Randevu Al

İletişim Bilgileri

Doçentlik Başvurularında Jüri Değerlendirmeleri Nedir Nasıl Olmalıdır Güncel Rehber 2026

Ana Sayfa Doçentlik Başvurularında Jüri Değerlendirmeleri Nedir Nasıl Olmalıdır Güncel Rehber 2026
Doçentlik Başvurularında Jüri Değerlendirmeleri Nedir Nasıl Olmalıdır Güncel Rehber 2026
  • Yayın Tarihi: 18.02.2026
  • Yazar: Av. Bilgehan UTKU

Doçentlik Başvurularında Jüri Değerlendirmeleri Nedir Nasıl Olmalıdır? Güncel Rehber 2026 | Süre – Yetki – Riskler

Doçentlik başvurularında jüri değerlendirmeleri, adayların akademik çalışmalarının 2547 sayılı Kanun ve ÜAK temel kriterlerine uygunluğunu belirleyen bilimsel inceleme sürecidir. İlgili değerlendirme raporları beş veya üç asıl jüri üyesi tarafından hazırlanarak Doçentlik Komisyonu’na elektronik ortamda iletilir. Süreç sonunda adayın başarılı, başarısız, asgari şartları sağlamıyor veya etik ihlal kararları kesinleşir.

  • Hukuki Dayanak: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Doçentlik Yönetmeliği.

  • Süre: Jüri üyelerine rapor hazırlama için tanınan süre genellikle 1 aydır.

  • Başvuru Yolu: Hukuka aykırı jüri kararlarına karşı İdare Mahkemelerinde iptal davası açılabilir.

İlgili Makaleler; Doçentlik başvurusu ve kadroya atama rehberi, Doçentlik davası nedir nasıl açılır?

Doçentlik başvurusu yapan bir adayın dosyası, Üniversiteler arası Kurul (ÜAK) tarafından belirlenen jüri üyelerinin ekranına düştüğü andan itibaren titiz bir inceleme başlar. Jüri üyeleri, adayın sunduğu yayınların niteliğini, dergi indekslerini ve puanlama tablosundaki verilerin doğruluğunu kontrol eder. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, adayların sadece puan hesaplamasına odaklanıp yayınların içerik kalitesini ve dergi niteliğini göz ardı etmeleridir.

Değerlendirme süreci sadece sayısal bir veri kontrolü değil, aynı zamanda adayın ilgili bilim alanındaki yetkinliğinin ölçülmesidir. Her jüri üyesi, adayın dosyası hakkında "Başarılı" veya "Başarısız" şeklinde gerekçeli bir rapor hazırlamakla yükümlüdür. Bu raporlar, adayın gelecekteki akademik kariyerinin temel taşını oluşturur.

ÜAK sistemine yüklenen her belge, jüri tarafından 2547 sayılı Kanun’un öngördüğü objektif kriterler ışığında incelenir. Jüri üyelerinin subjektif yorumlardan kaçınması ve tamamen bilimsel normlara göre hareket etmesi yasal bir zorunluluktur. Eğer bir jüri üyesi, objektif kriterlerin dışına çıkarak keyfi bir değerlendirme yaparsa, bu durum idari yargıda iptal gerekçesi sayılmaktadır.

Doçentlik jürisi, adayın başvuru yaptığı bilim alanından profesör unvanına sahip öğretim üyeleri arasından seçilir. Genellikle beş asıl ve iki yedek üyeden oluşan bu heyet, ÜAK’ın ilgili komisyonları tarafından dijital algoritma ve uzman görüşü desteğiyle atanır. Jüri üyelerinin isimleri, değerlendirme süreci tamamlanana kadar adaydan gizli tutulur.

Jüri üyelerine dosya incelemesi için atanan süre, sistem üzerinden tebliğ ile başlar. Üyeler, adayın doktora sonrası çalışmalarına özellikle dikkat ederler. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, adayların doktora öncesi çalışmalarıyla puan doldurmaya çalışmalarıdır; ancak jüri, adayın bağımsız araştırma yapma kapasitesini doktora sonrası eserlerine bakarak ölçer.

Görevlendirilen jüri üyesinin, aday ile arasında husumet veya çıkar çatışması bulunması durumunda çekilme hakkı mevcuttur. Bu gibi etik durumlar, sürecin şeffaflığı ve adaleti açısından hayati önem taşır. Üyeler, raporlarını hazırlarken "bilimsel derinlik" kriterini en ön planda tutmak zorundadırlar.

Doçentlik sürecinde hem jüri üyelerinin hem de adayların uyması gereken yasal süreler bulunmaktadır. Bu sürelerin aşılması, hak mahrumiyetine veya sürecin uzamasına neden olabilir. Aşağıdaki tablo, 2026 yılı itibarıyla güncel uygulama sürelerini özetlemektedir:

İşlem Türü

İlgili Merci

Yasal Süre

Jüri Raporu Hazırlama

Jüri Üyesi

1 Ay (Ek süre verilebilir)

Asgari Şart İtirazı

ÜAK Komisyonu

15-30 Gün

Etik İhlal İncelemesi

Etik Komisyonu

3-6 Ay (Ortalama)

İptal Davası Açma

İdare Mahkemesi

Karar Tebliğinden İtibaren 60 Gün

Jüri üyelerinden biri veya birkaçı, adayın sunduğu dosyanın ÜAK tarafından belirlenen "temel kriterleri" karşılamadığını iddia edebilir. Bu duruma "asgari şartları sağlamıyor" kararı denir. Eğer jüri üyesi bu yönde bir görüş bildirirse, dosya Doçentlik Komisyonu tarafından tekrar incelenir.

Asgari kararı genellikle puanlama hatalarından veya dergi niteliklerinin (predatory/yağmacı) tartışmalı olmasından kaynaklanır. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, adayın sehven yanlış beyanda bulunması sonucu doğrudan asgari kararı verilmesidir. Oysa maddi hatalar düzeltilebilir nitelikte olmalıdır.

Eğer komisyon jüri üyesinin asgari iddiasını yerinde bulursa, adayın başvurusu reddedilir. Bu aşamada adayın süreci hukuki zemine taşıma ve savunma yapma hakkı doğar. Asgari kararı, bilimsel başarısızlıktan ziyade teknik ve usulüne uygun dosya hazırlama eksikliğidir.

Jüri değerlendirmesi sırasında karşılaşılan en riskli durum etik ihlal iddiasıdır. İntihal, dilimleme, uydurma veya haksız yazarlık gibi iddialar, jüri üyesi tarafından rapor edildiğinde süreç durdurulur ve dosya Etik Kurulu’na sevk edilir. Bu aşamada adayın akademik geleceği ciddi bir risk altına girer.

Etik ihlal iddiası karşısında adaya savunma yapma hakkı tanınır. Savunmanın profesyonel ve hukuki bir dille, somut kanıtlara dayalı olarak yapılması şarttır. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, adayların etik kurula verdikleri savunmalarda duygusal argümanlar kullanmalarıdır; oysa kurul sadece bilimsel ve hukuki kanıtlara bakar.

Etik ihlal kararı kesinleşirse, aday belirli bir süre (veya kalıcı olarak) tekrar başvuru yapmaktan men edilebilir. Ancak haksız yere verilen etik ihlal kararlarına karşı yargı yolu açıktır. Bilimsel araştırma yöntemlerine uygun olan bir çalışmanın "dilimleme" olarak nitelendirilmesi, sıklıkla mahkemelerden dönen bir jüri hatasıdır.

Jüri üyelerinin salt çoğunluğu adayı "Başarısız" bulursa, adayın doçentlik unvanı alması mümkün olmaz. Başarısızlık raporlarının gerekçeli olması, hangi eserlerin neden yetersiz bulunduğunun somut verilerle açıklanması gerekir. "Eserler yetersizdir" şeklindeki genel geçer ifadeler hukuken geçersizdir.

Aday, başarısızlık kararına karşı idari yargıda iptal davası açabilir. Mahkeme, jüri raporlarının bilimsellikten uzak veya subjektif olup olmadığını denetlemek için bilirkişi incelemesine başvurur. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, adayların başarısızlık kararını kişisel algılayıp hukuki süreci başlatmakta gecikmeleridir.

İdare mahkemesi, jüri üyelerinin takdir yetkisini denetlerken, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığına bakar. Eğer bilirkişi heyeti adayın çalışmalarını başarılı bulursa, mahkeme ÜAK’ın kararını iptal ederek adaya doçentlik yolunu açabilir.

Doçentlik başvurusunun reddine veya etik ihlal kararlarına karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemeleridir. Çünkü ÜAK’ın merkezi Ankara’dadır. Görevli mahkeme ise genel idari yargı yetkisi uyarınca İdare Mahkemesidir.

Dava açma süresi, kararın adaya tebliğ edildiği (genellikle DBS üzerinden görüldüğü) tarihten itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü olup, geçirilmesi durumunda dava reddedilir. Yürütmeyi durdurma talepli açılan davalar, adayın akademik kaybını önlemek adına hayati önem taşır.

Mahkeme süreci yaklaşık 8 ay ile 1.5 yıl arasında sürebilir. Bu süreçte adayın bilimsel çalışmalarına devam etmesi ve dosyasına eklenebilecek yeni başarıları mahkemeye bildirmesi stratejik bir hamledir. Hukuki sürecin uzman bir avukat aracılığıyla yürütülmesi, usul hatalarının önüne geçer.

Akademik camiada, jüri üyelerinin sadece puanlara baktığına dair yanlış bir algı vardır. Oysa jüri, adayın bilimsel portfolyosunun tamamını inceler. Bir diğer yanlış bilgi ise, tek bir olumsuz raporun başvuruyu doğrudan yaktığıdır; oysa salt çoğunluk kuralı esastır.

Jüri üyelerinin bazen adayın çalıştığı kuruma veya atıf yaptığı kişilere karşı önyargılı olduğu durumlar yaşanabilmektedir. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, bu tür kişisel sürtüşmelerin dosyaya yansımasıdır. Bu durum tespit edildiğinde, jüri üyesinin tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle raporun iptali istenebilir.

Ayrıca, "yağmacı dergi" (predatory journal) tanımı hala gri alanlar içermektedir. ÜAK’ın güncel listesinde olmayan bir derginin, jüri tarafından keyfi olarak yağmacı ilan edilmesi hukuka aykırıdır. Bu tür teknik detaylar, davanın kazanılmasında anahtar rol oynar.

Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre, doçentlik jürisi raporları denetlenebilir niteliktedir. Mahkemeler, "bilimsel özerklik" zırhının arkasına sığınılarak yapılan keyfi değerlendirmeleri kabul etmemektedir. Özellikle yeterli yayın sayısına ve atıf oranına sahip adayların reddedilmesi, somut gerekçe yoksa iptal edilmektedir.

Emsal kararlarda, jüri üyelerinin adayın çalışmalarını "yeterli derinlikte görmüyorum" gibi soyut ifadelerle eleştirmesi yeterli bulunmamaktadır. Hangi çalışmanın, hangi eksiklik nedeniyle zayıf kaldığı teknik olarak izah edilmelidir. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, ÜAK’ın bu eksik raporları kabul ederek adayı başarısız saymasıdır.

Yargı kararları, jürinin adayı sadece "başarısız" bulma yetkisi olduğunu, ancak adayın unvan almasını engelleyecek keyfi kriterler koyamayacağını vurgular. Bu içtihatlar, adaylar için güçlü birer hukuki dayanaktır.

Doçentlik başvuru süreci sadece akademik bir sınav değil, aynı zamanda karmaşık bir idari süreçtir. Hukuka aykırı jüri raporları, etik ihlal suçlamaları veya asgari şart engelleriyle karşılaşıldığında profesyonel destek almak elzemdir. Sürecin her aşamasında yapılan yazışmalar, ileride açılacak bir davanın delili niteliğindedir. Yürütme durdurma talepli İdari işlemin iptali davasında bunları kullanabilirsiniz.

Hukuki destek, adayın dosyasındaki teknik eksikliklerin saptanması ve jüri raporlarındaki çelişkilerin ortaya çıkarılması aşamasında başlar. Doğru stratejiyle yapılan bir savunma veya itiraz, davanın seyrini tamamen değiştirebilir. Mil Hukuk olarak, akademik kadro davalarındaki tecrübemizle adayların haklarını korumaktayız.

Unutulmamalıdır ki; doçentlik unvanı bir haktır ve bu hak ancak hukuka uygun gerekçelerle kısıtlanabilir. Haksızlığa uğradığını düşünen her akademisyen, yasal yollara başvurarak kariyerini güvence altına almalıdır.

Altın Tavsiye, Doçentlik başvurunuzda jüri tarafından "asgari" veya "başarısız" kararı verildiğinde, süreyi geçirmeden raporlardaki somut hataları listeleyin. Özellikle 60 günlük dava açma süresini kaçırmamak, akademik kariyerinizdeki hak kayıplarını önlemek için en kritik adımdır. Tüm yazışmaları ve ekran görüntülerini UYAP veya DBS üzerinden saklamayı unutmayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Jüri değerlendirme süreci tamamen bittikten ve ÜAK yönetim kurulu kararı kesinleştikten sonra raporlar DBS üzerinden adayın erişimine açılır.

ÜAK tarafından üyeye ek süre verilir; eğer yine girilmezse o üye jüriden çıkarılarak yerine yedek üye atanır ve süreç kaldığı yerden devam eder.

Asgari şartları sağlamadığı kesinleşen aday, eksikliklerini tamamlamak kaydıyla bir sonraki başvuru döneminde (Mart veya Ekim) tekrar başvuru yapabilir.

Evet, etik ihlal kararı bir idari işlemdir ve bu kararın iptali için tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılabilir.

Süreç devam ederken isimler gizlidir; ancak dava açılması durumunda mahkeme dosyası aracılığıyla jüri üyelerinin isimleri ve rapor içerikleri öğrenilebilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan Utku, Ankara Barosu’na kayıtlı; idare hukuku, memur hukuku, askeri hukuk ve boşanma hukuku başta olmak üzere hukuki destek sağlamaktadır. Haklarınızın korunması ve karmaşık hukuki süreçlerin yönetimi için profesyonel destek alın

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.