiştir. Olumsuz işlemin dayanağı, davacı hakkında kasten yaralama suçundan verilmiş bir HAGB kararıdır. Olay, davacının kardeşinin başka bir kişi tarafından dövülmesi sonrasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle meydana gelmiş; taraflar karşılıklı olarak birbirlerine vurmuştur. Olay tarihinde her iki taraf da 18 yaşından küçüktür. Davacı hakkında 40 TL adli para cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin Yaklaşımı: İlk derece mahkemesi, olayın iki çocuk arasında yaşanan adi ve basit bir olay niteliğinde olduğunu değerlendirmiş; fiilin niteliği dikkate alındığında güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Bu gerekçeyle, davacının infaz ve koruma memuru olarak atanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemi iptal etmiştir.

Danıştay'ın Kararı: Davalı idare kararı temyiz etmiştir. Danıştay 12. Dairesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuk ve usule uygun bulmuş; temyiz istemini reddederek iptal kararını onamıştır (Danıştay 12. Daire, Esas: 2015/1293, Karar: 2015/5408, Karar Tarihi: 20.10.2015).

Kararın Hukuki Önemi: Bu karar, HAGB kararının yalnızca varlığına bakılarak otomatik bir olumsuz sonuç kurulamayacağını göstermektedir. Değerlendirmede HAGB'ye konu fiilin niteliği, olayın meydana geliş biçimi, olay tarihindeki yaş, olayın ağırlığı ve fiilin başvurulan görevle somut bağlantısı birlikte değerlendirilmelidir. Bu somut olayda belirleyici olan hususlar; tarafların olay tarihinde 18 yaşından küçük olması, olayın iki çocuk arasında yaşanan adi ve basit bir kavga niteliğinde bulunması, yaptırımın 40 TL adli para cezası olması ve olayın niteliğinin güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandıracak ağırlıkta görülmemesidir. HAGB kararının bulunması ile HAGB'ye konu fiilin kamu görevinin gerektirdiği güvenilirliği somut biçimde zedelemesi aynı şey değildir.


Aşağıdaki tablo, çeşitli durumların hukuki niteliğini ve güvenlik soruşturmasına olası etkisini özetlemektedir; kesin bir sonuç garantisi taşımaz, her olay kendi koşullarıyla ayrıca değerlendirilir.

DurumHukuki NiteliğiGüvenlik Soruşturmasına Etkisi
HAGB kararıAçıklanmamış hükümMahkûmiyet sayılmaz
Denetim süresi devam eden HAGBŞartlı, sürmekteSomut gerekçeyle değerlendirilir
Düşmüş HAGBHüküm açıklanmamış sayılırAday lehine değerlendirilir
HAGB'ye konu hapis cezasıAçıklanmamış hükümSüre ve nitelik gözetilir
HAGB'ye konu adli para cezasıAçıklanmamış hükümNiteliğine göre değerlendirilir
657 m.48/A-5'te sayılan suçlardan birine ilişkin HAGBAçıklanmamış hükümDaha dikkatli değerlendirilir
Devletin güvenliğine karşı suçtan HAGBAçıklanmamış hükümGörevle bağlantı incelenir
Özel güvenlik başvurusuÖzel mevzuata tabiÖzel mevzuat ve HAGB'ye konu fiil birlikte incelenir
Öğretmenlik başvurusuÖzel mevzuata tabiİlgili özel mevzuat ve görevin özellikleri değerlendirilir
Polislik başvurusuÖzel mevzuata tabiÖzel mevzuat, fiilin niteliği ve kolluk görevinin özellikleri incelenir
Uzman erbaş başvurusuÖzel mevzuata tabiAskerî özel mevzuat ve HAGB'ye konu fiil birlikte incelenir
657 m.48/A-5 kapsamında mahkûmiyetKanunda belirtilen koşullarda kesinleşmiş mahkûmiyetHAGB ile doğrudan aynı hukuki sonuç doğurmaz

Tablodaki durumların hiçbiri her durumda kesin sonuç doğurmaz; her biri somut olayın özelliklerine göre, görevin niteliği ve kararın güncel durumu birlikte ele alınarak değerlendirilir. Tablodan görülebileceği gibi, HAGB'nin güncel durumu (denetim süresi devam mı ediyor, düşme kararı mı verildi) ve suçun niteliği, değerlendirmede önemli rol oynar; ancak hiçbir satır, HAGB'nin kesinleşmiş bir mahkûmiyetle eşitlenmesini haklı kılmaz.


Yanlış: HAGB kararı olan kişi kesin memur olamaz.

Doğru: HAGB kararı mahkûmiyet gibi değerlendirilmemelidir; ancak suçun niteliği ve görevin özellikleri incelenir.

Yanlış: HAGB hiçbir şekilde güvenlik soruşturmasını etkilemez.

Doğru: HAGB bazı durumlarda idari değerlendirmeye konu olabilir; ancak otomatik ret gerekçesi yapılamaz.

Yanlış: Düşmüş HAGB her durumda görmezden gelinir.

Doğru: Düşme kararı aday lehine güçlü bir unsurdur; ancak idare görevin niteliğini ileri sürüyorsa somut gerekçe göstermelidir.

Yanlış: HAGB özel güvenlik görevlisi olmaya her durumda engeldir.

Doğru: Özel güvenlik bakımından suçun türü, özel mevzuat ve görevin niteliği birlikte değerlendirilir.

Bu yanlış inanışların ortak noktası, HAGB'nin kesinleşmiş bir mahkûmiyetle eşitlenmesi veya tamamen etkisiz sayılmasıdır. Doğru yaklaşım, HAGB'nin kendine özgü hukuki niteliğini esas alır.

Bu yanlış inanışların en zararlı sonucu, adayların hak aramaktan vazgeçmesine yol açmasıdır. "HAGB'm var, nasıl olsa elenirim" düşüncesiyle dava açma süresini geçiren bir aday, HAGB'nin niteliğine bağlı güçlü argümanları da kullanamaz hâle gelir. Bu nedenle yaygın yanlış inanışlara göre değil, kararın somut hukuki niteliğine göre hareket etmek önemlidir.


HAGB nedeniyle açılacak davada, hem süre hesabını destekleyecek hem de kararın niteliğini gösterecek belgelerin hazırlanması gerekir. Bu belgeler, davanın sağlıklı yürütülmesinin temelini oluşturur.

Hazırlanması önerilen belgeler şunlardır:

  • HAGB kararı
  • Gerekçeli karar
  • Kesinleşme şerhi
  • Denetim süresi bilgisi
  • Düşme kararı varsa örneği
  • Adli sicil kaydı
  • Adli sicil arşiv kaydı
  • Olumsuz güvenlik soruşturması işlemi
  • Tebliğ belgesi
  • Sınav, atama ve başvuru belgeleri
  • İdareye yapılan başvuru ve cevap yazıları
  • Görevin özel mevzuatı
  • Lehe emsal kararlar

Bu belgeler içinde özellikle HAGB kararı, denetim süresi bilgisi ve varsa düşme kararı kritik öneme sahiptir. Belgelerin yalnızca toplanması değil, her birinin hangi argümanı desteklediğinin belirlenmesi de önemlidir.

Örneğin gerekçeli karar, HAGB'ye konu fiilin niteliğini gösterir; düşme kararı, denetim süresinin başarıyla tamamlandığını ortaya koyar. Tebliğ belgesi ise dava açma süresinin hesaplanmasında esas alınır. Belgelerin argümanlarla ilişkilendirilmesi, davanın sistematik biçimde yürütülmesini sağlar.


HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi sorusunun cevabı, HAGB kararının niteliği, suçun türü, denetim süresi, düşme kararı bulunup bulunmadığı ve başvurulan kamu görevinin özelliklerine göre değişir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirilmemelidir; ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sürecinde idarenin değerlendirmesine konu olabilir.

Bu nedenle "HAGB her durumda engeldir" demek de "HAGB hiçbir şekilde sorun olmaz" demek de doğru değildir. Doğru yaklaşım, HAGB'nin kendine özgü hukuki niteliğini esas alır: karar bir mahkûmiyet değildir, ancak somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.

HAGB gerekçesiyle olumsuz işlem tesis edilirse, işlem somut gerekçe, ölçülülük ve görevin niteliği yönünden idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

Her dosya kendi delilleri, kararın niteliği ve işlem gerekçesi içinde değerlendirilmelidir.

Özetle, HAGB kararı güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sürecinde gündeme gelebilen bir karardır; ancak kesinleşmiş bir mahkûmiyet değildir. Kararın bir mahkûmiyetmiş gibi otomatik ret gerekçesi yapılması, hukuki niteliğiyle bağdaşmaz. Denetim süresinin durumu, düşme kararı bulunup bulunmadığı ve suçun görevle bağlantısı, değerlendirmenin temel unsurlarıdır.

Hukuki destek, süre ve usul kaynaklı hak kaybı riskini azaltabilir. En önemli adım, olumsuz bir sonuçla karşılaşıldığında dava açma süresinin korunması ve HAGB kararının hukuki niteliğinin doğru belirlenmesidir.

08.07.2026 itibarıyla CMK m.231/5'in HAGB kararı verilmesini mümkün kılan birinci cümlesi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmakla birlikte, iptal hükmünün yürürlüğü ertelenmiştir. Bu nedenle mevcut HAGB kararlarının ve geçiş dönemindeki uygulamanın güvenlik soruşturmasına etkisi somut olay özelinde değerlendirilmeye devam etmektedir.


HAGB nedeniyle olumsuz bir sonuçla karşılaşırsanız, yazılı tebliğ belgesini saklayın ve işlemi hangi tarihte öğrendiğinizi ayrıca kaydedin; dava süresi kural olarak yazılı tebliği izleyen günden başlamakla birlikte, yazılı tebliğin bulunmadığı bazı durumlarda öğrenme tarihi de önem taşıyabilir. HAGB kararınızın güncel durumunu belgeleyin: denetim süresi devam mı ediyor, yoksa düşme kararı mı verildi? Düşme kararı varsa örneğini mutlaka dosyaya ekleyin; bu, denetim süresinin kanuna uygun biçimde tamamlandığını gösteren ve lehinize değerlendirilebilecek güçlü bir unsurdur. HAGB'nin bir mahkûmiyet hükmü olmadığını ve 657 m.48 anlamında otomatik engel oluşturmadığını unutmayın. Her dosya kendi koşulları içinde ele alınmalıdır.


Bu içerik; Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu'nun fiilen yürüttüğü dava dosyaları, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve masumiyet karinesi ilkeleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olay değerlendirmesi için hukuki destek alınması önerilir.

Güncelleme Tarihi: 09.07.2026

Yazan: Av. Bilgehan Utku

Kontrol Eden: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

HAGB her durumda güvenlik soruşturmasına engel değildir. HAGB kararı mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirilmemelidir; ancak suçun niteliği, görevin özellikleri ve denetim süresinin durumu birlikte değerlendirilir. İdarenin, HAGB'ye konu fiilin görevle bağlantısını somut biçimde ortaya koyması beklenir. Somut olayın özelliklerine göre sonuç değişir.

HAGB bazı durumlarda idari değerlendirmeye konu olabilir; ancak tek başına otomatik bir ret gerekçesi yapılamaz. İdarenin, HAGB'ye konu fiilin görevle bağlantısını somut ve denetlenebilir biçimde ortaya koyması beklenir. Aksi hâlde işlem yargı denetiminde tartışmaya açık hâle gelir.

Hiçbir HAGB otomatik olarak memuriyete engel değildir; çünkü HAGB kesinleşmiş bir mahkûmiyet içermez. Ancak yüz kızartıcı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar ve terör suçları gibi fiillere ilişkin HAGB kararları, görevin niteliğiyle birlikte daha dikkatli değerlendirilebilir. Yine de somut gerekçe aranır; suçun adı değil, görevle bağlantısı belirleyicidir.

HAGB, sıradan bir mahkûmiyet gibi adli sicil kaydında görünmez; kendine özgü ve erişimi sınırlı özel bir sistemde tutulur. Ancak CMK m.231 kapsamındaki kararlar, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması bağlamında gündeme gelebilir. Kaydın görünmesi ile olumsuz sonuç doğurması farklı şeylerdir.

Özel güvenlik için kendi mevzuatında özel şartlar bulunur; ancak her HAGB otomatik engel oluşturmaz. Belirleyici olan, HAGB'ye konu suçun türü ve ilgili mevzuat kapsamına girip girmediğidir. Suçun türü ve görevin niteliği birlikte değerlendirilir.

HAGB kararı kesinleşmiş mahkûmiyet sayılmaz; hükmün açıklanması ertelenmiştir. Bu nedenle ortada açıklanmış ve hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet hükmü bulunmaz. Ceza hukuku bakımından mahkûmiyet doğurmayan HAGB, idari değerlendirmede de mahkûmiyet gibi ele alınamaz. Ancak karar, güvenlik soruşturması sürecinde niteliği gözetilerek değerlendirilebilir.

Düşme kararı verilmiş HAGB, denetim süresinin başarıyla tamamlandığını gösterir ve aday lehine güçlü bir unsurdur. İdare suçun niteliğini ileri sürüyorsa, bunu somut ve denetlenebilir bir gerekçeyle açıklaması gerekir. Düşmüş bir kararın güncel risk gibi sunulması niteliğiyle bağdaşmaz.

Denetim süresinin devam etmesi, tek başına memuriyete engel oluşturmaz. İdare suçun niteliği ve görevin özelliği yönünden değerlendirme yapabilir; ancak somut gerekçe göstermesi gerekir. Denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanması da kararın niteliğini değiştirmez. Açıklanmamış bir hükmün kesinleşmiş mahkûmiyet gibi sonuç doğurması beklenemez.

HAGB'nin öğretmenliğe etkisi, ilgili özel mevzuat ve görevin niteliği birlikte değerlendirilerek belirlenir. HAGB otomatik bir engel değildir; suçun türü ve kararın güncel durumu önemlidir. Her başvuru somut olayın özelliklerine göre incelenir.

Bu görevlerde, kolluk ve askerî personele ilişkin özel mevzuat devreye girer ve görevin niteliği gözetilir. HAGB otomatik bir engel oluşturmasa da, görevin hassasiyeti değerlendirmede dikkate alınabilir. Somut gerekçe ve görevle bağlantı aranır.

Şartları varsa iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Bunun için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç zarar doğurması koşullarının birlikte bulunması gerekir. HAGB'nin mahkûmiyet olmaması, bu değerlendirmede öne sürülebilir.

Olumsuz işlemin tebliğinden itibaren genel olarak 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. İlk adım tebliğ tarihinin belgelenmesi ve dava süresinin korunmasıdır. Mahkeme, idarenin dayandığı HAGB kararının somut gerekçeye dayanıp dayanmadığını inceler.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan Utku, Ankara Barosu’na kayıtlı; idare hukuku, memur hukuku, askeri hukuk ve boşanma hukuku başta olmak üzere hukuki destek sağlamaktadır. Haklarınızın korunması ve karmaşık hukuki süreçlerin yönetimi için profesyonel destek alın

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.