Randevu Al

İletişim Bilgileri

Sahil Güvenlik Sicil İptal Davası

Ana Sayfa Sahil Güvenlik Sicil İptal Davası
Sahil Güvenlik Sicil İptal Davası
  • Yayın Tarihi: 27.05.2026
  • Değiştirme Tarihi: 27.05.2026
  • Yazar: Av. Emre ASAN

Sahil Güvenlik Sicil İptal Davası - Güncel Rehber 2026

Sahil Güvenlik sicil iptal davası; 2692 sayılı Kanun ve 926 sayılı TSK Personel Kanunu çerçevesinde düzenlenen olumsuz sicil veya değerlendirme raporuna karşı idare mahkemesinde açılan iptal davasıdır. Sicil raporları sürekli hukuki sonuç doğuran işlemler olduğundan, genel 60 günlük dava açma süresi raporun düzenlendiği tarihten değil, raporun somut olumsuz sonuç doğurduğu andan itibaren işlemeye başlar. Dava sonucunda olumsuz sicil hukuki geçerliliğini yitirir; terfi, atama ve kariyer üzerindeki etkileri ortadan kalkar.


Kısaca:

  1. Hukuki Dayanak: 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu Madde 18, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu
  2. Süre: Sicil raporları sürekli sonuç doğuran işlemlerdir; 60 günlük genel dava süresi raporun düzenlendiği tarihten işlemez, olumsuz sonucun somutlaştığı — terfinin engellendiği, atama kararının verildiği — andan itibaren değerlendirilir.
  3. Başvuru / Dava Yolu: Görevli mahkeme idare mahkemesidir; yetkili mahkeme işlemi tesis eden makamın bulunduğu yere veya İçişleri Bakanlığı'nın merkezine göre belirlenir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda sicil sistemi, 2692 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle düzenlenmektedir. Bu madde, 2016 yılında gerçekleştirilen kapsamlı değişiklikle "Sicil Üstleri" başlığından "Değerlendirme Raporu" başlığına dönüştürülmüştür. Buna göre Sahil Güvenlik bölge komutanları hakkında mülki görevler açısından konuşlu bulundukları yerin valisi tarafından her yıl sonunda sicil değerlendirmesi yapılır. Bu sicil raporları; personelin terfi, ödüllendirme, atama ve yer değiştirme kararlarında doğrudan belirleyici rol oynar.

Terminoloji değişikliğine karşın idari yargı pratiğinde bu belgelere karşı açılan davalar "sicil iptal davası" olarak anılmaya devam etmektedir. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na yapılan atıf uyarınca subay ve astsubayların nasıp, terfi ve sicil süreçlerinde askeri personele uygulanan mevzuat esas alınmakta; bu durum dava gerekçelerini teknik açıdan çok katmanlı kılmaktadır.

Askeri personel için açılan sicil iptal davalarında genel hukuki çerçeve, Sahil Güvenlik'e özgü bu katmanlı yapıyı bütünüyle kapsamaz. Sahil Güvenlik personelinin durumu; İçişleri Bakanlığı'na bağlılık, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Kanunu'nun uygulanması ve seferberlik dönemlerindeki komuta geçişi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.


Sahil Güvenlik sicil sistemini anlamak, hangi sicil belgesinin dava konusu edileceğini ve sicil üstlerinin yetki sınırlarının nerede çizildiğini doğru belirlemek açısından zorunludur. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na yapılan atıf nedeniyle Sahil Güvenlik subay ve astsubaylarının sicil safahatı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde uygulanan değerlendirme döngüsü üzerine inşa edilmektedir.

Birinci sicil, personelin doğrudan amiri konumundaki birinci sicil üstü tarafından düzenlenir. Personelin görev yaptığı yerin koşulları, hizmet performansı ve mesleki yetkinliği bu değerlendirmenin temel girdilerini oluşturur. Söz konusu sicil belgesi, sicil amirinin tam bir tarafsızlık ve adalet içinde hareket ederek nesnel ölçütlere dayanması zorunluluğunu içerir. Tam bir tarafsızlık ve adalet ilkesine aykırı biçimde düzenlenen bir sicil, hukuka aykırı değerlendirme olarak kabul edilir.

İkinci sicil, ikinci sicil üstü tarafından düzenlenir ve birinci sicil belgesindeki değerlendirmeyi denetleyen üst süzgeç işlevi görür. İkinci sicil notunun belirlenmesinde birinci sicil üstünün gözlemleri bağımsız biçimde doğrulanmalı ya da gerektiğinde düzeltilmelidir. Söz konusu iki aşamanın birbirinden kopuk yürütülmesi de başlı başına bir usul hatasıdır.

Bu iki katmanlı yapının hukuki önemi şuradan kaynaklanır: Birinci sicil ile ikinci sicil arasındaki aşırı not farkı ya da sicil üstlerinin değerlendirme yaparken sicil yönetmeliğine aykırı davranması, sicil iptal davasının en güçlü gerekçelerinden birini oluşturur. Sahil Güvenlik bünyesinde sicil üstlerinin kim olduğu 2692 sayılı Kanun'un 18. maddesi ve bağlı yönetmelikle belirlenmektedir; bu zincirin dışından gelen her sicil belgesi yetki aşımı iddiasıyla iptale taşınabilir.

Sahil Güvenlik, Jandarma Genel Komutanlığı ile birlikte İçişleri Bakanlığı'na bağlı silahlı kolluk kuvvetidir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve diğer Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları ise Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösterir. Bu yapısal fark, personelin sicil sistemini doğrudan belirler:

KurumBağlılıkSicil Dayanağı
Sahil Güvenlik Komutanlığıİçişleri Bakanlığı926 sayılı Kanun + 2692 sayılı Kanun
Jandarma Genel Komutanlığıİçişleri Bakanlığı926 sayılı Kanun + 2803 sayılı Kanun
Kara KuvvetleriMilli Savunma Bakanlığı926 sayılı Kanun

Jandarma Genel Komutanlığı personeline özgü sicil iptal davalarından farklı olarak, Sahil Güvenlik'te seferberlik döneminde komutanın Deniz Kuvvetleri'ne geçmesi sicil üstleri zincirini dönüştürür. Bu geçiş süreci, tesis edilen sicil belgesinin yetki yönünden ayrıca sorgulanmasını zorunlu kılar.

Mil Hukuk & Danışmanlık'ın uygulamada karşılaştığı dosyalarda, birinci sicil amirinin yetkisiz olduğu ya da ikinci sicil değerlendirmesinin birinci sicil belgesini hiç dikkate almadan düzenlendiği görülmektedir. Bu tür usul hataları, bağımsız iptal gerekçeleri oluşturur.


Sicil iptal davası açma hakkı Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesindeki tüm personel statülerine tanınmış olmakla birlikte, hukuki çerçeve statüden statüye farklılaşır.

Personel StatüsüSicil DayanağıYetkili MakamDava Hakkı
Muvazzaf Subay926 sayılı TSK Personel Kanunuİçişleri BakanlığıVar
Muvazzaf Astsubay926 sayılı TSK Personel Kanunuİçişleri BakanlığıVar
Uzman Erbaş3269 sayılı Uzman Erbaş KanunuSahil Güvenlik KomutanlığıVar
Sözleşmeli Subay/Astsubay4678 sayılı Kanunİçişleri BakanlığıVar
Sözleşmeli Erbaş/Er6191 sayılı Kanunİçişleri BakanlığıVar

Hangi mevzuatın esas alındığı, dava dilekçesinde ileri sürülecek hukuki argümanları, yetkili mahkemenin belirlenmesinde kullanılacak kriterleri ve sicil belgesinin denetleneceği hukuki standardı doğrudan etkiler. Mil Hukuk & Danışmanlık'ın uygulamada sıklıkla karşılaştığı sorunlardan biri, askeri personelin kendi statüsüne uygun mevzuatı esas almadan genel gerekçelerle dilekçe hazırlamasıdır; bu hata dava esasa geçilmeden usul yönünden reddedilme riskini artırır.


Sahil Güvenlik subayları hakkında düzenlenen olumsuz sicil veya değerlendirme raporuna karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Subayların sicil işlemleri 2692 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine tabidir; atama ve terfi kararları ise İçişleri Bakanlığı onayıyla tesis edilir.

Subay sicil davalarında hukuki çerçeve şu katmanlardan oluşur: 2692 sayılı Kanun Madde 18 değerlendirme raporunun usul ve esasını belirler; 926 sayılı Kanun ve subay sicil yönetmeliği terfi ve nasıp şartlarını düzenler; 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Kanunu ise sicille bağlantılı disiplin işlemlerinin tabi olduğu özel mevzuatı oluşturur.

Subay sicil davalarında özellikle dikkat edilmesi gereken husus, sicil üstünün kim olduğunun doğru tespitidir. Sahil Güvenlik'te sicil üstleri hiyerarşisi, subay sicil yönetmeliği ve 2692 sayılı Kanun'un 18. maddesi birlikte okunarak belirlenir. Bu yetki zinciri dışından gelen ya da yetkisiz makam imzasını taşıyan her sicil belgesi, yetki aşımı gerekçesiyle iptale açık hale gelir.

Mil Hukuk & Danışmanlık'ın subay sicil dosyalarında en sık karşılaştığı sorun, birinci sicil amirinin değil onun astının imzaladığı sicil belgesinin geçerli kabul edilerek işleme konulmasıdır. Bu usul hatası, dava dilekçesinde ilk sıraya yerleştirilmesi gereken bağımsız bir iptal gerekçesidir.


Sahil Güvenlik astsubayları hakkında tesis edilen olumsuz sicil veya değerlendirme raporuna karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Astsubay sicil ve terfi işlemleri 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na atıf yapılmak suretiyle yürütülür. Askeri personelin bu statüdeki sicil safahatı, birinci sicil ve ikinci sicil belgelerinin düzenlendiği yıllık döngüden oluşur.

Astsubay sicil davalarında öne çıkan özgün boyut, 2692 sayılı Kanun'un Ek Madde 14'ünde düzenlenen yaş haddi uzatım mekanizmasıdır. Söz konusu düzenleme uyarınca sicil notu ortalaması sicil tam notunun yüzde doksanının üzerinde olan astsubay kıdemli başçavuşların yaş haddi İçişleri Bakanı onayıyla 60'a kadar uzatılabilmektedir. Astsubay sicil notunun bu eşiği aşağı çekecek biçimde hukuka aykırı belirlenmesi uzatım hakkını doğrudan engeller; bu durum astsubay sicil iptal davalarında ayrı ve somut bir gerekçe oluşturur.

Astsubay sicil belgesindeki olumsuz notun sicil notu ortalamasını eşiğin altına düşürdüğü dosyalarda her hukuka aykırı puan erken emeklilik sonucuna yol açabilir. Mil Hukuk & Danışmanlık'ın uygulamada karşılaştığı yaygın sorun, astsubay sicil belgesinin sicil dönemi kapandıktan sonra tebliğ edilmesi ve personelin olumsuz nottan ancak terfi listesinin kapatılmasıyla haberdar olmasıdır. Bu gecikmeli öğrenme, sicil raporlarının sürekli sonuç doğuran işlem niteliği sayesinde dava hakkını ortadan kaldırmaz.


Sahil Güvenlik uzman erbaşları hakkında tesis edilen olumsuz sicil veya değerlendirme raporuna karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Uzman erbaşların sicil işlemleri 926 sayılı Kanun'a değil; 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve uzman erbaş yönetmeliğine tabidir. Nasıp ve terfi işlemleri Sahil Güvenlik Komutanlığınca bu özel kanun çerçevesinde yürütülür.

Uzman erbaşlar, Sahil Güvenlik'in sahada görev yaptığı birlikler açısından kritik personel kategorisini oluşturur. Uzman erbaşların sicil süreçleri, subay ve astsubay sicil süreçlerinden farklı usul kurallarına tabidir; bu fark dava dilekçesinin hukuki iskeletini doğrudan etkiler. Uzman erbaş yönetmeliği kapsamında düzenlenen sicil belgesi, subay sicil yönetmeliğine göre değil kendi özel mevzuatına göre denetlenir.

Uzman erbaşlar hakkında personel hakkında yürütülen disiplin veya soruşturma süreçleri, sicil notlarını olumsuz etkileyen zincirleme işlemlere yol açabilir. 2692 sayılı Kanun'un Ek Madde 13'ü; tutukluluk veya görevden uzaklaştırma hallerinde uzman erbaşların terfi ve kademe ilerlemesinin yapılamayacağını, söz konusu kişiler hakkında yargılama süresince sicil notlarının kariyere etkisinin askıya alınacağını düzenlemektedir. Ancak bu süreçte düzenlenen sicil belgesinin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığında zincirleme iptal gerekçesi gündeme gelir.

Uzman erbaşların sözleşme yenileme süreciyle sicil ilişkisi de önemli bir pratik sorun oluşturur. Uzman erbaşların sicil notları, sözleşme yenileme kararında belirleyici bir ölçüt olarak kullanılmaktadır. Söz konusu sicil notlarının hukuka aykırı biçimde düşük belirlenmesi, sözleşme yenilenmeme kararının da hukuki dayanağını ortadan kaldırır; bu durumda hem sicil iptali hem sözleşme feshi iptali için birleşik dava stratejisi kurulabilir.

Uzman erbaşların sicil iptal davalarında dava dilekçesi uzman erbaş yönetmeliğinin ilgili hükümleri çerçevesinde kurulmalıdır. Subay sicil yönetmeliğine veya 926 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan dilekçeler, uzman erbaş dosyasında hukuki dayanak eksikliğiyle karşılaşabilir.


Olumsuz sicil belgesine karşı dava açılabilmesi için söz konusu raporun hukuka aykırılık taşıması gerekir. Sahil Güvenlik sicil iptal davalarında öne çıkan hukuka aykırılık gerekçeleri şunlardır:

Yetki Aşımı: 2692 sayılı Kanun'un 18. maddesi değerlendirme yapma yetkisini belirli sicil üstleriyle sınırlamıştır. Birinci sicil amiri ya da ikinci sicil üstünün yetki sınırını aşması veya yetkisiz makamın tesis ettiği sicil belgesi, iptal davasının en güçlü gerekçelerinden birini oluşturur. Personelin görev yaptığı bölgeden bağımsız olarak söz konusu yetki zinciri kesinlikle belirlidir.

Usul Aykırılığı: Sicil belgesinin öngörülen formda düzenlenmemesi, sicil üstlerinin imza yetkisini aşması, tebligat usulsüzlükleri ve yasal sicil dönemine uyulmaması usul aykırılığı kapsamında değerlendirilir. Tesis edilen her idari işlem gibi sicil belgesi de şekil şartlarına tam uymak zorundadır.

Nesnel Dayanaktan Yoksunluk: Sicil değerlendirmesinin somut bir fiile ya da nesnel ölçüte dayanmaksızın yapılması; kişisel husumet, önyargı ya da sicil amirinin tam bir tarafsızlık ve adalet ilkesini ihlal etmesi iptal gerekçesi oluşturur. Mahkemeler sicil belgesindeki tespitlerin gerçeğe dayalı olup olmadığını ve söz konusu değerlendirmenin hukuka aykırı unsurlar içerip içermediğini fiilen araştırır.

Savunma Hakkının İhlali: Herhangi bir disiplin cezası veya soruşturma süreçleriyle bağlantılı sicil işlemlerinde askeri personelin savunma alınmadan değerlendirilmesi ciddi bir usul ihlalidir. Bir disiplin işlemi sicile yansımadan önce personelin savunma hakkının eksiksiz kullandırılması zorunludur.

Seferberlik Dönemi Kaynaklı Sorunlar: 2692 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca seferberlik hallerinde Sahil Güvenlik'in belirli birlikleri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrine girer. Personelin görev yaptığı birliğin komuta zincirine geçici olarak başka bir kurumun dahil olması, sicil üstleri zincirinde belirsizliğe yol açar; bu dönemde tesis edilen sicil belgesi yetki yönünden ayrıca sorgulanabilir.


Bir sicil notunun hukuka aykırı biçimde düşük belirlenmesi, Sahil Güvenlik personelinin kariyer safahatında zincirleme olumsuz sonuçlar doğurur. Sicil yönetmeliği ve subay sicil yönetmeliği; sicil notlarının hangi ölçütlere göre belirleneceğini, sicil üstlerinin nasıl değerlendirme yapacağını ve söz konusu sicil belgesi hakkında itirazın nasıl işleyeceğini düzenler.

Her yılı sicil dönemi, birinci sicil ve ikinci sicil aşamalarıyla tamamlanır. Bir sicil notunun bu aşamaların herhangi birinde hukuka aykırı biçimde düşük belirlenmesi, sonraki dönemlerin sicil notu ortalamasını da etkiler. Sicil notlarının belirlenmesinde sicil amirinin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin sınırsız olmadığı ve hukuki denetime tabi olduğu Danıştay içtihadıyla yerleşik hale gelmiştir. Personelin görev yaptığı yerin koşulları, hizmet sicili ve somut bilgiye dayanmayan değerlendirmeler yargı denetiminde tutunamamaktadır.

Düşük sicil notunun hukuki sonuçları şöyle sıralanabilir:

  • Bir üst rütbeye terfi edilememesi
  • Kademe ilerlemesinin engellenmesi
  • Atama ve yer değiştirme taleplerinin reddedilmesi
  • Astsubaylarda yaş haddi uzatım hakkından yararlanılamaması
  • Uzman erbaşlarda sözleşme yenilenmeme kararına zemin hazırlanması

Personelin sicil notlarının sicil yönetmeliğindeki ölçütlere uygun biçimde belirlenip belirlenmediği, tesis edilen sicil belgesinde nesnel gerekçe gösterilip gösterilmediği ve söz konusu değerlendirmenin tam bir tarafsızlık ve adalet ilkesine uyup uymadığı, idare mahkemesinin esas incelemesinin odak noktasını oluşturur.


Sicil iptal davalarında süre meselesi, bu dava türünün en sık yanlış anlaşılan boyutudur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi, idari işlemlere karşı kural olarak tebliğden itibaren 60 gün içinde dava açılmasını öngörür. Ancak Danıştay'ın yerleşik içtihadı, sicil raporlarını bu genel kuralın dışında tutmaktadır.

Sicil raporları idari yargı anlayışında sürekli hukuki sonuç doğuran işlemler olarak kabul edilmektedir. 60 günlük dava açma süresi, sicil belgesinin düzenlendiği ya da tebliğ edildiği tarihten değil; sicil notunun somut ve olumsuz bir hukuki sonuç doğurduğu andan — terfinin engellenmesi, atama talebinin reddedilmesi, bir üst rütbeye yükselişin fiilen kapanması — itibaren işlemeye başlar.

Uygulamada bu şu anlama gelir: Bir Sahil Güvenlik personeli, terfisinin olumsuz sicil gerekçesiyle engellendiğini ya da sicil notlarının kariyer üzerinde somut bir olumsuz etki yarattığını öğrendiğinde dava hakkı o an doğar. Yılı sicil döneminin üzerinden uzun süre geçmiş olması tek başına bu hakkı ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte her sicil dosyasının kendine özgü koşulları değerlendirmeyi zorunlu kılar. Sürenin somut olayda ne zaman işlemeye başladığının tespiti için hukuki danışmanlık alınması hak kaybı riskini önemli ölçüde azaltır.


Sahil Güvenlik sicil iptal davalarında görevli mahkeme idare mahkemesidir. Askeri yargının kaldırılmasının ardından askeri personele ilişkin bu davaların tümü sivil idare yargısında görülmektedir.

Yetkili mahkeme belirlenirken personelin görev yaptığı yer esas alınır:

  • Sicil belgesinin doğrudan Sahil Güvenlik bölge komutanlığı düzeyinde tesis edildiğindne dolayı birliğin konuşlu olduğu yerdeki idare mahkemesi yetkili hale gelebilir. Bu durumda personelin görev yaptığı yerdeki idare mahkemesinin itiraz mercii olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Yetki itirazı, dava esasa geçilmeden usul yönünden gecikmelere yol açabilir. İdare mahkemesinin doğru belirlenmesi, dava sürecinin en kritik ilk adımlarından biridir.


2692 sayılı Kanun, sicil notunun kariyer üzerindeki etkilerini somut hükümlerle düzenlemektedir. Sicil notlarının askeri personelin mesleki safahatındaki ağırlığı, sicil iptal davasının neden öncelikli bir hukuki tercih olduğunu açıklar.

Terfinin engellenmesi: Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na yapılan atıf uyarınca olumsuz sicil, terfi listelerinde belirleyici rol oynar. Bir üst rütbeye yükselme imkânı, sicil notunun eşik değerin altında kalmasıyla fiilen kapanır.

Kademe ilerlemesinin durdurulması: Düşük sicil notu yalnızca terfiyi değil, kademe ilerlemesini de olumsuz etkiler. Kademe ilerlemesi engellenen personelin mali hakları ve hizmet puanı da bundan doğrudan etkilenir.

Atama ve yer değiştirme kısıtlaması: 2692 sayılı Kanun'un 18. maddesi, sicil notlarının atama ve yer değiştirmede dikkate alınacağını hükme bağlamıştır. Sicil belgesindeki olumsuz değerlendirme, tercihli görev bölgelerine atanma imkânını fiilen ortadan kaldırabilir.

Yaş haddi uzatımının önlenmesi: Ek Madde 14 uyarınca sicil notu ortalaması sicil tam notunun yüzde doksanının üzerinde olan astsubay kıdemli başçavuşların yaş haddi 60'a kadar uzatılabilmektedir. Düşük sicil notu bu eşiği düşürerek uzatım hakkını engeller ve erken emekliliğin tetikçisi olabilir.

Meslekten uzaklaştırmaya zemin hazırlama: 2692 sayılı Kanun'un 21. maddesine 7533 sayılı Kanun ile 2024'te eklenen fıkra, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde İçişleri Bakanı onayıyla subay ve astsubayların ilişiğinin kesileceğini düzenlemektedir.

Bu sonuçların herhangi biri somutlaşmaya başladığında, dava açılmasının yanı sıra yürütmenin durdurulması kararı talep edilmesi de değerlendirilmelidir. Yürütmenin durdurulması kararı alınmadan terfi listelerinin kapanması ya da emeklilik işleminin kesinleşmesi, dava kazanılsa dahi zararın giderilmesini güçleştirir.


Sahil Güvenlik sicil iptal davasında güçlü bir dilekçenin hazırlanabilmesi için aşağıdaki belgelerin eksiksiz toplanması gerekir:

  1. Dava konusu sicil belgesi — her iki sicil dönemi dahil onaylı suretler
  2. Sicil belgesinin tebliğ belgesi — tebliğ tarihi süre hesabı açısından kritiktir
  3. Önceki yıllara ait sicil notları ve sicil belgeleri — sicil safahatının kıyaslamalı değerlendirmesi için
  4. Terfinin engellendiğine dair resmî yazışmalar veya kararlar
  5. Kademe ilerlemesinin durdurulduğuna ilişkin belgeler
  6. Atama veya yer değiştirme taleplerinin ret yazıları
  7. Sicil üstlerinin ve sicil amirinin kim olduğunu gösteren atama ve görevlendirme belgeleri — yetki denetimi için
  8. Varsa disiplin cezası veya soruşturma evrakı — sicille bağlantılıysa
  9. Varsa idarî itiraz dilekçesi ve ret cevabı
  10. Sicil yönetmeliği veya subay sicil yönetmeliği kapsamında başvurulan iç itiraz belgeleri
  11. Lehe tanık beyanları — mümkünse yazılı
  12. Sicil notlarının kariyer üzerindeki somut etkisini gösteren her türlü belge

Mil Hukuk & Danışmanlık'ın dava dosyalarında en sık karşılaşılan eksiklik, sicil belgesinin tebliğ alınmamış ya da kaybedilmiş olmasıdır. Tebligat belgesinin temin edilmemesi, süre itirazlarında ciddi hak kayıplarına yol açabilir.


Yanlış: "Kanun 'değerlendirme raporu' dediğine göre sicil iptal davası açılamaz." 

Doğru: 2692 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki başlık değişikliği terminolojik bir düzenlemedir. İdare mahkemeleri, olumsuz sicil belgesine karşı açılan davaları sicil iptal davası olarak kabul etmeye ve esastan incelemeye devam etmektedir.


Yanlış: "Sicil belgesini tebliğ aldıktan 60 gün geçti, artık dava açamam." 

Doğru: Sicil raporları sürekli hukuki sonuç doğuran işlemlerdir. Dava açma süresi sicil belgesinin düzenlendiği tarihten değil, sicil notlarının somut bir olumsuz sonuç — terfi engeli, atama reddi — doğurduğu andan itibaren işler.


Yanlış: "Sahil Güvenlik askeri teşkilat sayıldığından askeri mahkemede dava açılır." 

Doğru: Askeri yargı kaldırılmıştır. Sahil Güvenlik sicil iptal davaları idare mahkemelerinde görülmektedir. Görevli mahkeme idare mahkemesi, yetkili mahkeme ise işlemi tesis eden makamın yerine göre belirlenir.


Yanlış: "Düşük sicil notu idari bir takdir yetkisidir, buna karşı dava açılamaz." 

Doğru: Takdir yetkisinin sınırsız olmadığı Danıştay içtihadıyla yerleşmiştir. Sicil yönetmeliğine aykırı biçimde belirlenen, nesnel gerekçeden yoksun ya da sicil üstlerinin yetkisini aşarak düzenlenen sicil notları yargısal denetime tabidir.


Yanlış: "Birinci sicil düşük çıktı ama ikinci sicil yüksek; dava açmama gerek yok." 

Doğru: Birinci sicil ve ikinci sicil notları sicil notu ortalamasını birlikte belirler. Sicil notu ortalaması eşik değerlerin altına düştüğünde kariyer sonuçları doğmaya başlar. İkinci sicil belgesinin lehe görünmesi, birinci sicil belgesindeki hukuka aykırılığı otomatik olarak gidermez.


Sahil Güvenlik sicil iptal dosyalarında tekrarlayan en kritik hata şudur: Askeri personel, düşük sicil notu veya olumsuz sicil belgesiyle karşılaştığında iç itiraz yollarını denemeyi tercih ederek hukuki danışmanlığı erteler. Bu süreçte terfinin fiilen kapandığına ya da emeklilik işleminin başladığına dair resmî bir işlemle karşılaşıldığında ise dava stratejisi için gerekli hazırlık yapılamamış olur.

Sicil safahatında olumsuz bir dönüşüm öğrenildiği anda — sonuç henüz somutlaşmamış olsa bile — sicil belgesi ve tüm belgeler güvence altına alınmalı, sicil üstlerinin yetki durumu tespit edilmeli ve dosya bir hukuk bürosu tarafından incelenmelidir.


1. Takdir yetkisi savunması: İdare, sicil notunun sicil üstlerinin takdir yetkisi çerçevesinde belirlendiğini öne sürer. Takdir yetkisinin varlığı, değerlendirmenin yargı denetiminin dışında olduğunu ima etmek için kullanılır.

2. Usule uygunluk savunması: Sicil belgesinin birinci sicil amiri ve ikinci sicil üstü tarafından sicil yönetmeliğine uygun biçimde düzenlendiği ileri sürülür.

3. Süre itirazı: İdare, sicil belgesinin tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresinin geçtiğini savunabilir. Sicil raporlarının sürekli sonuç doğuran işlem niteliği bu savunmayı çürüten temel argümandır.

4. Hukuki yarar yoktur savunması: İdare, sicil notlarının henüz somut bir olumsuz sonuca yol açmadığını, dolayısıyla dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını öne sürebilir.

Takdir yetkisinin sınırsız olmadığı: Sicil yönetmeliği ve subay sicil yönetmeliği, sicil notunun hangi nesnel ölçütlere göre belirleneceğini açıkça düzenler. Takdir yetkisinin bu sınırları aşması ve sicil belgesinde somut gerekçe gösterilmemesi, takdir yetkisi savunmasını geçersiz kılar.

Süre itirazına karşı: Sicil iptal davalarında sürenin sicil belgesinin tebliğinden değil olumsuz sonucun somutlaşmasından başladığı, dilekçede belgeleriyle birlikte gösterilmelidir.

Hukuki yararın varlığı: Sicil notlarının terfiyi ya da atamayı olumsuz etkilediği her durumda dava açılmasında yeterli hukuki yarar mevcuttur.

Mil Hukuk & Danışmanlık'ın dosyalarında idarenin en sık başvurduğu savunma, takdir yetkisi kalkanı arkasına sığınarak sicil belgesinde somut gerekçe ortaya koymaktan kaçınmaktır. İdare mahkemeleri bu tutumu giderek artan sıklıkla yerinde bulmamakta ve sicil notunun gerçek içeriğini araştırmaktadır.


İdare mahkemeleri sicil iptal davalarında dava konusu sicil belgesini beş temel unsur çerçevesinde denetler:

Yetki: Sicil belgesini düzenleyen sicil amirinin ve sicil üstlerinin bu yetkiye sahip olup olmadığı. Yetkisiz makamın imzaladığı her sicil belgesi bu unsurda hukuka aykırı bulunur.

Şekil: Sicil belgesinin sicil yönetmeliğinin öngördüğü formda düzenlenip düzenlenmediği, her iki değerlendirme aşamasının usulüne uygun tamamlanıp tamamlanmadığı.

Sebep: Sicil notlarının dayandığı olgu ve gerekçelerin gerçekliği ve somutluğu. Mahkemeler sicil belgesindeki olumsuz tespitlerin nesnel bir temele dayanıp dayanmadığını araştırır. Salt standart ifadelerle doldurulmuş ve personelin sicil safahatını yansıtmayan belgeler bu denetimde güçlükle ayakta kalır.

Konu: İdari işlemin hukuk düzeninde doğurduğu sonucun hukuka uygunluğu. İdari işlemin iptali davalarında genel olarak aranan bu unsur, sicil belgelerinde de aynı standartta incelenir.

Amaç: İşlemin kamu yararı amacıyla mı yoksa kişisel amaçlarla mı tesis edildiği; kötü niyetin varlığı.

Danıştay'ın sicil davalarına ilişkin yerleşik içtihadı, değerlendirme raporlarında takdir yetkisinin sınırları içinde kalındığının nesnel gerekçelerle gösterilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Somut dava dosyanızda hangi kararların esas alınacağı ve içtihadın nasıl uygulanacağı, hukuki danışmanlık sürecinde belirlenmesi gereken teknik bir meseledir.


Altın Tavsiye

Sahil Güvenlik sicil iptal davalarında en kritik nokta şudur: Olumsuz sicil belgesiyle karşılaşıldığı anda tüm sicil safahatına ait belgeler güvence altına alınmalı, tebliğ belgesi mutlaka saklanmalı ve dosya bir hukuk bürosu tarafından incelenmelidir. Sicil raporlarında 60 günlük genel dava süresi sicil belgesinin düzenlenme tarihinden başlamasa da olumsuz sonuçların somutlaştığı anlarda — terfinin kapandığı, atama talebinin reddedildiği an — gecikmek telafisi güç kayıplara yol açabilir.


Sahil Güvenlik sicil iptal davası, görünürde teknik bir idari dava olmakla birlikte sonuçları itibarıyla askeri personelin tüm mesleki yaşamını etkileyen kritik bir hukuki süreçtir. 2692 sayılı Kanun'un öngördüğü çok katmanlı mevzuat yapısı, birinci sicil ve ikinci sicil ayrımından kaynaklanan teknik gerekçeler, sicil üstleri ve sicil amiri yetki zincirinin denetimi, İçişleri Bakanlığı'na bağlılıktan kaynaklanan yetkisel ayrışmalar ve seferberlik dönemlerindeki komuta geçişinin yarattığı özgün sorunlar, bu davaları teknik açıdan titizlik gerektiren bir alana taşımaktadır.

Sicil belgesinin hukuka aykırılığı; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından herhangi birinde ortaya çıkabilir. Sicil notlarının sicil yönetmeliğine uygun belirlenmemesi, takdir yetkisinin sınırlarının aşılması ya da sicil safahatındaki nesnel ölçütlerin göz ardı edilmesi, idare mahkemesinin iptal kararına dayanak oluşturabilecek bağımsız gerekçelerdir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyanızda dava açma hakkının doğup doğmadığı, yetkili mahkeme ve izlenecek strateji konusunda profesyonel hukuki destek alınması önerilir.


Yazar: Av. Emre Asan 

Hukuki İnceleme: Mil Hukuk & Danışmanlık

Bu içerik; Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu'nun fiilen yürüttüğü dava dosyaları, güncel mevzuat, yargı kararları ve uygulama tecrübesi dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olay değerlendirmesi için hukuki destek alınması önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sicil raporları sürekli hukuki sonuç doğuran işlemler olduğundan, genel 60 günlük dava açma süresi sicil belgesinin düzenlendiği tarihten itibaren işlemez. Dava hakkı; olumsuz sicil notunun terfide engel teşkil ettiği, bir üst rütbeye yükselişi fiilen kapattığı ya da başka somut bir mesleki sonuç doğurduğu anda doğar. Her somut olayda bu tarihin tespiti ayrıca değerlendirilmelidir.

Evet. Sahil Güvenlik bünyesindeki tüm statülerdeki askeri personel — muvazzaf astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli personel dahil — hakkında düzenlenen olumsuz sicil belgesine karşı idare mahkemesinde dava açabilir. Dava hakkının koşulları ve başvurulacak sicil yönetmeliği statüye göre teknik farklılıklar içerir.

Evet. Subay sicil yönetmeliği ve ilgili mevzuatın öngördüğü usul ve esaslara aykırı biçimde düzenlenen her sicil belgesi, idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Sicil üstlerinin yetki sınırları, değerlendirme formları ve sicil dönemleri bu denetimin odağını oluşturur.

Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetkili mahkeme; işlemi tesis eden idarenin merkezine göre belirlenir. İçişleri Bakanlığı onayını gerektiren işlemlerde Ankara İdare Mahkemeleri, bölge komutanlığı düzeyindeki sicil belgelerinde ise birliğin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkili olabilir.

Hayır. Düşük sicil notu; terfinin yanı sıra bir üst rütbeye terfi hakkını, atama ve yer değiştirme taleplerini, astsubaylarda yaş haddi uzatım hakkını ve uzman erbaşlarda sözleşme yenileme kararını doğrudan etkiler. Bu nedenle sicil belgesindeki her olumsuz not, sicil iptal davası açılmasında yeterli hukuki yarar oluşturur.

İptal kararı kesinleştiğinde olumsuz sicil belgesi hukuki geçerliliğini yitirir. İdare bu kararı uygulamak ve sicil notlarından kaynaklanan olumsuz sonuçları gidermekle yükümlüdür. Engellenmiş terfi yeniden değerlendirmeye açılır; bir sicil dönemi içindeki haksız notun yol açtığı kayıplar için tazminat yoluna gidilebilir. Kesin sonuç somut olayın koşullarına göre değişeceğinden her dosya bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

Sicil üstlerinin ve sicil amirinin kim olduğu, 2692 sayılı Kanun, ilgili sicil yönetmeliği ve İçişleri Bakanlığı'nın atama/görevlendirme yazılarıyla belirlenir. Bu belgelerin sicil belgesiyle karşılaştırılması, yetkisiz makamın imzasının tespitini sağlar. Bu süreçte sicil belgesinin yanı sıra sicil üstünün atama emrinin teminine özellikle dikkat edilmelidir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.