Randevu Al

İletişim Bilgileri

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması

Ana Sayfa Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması
Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması
  • Yayın Tarihi: 13.01.2026
  • Değiştirme Tarihi: 25.08.2026
  • Yazar: Av. Bilgehan UTKU
1. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Nedir? 1.1. İki İşlem Neden Ayrı Ayrı Düzenlenmiştir? 2. Arşiv Araştırması Nedir? 3. Güvenlik Soruşturması Nedir? 4. Arşiv Araştırması ile Güvenlik Soruşturması Arasındaki Fark Nedir? 5. 7315 Sayılı Kanun Neyi Düzenler? 6. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği Neyi Düzenler? 7. Kimler Hakkında Arşiv Araştırması Yapılır? 8. Kimler Hakkında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Birlikte Yapılır? 9. Güvenlik Soruşturmasını ve Arşiv Araştırmasını Kim Yapar? 10. Arşiv Araştırmasında Nelere Bakılır? 11. Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılır? 12. Olgusal Veri Nedir ve Neden Önemlidir? 13. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Ne Kadar Sürer? 14. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında Kişisel Veriler Nasıl Korunur? 14.1. Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Erişim 14.2. Veri Güvenliği ve Gizlilik 14.3. Verilerin Silinmesi ve Yok Edilmesi 14.4. Veri Koruma Güvenceleri Neden Bu Kanunda Yer Alır? 15. Değerlendirme Komisyonu Nedir ve Ne Yapar? 16. Değerlendirme Komisyonu Nihai Kararı mı Verir? 16.1. Komisyon Değerlendirmesi Dava Konusu Edilebilir mi? 17. Güvenlik Soruşturmasında Olduğumu Nasıl Anlarım? 18. Güvenlik Soruşturması Hangi Durumlarda Olumsuz Çıkar? 19. Özel Durumlarda Hangi Rehbere Bakılmalıdır? 20. 7315 Sayılı Kanun Anayasa Mahkemesi Tarafından Nasıl Değerlendirildi? 21. Güvenlik Soruşturması Mevzuatında 2021–2026 Arasında Neler Değişti? 22. Güvenlik Soruşturması veya Arşiv Araştırması Olumsuz Değerlendirilirse Ne Yapılır? 22.1. Nihai İşlemi ve Bildirim Tarihini Belirleyin 22.2. İdarî Başvuru Zorunlu mu? 22.3. İptal Davası 22.4. Yürütmenin Durdurulması 22.5. Gizli Belgelerin Yargısal Denetimi 22.6. 2026'da Kararın Uygulanması 23. Mahkeme Güvenlik Soruşturması Davasında Neyi Denetler? 24. Uygulamada Yanlış Bilinenler 25. Sonuç . Sıkça Sorulan Sorular

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, kamu görevine alınacak kişiler hakkında 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülen iki ayrı idarî incelemedir. Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bakılmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. Güvenlik soruşturması ise Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan görev ve birimler ile özel kanunlarında öngörülen kişiler bakımından, arşiv araştırmasına ek olarak yapılır.

Kısaca

  • Kimlere yapılır: 7315 m.3 uyarınca arşiv araştırması ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır; güvenlik soruşturması m.3/2'de sayılan gruplar ile özel kanunlarında öngörülenler bakımından buna ek olarak yürütülür.
  • Arşiv araştırmasında ne incelenir: m.4 uyarınca adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı, hakkında tahdit bulunup bulunmadığı, kesinleşmiş mahkeme kararları ile Kanunda sayılan Ceza Muhakemesi Kanunu kararları ve soruşturma-kovuşturmalardaki olgular, kamu görevinden çıkarılma veya kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası.
  • Güvenlik soruşturmasında ne incelenir: m.5 uyarınca görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal veriler, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişik ile terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak.
  • Kim yapar: m.6 uyarınca Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri.
  • Süre: Yönetmelikte arşiv araştırması sonucunun en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonucunun en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilmesi öngörülmüştür; bunlar dava açma süresi değildir.
  • Değerlendirme Komisyonu: m.7 uyarınca kendisine iletilen olgusal verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar; nihai atama veya atamama işlemini tesis eden makam değildir.
  • Kişisel veriler: m.8-10 uyarınca veriler amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü kullanılır; amaç ortadan kalktığında veya her hâlde iki yıl sonunda silinir ya da yok edilir.
  • Yargı yolu: Olumsuz değerlendirmeye dayanılarak tesis edilen kesin ve icraî nihai işlem, idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir.
  • Dava süresi: Özel bir süre öngörülmemişse genel dava açma süresi İYUK m.7 uyarınca yazılı bildirimi izleyen günden itibaren 60 gündür.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, kamu görevine alınacak kişiler hakkında yürütülen ve kişinin görevin gerektirdiği nitelikleri taşıyıp taşımadığının kanunda sayılan sınırlı veri alanları üzerinden değerlendirilmesini sağlayan idarî incelemelerdir. İkisi aynı işlem değildir; kapsamları, yöntemleri ve kimler hakkında yapılacakları Kanunda ayrı ayrı düzenlenmiştir.

Kanun koyucu bu iki incelemeyi ayrı maddelerde düzenleyerek hem kapsamı hem de kimler hakkında yapılacağını farklılaştırmıştır. Bu tercih, her göreve aynı yoğunlukta bir araştırma uygulanmasını önlemeye ve incelemenin görevin niteliğiyle orantılı kalmasına hizmet eder.

Aradaki temel ayrım şudur: arşiv araştırması mevcut kayıtlar üzerinden yürütülen ve Kanunda sınırlı biçimde sayılan veri alanlarıyla çerçevelenmiş bir incelemedir. Güvenlik soruşturması ise bu alana ek olarak, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili belirli hususların denetime elverişli yöntemlerle yerinden araştırılmasını da kapsar.

Kanun bu iki incelemeyi tanımlarken ortak bir amacı esas alır: kişinin başvurduğu görevin gerektirdiği nitelikleri taşıyıp taşımadığının, önceden belirlenmiş ve denetlenebilir veri alanları üzerinden değerlendirilmesi. Bu amaç, hem araştırmanın kapsamını hem de sonucun yargısal denetimini şekillendirir.

Bu iki işlemin her kamu görevi alımında birlikte yapıldığı yönündeki yaygın kanı doğru değildir. İlk defa veya yeniden kamu görevine atanacaklar bakımından genel kural arşiv araştırmasıdır; güvenlik soruşturmasının da yapılabilmesi için Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki kapsama girilmesi ya da özel kanunda bu yönde bir hüküm bulunması gerekir.

Kanunun bu yapısı, kişinin hangi aşamada hangi hakka sahip olduğunu da belirler. Araştırma aşamasında kişinin dosyaya erişimi sınırlıdır; buna karşılık nihai işlem tesis edildikten sonra yargısal denetim yolu açılır ve mahkemenin dayanak belgeleri isteme yetkisi devreye girer.

Sürecin bir başka önemli özelliği, veri toplama ile hukukî sonuç doğuran işlem arasındaki ayrımdır. Araştırmayı yürüten birimler veri elde eder ve iletir; Değerlendirme Komisyonu bu verilere ilişkin yazılı ve gerekçeli değerlendirmesini sunar; kişinin hukukî durumunu değiştiren atama, atamama, göreve başlatmama veya ilişik kesme işlemini ise atamaya yetkili makam tesis eder. Bu üç aşama birbirine karıştırıldığında hem süre hesabı hem de dava stratejisi hatalı kurulur.

Bu ayrımların pratik önemi, kişinin kendi durumunu doğru adlandırabilmesidir. Hakkında yalnız arşiv araştırması yapılan bir aday ile güvenlik soruşturması da yapılan bir aday, farklı veri alanlarıyla karşılaşır; olumsuz bir sonuç doğduğunda tartışılacak hususlar da bu nedenle farklılaşır.

Bu sayfa silonun merkez rehberidir. Amacı, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kanunî çerçevesini bütün olarak vermek ve özel durumlar bakımından doğru alt rehbere yönlendirmektir. Belirli bir veri türünün veya belirli bir dava aşamasının ayrıntılı hukukî rejimi, ilgili konu sayfalarında ele alınmaktadır.


Arşiv araştırması, kişi hakkında mevcut kayıtlar üzerinden yürütülen ve 7315 sayılı Kanunun 4. maddesinde sayılan sınırlı veri alanlarıyla çerçevelenmiş bir incelemedir. Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu araştırma, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır.

Hükmün kapsamı bakımından bir hatırlatma da gerekir: arşiv araştırması kişinin geçmişini bütünüyle inceleyen bir araştırma değildir. Kanunun 4. maddesinde sayılan hususlar dışında kalan bir konu, arşiv araştırmasının bağımsız bir konusu hâline gelmez.

Bu tanımın iki önemli sonucu vardır. Birincisi, arşiv araştırması bir istisna değil, ilk defa veya yeniden atanma hâllerinde uygulanan genel rejimdir. İkincisi, kapsamı kanunla belirlenmiş olduğundan sınırsız bir geçmiş taraması niteliği taşımaz.

Uygulamada bu araştırmanın "kısa ve şeklî bir kontrol" olduğu düşünülür. Oysa Kanun, hangi kayıtların taranacağını belirlemiş olmakla birlikte bu kayıtların değerlendirilmesini de öngörmektedir; dolayısıyla arşiv araştırması bir tarama işleminden ibaret değildir.

"Arşiv araştırması yalnızca adli sicil kaydına bakılmasıdır" biçimindeki yaygın anlatım da eksiktir. Kanunun 4. maddesi adli sicil kaydının yanında dört ayrı hususu daha sayar; bu hususlar aşağıda ayrı bir başlık altında ele alınmaktadır.

Bu araştırmanın mevcut kayıtlar üzerinden yürütülmesi, sonucun daha erken alınmasını da sağlar. Yönetmelikte öngörülen bildirim süresinin güvenlik soruşturmasına göre daha kısa olması, yöntemdeki bu farkla bağlantılıdır.

Arşiv araştırmasının mevcut kayıtlara dayanması, sonucun her zaman tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Bir kaydın güncelliğini yitirmiş olması, hukukî niteliğinin yanlış değerlendirilmesi veya bağlamından koparılarak ele alınması, aday aleyhine bir işleme zemin hazırlayabilir. Bu nedenle kaydın varlığı ile o kaydın hukukî sonucu birbirinden ayrı tutulmalıdır.


Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasına ek olarak yürütülen ve 7315 sayılı Kanunun 5. maddesinde sayılan üç veri grubunu kapsayan bir incelemedir. Kanunun ifadesiyle bu inceleme, kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılması suretiyle tespit edilmesine yöneliktir.

Bu incelemenin arşiv araştırmasından ayrılan yönü, yalnızca kapsamı değil yöntemidir. Mevcut kayıtların taranmasına ek olarak, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili hususların ayrıca araştırılması söz konusu olabilir.

Güvenlik soruşturması her kamu görevi için yapılmaz. Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan görev, birim ve kişiler ile özel kanunlarında bu araştırmaya tabi tutulacağı öngörülen kişiler bakımından, arşiv araştırmasıyla birlikte yürütülür.

Hükümde yer alan "görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili" ibaresi de dikkatle okunmalıdır. Bu bağlantı, Kanunun 5. maddesinin birinci veri grubu bakımından metinde açıkça aranmaktadır ve verinin başvurulan görevle ilişkisinin gösterilmesini gerektirir.

Kapsamın geniş olması sınırsız olduğu anlamına gelmez. Kanun hangi veri gruplarının araştırılabileceğini saydığından, bu grupların dışındaki bir husus kendiliğinden araştırma konusu hâline gelmez. Bir verinin dosyaya yansıması hâlinde de hukuka uygunluğu, kişiye aidiyeti, amaçla bağlantısı, güncelliği, ölçülülüğü ve Kanunun 5. maddesindeki kanunî kategoriyle ilişkisi ayrıca değerlendirilir.

Güvenlik soruşturmasının arşiv araştırmasına eklenen bir inceleme olması, iki işlemin birbirinden bağımsız yürütüldüğü anlamına gelmez. Kapsama giren bir kişi hakkında her iki araştırma da yapılır ve elde edilen veriler aynı değerlendirme sürecine girer.

"Yerinden araştırma" ifadesi de doğru anlaşılmalıdır. Bu ifade, sınırsız bir sosyal çevre incelemesini değil; görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili hususların denetlenebilir yöntemlerle tespit edilmesini anlatır. Denetime elverişlilik, Kanunun kendi metninde yer alan bir ölçüttür.


Fark, kimler hakkında yapıldığı, hangi veri alanlarını kapsadığı ve hangi yöntemle yürütüldüğü eksenlerinde ortaya çıkar.

KriterArşiv AraştırmasıGüvenlik Soruşturması
Kimler hakkındaİlk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar7315 m.3/2'de sayılan görev ve birimler ile özel kanunlarında öngörülen kişiler
Kanuni dayanak7315 m.3/1 ve m.47315 m.3/2 ve m.5
YöntemMevcut kayıtlar üzerindenMevcut kayıtlara ek olarak denetime elverişli yöntemlerle yerinden araştırma
Veri alanıAdli sicil, arama, tahdit, mahkeme ve soruşturma-kovuşturma olguları, kamu görevinden çıkarılmaGörevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olgusal veriler, yabancılarla ilişik, örgütlerle eylem birliği/irtibat/iltisak
Yönetmelikteki bildirim süresiEn geç 30 iş günüEn geç 60 iş günü
DeğerlendirmeElde edilen veriler Değerlendirme Komisyonuna iletilirElde edilen veriler Değerlendirme Komisyonuna iletilir

Tablodan görüleceği üzere güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasının yerine geçen değil ona eklenen bir incelemedir. Kapsamına giren bir kişi hakkında her iki araştırma birlikte yürütülür.

Tablodaki süre satırı bakımından bir hatırlatma gerekir: bu süreler Kanunun değil Yönetmeliğin öngördüğü bildirim süreleridir ve aşağıda ayrı bir başlık altında ele alınmaktadır.

İki uç anlatımdan da kaçınmak gerekir. Arşiv araştırmasının yalnızca adli sicilden ibaret olduğu söylenemez; Kanun beş ayrı hususu saymaktadır. Güvenlik soruşturmasının sınırsız bir sosyal çevre araştırması olduğu da söylenemez; Kanun üç veri grubunu belirlemiş ve yöntem bakımından denetime elverişlilik ölçütünü getirmiştir.


7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu 07.04.2021 tarihinde kabul edilmiş; 17.04.2021 tarihli ve 31457 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun kabul tarihi ile yürürlük tarihi farklı olduğundan, bu ayrımın gözetilmesi gerekir.

Kanunun adı da yapısını yansıtır: metin, iki ayrı incelemeyi tek bir çerçevede düzenlemekte ve her biri için ayrı kapsam belirlemektedir.

Kanunun çıkarılma nedeni, bu alandaki önceki düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarıyla iptal edilmesi sonucunda ortaya çıkan kanunî boşluktur. Kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel güvencelerin kanunla düzenlenmesi gereği, Kanunun yapısını da belirlemiştir.

Kanunun getirdiği en önemli yenilik, araştırılabilecek veri alanlarının kanun düzeyinde ve sınırlı biçimde sayılmasıdır. Bu yapı, idarenin hangi bilgiye dayanabileceğini önceden belirlenebilir hâle getirir ve yargısal denetimin ölçütünü de oluşturur.

Kanunun sistematiği kısaca şöyledir: 3. madde kimler hakkında hangi araştırmanın yapılacağını, 4. madde arşiv araştırmasının kapsamını, 5. madde güvenlik soruşturmasının kapsamını, 6. madde araştırmayı yapacak birimleri ve bilgi-belge alma yetkisini, 7. madde Değerlendirme Komisyonunu, 8. madde kişisel verilerin korunmasını, 9. madde veri güvenliği ve gizliliği, 10. madde ise verilerin silinmesi ve yok edilmesini düzenler. 12. madde ise uygulamaya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceğini öngörür.

DüzenlemeTemel İşlevBaşlıca Konular
7315 sayılı KanunAlanın kanuni çerçevesini kurarKapsam, veri alanları, yetkili birimler, Komisyon, kişisel veriler
2022 tarihli Uygulama YönetmeliğiKanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlerTalepler, araştırmayı yapacak birimler, gizlilik dereceli birimler, Komisyon uygulaması, bildirim süreleri
6698 sayılı KanunKişisel verilerin işlenmesinde genel ilkeleri getirirDoğruluk, güncellik, amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük
2577 sayılı Kanunİdari işlemin yargısal denetimini düzenlerDava süresi, görev ve yetki, yürütmenin durdurulması, kararların uygulanması

Bu düzenlemelerin yanında, başvurulan görevin kendi personel mevzuatı da her dosyada ayrıca kontrol edilmelidir. Bazı statülerde ek şartlar ya da özel usuller öngörülmüş olabilir; bu hükümler genel çerçeveyi tamamlar.

Bu dört düzenleme birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: hangi verinin araştırılabileceğini 7315, bu verinin nasıl işleneceğini 7315 ile 6698, uygulamanın usulünü Yönetmelik, olumsuz sonuca dayanan işlemin denetimini ise İdari Yargılama Usulü Kanunu belirler.


Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik, 03.06.2022 tarihli ve 31855 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır; Cumhurbaşkanı Kararının sayısı 5649'dur. Yönetmeliğin dayanağı 7315 sayılı Kanunun 12. maddesidir.

Yönetmelik, Kanunun kurduğu çerçevenin nasıl uygulanacağını belirler. Başlıca konuları arasında araştırma taleplerinin nasıl iletileceği, hangi birimlerin hangi taleplerde görevli olacağı, gizlilik dereceli birim ve kısımların belirlenmesi, Değerlendirme Komisyonunun çalışma usulü ile araştırma sonuçlarının bildirilmesine ilişkin süreler yer alır.

Yönetmeliğin düzenlediği bir başka konu, gizlilik dereceli birim ve kısımların belirlenmesidir. Bu belirleme, hangi görevler bakımından güvenlik soruşturmasının da yapılacağını etkileyebileceğinden pratik önem taşır.

Burada sık yapılan bir hata düzeltilmelidir: 30 ve 60 iş günlük süreler 7315 sayılı Kanunun doğrudan hükmü değil, Yönetmelikteki uygulama süreleridir. Bu ayrımın gözetilmesi, sürelerin hukukî niteliğinin doğru anlaşılması bakımından önemlidir.

Yönetmeliğin Kanun karşısındaki konumu da netleştirilmelidir. Yönetmelik, Kanunun çizdiği çerçeveyi genişletemez; araştırılabilecek veri alanları Kanunda belirlendiğinden, uygulama düzenlemesi bu alanların dışına çıkan yeni bir araştırma konusu yaratmaz.

Yönetmeliğin bir diğer işlevi, kurumlar arası iş akışını netleştirmesidir. Talep eden kurum, araştırmayı yürütecek birim ve sonucu değerlendirecek Komisyon arasındaki ilişki bu düzenlemede somutlaşır. Kişi bakımından bunun anlamı, sürecin tek bir kurumun içinde değil birden fazla birim arasında yürüdüğüdür.

Kişi bakımından Yönetmeliğin en görünür sonucu, başvuru aşamasında doldurulan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması formudur. Bu form, talebin iletilmesi ve araştırmanın yürütülmesi bakımından sürecin başlangıç belgesidir.

Yönetmelik ayrıca gizliliğe ilişkin uygulama kurallarını da içerir. Araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgelerin hangi gizlilik derecesinde muhafaza edileceği bu çerçevede belirlenir; bu husus, dava aşamasında belge celbi tartışmalarının da arka planını oluşturur.


7315 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır.

Hükmün lafzındaki üç unsur önemlidir. "Statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın" ifadesi, memur, sözleşmeli personel veya işçi gibi statü farklarının bu kural bakımından belirleyici olmadığını gösterir. "İlk defa veya yeniden" ifadesi, kuralın göreve giriş anına ilişkin olduğunu ortaya koyar. "Memuriyete yahut kamu görevine" ifadesi ise kapsamı yalnız memurlukla sınırlamaz.

Bu kural, kamu görevine giriş yollarının çeşitliliği karşısında geniş bir uygulama alanı bulur. Sınavla, atamayla veya sözleşmeyle göreve alınma hâllerinin tamamı, hükmün lafzındaki "statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın" ifadesi kapsamında değerlendirilir.

Buradan çıkan sonuç, arşiv araştırmasının göreve giriş aşamasına özgü bir inceleme olduğudur. Hâlihazırda görevde bulunan bir kamu görevlisi hakkında, memuriyeti sürdüğü için sürekli bir arşiv araştırması yürütüldüğü söylenemez; görev sırasında bir inceleme gündeme geliyorsa bunun dayanağı kural olarak ayrı bir süreçtir.

Uygulamada sıkça sorulan bir soru, aynı kişi hakkında birden fazla kez arşiv araştırması yapılıp yapılamayacağıdır. Hükmün lafzı bu araştırmayı her atanma anına bağladığından, farklı bir göreve yeniden atanma söz konusu olduğunda yeni bir araştırma gündeme gelebilir.

Bu tespit, kişinin kendi durumunu doğru adlandırması bakımından da yararlıdır. Hakkında yalnızca arşiv araştırması yapılan bir kişi ile güvenlik soruşturması da yapılan bir kişi, farklı veri alanlarıyla karşılaşır ve bu fark ileride açılacak bir davada tartışılacak hususları da değiştirir.


7315 sayılı Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrası, güvenlik soruşturması ile arşiv araştırmasının birlikte yapılacağı grupları saymaktadır. Aşağıdaki tablo bu grupları göstermektedir.

Kişi / Görev GrubuArşiv AraştırmasıGüvenlik Soruşturması
İlk defa veya yeniden kamu görevine atanacaklar (genel kural)Yapılırm.3/2 kapsamına girmedikçe yapılmaz
Gizlilik dereceli birim ve kısımlarda çalıştırılacaklarYapılırYapılır
Millî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde çalıştırılacaklarYapılırYapılır
Jandarma, emniyet ve sahil güvenlik teşkilatlarında çalıştırılacaklarYapılırYapılır
İstihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeliYapılırYapılır
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personelYapılırYapılır
Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenlerYapılırYapılır
Üst kademe kamu yöneticileriYapılırYapılır
Özel kanunları uyarınca bu araştırmaya tabi tutulanlarYapılırYapılır
Millî güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde istihdam edilenlerYapılırYapılır

Tabloda özellikle öğretmenler bakımından bir netleştirme gerekir. Kanun, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenleri açıkça bu grup içinde saymaktadır; bu nedenle "öğretmenler bakımından görevin niteliğine göre güvenlik soruşturması yapılabilir" biçimindeki belirsiz anlatım doğru değildir.

Uygulamada sıkça sorulan bir husus, sağlık personeli gibi geniş meslek gruplarının bu kapsamda olup olmadığıdır. Bu tür bir grubun tamamının kanunen güvenlik soruşturmasına tabi olduğu, ancak Kanunda ya da özel kanunda açık bir dayanak bulunduğunda söylenebilir.

Buna karşılık ters yönde bir genelleme de yapılmamalıdır. Bir meslek grubunun tamamının kanunen güvenlik soruşturmasına tabi olduğu, ancak Kanunda veya özel kanunda bu yönde açık bir dayanak bulunduğunda söylenebilir. İlk defa veya yeniden atanmada genel kural arşiv araştırmasıdır; güvenlik soruşturması için m.3/2 kapsamı ya da özel kanun dayanağı aranır.

Tabloda yer alan bazı kategoriler, kendi içlerinde ayrıca belirleme gerektirir. Gizlilik dereceli birim ve kısımların hangileri olduğu ile stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerin kapsamı, uygulama düzenlemeleri ve ilgili kurumların belirlemeleri çerçevesinde somutlaşır.

Bu nedenle kişinin başvurduğu görev bakımından yapılması gereken ilk kontrol, o görevin hangi kategoriye girdiğidir. Bu kontrol yapılmadan hangi veri alanlarının gündeme gelebileceği de belirlenemez.


7315 sayılı Kanunun 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır.

Bu sayım, uygulamada sıkça karşılaşılan iki hatayı düzeltir. Birincisi, araştırmanın yalnızca Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığı anlatımıdır; Kanun mahalli mülki idare amirliklerini de saymaktadır. İkincisi, her dosyanın bu birimlerin tamamı tarafından birlikte araştırıldığı varsayımıdır; Kanun yetkili birimleri belirler, hangi talebin hangi birim tarafından yürütüleceği ise Yönetmelik ve görevin niteliğine göre şekillenir.

Maddenin ikinci fıkrası, bu birimlerin bilgi ve belge alma yetkisini düzenler. Yetki, kendilerine iletilen talep ile sınırlıdır ve bu sınır içinde kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler alınabilir. Buradaki "taleple sınırlılık" ölçütü, araştırmanın kapsamını çerçeveleyen önemli bir güvencedir.

Bu yetkinin sınırı, araştırmanın kapsamını da belirler. Talep dışında kalan bir hususun kendiliğinden araştırma konusu hâline gelmesi, hükmün öngördüğü çerçeveyle bağdaşmaz.

Üçüncü fıkra ise elde edilen kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvencelere yer verir. Verilere erişimin kayıt altına alınması ve güvenliğinin sağlanması bu çerçevede öngörülmüştür.

Maddedeki bu yapı, sürecin neden birden fazla kurumu ilgilendirdiğini de açıklar. Talep eden kurum araştırmayı kendisi yapmaz; Kanunda sayılan birimlere iletir ve sonucu bekler. Bu nedenle sürecin uzunluğu tek bir kurumun işleyişine bağlanamaz.

Bu bölümün pratik sonucu şudur: araştırmayı yürüten birim ile talep eden kurum ve nihai işlemi tesis eden makam farklı olabilir. Kişi bakımından muhatap kural olarak talebi yapan ve nihai işlemi tesis eden kurumdur; araştırmayı yürüten birim, kişinin başvurularını inceleyen bir merci değildir.


7315 sayılı Kanunun 4. maddesi arşiv araştırmasının kapsamını sınırlı biçimde saymaktadır. Aşağıdaki tablo bu beş hususu göstermektedir.

Arşiv Araştırması KonusuKanuni DayanakKısa Açıklama
Adli sicil kaydı7315 m.4Kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerine ilişkin kayıt durumu
Kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı7315 m.4Kişi hakkında güncel bir arama kaydının bulunup bulunmadığı
Hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı7315 m.4Kişi hakkında konulmuş bir tahdidin varlığı
Kesinleşmiş mahkeme kararları ile Kanunda sayılan CMK kararları ve soruşturma-kovuşturmalardaki olgular7315 m.4Devam eden veya sonuçlanmış süreçlere ilişkin olgular
Kamu görevinden çıkarılma veya kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası7315 m.4Kişi hakkında böyle bir işlem veya ceza bulunup bulunmadığı

Tablodaki ikinci ve üçüncü satırlar, kişinin güncel hukukî durumuna ilişkindir. Bu hususlar geçmişteki bir olaya değil, araştırma anındaki duruma odaklanır.

Bu sayımın sınırlı olması, arşiv araştırmasının kapsamını da belirler. Tabloda yer almayan bir husus, arşiv araştırmasının bağımsız bir konusu değildir; böyle bir veri ancak sayılan alanlardan biriyle ilişkilendirilebildiği ölçüde anlam kazanabilir.

Tablodaki hususların ortak özelliği, kayıt veya karar temelli olmalarıdır. Bu alanlar büyük ölçüde bir makam tarafından üretilmiş resmî bir kayda dayanır; bu yapı, verinin doğrulanabilirliğini de sağlar.

Dördüncü satır özellikle dikkat gerektirir. Kanun, kesinleşmiş mahkeme kararlarının yanında Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesinin beşinci fıkrası ile 231. maddesinin onüçüncü fıkrası kapsamındaki kararları ve devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalar kapsamındaki olguları da anmaktadır. Bu, ceza sürecine ilişkin verilerin arşiv araştırmasında gündeme gelebileceğini gösterir.

Beşinci satır da açıklama gerektirir. Kamu görevinden çıkarılma ile kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası farklı hukukî işlemlerdir; Kanun her ikisini de arşiv araştırmasının konusu olarak saymaktadır.

Bununla birlikte belirli bir ceza kararının kamu görevine etkisi, bu sayfada çözülecek bir mesele değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, beraat, düşme veya devam eden bir soruşturmanın idarî değerlendirmedeki yeri; kararın hukukî niteliği, gerekçesi ve uygulanacak özel personel mevzuatı ile birlikte ayrıca değerlendirilir. Bu konuların ayrıntılı hukukî rejimi ilgili rehberlerde ele alınmaktadır.


7315 sayılı Kanunun 5. maddesi, güvenlik soruşturmasının arşiv araştırmasına ek olarak üç hususu kapsadığını düzenler.

Birincisi, kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olarak kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verileridir. Buradaki "görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili" bağlantısı hükmün kendi metninde yer alır ve verinin başvurulan görevle ilişkisini arar.

İkincisi, kişinin yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğidir. Üçüncüsü ise terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığıdır.

Bu üç veri grubunun ortak özelliği, kişinin görevle bağlantılı durumuna odaklanmalarıdır. Kanun, genel bir kişilik veya yaşam tarzı değerlendirmesi öngörmemekte; belirli ilişki ve bağlantı türlerini araştırma konusu yapmaktadır.

Kanun bu hususların, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılması suretiyle tespit edileceğini öngörür. Denetime elverişlilik ölçütü, hem araştırmanın yöntemi hem de sonucun yargısal olarak incelenebilmesi bakımından anlam taşır.

Burada önemli bir sınır bulunmaktadır. Uygulamada sıkça anılan aile bireylerinin durumu, sosyal medya paylaşımları, banka hesapları ve mali durum, telefon ve iletişim kayıtları, otel veya konaklama kayıtları, sosyal güvenlik kayıtları, okul ve yurt geçmişi ya da genel bir "ahlaki durum" değerlendirmesi, 7315 sayılı Kanunun 5. maddesinde bağımsız ve ayrı araştırma kategorileri olarak sayılmamıştır.

Bu tespit, Kanunun kapsamının dar olduğu anlamına gelmez. Aksine, sayılan üç veri grubu geniş bir alanı kapsayabilir; ancak kapsam, veri türünün adına göre değil Kanundaki kategoriye göre belirlenir.

Bu sınırın pratik karşılığı, dosyada bir verinin bulunması hâlinde sorulacak sorudur: bu veri Kanunun hangi maddesindeki hangi kategoriye girmektedir? Bu soru cevaplanmadan verinin hukukî ağırlığı belirlenemez.

Bu tür veriler bir dosyaya yansıyabilir; ancak yansıması hâlinde hukuka uygunluğu, kişiye aidiyeti, amaçla bağlantısı, güncelliği, ölçülülüğü ve Kanunun 5. maddesindeki kanunî kategoriyle ilişkisi ayrıca değerlendirilir. Bu değerlendirme, verinin adına göre değil hukukî niteliğine göre yapılır.

Bu konuların her biri, somut uyuşmazlıklarda nasıl ele alındığı bakımından ayrı rehberlerde incelenmektedir. Örneğin paylaşımların aleniyeti ve görevle ilişkisi bakımından sosyal medya paylaşımlarının güvenlik soruşturmasına etkisi başlıklı içerik incelenebilir.


Olgusal veri kavramı, 7315 sayılı Kanunun iki ayrı maddesinde karşımıza çıkar ve bu alanın anlaşılması bakımından merkezî bir kavramdır.

Kanunun 5. maddesinde kavram, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde bulunan ve görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili verileri anlatmak üzere kullanılır. Kanunun 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise araştırmayı yapan birimlerin, elde ettikleri yorum içermeyen olgusal verileri Değerlendirme Komisyonuna iletecekleri düzenlenmiştir.

"Yorum içermeyen" ifadesi bu kavramın çekirdeğini oluşturur. Kanun koyucu, Komisyona iletilecek olanın araştırma birimlerinin değerlendirmesi değil, doğrulanabilir olgular olmasını öngörmüştür. Bu ayrım, sürecin denetlenebilirliğini sağlayan yapısal bir güvencedir.

Kavramın Kanunda iki ayrı yerde geçmesi de anlamlıdır. Hem araştırmanın konusu hem de Komisyona iletilecek bilginin niteliği bakımından aynı ölçüt kullanılmıştır; bu tutarlılık, sürecin olgu temelli yürütülmesi amacını gösterir.

Bunun pratik sonucu şudur: bir dosyada "kişi hakkında olumsuz kanaat bulunmaktadır" biçimindeki bir ifade ile "kişi hakkında şu tarihte şu birim tarafından şu içerikte bir kayıt düzenlenmiştir" biçimindeki bir ifade aynı hukukî nitelikte değildir. Birincisi bir değerlendirme, ikincisi ise bir olgu bildirimidir.

Kavramın bir başka işlevi, sürecin hangi aşamasında hangi tür bilginin bulunacağını göstermesidir. Araştırma aşamasında olgu, Komisyon aşamasında bu olguya ilişkin gerekçeli değerlendirme, nihai işlem aşamasında ise hukukî sonuç bulunur.

Olgusal veri ile istihbarî nitelikteki bilgi arasındaki ilişki de bu çerçevede kurulur. Kolluk veya istihbarat ünitelerinde bulunan bir bilginin dosyada kullanılabilmesi, o bilginin somut bir olguya dayanmasına ve kişiyle ilişkisinin kurulabilmesine bağlıdır. Bu konunun hukukî ayrıntısı için istihbari bilginin güvenlik soruşturmasına etkisi başlıklı içerik incelenebilir.


Mevzuatta öngörülen süreler, araştırma sonucunun talep eden kuruma bildirilmesine ilişkindir. Yönetmelik uyarınca talebin ilgili birime ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonucu en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonucu ise en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilir.

İşlem / AşamaSüre / KuralAçıklama
Arşiv araştırması sonucunun bildirilmesiYönetmelikte en geç 30 iş günüTalebin ilgili birime ulaşmasından itibaren işler
Güvenlik soruşturması sonucunun bildirilmesiYönetmelikte en geç 60 iş günüTalebin ilgili birime ulaşmasından itibaren işler
Değerlendirme Komisyonu aşamasıKanunda ayrı bir gün sınırı öngörülmemiştirKomisyon değerlendirmesini yazılı olarak sunar
Nihai işlemin tesisiKanunda ayrı bir gün sınırı öngörülmemiştirAtamaya yetkili makam tarafından tesis edilir
İptal davası açma süresiÖzel süre yoksa İYUK m.7 uyarınca 60 günYazılı bildirimi izleyen günden itibaren işler

Bu sürelerin doğru anlaşılması önemlidir. Söz konusu iş günü süreleri idarenin iç işleyişine ilişkindir; adayın sonucu kesin olarak bu sürede öğreneceği anlamına gelmez, "aday en geç bu tarihte göreve başlatılır" biçiminde okunamaz ve aşılmalarının kendiliğinden olumlu bir sonuç doğuracağı da söylenemez.

Tablodaki üçüncü ve dördüncü satırlar bakımından da bir açıklama gerekir. Kanun, Komisyon aşaması ile nihai işlemin tesisi için ayrı bir gün sınırı öngörmediğinden, toplam sürenin uzunluğu bu aşamalarda değişebilir.

Bu süreler ayrıca dava açma süresiyle karıştırılmamalıdır. İş günü olarak ifade edilen süreler bildirime ilişkinken, dava açma süresi kesin ve icraî nihai işlemin bildirilmesinden sonra işlemeye başlar.

Sürenin uzaması kişi açısından olumsuz bir gösterge olarak da okunmamalıdır. Sürecin hızlı tamamlanması sonucun olumlu olacağını göstermediği gibi, uzaması da olumsuz bir sonuca işaret etmez.

Uygulamada toplam sürenin ne kadar olacağı; talebin ne zaman iletildiğine, kaç birimin araştırmaya dâhil olduğuna, Komisyonun gündemine ve nihai işlemin ne zaman tesis edildiğine göre değişir. Bu nedenle mevzuatta karşılığı bulunmayan sabit süre tahminleri yerine, sürecin hangi aşamasında bulunulduğunun takip edilmesi daha güvenilir bir yöntemdir.


7315 sayılı Kanun, bu süreçte elde edilen kişisel verilerin korunmasına üç ayrı maddede yer vermiştir. Bu maddeler Kanunun yalnızca bir yetki düzenlemesi değil, aynı zamanda bir güvence düzenlemesi olduğunu gösterir.

Kanunun 8. maddesi, istihbari faaliyetlere konu olmayan kişisel veriler bakımından bilgilendirme, erişim, düzeltme ve silme taleplerine ilişkin tedbirlerin alınmasını öngörür. Aynı madde, elde edilen verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olmasını, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü kullanılmasını ve 6698 sayılı Kanunun 4. maddesindeki genel ilkelere aykırı işlenmemesini arar.

Maddenin üçüncü fıkrası ise özel bir sınır getirir: millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni ve ekonomik güvenlik ile ilgili istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bilgiler kişiye verilemez. Bu hüküm, kişinin erişimine ilişkindir; bilginin yargısal denetim dışında kaldığı anlamına gelmez.

Kanunun 9. maddesi veri güvenliği, gizlilik ve amaç dışı kullanım yasağına ilişkindir. Elde edilen verilerin güvenliğinin sağlanması ve sürecin her aşamasında gizliliğe uyulması bu çerçevede düzenlenmiştir.

Amaç dışı kullanım yasağı, uygulamada gözden kaçan bir güvencedir. Bir verinin güvenlik soruşturması amacıyla elde edilmiş olması, o verinin başka bir amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez.

Kanunun 10. maddesi, verilerin işlenme amacının ortadan kalkması hâlinde veya her hâlde iki yıl sonunda silinmesini ya da yok edilmesini öngörür. Bu, süresiz bir veri saklama rejimi bulunmadığını gösteren önemli bir güvencedir.

Bu düzenleme, verilerin süresiz biçimde saklanmasını önleyen somut bir sınır getirir. İki yıllık üst sınır, amacın devam edip etmediğinden bağımsız olarak uygulanır.

Maddede bir istisna da yer alır: dava açılmış olması hâlinde verilerin, karar kesinleşmeden silinmesi veya yok edilmesi söz konusu olmaz. Bu düzenleme, yargılamanın konusuz kalmaması amacına hizmet eder ve dava aşamasında dayanak verinin dosyaya getirtilmesini de mümkün kılar.

Bu güvencelerin Kanun metninde yer alması tesadüf değildir. Önceki dönemde bu alanın yönetmelik düzeyinde düzenlenmiş olması, kişisel verilere ilişkin sınırlamaların kanunla öngörülmesi gereğiyle bağdaşmamıştı. 7315 sayılı Kanun, hem araştırılabilecek veri alanlarını hem de bu verilerin korunmasına ilişkin güvenceleri aynı metinde düzenleyerek bu eksikliği gidermeyi amaçlamıştır.

Bu üç madde birlikte okunduğunda ortaya çıkan çerçeve şudur: veriler sınırsız biçimde toplanamaz, amaç dışı kullanılamaz ve süresiz saklanamaz. Gizli veya gizlilik dereceli belgelerin dava aşamasındaki durumu ise ayrı bir konudur ve güvenlik soruşturmasında gizli belge incelemesi başlıklı rehberde ele alınmaktadır.


Değerlendirme Komisyonu, 7315 sayılı Kanunun 7. maddesinde düzenlenmiştir. Komisyon, araştırma birimlerinden gelen verileri değerlendirmek üzere ilgili kurum bünyesinde oluşturulur.

Maddenin ikinci fıkrası, araştırmayı yapan birimlerin elde ettikleri yorum içermeyen olgusal verileri Komisyona iletmelerini öngörür. Üçüncü fıkra ise Komisyonun, kendisine iletilen verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunacağını ve mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgilerin sunulacağını düzenler.

Komisyonun konumu, sürecin neresinde durduğuyla ilgilidir. Komisyon araştırmayı yürüten birim değildir; kendisine iletilen verileri değerlendirir ve sonucunu atamaya yetkili amire sunar.

Bu yapının üç unsuru vardır. Birincisi, Komisyona iletilecek olanın yorum değil olgu olmasıdır. İkincisi, Komisyonun değerlendirmesinin nesnel ve gerekçeli olması gereğidir. Üçüncüsü ise bu değerlendirmenin yazılı biçimde sunulmasıdır. Üç unsur da sürecin denetlenebilirliğini sağlamaya yöneliktir.

Komisyonun oluşumu bakımından 2025 yılında bir değişiklik yapılmıştır. 7315 sayılı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrası, 7551 sayılı Kanunun 23. maddesiyle değiştirilmiş ve bu değişiklik 01.07.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Cumhurbaşkanlığı bakımından önceki metinde yer alan "İdari İşler Başkanı" ibaresi yerine güncel düzenlemede Genel Sekreter esas alınmaktadır. Bu nedenle Komisyonun oluşumu anlatılırken güncel metin dikkate alınmalıdır.

Komisyonun işlevi ve değerlendirmesinin nasıl denetlendiği ayrıntılı olarak Değerlendirme Komisyonu kararının yargısal denetimi başlıklı rehberde ele alınmaktadır.


Bu sorunun cevabı, sürecin doğru anlaşılması bakımından belirleyicidir. Değerlendirme Komisyonu, kişinin göreve alınıp alınmayacağına ilişkin nihai işlemi tesis eden makam değildir.

Süreç dört aşamalıdır. Önce araştırmayı yapan birimler yorum içermeyen olgusal verileri elde eder ve iletir. Ardından Komisyon bu verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Üçüncü aşamada atamaya yetkili makam, kişinin hukukî durumunu değiştiren atama, atamama, göreve başlatmama veya ilişik kesme gibi kesin ve icraî işlemi tesis eder. Dördüncü aşamada ise bu nihai işlem yargısal denetime konu olabilir.

Komisyonun değerlendirmesinin yazılı olması, sonraki aşamalar bakımından da işlevseldir. Yazılı bir değerlendirme, hem atamaya yetkili makamın hangi bilgiye dayandığını hem de yargılama sırasında bu bilginin incelenmesini mümkün kılar.

Bu ayrımın terminolojiye de yansıması gerekir. Komisyonun işlemi için "karar" yerine "değerlendirme" demek daha doğrudur; zira Komisyon bir değerlendirme mercii olarak düzenlenmiştir.

Bu sorunun cevabı, işlemin niteliğine bağlıdır. Komisyonun değerlendirmesi kural olarak hazırlayıcı nitelikte olduğundan, tek başına her durumda dava konusu edilebilen kesin ve icraî bir işlem olarak nitelendirilemez. Dava konusu, kural olarak kişiye hukukî sonuç doğuran nihai idarî işlem üzerinden belirlenir.

Ayrımın pratik sonucu davanın hangi işleme yöneltileceğidir. Dava kural olarak ham araştırma sonucuna veya Komisyonun iç değerlendirmesine değil, buna dayanılarak tesis edilen kesin ve icraî nihai işleme yöneltilir. Henüz bu niteliği kazanmamış bir aşamaya karşı açılan dava, esasa girilmeden sonuçlanabilir.

Bununla birlikte Komisyon değerlendirmesi denetim dışında da değildir. Nihai işlemin sebep unsuru bu değerlendirmeye dayandığından, Kanunun 7. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemeler istedikleri takdirde bu bilgiler sunulur.


Bu soru uygulamada sıkça sorulmakla birlikte, cevabı mutlak bir ifadeyle verilemez.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının bütün aşamalarını ve dayanak verileri gösteren genel bir elektronik takip ekranı bulunmamaktadır. Buna karşılık kurumların kendi atama veya başvuru ekranlarında sürecin genel durumuna ilişkin farklı statü bilgileri görülebilir; bu bilgiler kurumdan kuruma değişir.

Kişilerin bu soruyu sormasının nedeni, sürecin kendilerine kapalı yürümesidir. Araştırma başka birimlerce yapıldığından, kişi çoğu zaman yalnızca sonucu öğrenir.

Sürecin başladığına ilişkin bir gösterge, başvuru sürecinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması formunun doldurulmasının istenmesidir. Bu form, talebin iletilmesi bakımından sürecin bir parçasıdır.

Bu belirsizlik dönemi kişi açısından zorlayıcı olabilir. Bununla birlikte sürecin takibi, sonucu değiştiren bir işlem değildir; asıl belirleyici olan sonucun nasıl bildirildiğidir.

Kişi bakımından asıl önem taşıyan, sürecin devam edip etmediği değil sonucun nasıl bildirildiğidir. Süre ve dava stratejisi bakımından belirleyici olan, kesin ve icraî nihai işlemin yazılı olarak bildirilmesi ya da kişinin bu işlemi öğrenmesidir. Bu nedenle kurumdan gelen yazıların ve tebligat belgelerinin saklanması, sürecin takibinden daha işlevseldir.

Bu nedenle sürecin takibinde en güvenilir yöntem, kurumla yapılan yazışmaların ve bildirimlerin düzenli biçimde saklanmasıdır. Elektronik tebligat kullanılan hâllerde sistem kayıtlarının izlenmesi de aynı işlevi görür.

Başvuru formunun doğru ve eksiksiz doldurulması da pratik önem taşır. Bununla birlikte yanlış veya eksik beyanın hukukî sonucu, tek başına genel bir güvenlik soruşturması kuralı olarak değil; ilgili personel mevzuatı, beyanın niteliği, yanlışlığın kasten yapılıp yapılmadığı ve atama şartları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.


Bu soruya "şu veri varsa kesin olumsuz çıkar" biçiminde bir liste ile cevap verilemez. Kanun, hangi veri alanlarının araştırılabileceğini belirlemiş; ancak hangi verinin hangi sonuca yol açacağını otomatik bir eşleştirmeyle düzenlememiştir.

Bu sorunun cevabının liste hâlinde verilememesi, Kanunun yapısından kaynaklanır. Kanun veri alanlarını saymış; ancak hangi verinin hangi görevde hangi sonucu doğuracağını önceden belirlememiştir.

Belirleyici olan üç aşamanın birbirinden ayrılmasıdır. Bir verinin araştırma sonucunda elde edilmiş olması ilk aşamadır. Bu verinin Komisyon tarafından nesnel ve gerekçeli biçimde değerlendirilmesi ikinci aşamadır. Kişinin hukukî durumunu değiştiren nihai işlemin atamaya yetkili makamca tesis edilmesi ise üçüncü aşamadır. Ham veri ile nihai işlem aynı şey değildir.

Bu üç aşamanın ayrılması, kişinin hangi aşamada ne yapabileceğini de gösterir. Araştırma ve Komisyon aşamalarında yapılabilecekler sınırlıyken, nihai işlem tesis edildikten sonra yargısal denetim yolu açılır.

Değerlendirmede öne çıkan ölçütler de bellidir. Verinin Kanunun 4 veya 5. maddesindeki hangi kapsama girdiği, doğru ve gerektiğinde güncel olup olmadığı, gerçekten kişiye ait olup olmadığı, işlendiği amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü kullanılıp kullanılmadığı ve başvurulan görevin gerektirdiği niteliklerle ilişkisinin kurulup kurulmadığı birlikte ele alınır.

Sürecin bu yapısı, kişinin beklentisini de doğru kurmasını sağlar. Bir veri bulunması sonucun olumsuz olacağını göstermediği gibi, hiçbir veri bulunmaması da sürecin kendiliğinden tamamlandığı anlamına gelmez; nihai işlem tesis edilene kadar süreç devam eder.

Bu nedenle "adli sicil kaydı temizse sonuç kesin olumludur" ya da "şu kayıt varsa kesin elenir" biçimindeki anlatımların ikisi de yerinde değildir. Aynı nitelikteki bir veri, farklı görevler ve farklı dosya bağlamları içinde farklı biçimde değerlendirilebilir.

Bu ölçütlerin ortak yönü, verinin adına değil hukukî niteliğine odaklanmalarıdır. Aynı başlık altında toplanan iki veri, güncelliği ve kişiyle bağı bakımından tamamen farklı ağırlıkta olabilir.

Belirli bir veri türünün somut uyuşmazlıklarda nasıl ele alındığı, aşağıdaki bölümde gösterilen ilgili rehberlerde incelenmektedir.


Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan veri türleri bakımından bu sayfadaki kısa çerçeveyi ve konunun ayrıntılı olarak ele alındığı rehberi göstermektedir.

Sorun / Veri TürüPillar'daki Kısa ÇerçeveAyrıntılı Rehber
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasım.4 kapsamındaki olgularla ilgili olabilir; etkisi kararın niteliği ve özel mevzuatla birlikte değerlendirilirHAGB rehberi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, beraat, düşmeKararlar aynı hukuki nitelikte değildir; etkileri ayrı ayrı incelenirKYOK, beraat ve düşme rehberi
Devam eden soruşturma veya kovuşturmam.4 bu süreçlerdeki olguları kapsayabilir; kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı sonucu doğurmazDevam eden soruşturma rehberi
Aile bireyi veya yakına ilişkin verim.4 veya m.5'te bağımsız bir kategori değildir; kişiselleştirme aranırAile rehberi
İstihbari nitelikteki bilgim.5 kapsamında olgusal veri niteliği ve denetlenebilirlik aranırİstihbari bilgi rehberi
Sosyal medya paylaşımıKanunda ayrı bir araştırma kategorisi olarak sayılmamıştırSosyal medya rehberi
Banka hesabı ve para hareketleriBağımsız kategori değildir; kanuni bir veri alanıyla bağ kurulmalıdırBanka hesapları rehberi
Telefon ve iletişim kayıtlarıBağımsız kategori değildir; elde ediliş usulü ayrıca önem taşırTelefon ve HTS rehberi
Otel veya konaklama kaydıBağımsız kategori değildir; kimlik bildirme rejiminden doğarOtel kaydı rehberi
Sosyal güvenlik kaydı ve çalışılan şirketBağımsız kategori değildir; çalışmanın dönemi ve niteliği incelenirSGK ve çalışılan şirket rehberi
Okul, dershane veya yurt kaydıBağımsız kategori değildir; kaydın tarihi ve bağlamı önem taşırOkul, dershane ve yurt rehberi

Tablodaki satırların bir kısmı ceza sürecine, bir kısmı kişisel verilere, bir kısmı ise kişinin geçmişteki ilişkilerine dayanan başlıklardır. Bu farklılık, her başlıkta tartışılacak hukukî sorunun da değişmesine yol açar.

Tablodaki her satır yalnızca bu sayfadaki çerçeveyi gösterir. Konuların esas hukukî rejimi ilgili rehberlerde ele alındığından, somut bir dosyada bu rehberlerin incelenmesi yerinde olur.

Tabloda anılan rehberlerin işlevi, bu sayfadaki çerçeveyi tekrarlamak değil derinleştirmektir. Her rehber, ilgili veri türünün hangi hukukî tartışmayı doğurduğunu ve somut dosyalarda hangi hususların incelendiğini ayrıntılı biçimde ele alır.

Ortak ilke şudur: bu veri türlerinin hiçbiri 7315 sayılı Kanunda bağımsız ve otomatik bir olumsuzluk sebebi olarak düzenlenmemiştir. Bir verinin dosyada anlam kazanabilmesi, Kanundaki bir araştırma alanıyla ilişkilendirilmesine ve kişi ile görev bağlantısının kurulmasına bağlıdır.


Anayasa Mahkemesinin E.2021/60, K.2024/200 sayılı ve 04.12.2024 tarihli kararı, 7315 sayılı Kanunun dava konusu edilen bazı hükümlerinin norm denetimine ilişkindir. Bu karar, güncel rejimin anayasal çerçevesini göstermesi bakımından bu alandaki en önemli kaynaklardan biridir.

Kararın incelediği hükümlerin çokluğu, Kanunun kapsamlı bir anayasal denetimden geçtiğini göstermesi bakımından anlamlıdır. Dava konusu edilen kuralların birçoğu yönünden iptal talepleri reddedilmiştir.

Kararda güvenlik soruşturmasının kapsamı, elde edilecek veriler, bu verileri değerlendirecek birimler, verilerin korunması ve istihbari verilere ilişkin düzenlemeler anayasal ölçütler çerçevesinde incelenmiştir. Kararda ayrıca kamu hizmetine alınmama yönünde tesis edilen işlemin yargı denetimine tabi olduğu ve kişi hakkında işlenen verilerin yargı mercilerince değerlendirilebildiği vurgulanmıştır.

Kararın sunumunda bir sınıra dikkat edilmelidir. "Anayasa Mahkemesi 7315 sayılı Kanunun tamamını Anayasaya uygun buldu" biçiminde bir ifade doğru olmaz; norm denetimi yalnızca dava konusu edilen belirli kurallar bakımından yapılır ve incelenmemiş bir hüküm hakkında karar verildiği söylenemez.

Kararın kapsamı bakımından bir hususa daha dikkat edilmelidir. Norm denetimi, bir kuralın anayasaya uygunluğunu inceler; somut bir dosyada o kuralın nasıl uygulandığını denetlemez. Bu nedenle karar, bireysel uyuşmazlıklarda otomatik bir sonuç doğurmaz.

Kararın bu sayfa bakımından değeri iki yönlüdür. Bir yandan güncel kanunî çerçevenin anayasallık denetiminden geçmiş olduğunu gösterir; diğer yandan bu çerçeve içinde hangi güvencelerin vurgulandığını ortaya koyar. Yargı kararlarının somut bir dosyada nasıl kullanılacağı ise ayrı bir konudur ve güvenlik soruşturması davasında emsal kararlar başlıklı rehberde ele alınmaktadır.


Bu alanın güncel çerçevesi, birkaç aşamalı bir gelişmenin sonucudur. Aşağıdaki sıralama, 2026 itibarıyla geçerli tabloyu göstermektedir.

Bu gelişmelerin izlenmesi yalnızca akademik bir ilgi değildir; her aşama, kişinin dosyasında uygulanacak kuralı doğrudan etkileyebilir.

07.04.2021 tarihinde 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kabul edilmiştir. Kanun, 17.04.2021 tarihli ve 31457 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve bu alandaki kanunî boşluğu doldurmuştur.

Bu tarih, uygulamanın kanunî çerçeveye kavuşması bakımından ikinci önemli eşiktir; Kanunun getirdiği yapının nasıl işletileceği bu düzenlemeyle somutlaşmıştır.

03.06.2022 tarihinde, Kanunun 12. maddesine dayanılarak hazırlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır. Yönetmelik uygulamanın usul ve esaslarını, bu arada araştırma sonuçlarının bildirilme sürelerini belirlemiştir.

04.12.2024 tarihinde Anayasa Mahkemesi, E.2021/60, K.2024/200 sayılı kararıyla Kanunun dava konusu edilen hükümlerini norm denetimine tabi tutmuştur. Bu karar, güncel rejimin anayasal çerçevesini göstermesi bakımından önemlidir.

01.07.2025 tarihinde, 7551 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 7315 sayılı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik yürürlüğe girmiştir. Bu değişiklikle Değerlendirme Komisyonunun oluşumuna ilişkin düzenleme güncellenmiştir.

11.07.2026 tarihinde ise 7588 sayılı Kanun Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bu Kanunla İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin birinci fıkrasına eklenen hüküm, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz değerlendirilmesine dayanan davalarda göreve iade sonucu doğuran kararların uygulanma zamanını doğrudan etkilemiştir.

Zaman çizgisi ayrıca kaynak seçimi bakımından da yol göstericidir. İnternette yer alan pek çok içerik, 2021 öncesi mevzuata veya 2022 öncesi uygulamaya dayanmaktadır; bu içeriklerdeki kapsam, süre ve komisyon anlatımları güncel rejimi yansıtmayabilir.

Bu zaman çizgisinin pratik sonucu şudur: 2021 öncesi döneme ait kaynaklar ve kararlar, güncel rejimi doğrudan yansıtmayabilir. Aynı şekilde 2025 ve 2026 öncesine ait anlatımlar da Komisyonun oluşumu ile kararların uygulanması bakımından güncelliğini yitirmiş olabilir.


Olumsuz sonuçla karşılaşıldığında izlenecek yol, birbirini izleyen birkaç adımdan oluşur. Bu bölüm merkez çerçeveyi vermekte; her adımın ayrıntılı hukukî rejimi ilgili rehberlerde ele alınmaktadır.

İlk adım, hakkınızda tesis edilen kesin ve icraî nihai işlemin hangisi olduğunu belirlemektir. Araştırma sonucu veya Değerlendirme Komisyonunun değerlendirmesi kural olarak hazırlayıcı niteliktedir; kişinin hukukî durumunu değiştiren işlem, atamaya yetkili makamın tesis ettiği atamama, göreve başlatmama, ilişik kesme veya sözleşmenin sona erdirilmesi gibi tasarruftur.

İkinci olarak bu işlemin size hangi tarihte ve hangi usulle bildirildiği belgeye dayandırılmalıdır. Tebligat evrakı veya elektronik tebligat kaydı, sonraki bütün süre hesaplarının dayanağını oluşturur.

Uygulamada bu tespitler çoğu zaman birlikte yapılabilir. İşlem yazısının kendisi hem işlemi tesis eden makamı hem de işlemin tarihini gösterir; tebligat belgesi ise bildirim tarihini belgeler.

Bu aşamada bir başka kontrol, işlemin gerçekten kesin ve icraî nitelikte olup olmadığıdır. Kişiye yalnızca sürecin sonucunu bildiren bir yazı ile hukukî durumunu değiştiren bir işlem farklı niteliktedir; bu ayrım, davanın hangi işleme yöneltileceğini de belirler.

Bu iki tespit yapılmadan atılan her adım eksik kalır. Sürecin genel yönetimine ilişkin çerçeve için güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanınca ne yapılmalı başlıklı rehber incelenebilir.

7315 sayılı Kanunda olumsuz değerlendirmeye karşı herkes için geçerli, ayrı ve genel bir idarî itiraz yolu ile süresi düzenlenmemiştir. Bu nedenle özel mevzuatta aksi öngörülmedikçe idareye başvuru ihtiyaridir; kişi doğrudan iptal davası da açabilir.

Bu tespitin bir sonucu, başvuru ile dava yolunun birbirini dışlamamasıdır. Şartlarını taşıyan bir başvuru yapıldıktan sonra ret üzerine kalan süre içinde dava açılması mümkündür.

İdareye yapılan her başvurunun dava açma süresini koruduğu da varsayılmamalıdır. Böyle bir sonuç, İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Başvurunun şartları, zımni ret rejimi ve kalan sürenin hesabı için güvenlik soruşturmasına itiraz edilir mi başlıklı rehber incelenebilir.

Olumsuz değerlendirmeye dayanılarak tesis edilen kesin ve icraî işleme karşı kural olarak iptal davası açılır ve uyuşmazlık idare mahkemesinde görülür.

Dava açma süresi bakımından merkez formül şudur: özel bir dava süresi öngörülmemişse idare mahkemelerinde genel dava açma süresi, İYUK m.7 uyarınca yazılı bildirimi izleyen günden itibaren 60 gündür. Somut işlemde özel bir süre bulunup bulunmadığı ile varsa idarî başvurunun süreye etkisi ayrıca kontrol edilmelidir. Sürenin işleyişine ilişkin ayrıntılar için güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı rehber incelenebilir.

Dava konusu edilecek işlemin doğru belirlenmesi, bu aşamanın da önkoşuludur. Hazırlayıcı nitelikteki bir belgeye karşı açılan dava, esasa girilmeden sonuçlanabilir.

Görevli mahkeme kural olarak idare mahkemesidir. Hangi yerdeki idare mahkemesinin yetkili olduğu ise İYUK m.32'deki genel yetki kuralı, m.33'teki kamu görevlilerine ilişkin özel yetki hükümleri ve varsa özel düzenlemeler dikkate alınarak somut uyuşmazlığa göre belirlenir. İlk defa veya açıktan atanma istemi ile hâlen kamu görevlisi olan kişinin atama, nakil veya göreve son verme uyuşmazlığı aynı yetki kuralına tabi değildir; ayrıntı için güvenlik soruşturması davası hangi mahkemede açılır başlıklı rehber incelenebilir.

Davalı idarenin doğru gösterilmesi de bu aşamanın parçasıdır. Yanlış hasım gösterilmesi davanın otomatik olarak reddedilmesi sonucunu doğurmaz; İYUK m.14/3 kapsamında husumet ilk inceleme konusudur ve davalı yanlış gösterilmişse ya da hiç gösterilmemişse İYUK m.15/1-c uyarınca dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğine karar verilebilir. Bununla birlikte doğru tespit, gereksiz usul işlemi ve yeniden tebligat ihtimalini azaltır. Dilekçenin kurulmasına ilişkin ayrıntılar için güvenlik soruşturması dava dilekçesi nasıl hazırlanır başlıklı rehber incelenebilir.

Yürütmenin durdurulması zorunlu bir talep değildir; işlemin uygulanmasının sürmesi nedeniyle somut bir ihtiyaç varsa ve koşullar bulunuyorsa istenir.

İYUK m.27 uyarınca talebin kabulü için iki şartın birlikte bulunması gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması. Bu iki şart her dosyada ayrı ayrı somutlaştırılmalıdır; atanmama, görevden ayrılma, kariyer ve ekonomik sonuçlar otomatik kabul edilen hususlar değildir.

Talebin dosyanın hangi aşamasında ileri sürüldüğü de önem taşır; dava dilekçesiyle birlikte istenen bir talep, yargılamanın ilerleyen aşamasında ileri sürülene göre daha erken değerlendirmeye girer.

Talebin koşullarına ve nasıl gerekçelendirileceğine ilişkin çerçeve için güvenlik soruşturması yürütmenin durdurulması başlıklı rehber incelenebilir.

Bu dosyalarda dayanak belgelerin bir bölümü gizlilik dereceli olabilir. Burada üç husus birbirinden ayrılmalıdır.

Bu ayrımın önemi, dosyanın gerçek dayanağının çoğu zaman ilk bakışta görünmemesinden kaynaklanır. Kişiye yapılan bildirim kısa olduğunda, işlemin hangi veriye dayandığı ancak yargılama sırasında ortaya çıkabilir.

Birincisi, bir belgenin üzerinde gizlilik ibaresi bulunmasının yargısal denetimi kendiliğinden ortadan kaldırmamasıdır. İkincisi, mahkemenin İYUK m.20 uyarınca davaya ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapabilmesi ve gerekli gördüğü bilgi ile belgeleri isteyebilmesidir. Üçüncüsü ise kişinin veya vekilinin belgeye erişimi ile mahkemenin belgeyi inceleyebilmesinin farklı meseleler olmasıdır.

7315 sayılı Kanunun 8. maddesinin üçüncü fıkrası, belirli istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bilgilerin kişiye verilemeyeceğini düzenler. Bu hüküm erişime ilişkindir; bilginin mahkemece incelenemeyeceği anlamına gelmez. Bu ayrımın hukukî çerçevesi, yukarıda anılan gizli belge rehberinde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Karar sonrası aşamada 2026 yılında getirilen özel düzenleme gözetilmelidir. 11.07.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7588 sayılı Kanunla İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin birinci fıkrasına eklenen hüküm uyarınca, ilgili mevzuat uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi üzerine açılan davalarda verilen ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir.

Bunun pratik sonucu, "ilk derece iptal kararı verildiğinde idare her durumda kısa süre içinde göreve başlatmak zorundadır" biçimindeki bir beklentinin artık genellenememesidir. Kapsama giren dosyalarda uygulama, nihai kararın kesinleşmesine bağlanabilir.

Bu düzenleme, kanun yolu aşamalarının da toplam bekleme süresine dâhil edilmesini gerektirebilir. Bu nedenle ilk derece kararı, kapsama giren dosyalarda sürecin sonu olarak değerlendirilmemelidir.

Kararın kapsamı, kanun yolu durumu ve mali ile özlük sonuçların değerlendirilmesi bakımından güvenlik soruşturması iptal davasını kazandım, sonrasında ne olacak başlıklı rehber incelenebilir.


Yargısal denetim, idarenin takdir yetkisinin yerine geçmek biçiminde değil; işlemin hukuka uygunluğunun unsurları üzerinden yürür. İdarenin bu alanda takdir yetkisi bulunması, bu yetkinin sınırsız olduğu anlamına gelmez.

Denetim NoktasıMahkemenin İncelediği Temel Soru
Yetki, şekil ve usulİşlem yetkili makamca ve öngörülen usule uygun olarak mı tesis edilmiştir
Kanuni veri kategorisiDayanak veri 7315 m.4 veya m.5'teki hangi kapsama girmektedir
Verinin doğruluğu ve güncelliğiVeri doğru ve gerektiğinde güncel midir
Kişiye aidiyetVeri gerçekten davacıya mı aittir
Amaçla bağlantı ve ölçülülükVeri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü biçimde mi kullanılmıştır
Komisyon değerlendirmesiDeğerlendirme nesnel ve gerekçeli midir
Nihai işlemin sebep unsuruİşlem somut ve gösterilebilir bir maddi sebebe mi dayanmaktadır
Gizli belgelerin denetimiDayanak belgeler yargısal incelemeye elverişli biçimde dosyaya getirtilmiş midir

Denetimin kapsamı, işlemin bütün unsurlarını içerir. Yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının her biri ayrı ayrı incelenebilir; bu dosyalarda tartışma ise çoğunlukla sebep unsurunda yoğunlaşır.

Bu denetimin fiilî önkoşulu, işlem dosyasının mahkemeye getirtilmesidir. İdarenin dayandığı verinin niteliği ancak dosya üzerinden görülebildiğinden, dava dilekçesinde işlem dosyasının ve Değerlendirme Komisyonuna iletilen olgusal verilerin celbinin talep edilmesi işlevseldir.

Tablodaki noktaların hepsi her dosyada aynı ağırlıkta gündeme gelmez. Bazı dosyalarda tartışma verinin kişiye aidiyetinde yoğunlaşırken, bazılarında Komisyon değerlendirmesinin gerekçeli olup olmadığı öne çıkar.

Denetimin sonucu da tek bir kalıba indirgenemez. Bir eksikliğin tespiti işlemin kendiliğinden iptal edileceği anlamına gelmediği gibi, dosyada bir verinin bulunması da işlemin hukuka uygun olduğunu göstermez. Mahkeme, tespit ettiği hususun nihai işlemin sebep unsuruna etkisini somut olayın bütünü içinde değerlendirir.

Mahkemenin resen araştırma yetkisi de bu denetimin bir parçasıdır. İYUK m.20 uyarınca mahkeme, davaya ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapabilir ve gerekli gördüğü bilgi ile belgeleri isteyebilir.

İdarenin savunması da bu denetimin parçasıdır. Savunmada ileri sürülen sebebin işlem yazısındaki ifadeyle örtüşüp örtüşmediği, sunulan belgelerin dayanak kaydın kendisi mi yoksa bir özet mi olduğu ve gizlilik gerekçesiyle sunulmayan bir belge bulunup bulunmadığı, yargılamanın seyrini doğrudan etkiler.


Yanlış: Her kamu görevlisi hakkında güvenlik soruşturması yapılır.

Doğru: İlk defa veya yeniden kamu görevine atanacaklar bakımından genel kural arşiv araştırmasıdır; güvenlik soruşturması için 7315 m.3/2 kapsamı ya da özel kanun dayanağı aranır.

Yanlış: Arşiv araştırması yalnızca adli sicil kaydına bakılmasıdır.

Doğru: Kanunun 4. maddesi adli sicil kaydının yanında arama, tahdit, mahkeme ve soruşturma-kovuşturma olguları ile kamu görevinden çıkarılma hususlarını da sayar.

Yanlış: Adli sicil kaydım temizse sonuç kesin olumlu çıkar.

Doğru: Adli sicil, Kanunda sayılan hususlardan yalnız biridir; sonuç, dosyadaki verilerin bütünü ve görevle bağlantısı üzerinden belirlenir.

Yanlış: Değerlendirme Komisyonu nihai ret makamıdır.

Doğru: Komisyon, kendisine iletilen olgusal verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar; nihai işlemi tesis eden makam değildir.

Yanlış: Sosyal medya, 7315 sayılı Kanunda ayrı ve sınırsız bir araştırma alanıdır.

Doğru: Kanun sosyal medyayı bağımsız bir araştırma kategorisi olarak düzenlemez; böyle bir veri ancak kanuni bir veri alanıyla ilişkilendirilebildiği ölçüde anlam kazanır.

Yanlış: Aile bireylerinin sabıka durumu doğrudan ret sebebidir.

Doğru: Aileye ilişkin veriler m.4 veya m.5'te bağımsız ve otomatik bir ret sebebi olarak sayılmamıştır; kişiselleştirme aranır.

Yanlış: Her gizli belge mahkeme denetimi dışındadır.

Doğru: Gizlilik ibaresi yargısal denetimi kendiliğinden kaldırmaz; mahkemenin bilgi ve belge isteme yetkisi bulunur.

Yanlış: İdareye yapılan her itiraz dava açma süresini durdurur.

Doğru: Bu sonuç, İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

Yanlış: İlk derece iptal kararı çıkınca kişi hemen göreve başlatılır.

Doğru: 2026 yılında yapılan düzenleme uyarınca, kapsama giren dosyalarda göreve iade sonucu doğuran kararlar uyarınca tesis edilecek işlemler nihai kararın kesinleşmesinden sonra yerine getirilir.


Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, kamu görevine alınacak kişiler hakkında 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülen iki ayrı incelemedir. Arşiv araştırması ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacaklar bakımından genel rejim iken, güvenlik soruşturması Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan gruplar ile özel kanunlarında öngörülen kişiler bakımından buna ek olarak yürütülür.

Bu ayrım, sürecin hangi kurumlar tarafından yürütüldüğüyle de bağlantılıdır. Araştırmayı Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri yürütür; talep eden kurum ile nihai işlemi tesis eden makam ise ayrıca belirlenir.

İncelemenin kapsamı Kanunla sınırlanmıştır. Arşiv araştırmasında Kanunun 4. maddesinde sayılan beş husus, güvenlik soruşturmasında ise 5. maddedeki üç veri grubu esas alınır. Uygulamada sıkça anılan aile, sosyal medya, banka, telefon, otel, sosyal güvenlik veya eğitim geçmişi gibi başlıklar bu maddelerde bağımsız araştırma kategorileri olarak düzenlenmemiştir; bu tür veriler ancak kanuni bir alanla ilişkilendirilebildikleri ölçüde anlam kazanır.

Araştırmayı yürüten birimler de Kanunda sayılmıştır: Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri. Bu birimlerin bilgi ve belge alma yetkisi, kendilerine iletilen taleple sınırlıdır.

Sürecin yapısı da üç aşamalıdır. Araştırmayı yürüten birimler yorum içermeyen olgusal verileri iletir, Değerlendirme Komisyonu nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak sunar ve atamaya yetkili makam kişinin hukukî durumunu değiştiren nihai işlemi tesis eder. Dava kural olarak bu son işleme yöneltilir.

Kişisel veriler bakımından Kanun üç ayrı güvence getirmiştir: veriler amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü kullanılır, amaç dışı işlenemez ve amaç ortadan kalktığında veya her hâlde iki yıl sonunda silinir ya da yok edilir; dava açılmışsa karar kesinleşmeden silinmez.

Olumsuz sonuçla karşılaşıldığında izlenecek yol ise nihai işlemin ve bildirim tarihinin belirlenmesiyle başlar. Özel bir süre öngörülmemişse genel dava açma süresi İYUK m.7 uyarınca 60 gündür; görevli ve yetkili mahkeme, yürütmenin durdurulması talebi ve karar sonrası uygulama rejimi de somut dosyaya göre değerlendirilir. 2026 yılında İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesine eklenen hüküm, bu son aşamayı doğrudan etkileyen güncel bir düzenlemedir.


Altın Tavsiye

Hangi aşamada olduğunuzu önce doğru adlandırın: arşiv araştırması mı, güvenlik soruşturması mı, Değerlendirme Komisyonu değerlendirmesi mi, yoksa hukukî sonuç doğuran nihai atamama ya da ilişik kesme işlemi mi? Bu ayrım yapılmadan ne süre hesaplanabilir ne de dava stratejisi kurulabilir. Nihai işlemi tespit ettikten sonra bildirim tarihini belgeye bağlayın, başvurduğunuz görevin hangi araştırma rejimine tabi olduğunu kontrol edin ve dosyanızda dayanak olarak gösterilen verinin Kanunun 4 veya 5. maddesindeki hangi alana girdiğini sorun. Süre ve dava stratejisi bu ayrımlardan sonra belirlenmelidir.


Hukuki Bilgilendirme

Bu içerik; 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 3 Haziran 2022 tarihli Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve ilgili güncel Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta uygulanacak özel personel mevzuatı, işlem tarihi, bildirim tarihi ve dosyadaki bilgi-belgeler ayrıca değerlendirilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 25.08.2026

Yazan: Av. Bilgehan Utku

Kontrol Eden: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Kamu görevine atanacak kişiler hakkında 7315 sayılı Kanun kapsamında yapılan idari inceleme sürecidir. Arşiv araştırması mevcut adli ve idari kayıtları esas alırken, güvenlik soruşturması belirli görevler bakımından daha kapsamlı araştırma yapılmasını sağlar.

Adli ve arşiv kayıtları, devam eden adli işlemler, görevin gerektirdiği güvenilirliği etkileyebilecek somut veriler ve terör örgütleriyle irtibat veya iltisak bulunup bulunmadığı incelenir. Değerlendirmenin somut ve denetlenebilir verilere dayanması gerekir.

Adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerindeki kayıtlar, hakkında devam eden soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı ve kamu görevinden çıkarılma kaydı gibi mevcut ve doğrulanabilir kayıtlar incelenir.

Kişinin görevin gerektirdiği güvenilirlik koşulunu taşımadığını gösteren somut verilerin bulunması hâlinde olumsuz sonuçlanabilir. Soyut istihbari nota veya yalnızca aile bireyine ait verilere dayanan kararlar ise hukuki açıdan tartışmalıdır.

Mevzuata göre güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilir. Uygulamada kurumlar arası yazışmalar nedeniyle süreç fiilen uzayabilir.

Arşiv araştırması sonuçları mevzuata göre en geç 30 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilir. Bu süre iş günü olarak hesaplanır; uygulamada gecikme yaşanabilir.

Süreç gizlilik esasıyla yürütüldüğünden çoğu zaman doğrudan görünmez. Aday genellikle atama sürecinin durması, göreve başlatılmaması veya kurumdan gelen yazı ya da olumsuz tebligat yoluyla durumu öğrenir.

Süreç gizlilik esasıyla yürütüldüğünden ayrıntılar kural olarak e-Devlet üzerinden takip edilemez. Sonuç genellikle kurumun bildirimi veya atama sürecinin seyri üzerinden öğrenilir.

Sonuç çoğunlukla atamanın gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesi, kurum yazısı veya olumsuz işlemin tebliği yoluyla öğrenilir. Olumsuz işlemde tebliğ tarihinin tespiti, dava açma süresi bakımından kritiktir.

Kesinleşmiş mahkûmiyetler arşiv araştırmasında görünür ve suçun niteliği ile görevle bağlantısına göre etkili olabilir. Ancak her kayıt otomatik olarak olumsuz sonuç doğurmaz; somut değerlendirme gerekir.

HAGB her durumda memuriyete engel değildir. Etkisi; suçun niteliği, kararın içeriği, görevin özelliği ve somut olayla birlikte değerlendirilir.

Beraat ve kovuşturmaya yer olmadığı kararları kişinin lehine olan kararlardır ve kural olarak olumsuz sonuç için dayanak oluşturmamalıdır. Masumiyet karinesi bu noktada gözetilir.

Aile bireylerine ait veriler değerlendirmeye alınabilir; ancak suçun şahsiliği ilkesi gereği tek başına otomatik ret sebebi olmamalıdır. Kişinin kendi somut bağlantısı aranır.

Olumsuz işleme karşı tebliğden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; şartları varsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Tebliğ tarihinin kayıt altına alınması önemlidir.

Genel olarak olumsuz işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde açılır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; geçirilmesi hâlinde dava usulden reddedilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan Utku, Ankara Barosu’na kayıtlı; idare hukuku, memur hukuku, askeri hukuk ve boşanma hukuku başta olmak üzere hukuki destek sağlamaktadır. Haklarınızın korunması ve karmaşık hukuki süreçlerin yönetimi için profesyonel destek alın

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.