Randevu Al

İletişim Bilgileri

Askeri Ceza Kanunu Suçları

Ana Sayfa Askeri Ceza Kanunu Suçları
Askeri Ceza Kanunu Suçları
  • Yayın Tarihi: 26.11.2025
  • Değiştirme Tarihi: 16.05.2026
  • Yazar: Av. Emre ASAN
1. Askeri Ceza Kanunu Suçları: Tüm Suç Tipleri, Maddeleri ve Açıklamaları 1.1. Askeri Ceza Kanunu'ndaki Suçların Genel Çerçevesi 1.2. BİRİNCİ FASIL: Hıyanet Suçları (m. 54–59) 1.2.1. Madde 54 – Vatan Aleyhindeki Cürümler 1.2.2. Madde 55 – Harp Hıyaneti 1.2.3. Madde 56 – Milli Müdafaaya Hıyanet 1.2.4. Madde 57 – Milli Müdafaa Aleyhine Sair Hareketler 1.3. İKİNCİ FASIL: Yoklama Kaçağı, Bakaya ve Firar Suçları (m. 60–78) 1.3.1. Madde 60 – Söz Vererek Tahliye Olunan Harp Esirlerinin Kaçması 1.3.2. Madde 62 – Müstahkem Mevkii veya Gemiyi Düşmana Teslim Eden Komutanların Cezası 1.3.3. Madde 63 – Yoklama Kaçağı, Bakaya ve Saklı Suçları 1.3.4. Madde 64 – Çağrılıp Gelmeyen Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar 1.3.5. Madde 65 – Vazife ve Memuriyetlerine Gitmeyenler 1.3.6. Madde 66 – Firar ve Cezası 1.3.7. Madde 67 – Yabancı Ülkeye Firar 1.3.8. Madde 68 – Mehil İçinde Yakalanma 1.3.9. Madde 70 – Sözleşerek Firar 1.3.10. Madde 71 – Kaçmaya Kışkırtma, Kolaylaştırma ve Gizleme 1.3.11. Madde 73 – Firarcıyı İhbar Etmeme ve Etkin Pişmanlık 1.3.12. Madde 74 – Seferberlikte Sahte Vesika Verme 1.3.13. Madde 76 – Askeri Tutukevi ve Ceza İnfaz Kurumundan Kaçma 1.3.14. Madde 77 – Göz veya Oda Hapsi Ceza Yerinden Kaçma 1.4. ÜÇÜNCÜ FASIL: Kendini Askerliğe Yaramayacak Hale Getirme (m. 79–81) 1.4.1. Madde 79 – Kendini Askerliğe Yaramayacak Hale Getirme 1.4.2. Madde 80 – Başkasını Askerliğe Yaramayacak Hale Getirme 1.4.3. Madde 81 – Askerlikten Kurtulmak İçin Hile Yapma 1.5. DÖRDÜNCÜ FASIL: Amir ve Üste Karşı Suçlar (m. 82–91) 1.5.1. Madde 82 – Amir veya Üstü Tehdit 1.5.2. Madde 84 – Yalan Yere veya Usulsüz Şikayet 1.5.3. Madde 85 – Amir veya Üste Hakaret 1.5.4. Madde 87 – Emre İtaatsizlikte Israr 1.5.5. Madde 88 – Toplu Asker Karşısında ya da Silahlı İken Yapılan İtaatsizlik 1.5.6. Madde 89 – Büyük Zararlar Veren İtaatsizlik 1.5.7. Madde 90 – Mukavemet 1.5.8. Madde 91 – Amire ve Üste Fiilen Taarruz 1.6. BEŞİNCİ FASIL: Asta Karşı Suçlar (m. 92–96) 1.6.1. Madde 92 – Asta Hakaret 1.6.2. Madde 93 – Asta Müessir Fiil (Asta Fiziksel Şiddet) 1.6.3. Madde 94 – Hak Edilmemiş veya Müsaade Edilmemiş Disiplin Cezası Verme 1.6.4. Madde 95 – Memuriyet Nüfuzunu Sair Suretle Kötüye Kullanma 1.7. ALTINCI FASIL: Fesat ve Askeri İsyan (m. 97–105) 1.7.1. Madde 97 – Fesat 1.7.2. Madde 98 – Fesadı Haber Vermeyenler 1.7.3. Madde 100 – Askeri İsyan 1.7.4. Madde 101 – Askeri İsyanda Önayak Olanlar 1.7.5. Madde 102 – Düşman Karşısında Askeri İsyan 1.7.6. Madde 103 – Nedamet Halinde İndirim 1.7.7. Madde 104 – Fesada Katılıp da Üste Müessir Fiilde Bulunanlar 1.8. YEDİNCİ FASIL: Askeri Karakol, Nöbetçi ve Devriye Suçları (m. 106–108) 1.8.1. Madde 106 – Askeri Karakol ve Nöbetçiye Taarruz 1.8.2. Madde 107 – Nöbetçiye Mukavemet 1.8.3. Madde 108 – Nöbet Yerini Terk Etmek veya Nöbette Uyumak 1.9. SEKİZİNCİ FASIL: Müstahkem Mevki ve Teslim Suçları (m. 109–112) 1.9.1. Madde 109 – Müstahkem Mevkii veya Mevzii Terk ya da Teslim 1.9.2. Madde 110 – Müstahkem Mevkii Koruyamamak 1.9.3. Madde 111 – Silah Teslimi 1.9.4. Madde 112 – Sancak, Bayrak veya Gemi Teslimi 1.10. DOKUZUNCU FASIL: Sahte Evrak ve Asılsız İhbar Suçları (m. 113–117) 1.10.1. Madde 113 – Sahte Evrak Düzenleme 1.10.2. Madde 114 – Yanlış Rapor Verme 1.10.3. Madde 115 – Gerçeğe Aykırı İhbar ve Şikayet 1.11. ONUNCU FASIL: Askeri Belgeler, Mallar ve Hizmet Suçları (m. 118–145) 1.11.1. Madde 118 – Nöbetçinin Görev Yerini Terk Etmesi 1.11.2. Madde 120 – Askeri Hizmet Bilgilerini Yetkisiz Açıklama 1.11.3. Madde 121 – Askeri Belgeleri Yakmak, Tahrip Etmek veya Yok Etmek 1.11.4. Madde 122 – Ganimet Suçları 1.11.5. Madde 123 – Seferberlikte Yağma 1.11.6. Madde 125 – Askeri Malları ve Tesisleri Tahrip Etmek 1.11.7. Madde 130 – Askeri Hizmete Ait Malları Kaybetme, Tahrip Etme veya Kişisel Çıkar için Kullanma 1.11.8. Madde 131 – Zimmet 1.11.9. Madde 132 – Askeri Malları Satma veya Rehine Koyma 1.11.10. Madde 133 – Açık Artırmalara Fesat Karıştırma 1.11.11. Madde 134 – İstihkak Hakkından Fazla Alma 1.11.12. Madde 135 – Askerlik İşlerinde Rüşvet 1.11.13. Madde 136 – Dikkatsizlik ve İhmal 1.11.14. Madde 138 – Yasaklanan Askeri Bilgileri Açıklama 1.11.15. Madde 145 – Göz Hapsi Ceza Yerinden Firar 1.12. ONBİRİNCİ FASIL: Harp Esirleri ve Çeşitli Suçlar (m. 150–193) 1.12.1. Madde 150 ve Devamı – Harp Esirlerine İlişkin Suçlar 1.12.2. Ek Maddeler – Sırf Askeri Suçların Tanımı 1.13. Askeri Suçlarda Görevli ve Yetkili Mahkeme 1.14. Uygulamada Yanlış Bilinenler 1.15. Uygulamada En Sık Yapılan Hata 1.15.1. ⚖️ Altın Tavsiye 1.16. Sonuç . Sıkça Sorulan Sorular

Askeri Ceza Kanunu Suçları: Tüm Suç Tipleri, Maddeleri ve Açıklamaları

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki tüm asker kişiler hakkında uygulanacak suçları ve cezaları özel olarak düzenlemiştir. Bu kanun; hıyanet, firar, emre itaatsizlik, üste hakaret, fesat, isyan ve askeri malların kötüye kullanılması gibi çok sayıda suç tipini barındırmakta olup her suç tipi kendi ağırlaştırıcı koşullarıyla birlikte ele alınmıştır. Askeri mahkemelerin 2017 yılında kaldırılmasıyla birlikte bu suçlar artık adliye mahkemelerinde görülmektedir.


Kısaca:

  1. Hukuki Dayanak: 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu (Kabul: 22.05.1930, Son değişiklik: 28.06.2024); sırf askeri suçlar 7329 sayılı Kanun değişikliğiyle ayrıca tanımlanmıştır.
  2. Suç Kategorileri: Hıyanet, firar ve yoklama kaçağı, askerlikten kaçınma, üste karşı suçlar, asta karşı suçlar, fesat ve isyan, karakol/nöbet suçları, askeri mallar ile hizmet suçları.
  3. Başvuru / Dava Yolu: Görevli mahkeme suçun ağırlığına göre Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesi; disiplin cezalarına itirazda idare mahkemesi.

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu, suçları üç temel bölümde ele almaktadır. Birinci bölüm genel esasları, ikinci bölüm cezaları, üçüncü bölüm ise cürümler ve cezaları düzenlemektedir. Suçların büyük çoğunluğu üçüncü bölümde, 54. madde ile başlayan fasıllarda sıralanmaktadır.

Kanundaki suçlar "sırf askeri suçlar" ve "askeri suç benzerleri" olmak üzere iki kategoride değerlendirilmektedir. Sırf askeri suçların tüm unsurları yalnızca Askeri Ceza Kanunu'nda yer alır ve yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilir; firar, emre itaatsizlik, üste hakaret ve askeri isyan bu kategorinin tipik örnekleridir. Askeri suç benzerleri ise unsurları kısmen Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen, ancak kanunun atfı nedeniyle askeri yargılama kapsamına giren suçlardır.

Seferberlik ve savaş dönemi, kanundaki pek çok suç için cezayı önemli ölçüde ağırlaştıran koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Barış döneminde birkaç yıl hapis gerektiren bir eylem, seferberlik ilanından sonra ağır hapis ya da çok daha uzun süreli yaptırımlara dönüşebilmektedir. Bu nedenle suçun işlendiği tarihin ve dönemin her davada ayrıca ve titizlikle belirlenmesi gerekmektedir.

Askeri suç ve cezalar hakkında kapsamlı bilgiye ulaşmak için ana silo yazımızı inceleyebilirsiniz; bu yazıda asli ve fer'i cezaların tüm ayrıntıları ele alınmaktadır.


Hıyanet suçları, Askeri Ceza Kanunu'nda en ağır yaptırımlarla karşılık bulan suç kategorisini oluşturmaktadır. Bu fasılda düzenlenen suçlar doğrudan devletin güvenliğini, askeri savunma kapasitesini ve milli bütünlüğü hedef almaktadır. Seferberlik ya da savaş koşullarında işlenmesi halinde bu suçların büyük çoğunluğu için son derece ağır yaptırımlar öngörülmektedir.

Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerinde düzenlenen vatana ihanet suçlarının asker kişiler tarafından işlenmesi bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. Askeri hizmetle bağlantılı olarak devletin egemenliğini ya da ülke bütünlüğünü tehdit eden eylemler bu kapsamda ele alınmaktadır. Suçun seferberlikte ya da savaş döneminde işlenmesi halinde öngörülen yaptırım son derece ağırdır.

Seferberlikte veya yakın bir savaş tehlikesinin bulunduğu olağanüstü zamanlarda Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddesinde düzenlenen suçları işleyenler harp hıyaneti suçuyla yargılanmaktadır. Bu suçun amacı gerçekleştirilmişse her halükarda ölüm cezası öngörülmüştür; az vahim hallerde ise müebbet ya da on beş yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına hükmedilebilmektedir. Asker kişi tarafından işlenmesi, suçu doğrudan Askeri Ceza Kanunu kapsamına sokmaktadır.

Milli savunma alanındaki gizli bilgi, belge ya da askeri sırların yetkisiz biçimde açıklanması, kopyalanması, düşmana iletilmesi veya bu amaca hizmet eden örgüt kurmak bu madde kapsamında suç olarak tanımlanmaktadır. Suçun niteliği ve işleniş biçimine göre farklı fıkralar uygulanmakta olup seferberlik koşulları yaptırımı önemli ölçüde artırmaktadır. Bu maddedeki suçların kovuşturulması Milli Savunma Bakanı'nın talebine bağlıdır.

Askeri birliklerin savaş hazırlığını, muharebe etkinliğini veya güvenliğini tehlikeye atacak nitelikteki diğer eylemler bu maddede düzenlenmiştir. Askeri tesislere, ikmal hatlarına ya da savunma sistemlerine zarar vermeye yönelik girişimler bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. Kastın ve zararın boyutunun tespiti, yaptırım miktarı açısından belirleyici rol oynamaktadır.


Bu fasıl, askerlik yükümlülüğünden kaçınmak ya da kaçmak amacıyla gerçekleştirilen eylemleri düzenlemektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan askeri suç kategorisini oluşturan bu fasıl, yoklama kaçağı ve bakayadan sözleşerek firara, kaçmayı kolaylaştırmadan esir kaçışına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Esaretten kurtulmak için söz vererek serbest bırakılan harp esirlerinin bu sözü bozarak kaçmaları suç olarak tanımlanmıştır. Verilen sözün bağlayıcılığı ve ihlalinin sonuçları savaş hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Bu eylemin savaş döneminde işlenmesi halinde yaptırım ağırlaşmaktadır.

Komuta ettiği kuvveti, mevkii, gemiyi ya da tayyareyi haksız biçimde düşmana teslim eden komutanlar bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Suçun varlığı için teslimin meşru bir zorunluluktan değil, kasıt ya da ihmalden kaynaklanması gerekmektedir. Kanun, savunulabilir bir mevkiin terk edilmesiyle gerçek bir çaresizlik sonucu yaşanan teslimi birbirinden kesin biçimde ayrıştırmaktadır.

Askerlik yükümlüsü olduğu halde yoklamasını yaptırmayan (yoklama kaçağı), sevke tabi olduğu halde birliğine katılmayan (bakaya) ya da askerlikten kaçınmak amacıyla kaçan (saklı) kişiler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. 7179 sayılı Askeralma Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından bu eylemlerin ilk kez işlenmesi halinde önce idari para cezası verilmekte; ceza kesinleştikten sonra eylemin sürmesi halinde hapis cezası gündeme gelmektedir. Geldikleri ya da yakalandıkları tarihe ve geçen süreye göre ceza miktarı değişmekte; en ağır durumda altı aydan üç yıla kadar hapis öngörülmektedir.

Seferberlik ya da savaş halinde çağrıldıkları halde belirtilen sürede birliklerine katılmayan yedek subaylar ve yedek askeri memurlar bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Geliş biçimine ve gecikme süresine göre farklı ceza dilimleri uygulanmakta; seferberlikte elde edilenlere son derece ağır cezalar öngörülmektedir. Mazeretlerin kabul edilebilirliği hâkimin takdirine bırakılmış olmakla birlikte, sağlık belgeleri ve ulaşım güçlüklerine ilişkin kanıtlar savunmada belirleyici rol oynamaktadır.

Barışta ya da seferberlikte görev yerine gitmeyen ya da göreve başlamayan asker kişiler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Suçun barış döneminde işlenmesi ile seferberlik ya da savaş koşullarında işlenmesi arasında ceza miktarı bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Bu eylemin kasıtla mı yoksa ihmal ya da özür nedeniyle mi gerçekleştiğinin tespiti, davanın seyrini doğrudan etkilemektedir.

Kıtasından veya görevi gereği bulunması gereken yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşan ya da izin, istirahat veya hava değişimi süresini geçiren asker kişiler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşmaktadır. Beraberinde silah, mühimmat veya orduya ait eşya götürmek; hizmet yaparken kaçmak; mükerrir olmak gibi ağırlaştırıcı koşulların varlığında ceza iki yıldan aşağı olamaz. Firar suçu mütemadi nitelikte olduğundan zamanaşımı süresi, birliğe dönüş ya da yakalanma tarihinden işlemeye başlamaktadır.

İzinli olduğu dönemler dışında yurt dışına çıkarak üç günü geçirenler ya da açıkça yabancı bir ülkeye firar edenler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Temel ceza bir yıldan beş yıla kadar hapis olup suçun seferberlik döneminde işlenmesi yaptırımı önemli ölçüde ağırlaştırmaktadır. Pasaport kayıtları, sınır geçiş verileri ve yurt dışındaki konaklamanın belgelenmesi bu davalarda kritik delil niteliği taşımaktadır.

66 ve 67. maddelerdeki süreler dolmadan yakalanan firari asker kişilere iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilmektedir. Beraberinde askeri eşya götürülmüşse gün koşulu aranmaksızın bu hüküm doğrudan uygulanmaktadır. Birliğe gönüllü dönüş ile yakalanma arasındaki ayrım, ceza miktarının belirlenmesinde savunma açısından öne çıkarılması gereken temel noktadır.

Birden fazla asker kişinin önceden anlaşarak birlikte firar etmesi bu maddede ayrıca suç olarak tanımlanmıştır. Toplu hareket etmek cezayı ağırlaştıran bir unsur olarak kabul edilmekte, seferde işlenmesi halinde yaptırım daha da artmaktadır. Her katılımcının rolünün ve anlaşmaya dahil olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

Asker kişileri kaçmaya teşvik edenler, kaçmalarını kolaylaştıranlar ya da kaçakları, bakaya ve yoklama kaçaklarını bilerek işe alan, gizleyen veya çalıştıranlar bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Bu suç sivil kişiler tarafından da işlenebilmekte; iş yeri sahibi ya da yöneticisinin bu kapsamda sorumlu tutulduğu vakalar uygulamada karşılaşılmaktadır. Seferberlikte bu eylemlerin tekerrürü yedi yıla kadar ağır hapisle sonuçlanabilmektedir.

Bildiği firar ya da kaçma eylemini yetkililere bildirmeyen kişiler hakkında bu madde uygulanmaktadır. Öte yandan fesat veya isyana katılan kişilerin nedamet getirerek yetkililere ihbarda bulunması halinde daha az ceza öngörülmektedir. İhbar yükümlülüğünün kapsamının doğru belirlenmesi hem sivil hem de asker kişiler açısından önem taşımaktadır.

Seferberlikte askeri kuvveti zayıflatmaya ya da askerlik yükümlülüğünden kurtulmaya yarayacak gerçeğe aykırı belge düzenleyenler iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezasıyla karşılaşmaktadır. Belgenin resmi niteliği, düzenleyenin statüsü ve belgenin kullanılıp kullanılmadığı ceza miktarını doğrudan etkileyen unsurlar arasındadır. Sahtecilik eyleminin Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrı bir suç oluşturabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Askeri ceza ve tutukevlerinden kaçan asker kişilere asıl cezalarına ek olarak özgürlüğü bağlayıcı ceza verilmektedir. Altı gün veya daha uzun süre devam eden kaçmalarda bu ek ceza bir yıldan az olamaz. Kaçmayı kolaylaştıran ya da ihmal veya kayıtsızlıklarıyla kaçmaya sebep olan infaz görevlileri de aynı kapsamda sorumlu tutulabilmektedir.

Disiplin mahkemeleri veya amirleri tarafından verilen göz ya da oda hapsi cezasının infaz edildiği yeri terk edenlere ya da infaz şartlarına uymayanlara bir aydan altı aya kadar hapis cezası verilmektedir. Altı gün ya da daha uzun süre terk durumunda ceza bir yıldan az olamaz. Kaçmaya aracı olan ya da ihmalden sebebiyet verenler de aynı yaptırıma tabi kılınmaktadır.


Bu fasıldaki suçlar, askerlik yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla bedene veya sağlığa zarar verme ya da hile yollarına başvurma eylemlerini kapsamaktadır. Kanun hem kendini sakatlayan kişiyi hem bu fiile yardım eden kişiyi hem de hileli yollara başvuranı aynı kapsamda cezalandırmaktadır.

Askerlik yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla kendini kasten sakatlayan ya da herhangi bir biçimde askerliğe elverişsiz hale getiren kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaktadır. Kastın varlığı bu suçun oluşması bakımından zorunlu koşuldur; kaza ya da hastalık sonucu ortaya çıkan durumlar bu kapsamda değerlendirilemez. Tıbbi geçmiş kayıtları, hastane belgeleri ve olayın oluş biçimine ilişkin tanıklıklar savunmanın temel dayanaklarını oluşturmaktadır.

  1. maddede belirtilen fiilleri bilerek başka bir kişiye uygulayan kişi, aynı cezaya tabi kılınmıştır. Bu suç sivil kişiler tarafından da işlenebileceğinden yargılama mercii failin statüsüne göre belirlenmektedir. Eylemin karşılıklı anlaşmayla mı yoksa baskı altında mı gerçekleştiğinin tespiti, her iki tarafın hukuki durumunu farklı biçimlerde etkileyebilmektedir.

Askerlik yükümlülüğünden kurtulmak amacıyla sahte belge düzenleme, rüşvet verme, kimlik değiştirme ya da benzeri hileli yollara başvurma bu madde kapsamında suç sayılmaktadır. Hilenin türü ve sonucunun doğup doğmadığı ceza miktarını doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu eylem, TCK kapsamında sahtecilik veya dolandırıcılık gibi ayrı suçları da gündeme getirebilmektedir.


Bu fasıl, askeri hiyerarşi içinde amir ve üstlere yönelik eylemleri kapsamaktadır. Tehditten hakarete, emre itaatsizlikten silahlı taarruza uzanan geniş bir yelpazede suç tiplerini barındıran bu fasıl, uygulamada en çok dava açılan alanlardan birini oluşturmaktadır.

Askeri ceza davası süreçlerinde bu fasıldaki suçlamalar çoğunlukla disiplin süreciyle eş zamanlı yürütüldüğünden, her iki süreçteki beyanların birbirini etkileyebileceği göz ardı edilmemelidir.

Amire ya da üste yönelik tehdit içeren söz, yazı veya eylemler bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. Tehdidin hizmet sırasında ya da hizmete bağlı bir nedenle yapılması ağırlaştırıcı koşul olarak düzenlenmiş; seferberlik döneminde işlenmesi halinde ceza önemli ölçüde artmaktadır. Tehdidin ciddiyeti, gerçekleştirilebilirliği ve failin kastının varlığı mahkeme tarafından bir bütün olarak değerlendirilmektedir.

Doğru olmadığını bilerek gerçeğe aykırı iddialarla şikayette bulunan kişiler üç aya kadar hapis cezasıyla karşılaşmaktadır. Bu hüküm, askeri hiyerarşi içinde şikayet mekanizmasının kötüye kullanılmasını önlemeye yönelik olarak düzenlenmiştir. Şikayetin içeriğinin gerçek olmadığına ilişkin kastın ispatı bu suçun temel unsurunu oluşturmaktadır.

Bir amire ya da üste hakaret eden kişi üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaktadır. Hakaretin hizmet esnasında ya da hizmete ilişkin bir işlem nedeniyle gerçekleşmesi cezayı altı aydan üç yıla çıkarmakta; belirli bir maddi unsurla ya da kamuya açık yayın araçlarıyla yapılan hakarette ise bir yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmektedir. Söylemin geçtiği ortam, kullanılan ifadeler ve ast-üst ilişkisinin somut koşulları mahkemece bütünsel olarak değerlendirilmektedir.

Hizmete ilişkin emri hiç yerine getirmeyen asker kişi bir aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaktadır. Emri söz ya da fiiliyle açıkça reddeden ya da tekrar edilmesine karşın uymayan kişilere üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Seferberlik koşullarında bu suçun işlenmesi cezayı beş yıla, düşman karşısında işlenmesi ise on yıla kadar ağır hapise çıkarmaktadır.

87. maddede belirtilen itaatsizlik eylemlerinin toplu asker karşısında, hizmetten savuşmak amacıyla ya da silahlı olarak gerçekleştirilmesi bu maddede ayrıca ve daha ağır yaptırımlarla düzenlenmiştir. Toplu asker kavramı kanunda en az yedi askeri şahsın bulunması biçiminde tanımlanmış olup bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin somut olayda titizlikle belirlenmesi gerekmektedir. Silahın fail üzerinde bulunması ya da bu anlama gelen koşulların varlığı da cezayı artıran etkenler arasındadır.

Emre itaatsizlik sonucunda bir insanın hayatının tehlikeye girmesi, birliğin güvenliği ya da savaş hazırlığının ihlali, büyük bir zararın meydana gelmesi ya da başkasının malına ciddi zarar verilmesi halinde bir yıldan on yıla kadar hapis, seferberlikte iki yıldan on beş yıla kadar ağır hapis cezası öngörülmektedir. Bu madde, sonucu ağırlaştırılmış bir suç tipi niteliği taşımakta olup zararın boyutunun ve nedensellik bağının mahkemece ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Delil olarak birlik raporları, kaza tutanakları ve tanıklıklar belirleyici değer taşımaktadır.

Astın, üstünün bir emri ya da yetkili bir işlemi yerine getirmesini engellemek amacıyla güç ya da şiddet uygulaması mukavemet suçunu oluşturmaktadır. Bu eylem üste hakaret ve fiili taarruz suçlarından ayrı tutulmuş; aralarındaki sınır uygulamada zaman zaman tartışma konusu olmuştur. Seferberlik koşullarında ya da silahlı olarak işlenmesi yaptırımı önemli ölçüde artırmaktadır.

Amire ya da üste doğrudan fiziksel saldırıda bulunanlar bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Saldırının silahlı olarak, hizmet esnasında ya da toplu asker karşısında gerçekleşmesi beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına yol açmaktadır. Seferberlikte gerçekleştirilen taarruzda yirmi yıldan az olmamak üzere ağır hapis; amir ya da üstün ölümüne yol açması halinde ise en ağır yaptırımlar devreye girmektedir.


Bu fasıl, askeri hiyerarşinin hem yukarıdan aşağıya hem de aşağıdan yukarıya işleyen boyutunu korumaktadır. Üstlerin asta yönelik hakaret, müessir fiil ve memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma eylemleri bu kapsamda düzenlenmiştir.

Astına hakaret eden amir ya da üst bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Hakareti işleyen kişinin rütbesi ve kullandığı yetkinin kapsamı ceza miktarını doğrudan etkilemektedir. Özellikle toplu asker önünde yapılan ya da hizmet esnasındaki hakaret eylemleri ağırlaştırıcı koşul olarak değerlendirilmektedir.

Astına bedensel zarar veren amir ya da üstler bu madde kapsamında cezalandırılmaktadır. Fiilin hizmet esnasında ya da hizmetle bağlantılı bir nedenle işlenmesi yaptırımı artırmaktadır. Bu suç türünde seferberlik koşullarının varlığı da ağırlaştırıcı etken olarak dikkate alınmaktadır.

Yetkisi olmadığı halde ya da haksız biçimde ast hakkında disiplin cezası veren amirler bu madde kapsamında sorumlu tutulmaktadır. Memuriyet nüfuzunun haksız biçimde kullanılması da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Verilen cezanın hukuki dayanaktan yoksun olması ya da kişisel amaçla uygulanması, suçun maddi unsurunun temelini oluşturmaktadır.

Yetkilerini kişisel çıkar sağlamak, başkalarına zarar vermek ya da kanunun öngörmediği biçimlerde kullanan amir ve üstler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Suçun tespitinde, yetkinin kullanım biçimi ve bu kullanımdan doğan somut sonuçlar belirleyici ölçüt olarak benimsenmektedir. İdari sicil kayıtları, yazışmalar ve tanıklıklar bu davalarda önemli delil değeri taşımaktadır.


Fesat ve askeri isyan, 1632 sayılı Kanun'un en ağır suç tiplerini barındıran faslını oluşturmaktadır. Bu suçlarda toplu hareket etmek, organizasyonun varlığı ve kişinin siyasi ya da ideolojik motivasyonu doğrudan ceza miktarını etkilemektedir. Seferberlik ya da düşman karşısında işlenmesi yaptırımı son derece ağırlaştırmaktadır.

Birden fazla kişinin anlaşarak askeri disiplini bozmak, amirlere karşı çıkmak ya da kanuna aykırı toplu eylem yapmak amacıyla bir araya gelmesi fesat suçunu oluşturmaktadır. Suçun hazırlık aşamasında kalması ile fiilen icra edilmesi arasındaki ayrım ceza miktarını belirlemektedir. Organizasyonun kurucusu, yöneticisi ya da katılımcı olması da ayrı ceza dilimlerine karşılık gelmektedir.

Fesat girişiminden haberdar olan ancak bunu yetkili mercilere bildirmeyen kişiler bu madde kapsamında suçlu sayılmaktadır. Bu düzenleme, ihbar yükümlülüğünü hem asker hem de belirli koşullarda sivil kişilere yüklemektedir. İhbarın ne zaman yapıldığının ve kişinin bilgisinin hangi aşamada oluştuğunun tespiti savunma açısından kritik önem taşımaktadır.

Birden fazla askeri şahsın gürültü ve kargaşa ortamında ya da açıkça toplanarak amire itaatsizlik, mukavemet ya da taarruz için birlikte harekete geçmesi askeri isyan olarak tanımlanmaktadır. Bu suç, fesattan daha ileri bir aşamayı ifade etmekte olup toplu ve aleni niteliği cezayı ağırlaştıran temel unsurdur. Suçun seferberlikte işlenmesi halinde çok daha ağır yaptırımlar devreye girmektedir.

İsyanı organize eden, kışkırtan ya da başını çeken kişiler salt katılımcılardan farklı ve daha ağır bir yaptırımla karşılaşmaktadır. Bu maddede öngörülen ceza, münferiden yapılan eylem müebbet ağır hapsi gerektirmiyorsa on yıldan az olmamak üzere muvakkat ağır hapis olarak belirlenmiştir. Kişinin isyandaki rolünün somut biçimde ortaya konulması savunmanın odak noktasını oluşturmaktadır.

Askeri isyanın düşman karşısında gerçekleşmesi bu maddede ayrıca düzenlenmiş ve olağanüstü ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Bu koşulun varlığı suçun niteliğini temelden değiştirmekte ve ceza rejimini en üst sınıra taşımaktadır. Suçun işlendiği tarihteki muharebe koşullarının ve düşman temasının belgelenmesi hem suçlama hem de savunma açısından hayati önem taşımaktadır.

Fesat ya da askeri isyana katılan kişilerden, amirlere zorla müessir fiil uygulamadan önce pişmanlık duyarak intizam ve disipline dönenler için daha düşük ceza öngörülmüştür. Bu hüküm, suça katılımı sonlandırmanın ve yetkililere ihbarda bulunmanın savunma stratejisi açısından önemini vurgulamaktadır. Nedametin samimi olup olmadığı ve geri dönüşün zamanı bu indirim hükmünün uygulanmasında belirleyici etkenlerdir.

Fesat ya da isyana katılıp aynı zamanda amir ya da üstüne karşı zorla müessir fiil uygulayan kişiler bu maddede ayrıca cezalandırılmıştır. Birden fazla suçun bir arada oluşması, ceza hesabında özel kurallara tabi kılınmaktadır. Her eylemin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve içtima kurallarının doğru uygulanması savunma stratejisinde belirleyici rol oynamaktadır.


Bu fasıl, askeri güvenlik ve düzenin en ön safhasını oluşturan karakol, nöbetçi ve devriyeye yönelik eylemleri düzenlemektedir. Söz konusu görevlilere yöneltilen her türlü hakaret, mukavemet ya da saldırı, amire karşı yapılmış gibi değerlendirilmekte ve aynı yaptırıma tabi kılınmaktadır.

Askeri karakola, nöbetçiye ya da devriyeye hakaret eden, bunları dinlemeyen, mukavemet gösteren ya da fiilen saldıran kişiler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Bu suç, amire karşı yapılmış sayılarak 85, 90 ve 91. maddelerdeki karşılıklarıyla aynı yaptırıma bağlanmaktadır. Suçun sivil kişiler tarafından da işlenebileceği akılda tutulmalıdır.

Nöbetçinin verdiği durdur uyarısına rağmen firar eden ya da nöbetçiyi engelleyen kişiler bu madde kapsamında ayrıca suçlu sayılmaktadır. Nöbetçinin yaralama ya da silah kullanmasına zemin hazırlayan bu tür eylemler ağırlaştırıcı koşullar altında değerlendirilmektedir. Olayın yaşandığı ortam, saat ve nöbetçinin aldığı eğitimin usule uygunluğu savunmada incelenmesi gereken unsurlardır.

Nöbet görevini terk eden ya da nöbet esnasında uyuyan askeri personel bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Seferberlikte ya da savaş koşullarında bu fiilin işlenmesi, barış dönemine kıyasla çok daha ağır yaptırımlarla karşılık bulmaktadır. Sağlık durumunun ve içinde bulunulan koşulların savunmada gündeme getirilmesi, cezanın bireyselleştirilmesine zemin hazırlayabilmektedir.


Bu fasılda, komutanların ya da görevli personelin savunma sorumluluğunu terk etmesi ya da haksız biçimde teslim olmasına ilişkin suçlar düzenlenmiştir. Savaş hukukunun temel ilkelerini yansıtan bu hükümler, savunma pozisyonlarının korunması yükümlülüğünü hukuki yaptırıma bağlamaktadır.

Bir komutanın savunulabilir durumda olan mevkiini haklı bir neden olmaksızın düşmana teslim etmesi ya da terk etmesi bu madde kapsamında suç sayılmaktadır. Teslimin zorunlu bir çaresizliğin ürünü mü yoksa iradenin bir sonucu mu olduğunun belirlenmesi bu suçun en tartışmalı boyutunu oluşturmaktadır. Savaş günlükleri, muharebe raporları ve emir kayıtları bu davalarda temel delil kaynakları arasındadır.

Üstün çabayı zorunlu kılan durumda dahi gerekli önlemleri almayan ve bu ihmal sonucunda mevkiin düşmana geçmesine zemin hazırlayan komutanlar bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Kastın değil ihmalin esas alınması bu suçu nitelik itibarıyla 109. maddeden ayırmaktadır. Savunma stratejisinin, yapılan hazırlıkların ve alınan önlemlerin belgelenmesi mahkemede belirleyici delil değeri taşımaktadır.

Zorunlu bir neden olmaksızın silah, cephane ya da askeri teçhizatı düşmana ya da yetkisiz kişilere teslim eden kişiler bu madde kapsamında suçlu sayılmaktadır. Teslim edilen silahın türü ve miktarı ile bunun savaş gidişatına olan etkisi yaptırım miktarını doğrudan belirlemektedir. Teslim kararının emir altında mı alındığı yoksa kişisel inisiyatif sonucunda mı gerçekleştiği savunmada öncelikle incelenmesi gereken konular arasındadır.

Komuta ettiği kuvvetin sancağını, bayrağını ya da bir savaş gemisini düşmana teslim eden komutan bu madde kapsamında ağır biçimde yargılanmaktadır. Askeri semboller ve savunma araçlarının teslimi, salt maddi değerinin çok ötesinde hukuki ve sembolik anlam taşıdığından kanunda özel olarak düzenlenmiştir. Teslimin koşulları ve emrin alınıp alınmadığı bu davalarda titizlikle değerlendirilmektedir.


Bu fasılda askeri belgelerin tahrifi, yanlış rapor verilmesi ve gerçeğe aykırı ihbar gibi suçlar düzenlenmiştir. Askeri bürokrasinin işleyişini bozan bu eylemler, hem bireysel hakları hem de askeri sistemin bütününü tehdit ettiğinden özel yaptırımlara tabi kılınmıştır.

Askeri amaçlarla sahte belge düzenleyen, kullanan ya da bunu emreden kişiler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Sahte belgenin türü, amacı ve sonucunun gerçekleşip gerçekleşmediği ceza miktarını belirlemektedir. Bu eylem aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunu da gündeme getirebileceğinden her iki kanunun birlikte incelenmesi gerekmektedir.

Kasıtlı olarak gerçeğe aykırı askeri rapor düzenleyenler ya da üstlerine yanlış bilgi sunanlar bu madde kapsamında cezalandırılmaktadır. Raporun içeriğine dayanılarak alınan kararlar ya da ortaya çıkan zararlar yaptırımı ağırlaştıran etkenler arasında sayılmaktadır. Seferberlik döneminde verilen yanlış raporların askeri kuvveti zayıflatacak sonuçlar doğurması ek suç oluşturabilmektedir.

Doğru olmadığını bilerek gerçeğe aykırı biçimde şikayette bulunan ya da ihbarda bulunan kişiler bu madde kapsamında sorumlu tutulmaktadır. Bu hüküm, askeri ihbar mekanizmasının kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla düzenlenmiştir. İhbarın içeriğinin asılsız olduğuna ve failin bu asılsızlıktan haberdar bulunduğuna ilişkin kastın ispatı suçun temel unsurunu oluşturmaktadır.


Bu fasıl, askeri hizmetin işleyişine zarar veren çok sayıda farklı eylemi kapsamaktadır. Nöbetin terk edilmesinden askeri malların tahrip edilmesine, zimmetten rüşvete kadar uzanan bu geniş yelpaze, kanunun en kapsamlı bölümünü oluşturmaktadır.

Nöbet karakolunun kaçması, dağılması ya da görevini terk etmesi bu maddede özel olarak düzenlenmiştir. Bu eylem aynı zamanda karakol amirinin sorumluluğunu da doğurmaktadır; kaçmayı önlemeyen ya da önlem almayan amir de bu kapsamda yargılanabilmektedir. Seferberlikte ya da düşman karşısında gerçekleşmesi yaptırımı son derece ağırlaştırmaktadır.

Askeri muamele, teşkilat, harekât, tesisat ya da tertibata ilişkin bilgileri yetkisi olmaksızın açıklayan, yazıya döken ya da kamuya duyuran kişiler altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaktadır. Bu madde, özellikle basın ve sosyal medya yoluyla yapılan açıklamalar açısından sıklıkla gündeme gelmektedir. Açıklanan bilginin hangi düzeyde gizlilik taşıdığı ve kişinin bu bilgiye nasıl ulaştığı suçun ağırlığını belirleyen etkenlerdir.

Askerliğe ve hesap işlerine ait defterleri, vesikaları, harita ve şekilleri kötü niyetle tahrip eden, yakan ya da yok eden kişiler on yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşmaktadır. Belgelerin düşman eline geçmesini önlemek amacıyla zorunluluktan imha edilmesi ise suç sayılmamaktadır. Kastın ve niyetin belirlenmesi bu suçta savunmanın odak noktasını oluşturmaktadır.

Seferberlikte ganimet almak kastıyla kıtasından uzaklaşan ya da ganimet hukukuna tabi bir şeyi yetkisiz biçimde sahiplenen asker kişi üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaktadır. Bu hüküm, savaş hukukunun temel kurallarından birini iç hukukta yaptırıma bağlamaktadır. Eylemin bireysel olarak mı yoksa organize bir şekilde mi gerçekleştiği ceza miktarını doğrudan etkilemektedir.

Seferberlik koşullarında halkın mallarını ya da sivil mülkleri yağmalayan asker kişiler ağır hapis cezasıyla yargılanmaktadır. Bu eylem hem askeri disiplini hem de sivil halkın güvenliğini doğrudan tehdit ettiğinden kanunda özel ve ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Eylemin bireysel bir girişim mi yoksa organize bir hareketin parçası mı olduğu sorumluluğun kapsamını belirlemektedir.

Askeri malları, teçhizatı, araçları ya da tesisleri bilerek tahrip eden ya da kullanılamaz hale getiren asker kişiler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Tahribin kapsamı, verilen zararın büyüklüğü ve eylemin kastın ürünü mü yoksa ihmalden mi kaynaklandığı ceza miktarını doğrudan belirlemektedir. Seferberlikte ya da düşman karşısında gerçekleşmesi yaptırımı önemli ölçüde artırmaktadır.

Askeri hizmete mahsus bir eşyayı makul bir neden olmaksızın kaybeden, kasten tahrip eden, terk eden ya da kişisel çıkar amacıyla kullanan kişiler şeyin değerine göre kısa hapisten ağır hapse kadar değişen cezalara çarptırılmaktadır. Bu madde, en sık dava konusu olan maddeler arasında yer almakta olup özellikle silah ve teçhizat kaybı vakalarında sıklıkla uygulanmaktadır. Kaybın nasıl gerçekleştiğinin ve kişinin bu konudaki özeni ya da ihmalinin belgelenmesi savunmada kritik önem taşımaktadır.

Göreviyle bağlantılı olarak teslim aldığı ya da muhafazasına bırakılan askeri malları sahiplenen ya da kişisel çıkar amacıyla kullanan asker kişiler zimmet suçuyla yüz yüze gelmektedir. Askeri zimmet suçu hem Askeri Ceza Kanunu hem de Türk Ceza Kanunu hükümleriyle bağlantılı olarak değerlendirilmektedir. Zimmete geçirilen mal miktarı ve bu miktarın geri ödenmesinin ceza üzerindeki etkisi savunmada değerlendirilmesi gereken temel noktalardandır.

Göreviyle ilgili teslim aldığı silah, teçhizat ya da diğer askeri malları yetkisiz biçimde satan, başkasına devreden ya da rehine koyan asker kişiler bu madde kapsamında cezalandırılmaktadır. Eylemin kasıtla mı, ihtiyaçtan mı yoksa üçüncü kişilerin baskısıyla mı gerçekleştiği savunmada öne çıkarılması gereken unsurlardandır. Seferberlikte bu eylemlerin işlenmesi yaptırımı önemli ölçüde artırmaktadır.

Askeri alımlara, satımlara ya da ihalelere fesat karıştıran ya da bunları haksız yollarla etkileyen kişiler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Bu suç hem asker kişi hem de belirli koşullarda sivil kişi tarafından işlenebilen karma nitelikte bir suç tipidir. İhaleye katılan diğer kişilerin ve ilgili yöneticilerin beyanları bu davalarda önemli delil değeri taşımaktadır.

Personelin erzak, ikmal ya da diğer istihkaklarını haksız biçimde fazla alan ya da talep eden görevliler bu madde kapsamında sorumlu tutulmaktadır. Suçun tespitinde kayıt belgeleri, dağıtım listeleri ve imza tutanakları temel delil kaynaklarını oluşturmaktadır. Eylemin sistematik mi yoksa tek seferlik mi olduğu ceza miktarını doğrudan etkilemektedir.

Askerlik yükümlülükleri ya da askeri işlemlerle ilgili rüşvet alan ya da vaat eden kişiler bu madde kapsamında yargılanmaktadır. Rüşveti veren ile alan her ikisi de suç ortağı olarak değerlendirilmekte; her iki tarafın ayrı ayrı yargılanması gerekmektedir. Ceza miktarı rüşvetin niteliğine ve bu eylem aracılığıyla elde edilen haksız menfaatin boyutuna göre belirlenmektedir.

Askeri hizmetin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeyerek zarar veren ya da tehlikeye yol açan asker kişiler bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. Kasıt yerine taksirin esas alındığı bu suç tipinde eylemin sonuçları ve zararın büyüklüğü belirleyici rol oynamaktadır. Seferberlikte dikkatsizliğin askeri birliğin muharebe hazırlığına doğrudan zarar verdiği durumlarda yaptırım önemli ölçüde ağırlaşmaktadır.

Askeri sır niteliğindeki bilgileri yetkisiz kişilere açıklayan ya da bu bilgileri kendi çıkarı için kullanan kişiler bu madde kapsamında sorumlu tutulmaktadır. Açıklanan bilginin hangi gizlilik derecesinde olduğu ve kişinin bu bilgiye erişim yetkisini hangi görevle edindiği suçun ağırlığını belirlemektedir. Sosyal medya, basın ya da özel görüşmeler yoluyla yapılan açıklamalar bu madde kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Ceza mahkûmiyetinin infazı sırasında gözetim altında bulunduğu yerden kaçan kişiler asıl cezalarına ek yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Bu eylem hem kaçmanın kendisi hem de cezanın infazını engelleme bakımından değerlendirilen bileşik bir suç tipidir. Kaçmanın süresi ve biçimi uygulanan ek yaptırımın belirlenmesinde esas alınmaktadır.


Kanunun bu bölümü, harp esirlerine ilişkin suçları, seferberlikte özel suçları ve askeri yükümlülüklere ilişkin çeşitli düzenlemeleri kapsamaktadır. Bu fasıldaki bazı maddeler kısmen ya da tamamen yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte aktif hükümleri uygulamada önemini korumaktadır.

Harp esirlerine karşı işlenen suçlar, esir muamelesine ilişkin uluslararası hukuk kurallarıyla birlikte değerlendirilmektedir. Esirin iyi muamele hakkının çiğnenmesi hem ulusal hem de uluslararası hukuk kapsamında sonuçlar doğurabilmektedir. Bu alanda ortaya çıkan uyuşmazlıklar hem askeri ceza hukukunu hem de uluslararası insancıl hukuku ilgilendirdiğinden davalar özellikle karmaşık bir yapı kazanmaktadır.

7329 sayılı Kanun ile Askeri Ceza Kanunu'na eklenen Ek Madde 11, sırf askeri suçların hangileri olduğunu açıkça listelemiştir. Bu düzenleme öncesinde hangi suçun sırf askeri suç sayılacağına ilişkin uyuşmazlıkların hâkim takdirine bırakılmış olması ciddi tutarsızlıklara yol açmaktaydı. Sırf askeri suçlarda Türk Ceza Kanunu'nun zamanaşımını kesen bazı hükümleri uygulanmamaktadır; bu durum savunma stratejisi açısından önemli bir avantaj sağlayabilmektedir.


2017 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle askeri mahkemeler tamamen kaldırılmış; 28.07.2017 tarihinden itibaren tüm askeri suçlar sivil mahkemelerde görülmektedir. Suçun ağırlığına göre görevli mahkeme Asliye Ceza ya da Ağır Ceza Mahkemesi olarak belirlenmektedir. Yetki ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine ait olmakla birlikte bazı özel durumlarda bu kuralla bağdaşmayan yer yetkileri gündeme gelebilmektedir.

Disiplin cezalarına karşı açılan iptal davalarında ise görevli mahkeme idare mahkemesidir. Aynı eylemden hem cezai hem de idari sürecin başlatılması halinde her iki yargı kolunun ayrı ayrı takip edilmesi zorunlu olmaktadır. Bu ikili yapının doğru kavranması, dava sürecinin sağlıklı biçimde yönetilmesi açısından belirleyici önem taşımaktadır.

Deneyimli bir askeri avukat eşliğinde yürütülen savunma, hem cezai hem de idari süreçlerin koordineli biçimde yönetilmesini sağlayarak telafi edilmesi güç hak kayıplarının önüne geçmektedir.


"Disiplin ile ceza süreci aynı şeydir." Yanlış. İdari disiplin cezaları 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu kapsamında amir ve kurullarca verilmekte; itiraz yolu idare mahkemesidir. Cezai süreç ise Askeri Ceza Kanunu kapsamında adliye mahkemelerinde yürütülmektedir. Aynı eylem her iki süreci aynı anda başlatabilmekte; ancak itiraz ve savunma yolları birbirinden tamamen farklıdır.

"Askeri mahkemelerde yargılanacağım." Yanlış. Askeri mahkemeler 2017 yılında anayasa değişikliğiyle kaldırılmıştır. Tüm askeri suçlar artık asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde görülmektedir.

"Gün unsuru dolmadan firar suçu oluşmaz." Kısmen doğru, ancak bazı hallerde gün unsuru aranmamaktadır. Silah ya da askeri eşyayla birlikte kıtadan ayrılmak bu koşulun istisnasını oluşturmaktadır; bu halde gün koşulu beklenmeksizin hemen işlem yapılmaktadır.

"Sırf askeri suçlarda uzlaşma mümkündür." Yanlış. Sırf askeri suçların büyük çoğunluğu resen kovuşturmaya tabidir; şikâyete bağlı değildir. Uzlaşma kurumu bu suçlar bakımından kural olarak uygulanmamaktadır.

"Hıyanet suçlarında da zamanaşımı işler." Yanlış. Hıyanet cürümleriyle sanık ve mahkûm olanlara karşı zamanaşımı işlememektedir; bu suçlar için dava ya da ceza her zaman takip edilebilmektedir.


Askeri ceza davalarında karşılaşılan en kritik hata, disiplin ifadesinin cezai süreci dikkate almaksızın verilmesidir. Kişi disiplin soruşturmasında kapsamlı bir ifade verir; daha sonra bu ifade ceza yargılamasında aleyhte delil olarak değerlendirilir. Her iki süreçte verilecek ifadelerin birbiriyle çelişmemesi ve her birinin kendi hukuki çerçevesinde kurgulanması şarttır. Hukuki destek alınmadan verilen ilk ifadelerin sonradan geri alınmasının son derece güç olduğu uygulamada sıklıkla görülmektedir.


Askeri Ceza Kanunu, barış ve seferberlik dönemlerine özgü farklı yaptırım rejimleri içermektedir. Suçun işlendiği tarih, kişinin statüsü ve seferberlik koşullarının varlığı ceza miktarını kökten değiştirebilmektedir. Disiplin ve ceza süreçleri çoğu zaman eş zamanlı yürütülmekte; birinde yapılan açıklamalar diğerini doğrudan etkilemektedir. İfade aşamasından önce hukuki destek almadan hareket etmek, telafi edilmesi son derece güç hak kayıplarına zemin hazırlamaktadır. Görev emirleri, sağlık kayıtları, nöbet çizelgeleri ve birliğe dönüş belgelerini muhafaza etmeniz büyük önem taşımaktadır.


1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki suç tiplerini on bir ayrı fasılda, yüzü aşkın maddede ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Hıyanetten firara, emre itaatsizlikten rüşvete, karakol suçlarından müstahkem mevki teslimlerine kadar uzanan bu geniş yelpaze, sivil hukuktaki pek çok suçun çok üzerinde özel bilgi gerektirmektedir.

Her suç tipinin kendi ağırlaştırıcı koşulları, seferberlik hükümleri ve zamanaşımı kuralları bulunmaktadır. Disiplin ve ceza süreçlerinin iç içe geçmesi, birinde yapılan beyanın diğerini etkilemesi ve suçun işlendiği dönemin yaptırım üzerindeki belirleyici etkisi bu davaları olağan ceza davalarından köklü biçimde ayırmaktadır.

Daha ayrıntılı bilgi için Askeri Ceza Kanununda Düzenlenen Cezalar başlıklı ana yazımızı incelemenizi öneririz. Somut durumunuzun ayrıca ve titizlikle değerlendirilmesi, bu yazıdaki genel açıklamalardan çok daha isabetli bir rehberlik sağlayacaktır.


Yazar: Av. Emre Asan | Mil Hukuk & Danışmanlık

Bu içerik, Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu'nun fiilen yürüttüğü dava dosyaları, güncel mevzuat ve yargı kararları dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kanun 193 esas madde ile çok sayıda ek maddeden oluşmaktadır. Bununla birlikte bazı maddeler çeşitli kanun değişiklikleriyle yürürlükten kaldırılmış ya da kısmen değiştirilmiştir. Aktif olarak uygulanan maddeler, 7329 sayılı Kanun değişikliği dahil 28.06.2024 tarihine kadar yapılan değişikliklerle şekillenmektedir.

Zamanaşımı süresi suçun öngördüğü azami cezaya göre Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi çerçevesinde belirlenmektedir. Firar gibi mütemadi suçlarda süre birliğe dönüş ya da yakalanma tarihinden itibaren işlemeye başlar. Hıyanet suçlarında ise zamanaşımı uygulanmamaktadır.

Yoklama kaçağı, askerlik yükümlüsünün yoklama döneminde yoklamasını yaptırmamasıdır. Bakaya ise sevke tabi olduğu halde birliğine katılmayan ya da sevkini yaptırmayan kişinin durumunu ifade etmektedir. Her iki eylem de günümüzde önce idari para cezasına, ardından ceza yaptırımına konu olmaktadır.

Üste hakaret 85. maddede, asta hakaret ise 92. maddede ayrı ayrı düzenlenmiştir. Her iki suç da benzer unsurlar taşımakla birlikte ast-üst ilişkisi kurulma biçimi ve yaptırım miktarı bakımından farklılıklar barındırmaktadır. Özellikle hizmet esnasında yapılan hakaret her iki suçta da cezayı artıran koşul olarak öngörülmüştür.

Çoğu askeri suç resen kovuşturulmaktadır; şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle mağdurun ya da şikâyetçinin beyanından vazgeçmesi kural olarak kovuşturmayı sona erdirmemektedir. Bazı askeri suç benzerlerinde ise şikâyet ya da izin koşulu aranabilmektedir.

Hıyanet suçları Askeri Ceza Kanunu'nun 54-57. maddelerinde, casusluk ise daha geniş kapsamda hem bu maddeler hem de Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Askeri personelin işlemesi hâlinde casusluk, Askeri Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerindeki atıf aracılığıyla askeri suç niteliği kazanmaktadır.

Bazı suçlarda kanun açıkça nedamet indirimini düzenlemiştir. Fesat ve isyana katılıp nedamet gösteren kişilere uygulanan 103. madde bu düzenlemenin en belirgin örneğini oluşturmaktadır. Firar suçunda ise birliğe gönüllü dönüş zamanı ve biçimi, ceza miktarının belirlenmesinde önemli bir değişken olarak dikkate alınmaktadır.

Soruşturma başlar başlamaz, ifade alınmadan önce hukuki destek alınması en güvenli yaklaşımdır. İlk ifade ve savunma beyanları sonraki tüm süreci doğrudan etkileyebilmektedir. Disiplin soruşturmasında verilen beyanların ceza yargılamasına taşınma ihtimali, erken aşamada askeri ceza avukatı desteğini zorunlu kılmaktadır.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.