Güvenlik soruşturmasında ve arşiv araştırmasında nelere bakıldığı sorusunun kanuni cevabı, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununun 4 ve 5 inci maddelerinde yer alır. Bu iki madde, hangi verilerin araştırılabileceğini sınırlı biçimde sayar; kanunda sayılmayan bir verinin "güvenlik soruşturmasında kesin olarak bakılan bir husus" gibi sunulması hukuken yanıltıcıdır. Kısacası güvenlik soruşturmasında her türlü kişisel bilgiye değil, 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde belirlenen veri kategorilerine bakılır. Bununla birlikte bir verinin kanun kapsamında araştırılabilmesi veya dosyada bulunması, o verinin tek başına ve otomatik olarak atanmama sonucunu doğurduğu anlamına da gelmez.
Bu ayrımın doğru kurulması, sayfanın bütününde işlenen ana sorudur: "bakılır" ile "otomatik elenme sebebidir" aynı şey değildir. Bir verinin araştırılabilir olması yalnızca, o verinin kanunda sayılan kategorilerden birine girdiğini ve idarenin bu veriyi tespit edebileceğini gösterir; bu tespitin kamu görevine alınmama sonucuna dönüşmesi ise ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Örneğin adli sicil kaydı araştırılabilir bir veridir, ancak her adli sicil kaydı otomatik olarak memuriyete engel değildir; belirleyici olan, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesindeki katalog ve süre şartlarına girip girmediğidir.
Bu tespitin tersini mutlaklaştırmak da doğru değildir; "her veri mutlaka başka bir veriyle desteklenmelidir" biçiminde genel bir kural yoktur. Kanunda sayılan bazı veriler (örneğin 657 m.48/A-5 kapsamına giren kesinleşmiş bir mahkûmiyet) tek başına doğrudan bir maddi hukuk sonucu doğurabilirken, bazı veriler (örneğin m.5 kapsamındaki olgusal bir veri) ancak somut kişi ve görev bağlantısıyla birlikte anlam kazanır. Doğru test, her durumda aynı formülü tekrarlamak değil, şu unsurları somut olayda birlikte değerlendirmektir: verinin türü, uygulanacak maddi hukuk, görevin niteliği, somut kişi bağlantısı, gerekiyorsa güncellik, Değerlendirme Komisyonunun değerlendirmesi ve son olarak yetkili makamın nihai kararı.
Kısaca
- Arşiv Araştırması (m.4): Statüsü veya çalıştırma şekline bakılmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması genel incelemedir; Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan veri kategorilerini kapsar.
- Güvenlik Soruşturması (m.5): Yalnızca kanunda özel olarak belirlenen görev ve kişiler bakımından, arşiv araştırmasına ek olarak yürütülür.
- Bakılır ≠ Otomatik Elenme: Bir verinin araştırılabilir olması, o verinin tek başına atanmama sonucu doğurduğu anlamına gelmez; belirleyici olan veri türü, uygulanacak maddi hukuk, görevin niteliği ve somut kişi bağlantısıdır.
- Kanunda Sayılmayan Alanlar: Sosyal medya, aile, banka/mali durum, sosyal çevre gibi konular kanunda müstakil bir veri kategorisi olarak sayılmamıştır; bunlar ancak somut dosyada kanuni bir veri kategorisiyle bağlantılı olarak gündeme gelebilir.
- Süreç: Araştırma verisi, Değerlendirme Komisyonunun nesnel ve gerekçeli değerlendirmesinden geçer; nihai kesin ve icrai işlemi ise atamaya yetkili makam tesis eder.
- Dava Yolu: Olumsuz işlem tesis edilirse, özel bir düzenleme bulunmadıkça yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gün içinde iptal davası açılabilir.
Memurluk için güvenlik soruşturmasında nelere bakılır sorusu, kamu görevine başvuran hemen her adayın merak ettiği bir konudur. Cevap tek bir listeye indirgenemez; kanun iki ayrı inceleme türünü (arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması) düzenler ve her birinin kapsamı farklıdır. Bu sayfa, bu iki incelemenin kanuni sınırlarını, hangi verilerin gerçekten araştırılabileceğini ve hangi konuların kanunda müstakil bir kategori olarak yer almadığını sistematik biçimde ele almaktadır.
Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Farkı Nedir?
Arşiv araştırması, ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacak herkes hakkında yapılan genel bir incelemedir. Bu inceleme, 7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sınırlı biçimde sayılan veri kategorileriyle sınırlıdır.
Güvenlik soruşturması ise arşiv araştırmasından farklı ve ona ek bir incelemedir; yalnızca kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen özel görev, kurum ve kişiler bakımından uygulanır. Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki veri kategorilerine ek olarak, kanunun 5 inci maddesinde sayılan daha geniş bir veri setini de kapsar.
Bu iki incelemenin karıştırılması, uygulamada sık görülen bir hatadır; "her kamu görevlisine tam kapsamlı güvenlik soruşturması yapılır" biçimindeki bir varsayım doğru değildir. Hangi incelemenin hangi göreve uygulanacağı, kanun ve ilgili özel mevzuatla belirlenir; bu sayfanın ilerleyen bölümlerinde her iki incelemenin kanuni kapsamı ayrı ayrı ele alınmaktadır.
Bu ayrımın pratikteki önemi şudur: bir adayın hangi incelemeye tabi olduğunu bilmesi, hem beklentisini doğru kurması hem de olası bir olumsuz sonuçta idarenin hangi kanuni çerçeveye dayanabileceğini anlaması bakımından önemlidir. Yalnızca arşiv araştırmasına tabi bir adayın dosyasında, güvenlik soruşturmasına özgü m.5 kapsamındaki olgusal veriler (kolluk/istihbarat verisi, yabancı kurum ilişkisi, örgütsel bağlantı iddiası) araştırma konusu yapılmamalıdır; bu tür bir veri dosyada yer alıyorsa, hangi kanuni dayanakla ve hangi usulle elde edildiği ayrıca sorgulanmalıdır.
Arşiv Araştırmasında Nelere Bakılır?
Arşiv araştırmasında esas olarak adli sicil, aranma ve tahdit bilgileri, kesinleşmiş mahkeme kararları, Kanunda ayrıca sayılan CMK kararları, soruşturma ve kovuşturma olguları ile kamu görevinden çıkarılmaya ilişkin kayıtlar incelenir. 7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi, arşiv araştırması kapsamında incelenecek bu hususları sınırlı ve açık biçimde sayar: kişinin adli sicil kaydı; kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı; hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı; kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar; kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma kapsamındaki olgular; ve kişinin kesinleşmiş kamu görevinden çıkarılma veya memurluktan çıkarılma cezası bulunup bulunmadığı.
Bu liste kanunda sayılanlarla sınırlıdır. "Arşiv araştırması olumsuz sonuçlandı, bu bir idari işlemdir" biçiminde bir ifade teknik olarak eksiktir; doğru zincir şudur: araştırma birimi kanunda sayılan bu veri kategorilerini tespit eder, bu ham veri Değerlendirme Komisyonuna iletilir, Komisyon nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar ve nihai kesin ve icrai işlemi bu makam tesis eder. Arşiv araştırmasının "sonucu" tek başına bir idari işlem değildir; hukuki sonuç doğuran, bu zincirin son halkasındaki işlemdir.
Kanunun 4 üncü maddesindeki her bir veri kategorisi, kendi hukuki niteliğini korur ve bir kategori diğerinin yerine kullanılamaz. Örneğin kişi hakkında bir tahdit bulunması ile kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı ayrı hususlardır; bir tahdit kaydının varlığı, kişinin kolluk tarafından arandığı anlamına gelmez. Aynı şekilde kesinleşmiş kamu görevinden çıkarılma cezası, kesinleşmiş bir mahkeme kararından farklı bir idari işlem türüdür; bu iki kavramın birbirinin yerine kullanılması, dosyadaki verinin yanlış nitelendirilmesine yol açabilir.
Kişinin adli sicil kaydı, Kanunun 4 üncü maddesinde açıkça sayılan veri türlerinden biridir; bu kayıt, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüne bağlı resmî bir belgeyi ifade eder ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu çerçevesinde tutulur. Arşiv araştırmasında kişinin kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı ve hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı da ayrı ayrı kontrol edilir. Kolluk kuvvetlerince hâlen aranma ve hakkında herhangi bir tahdit bulunma, adli sicil kaydından farklı olarak, güncel ve idari nitelikli iki ayrı kayıt türüdür; bir kişi hakkında adli sicil kaydı bulunmasa dahi, güncel bir arama kaydı veya tahdit bulunması mümkündür, çünkü bu iki kategori farklı kaynaklardan ve farklı hukuki süreçlerden beslenir.
Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları kategorisi, yalnızca ceza mahkûmiyetleriyle sınırlı değildir; kanunda belirtilen diğer yargı kararlarını da kapsayabilir. Bu kategori içinde özel bir yer tutan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci fıkrası, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararları; 231 inci maddesinin onüçüncü fıkrası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) ilişkin kararların belirli sonuçlarını düzenler. Bu iki fıkranın kanunda ayrıca ve açıkça zikredilmesi, kanun koyucunun bu tür kararları da arşiv araştırmasının kapsamına özellikle dahil ettiğini göstermektedir; bu nedenle "HAGB kararları hiçbir şekilde arşiv araştırmasında görünmez" biçiminde bir varsayım doğru değildir.
Kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma kapsamındaki olgular kategorisi ise, yukarıdaki kesinleşmiş karar kategorilerinden tamamen farklı bir hukuki ağırlık taşır. Bu kategori, henüz nihai bir yargısal tespite dönüşmemiş bilgileri ifade eder; bir soruşturmanın veya davanın varlığı, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez ve masumiyet karinesi bu aşamada tam olarak geçerliliğini korur. Kanunun bu olguları ayrı bir kategori olarak sayması, bunların araştırılabileceği anlamına gelir; ancak araştırılabilir olması ile kesinleşmiş bir mahkûmiyetle aynı hukuki sonucu doğurması arasında ciddi bir fark vardır.
Son olarak kesinleşmiş kamu görevinden çıkarılma veya memurluktan çıkarma cezası kategorisi, kişinin daha önce bir kamu görevinden hangi gerekçeyle ve hangi usulle çıkarıldığına ilişkin, kendine özgü ve ağır bir veri türüdür. Bu kategori de, yukarıdaki diğer kategorilerden bağımsız olarak değerlendirilir; bir kişi hakkında böyle bir kayıt bulunması, otomatik olarak yeni bir göreve atanmayacağı anlamına gelmez, ancak bu bilginin niteliği ve güncelliği idarece ayrıca değerlendirilebilir.
Kişinin adli sicil kaydı ile adli sicil arşiv kaydı, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu çerçevesinde ayrı bir rejime tabidir; bu ayrımın ayrıntılı hukuki çerçevesi aşağıdaki bölümde ele alınmaktadır.
Güvenlik Soruşturmasında Hangi Kayıtlar İncelenir?
Güvenlik soruşturmasında, arşiv araştırmasına ilave olarak görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat olgusal verileri, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkiler ile örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak yönünden Kanunda sayılan bilgiler değerlendirilir. Güvenlik soruşturmasında hangi kayıtların incelendiği, 7315 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenmiştir; bu madde, arşiv araştırmasına ilave olarak yukarıdaki üç ana grup veriyi kapsar.
Bu üç grup, m.4'teki arşiv araştırması verilerinin tekrarı değildir; kolluk kuvvetlerince hâlen aranma veya tahdit bilgisi zaten m.4 kapsamındadır, güvenlik soruşturmasının kendine özgü katkısı bu üç ek alandır.
Birinci grup, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerdir. "Olgusal veri" kavramı, kanunda yer/zaman/kişi unsurlarının tamamını içeren katı bir tanımla sınırlandırılmamıştır; ancak bu verinin somut ve denetlenebilir olması, idarenin bu veriye dayanan bir işlem tesis etmesi hâlinde önem kazanır. Bu grubun m.4'teki "kolluk kuvvetlerince hâlen aranma" kaydından farkı şudur: m.4'teki kayıt, kişinin güncel bir arama kaydı olup olmadığına ilişkin dar bir tespittir; m.5'teki olgusal veri ise, kolluk veya istihbarat biriminin görevle bağlantılı olarak topladığı daha geniş kapsamlı bir değerlendirme verisidir.
İkinci grup, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkidir. Bu kategori, özellikle dış ilişkiler veya güvenlik hassasiyeti yüksek görevlerde önem kazanabilir; ancak bu da, adayın yabancı bir kişiyle veya kurumla her türlü teması otomatik olarak riskli sayan sınırsız bir kategori değildir. Bu ilişkinin, görevin gerektirdiği güvenilirlikle somut bir bağlantı taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilir.
Üçüncü grup, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisaktır. 7315 sayılı Kanun, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak bulunup bulunmadığını güvenlik soruşturmasının ilave araştırma alanları arasında saymaktadır. Örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak yönündeki değerlendirmelerde, idarenin dayandığı olgunun adayla kişisel bağlantısının ve görevin niteliğiyle ilişkisinin somutlaştırılması gerekir. Soyut veya kaynağı belirsiz bir değerlendirmenin nihai işleme nasıl esas alındığı yargısal denetimde ayrıca incelenebilir. İrtibat ve iltisak kavramları, adayın kendi eylemi veya bilinçli bağlantısıyla ilişkilendirilmelidir; bir aile bireyinin veya üçüncü bir kişinin durumu, bu kategori altında doğrudan adaya yüklenemez.
Güvenlik soruşturması yalnızca kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen özel görev, kurum ve kişiler bakımından uygulanır; her kamu görevlisi için otomatik olarak devreye girmez. Hangi görevlerin bu kapsama girdiği, kanun ve ilgili özel mevzuatla belirlenir.
Bu üç veri grubunun ortak özelliği, yalnızca "görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili" olmasıdır; bu sınırlama, idarenin araştırmayı görevle hiçbir ilgisi bulunmayan alanlara genişletmesini engeller. Bir adayın kişisel ilişkileri veya günlük yaşamına ilişkin verilerin m.5 kapsamında değerlendirilebilmesi için, bunların görevin gerektirdiği niteliklerle ve Kanunda sayılan veri alanlarıyla hukukî bağlantısının somut biçimde ortaya konulması gerekir.
Adli Sicil Kaydı Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
Adli sicil kaydı, 7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında arşiv araştırmasında incelenen bir veri kategorisidir. Ancak bu kaydın varlığı, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesindeki katalog ve süre şartlarına göre ayrıca değerlendirilmesi gereken, farklı bir hukuki sorudur; her adli sicil kaydı otomatik olarak memuriyete engel değildir, ancak bazı mahkûmiyetler kanunen doğrudan engel doğurabilir. Bu nedenle adli sicil belgesinin temiz olması tek başına güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanacağını garanti etmez; 7315'in diğer kanunî veri kategorileri de ayrıca araştırılabilir.
Adli sicil kaydı, adli sicil arşiv kaydı ve arşivden tamamen silinme, birbirinden farklı hukuki aşamalardır; bu ayrımların ayrıntılı hukuki çerçevesi, güncel içtihat ve somut örneklerle birlikte adli sicil kaydı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerikte ele alınmaktadır; bu sayfa yalnızca adli sicil kaydının genel "nelere bakılır" çerçevesindeki yerini göstermektedir.
657 Sayılı Kanun m.48/A-5 ile İlişki Nedir?
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) fıkrasının 5 inci bendi, memuriyete engel mahkûmiyetleri sınırlı bir katalog hâlinde düzenler: kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmak ya da affa uğramış olsa bile maddede tek tek sayılan katalog suçlardan (zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik ve benzeri) mahkûm olmak.
Bu liste kanunda sayılanlarla sınırlıdır; kanunda ayrı bir genel "terör suçları" kalemi bulunmamaktadır, devletin güvenliğine karşı suçlar ve anayasal düzene karşı suçlar zaten katalogda yer almaktadır. Bu maddenin ayrıntılı hukuki çerçevesi, yukarıda belirtilen adli sicil kaydı içeriğinde kapsamlı biçimde ele alınmaktadır.
HAGB, KYOK ve Beraat Kararları Güvenlik Soruşturmasında Nasıl Değerlendirilir?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), beraat ve düşme kararı, kesinleşmiş bir mahkûmiyetle aynı hukuki sonucu doğurmaz; ancak bu kararların hiçbiri "otomatik olarak lehe" ya da "otomatik olarak aleyhe" biçiminde tek bir kalıba indirgenmemelidir. KYOK farklı gerekçelere dayanabilir; beraat kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2. maddesi kapsamında farklı sebeplerle verilebilir; düşme kararı ise beraat değildir. Bu kararların idari etkisi, kararın türüne, gerekçesine ve uygulanacak özel mevzuata göre değişebilir.
Anayasa Mahkemesi'nin 10.07.2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararı, CMK m.231'deki HAGB düzenlemesinin ilgili hükümlerini iptal etmiştir; karar 31.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve iptal hükümlerinin yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Bu yazının güncellendiği 23.08.2026 tarihi itibarıyla geçiş süreci devam etmektedir; "HAGB kaldırıldı" biçiminde bir ifade doğru değildir.
Bu konuların kapsamlı hukuki çerçevesi, güncel içtihat ve somut dava örnekleri için HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi ve KYOK, beraat ve düşme kararı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içeriklerde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Bu kararların 7315'in "nelere bakılır" çerçevesindeki yeri şudur: HAGB, KYOK, beraat ve düşme kararları, m.4'te sayılan "kesinleşmiş mahkeme kararları" kategorisinden farklı bir hukuki niteliğe sahiptir; bu kararların hiçbiri kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü doğurmaz. Bununla birlikte bir soruşturma veya kovuşturma sürecinin kendisi, m.4'teki "devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma kapsamındaki olgular" kategorisinde araştırma konusu olabilir; bu nedenle bu kararların adli sicilde görünmemesi, ilgili sürecin arşiv araştırmasında hiç gündeme gelemeyeceği anlamına gelmez.
Devam Eden Soruşturma veya Dava Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
7315 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında, kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma kapsamındaki olgular arşiv araştırmasında görülebilir. Bununla birlikte dosyanın varlığı kesinleşmiş bir mahkûmiyet değildir; kişi bu aşamada suçlu ilan edilemez ve masumiyet karinesi geçerliliğini korur.
Bu durumun tersi de mutlaklaştırılmamalıdır: idari güvenlik değerlendirmesi yalnızca "kesinleşmiş mahkûmiyet var mı yok mu" testine indirgenemez; somut olgusal verilerle yapılan bir değerlendirme, kesinleşmiş bir mahkûmiyet aranmaksızın da gündeme gelebilir. Belirleyici olan, idarenin dayandığı olgunun somutluğu, güncelliği ve görevle bağlantısıdır.
Devam eden soruşturma ve dava konusunun kapsamlı hukuki çerçevesi, güncel içtihat ve somut örneklerle birlikte devam eden soruşturma veya ceza davası güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerikte ele alınmaktadır.
İstihbari Bilgi ve Olgusal Veri Güvenlik Soruşturmasında Nasıl Kullanılır?
İstihbari bilgi ile 7315 m.5 kapsamındaki olgusal veri özdeş kavramlar değildir; her istihbarat notu otomatik olarak kanunda tanımlı bir olgusal veri sayılmaz. Gizli bilginin kişiye açıklanmaması da tek başına otomatik bir hukuka aykırılık oluşturmaz; esas olan, işlemin yargısal denetime elverişli olması ve idarenin dayandığı olgunun mahkemece etkili biçimde denetlenebilmesidir.
İdarenin, dayandığı istihbari veya olgusal verinin kişiyle ve görevle bağlantısını ortaya koyması beklenir. Bu konunun kapsamlı hukuki çerçevesi için istihbari bilginin güvenlik soruşturmasına etkisi nedir başlıklı içerik incelenebilir.
Sosyal Medya Paylaşımları Güvenlik Soruşturmasında İncelenir mi?
7315 m.4 ve m.5'te "sosyal medya" veya "açık kaynak verisi" müstakil bir araştırma kategorisi olarak sayılmamıştır. Somut bir sosyal medya içeriği, hukuka uygun biçimde elde edilmiş ve kanundaki veri kategorilerinden biriyle bağlantısı kurulabilen bir olgu olarak dosyada gündeme gelebilir; ancak bundan tüm sosyal medya hesaplarının sınırsız biçimde taranabileceği veya her paylaşımın güvenlik soruşturması konusu olduğu sonucu çıkarılamaz.
Sosyal medya paylaşımlarının güvenlik soruşturmasındaki yeri, aidiyet, bağlam, güncellik ve ifade özgürlüğü ekseninde ayrıca değerlendirilir; bu konunun kapsamlı hukuki çerçevesi için sosyal medya paylaşımları güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.
Sosyal Çevre Araştırması Güvenlik Soruşturmasında Nasıl Değerlendirilir?
7315'in güncel m.5 metninde "sosyal çevre araştırması", "komşu görüşmesi" veya "çevreden beyan toplama" ayrı bir yöntem veya veri kategorisi olarak açıkça düzenlenmemiştir. Somut bir dosyada üçüncü kişi beyanı veya benzeri bir veri ortaya çıkmışsa, bunun hangi kanuni veri kategorisine dayandığı, nasıl elde edildiği ve doğrulanabilirliği ayrıca incelenmelidir.
Finansal Kayıtlar ve Üyelik Bilgileri Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
7315 m.4 ve m.5'te genel bir mali durum, banka hesabı, borç, icra, sendika üyeliği veya dernek üyeliği araştırması kategorisi bulunmamaktadır.
Güvenlik Soruşturmasında Banka Hesabına Bakılır mı?
7315 sayılı Kanunda banka hesabı veya genel mali durum, bağımsız bir güvenlik soruşturması veri kategorisi olarak sayılmamıştır. Ancak somut bir işlem, başka bir kanuni veri kategorisiyle (örneğin bir soruşturma veya kovuşturma olgusuyla ya da örgütsel bağlantı iddiasıyla) hukuken bağlantılıysa dosyada gündeme gelebilir. Bu nedenle "güvenlik soruşturmasında banka hesapları taranır" biçiminde genel bir ifade kanunun kapsamını doğru yansıtmaz.
Güvenlik Soruşturmasında Borç veya İcra Dosyasına Bakılır mı?
Salt borç veya icra takibi, adli sicil kaydı değildir ve 7315 sayılı Kanunda bağımsız bir güvenlik soruşturması kategorisi olarak düzenlenmemiştir. Bir icra dosyasının arkasında dolandırıcılık veya sahtecilik gibi ayrı bir ceza süreci varsa, bu süreç kendi hukuki niteliği içinde (örneğin devam eden bir soruşturma veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet olarak) ayrıca değerlendirilir; ancak salt borç ilişkisinin kendisi güvenlik soruşturmasının bağımsız bir konusu değildir.
Güvenlik Soruşturmasında Telefon ve Mesajlara Bakılır mı?
7315 sayılı Kanun, tek başına idareye adayın telefon veya mesaj içeriklerini sınırsız biçimde inceleme yetkisi vermez. Haberleşmenin gizliliği anayasal bir güvence olup, bu alana müdahale özel kanuni usullere ve ayrı hukuki dayanaklara tabidir. Bu nedenle "güvenlik soruşturmasında telefonunuz incelenir" biçiminde genel bir ifade kullanılması doğru değildir; böyle bir verinin dosyaya girmesi ancak hukuka uygun ve ayrı bir usulle elde edilmiş olması ve kanundaki bir veri kategorisiyle bağlantısının kurulabilmesi hâlinde söz konusu olabilir.
Güvenlik Soruşturmasında Otel Kayıtlarına Bakılır mı?
Otel kaydı, 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde bağımsız bir araştırma kategorisi olarak sayılmamıştır. Somut bir otel kaydı, başka bir kanuni olgu (örneğin bir soruşturma dosyasındaki delil) bağlamında gündeme geliyorsa, bu verinin hukuki dayanağı ve kişi/görev bağlantısı ayrıca incelenmelidir; salt bir konaklama kaydının varlığı, kanunda sayılan bir veri kategorisine kendiliğinden dönüşmez.
Dernek veya sendika üyeliği bakımından ise, yasal örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki bir üyelik tek başına güvenlik riski gibi sunulmamalıdır; somut olayda idarenin dayandığı kanuni veri kategorisi ve kişisel bağlantı ayrıca gösterilmelidir.
Aile Bireyleri ve Yakınlar Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi?
Aile bireyleri, 7315 m.4 ve m.5'te bağımsız bir araştırma kategorisi olarak sayılmamıştır. Salt akrabalık, adayın kendi verisi değildir; kamu görevine alınmama işlemi her durumda ceza niteliğinde olmadığından, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi tek başına bu meseleyi çözmez, hukuk devleti ve ölçülülük ilkeleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Aile bireyine ait bir verinin adaya yüklenebilmesi için, adayla kişisel ve güncel bir bağlantının, idarenin dayandığı kanuni veri kategorisinin ve görevin niteliğinin somutlaştırılması gerekir. Bu konunun kapsamlı hukuki çerçevesi için güvenlik soruşturmasında aileye bakılır mı başlıklı içerik incelenebilir.
Değerlendirme Komisyonu Güvenlik Soruşturmasında Neye Bakar?
7315 sayılı Kanunun 7 nci maddesi çerçevesinde araştırma birimleri, yorum içermeyen olgusal verileri Değerlendirme Komisyonuna iletir. Komisyon, kendisine iletilen bu verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar.
Komisyon nihai atama veya atamama makamı değildir; kesin ve icrai işlem, atamaya yetkili makam tarafından tesis edilir. "Komisyonun nihai görüşü" veya "Komisyon kararı" gibi ifadeler, Komisyonun gerçek rolünü tam yansıtmaz; Komisyonun gerekçesiz bir değerlendirmesi tek başına dava konusu olan bir işlem oluşturmaz, dava konusu olan yetkili makamın tesis ettiği nihai işlemdir.
Bu üçlü ayrım (ham veri, Komisyon değerlendirmesi, yetkili makamın nihai işlemi), güvenlik soruşturması sürecinin doğru anlaşılması bakımından merkezi önem taşır; "güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandı" ifadesi günlük dilde kullanılsa da, hukuken hangi aşamanın kastedildiği ayrıca netleştirilmelidir.
Komisyon değerlendirmesinin nesnel ve gerekçeli olması, yetkili makamın sağlıklı karar verebilmesi ve işlemin daha sonra etkili bir yargısal denetime tabi tutulabilmesi bakımından önem taşır. Salt "olumsuz kanaat" ifadesiyle yetinen, hangi somut veriye ve hangi hukuki gerekçeye dayandığını göstermeyen bir değerlendirme, sürecin sonraki aşamalarında (yetkili makamın işlemi ve olası dava) sorgulanabilir hâle gelir.
Komisyonun nesnel ve gerekçeli değerlendirme yapma yükümlülüğü, aynı zamanda idarenin keyfi karar verme riskine karşı bir güvence işlevi görür. Komisyon, önüne gelen bir veriyi olduğu gibi kabul edip mekanik biçimde aktarmak yerine, verinin 7315 m.4-5'teki hangi kategoriye girdiğini, uygulanacak maddi hukuku (örneğin 657 m.48/A-5) ve varsa görevle bağlantısını değerlendirmelidir. Bu değerlendirme sürecinin şeffaf ve izlenebilir olması, hem yetkili makamın doğru bir nihai karar verebilmesi hem de adayın olası bir dava sürecinde hangi gerekçeye karşı savunma yapacağını bilmesi bakımından önemlidir.
7315 sayılı Kanun kapsamında elde edilen kişisel veriler, elde ediliş amacı dışında işlenemez ve aktarılamaz. 7315 sayılı Kanunun kişisel verilerin güvenliğine ilişkin hükümleri uyarınca, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında elde edilen kişisel veriler işlenme amacının ortadan kalkması hâlinde veya her durumda kanunda öngörülen süre sonunda silme ve yok etme rejimine tabidir. Kanunda iki yıllık azami saklama süresi öngörülmüş olup, işleme karşı dava açılmışsa verilerin silinmesi bakımından yargılamanın kesinleşmesi ayrıca dikkate alınır.
Güvenlik Soruşturmasını Kim Yapar?
7315 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi kapsamında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, somut görevin ve kurumun özelliğine göre Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yürütülür. Hangi birimin araştırmayı yürüteceği, adayın atanacağı görevin ve kurumun niteliğine göre değişir.
Talep eden kurum, araştırmayı yapan birim ve nihai işlemi tesis eden atamaya yetkili makam, birbirinden farklı roller üstlenir; bu üç rolün karıştırılmaması, sürecin doğru anlaşılması bakımından önemlidir.
Güvenlik Soruşturması Nedir ve Kimlere Yapılır?
Arşiv araştırması, ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacak herkes için geçerli genel bir rejimdir; güvenlik soruşturması ise yalnızca 7315 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde sayılan görev ve kişiler bakımından uygulanır.
"Öğretmenlik veya sağlık görevlerinde güvenlik soruşturması yapılır" biçiminde, unvanın kendisini tek başına yeterli sebep gösteren bir ifade doğru değildir; belirleyici olan unvan değil, kanun ve özel mevzuat kapsamında ilgili görev veya birimin niteliğidir.
Güvenlik Soruşturması Nasıl Yapılır ve Formda Nelere Dikkat Edilmelidir?
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreci, talep eden kurumun başvurusu üzerine yetkili araştırma biriminin kanunda sayılan veri kategorilerini incelemesi, sonucun Değerlendirme Komisyonuna iletilmesi ve nihai işlemin atamaya yetkili makamca tesis edilmesi aşamalarından oluşur.
Form doldurulurken, formda açıkça sorulan veya mevzuat gereği beyan edilmesi gereken bilgi ve belgeler doğru ve eksiksiz verilmelidir. Formun istemediği hassas bir bilgiyi ayrıca açıklamak gerektiği yönünde genel bir yükümlülük varmış gibi davranılmamalıdır; özel mevzuat ve formun güncel içeriği esas alınmalıdır.
Askerî ve Emniyet Personeli Adaylarında İnceleme Farklı mıdır?
Askerî personel, emniyet mensupları, MSÜ, POMEM ve PMYO gibi hassas görevlerde güvenlik soruşturmasının kapsamı, göreve göre farklılaşabilir; 7315 sayılı Kanun ve ilgili özel personel mevzuatı birlikte uygulanır. Salt "hassas görev" nitelemesi, idarenin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez.
Bu görevlere özgü ayrıntılı meslek bazlı değerlendirmeler, bu sayfanın kapsamı dışındadır; aile bireylerine ilişkin bir iddia söz konusu olduğunda ise yukarıda belirtilen aile bölümündeki genel ilkeler geçerlidir.
Görevin Niteliği Güvenlik Soruşturmasını Nasıl Etkiler?
Görevin niteliği, güvenlik soruşturması değerlendirmesinde önemli bir unsurdur; ancak bu, "aynı kayıt bir görevde belirleyici, başka görevde hiç sonuç doğurmaz" biçiminde sınırsız bir idari takdir anlamına gelmez. Değerlendirmede önce uygulanacak emredici mevzuat (657 sayılı Kanunun 48 inci maddesi veya varsa özel kanun) incelenir; ardından bu çerçeve içinde görevin niteliği ve idari değerlendirme devreye girer.
Gizlilik dereceli, silah taşımayı gerektiren veya kolluk niteliği taşıyan görevlerde, aynı veri diğer görevlere kıyasla daha dikkatli bir incelemeye konu olabilir; ancak bu farklılaşma da somut ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanmalıdır. Görevin hassasiyeti, idarenin gerekçelendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz, yalnızca değerlendirmenin dikkatini artırabilir.
Bu nedenle "hassas görevlerde her veri otomatik olarak olumsuz sonuç doğurur" biçiminde bir kural yoktur; her dosyada, uygulanacak mevzuat, görevin somut niteliği ve verinin bu görevle bağlantısı birlikte değerlendirilir.
Güvenlik Soruşturması Ne Kadar Sürer?
2022/5649 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik uyarınca, talebin ilgili kuruma ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonuçları ise en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilir. Bu süreler, sonucun talep eden kuruma bildirilmesine ilişkin düzenleyici sürelerdir.
Uygulamada bu sürelerin iş yükü nedeniyle uzayabildiği görülebilir; bu durumun tek başına hukuka aykırılık oluşturup oluşturmayacağı, somut olayın koşullarına ve sürecin genel işleyişine göre değerlendirilir.
Güvenlik Soruşturması e-Devlet Üzerinden Sorgulanabilir mi?
Güvenlik soruşturması sürecinin kendisi, e-Devlet üzerinden doğrudan sorgulanabilen bir işlem değildir; e-Devlet üzerinden alınabilecek olan, adli sicil kaydı gibi belirli resmî belgelerdir. Sürecin sonucu, kural olarak talep eden kurum tarafından adaya bildirilir.
Özel bir düzenleme yoksa dava açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak işlemeye başlar. Ancak yazılı veya usulüne uygun tebliğin bulunmadığı bazı durumlarda öğrenme tarihi ve somut olayın özellikleri ayrıca önem taşıyabilir; ekran, duyuru veya sözlü öğrenmenin hiçbir zaman önem taşımayacağı biçiminde mutlak bir kural yoktur.
Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılmaz?
7315 sayılı Kanunda sayılmayan bir veri, yalnızca merak veya genel profil çıkarma amacıyla sınırsız biçimde araştırma konusu yapılamaz. Bu sorunun cevabı, bir "yasak liste" değil, 7315'in kapalı veri kategorileri ve kişisel verilerin korunması ilkeleri çerçevesinde şekillenir: kanuni dayanak, amaçla bağlantı, sınırlılık, ölçülülük ve görevle bağlantı. Kanunda sayılmayan bir veri kategorisi, genel bir araştırma konusu olarak sunulamaz.
Bu beş ilkenin somut anlamı şudur: kanuni dayanak, araştırılan verinin 7315 m.4 veya m.5'te sayılan bir kategoriye veya başka bir kanunda açıkça öngörülen bir hükme dayanması gerektiğini ifade eder. Amaçla bağlantı ilkesi, bir verinin toplandığı amaçtan bağımsız ve sınırsız biçimde başka işlemlerde kullanılmamasını gerektirir; başka bir idarî süreçte kullanılabilmesi için ayrıca uygun bir kanunî dayanak, işleme amacı ve veri işleme şartının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Sınırlılık ve ölçülülük, verinin yalnızca gerekli olan ölçüde ve orantılı biçimde işlenmesini gerektirir; görevle bağlantı ise, elde edilen verinin somut olarak başvurulan görevin niteliğiyle ilişkilendirilmesi gerektiğini ifade eder. Bu beş ilkeden herhangi birinin ihlali, idarenin dayandığı işlemi yargı denetiminde tartışmalı hâle getirebilir.
"Eski bir veri hiçbir zaman kullanılamaz" biçiminde mutlak bir ifade doğru değildir; verinin güncelliği, somut olayda ölçülülük değerlendirmesinin bir parçasıdır. Siyasi görüşe bakılmaz denildiğinde de bu, özel hayat, ifade özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ekseninde anlaşılmalıdır; ancak somut ve hukuka aykırı olgular varsa bunlar ayrıca ve kendi hukuki kategorisi içinde değerlendirilir.
Hangi Durumlarda Güvenlik Soruşturması Olumsuz Çıkabilir?
Bu sorunun cevabı, kanunda sayılan veri kategorileri, uygulanacak maddi hukuk ve görevle bağlantı çerçevesinde verilmelidir; "mutlak elenme listesi" biçiminde sunulan bir cevap yanıltıcı olur. Kesinleşmiş ve 657 m.48/A-5 kapsamına giren bir mahkûmiyet, kolluk kuvvetlerince hâlen aranma, bir tahdit kaydı veya kesinleşmiş kamu görevinden çıkarılma cezası gibi doğrudan olgular, olumsuz sonuçta daha belirleyici olabilir.
Sahte belge ibrazı veya gerçeğe aykırı beyan gibi hususlar, kanunun m.4-5'teki araştırılan veri kategorileri listesinde yer almaz; bu tür bir durum söz konusuysa, bu genellikle ayrı bir atama şartının ihlali veya işlem sebebi olarak gündeme gelir, güvenlik soruşturmasının "bakılan kaydı" gibi sunulmamalıdır.
Güvenlik Soruşturması Olumsuz Olduğu Nasıl Anlaşılır ve Ne Yapılmalı?
Olumsuz sonucun anlaşılması ve sonrasında izlenecek yol, teknik olarak üç aşamanın ayrılmasını gerektirir: ham araştırma sonucu, Değerlendirme Komisyonunun değerlendirmesi ve atamama, göreve başlatmama veya ilişik kesme gibi kesin ve icrai işlem. Adaya bildirilen ve hukuki sonuç doğuran, bu üçüncü aşamadaki nihai işlemdir; "güvenlik soruşturması olumsuz çıktı" ifadesi günlük dilde kullanılsa da, dava konusu edilecek olan bu nihai işlemdir.
Olumsuz bir sonuçla karşılaşan adayın izleyeceği yol ve pratik adımlar için olumsuz sonuçlanırsa ne yapılmalı başlıklı içerikte ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.
Güvenlik Soruşturmasında Dava Açma Süresi Kaç Gündür?
Özel bir düzenleme bulunmadıkça iptal davası açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gündür. Yazılı tebliğ bulunmayan veya usulsüz tebliğ bulunan bazı durumlarda öğrenme tarihi ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir. Dava açma süresi konusunda ayrıntılı bilgi için güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı içerik incelenebilir.
Güvenlik Soruşturması Avukatı Bu Süreçte Ne Yapar?
Bir güvenlik soruşturması avukatı, olumsuz işlemin hukuki niteliğini değerlendirir, dava açma süresini hesaplar ve idarenin dayandığı verinin türünü, uygulanacak maddi hukuku ve görevle bağlantısını tartışır. Bu konunun ayrıntılı çerçevesi için güvenlik soruşturması avukatı başlıklı içerik incelenebilir.
Güvenlik Soruşturmasının İptali İçin Hangi Dava Açılır?
Olumsuz nihai işleme karşı açılacak dava, bir iptal davasıdır; mahkeme, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğunu inceler. Özel bir yetki kuralı bulunmadıkça genel İYUK yetki hükümleri uygulanır; somut atama veya personel uyuşmazlığında ayrıca özel yetki kuralları kontrol edilmelidir.
Davada doğru hasmın belirlenmesi önemlidir; idari yargıda bu konuda usul hükümleri bulunmaktadır. İşlemin iptal edilmesi hâlinde ortaya çıkacak sonuçlar (göreve iade, mali ve özlük haklar gibi) otomatik ve tek tip bir sonuç olarak sunulmamalı; bu sonuçlar kararın gerekçesine ve somut olaya göre şekillenir. Genel iptal davası çerçevesi için idari işlemin iptali davası başlıklı içerik incelenebilir.
Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir mi?
Şartları varsa iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Kabul için iki şartın birlikte bulunması gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması; her iki şart da somut dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Yürütmenin durdurulması kararı, otomatik atama, kesin göreve başlama veya davanın kesin kazanılması anlamına gelmez. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde kanunda gösterilen itiraz merciine başvurulabilir; görevli merci, kararı veren mahkemeye göre belirlenir.
Mahkeme Güvenlik Soruşturması Davalarında Neye Bakar?
Mahkeme, işlemin unsurlarını, uygulanan maddi hukuku, dayanılan verinin türünü, yargısal denetlenebilirliğini, kişi ve görev bağlantısını ve gerekli hâllerde ölçülülük ilkesini birlikte inceler. Gizli bilginin adaya açıklanmamış olması, tek başına otomatik bir hukuka aykırılık oluşturmaz; esas olan, mahkemenin bu bilgiyi etkili biçimde denetleyebilmesidir.
İdarenin Muhtemel Savunmaları ve Karşı Argümanlar
Bu tür davalarda idare genellikle kanuni veri kategorisine, 657 sayılı Kanun veya özel mevzuattaki bir engele, görevin hassasiyetine, kişiyle bağlantıya, Komisyon değerlendirmesine ve kamu yararı/takdir yetkisine dayanır. Buna karşılık, somut olayın özelliklerine göre şu argümanlar ileri sürülebilir: verinin türünün yanlış nitelendirilmesi, kayıt veya karar türünün yanlış yorumlanması, adayla kişisel bağlantının kurulamaması, görevle bağlantının ortaya konulmaması, kişisel veri işleme sınırlarının aşılması ve işlemin yargısal denetime elverişli olmaması.
Bu argümanların her biri, dosyadaki somut belgelerle desteklendiğinde anlam kazanır; ne salt "kayıt var" ne de salt "kayıt yok" argümanı tek başına belirleyicidir, mahkeme idarenin dayandığı verinin gerçek hukuki niteliğini ve uygulanacak maddi hukuku birlikte değerlendirir.
Bu tartışmada gözden kaçırılmaması gereken bir husus, idarenin bazen kanunda sayılmayan bir veri kategorisine (örneğin genel bir "sosyal çevre" değerlendirmesine veya bir aile bireyinin durumuna) dayanarak işlem tesis edebilmesidir. Bu durumda öncelikle ileri sürülebilecek karşı argümanlardan biri, dayanılan verinin 7315 m.4-5'te sayılan kanuni kategorilerden hangisine girdiğinin idarece gösterilmesi gerektiğidir; kanunda sayılmayan bir kategoriye dayanan bir işlem, sebep unsuru yönünden tartışmaya açık hâle gelir.
Dava Açmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
Dava açmadan önce, olumsuz işlem yazısı ve tebliğ belgesi, idarenin dayandığı verinin türünü gösteren belge (adli sicil kaydı, mahkeme kararı, HAGB/KYOK/beraat/düşme kararı gibi), varsa göreve özgü özel mevzuat metni ve idareye yapılan başvuru ve cevap yazıları hazırlanmalıdır. SGK, banka veya sendika gibi belgeler, yalnızca somut dosyada böyle bir iddia gerçekten varsa açıklayıcı belge olarak kullanılmalı; bunlar genel güvenlik soruşturması veri kategorileri gibi sunulmamalıdır.
Uygulamada en sık yapılan hatalar arasında, dava açma süresinin kaçırılması, idarenin gerçekte hangi veri türüne dayandığının netleştirilmemesi ve olumsuz işlemin ham araştırma sonucuyla karıştırılması sayılabilir. Yürütmenin durdurulması talebinin her dosyada mutlaka istenmesi gerektiği de doğru değildir; bu talep, somut şartların (açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar) birlikte bulunmasına bağlıdır.
Güvenlik Soruşturmasında İncelenen Kayıtlar Tablosu
Aşağıdaki tablo, çeşitli veri ve karar türlerinin 7315'teki yerini ve hukuki niteliğini özetlemektedir; kesin bir sonuç garantisi taşımaz.
| Veri/Karar Türü | 7315'teki Yeri | Hukuki Niteliği | Değerlendirmedeki Temel Soru |
|---|---|---|---|
| Adli sicil kaydı | m.4 | Kesinleşmiş mahkûmiyete bağlı resmî kayıt | 657 m.48/A-5 kapsamına girip girmediği |
| Kesinleşmiş mahkeme kararı | m.4 | Yalnızca ceza mahkûmiyetiyle sınırlı değil | Kararın türü ve uygulanacak maddi hukuk |
| CMK m.171/5 ve m.231/13 kararları | m.4 | Kanunda özel olarak sayılan karar türleri | Kararın niteliği ve güncelliği |
| Devam eden/sonuçlanmış soruşturma-kovuşturma olguları | m.4 | Kesinleşmemiş, masumiyet karinesi geçerli | Olgunun somutluğu ve görevle bağlantısı |
| Kolluk kuvvetlerince aranma/tahdit | m.4 | Güncel idari/adli kayıt | Kaydın güncelliği |
| Kamu görevinden çıkarılma cezası | m.4 | Kesinleşmiş idari işlem | Kararın kesinleşme durumu |
| Kolluk/istihbarat olgusal verisi | m.5 | Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olgusal veri | Verinin somutluğu ve görevle bağlantısı |
| Yabancı kurum/yabancılarla ilişki | m.5 | Görevin niteliğine bağlı | Görevle somut bağlantı |
| Örgütlerle eylem birliği/irtibat/iltisak | m.5 | Kanunda ayrıca sayılan bağlantı kategorisi | İddianın somutluğu ve kişisel bağlantı |
| HAGB | Kanunda ayrı kategori değil | Açıklanmamış hüküm | Somut olguya göre değerlendirilir |
| KYOK/beraat/düşme | Kanunda ayrı kategori değil | Mahkûmiyet değil | Kararın türü ve gerekçesi |
| Sosyal medya/aile/banka | Kanunda müstakil kategori değil | Ancak m.4-5 ile bağlantılıysa gündeme gelir | Hukuki dayanak ve kişi/görev bağlantısı |
Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturması Karşılaştırma Tablosu
| Özellik | Arşiv Araştırması | Güvenlik Soruşturması |
|---|---|---|
| Kanuni Dayanak | 7315 m.4 | 7315 m.5 (m.4'e ilave) |
| Kimlere Uygulanır | İlk defa/yeniden kamu görevine atanacak herkes | Yalnızca m.3'te sayılan özel görev ve kişiler |
| Kapsam | Adli sicil, kesinleşmiş mahkeme kararları, CMK 171/5-231/13 kararları, devam eden/sonuçlanmış soruşturma-kovuşturma olguları, aranma/tahdit, kamu görevinden çıkarılma | Arşiv araştırmasına ek olarak olgusal veri, yabancı kurum/yabancılarla ilişki, örgütlerle eylem birliği/irtibat/iltisak |
| Bildirim Süresi | En geç 30 iş günü | En geç 60 iş günü |
| Değerlendirme | Değerlendirme Komisyonu nesnel/gerekçeli değerlendirmesini atamaya yetkili amire sunar | Aynı süreç |
Bu tablodaki 30 ve 60 iş günü, 2022/5649 sayılı Yönetmelik uyarınca sonucun talep eden kuruma bildirilmesine ilişkin düzenleyici sürelerdir; bu süreler dava açma süresiyle karıştırılmamalıdır.
Sonuç
Memurluk için güvenlik soruşturmasında nelere bakıldığı sorusunun kanuni cevabı, 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde yer alır. Arşiv araştırması, ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacak herkes için geçerli genel bir rejimdir ve kanunda sayılan sınırlı veri kategorilerini kapsar; güvenlik soruşturması ise yalnızca kanunda özel olarak belirlenen görev ve kişiler bakımından, arşiv araştırmasına ek olarak yürütülür.
Sosyal medya, aile, banka/mali durum, sosyal çevre gibi konular kanunda müstakil bir veri kategorisi olarak sayılmamıştır; bunlar ancak somut dosyada kanuni bir veri kategorisiyle bağlantılı olarak gündeme gelebilir. Bir verinin araştırılabilir olması veya dosyada bulunması, o verinin tek başına ve otomatik olarak atanmama sonucunu doğurduğu anlamına gelmez; belirleyici olan, veri türü, uygulanacak maddi hukuk, görevin niteliği ve somut kişi bağlantısıdır.
Olumsuz bir işlemle karşılaşılırsa, bu işlem idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir; şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Her dosya, idarenin dayandığı verinin gerçek hukuki niteliği ve uygulanacak mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Altın Tavsiye
Güvenlik soruşturması formunda yalnız istenen alanları doğru ve eksiksiz doldurun; formun istemediği bir bilgiyi ayrıca açıklamak zorunda olduğunuz yönünde bir varsayımla hareket etmeyin. Olumsuz bir nihai işlemle karşılaşırsanız bildirim veya öğrenme tarihinizi belgeleyin ve idarenin gerçekte hangi kanuni veri kategorisine dayandığını tespit etmeye çalışın. İlgili karar veya kayıt belgelerinizi (adli sicil, mahkeme kararı, HAGB/KYOK/beraat/düşme kararı gibi) önceden hazırlayın.
Bu içerik; 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 2022/5649 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve ilgili güncel yüksek yargı kararları dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Güncelleme Tarihi: 23.08.2026
Yazan: Av. Emre Asan
Kontrol Eden: Mil Hukuk & Danışmanlık