Randevu Al

İletişim Bilgileri

Doçentlik Etik İhlali Nedir? Güncel Rehber

Ana Sayfa Doçentlik Etik İhlali Nedir? Güncel Rehber
Doçentlik Etik İhlali Nedir? Güncel Rehber
  • Yayın Tarihi: 18.02.2026
  • Yazar: Av. Bilgehan UTKU

Doçentlik Etik İhlali Nedir? Güncel Rehber 2026 | Süre – Yetki – Riskler

Doçentlik etik ihlali, adayların akademik çalışmalarında 2547 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklere aykırı olarak intihal, sahtecilik, çarpıtma veya haksız yazarlık gibi fiilleri gerçekleştirmesidir. Bu durum Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Etik Komisyonu tarafından tespit edilerek adayın başvurusunun iptaline ve disiplin soruşturmasına yol açar. İhlal kararına karşı 60 gün içinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılması hukuki bir zorunluluktur.

  • Hukuki Dayanak: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Doçentlik Sınav Yönetmeliği.

  • Dava Açma Süresi: Kararın tebliğinden itibaren 60 Gündür.

  • Başvuru Mercii: Yetkili İdare Mahkemesi (Ankara İdare Mahkemeleri).

İlgili makaleler; Doçentlik başvurusunda jüri değerlendirmeleri, doçentlik başvurusu ve kadroya atama, doçentlik davası nedir nasıl açılır

Doçentlik süreci, akademik kariyerin en kritik eşiği olup bu aşamada sunulan eserlerin bilimsel etik kurallarına tam uyumu beklenir. Doçentlik etik ihlali, bir adayın akademik yükselme sağlamak amacıyla bilimsel araştırma ve yayınlarında dürüstlük ilkesinden sapması durumudur. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, "sehven" yapılan alıntı hatalarının etik ihlal kapsamında değerlendirilmeyeceğinin düşünülmesidir; ancak ÜAK bu konuda oldukça katı bir tutum sergilemektedir.

İhlal iddiası genellikle jüri üyelerinin raporları doğrultusunda ortaya çıkar. Jüri üyesi, adayın eserlerinde etik dışı bir durum saptarsa bunu gerekçeli bir raporla ÜAK’a bildirir. Bu aşamadan itibaren aday için "etik inceleme süreci" resmen başlamış olur. İnceleme sürecinde adayın dosyası dondurulur ve nihai karar verilene kadar doçentlik süreci ilerlemez.

Etik ihlal kararı sadece o dönemki başvuruyu yakmakla kalmaz, aynı zamanda adayın akademik itibarını zedeler ve belirli bir süre boyunca (genellikle 3 yıl) tekrar başvuru yapmasını engeller. Bu nedenle sürecin en başından itibaren profesyonel bir hukuki strateji ile takip edilmesi hayati önem taşır.

Akademik dünyada etik ihlaller tek bir kalıba sığmaz; 2547 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde çeşitlilik gösterir. En yaygın ihlal türü olan intihal, başkasının fikirlerini veya eserlerini kaynak göstermeden kendisininmiş gibi sunmaktır. Ancak günümüzde "dilimleme" (salamizasyon) ve "haksız yazarlık" gibi türler de mercek altındadır.

Sahtecilik ve çarpıtma ise verilerin değiştirilmesi veya olmayan verilerin kullanılması durumudur ki bu, idari yaptırımların yanı sıra cezai sorumluluk da doğurabilir. Uygulamada gördüğümüz üzere, jüri üyeleri bazen "kendinden intihal" (self-plagiarism) konusunda da adayları etik kurula sevk edebilmektedir. Ancak her benzerlik bir etik ihlal değildir; burada "özgünlük" ve "bilime katkı" kriterleri esas alınmalıdır.

Etik ihlal türlerinin doğru teşhis edilmesi, savunma stratejisinin temelini oluşturur. Örneğin, teknik bir hata nedeniyle oluşan benzerlik ile kasıtlı intihal arasındaki farkın mahkemede net bir şekilde ortaya konulması gerekir. Bu ayrım, davanın kazanılmasındaki en kilit noktadır.

Akademik dünyada en sık karşılaşılan ve "ağır kusur" kabul edilen ihlaller şunlardır:

  • İntihal: Başkasına ait fikir, metot, veri veya eserleri, kurallara uygun atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseriymiş gibi sunmak.

  • Sahtecilik: Gerçekte var olmayan verileri üretmek veya sahte veriler üzerinden araştırma kurgulamak.

  • Çarpıtma : Araştırma kayıtlarını/verilerini tahrif etmek; kullanılmayan cihaz/materyalleri kullanılmış gibi göstermek; destek verenlerin çıkarlarına göre sonuçları şekillendirmek.

  • Tekrar Yayım : Aynı yayını, akademik atama ve yükselmelerde sanki farklı yayınlarmış gibi mükerrer olarak sunmak.

  • Dilimleme : Bir araştırmanın bütünlüğünü bozarak, sırf yayın sayısını artırmak amacıyla uygunsuz parçalara ayırıp yayımlamak ve bunları ayrı yayın olarak kullanmak.

  • Haksız Yazarlık: Katkısı olmayanı yazar eklemek veya katkısı olanı dışlamak.

    Yazar sıralamasını gerekçesiz değiştirmek.

    Nüfuz kullanarak ismini yazdırtmak veya sonraki baskılarda aktif katkısı olanın ismini silmek.

Araştırmanın yürütülmesi ve kaynakların kullanımı sırasındaki etik dışı davranışları kapsar:

  • Destek Belirtmeme: Kurum veya kuruluşlardan alınan destekleri ve katkılarını yayınlarda beyan etmemek.

  • İzinsiz Kullanım: Henüz sunulmamış veya kabul edilmemiş tez ve çalışmaları, sahibinin izni olmadan kaynak göstermek.

  • Hak İhlalleri: Hasta haklarına uymamak veya insan deneklerin kullanıldığı klinik araştırmalarda mevzuata aykırı hareket etmek.

  • Gizlilik İhlali: İncelemekle görevlendirildiği (hakemlik vb.) bir eserdeki bilgileri, sahibinin izni olmadan paylaşmak.

  • Kaynakların Kötüye Kullanımı: Bilimsel araştırma için ayrılan ödenek, mekan ve cihazları amaç dışı kullanmak.

  • Rıza ve İzin Eksikliği: * Anket/tutum araştırmalarında katılımcıların rızasını veya kurum iznini almamak.

    Hayvanlara ve ekolojik dengeye zarar vermek; gerekli etik kurul ve resmi izinleri almadan çalışmaya başlamak.

  • Bilgilendirme Yükümlülüğü: Araştırmanın muhtemel zararlı uygulamaları hakkında ilgilileri uyarmamak.

  • Veri Gizliliği: Diğer kurum/kişilerden alınan verileri izin verilen sınırların dışında kullanmak veya gizliliğini korumamak.

Atama, yükseltme ve başvuru süreçlerindeki yanıltıcı eylemleri kapsar:

  • Yanıltıcı Beyan: Akademik atama ve yükseltme başvurularında, araştırmalara dair yanlış veya yanıltıcı bilgi vermek.

  • Etik Dışı Tutum: Akademik teamüllere aykırı şekilde, özellikle doçent adaylarından etik açıdan beklenmeyen davranışlar sergilemek.

  • Dergi ve İndeks Sahteciliği: * Var olmayan bir dergiyi varmış gibi göstermek.

    İndekslerde taranmayan bir dergiyi taranıyor gibi göstermek.

    Hakemsiz bir dergiyi hakemli olarak beyan etmek.

Önemli Not: Bilimsel etik, sadece verilerin doğruluğunu değil; insana, hayvana, çevreye ve diğer araştırmacıların emeğine duyulan saygıyı da temsil eder.

ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu, kendisine ulaşan iddiaları ön incelemeden geçirir. Eğer iddia ciddi bulunursa adaydan yazılı savunma istenir. Savunma hakkı, anayasal bir hak olup bu aşamada yapılacak savunmanın içeriği, ileride açılacak iptal davasının da iskeletini oluşturacaktır.

Adaya tanınan savunma süresi genellikle tebliğden itibaren 15 gündür. Bu süre zarfında iddialara tek tek, bilimsel verilerle ve somut delillerle cevap verilmelidir. Uygulamada yaptığımız çalışmalarda, sadece "suçsuzum" demenin yeterli olmadığını, her bir benzerlik iddiası için kaynakça ve atıf analizi sunmanın zorunlu olduğunu gözlemlemekteyiz.

Savunma sonrasında Kurul, ya "etik ihlal yoktur" kararı vererek süreci devam ettirir ya da "etik ihlal vardır" diyerek başvuruyu iptal eder. İkinci seçenek durumunda, idari yargı yolu tek çözüm kalmaktadır. Kurulun kararı gerekçeli olmak zorundadır; gerekçesiz veya yetersiz gerekçeli kararlar yargıdan dönmektedir.

İdari işlemin iptali davası

ÜAK tarafından verilen etik ihlal kararı kesin bir idari işlem niteliğindedir. Bu karara karşı yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açılmalıdır. İptal davası, işlemin hukuka, usule ve bilimsel kriterlere aykırı olduğu iddiasıyla açılır. Mahkeme, dosyayı genellikle üniversitelerden seçilen bağımsız bir bilirkişi heyetine gönderir.

Dava dilekçesinde, jüri raporlarının subjektif olduğu, etik ihlal sayılan fiilin mevzuattaki tanıma uymadığı veya savunma hakkının kısıtlandığı gibi argümanlar işlenmelidir. Özellikle 2577 sayılı İYUK hükümleri uyarınca, telafisi güç zararlar doğacağı gerekçesiyle "yürütmenin durdurulması" talep edilmelidir.

Süreç Tablosu:

Aşama

İşlem

Süre / Merci

Savunma

Yazılı Savunma Verme

15 Gün / ÜAK

Karar

Etik Kurul Nihai Kararı

ÜAK Başkanlığı

Dava

İptal Davası Açılması

60 Gün / İdare Mahkemesi

Bilirkişi

Akademik İnceleme

Mahkeme Tarafından Atanır

Doçentlik işlemlerinde yetkili mahkeme, işlemi tesis eden kurumun bulunduğu yer mahkemesidir. ÜAK'ın merkezi Ankara'da olduğundan, etik ihlal kararlarına karşı açılacak davalarda Ankara İdare Mahkemeleri yetkilidir. Görevli mahkeme ise her zaman İdare Mahkemesidir.

Yanlış mahkemede dava açılması durumunda dosya "yetki yönünden" reddedilerek ilgili mahkemeye gönderilir. Bu durum ciddi bir zaman kaybına yol açar. Doçentlik süreci zaten uzun bir maraton olduğundan, bu tarz usul hataları adayın akademik kariyerini aylar hatta yıllar boyu sekteye uğratabilir.

Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, davanın adayın ikamet ettiği yerdeki mahkemede açılmasıdır. 2577 sayılı İYUK m.32 uyarınca, genel yetki kuralı burada Ankara Mahkemelerini işaret eder. Bu detayı atlamak, sürecin başında motivasyon kaybına neden olabilir.

İdare mahkemeleri, etik ihlali gibi teknik ve akademik konularda kendisi karar vermez. Konunun uzmanı olan, iddia sahibi jüri üyelerinden daha kıdemli veya en azından aynı unvana sahip tarafsız profesörlerden oluşan bir bilirkişi heyeti tayin eder.

Bu heyet, adayın eserlerini ve jüri raporlarını yeniden inceler. Bilirkişi raporu, davanın kaderini %90 oranında belirler. Bu nedenle, bilirkişilere sunulacak olan dava dilekçesi ve ekleri, teknik bir rapor titizliğinde hazırlanmalıdır. Uygulamada, bilirkişilerin bazen yüzeysel inceleme yapabildiğini görüyoruz; bu durumlarda rapora itiraz hakkı titizlikle kullanılmalıdır.

Mahkeme süreci boyunca, bilirkişilerin saptadığı bulgularla mevzuatın öngördüğü ihlal tanımları arasındaki uyumsuzluklar vurgulanmalıdır. Örneğin, bir eserin %15 benzerlik göstermesi otomatik olarak intihal sayılmaz; bu benzerliğin niteliği (genel geçer bilgiler, kanun metinleri vb.) mahkemeye doğru anlatılmalıdır.

Birçok aday, etik ihlal kararı sonrası sadece bir sonraki dönem başvuru yapamayacağını sanır. Oysa bu karar, kişinin tüm akademik geleceğini etkiler. "Uygulamada en sık karşılaştığımız hata", adayların idari davayı kazanmadan tekrar başvuru yapmaya çalışmalarıdır. Kayıtlarda etik ihlal geçmişi görünen bir adayın yeni jüriler tarafından önyargı ile karşılanma riski çok yüksektir.

  • Yanlış: "İntihal oranı %20'nin altındaysa etik ihlal çıkmaz." (Yanlış, %1 oranında bile olsa fikir hırsızlığı ihlaldir.)

  • Yanlış: "Üniversitemdeki soruşturmadan aklandım, ÜAK da beni suçlayamaz." (Yanlış, ÜAK ve Üniversite soruşturmaları birbirinden bağımsızdır.)

Ayrıca, etik ihlal nedeniyle doçentliği iptal edilenlerin görev yaptıkları üniversitelerde disiplin soruşturması geçirmeleri ve "Kamu Görevinden Çıkarma"ya kadar giden yaptırımlarla karşılaşmaları mümkündür. Bu sebeple mesele sadece bir ünvan meselesi değil, aynı zamanda bir memuriyet ve itibar meselesidir.

Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, etik kurulların verdiği kararların "objektif, somut ve denetlenebilir" olması şarttır. Sadece "etik kurallara aykırıdır" şeklindeki genel ifadeler iptal sebebidir. İhlalin hangi sayfada, hangi paragrafta ve hangi fiille gerçekleştiği net bir şekilde ortaya konulmalıdır.

Uygulamada karşılaştığımız bir Danıştay kararında, adayın savunmasının tam olarak değerlendirilmediği gerekçesiyle etik kurul kararı bozulmuştur. Bu, usuli güvencelerin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Yine bir başka kararda, "dilimleme" iddiasının bilimsel olarak kanıtlanamadığı, her iki çalışmanın da farklı bulgular sunduğu gerekçesiyle aday lehine karar verilmiştir.

Bu içtihatlar, davanın sadece bir savunma değil, bir hukuk mücadelesi olduğunu kanıtlar. Doğru argümanlarla desteklenen bir dosya, en umutsuz görünen etik ihlal iddialarını bile bertaraf edebilir.

Yürütmenin Durdurulması

Doçentlik etik ihlali süreci, hem idare hukukunun hem de akademik mevzuatın iç içe geçtiği hibrit bir alandır. Bu süreçte yapılacak bir hata, yılların emeğinin bir anda silinmesine yol açabilir. Bu nedenle, sürecin ilk aşamasından (savunma verme) son aşamasına (Danıştay temyiz) kadar uzman bir kadro ile çalışmak kritiktir.

Mil Hukuk olarak, akademik kadroların karşılaştığı bu zorlu süreçlerde tecrübemizle yanınızdayız. Bilimsel eserlerin analizi, jüri raporlarının çürütülmesi ve mahkeme nezdinde etkin savunma yapılması konularında profesyonel destek sağlıyoruz. Hak arama yolunda atılacak her adımın stratejik bir önemi vardır.

Akademik geleceğinizi şansa bırakmamak ve haksız iddialar karşısında güçlü bir savunma mekanizması kurmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Unutmayın, hukuk haklıyı korur; ancak haklı olduğunuzu ispat etmek sizin sorumluluğunuzdadır.

Altın Tavsiye, Doçentlik etik ihlali iddialarında en büyük risk, jüri raporlarına karşı süresinde ve teknik derinlikte itiraz etmemektir. Delil saklama uyarısı: ÜAK ile olan tüm yazışmalarınızı, UYAP kayıtlarını ve eserlerinizin orijinal nüshalarını mutlaka muhafaza edin. Bilirkişi incelemesi sırasında bu belgelerin orijinalliği davanın seyrini değiştirebilir. Akademik kariyerinizdeki bu kritik dönemeçte geri dönülemez hak kayıpları yaşamamak adına mutlaka uzman bir idare hukuku avukatından destek alın.

Sıkça Sorulan Sorular

Etik ihlal kararı kesinleştiğinde, aday genellikle kararın verildiği tarihten itibaren 3 yıl boyunca tekrar doçentlik başvurusunda bulunamaz. Ancak açılacak bir iptal davası ile bu kararın yürütmesi durdurulursa veya karar iptal edilirse, başvuru engeli ortadan kalkar ve süreç kaldığı yerden devam eder.

Eğer bir jüri üyesinin adaya karşı kişisel bir husumeti veya çıkar çatışması varsa, bu durumun somut delillerle (daha önceki yazışmalar, karşı davalar vb.) etik kurula ve mahkemeye sunulması gerekir. Bu durum, jüri raporunun tarafsızlığını sakatlar ve işlemin iptali için güçlü bir gerekçe oluşturur.

İdare mahkemelerinde açılan doçentlik etik ihlali iptal davaları, bilirkişi incelemesi ve tebligat sürelerine bağlı olarak ortalama 10 ila 18 ay arasında sonuçlanmaktadır. Yürütmeyi durdurma talepleri ise genellikle davanın açılmasından sonraki ilk 3-4 ay içinde karara bağlanır.

Öğrenci ile birlikte yapılan çalışmalarda öğrencinin adının çıkarılması "haksız yazarlık" veya "eser sahipliği hakkına saldırı" olarak değerlendirilebilir. Bu tür yayınlarda etik ihlal almamak için öğrencinin katkısının belirtilmesi ve usulüne uygun atıf yapılması zorunludur.

Savunma vermemek, iddiaları zımnen kabul ettiğiniz anlamına gelmese de, elinizdeki en güçlü hak arama aracını kullanmamanız demektir. Kurul, dosyadaki mevcut belgelere göre karar verir. Savunma yapmayan bir adayın mahkeme aşamasında sunacağı argümanlar, "neden idari aşamada sunulmadı" sorusuyla zayıflayabilir.

Etik ihlal kararı kesinleştiğinde, aday genellikle kararın verildiği tarihten itibaren 3 yıl boyunca tekrar doçentlik başvurusunda bulunamaz. Ancak açılacak bir iptal davası ile yürütmenin durdurulması veya iptal kararı alınması durumunda bu engel derhal ortadan kalkar.

Jüri üyesi ile aday arasında husumet veya çıkar çatışması varsa, bu durum somut delillerle ÜAK’a ve mahkemeye bildirilmelidir. Tarafsızlığını yitirmiş jüri raporuna dayalı işlemler sakattır. Yargı, bu tür subjektif raporları "hizmet kusuru" ve "usul eksikliği" kapsamında iptal etmektedir.

Dilimleme iddiasına karşı, her çalışmanın farklı bir hipoteze, farklı bir metodolojiye ve özgün bulgulara sahip olduğu kanıtlanmalıdır. Çalışmaların bir bütünün parçası değil, birbirini tamamlayan ancak bağımsız bilimsel değer taşıyan eserler olduğu bilirkişi raporuyla desteklenerek mahkemeye sunulmalıdır.

Evet, bilirkişi raporu taraflı veya bilimsel olarak yetersizse 2 hafta içinde itiraz edilebilir. Uzman mütalaası (bilimsel görüş) alınarak bilirkişi raporundaki hatalar somutlaştırılmalıdır. Mahkeme, itirazı haklı bulursa ek rapor isteyebilir veya tamamen yeni bir heyet oluşturabilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan Utku, Ankara Barosu’na kayıtlı; idare hukuku, memur hukuku, askeri hukuk ve boşanma hukuku başta olmak üzere hukuki destek sağlamaktadır. Haklarınızın korunması ve karmaşık hukuki süreçlerin yönetimi için profesyonel destek alın

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.