Memurluk İçin Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılır?
Memurluk Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılır? 2026 Rehberi Meta Description: Memurluk için güvenlik soruşturmasında nelere bakılır? 7315 sayılı Kanun kriterleri, sosyal medya, adli sicil ve akraba etkisi hakkında 2026 güncel ve kapsamlı rehber.
İçindekiler
- 1.1 Güvenlik Soruşturmasında Sosyal çevre Araştırması Yapılır Mı?
- 1.2 Banka Hesap Hareketleri Güvenlik Soruşturmasına Dahil Edilir Mi?
- 1.3 Daha önce Elenmiş Olmak Yeni Bir Başvuruyu Etkiler Mi?
- 1.4 Güvenlik Soruşturması Formunda Ne Kadar Geriye Gidilir?
- 1.5 Iptal Davası Kazandıktan Sonra Atama Hemen Yapılır Mı?
Memurluk için güvenlik soruşturmasında adayın terör örgütü iltisakı, adli geçmişi ve devlete sadakati 7315 sayılı Kanun kapsamında incelenir. Emniyet ve MİT tarafından yürütülen bu araştırma süreci yaklaşık iki ayda tamamlanarak ilgili kurumun değerlendirme komisyonuna iletilir. İnceleme sonucunda adayın kamu görevine atanmasına engel bir durumun bulunup bulunmadığı kesin olarak karara bağlanır.
Memurluk İçin Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılır? Güncel Rehber 2026 | Süre – Yetki – Riskler
Kamu görevine atanma sürecinde adayların en çok merak ettiği ve kaygı duyduğu aşama, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sürecidir. Bu inceleme, sadece adli sicil kaydının sorgulanması değil, adayın devletin milli güvenliğini tehlikeye atabilecek yapılarla bağının olup olmadığının tespit edilmesini kapsayan çok yönlü bir prosedürdür. İdari dava avukatı tarafından takip edilen süreçlerde görüldüğü üzere, bu aşamada yapılan değerlendirmeler memuriyet hakkının kazanılmasında belirleyici bir rol oynamaktadır.
Memurluk İçin Güvenlik Soruşturmasında İncelenen Temel Kriterler
Güvenlik soruşturması kapsamında incelenen temel kriterlerin başında adayın anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suç işleyip işlemediği gelmektedir. 7315 sayılı Kanun uyarınca yapılan bu incelemede, adayın terör örgütleriyle iltisaklı olup olmadığı, radikal oluşumlara üyeliği veya bu yapılarla geçmişteki her türlü teması mercek altına alınmaktadır. Kamu hizmetinin liyakat ve sadakat esaslarına göre yürütülmesi amacıyla, devletin güvenliğini zafiyete uğratacak unsurlar titizlikle araştırılmaktadır.
Büromuzun yürüttüğü dosyalarda sıklıkla rastladığımız bir diğer kriter ise adayın yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığıdır. Bu kapsamda sadece fiziksel eylemler değil, adayın ideolojik olarak devlete bağlılığı ve kamu görevini tarafsız bir şekilde yerine getirip getiremeyeceği de değerlendirilir. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından toplanan bu veriler, adayın kişisel dosyasının ayrılmaz bir parçası haline gelmektedir.
İnceleme sırasında dikkat edilen bir diğer husus, kişinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı, ticareti ya da bu tür suçlarla bir bağının olup olmadığıdır. Toplum nezdinde güven uyandırması gereken bir memur adayının, yüz kızartıcı suçlardan veya ahlak dışı yaşam tarzından uzak olması beklenmektedir. Bu kriterler, adayın sadece geçmişini değil, aynı zamanda gelecekteki görev performansını ve kurumun itibarını korumaya yönelik bir önlemdir.
Adli Sicil Kaydı ve HAGB Kararlarının Etkisi
Adli sicil kaydı, güvenlik soruşturmasının omurgasını oluşturan en somut veri kaynağıdır; ancak her suç kaydı memuriyete engel teşkil etmez. Kanunda belirtilen belirli süreli hapis cezaları veya katalog suçlar dışında kalan basit suçlar, adayın elenmesi için tek başına yeterli sebep sayılmamalıdır. Ancak uygulamada idare, bazen en ufak bir sabıka kaydını dahi sadakat yükümlülüğüne aykırı bularak atama işlemini iptal edebilmektedir.
Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarının doğrudan bir mahkumiyet gibi değerlendirilmesidir. Hukuken HAGB kararı, belirli bir denetim süresi sonunda davanın düşmesi sonucunu doğuran ve adli sicile yansımayan bir karardır. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, HAGB kararının tek başına güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına gerekçe yapılması hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Hukuki süreçte adayların, geçmişteki davalarının içeriğini ve sonucunu doğru bir şekilde analiz etmeleri gerekir. Eğer bir suçtan dolayı yargılanıp beraat ettiyseniz veya hakkınızda takipsizlik kararı verildiyse, bu durumun güvenlik soruşturmanızı olumsuz etkilememesi esastır. Bu noktada yapılan her türlü keyfi değerlendirmeye karşı idari işlemin iptali davası yoluyla hak aramak, adaylar için en etkili hukuki yoldur.
Sosyal Medya Paylaşımları ve Dijital Ayak İzi Kontrolü
Dijitalleşen dünyada güvenlik soruşturmalarının kapsamı, fiziksel arşivlerin ötesine geçerek sosyal medya platformlarına kadar uzanmıştır. Adayın Twitter, Instagram veya Facebook gibi platformlardaki paylaşımları, beğendiği içerikler ve dahil olduğu gruplar "istihbari bilgi" olarak raporlanabilmektedir. Özellikle devlet büyüklerine hakaret, terör örgütü sempatizanlığı veya toplumu kin ve düşmanlığa sevk eden paylaşımlar en büyük risk faktörleridir.
Müvekkillerin en çok yanıldığı nokta, sosyal medya hesaplarını gizli tutmanın veya paylaşımları silmenin her şeyi çözeceği düşüncesidir; ancak istihbarat birimleri dijital izleri geçmişe dönük olarak tarayabilmektedir. Burada önemli olan kıstas, paylaşımın ifade özgürlüğü sınırları içinde kalıp kalmadığıdır. Eleştirel bir yaklaşım ile devlete karşı sadakatsizlik arasındaki ince çizgi, soruşturmanın sonucunu belirleyen temel unsurdur.
Güvenlik Soruşturması İnceleme Alanları Karşılaştırması
| İnceleme Türü | Kapsadığı Alanlar | Yetkili Birim | Risk Düzeyi |
| Arşiv Araştırması | Adli Sicil, Kolluk Kayıtları, Mahkeme İlamları | EGM / Adli Sicil Gn. Md. | Orta |
| Güvenlik Soruşturması | İltisak, İrtibat, Sosyal Çevre, Sadakat | MİT / EGM İstihbarat | Yüksek |
| Sosyal Medya Taraması | Dijital Paylaşımlar, Beğeniler, Üyelikler | İlgili Kurumun Bilişim Birimi | Orta |
Terör Örgütleri ile İltisak ve İrtibat Kavramlarının Sınırı
15 Temmuz sonrası hukuk sistemimize giren "iltisak" ve "irtibat" kavramları, güvenlik soruşturmalarının en kritik ve tartışmalı alanını oluşturmaktadır. İltisak, bir yapıya organik bir bağ olmasa da düşünsel veya eylemsel olarak kavuşma halini ifade ederken; irtibat ise daha çok ilişki kurma düzeyindedir. Bu kavramların muğlaklığı, bazen hukuka aykırı olarak geniş yorumlanmasına ve adayların mağduriyetine neden olabilmektedir.
Davayı açmadan önce fark edilmeyen risk, idarenin bu kavramları hiçbir somut delile dayandırmadan sadece "kanaat" olarak sunmasıdır. Örneğin, geçmişte kapatılan bir sendikaya üye olmak veya sadece bir okulda eğitim görmüş olmak, güncel yargı kararlarına göre tek başına "iltisak" sebebi sayılmamalıdır. Mahkemeler, bu noktada adayın süreklilik arz eden ve örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösteren eylemlerin varlığını aramaktadır.
Eğer hakkınızda somut bir delil (Bank Asya'da para artışı, Bylock kullanımı, örgütsel toplantılara katılım vb.) yoksa, sadece soyut istihbari notlarla elenmeniz hukuka aykırıdır. Bu tür durumlarda idari yargı, idareden bu kanaatin dayanağı olan bilgi ve belgeleri talep eder. Savunma stratejisinin bu kavramların hukuki sınırları üzerine kurulması, davanın başarıyla sonuçlanması için zorunluluk arz etmektedir.
Güvenlik Soruşturması Formu Doldurulurken Yapılan Hatalar
Güvenlik soruşturması süreci, adayın kendi eliyle doldurduğu "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Formu" ile fiilen başlar. Bu formda sorulan sorulara eksiksiz ve doğru cevap vermek, dürüstlük kuralının bir gereğidir. Birçok aday, geçmişteki önemsiz bir adli vakayı veya bir akrabasının durumunu gizleyerek süreci tehlikeye atmaktadır.
Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, adayların "nasıl olsa çıkmaz" düşüncesiyle hakkında devam eden soruşturmaları beyan etmemesidir. Oysa bu durum, incelemeyi yapan birimler tarafından tespit edildiğinde adayın dürüst olmadığına dair bir kanaat oluşturur. Bu kanaat, adayın güvenilirliğini zedeleyerek soruşturmanın doğrudan olumsuz sonuçlanmasına yol açan en temel idari gerekçelerden biri haline gelir.
Formda yer alan "yakın akraba" bilgilerinin doldurulması sırasında da titiz davranılmalıdır. Hatalı veya eksik girilen bir kimlik bilgisi, yanlış kişiyle eşleşmenize ve başkasının sicilinin sizin dosyanıza girmesine neden olabilir. Formun doldurulması aşamasında profesyonel bir destek almak veya en azından her sorunun hukuki karşılığını bilmek, ileride yaşanacak karmaşık iptal davasının önüne geçecektir.
Birinci Derece Yakınların Durumu ve Suçun Şahsiliği
Güvenlik soruşturmalarında adayların en büyük endişesi, anne, baba veya kardeşlerinin adli geçmişinin kendilerini engelleyip engellemeyeceğidir. Anayasamızın 38. maddesinde yer alan "Ceza sorumluluğu şahsidir" ilkesi, güvenlik soruşturmaları için de temel bir kuraldır. Hiç kimse, yakınının işlediği bir suç veya dahil olduğu bir yapı nedeniyle kamu hizmetine girmekten men edilemez.
Büromuzun yürüttüğü dosyalarda elde ettiğimiz tecrübe, idarenin "aile bağları" üzerinden yaptığı elemelerin büyük çoğunluğunun mahkemelerden döndüğünü göstermektedir. Mahkeme kararlarında vurgulanan ana unsur, adayın kendisinin o suça iştirak edip etmediği veya bu suçun adayın devlete sadakatini etkileyip etkilemediğidir. Yakın akraba sicili, ancak adayın o suç örgütüyle bağını güçlendiren somut bir kanıt varsa anlam kazanır.
Gerçek bir dava pratiği üzerinden örneklendirecek olursak; babası terör örgütü üyeliğinden ceza almış bir aday, bu sebeple memuriyet hakkını kaybetmiştir. Açılan davada, adayın babasıyla yıllardır iletişiminin olmadığı, farklı şehirlerde yaşadığı ve kendisinin hiçbir örgütsel faaliyeti bulunmadığı ispatlanmıştır. İdare mahkemesi, suçun şahsiliği ilkesini işleterek adayın atanmamasını hukuka aykırı bulmuş ve göreve iadesine karar vermiştir.
Güvenlik Soruşturması Süreci Kaç Gün Sürer?
Güvenlik soruşturmasının tamamlanma süresi, 7315 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerde belirli periyotlara bağlanmış olsa da uygulamada bu süreler esneyebilmektedir. Arşiv araştırması talebinin ilgili birimlere ulaşmasından itibaren yaklaşık 30 gün içinde cevap verilmesi beklenirken, derinlemesine güvenlik soruşturmalarında bu süre 60 güne kadar çıkabilmektedir. Kurumun Değerlendirme Komisyonu’nun yapacağı inceleme de eklendiğinde sürecin 3-4 ayı bulması normal karşılanmalıdır.
Eğer bu süreler makul olmayan şekilde aşılırsa, aday için belirsizlik süreci başlar. Bu aşamada adayın kuruma yazılı başvuruda bulunarak sürecin akıbetini sorma hakkı mevcuttur. İdarenin bu başvuruya vereceği cevap veya süresi içinde cevap vermemesi, yargı yoluna başvurmak için gerekli olan "zımni ret" sürecini tetikleyebilir. Süreç takibinin doğru yapılması, hak kaybı yaşanmaması adına hayati önem taşır.
İşlemlerin uzaması her zaman olumsuz bir durumun habercisi değildir; bazen kurumların iş yükü veya aday sayısının fazlalığı gecikmelere neden olabilir. Ancak adayların bu süreyi pasif bir bekleyişle geçirmek yerine, hukuki haklarını öğrenerek geçirmeleri faydalarına olacaktır. Özellikle askeri kadrolara başvurularda askeri ceza hukuku kapsamındaki özel süreler ve usuller ayrıca dikkate alınmalıdır.
Emniyet ve MİT Tarafından Yapılan Arşiv Araştırması Farkı
Arşiv araştırması ile güvenlik soruşturması, kapsam ve derinlik açısından birbirinden ayrılan iki farklı inceleme türüdür. Arşiv araştırması, adayın adli sicil kaydının, kolluk kuvvetlerindeki aranma durumunun ve hakkında verilmiş kesinleşmiş mahkeme kararlarının kontrol edilmesidir. Bu inceleme genellikle Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki veri tabanları üzerinden gerçekleştirilir ve daha çok "resmi kayıtlara" odaklanır.
Güvenlik soruşturması ise arşiv araştırmasına ek olarak, adayın sosyal çevresinin, ahlaki durumunun, yabancı devletlerle veya terör örgütleriyle ilişkisinin araştırılmasını kapsar. Bu aşamada Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) devreye girerek daha derinlemesine, sahada ve istihbari yöntemlerle bilgi toplar. Bu incelemede sadece resmi kayıtlar değil, duyumlar, gözlemler ve istihbari raporlar da dosyaya dahil edilir.
Hangi personelin hangi incelemeye tabi tutulacağı, atanacağı kadronun gizlilik derecesine göre belirlenir. Örneğin, bir belediyede düz memur olacak kişi için sadece arşiv araştırması yeterli görülürken; TSK, Emniyet veya kritik kamu kurumlarına atanacaklar için güvenlik soruşturması zorunludur. Bu ayrımın bilinmesi, soruşturma sonucunda karşılaşılan engellerin hangi hukuki zeminde tartışılacağını belirlemek açısından kritiktir.
Değerlendirme Komisyonunun Yetki ve Takdir Sınırı
İstihbarat birimlerinden gelen ham veriler, aday hakkında doğrudan bir karar verilmesi sonucunu doğurmaz. Bu veriler, ilgili kamu kurumunun bünyesinde kurulan "Değerlendirme Komisyonu"na iletilir. Komisyonun görevi, gelen bilgilerin adayın atanacağı görevin niteliğine göre memuriyete engel olup olmadığını değerlendirmektir. Ancak bu yetki, idareye sınırsız ve keyfi bir takdir hakkı vermez.
Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, komisyonların istihbari raporları hiçbir süzgeçten geçirmeden "kesin bilgi" kabul ederek adayı elemesidir. Oysa komisyon, gelen bilginin güncelliğini, doğruluğunu ve hukuki geçerliliğini tartmak zorundadır. Hukuka uygun bir değerlendirme yapılmadan tesis edilen işlemler, idari yargı denetimi sırasında "gerekçesiz işlem" olması sebebiyle iptal edilmektedir.
Komisyonun takdir yetkisini kullanırken kamu yararı ve hizmetin gerekleri ilkesine sadık kalması şarttır. Eğer adayın geçmişindeki bir olay memuriyet görevini yapmasına engel teşkil etmiyorsa, sırf bu olay nedeniyle atamasının yapılmaması yetki tecavüzü sayılabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda mahkemeler, komisyonun hangi kriterlere dayanarak bu kararı verdiğini sorgular ve objektif bir veri bulunmaması durumunda adayı koruyan kararlar verir.
Soruşturmanın Olumsuz Sonuçlanması Halinde İdari Dava Süreci
Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan bir aday için hukuk yolu her zaman açıktır. Tebliğ edilen ret kararına karşı açılacak dava, adayın kariyerini geri kazanması için tek ve en etkili yoldur. Bu davada mahkeme, idarenin gizli dosyalarını inceleyerek yapılan elemin hukuki dayanağını denetler. Süreçte idare hukukunda yürütmenin durdurulması talebinde bulunmak, davanın hızlı sonuçlanması ve hakların korunması adına büyük önem arz eder.
Adayların bu zorlu süreçte tek başlarına hareket etmeleri, teknik detaylar arasında boğulmalarına ve haklıyken haksız duruma düşmelerine neden olabilir. Özellikle profesyonel bir askeri ceza avukatı yardımıyla dosyadaki çelişkilerin ortaya çıkarılması ve emsal kararların mahkemeye sunulması, davanın seyrini değiştiren temel faktördür. Unutulmamalıdır ki, güvenlik soruşturması davaları sadece bir itiraz değil, adayın devlete sadakatinin ve onurunun hukuki mücadelesidir.
Genel kapsamlı bir inceleme olan memur güvenlik soruşturması ana silo yazımızda belirttiğimiz üzere, sürecin her aşaması sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Bu yazımızda ise nelere bakıldığına dair sunduğumuz detaylar, adayın savunma stratejisini belirlemesi için kritik öneme sahiptir. Karşılaştığınız engellerin hukuki sınırlarını bilmek, size yargılama sürecinde büyük bir avantaj sağlayacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Güvenlik soruşturmasında sosyal çevre araştırması yapılır mı?
Evet, özellikle kritik kadrolar için yapılan soruşturmalarda adayın yaşadığı çevre, okul arkadaşları ve iş çevresi üzerinden istihbari bilgiler toplanabilir. Bu inceleme, adayın yaşam tarzının memuriyete uygunluğunu denetlemeyi amaçlar.
Banka hesap hareketleri güvenlik soruşturmasına dahil edilir mi?
Özellikle terör örgütü finansmanı kapsamında şüpheli bir durum varsa banka hesapları incelenebilir. Ancak standart bir soruşturmada kişinin her türlü harcaması değil, sadece örgütsel iltisak şüphesi uyandıran hareketler kontrol edilir.
Daha önce elenmiş olmak yeni bir başvuruyu etkiler mi?
Eğer elenme gerekçesi ortadan kalkmadıysa veya hukuken iptal edilmediyse, sonraki başvurularda da benzer sonuçla karşılaşma ihtimali yüksektir. Ancak önceki karar hukuka aykırıysa, dava yoluyla bu engelin kaldırılması mümkündür.
Güvenlik soruşturması formunda ne kadar geriye gidilir?
İstihbarat birimleri genellikle adayın tüm ergenlik ve yetişkinlik dönemini kapsayan bir araştırma yapar. Ancak hukuken değerlendirmeye alınacak verilerin güncel ve adayın mevcut sadakatini yansıtıyor olması esastır.
İptal davası kazandıktan sonra atama hemen yapılır mı?
Mahkemenin iptal kararı sonrası idare, otuz gün içinde bu kararın gereğini yerine getirmek ve adayı atamak zorundadır. Ancak idarenin karara karşı üst mahkemeye (BİM veya Danıştay) başvurma hakkı saklıdır.
Altın Tavsiye Güvenlik soruşturması formunu doldururken "önemsiz" gördüğünüz hiçbir detayı atlamayın ve hakkınızdaki tüm adli süreçleri şeffafça beyan edin. İdarenin en çok kullandığı eleme gerekçesi "yalan beyan" veya "bilgi gizleme"dir; bu tuzağa düşmemek için formunuzu bir uzman denetiminde hazırlamanız, gelecekteki davanızın temelini sağlam atmanızı sağlar.