İletişim Bilgileri

Güvenlik Soruşturmasında Gizli Belge İncelemesi

Güvenlik Soruşturmasında Gizli Belge İncelemesi
  • Yayın Tarihi: 03.07.2026
  • Değiştirme Tarihi: 24.08.2026
  • Yazar:

Güvenlik soruşturması davasında idarenin dayandığı gizli veya gizlilik dereceli bilgi ve belgeler kural olarak yargısal denetim dışında değildir. 7315 sayılı Kanunun 7. maddesinin üçüncü fıkrası, mahkemeler tarafından istenildiğinde ilgili bilgilerin sunulacağını düzenler; 2577 sayılı Kanunun 20. maddesi de mahkemeye re'sen araştırma ve belge isteme yetkisi verir. Davacının belgeye erişimi ise ayrı bir meseledir.

Kısaca

  • Etiket denetimi kaldırmaz: Bir belgenin üzerinde "gizli" ibaresi bulunması, işlemi yargısal denetim dışına çıkarmaz.
  • Mahkemenin yetkisi: İdari yargıda mahkeme, İYUK m.20 uyarınca davaya ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar ve gerekli bilgi ile belgeleri isteyebilir.
  • Özel hüküm: 7315 m.7/3, Değerlendirme Komisyonunun değerlendirmesine konu bilgilerin mahkemelerce istenildiğinde sunulacağını açıkça öngörür.
  • Dar bir istisna: İYUK m.20/3'teki Devletin güvenliği veya yüksek menfaatlerine ilişkin istisna, her "gizli" ibareli belgeye otomatik olarak uygulanmaz.
  • İstisnanın sonucu: Usulüne göre verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.
  • Kişiye erişim ayrı: 7315 m.8/3 belirli istihbari bilgilerin kişiye verilemeyeceğini düzenler; bu, bilginin mahkeme denetimi dışında olduğu anlamına gelmez.
  • Savunma güvencesi: Hükme esas alınan gizli belgeye karşı davacıya pratik ve etkin bir itiraz imkânı hiç tanınmaması, Anayasa Mahkemesi içtihadında adil yargılanma sorunu doğurabilir.
  • Komisyon nihai makam değildir: Değerlendirme Komisyonu atama veya atamama işlemini tesis eden makam değildir; dava kesin ve icraî nihai işleme yöneltilir.

Güvenlik soruşturmasında gizli belge incelemesi, birbirinden ayrı üç sorunun sırayla yanıtlanmasını gerektirir: mahkeme belgeyi isteyebilir mi, idare vermek zorunda mıdır ve davacı bu belgeyi görebilir mi? Bu üç soru sıkça birbirine karıştırılır; oysa her birinin kanunî dayanağı ve sonucu farklıdır.

Birinci soruya cevap idari yargılama usulünden gelir. Mahkeme, davaya ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar ve gerekli gördüğü bilgi ile belgeleri taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir. Buna ek olarak 7315 sayılı Kanun, güvenlik soruşturmasına özgü bir hüküm getirerek mahkemelerce istenildiğinde ilgili bilgilerin sunulacağını ayrıca düzenlemiştir.

İkinci soru bir istisna barındırır. İYUK m.20/3, istenen bilgi ve belgenin Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ya da bunlarla birlikte yabancı devletlere ilişkin olması hâlinde, belirli makamların gerekçesini bildirerek belgeyi vermeyebileceğini öngörür. Ancak aynı hüküm, verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemeyeceğini de düzenler.

Üçüncü soru ise savunma hakkına ilişkindir ve birinci iki sorudan bağımsız biçimde ele alınmalıdır. Belgenin mahkemeye sunulması ile davacıya gösterilmesi aynı şey değildir; Anayasa Mahkemesi içtihadı bu noktada belirleyici ölçütü, hükme esas alınan materyale karşı başvurucuya pratik ve etkin bir karşı koyma imkânının tanınıp tanınmadığı biçiminde kurmaktadır.

Bu üç sorunun ayrılmaması, uygulamada somut bir soruna yol açar. Dilekçede yalnızca "gizli belgeye dayanılamaz" denildiğinde, mahkeme hangi soruya cevap vereceğini bilemez; oysa talep celbe mi, sunum yükümlülüğüne mi, yoksa erişim hakkına mı yöneliktir sorusunun açıkça belirtilmesi, incelemenin de o yönde yapılmasını sağlar.

Bu üç aşamanın arka planındaki idarî süreç de gözden kaçırılmamalıdır. Sürecin bütününe ilişkin çerçeve için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması başlıklı ana rehber incelenebilir; bu sayfada ise yalnızca dava aşamasındaki belge incelemesi ele alınmaktadır. Olumsuz sonuçla karşılaşıldığında izlenecek genel yol için güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanınca ne yapılmalı başlıklı içerik yol gösterici olabilir.

Bu ayrımların önemi, dosyaların çoğunda idarenin işlemi ayrıntılı biçimde gerekçelendirmemesinden kaynaklanır. Kişiye yapılan bildirim kısa olduğunda, işlemin gerçek maddî sebebi ancak yargılama sırasında dosya üzerinden görünür hâle gelir; bu da belge incelemesini davanın merkezine taşır.

Denetim zincirinin bütünü şu sırayla işler: araştırmayı yapan birimlerce elde edilen yorum içermeyen olgusal veri, Değerlendirme Komisyonunun nesnel ve gerekçeli değerlendirmesi, yetkili makamın tesis ettiği kesin ve icraî nihai işlem, mahkemenin bu işlemin dayanaklarını celbi, tarafa tanınan etkili itiraz imkânı ve nihayet yargısal denetim. Bu zincirin hangi halkasında kopukluk bulunduğunun tespiti, savunmanın da hangi noktaya yöneleceğini belirler.


Bu yazıda "gizli belge" ifadesi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması dosyasında yer alan ve ayrıca bir gizlilik derecesi taşıyan veya 5649 sayılı Yönetmelik uyarınca "gizli" gizlilik dereceli belgeler için öngörülen usule tabi tutulan bilgi ve belgeleri anlatmak için kullanılmaktadır. Gizlilik derecelerinin genel sınıflandırma rejimi ise 25.04.2022 tarihli ve 5529 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan Gizlilik Dereceli Belgelerde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikten doğar; dolayısıyla "gizli belge" kavramı yalnız güvenlik soruşturmasına özgü bir belge türü değildir.

Kavramın günlük dildeki kullanımı ile hukukî karşılığı da her zaman örtüşmez. Kişiler çoğu zaman "hakkımda gizli bir belge var" derken, kendilerine gerekçesi açıklanmayan bir işlemi kastetmektedir. Oysa gerekçenin bildirilmemiş olması ile dosyada gizlilik dereceli bir belge bulunması farklı durumlardır ve farklı hukukî sonuçlara bağlanır.

Gizlilik rejiminin kaynağı bellidir. 7315 sayılı Kanunun 9. maddesi sürecin her aşamasında gizliliğe uyulmasını ve bilgi ile belgelerin yasal olarak bilmesi gerekenler dışında açıklanmamasını öngörür. 2022 tarihli Yönetmeliğin 14. maddesi güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen veriler ile Komisyon işlemleri bakımından gizlilik rejimini düzenler; aynı Yönetmeliğin 11. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca soruşturma ve araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgeler, işlemi yapan kurumun dosyasında asgari "gizli" gizlilik derecesinde muhafaza edilir.

Burada iki şeyin ayrılması gerekir. Birincisi, güvenlik soruşturması sonucunu içeren dosyanın tabi olduğu sınıflandırma rejimidir. İkincisi ise dayanak verinin kendi hukukî niteliğidir. Bir adli sicil kaydı ya da bir kamu kaydı, güvenlik soruşturması dosyasına girdiği için gizlilik rejimine tabi tutulmuş olabilir; fakat bu, o verinin doğası gereği gizli bir belge olduğu anlamına gelmez.

Uygulamada karşılaşılan bir başka güçlük, dosyada tam olarak hangi belgenin bulunduğunun bilinmemesidir. İdarenin savunmasında "güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanmıştır" biçiminde genel bir ifade yer alıyorsa, bunun arkasında bir kolluk yazısı mı, Komisyona iletilen bir olgusal veri mi yoksa Komisyonun kendi değerlendirmesi mi bulunduğu ancak dosya üzerinden anlaşılabilir. Bu belirsizlik, celp talebinin neden kalem kalem kurulması gerektiğini de açıklar.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: bir belgenin gizlilik sınıfı, o belgenin içeriğinin doğru olduğunu ya da aleyhe bir sonuç için yeterli olduğunu göstermez. Gizlilik, belgenin dolaşımına ilişkin bir rejimdir; ispat değeri ise ayrıca tartışılır. Belgenin içeriği 7315 sayılı Kanunun 4 veya 5. maddesindeki bir olguya ilişkin olabilir, ancak bu bağlantının kurulması ve somutlaştırılması gerekir.


Hayır. Bu iki kavramın otomatik olarak eşitlenmesi, sayfanın konusu bakımından en sık yapılan hatalardan biridir.

Güvenlik soruşturması sonucunu içeren belgeler, yukarıda anılan mevzuat gereği gizlilik rejimine tabi olabilir. Buna karşılık İYUK m.20/3'teki mahkemeye vermeme istisnası, çok daha dar bir alana, Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ya da bunlarla birlikte yabancı devletlere ilişkin bilgi ve belgelere ilişkindir. Bir evrakın üzerinde gizlilik ibaresi bulunması, o evrakın kendiliğinden bu istisnaya girdiğini göstermez.

İYUK m.20/3'ün uygulanabilmesi için Kanunda sayılan konu şartlarının bulunması, belgeyi vermeme iradesinin Cumhurbaşkanı, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan tarafından ortaya konulması ve gerekçesinin bildirilmesi gerekir. İdarî yargıda re'sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, mahkeme bu istisnanın koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini belgenin niteliği ve bildirilen gerekçe üzerinden değerlendirir.

Bilgi edinme mevzuatındaki istisnalar da idari yargıda mahkemenin delil isteme rejimiyle karıştırılmamalıdır. Bir bilginin kişiye bilgi edinme başvurusuyla verilmemesi ile aynı bilginin mahkemeye sunulmaması, farklı hukukî temellere dayanan iki ayrı durumdur.

Aşağıdaki tablo, bu sayfada sıkça karıştırılan üç kavramı ayırmaktadır.

KavramHukukî kaynakKişiye erişimMahkemeye sunumKritik ayrım
Gizlilik dereceli belge7315 m.9; 5649 sayılı Yönetmelik m.11/7 ve m.14; 5529 sayılı YönetmelikBelgenin niteliğine ve uygulanabilir özel erişim sınırlamalarına göre değişir7315 m.7/3 ve İYUK m.20 çerçevesinde mahkemece istenebilirSınıflandırma, denetimi değil dolaşımı sınırlar
İstihbari bilgi7315 m.5(a) ve m.8/3Yalnız m.8/3'te sayılan millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni ve ekonomik güvenlikle ilgili istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bilgiler kişiye verilemezMahkemeye sunulmaması sonucu doğurmaz"Kişiye verilemez" ile "mahkeme göremez" aynı şey değildir
Devletin güvenliği/yüksek menfaat belgesiİYUK m.20/3SınırlıYetkili makam gerekçe bildirerek vermeyebilirVerilmeyen belgeye dayalı savunmaya göre karar verilemez

Ayrımın bir başka boyutu, hangi makamın karar verdiğidir. Gizlilik derecesi, belgeyi üreten veya dosyada tutan idare tarafından belirlenir. Buna karşılık İYUK m.20/3 kapsamında belgeyi vermeme kararı, kanunda gösterilen üst düzey makamlara aittir. Bu fark, iki rejimin aynı olmadığını usul yönünden de gösterir.

Tablodan görüleceği üzere üç kavramın erişim ve sunum rejimi birbirinden farklıdır. Bir dosyada hangi kategorinin söz konusu olduğunun belirlenmesi, tartışmanın hangi hükme dayanacağını da tayin eder.


Evet. Bu yetkinin iki ayrı kanunî dayanağı vardır ve ikisi birbirini tamamlar.

Kanunun 7. maddesinin üçüncü fıkrası, Değerlendirme Komisyonunun kendisine iletilen verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunacağını ve mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgilerin sunulacağını düzenler.

Bu hüküm, sayfanın en önemli kanunî dayanaklarından biridir. Kanun koyucu, güvenlik soruşturması sürecine ilişkin gizlilik rejimini düzenlerken, aynı Kanun içinde mahkemeye sunum yükümlülüğünü ayrıca öngörmüştür. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde gizlilik rejiminin, yargısal denetimi kategorik olarak ortadan kaldırmadığı görülür.

Hükmün konumu da anlamlıdır. Aynı Kanun, 9. maddesinde sürecin her aşamasında gizliliğe uyulmasını öngörürken, 7. maddesinde mahkemeye sunumu ayrıca düzenlemiştir. Bu iki hükmün birlikte bulunması, gizlilik rejiminin yargısal denetimi dışlamak için değil, idarî dolaşımı sınırlamak için öngörüldüğünü gösterir.

Hükmün kapsamı da dikkate değerdir. Nihai işlemin sebep unsurunun denetlenebilmesi için mahkeme, somut uyuşmazlığın gerektirdiği ölçüde Değerlendirme Komisyonuna iletilen olgusal verilerin ve Komisyon değerlendirmesinin de dosyaya getirtilmesini isteyebilir. Bu talebin kapsamı, 7315 m.7/3 ile İYUK m.20'deki re'sen araştırma ve belge isteme yetkisi çerçevesinde mahkeme tarafından belirlenir.

İYUK m.20/1 uyarınca Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Bu mahkemeler, belirlenen süre içinde gerekli gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilginin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilir; bu husustaki kararların ilgililerce süresi içinde yerine getirilmesi kural olarak zorunludur.

İYUK m.20/2 ise ara kararın yerine getirilmemesi hâlini düzenler. Taraflardan biri ara kararın gereğini yerine getirmezse, bunun verilecek karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir olunur ve ara kararda bu husus ayrıca belirtilir. Bu, ara karara uyulmamasının kendiliğinden bir sonuç doğurmadığını, sonucun mahkemece önceden belirlendiğini gösterir.

Ara kararın içeriği de sonucu etkiler. "Dayanak belgeleri gönderiniz" biçimindeki genel bir talep, idarenin de genel bir cevapla yetinmesine yol açabilir. Buna karşılık hangi birimden, hangi tarih aralığına ilişkin ve hangi hususu aydınlatmak üzere bilgi istendiğinin belirtildiği bir ara karar, dosyaya somut veri girmesini sağlar.

Bu iki fıkra birlikte okunduğunda, mahkemenin belge isteme yetkisinin hem geniş hem de yönetilebilir olduğu görülür. Ara karar talebinin dilekçede somut biçimde kurulması, yani hangi belgenin hangi amaçla istendiğinin açıklanması, bu yetkinin işlevsel biçimde kullanılmasını kolaylaştırır.


Kural, istenen bilgi ve belgenin sunulmasıdır. Bununla birlikte İYUK m.20/3 sınırlı bir istisna öngörür: istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ya da bunlarla birlikte yabancı devletlere ilişkin ise, Cumhurbaşkanı veya ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı ya da bakan, gerekçesini bildirmek suretiyle söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

Hükmün lafzı da dikkat gerektirir; düzenleme belgeyi vermeme konusunda bir takdir tanımakta, ancak bunu belirli bir konu alanına ve gerekçe bildirme yükümlülüğüne bağlamaktadır. Takdirin varlığı, bu takdirin denetime kapalı olduğu anlamına gelmez.

Bu istisnanın iki sınırı vardır. Birincisi konu sınırıdır: istisna her gizlilik dereceli belgeye değil, yalnızca sayılan nitelikteki bilgi ve belgelere ilişkindir. İkincisi usul sınırıdır: belgeyi vermeme kararı, kanunda belirtilen makamlarca ve gerekçe bildirilerek alınır. İdarenin savunma dilekçesinde belgenin gizli olduğunu belirtmesi, bu usulün yerine geçmez.

İstisnanın en önemli sonucu ise aynı fıkrada düzenlenmiştir: verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez. Yani idare, mahkemeye sunmadığı bir belgeye dayanarak savunma yapıp bu savunmanın hükme esas alınmasını bekleyemez.

Buradan iki uç sonuç da çıkarılmamalıdır. "İdare her durumda mahkemeye belge vermek zorundadır" demek m.20/3'ü yok saymak olur; "belge verilmezse dava kazanılır" demek ise hükmün öngördüğü sonucu aşan bir beklenti yaratır. Doğru olan, verilmeyen belgeye dayalı savunmanın hükme esas alınamayacağı ve mahkemenin dosyadaki mevcut verilerle karar vereceğidir.

İstisnanın kapsamı dışında kalan bir belge bakımından ise durum farklıdır. Böyle bir belgenin sunulmaması, m.20/3 kapsamında değil, m.20/1 ve m.20/2 çerçevesinde değerlendirilir; yani ara karara uyulmamasının karara etkisi mahkemece önceden takdir edilmiş olur.

Nihayet 7315 m.7/3'ün varlığı da bu tartışmada gözden kaçırılmamalıdır. Kanun, güvenlik soruşturmasına ilişkin bilgilerin mahkemelerce istenildiğinde sunulacağını özel olarak düzenlediğinden, idarenin genel bir gizlilik gerekçesiyle sunumdan kaçınması bu hükümle de bağdaşmaz.


Bu sorunun cevabı, mahkemeye sunum sorusundan bağımsızdır ve iki yönlü bir çerçeve içinde verilmelidir.

Bir yanda 7315 m.8/3 yer alır. Bu hükme göre kişisel verilerin işlenmesinde 6698 sayılı Kanunun 4. maddesindeki genel ilkelere aykırı hareket edilemez; ancak millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni ve ekonomik güvenlik ile ilgili istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bilgiler kişiye verilemez. Kanun koyucu böylece belirli bir bilgi kategorisi bakımından erişim sınırını açıkça öngörmüştür.

Öte yanda, kişisel verilerin korunmasına ilişkin bu özel sınır yanında, hükme esas alınan delil ve belgelerden tarafın haberdar olması silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gereğidir. Bu iki değer arasındaki denge, önceden belirlenmiş sabit bir formülle değil, her dosyada erişim sınırının somut gerekçesi ile yargılamanın bütünü içinde savunmaya sağlanan telafi edici güvenceler birlikte değerlendirilerek kurulur.

Bu nedenle iki mutlak ifadeden de kaçınmak gerekir. Her gizli belgenin tamamının mutlaka davacıya verileceği söylenemeyeceği gibi, gizli belgenin hiçbir şekilde davacıya gösterilemeyeceği de söylenemez. Belirleyici olan, kişinin hükme esas alınan materyale karşı hiç mi bir imkâna sahip olmadığı, yoksa sınırlı da olsa etkili bir itiraz zemininin bulunup bulunmadığıdır.

Erişim tartışmasında ölçek de önemlidir. Bir belgenin tamamının verilmesi ile o belgenin dayandığı olgunun türünün ve tarihinin bildirilmesi aynı şey değildir. Kişinin hangi tür bir olguya dayanıldığını dahi hiç öğrenememesi ile içeriğin ayrıntısına erişememesi, savunma hakkı bakımından farklı ağırlıkta durumlardır.

Bu çerçevede 7315 m.8'in diğer fıkraları da anılabilir. Maddenin birinci fıkrası, istihbari faaliyetlere konu olmayan kişisel veriler bakımından bilgilendirme, erişim, düzeltme ve silme taleplerine ilişkin tedbirlerin alınmasını öngörür; ikinci fıkrası ise elde edilen kişisel verilerin doğru ve güncel olmasını, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü kullanılmasını arar. Erişim sınırı, bu güvencelerin tamamının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

İdari yargılama mevzuatının gelişimi de aynı yöndedir. Danıştay Beşinci Dairesinin 23.02.2022 tarihli E.2018/4914, K.2022/653 sayılı kararında; 2577 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde daha önce yer alan, getirtilen veya idarece gönderilen gizli belge ve dosyaların taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceğine ilişkin hükmün 4001 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldığı ve aynı değişiklikle, mahkemeye verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemeyeceği kuralının getirildiği hatırlatılmıştır. Olağanüstü hâl döneminde kamu görevinden çıkarma işlemine ilişkin bu karar, 7315 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki özel erişim sınırını ortadan kaldırmaz; fakat sırf "gizli" ibaresinin tarafın yargılama sürecindeki bütün çelişme imkânlarını kendiliğinden ortadan kaldıran genel bir kural olmadığını gösterir.

Anayasa Mahkemesinin E.2021/60, K.2024/200 sayılı ve 04.12.2024 tarihli norm denetimi kararı da bu tabloyu tamamlar. Karar, güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen ve işlenen verilerin kişisel veri niteliğini ve kişisel verilerin doğruluk, güncellik, amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük güvencelerine tabi olduğunu ortaya koyar. Kararı "bütün istihbari veriler kişiye açıklanmalıdır" biçiminde okumak doğru olmaz; kararın gösterdiği şey, erişim sınırının varlığına rağmen verilerin anayasal güvencelere tabi olmaya devam ettiğidir.


Anayasa Mahkemesi, güvenlik soruşturmasına dayalı davalarda gizli belgeye ilişkin ölçütü iki kararında somutlaştırmıştır. Her iki kararın da ortak noktası, belgenin gizliliğini kendiliğinden hukuka aykırı bulmak değil, hükme esas alınan materyale karşı başvurucuya etkili bir imkân tanınıp tanınmadığını incelemektir.

Bünyamin Uçar başvurusunda (B. No: 2017/32004, 03.06.2020), başvurucunun sözleşmeli subay ve muvazzaf astsubay alım süreçlerinde güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandırılmış, açtığı davalarda mahkemeler idarelerden işlemin dayanağı bilgi ve belgeleri istemiştir. İdare, "gizli" ibareli belgeleri mahkemeye sunmuş; mahkeme de bu belgelere dayanarak davayı reddetmiştir.

Sorun, belgelerin başvurucuya bildirilmemesi ve inceleme imkânı verilmemesinde, üstelik belgelerin neden başvurucuya açılmadığına ilişkin mahkemece haklı bir gerekçe ortaya konulmamış olmasında düğümlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu koşullarda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Kararda öne çıkan bir başka nokta, eksikliğin idareye değil doğrudan yargılama usulüne ilişkin olmasıdır. Belgeler mahkemeye sunulmuş, yani celp aşaması işlemiş; sorun, sunulan bu belgelere karşı başvurucuya herhangi bir imkân tanınmamasında ve bunun neden tanınmadığının kararda açıklanmamış olmasında ortaya çıkmıştır.

Bu karardan "her gizli belge davacıya verilmek zorundadır" sonucu çıkarılamaz. Kararın ortaya koyduğu ilke, mahkemenin hükme esas aldığı gizli belgeye karşı başvurucuya pratik ve etkin bir karşı koyma imkânının bulunup bulunmadığı; erişim kısıtlaması varsa bunun haklı gerekçelere dayanıp dayanmadığı ve yargılamanın bütünü içinde telafi edilip edilmediğidir.

Rıdvan Batur başvurusunda (B. No: 2018/17680, 03.12.2020) ise güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılmayan başvurucu bakımından idare, olumsuz bilgilerin devlet sırrı niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hükme esas alınan belgelere ilişkin etkin biçimde yorum ve itirazda bulunabilmesi için yeterli ve pratik bir imkâna sahip olup olmadığını değerlendirmiş ve silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden ihlal tespit etmiştir.

KararSorunAnayasa Mahkemesinin esas ilkesiBu sayfa bakımından anlamı
Bünyamin Uçar (2017/32004)Gizli belgeye dayanılarak ret; belgeler başvurucuya hiç bildirilmediHükme esas materyale karşı pratik ve etkin karşı koyma imkânı bulunmalıErişim kısıtlanacaksa mahkemenin haklı gerekçesi kararda görünmelidir
Rıdvan Batur (2018/17680)Devlet sırrı iddiasıyla bilgilere erişimin sınırlanmasıEtkin yorum ve itiraz için yeterli ve pratik imkân sağlanmalıDevlet sırrı iddiası tek başına savunma imkânını ortadan kaldırmaz

Her iki kararda da ihlal tespiti, işlemin esasına ilişkin değil yargılama usulüne ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasının yerinde olup olmadığını değil, bu sonuca dayanak yapılan materyale karşı başvurucunun kendisini savunabilecek konumda bulunup bulunmadığını incelemiştir. Bu ayrım, kararların dilekçede nasıl kullanılacağını da belirler.

İki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan ölçüt nettir: tartışma belgenin gizli olup olmadığı değil, gizliliğe rağmen yargılamanın bütünü içinde tarafa etkili bir itiraz zemini sağlanıp sağlanmadığıdır. Bu ölçütün dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi, mahkemenin bu yönde bir değerlendirme yapmasını da kolaylaştırır. Benzer ilkelerin başka kararlarda nasıl uygulandığına ilişkin çerçeve için güvenlik soruşturması davasında emsal kararlar başlıklı içerik incelenebilir.


Hayır. 7315 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (a) bendi, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verileri güvenlik soruşturmasının araştırma alanlarından biri olarak düzenler. Bununla birlikte "istihbari bilgi" kavramı yalnız bu bentteki olgusal verilerle özdeş değildir; Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası da millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni ve ekonomik güvenlikle ilgili istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bilgiler için ayrıca özel bir erişim kuralı getirir. Gizli belge ise bir gizlilik dereceli sınıflandırma kategorisidir ve içinde istihbari bilgi bulunabileceği gibi tamamen farklı nitelikte veriler de yer alabilir.

Bu ayrımın iki pratik sonucu vardır. Birincisi, her gizli belge istihbari bilgi değildir; bir adli kayıt, bir kurum yazışması ya da bir tutanak da gizlilik rejimine tabi tutulmuş olabilir. İkincisi, her istihbari bilgi 7315 m.8/3 anlamında kişiye verilemeyecek bilgi kategorisine girmez; anılan fıkra belirli konu alanlarıyla sınırlıdır.

Ayrım, hangi hükmün tartışılacağını da belirler. Erişim sınırı iddiası 7315 m.8/3 üzerinden yürütülecekse, dosyadaki verinin gerçekten anılan fıkrada sayılan konu alanlarına girip girmediği tartışılabilir. Buna karşılık dosyadaki belge bir kurum yazışması ya da bir tutanaksa, m.8/3'e dayanılması yerinde olmaz.

Dava dilekçesinin yalnızca "istihbari bilgiye itiraz ediyoruz" biçiminde kurulması, bu nedenle dar kalabilir. Dosyada Komisyona iletilen olgusal veriler, kurum yazışmaları veya başka kayıtlar da bulunabilir. İstihbari verinin maddi hukuk bakımından etkisine ilişkin ayrıntılı çerçeve için istihbari bilginin güvenlik soruşturmasına etkisi başlıklı içerik incelenebilir; bu sayfada konu yalnızca belge incelemesi boyutuyla ele alınmaktadır.


Süreç dört aşamalıdır ve bu aşamaların birbirine karıştırılmaması gerekir. Önce araştırmayı yapan birimler yorum içermeyen olgusal verileri tespit ederek iletir. Ardından Değerlendirme Komisyonu bu veriler hakkındaki nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Üçüncü aşamada kesin ve icraî nitelikteki atama, atamama, göreve başlatmama veya adaylığın sonlandırılması işlemi yetkili makam tarafından tesis edilir. Son aşamada idari yargı, bu nihai işlemin sebep unsuru başta olmak üzere tüm unsurlarını denetler.

Bu aşamalar arasındaki fark, savunmanın hangi noktaya yöneleceğini de gösterir. Araştırma birimi aşamasındaki bir eksiklik verinin doğruluğuna ve kaynağına, Komisyon aşamasındaki bir eksiklik değerlendirmenin nesnelliğine ve gerekçesine, nihai işlem aşamasındaki bir eksiklik ise doğrudan sebep unsuruna ilişkindir.

Bu nedenle Değerlendirme Komisyonunun işlemi için karar değil değerlendirme demek daha doğrudur. Değerlendirme Komisyonu nihai atama veya ret makamı değildir; dava kural olarak yetkili makamın kesin ve icraî nihai işlemine yöneltilir. Komisyon değerlendirmesinin yargısal denetim bakımından nasıl ele alındığına ilişkin ayrıntı için Değerlendirme Komisyonunun yargısal denetimi başlıklı içerik incelenebilir.

Bununla birlikte Komisyon değerlendirmesi denetim dışında da değildir. Nihai işlemin sebep unsuru bu değerlendirmeye dayandığından, mahkeme gerektiğinde hem Komisyona iletilen olgusal verileri hem de Komisyonun değerlendirmesini inceleyebilir. 7315 m.7/3 zaten mahkemelerce istenildiğinde bu bilgilerin sunulmasını öngörmektedir.

Değerlendirme Komisyonunun değerlendirmesinin içeriği de denetimin konusudur. Kanun bu değerlendirmenin nesnel ve gerekçeli olmasını aradığından, yalnızca olumsuz bir sonuç bildiren ve dayandığı olguyu göstermeyen bir değerlendirme, buna dayanılarak tesis edilen nihai işlemi sebep unsuru yönünden tartışmaya açık hâle getirebilir.

Araştırmayı yapan birimlerin kimler olduğu da doğru belirlenmelidir. Kanunun 6. maddesi uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahallî mülkî idare amirlikleri yapar. Talep eden kurum başka bir bakanlık veya kurum olabilir; ancak talep eden kurum ile araştırmayı yapan birim karıştırılmamalıdır.


Hayır. Bir gizlilik dereceli belgenin mahkeme dosyasına getirtilmiş olması yalnızca yargısal erişim aşamasını tamamlar; belgenin içeriği hakkında kendiliğinden bir sonuç doğurmaz.

Mahkemenin belgeyi görmüş olması, o belgede yer alan bilginin doğru ve güncel olduğunu, gerçekten davacıya ait bulunduğunu, 7315 sayılı Kanunun 4 veya 5 inci maddesindeki hangi araştırma alanına girdiğini; özellikle m.5/1-(a) kapsamında bir olgusal veri söz konusuysa bunun görevin gerektirdiği niteliklerle ilgisini de kendiliğinden göstermez. Bunlar ikinci aşamanın, yani maddî yeterlilik denetiminin konusudur. Kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinden gelen bir kayıt ile Değerlendirme Komisyonuna iletilen bir olgusal veri de bu denetimden ayrı ayrı geçer.

Üçüncü aşama ise usule ilişkindir: belge hükme esas alınacaksa, davacıya bu materyale karşı etkili biçimde karşı koyabileceği bir imkânın tanınıp tanınmadığı ayrıca değerlendirilir. Bu ölçüt, yukarıda Bünyamin Uçar ve Rıdvan Batur kararları bakımından açıklanan çerçeveyle aynıdır.

Bu nedenle üç soru birbirinden ayrılmalıdır: belge mahkemeye sunuldu mu; sunulan belge denetlenebilir ve yeterli bir maddî sebep oluşturuyor mu; hükme esas alınacaksa tarafa etkili bir usul güvencesi sağlandı mı? "Mahkeme belgeyi gördüyse işlem hukuka uygundur" çıkarımı bu üç aşamayı tek aşamaya indirger ve yerinde değildir. Bunun karşıtı olan "belge yetersizse işlem kesin iptal edilir" beklentisi de aynı ölçüde mutlaktır; mahkeme, yetersizliğin işlemin sebep unsuruna etkisini somut olayın bütünü içinde değerlendirir.


Mahkeme, belgenin varlığıyla değil, o belgenin nasıl bir maddî sebep oluşturduğuyla ilgilenir. Aşağıdaki tablo, bu denetimde öne çıkan ölçütleri ve her birinin işlevini göstermektedir.

ÖlçütMahkemenin soracağı soruHukukî önemi
SomutlukBelge soyut bir kanaat mi, somut bir olgu mu içeriyor?Soyut değerlendirme denetime elverişli olmayabilir
Olgusal veri niteliğiVeri doğrulanabilir bir olguya mı dayanıyor?Yorum ile olgu birbirinden ayrılmalıdır
GüncellikBilgi hangi tarihe ait, bugünkü duruma mı ilişkin?Eskimiş veri aynı ağırlığı taşımayabilir
Kişiye aidiyetVeri gerçekten davacıya mı ait?Başkasına ait olgu kişiye aktarılamaz
m.4 veya m.5 bağlantısıVeri Kanunun hangi araştırma alanına giriyor?Kanunda karşılığı olmayan ölçüt üretilemez
Somut işlemle bağlantıVeri, somut atama veya kamu görevi bakımından neden önem taşıyor; m.5/1-(a) kapsamında ise görevin gerektirdiği niteliklerle nasıl ilişkilendiriliyor?Verinin işlem sonucuna etkisi somutlaştırılmalıdır.
Hukuka uygun elde edilme ve kullanımVeri hangi yetkiyle elde edildi, amacıyla bağlantılı mı kullanıldı?Kişisel verilerin elde ediliş ve kullanım usulü denetime tabidir
Komisyon değerlendirmesiDeğerlendirme nesnel ve gerekçeli mi?7315 m.7/3'ün açık gereğidir
Savunma ve çelişme imkânıTarafa etkili itiraz zemini tanındı mı?Anayasa Mahkemesi içtihadının merkezindedir
ÖlçülülükVerinin ağırlığı, sonucu haklı kılıyor mu?Aşırı müdahaleyi önler
Yargısal denetlenebilirlikDayanak mahkemece incelenebiliyor mu?Denetlenemeyen dayanak sebep unsurunu zayıflatır

Bu ölçütlerin hiçbiri tek başına kesin bir sonuç üretmez. Bir ölçütün karşılanmaması işlemin kendiliğinden iptalini gerektirmediği gibi, tümünün karşılanması da denetimi sona erdirmez; mahkeme bunları somut olayın bütünü içinde birlikte değerlendirir.

Ölçütler arasında bir öncelik ilişkisi de vardır. Kişiye aidiyeti kurulamamış bir verinin güncelliğini tartışmak ya da hangi araştırma alanına girdiği gösterilmemiş bir bilginin görevle bağlantısını kurmaya çalışmak, sonuca ulaşmayan bir inceleme doğurur. Bu nedenle dilekçede ölçütlerin bu sırayla ele alınması, tartışmayı da düzenler.

Belgenin içeriği bakımından da şekli bir inceleme yeterli değildir. Gizlilik dereceli belge, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ya da iltisak iddiası taşıyorsa, bu iddianın somut olgulara dayanıp dayanmadığı ve kişiye özgülenip özgülenmediği ayrıca incelenmelidir.


Bu sorunun cevabı, belgenin hangi hukukî çerçevede sunulmadığına göre değişir ve dört ayrı ihtimal birbirinden ayrılmalıdır.

Birinci ihtimal olağan ara karar durumudur. İYUK m.20/1 uyarınca istenen evrakın gönderilmesi ve bilginin verilmesi kural olarak zorunludur; m.20/2 uyarınca ara kararın yerine getirilmemesinin karara etkisi mahkemece önceden takdir olunur ve ara kararda belirtilir. Yani sonuç kendiliğinden doğmaz, mahkemenin önceden belirlediği çerçevede ortaya çıkar.

İkinci ihtimal m.20/3 istisnasıdır. Kanunda gösterilen makamlar, Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ilişkin belgeleri gerekçe bildirerek vermeyebilir. Bu hâlde verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez; mahkeme, dosyadaki diğer verilerle değerlendirme yapar.

Üçüncü ihtimal 7315 m.7/3'ün devreye girdiği durumdur. Güvenlik soruşturması sürecine ve Komisyon değerlendirmesine ilişkin bilgiler bakımından Kanun, mahkemece istenildiğinde sunulmasını özel olarak öngörmüştür. Bu özel hüküm karşısında, genel bir gizlilik gerekçesiyle sunumdan kaçınılması ayrıca tartışılması gereken bir husustur.

Dördüncü bir ihtimal, belgenin sunulduğu ancak içeriğinin denetime elverişli olmadığı durumdur. Kaynağı, tarihi ve kişiyle bağlantısı gösterilmeyen bir yazı fiilen sunulmuş olsa bile, mahkemenin sebep unsurunu denetlemesine imkân vermeyebilir. Bu hâlde tartışma sunum yükümlülüğünden çıkar, denetlenebilirlik ölçütüne kayar.

Bu dört ihtimalin hiçbirinde otomatik bir sonuç bulunmaz. "İdare sunmazsa dava kesin kabul edilir" ya da "mahkeme devlet sırrı gerekçesini her zaman reddeder" biçimindeki beklentiler, mevzuatın öngördüğü çerçevenin dışındadır. Doğru yaklaşım, sunulmamanın hangi hükme dayandığını tespit etmek ve buna bağlanan sonucu dilekçede açıkça tartışmaktır.

Yukarıdaki ihtimaller, dosyada sırayla sorulacak birkaç soruya indirgenebilir. Bu akış, dilekçede hangi talebin hangi aşamada ileri sürüleceğini de belirler.

Birinci adım: Mahkeme belgeyi istedi mi? İstenmemişse, önce İYUK m.20 ve gerekiyorsa 7315 m.7/3 kapsamında celp ihtiyacı değerlendirilir. İstenmişse ikinci adıma geçilir.

İkinci adım: Belge mahkemeye sunuldu mu? Sunulmuşsa inceleme, belgenin maddî yeterliliğine, kişiye aidiyetine, güncelliğine, 7315 m.4 veya m.5'teki hangi araştırma alanına girdiğine, somut işlem bakımından taşıdığı öneme ve m.5/1-(a) kapsamında ise görevin gerektirdiği niteliklerle ilgisine ve savunma imkânına yönelir. Sunulmamışsa üçüncü adıma geçilir.

Üçüncü adım: İYUK m.20/3'e dayanılmış mı? Dayanılmamışsa, ara karara uyulmamasının sonucu m.20/1 ve m.20/2 çerçevesinde değerlendirilir. Dayanılmışsa dördüncü adıma geçilir.

Dördüncü adım: m.20/3 koşulları usulüne uygun mu? Burada üç husus ayrı ayrı incelenir: konu gerçekten Devletin güvenliği veya yüksek menfaatleri alanına giriyor mu; belgeyi vermeme iradesi Kanunda gösterilen makamdan mı geliyor; gerekçe bildirilmiş mi? Şartlardan biri eksikse istisnanın uygulanabilirliği tartışılır. Şartlar mevcut olsa dahi, verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.

Beşinci adım: Belge sunuldu ancak davacının erişimi sınırlı mı? Bu hâlde 7315 m.8/3'teki kişisel verilerin erişimine ilişkin özel sınır ile Anayasa Mahkemesinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ölçütleri birlikte değerlendirilir. Belirleyici olan, yargılamanın bütünü içinde pratik ve etkili bir itiraz imkânının bulunup bulunmadığı ve dayanağın yargısal denetlenebilirliğidir.


Yürütmenin durdurulması istemi, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde kabul edilebilir. Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken dosyadaki bilgi ve belgeleri dikkate alır; gizlilik dereceli bir belgenin varlığı bu değerlendirmeyi engellemez.

Yürütmenin durdurulması istemi incelenirken mahkemenin önündeki dosya kapsamı, davalı idarenin savunma ve eklerinin dosyaya sunulup sunulmadığına göre değişebilir. Bu nedenle gizli veya gizlilik dereceli bir verinin işlemin dayanağı olduğu ileri sürülüyorsa, belge celbi talebinin yürütmenin durdurulması istemiyle bağlantısı somut biçimde açıklanmalıdır.

Bu aşamada da ara karar yoluna başvurulması mümkündür. Ancak yürütmenin durdurulması incelemesi esasa göre daha ön bir inceleme olduğundan, belgenin bu aşamada ne ölçüde inceleneceği dosyanın koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle talebin dilekçede iki şart bakımından da somutlaştırılması önem taşır; talebin şartlarına ilişkin ayrıntı için güvenlik soruşturmasında yürütmenin durdurulması başlıklı içerik incelenebilir.

Yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, kendiliğinden atama veya göreve başlama sonucu doğurmaz. Bu noktada, 11.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7588 sayılı Kanunun 7. maddesiyle İdari Yargılama Usulü Kanununun 28/1. maddesine eklenen ve güvenlik soruşturması ile arşiv araştırmasının olumsuz değerlendirilmesine dayalı davalarda göreve iade sonucu doğuran kararların uygulanma zamanını nihai kararın kesinleşmesine bağlayan özel hüküm de gözetilmelidir.

Dava süresi bakımından ise özel bir düzenleme bulunmadıkça iptal davası açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gündür; usulüne uygun bildirimin bulunmadığı bazı hâllerde öğrenme tarihi ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilebilir.


Gizli belge iddiası bulunan dosyalarda dilekçenin ayırt edici yönü, taleplerin somut ve celbe yönelik biçimde kurulmasıdır. Dilekçenin genel yapısına ilişkin çerçeve için güvenlik soruşturması dava dilekçesi başlıklı içerik incelenebilir; aşağıdaki liste ise bu owner'a özgü kontrol noktalarını göstermektedir.

Kontrol noktasıDilekçede ne talep edilmeliNeden önemli
Nihai işlemHangi kesin ve icraî işlemin iptalinin istendiği açıkça belirtilmeliAra aşamaya karşı açılan dava esasa girilmeden reddedilebilir
İşlem dosyasıNihai işleme ait işlem dosyasının celbi istenmeliMaddî sebep ancak dosya üzerinden görülebilir
Olgusal verilerAraştırma birimlerinden gelen yorum içermeyen olgusal verilerin celbi istenmeliYorum ile olgu ayrımı ancak böyle denetlenir
Komisyon değerlendirmesiNesnel ve gerekçeli değerlendirmenin celbi istenmeli7315 m.7/3 bu sunumu öngörür
Gizlilik dereceli belgenin incelenmesiDayanak gizlilik dereceli belgelerin mahkemece incelenmesi talep edilmeliGizlilik denetimi kaldırmaz
Verinin nitelikleriKaynak, tarih, kişiye aidiyet, güncellik ve görevle bağlantı araştırılmalıSebep unsurunun denetim ölçütleridir
Erişim sınırının gerekçesiErişim sınırlandırılacaksa hukukî ve somut gerekçesinin ortaya konulması istenmeliGerekçesiz kısıtlama savunma hakkı sorunu doğurur
Etkili itiraz imkânıHükme esas materyale karşı mümkün olan ölçüde itiraz imkânı talep edilmeliAnayasa Mahkemesi içtihadının merkezî ölçütüdür
İYUK m.20/3 iddiasıBu hükme dayanılıyorsa şartlarının ve yetkili makam gerekçesinin incelenmesiİstisnanın usulü ayrıca denetlenir
Yürütmenin durdurulmasıİki şart ayrı ayrı somutlaştırılmalıGenel ifadeyle kurulan talep karşılık bulmayabilir

Bu taleplerin dilekçede ayrı ayrı ve numaralandırılmış biçimde yer alması yerinde olur. Tek bir cümle içinde toplanan çok sayıda talep, ara karar aşamasında kısmen karşılanabilir; her talebin kendi gerekçesiyle birlikte sunulması ise hangi hususun neden istendiğini görünür kılar.

Gerekçesiz bir ret işlemiyle karşılaşılmışsa, gizli belge iddiası ile gerekçesizlik iddiasının birbirine bağlı biçimde kurulması yerinde olur; bu konudaki çerçeve için güvenlik soruşturmasında gerekçesiz ret başlıklı içerik incelenebilir.


Yanlış: Gizli belge varsa mahkeme dosyayı inceleyemez.

Doğru: Mahkeme İYUK m.20 uyarınca gerekli bilgi ve belgeleri isteyebilir; 7315 m.7/3 ise mahkemelerce istenildiğinde bilgilerin sunulacağını ayrıca öngörür.

Yanlış: Üzerinde "gizli" yazan her belge devlet sırrıdır.

Doğru: İYUK m.20/3'teki istisna, Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ilişkin belgelerle sınırlıdır; sınıflandırma ibaresi tek başına bu istisnayı doğurmaz.

Yanlış: 7315 m.8/3 bilginin mahkemeye de verilemeyeceğini düzenler.

Doğru: Anılan fıkra bilginin kişiye verilemeyeceğini düzenler; mahkemeye sunum bakımından 7315 m.7/3 ayrı ve açık bir hüküm içerir.

Yanlış: İdare belgeyi sunmazsa dava kazanılır.

Doğru: Otomatik bir sonuç doğmaz; ara karara uyulmamasının etkisi mahkemece önceden takdir edilir, m.20/3 hâlinde ise verilmeyen belgeye dayalı savunma hükme esas alınamaz.

Yanlış: Gizli belge her durumda davacıya gösterilmelidir.

Doğru: Erişim sınırlandırılabilir; belirleyici olan, kısıtlamanın somut gerekçesi ile yargılamanın bütünü içinde tanınan telafi edici güvencelerdir.

Yanlış: Belge davacıya gösterilmediyse yargılama kendiliğinden ihlal oluşturur.

Doğru: Anayasa Mahkemesi içtihadında ölçüt, hükme esas materyale karşı pratik ve etkin bir karşı koyma imkânının bulunup bulunmadığıdır.

Yanlış: Değerlendirme Komisyonunun kararına karşı dava açılır.

Doğru: Komisyon bir değerlendirme mercii olup nihai işlemi tesis eden makam değildir; dava kesin ve icraî nihai işleme yöneltilir.

Yanlış: Adli sicil kaydı doğası gereği gizli belgedir.

Doğru: Bir verinin güvenlik soruşturması dosyasının gizlilik rejimine tabi olması, o verinin kendi hukukî niteliğini değiştirmez.


Güvenlik soruşturması davasında gizlilik, yargısal denetimin sınırı değil, denetimin hangi usulle yapılacağına ilişkin bir konudur. 7315 sayılı Kanunun 7. maddesinin üçüncü fıkrası mahkemelerce istenildiğinde bilgilerin sunulacağını açıkça düzenlemiş; İYUK m.20 de mahkemeye re'sen araştırma ve belge isteme yetkisi tanımıştır.

İYUK m.20/3'teki istisna bu tabloyu tamamen değiştirmez. İstisna dar bir alana ilişkindir, belirli makamlarca ve gerekçe bildirilerek uygulanır ve en önemlisi, verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.

Kişiye erişim ise ayrı bir başlıktır. 7315 m.8/3 belirli istihbari bilgilerin kişiye verilemeyeceğini öngörür; ancak bu, verinin mahkeme denetimi dışında kaldığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesinin Bünyamin Uçar ve Rıdvan Batur kararlarında ortaya koyduğu ölçüt, hükme esas alınan materyale karşı başvurucuya pratik ve etkin bir karşı koyma imkânının tanınıp tanınmadığıdır.

Bu çerçevede dava dilekçesinin işlevi, soyut bir gizlilik itirazı ileri sürmek değil; nihai işlemin işlem dosyasının, araştırma birimlerinden gelen olgusal verilerin ve Komisyon değerlendirmesinin celbini istemek, dayanak verinin kaynağını, tarihini, kişiye aidiyetini, güncelliğini ve görevle bağlantısını tartışmaya açmak ve erişim sınırlandırılacaksa bunun somut gerekçesinin ortaya konulmasını talep etmektir.


Altın Tavsiye

Gizli belge iddiası bulunan bir dosyada dilekçenizi soyut bir itiraz üzerine kurmayın. Önce hangi kesin ve icraî nihai işlemin dava konusu edildiğini netleştirin; ardından işlem dosyasının, araştırma birimlerinden gelen yorum içermeyen olgusal verilerin ve Değerlendirme Komisyonunun nesnel ve gerekçeli değerlendirmesinin celbini ayrı ayrı talep edin. Dayanak verinin kaynağını, tarihini, kişiye aidiyetini, güncelliğini ve görevin gerektirdiği niteliklerle bağlantısını her biri için ayrı cümleyle tartışın. İdare İYUK m.20/3'e dayanıyorsa bu hükmün şartlarının ve yetkili makam gerekçesinin incelenmesini isteyin; erişiminiz sınırlandırılacaksa bunun somut gerekçesinin ortaya konulmasını ve hükme esas alınacak materyale karşı mümkün olan ölçüde etkili itiraz imkânı tanınmasını açıkça talep edin.


Hukuki Bilgilendirme

Bu içerik; 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 3 Haziran 2022 tarihli ve 31855 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik (Karar Sayısı: 5649), 25.04.2022 tarihli ve 5529 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan Gizlilik Dereceli Belgelerde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili güncel Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut işlemin niteliği, dosyadaki belgelerin türü ve gizlilik derecesi, bildirim veya öğrenme tarihi ile uygulanacak özel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 24.08.2026

Yazan: Av. Emre Asan

Kontrol Eden: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Evet. Mahkeme, re'sen araştırma ilkesi kapsamında ara karar yoluyla idareden gizli belge, istihbari bilgi veya arşiv araştırması verisini isteyebilir ve inceleyebilir. Belgenin gizli olması, yargısal denetimi ortadan kaldırmaz.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sürecinde kolluk kuvvetleri, istihbarat birimleri veya idari makamlar tarafından üretilen ve kişinin kamu görevine uygunluğu değerlendirilirken kullanılan, gizlilik dereceli bilgi ve belgelerdir.

Evet. Mahkeme, re'sen araştırma ilkesi kapsamında bilgi ve belge isteme yetkisine sahiptir. Güvenlik soruşturması davasında mahkeme, işlemin dayanağını görmek için ara karar verebilir.

Her zaman değil. Gizlilik, milli güvenlik, kişisel verilerin korunması ve savunma hakkı birlikte değerlendirilir. Mahkeme, belgenin nasıl inceleneceğine ve davacıya ne ölçüde gösterileceğine somut dosyaya göre karar verir.

Hayır. İstihbari bilgi çoğu zaman güvenlik birimlerinden gelen bir değerlendirme niteliğindedir; gizli belge ise bu değerlendirmenin dayanağı veya idari dosyada yer alan daha geniş kapsamlı bilgi olabilir.

Hayır, tek başına otomatik olarak yeterli değildir. Belgenin somut, güncel, kişiye ait, görevle bağlantılı ve hukuka uygun elde edilmiş olması gerekir; bu ölçütlerden biri eksikse işlem hukuka aykırı bulunabilir.

Mahkemeden işlemin sebep unsurunun denetlenmesi ve idarenin dayandığı bilgi ve belgelerin celbi talep edilebilir. Gerekçesizlik ve gizli belge iddiaları dilekçede birbirini tamamlayıcı biçimde ileri sürülebilir.

İdarenin ret işleminin hangi somut bilgi ve belgeye dayandığının açıklanması, mahkemece bilgi ve belgelerin celbi, işlemin sebep unsurunun denetlenmesi ve gerekirse yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Evet. Mahkeme, açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar şartlarını değerlendirirken dosyadaki bilgi ve belgeleri, gizlilik dereceli olanlar dahil, dikkate alabilir. Bu aşamada ara karar süreci de gündeme gelebilir.

Gizli belge veya istihbari bilgi celbi, ara karar ve idareden belge beklenmesi davanın süresini uzatabilir. Ancak bu süre her dosyada farklıdır ve sürecin uzunluğu davanın kaybedileceği anlamına gelmez.

Evet. Mahkeme, belgeyi inceledikten sonra belgenin soyut, eski, görevle bağlantısız veya kişiye aidiyeti belirsiz olduğu sonucuna varırsa, işlemin iptaline karar verebilir.

İdare işlemin dayanağını mahkemeye sunmazsa, işlemin sebep unsuru ve denetlenebilirliği tartışmalı hâle gelebilir. Mahkeme, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre değerlendirme yapar; sonuç her dosyada farklı olabilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.