İletişim Bilgileri

Silinmiş Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?

Silinmiş Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
  • Yayın Tarihi: 09.06.2026
  • Değiştirme Tarihi: 23.08.2026
  • Yazar:
1. Silinmiş Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 2. Adli Sicil Kaydı ve Adli Sicil Arşiv Kaydı Nedir? 3. Adli Sicil Kaydı ile Arşiv Kaydı Arasındaki Fark Nedir? 4. Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? 5. Adli Sicil Arşiv Kaydı Silinir mi? 6. Memnu Hakların İadesi Kararı Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 7. Silinmiş Adli Sicil Kaydı e-Devlet'te Görünmezse Güvenlik Soruşturmasında Çıkar mı? 8. Silinmiş Arşiv Kaydı Güvenlik Soruşturmasında Kullanılabilir mi? 9. 7315 Sayılı Kanun Bu Konuda Ne Diyor? 10. Arşiv Araştırması Hangi Durumlarda Olumsuz Çıkar? 11. Güvenlik Soruşturmasından Kimler Geçemez? 12. Arşiv Araştırması Kaç Yılı Kapsar? 13. Silinmiş Kayıt Mahkûmiyet Gibi Değerlendirilebilir mi? 14. Adli Para Cezası Silinirse Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 15. HAGB Kaydı Silinirse Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 16. KYOK, Beraat veya Düşme Kararı Sonrası Kayıtlar Güvenlik Soruşturmasında Değerlendirilir mi? 17. Devam Eden Soruşturma veya Dava Silinmiş Kayıttan Farklı mıdır? 18. Özel Güvenlik, Polislik, Öğretmenlik ve Diğer Kamu Görevlerinde Silinmiş Kayıt Nasıl Değerlendirilir? 19. Sosyal Medya veya Eski Paylaşımlar Silinmiş Adli Sicilden Farklı mıdır? 20. Değerlendirme Komisyonu Silinmiş Kaydı Nasıl Değerlendirmelidir? 21. Silinmiş Kayıt Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanırsa Ne Yapılmalı ve Hangi Dava Açılır? 22. Dava Açma Süresi Kaç Gündür? 23. Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi? 24. İdarenin Muhtemel Savunmaları ve Karşı Argümanlar 25. Dava Açmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır? 26. Silinmiş Kayıt ve Güvenlik Soruşturması Karşılaştırma Tablosu 27. Uygulamada Yanlış Bilinenler 28. Sonuç . Sıkça Sorulan Sorular

Bir kaydın adli sicilden silinmesi, arşive alınması veya arşiv bilgisinin silinmesi, kayıt sistemi ve erişim bakımından önemli bir hukuki değişikliktir. Ancak geçmiş mahkûmiyetin kamu görevine giriş veya özel statü bakımından devam eden bir sonucu bulunup bulunmadığı; 657 m.48/A-5, uygulanacak özel mevzuat, mahkûmiyetin türü, kaydın hangi aşamada silindiği ve varsa yasaklanmış hakların geri verilmesiyle birlikte değerlendirilmelidir. "Silindi, artık hiçbir engel yok" biçiminde bir sonuç kadar "silinme hiçbir şey değiştirmez" biçiminde bir sonuç da doğru değildir.

Kısaca

  • Üç Aşama: Aktif/güncel adli sicil kaydı, adli sicilden silinip arşive alınma ve arşiv bilgisinin kanuni şartlarla tamamen silinmesi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sürecinde birbirinden farklı üç hukuki aşamadır.
  • Ana İlke: Silinme, kayıt sistemi ve erişim bakımından önemli bir değişikliktir; ancak geçmiş mahkûmiyetin bütün maddi hukuk sonuçlarının her durumda sona erdiği anlamına gelmez.
  • 657 m.48/A-5: Katalog suçlarda kanunun "affa uğramış olsa bile" ifadesi, kaydın silinmiş olmasından bağımsız bir sonuç doğurabilir; bu konunun genel çerçevesi ayrı bir içerikte ele alınmaktadır.
  • e-Devlet: Standart adli sicil belgesinde bir kaydın görünmemesi, o kaydın güncel belgede yer almadığını gösterir; ancak 7315 kapsamındaki başka veri kategorilerinin araştırmada hiç gündeme gelemeyeceği anlamına gelmez.
  • Memnu Hakların İadesi: Bu karar mahkûmiyeti veya tarihsel varlığını ortadan kaldırmaz; belirli hak yoksunluklarının ileriye dönük giderilmesine ilişkindir.
  • Dava Yolu: Silinmiş kayıt nedeniyle olumsuz işlem tesis edilirse, özel bir düzenleme bulunmadıkça yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gün içinde iptal davası açılabilir.

Silinmiş adli sicil kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi sorusunun cevabı, hangi aşamada bir silinmeden söz edildiğine göre değişir. Adli sicilden arşive alınma ile arşiv bilgisinin kanuni şartlarla tamamen silinmesi, aynı hukuki ağırlıkta değildir; her ikisi de kayıt sistemi bakımından önemli değişiklikler olsa da, geçmiş mahkûmiyetin kamu görevine etkisi bu değişikliklerle otomatik olarak ortadan kalkmaz.

Bu sayfanın ele aldığı temel soru şudur: bir kayıt silindiğinde veya arşive alındığında, bu durum güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sürecinde ne anlama gelir? Cevap, tek bir cümleyle özetlenemez; kaydın hangi suça ilişkin olduğu, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesindeki katalog ve süre şartlarına girip girmediği, varsa özel mevzuatın ayrı bir hüküm içerip içermediği ve yasaklanmış hakların geri verilip verilmediği birlikte değerlendirilmelidir.

Bu sayfa, adli sicil kaydının genel hukuki çerçevesini değil, özellikle "silinme" sürecinin kendisini konu almaktadır; adli sicil kaydının 657 m.48/A-5 karşısındaki genel değerlendirmesi için adli sicil kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir. Bu sayfada o genel çerçeve tekrar edilmemekte, yalnızca silinme sürecine özgü sorular derinlemesine ele alınmaktadır.

Bu sayfanın işlediği sorular arasında, silinmiş bir kaydın hangi koşullarda memuriyete engel oluşturmaya devam edebileceği, e-Devlet'te görünmeyen bir kaydın araştırma sürecinde nasıl gündeme gelebileceği, yasaklanmış hakların geri verilmesinin gerçek etkisinin ne olduğu ve idarenin silinmiş bir veriye dayanarak tesis ettiği işlemin hangi koşullarda hukuka aykırı sayılabileceği yer almaktadır. Her biri, aşağıdaki bölümlerde kendi hukuki işleviyle ayrı ayrı ele alınmaktadır; bu nedenle sayfanın bütünü, tek bir genel kuraldan çok, birbirini tamamlayan somut sorulara verilen cevaplardan oluşmaktadır.


Adli sicil, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu kapsamında kaydedilmesi öngörülen kesinleşmiş ceza mahkûmiyetleri ve bunlara ilişkin kanunda belirtilen bilgilerin tutulduğu resmî kayıt sistemidir. Bu kayıt, kişinin kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla mahkûm olduğu suçları ve cezaları gösterir; standart adli sicil belgesi bu kayıtları yansıtır.

Adli sicil arşiv kaydı ise, kanunda öngörülen koşullar gerçekleştiğinde adli sicilden çıkarılarak farklı bir erişim ve kullanım rejimine tabi hâle gelen bilgiyi ifade eder. Bir mahkûmiyet arşive alındığında, kayıt tamamen ortadan kalkmaz; yalnızca standart sorgulamada görünmemeye başlar, ancak kanunda belirtilen makamlarca ve amaçlarla erişilebilir kalır. Adli sicil kaydının 657 m.48/A-5 ile ilişkisine dair genel hukuki çerçeve, yukarıda belirtilen ilgili içerikte ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Adli sicil kaydı, arşiv kaydı ve arşivden tamamen silinme, birbirinden farklı üç hukuki aşamayı ifade eder ve bu üç aşamanın karıştırılması yanlış hukuki sonuçlara yol açabilir.

Birinci aşamada mahkûmiyet aktif ve güncel adli sicil kaydı olarak tutulur; bu aşamada kayıt, e-Devlet üzerinden alınan standart adli sicil belgesinde doğrudan görünür. İkinci aşamada, 5352 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde öngörülen hâllerin gerçekleşmesi üzerine bilgi adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır; bu aşamada kayıt standart adli sicil belgesinde yer almaz ancak arşiv bilgisi olarak Kanunda belirlenen erişim ve kullanım rejimine tabi olmaya devam eder. Üçüncü aşamada ise, kanunda öngörülen ayrı ve daha ileri şartların gerçekleşmesiyle kayıt arşivden de tamamen silinebilir.

Bu üç aşamanın güvenlik soruşturmasındaki pratik sonucu farklıdır. Adli sicilde kayıtlı bir mahkûmiyet, arşiv araştırmasında doğrudan ve kolaylıkla tespit edilebilir bir veridir. Arşive alınmış bir kayıt ise, genel bir sorgulamada görünmese dahi, güvenlik soruşturmasında yetkili makamların 5352 sayılı Kanun çerçevesinde bu bilgiye erişimi mümkün olabilir. Kayıt arşivden de tamamen silinmişse, 5352 sayılı Kanun kapsamındaki arşiv bilgisinin hukuki durumu değişir; ancak bunun, aynı olaya ilişkin bir mahkeme kararının veya başka bir kanuni veri kategorisinin araştırma kapsamında hiçbir şekilde değerlendirilemeyeceği anlamına gelip gelmediği ayrıca incelenmelidir.

Bir adayın hangi aşamada olduğunu doğru tespit etmesi, hem kendi durumunu değerlendirmesi hem de olası bir dava stratejisi kurması bakımından önemlidir; bu üç aşamanın karıştırılması, yanlış bir hukuki değerlendirmeye yol açabilir.


Adli sicildeki bir bilginin silinerek arşiv kaydına alınması, 5352 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde öngörülen hâllerin gerçekleşmesiyle mümkündür. Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza zamanaşımının dolması ve Kanunda belirtilen diğer hâller bunlar arasındadır. Bu nedenle adli sicilden arşive geçiş yalnızca belirli bir sürenin dolmasına indirgenemez.

Bu sürecin bazı kayıtlar bakımından adli sicil ve istatistik hizmetlerini yürüten yetkili birimin başvuru üzerine veya kendiliğinden yaptığı bir işlemle gerçekleştiği görülebilir; ancak sürecin somut işleyişi, mahkûmiyetin niteliğine ve kanunda öngörülen koşullara göre değişebileceğinden, her dosyanın kendi kayıt geçmişi ayrıca incelenmelidir. Bu sayfanın odağı, adli sicil sisteminin teknik işleyişi değil, silinme veya arşive alınmanın güvenlik soruşturmasındaki hukuki sonucudur; bu nedenle sürecin teknik ayrıntılarına yalnızca gerekli ölçüde değinilmektedir.

Silme veya arşive alma işleminin gerçekleştiğine ilişkin resmî bir yazı veya kaydın güncel durumunu gösteren bir belge, hem adayın kendi durumunu değerlendirmesi hem de olası bir uyuşmazlıkta kullanılabilecek somut bir dayanak oluşturması bakımından önemlidir.

Adli sicil arşiv kaydı silinen memur olabilir mi sorusu, bu sayfanın en çok arama gören sorularından biridir. Kısa cevap şudur: arşiv bilgisi de, kanunda öngörülen ayrı ve daha ileri şartların gerçekleşmesiyle tamamen silinebilir; ancak bu, kayıt sistemi açısından önemli bir değişiklik olmakla birlikte, mahkûmiyetin bütün maddi hukuk sonuçlarını otomatik olarak sona erdirmez.

Arşiv bilgisinin silinmesi, kural olarak verinin artık genel sorgulamalarda ve rutin araştırmalarda görünmemesi anlamına gelir; fakat bu, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesinde veya göreve özgü özel mevzuatta düzenlenen mahkûmiyet sonuçlu bir engelin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Özellikle katalog suçlarda kanunun "affa uğramış olsa bile" ifadesini kullanması, bu suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyetin hukuki sonucunun, kaydın görünürlüğünden bağımsız olarak sürebileceğini göstermektedir.

Bu nedenle "arşivden silindi, artık hiçbir engel yok" biçiminde bir sonuç kadar, "arşivden silinme hiçbir şey değiştirmez" biçiminde bir sonuç da doğru değildir. Belirleyici olan, mahkûmiyetin 657 m.48/A-5 kapsamındaki bir suça ilişkin olup olmadığı, varsa özel mevzuatın ayrı bir şart öngörüp öngörmediği ve yasaklanmış hakların geri verilip verilmediğidir; bu üç unsur birlikte değerlendirildiğinde, arşivden silinmenin somut olaydaki gerçek etkisi ortaya çıkar.

Arşiv bilgisinin silinmiş olması, katalog dışı kalan ve kısa süreli bir mahkûmiyet bakımından değerlendirmede dikkate alınabilecek bir unsur olmakla birlikte, katalog suç bakımından tek başına belirleyici değildir; bu farkın gözetilmesi, adayın kendi durumunu gerçekçi biçimde değerlendirmesi bakımından önemlidir.


Yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi), mahkûmiyetin kendisini veya tarihsel varlığını ortadan kaldırmaz. Bu kararın etkisi, mahkûmiyete bağlı belirli hak yoksunluklarının ileriye dönük olarak giderilmesine ilişkindir; kararın kamu görevine girişteki sonucu, 657 m.48/A-5 ve özel mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

"Yasaklanmış hakların geri verilmesiyle geçmişteki durumun hukuki sonuçları önemli ölçüde giderilmiştir" biçiminde geniş ve iyimser bir ifade, 657 m.48/A-5'teki "affa uğramış olsa bile" katalog suç rejimini göz ardı edebileceğinden yanıltıcıdır. Katalog suçlar bakımından kanun, affa uğramış olmayı dahi yeterli görmemişken, yasaklanmış hakların geri verilmesinin bu suçlar açısından mahkûmiyetin memuriyet engeli niteliğini otomatik olarak ortadan kaldırdığını söylemek kanunun sistematiğiyle bağdaşmaz.

Bu nedenle yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı bulunan bir adayın, bu kararın somut olayda 657 m.48/A-5 ve varsa özel mevzuat bakımından ne gibi bir etki doğurduğunu ayrıca değerlendirmesi gerekir. Kararın varlığı, arşiv kaydının silinmiş olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde daha güçlü bir tablo oluşturabilir; ancak tek başına, katalog suç kapsamındaki bir mahkûmiyetin memuriyet engeli niteliğini ortadan kaldırdığı söylenemez.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının somut olaydaki etkisi, kararın hangi mahkûmiyete ilişkin olduğu, kararın kesinleşme tarihi ve başvurulan görevin özel mevzuatı birlikte incelenerek belirlenmelidir; bu konuda kesin bir sonuç aranıyorsa, güncel ve doğrulanmış bir hukuki değerlendirme alınması önerilir.

Uygulamada bazı adaylar, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararını aldıktan sonra geçmişteki mahkûmiyetin artık hiçbir hukuki anlam taşımadığını düşünebilir; bu düşünce, özellikle katalog suçlar bakımından yanıltıcı olabilir. Kararın asıl işlevi, örneğin belirli bir mesleği icra etme veya kamu haklarından yararlanma gibi hak yoksunluklarının ileriye dönük olarak kaldırılmasıdır; bu, mahkûmiyetin 657 m.48/A-5 kapsamındaki doğrudan sonucunu otomatik olarak değiştirmez. Bu nedenle yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, tek başına değil, mahkûmiyetin türü ve varsa arşiv kaydının silinme durumuyla birlikte bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

e-Devlet adli sicil belgesinde bir kaydın görünmemesi, o kaydın güncel adli sicil belgesinde yer almadığını gösterir; ancak bu durum, 7315 kapsamındaki başka kanuni veri kategorilerinin veya ilgili kesinleşmiş kararın hiçbir şekilde araştırmada gündeme gelemeyeceği sonucunu tek başına doğurmaz.

e-Devlet üzerinden alınan standart adli sicil belgesi, yalnızca güncel ve arşive alınmamış kayıtları yansıtır; bu belgenin "temiz" görünmesi, kişinin geçmişinde hiçbir hukuki süreç yaşanmadığı anlamına gelmez. Arşive alınmış bir kayıt, güvenlik soruşturması sürecinde yetkili makamların erişimine açık kalabilir; bu nedenle "e-Devlet'te görünmüyor, o hâlde idare de göremez" varsayımı her durumda doğru değildir.

Bununla birlikte bu durumun tam tersi bir sonuç da doğru değildir: idarenin, e-Devlet'te görünmeyen bir kaydı sanki güncel bir mahkûmiyetmiş gibi sunması da hukuka aykırı olabilir. İdarenin dayandığı verinin hangi kaynaktan geldiği, hangi kanuni dayanakla elde edildiği ve güncel hukuki durumunun ne olduğu (adli sicilde mi, arşivde mi, tamamen silinmiş mi) somut biçimde ortaya konulmalıdır.

Bu nedenle bir adayın "adli sicilim temiz görünüyor, sorun yok" düşüncesiyle geçmişindeki bir süreci tamamen göz ardı etmesi risklidir; aynı şekilde idarenin de e-Devlet'te görünmeyen bir kaydı otomatik olarak güncel bir mahkûmiyetmiş gibi kullanması hukuka aykırı olabilir. Her iki taraf için de belirleyici olan, verinin gerçek hukuki niteliğinin doğru tespitidir.

Pratikte bu durum sıklıkla şu şekilde ortaya çıkar: aday, e-Devlet üzerinden aldığı temiz adli sicil belgesini güvenlik soruşturması başvurusuna eklemiş olabilir; ancak idare, arşiv araştırması kapsamında farklı bir kaynaktan (örneğin ilgili mahkemenin veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün kayıtlarından) arşive alınmış bir mahkûmiyeti tespit edebilir. Bu durumda adayın "belgemde temiz görünüyordu" itirazı tek başına yeterli bir savunma oluşturmaz; asıl tartışılması gereken, tespit edilen kaydın 657 m.48/A-5 kapsamına girip girmediği ve idarenin bu veriyi doğru biçimde değerlendirip değerlendirmediğidir.


Bu sorunun cevabı, idarenin gerçekte hangi veri türüne dayandığına göre değişir; "silinmiş veri her durumda kullanılamaz" biçiminde mutlak bir kural yoktur, ancak idarenin sınırsız bir kullanım yetkisine sahip olduğu da söylenemez.

İdarenin dayandığı veri dört farklı kategoriden birine girebilir: silinmiş arşiv bilgisinin kendisi, ilgili olaya ait kesinleşmiş bir mahkeme kararı, 7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamındaki başka bir olgu (örneğin devam eden veya sonuçlanmış bir soruşturma/kovuşturma kaydı) veya kanunun 5 inci maddesi kapsamındaki ek olgusal veri (örneğin kolluk veya istihbarat birimlerindeki bir kayıt). Bu dört kategori aynı hukuki ağırlıkta değildir ve idarenin hangisine dayandığı, davanın seyrini doğrudan etkiler.

Silinmiş arşiv bilgisinin kendisi kullanılıyorsa, bu verinin 5352 sayılı Kanun kapsamında hangi makam tarafından, hangi amaçla ve hangi kanuni dayanakla elde edildiği sorgulanmalıdır; kanunda öngörülen amaç ve makam sınırları dışında bir kullanım, hukuka aykırılık oluşturabilir. Buna karşılık idare, silinmiş arşiv bilgisine değil, aynı olaya ilişkin ayrıca var olan bir kesinleşmiş mahkeme kararına veya 7315 kapsamındaki başka bir olguya dayanıyorsa, bu veri türünün kendi hukuki rejimi ayrıca değerlendirilmelidir; bu durumda arşiv bilgisinin silinmiş olması, o farklı veri türünün kullanımını otomatik olarak engellemez.

Bu değerlendirmede kişisel verilerin korunması ilkeleri de rol oynar: verilerin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun, belirli ve meşru amaçlar için, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü biçimde işlenmesi gerekir. Silinmiş bir verinin amaç dışı veya ölçüsüz biçimde yeniden gündeme getirilmesi, bu ilkelerle bağdaşmayabilir; idarenin, silinmiş bir veriyi kullanma gerekçesini ve kanuni dayanağını somut biçimde ortaya koyması beklenir.

Bu nedenle silinmiş arşiv kaydına dayanan bir olumsuz işlemle karşılaşıldığında, ilk yapılması gereken, idarenin gerçekte hangi veri türüne dayandığının netleştirilmesidir; bu tespit yapılmadan "silinmiş kayıt kullanılamaz, işlem hukuka aykırıdır" biçiminde genel bir savunma kurulması, dosyanın gerçek dinamiğini yansıtmayabilir. İdarenin dayanağı silinmiş arşiv bilgisinin kendisiyse, bu kullanımın kanuni sınırlar içinde kalıp kalmadığı; başka bir veri türüyse, o verinin kendi hukuki rejimi incelenmelidir.

Bu ayrımın pratikteki önemi, dava dilekçesinin doğru kurulmasında ortaya çıkar. İdare "güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandı" derken, gerçekte hangi belgeyi veya olguyu esas aldığını açıkça belirtmeyebilir; bu durumda adayın veya vekilinin, idareden ya da mahkemeden bu gerekçenin netleştirilmesini talep etmesi gerekir. İdarenin dayanağı netleşmeden, savunmanın "silinmiş kayıt kullanılamaz" gibi tek bir argümana indirgenmesi, dosyada var olabilecek başka bir veri türünü (örneğin ayrı bir kesinleşmiş mahkeme kararını) gözden kaçırma riski taşır.


Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bakılmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. Güvenlik soruşturması ise 7315 sayılı Kanunda ayrıca belirlenen görev ve kişiler bakımından, arşiv araştırmasına ilave olarak yürütülür.

7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi, arşiv araştırması kapsamında incelenecek veri kategorilerini sınırlı biçimde sayar: kişinin adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı, hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı, kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar, kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma kapsamındaki olgular ile kişinin kesinleşmiş kamu görevinden çıkarılma veya memurluktan çıkarılma cezası bulunup bulunmadığı. Kanunun 5 inci maddesi ise güvenlik soruşturması kapsamında, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verileri, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkiyi ve terör örgütleriyle eylem birliği, irtibat veya iltisak durumunu ek olarak düzenler.

Kanun, silinmiş kayıtların mahkûmiyet gibi kullanılmasını doğrudan yasaklayan bir hüküm içermez; daha doğru bir ifadeyle, kanun hangi veri kategorilerinin araştırılabileceğini belirler, somut verinin hukuki sonucu ve nihai işleme etkisi ise diğer mevzuatla (657 m.48/A-5, 5352 sayılı Kanun, varsa özel mevzuat) birlikte değerlendirilir ve yargısal denetime tabidir. Bu nedenle "7315, silinmiş kaydın kullanılmasını engeller" biçiminde bir yorum kanunun sistematiğini tam yansıtmaz; kanun bir araştırma çerçevesi çizer, verinin nihai hukuki sonucunu belirleyen ise bu çerçeveyle birlikte uygulanan diğer normlardır.

Arşiv araştırmasında 7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan veri kategorileri kapsamında aday hakkında çeşitli olgular tespit edilebilir. Ancak bu tespitlerin kamu görevine alınmama sonucuna dönüşmesi, Değerlendirme Komisyonunun değerlendirmesi ve atamaya yetkili makamın nihai işlemiyle birlikte ele alınmalıdır.

Silinmiş bir kaydın arşiv araştırmasını olumsuz etkileyip etkilemeyeceği, yukarıda anlatılan üç aşamalı çerçeve (aktif kayıt, arşiv kaydı, tamamen silinme) ve 657 m.48/A-5 testi birlikte uygulanarak belirlenir; bu nedenle bu sorunun genel ve tek bir cevabı yoktur, her dosya kendi somut verileriyle değerlendirilir.

Güvenlik soruşturmasından geçememe durumu, kişiye özgü ve somut verilere dayanan bir sonuçtur; genel bir kişi profili üzerinden "şu özelliklere sahip olanlar geçemez" biçiminde bir liste sunmak yanıltıcı olur. Kesinleşmiş ve 657 m.48/A-5 kapsamına giren bir mahkûmiyeti bulunanlar, kolluk kuvvetlerince hâlen aranıyor olanlar, hakkında bir tahdit bulunanlar veya kesinleşmiş kamu görevinden çıkarılma cezası bulunanlar, bu değerlendirmede daha güçlü bir olumsuzlukla karşılaşabilir.

Silinmiş veya arşive alınmış bir kaydı bulunan kişiler bakımından ise, yukarıda ayrıntılı biçimde anlatıldığı üzere, sonuç otomatik değildir; kaydın katalog kapsamına girip girmediği ve varsa özel mevzuat şartları belirleyicidir.

Arşiv araştırmasının belirli bir "kaç yıl geriye gidileceği" şeklinde sabit bir zaman sınırı, kanunda genel bir kural olarak düzenlenmemiştir; araştırma, kanunda sayılan veri kategorilerinin mevcut kayıtlarda bulunup bulunmadığının tespitine dayanır. Bu nedenle "arşiv araştırması yalnızca son beş yılı kapsar" gibi kesin bir süre iddiası doğru değildir; kaydın adli sicilde mi, arşivde mi bulunduğu veya tamamen silinip silinmediği, süre değil, kaydın hukuki aşaması ile ilgilidir.

Silinme veya arşive alınma süreçlerinin kendi kanuni süreleri, 5352 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta düzenlenmiştir; bu süreler mahkûmiyetin türüne göre değişebilir. Bu sayfanın odağı arşiv araştırmasının teknik zaman kapsamı değil, silinmiş veya arşive alınmış bir kaydın hukuki sonucu olduğundan, konuya yalnızca gerekli ölçüde değinilmektedir.


Silinmiş veya arşive alınmış bir kayıt, kayıt sistemi bakımından aktif ve güncel adli sicil kaydıyla aynı durumda değildir. Bununla birlikte geçmiş mahkûmiyetin kamu görevine giriş bakımından devam eden bir hukukî sonucu bulunup bulunmadığı yalnızca silinme olgusuyla belirlenemez; 657 m.48/A-5, uygulanacak özel mevzuat ve varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi birlikte değerlendirilmelidir.

İdarenin, silinmiş veya arşive alınmış bir kaydı güncel bir mahkûmiyetmiş gibi sunması, işlemin sebep unsurunu hukuka aykırı hâle getirebilir; bu tür bir işlem, kaydın gerçek hukuki durumunu yansıtmayan bir gerekçeye dayanmış olur. Bu nedenle idarenin, dayandığı verinin güncel hukuki durumunu (adli sicilde mi, arşivde mi, tamamen silinmiş mi) doğru biçimde tespit etmesi ve gerekçesinde bu durumu açıkça yansıtması beklenir.


Adli para cezasına ilişkin bir kaydın adli sicilden silinmesi veya arşive alınması da, yukarıda anlatılan aynı üç aşamalı çerçeveye tabidir. Adli para cezasının kesinleşmiş bir mahkûmiyet niteliği taşıdığı unutulmamalıdır; kaydın silinmiş veya arşive alınmış olması, mahkûmiyetin katalog kapsamına girip girmediği sorusunu ortadan kaldırmaz.

Adli para cezasına çevrilmiş bir hapis cezası ile doğrudan adli para cezasıyla sonuçlanmış bir yargılama arasındaki fark da, kaydın silinme süreciyle değil, mahkûmiyetin asıl suç türüyle ilgilidir; bu nedenle "para cezası, hafif bir sonuçtur, silinmişse hiç önemi yoktur" biçiminde bir genelleme her durumda doğru değildir. Kaydın hangi suça ilişkin olduğu ve 657 m.48/A-5 kapsamına girip girmediği, silinme durumundan bağımsız olarak ayrıca değerlendirilmelidir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, kesinleşmiş ve açıklanmış bir mahkûmiyet hükmü değildir; bu nedenle HAGB kaydına ilişkin bir silinme sürecinden söz edilirken de, HAGB'nin kendine özgü hukuki niteliği gözden kaçırılmamalıdır. HAGB kararları, kesinleşmiş mahkûmiyetlerden farklı bir kayıt rejimine tabidir.

Anayasa Mahkemesi'nin 10.07.2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararı, CMK m.231'deki HAGB düzenlemesinin ilgili hükümlerini iptal etmiştir; karar 31.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve iptal hükümlerinin yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Bu yazının güncellendiği 22.08.2026 tarihi itibarıyla geçiş süresi devam etmektedir; bu nedenle "HAGB kaldırıldı" biçiminde bir ifade doğru değildir, mevcut HAGB kararları ve bu geçiş dönemindeki uygulama güvenlik soruşturmasında hâlâ değerlendirme konusu olabilir. Özel mevzuatta HAGB'ye ilişkin özel istisnalar bulunabileceğinden, bu konu tek bir kalıba indirgenerek genellenemez.

HAGB'nin güvenlik soruşturmasındaki kapsamlı hukuki çerçevesi, güncel içtihat ve somut dava örnekleri için HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi başlıklı içerik incelenebilir; bu sayfa yalnızca HAGB kaydının silinme süreciyle ilişkisine kısaca değinmektedir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), beraat ve düşme kararı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet değildir; bu üç karar türü hiçbiri adli sicile mahkûmiyet olarak işlenmez. KYOK farklı gerekçelere dayanabilir; yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi ile kovuşturma olanağının bulunmaması aynı ağırlıkta değerlendirilmez. Beraat kararı ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2. maddesi kapsamında farklı sebeplerle verilebilir; düşme kararı ise beraat değildir, davanın belirli sebeplerle esasa girilmeden sona ermesini ifade eder.

Bu üç karar türünün ortak özelliği, hiçbirinin kesinleşmiş bir mahkûmiyetle aynı hukuki sonucu doğurmamasıdır; ancak idari etkileri, kararın türüne ve somut gerekçesine göre farklılaşabilir. Bu kararların ayrıntılı hukuki farkları, güncel içtihat ve somut örnekler için KYOK, beraat ve düşme kararı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.

Bu üç karar türü ile silinme sürecinin kesişimi bakımından şu ayrım önemlidir: KYOK, beraat veya düşme kararı zaten adli sicile mahkûmiyet olarak işlenmediğinden, bu kararlar için "adli sicilden silinme" süreci teknik anlamda söz konusu olmaz; asıl önemli olan, bu kararların dosyada nasıl bir olgu olarak kaldığı ve idarenin bu olguyu nasıl değerlendirdiğidir. Bu nedenle bir adayın "KYOK kaydım silinsin" biçiminde bir talebi, adli sicildeki kesinleşmiş mahkûmiyetlerin silinme sürecinden farklı bir hukuki zemine oturur.

Evet, devam eden bir soruşturma veya ceza davası, silinmiş veya arşive alınmış bir kayıttan tamamen farklı bir hukuki kategoridir; devam eden bir süreç henüz kesinleşmemiştir ve masumiyet karinesi bu aşamada tam olarak geçerlidir. Bununla birlikte 7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (ç) bendi gereği, kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma kapsamındaki olgular arşiv araştırmasında görülebilir; bu nedenle "devam eden bir dosya hiçbir şekilde gündeme gelemez" biçiminde bir sonuç da doğru değildir.

Devam eden soruşturma ve ceza davalarının güvenlik soruşturmasındaki yeri, güncel içtihat ve somut örneklerle birlikte devam eden soruşturma veya ceza davası güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerikte ele alınmaktadır; bu sayfa yalnızca devam eden bir sürecin silinmiş kayıttan hukuki olarak nasıl ayrıldığını göstermektedir.


Özel güvenlik görevlileri, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve bu Kanunun öngördüğü özel şartlara tabidir; bu şartlar, HAGB dahil bazı karar türlerine açık sonuç bağlayabilir, bu nedenle 657 m.48/A-5 testinin mekanik biçimde özel güvenlik mevzuatına taşınması doğru olmaz. Polislik, öğretmenlik, uzman erbaşlık ve benzer statülerde de kendi özel personel mevzuatı, genel çerçeveden bağımsız ek şartlar öngörebilir.

Mesleğe özgü özel mevzuat farklı sonuçlar doğurabilir. Bu sayfa genel silinmiş kayıt çerçevesini açıklar; her statünün özel mevzuatı ayrıca incelenmelidir. "Hiçbir meslekte otomatik engel sayılmaz" biçiminde bir genelleme de doğru değildir; bazı statülerde silinmiş bir kayıt dahi, göreve özgü hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirmeye konu olabilir.

Evet, sosyal medya paylaşımları adli sicil veya arşiv kaydı değildir; bu, tamamen ayrı bir veri kategorisidir. Bir paylaşımın silinmiş olması ile bir adli sicil kaydının arşive alınması veya silinmesi, farklı hukuki rejimlere tabidir ve birbirine karıştırılmamalıdır.

Sosyal medya paylaşımlarının güvenlik soruşturmasındaki yeri, aidiyet, bağlam, güncellik ve ifade özgürlüğü ekseninde ayrıca değerlendirilir; bu konunun kapsamlı hukuki çerçevesi için sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.


7315 sayılı Kanun sistematiğinde araştırma birimlerinden gelen veriler Değerlendirme Komisyonuna iletilir. Komisyon, kendisine iletilen verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar; Komisyon nihai atama veya atamama makamı değildir, Komisyonun değerlendirmesi kendiliğinden icrai bir işlem oluşturmaz.

Silinmiş veya arşive alınmış bir kayıt söz konusu olduğunda, Komisyonun bu verinin güncel hukuki durumunu (adli sicilde mi, arşivde mi, tamamen silinmiş mi) doğru tespit etmesi ve 657 m.48/A-5 ile varsa özel mevzuat karşısındaki konumunu gerekçeli biçimde ortaya koyması beklenir. Salt "kayıt silinmiş" veya "kayıt arşivde" tespitiyle yetinen bir değerlendirme, denetime elverişli bir gerekçe oluşturmaz; Komisyonun, verinin hangi aşamada olduğunu ve bu aşamanın somut olayda ne anlam taşıdığını açıklaması gerekir.

Komisyonun bu değerlendirmeyi yaparken göz önünde bulundurması gereken bir diğer husus, dosyada birden fazla veri türünün bir arada bulunabileceğidir; örneğin bir aday hakkında hem arşive alınmış bir adli sicil kaydı hem de ayrıca 7315 m.4 kapsamında devam eden bir soruşturmaya ilişkin bir olgu bulunabilir. Bu durumda Komisyonun, her veri türünü kendi hukuki niteliği içinde ayrı ayrı değerlendirmesi ve bu değerlendirmelerin birbirine karıştırılmaması gerekir; aksi hâlde, örneğin arşive alınmış bir kaydın hukuki ağırlığı, devam eden bir soruşturmanın belirsizliğiyle yanlış biçimde birleştirilebilir.

Silinmiş veya arşive alınmış bir kayıt nedeniyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanırsa, izlenecek temel yol, kanuni süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmasıdır. Ham araştırma sonucu, Değerlendirme Komisyonu görüşü ve atamama, göreve başlatmama veya ilişik kesme gibi kesin ve icrai işlem birbirinden ayrı aşamalardır; dava konusu edilecek olan, kişinin hukuki durumunu değiştiren bu nihai idari işlemdir.

Bu davada, genel iptal davası çerçevesinde mahkeme, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğunu inceler; silinmiş kayıt söz konusu olduğunda sebep unsuru özellikle önem kazanır. Mahkeme, idarenin dayandığı verinin gerçek hukuki niteliğini (kesinleşmiş mahkûmiyet mi, arşiv bilgisi mi, tamamen silinmiş bir kayıt mı), bu verinin hangi kanuni dayanakla kullanıldığını ve uygulanacak maddi hukukun (657 m.48/A-5 veya özel mevzuat) doğru uygulanıp uygulanmadığını inceler; bu inceleme ölçülülük ve yargısal denetim ilkeleri çerçevesinde yürütülür.

Silinmiş kayıt nedeniyle verilen olumsuz işleme karşı, özel bir düzenleme bulunmadıkça iptal davası açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gündür. Yazılı tebliğ bulunmayan veya usulsüz tebliğ bulunan bazı durumlarda öğrenme tarihi ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir. Dava açma süresi konusunda ayrıntılı bilgi için güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı içerik incelenebilir.

Şartları varsa bu davayla birlikte yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Kabul için iki şartın birlikte bulunması gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması; her iki şart da somut dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

Yürütmenin durdurulması kararı, otomatik atama, kesin göreve başlama veya davanın kesin kazanılması anlamına gelmez. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde kanunda gösterilen itiraz merciine başvurulabilir; görevli merci, kararı veren mahkemeye göre belirlenir.


Silinmiş veya arşive alınmış kayıt nedeniyle açılan davalarda idare, genellikle mahkûmiyetin katalog suça ilişkin olduğu, kaydın silinmesinin memuriyet engelini ortadan kaldırmadığı, göreve özgü özel mevzuatın ayrı bir şart öngördüğü, dayandığı verinin arşiv bilgisi değil ayrı bir kesinleşmiş mahkeme kararı veya 7315 kapsamındaki başka bir olgu olduğu ve takdir yetkisinin kamu yararı için kullanıldığı gibi gerekçelere dayanır.

Bu savunmalara karşı, somut olayın özelliklerine göre çeşitli argümanlar ileri sürülebilir: mahkûmiyetin katalog dışı kaldığı ve süre şartını karşılamadığı, kaydın gerçekten arşivden tamamen silindiği ve idarenin dayanağının artık geçerli bir kanuni temeli bulunmadığı, idarenin silinmiş bir arşiv bilgisini kanunda öngörülen amaç ve makam sınırları dışında kullandığı, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının somut olayla birlikte değerlendirilmediği ve idarenin gerekçesinin verinin gerçek hukuki durumunu (adli sicilde mi, arşivde mi, silinmiş mi) yansıtmadığı.

Bu argümanların her biri, dosyadaki somut belgelerle desteklendiğinde anlam kazanır; örneğin "kayıt tamamen silinmiştir" argümanı, silme işlemini gösteren resmî bir belgeyle, "mahkûmiyet katalog dışıdır" argümanı ise gerekçeli mahkeme kararıyla desteklenir. Ne salt "kayıt silinmiş" ne de salt "kayıt vardı" argümanı tek başına belirleyicidir; mahkeme, idarenin dayandığı verinin gerçek hukuki niteliğini ve uygulanacak maddi hukuku birlikte değerlendirir.

Bu tartışmada gözden kaçırılmaması gereken bir diğer husus, idarenin bazen birden fazla gerekçeyi bir arada ileri sürebilmesidir; örneğin hem kaydın katalog kapsamına girdiği hem de göreve özgü özel mevzuatın ayrı bir şart öngördüğü birlikte savunulabilir. Bu durumda dava dilekçesinde her gerekçeye ayrı ayrı ve somut biçimde cevap verilmesi, savunmanın bütünlüğü bakımından önemlidir; tek bir gerekçeye odaklanıp diğerini gözden kaçırmak, davanın zayıf noktalarından birini oluşturabilir.


Silinmiş veya arşive alınmış kayıt nedeniyle açılacak davada, kaydın gerçek hukuki niteliğini ve güncel durumunu gösterecek belgelerin hazırlanması gerekir. Önerilen belgeler arasında güncel adli sicil kaydı ve varsa adli sicil arşiv kaydı, silme başvurusu veya silme kararı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nden alınan yazı, yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar (varsa), mahkûmiyete ilişkin gerekçeli karar ve kesinleşme şerhi, infaza ilişkin evrak, varsa HAGB, KYOK, beraat veya düşme kararının örneği, olumsuz işlem yazısı ve tebliğ belgesi ile idareye yapılan başvuru ve atama belgeleri sayılabilir.

Bu belgelerin her biri farklı bir hukuki soruyu cevaplar: silme başvurusu veya kararı, kaydın hangi tarihte ve hangi aşamada silindiğini gösterir; kesinleşme şerhi, mahkûmiyetin ne zaman kesinleştiğini ortaya koyar; yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar ise bu kurumun somut olaydaki varlığını belgeler. Belgelerin yalnızca toplanması değil, her birinin dosyadaki hangi argümanı desteklediğinin belirlenmesi önemlidir.

Bu belgeler arasında özellikle önem taşıyanlardan biri, kaydın güncel hukuki durumunu (adli sicilde mi, arşivde mi, tamamen silinmiş mi) gösteren resmî yazıdır; bu belge olmadan, ne aday ne de idare, dosyadaki verinin hangi aşamada olduğunu kesin biçimde ortaya koyamaz. Bu nedenle dava öncesinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nden güncel durumu gösteren bir yazı talep edilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi bakımından önerilir.

Aşağıdaki tablo, çeşitli durumların hukuki niteliğini ve güvenlik soruşturmasındaki genel yaklaşımını özetlemektedir; kesin bir sonuç garantisi taşımaz, her olay kendi koşullarıyla ayrıca değerlendirilir.

DurumHukuki NiteliğiKayıt Sistemi Bakımından DurumKamu Görevine Etkide Temel Soru
Aktif/güncel adli sicil kaydıKesinleşmiş mahkûmiyetStandart belgede görünürKatalog suç mu, 1 yıl+ hapis mi?
Arşive alınmış kayıtKesinleşmiş mahkûmiyet, farklı erişim rejimiStandart belgede görünmez, yetkili makamca erişilebilir657 m.48/A-5 ve özel mevzuat şartları geçerliliğini korur
Arşivden tamamen silinmiş kayıtGeçmişte kesinleşmiş mahkûmiyetKayıt sistemi bakımından önemli değişiklikMaddi hukuk sonucu ayrıca incelenir, otomatik ortadan kalkmaz
Yasaklanmış hakların geri verilmesiMahkûmiyeti ortadan kaldırmayan ayrı bir kararKaydın kendisini değiştirmez657 m.48/A-5 ile birlikte değerlendirilir
HAGBAçıklanmamış hükümKesinleşmiş mahkûmiyetten farklı kayıt rejimiSomut olguya göre idari değerlendirmeye konu olabilir
KYOK/beraat/düşmeMahkûmiyet değilAdli sicile mahkûmiyet olarak işlenmezKararın türü ve gerekçesine göre değerlendirilir
Devam eden soruşturma/davaHenüz kesinleşmemişAdli sicilde değil, arşiv araştırmasında görülebilirMasumiyet karinesi geçerli, tek başına otomatik engel değil

Yanlış: Kayıt arşivden silindi, artık hiçbir engel yok. Doğru: Silinme kayıt sistemi bakımından önemli bir değişikliktir; ancak 657 m.48/A-5 kapsamındaki bir mahkûmiyetin hukuki sonucu otomatik olarak ortadan kalkmaz.

Yanlış: e-Devlet'te görünmüyorsa idare hiçbir şekilde göremez. Doğru: Arşive alınmış bir kayıt, yetkili makamların erişimine kanunda belirtilen sınırlar içinde açık kalabilir.

Yanlış: Yasaklanmış hakların geri verilmesi mahkûmiyeti tamamen ortadan kaldırır. Doğru: Bu karar mahkûmiyetin kendisini değil, belirli hak yoksunluklarını ileriye dönük olarak giderir.

Yanlış: Silinmiş kayıt hiçbir durumda kullanılamaz. Doğru: İdarenin dayandığı verinin türüne göre (silinmiş arşiv bilgisi mi, ayrı bir kesinleşmiş karar mı) değerlendirme değişir.

Yanlış: HAGB veya KYOK kaydı da adli sicilden "silinmesi gereken" bir mahkûmiyettir. Doğru: Bu kararlar zaten mahkûmiyet olarak adli sicile işlenmez; silinme süreci konusu bu kararlar için farklı işler.

Bu yanlış inanışların ortak noktası, silinme veya arşive alınma sürecinin tek bir cümleyle özetlenebilecek otomatik bir sonuç doğurduğu varsayımıdır. Doğru yaklaşım, her aşamanın (aktif kayıt, arşiv kaydı, tamamen silinme) kendi hukuki niteliğini esas alır ve 657 m.48/A-5 ile özel mevzuatla birlikte değerlendirir.


Silinmiş adli sicil kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi sorusunun cevabı, kaydın hangi aşamada olduğuna (aktif kayıt, arşive alınma, tamamen silinme), mahkûmiyetin 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesindeki katalog ve süre şartlarına girip girmediğine, varsa özel mevzuata ve yasaklanmış hakların geri verilip verilmediğine göre belirlenir. Silinme veya arşive alınma, kayıt sistemi ve erişim bakımından önemli bir hukuki değişikliktir; ancak geçmiş mahkûmiyetin kamu görevine giriş bakımından devam eden bir sonucu bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.

HAGB, KYOK, beraat, düşme kararı ve devam eden ceza dosyaları, kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı hukuki kategoride değildir ve bu konuların ayrıntılı hukuki çerçevesi ilgili içeriklerde ele alınmaktadır. İdarenin, silinmiş veya arşive alınmış bir kaydı güncel bir mahkûmiyetmiş gibi sunması, işlemin sebep unsurunu hukuka aykırı hâle getirebilir; bu durumda işlem idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir ve şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

Her dosya, kaydın kendi hukuki aşaması, mahkûmiyetin türü ve varsa özel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle somut olayda kayıt türünün, uygulanacak mevzuatın ve dava süresinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.


Altın Tavsiye

Silinmiş kayıt bulunan dosyada yalnız e-Devlet adli sicil belgesine bakmayın. Kaydın adli sicilden mi silindiğini, arşive mi alındığını, arşiv bilgisinin de tamamen silinip silinmediğini, mahkûmiyetin 657 m.48/A-5 veya özel mevzuat kapsamında devam eden bir sonuç doğurup doğurmadığını ve varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının etkisini ayrı ayrı kontrol edin. Olumsuz işlem varsa bildirim/öğrenme tarihini ve işlemin dayandığı kayıt türünü belgelendirin.


Hukuki Bilgilendirme

Bu içerik; 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile ilgili güncel Anayasa Mahkemesi ve yüksek yargı kararları dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 23.08.2026

Yazan: Av. Emre Asan

Kontrol Eden: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Silinmiş kayıt kişi lehine güçlü bir durumdur ve tek başına otomatik olarak güvenlik soruşturmasını olumsuz yapmamalıdır. Ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yalnızca e-Devlet belgesinden ibaret değildir; idare 7315 sayılı Kanun kapsamında bazı olguları değerlendirebilir. Silinmiş kayıt güncel mahkûmiyet gibi kullanılamaz; idarenin değerlendirmesi somut, güncel ve görevle bağlantılı olmalıdır. Olumsuz sonuç çıkması hâlinde işlem idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Adli sicil arşiv kaydı, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde silinebilir. Silinme şartları; suçun niteliğine, infaz durumuna, hak yoksunluğuna ve kanuni sürelere göre değişir. Bu nedenle her kayıt için tek bir standart süre vermek doğru değildir; somut kaydın niteliğine göre değerlendirilir. Kaydın silindiğini gösteren belge, lehe argüman oluşturur.

Kaydın silinmiş olması kişi lehine güçlü bir unsurdur ve otomatik olarak olumsuz sonuç doğurmaz. Ancak güvenlik soruşturması süreci yalnızca e-Devlet belgesinden ibaret olmadığından, idare kanunda sayılan bazı olguları değerlendirebilir. Bu değerlendirmenin somut, güncel ve görevle bağlantılı olması beklenir. Olumsuz sonuç çıkması hâlinde işlem idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Sabıka kaydının silinmesi, kişinin adli sicil belgesinde mahkûmiyetin görünmemesi anlamına gelir ve kişi lehinedir. Ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bazı olgular gündeme gelebilir. Bir bilginin görünmesi ile o bilginin güncel mahkûmiyet gibi kullanılması farklı şeylerdir. Silinmiş kayıt güncel mahkûmiyet gibi değerlendirilemez.

Arşiv araştırması; kesinleşmiş mahkeme kararları, hâlen aranma, tahdit, kamu görevinden çıkarılma ve kanunda sayılan diğer olgular nedeniyle olumsuz değerlendirilebilir. Ancak olumsuz sonuç için somut, güncel ve görevle bağlantılı veri gerekir. Silinmiş veya güncelliğini yitirmiş bir kayıt, güncel mahkûmiyet gibi değerlendirilemez. Bilginin görünmesi ile olumsuz sonuç doğurması farklı şeylerdir.

Mutlak bir liste vermek doğru değildir; her dosya somut olaya göre değerlendirilir. Genel olarak kesinleşmiş memuriyete engel mahkûmiyet, kamu görevinden çıkarılma ve terör veya suç örgütleriyle irtibat/iltisak gibi durumlar olumsuz değerlendirilebilir. Ancak bu değerlendirmede de somutluk, güncellik ve görevle bağlantı ölçütleri aranır. Silinmiş bir kayıt, bu durumlardan farklı bir konumdadır.

Arşiv araştırması için tek ve standart bir "kaç yıl geriye gider" cevabı vermek doğru değildir. İnceleme, 7315 sayılı Kanun'da sayılan kayıt ve olgular üzerinden yapılır. Kaydın türü, hukuki niteliği, silinme durumu ve görevin niteliği belirleyicidir. Çok eski ve silinmiş bir kaydın güncel risk gibi sunulması, güncellik ilkesiyle bağdaşmayabilir.

Memnu hakların iadesi kararı, hak yoksunluğuna bağlı mahkûmiyetlerde kişi lehine güçlü bir unsurdur. Ancak bu karar, güvenlik soruşturmasının otomatik olarak olumlu sonuçlanacağı anlamına gelmez. İdare, görevin niteliği ve somut olgular bakımından ayrı bir değerlendirme yapabilir. Kararın dosyaya sunulması, davacı lehine değerlendirilebilecek önemli bir belgedir.

HAGB bir mahkûmiyet hükmü değildir ve denetim süresinin başarıyla tamamlanmasıyla düşme kararı verilir. Düşmüş bir HAGB, kişi lehine güçlü bir unsurdur. Ancak suçun niteliği, denetim süresi ve kararın güncel durumu gözetilebilir; otomatik olumsuz sonuç doğmaz. HAGB güncel mahkûmiyet gibi değerlendirilmemelidir.

Özel güvenlik başvurularında özel mevzuat ayrıca incelenir; silinmiş kayıt tek başına otomatik engel sayılmamalıdır. Belirleyici olan, suçun türü, özel güvenlik görevinin niteliği ve ilgili mevzuat kapsamıdır. Kaydın silinmiş ve güncelliğini yitirmiş olması, kişi lehine bir argümandır.

Olumsuz işlemin tebliğinden itibaren genel olarak 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. İlk adım tebliğ tarihinin belgelenmesi ve dava süresinin korunmasıdır. Mahkeme, idarenin silinmiş bir kayda dayanıp dayanmadığını ve gerekçesinin somut olup olmadığını inceler. Kaydın silinmiş olduğunu gösteren belgeler, davacı lehine güçlü bir dayanaktır.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.