Randevu Al

İletişim Bilgileri

Uzman Erbaş Güvenlik Soruşturması

Ana Sayfa Uzman Erbaş Güvenlik Soruşturması
Uzman Erbaş Güvenlik Soruşturması
  • Yayın Tarihi: 10.12.2022
  • Değiştirme Tarihi: 05.07.2026
  • Yazar: Av. Emre ASAN

Uzman erbaş adayları hakkında arşiv araştırmasına ek olarak, 7315 sayılı Kanun kapsamında güvenlik soruşturması yapılır; bu incelemede kanunda belirtilen araştırma alanları ile 3269 sayılı Kanundaki özel adaylık şartları ayrı ayrı değerlendirilir. Bir kaydın bulunması tek başına otomatik elenme anlamına gelmez; olumsuz sonuçlanan işlemlere karşı idari yargı yolu açıktır.


  • Bu işlem nedir? Uzman erbaş adayları bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında yürütülen ve elde edilen verilerin ilgili kurum bünyesinde değerlendirilmesini içeren bir incelemedir.
  • Hukuki dayanak: 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, ilgili Yönetmelik, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, Uzman Erbaş Yönetmeliği ve somut alıma ilişkin özel düzenlemeler.
  • Nelere bakılır? 7315 sayılı Kanunda belirtilen araştırma alanları ile uzman erbaşlık için özel mevzuatta aranan şartlar birbirinden ayrılarak değerlendirilir.
  • Süre: Güvenlik soruşturması sonucu, Yönetmelikteki düzenlemeye göre en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilir. Bu süre adayın kesin göreve başlama süresi değildir.
  • Dava yolu: Olumsuz atama veya adaylık işleminin tebliğinden sonra, işlemin niteliğine göre idari yargıda iptal davası açılabilir. Genel dava açma süresi bakımından 60 günlük süre dikkatle takip edilmelidir.
  • Emsal karar: Mil Hukuk tarafından takip edilen bir dosyada, münferit olaylara ilişkin HAGB kararlarının somut özellikleri değerlendirilmiş ve uzman erbaş adayının güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilmesine ilişkin işlem yönünden yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Uzman erbaş güvenlik soruşturması, 3269 sayılı Kanun kapsamında uzman erbaş olarak sözleşmeli istihdam edilecek adaylar hakkında, 7315 sayılı Kanun uyarınca yürütülen arşiv araştırmasına ek bir incelemedir. Uzman erbaşlık, silahlı kuvvetler ve jandarma bünyesindeki hizmetin niteliği nedeniyle, kanunda güvenlik soruşturması yapılması öngörülen görev gruplarından biridir.

Bu süreçte iki farklı hukuki alan iç içe işler. Bir yanda 3269 sayılı Kanun ve Uzman Erbaş Yönetmeliğinde sayılan objektif adaylık şartları, diğer yanda 7315 sayılı Kanun kapsamında toplanan olgusal verilerin değerlendirilmesi bulunur. Bu iki alanın karıştırılmaması, sürecin doğru anlaşılması için önemlidir.

Uzman erbaşlığın sözleşmeli bir statü olması, güvenlik soruşturmasının hukuki niteliğini değiştirmez; olumsuz bir değerlendirme sonucunda tesis edilen işlem, yine idari işlem niteliğindedir ve yargı denetimine tabidir.

Genel çerçeve hakkında daha kapsamlı bilgi için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması başlıklı içerik incelenebilir; bu yazı ise özellikle uzman erbaş ve uzman çavuş adaylarının sürecine odaklanmaktadır.


Uzman erbaş güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının genel araştırma çerçevesi, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununa dayanır; bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamındaki araştırma alanlarını ve genel usulü belirler. Uygulama usulleri ise ilgili Yönetmelikle ayrıntılandırılır.

Uzman erbaş statüsü bakımından ayrıca 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği önem taşır. Bu özel mevzuat, uzman erbaş olarak istihdam edilecek adaylarda aranan nitelikleri, temel askerlik eğitimini başarıyla tamamlama şartını ve ilk atamaların doğrudan doğruya kıta veya birliklere yapılan uzman erbaşlar bakımından nasıl yürütüleceğini düzenler.

Genel güvenlik soruşturması mevzuatı ile uzman erbaşlığa ilişkin özel adaylık şartları, birlikte fakat ayrı hukuki alanlar olarak uygulanır; bir adayın güvenlik soruşturması olumlu tamamlansa dahi, özel mevzuattaki bir şartı taşımaması ayrı bir hukuki sonuç doğurabilir.


Uzman erbaş güvenlik soruşturması, genel hatlarıyla şu aşamalardan oluşan bir süreçle yapılır:

  1. İlgili kurum tarafından araştırma talebinin oluşturulması.
  2. Kanunen yetkili birimlerce ilgili verilerin araştırılması.
  3. Sonuçların talep eden kuruma iletilmesi.
  4. Verilerin ilgili Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesi.
  5. Yetkili makam tarafından atama veya adaylık işlemine ilişkin karar verilmesi.

Araştırmayı yapmakla görevli birimler, memuriyet veya kamu görevine uygunluğun değerlendirilmesini sağlayacak yorum içermeyen olgusal verileri ilgili Değerlendirme Komisyonuna iletir. Komisyon, kendisine iletilen veriler hakkında nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar; nihai atama veya adaylık kararını veren, Komisyon değil, yetkili makamdır.

7315 sayılı Kanun uyarınca araştırma, görevin ve talebin niteliğine göre Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya mahallî mülkî idare amirlikleri tarafından kendi kanuni görev ve yetki alanları çerçevesinde yürütülebilir. Bu, her uzman erbaş güvenlik soruşturması dosyasında bu birimlerin tamamının birlikte çalıştığı veya aynı veri tabanlarının tarandığı anlamına gelmez; görev dağılımı somut talebe göre değişir.

Uzman erbaş adayları bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması talebi, genellikle adayın başvurduğu Jandarma Genel Komutanlığı, ilgili Kuvvet Komutanlığı veya Millî Savunma Bakanlığı tarafından yetkili birimlere iletilir; süreç tamamlandığında güvenlik soruşturması sonuçları talep eden kuruma bildirilir.


Güvenlik soruşturmasının başlangıcı, sabit bir takvime değil, Jandarma Genel Komutanlığının veya ilgili kurumun yürüttüğü alım ve atama sürecinin akışına bağlıdır. Genel olarak, aday başvurusu ve ön şartların sağlanmasının ardından, ilgili kurumun araştırma talebini yetkili birimlere iletmesiyle süreç fiilen işlemeye başlar.

Adayın bu başlangıç tarihini her zaman net biçimde görmesi mümkün olmayabilir; zira süreç, ilgili kurumlar arasında gizlilik esasına göre yürütülür. Bu nedenle her alım döneminde geçerli olacak, değişmez ve kesin bir başlangıç tarihi vermek doğru değildir; sürecin ne zaman başladığı, somut alımın idari takvimine göre değişir.

Jandarma uzman erbaş güvenlik soruşturması bakımından bu talep, genellikle Jandarma Genel Komutanlığının alım sürecine ilişkin idari işlemleriyle birlikte gündeme gelir. Aday sınav ve mülakat aşamalarını tamamladıktan sonra ilk atamaya ilişkin işlemler başlarken, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması talebi de bu süreçle eş zamanlı iletilebilir.


Alım sürecinde adaydan, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında değerlendirilecek bilgileri içeren bir form veya beyan istenebilir; bu formun içeriği ve şekli güncel kurum ilanı ve başvuru kılavuzuna göre belirlenir.

Form veya beyanda istenen bilgilerin doğru ve eksiksiz verilmesi önemlidir. Yanlış veya eksik bir beyanın hukuki etkisi tek bir kurala indirgenemez; bu etki, beyanın niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Belgenin nüsha sayısı veya fotoğrafın formatı gibi teknik ayrıntılar için güncel resmi kılavuzun esas alınması önerilir.


Uzman erbaş güvenlik soruşturmasında ve arşiv araştırmasında, 7315 sayılı Kanunun 4. maddesindeki beş veri grubuna (adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerince aranma durumu, tahdit, kesinleşmiş yargı kararları ile devam eden soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin olgular, kamu görevinden çıkarılma) ek olarak, Kanunun 5. maddesindeki üç alan değerlendirilir: görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat verileri, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişik, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat veya iltisak.

Sosyal medya, telefon kayıtları, banka hesapları, SGK kaydı, otel kaydı veya seyahat geçmişi gibi veriler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının bağımsız ve otomatik kategorileri değildir. Hukuka uygun biçimde elde edilmiş böyle bir veri, ancak yukarıdaki alanlardan biriyle, somut olayla ve adayın kendisiyle bağlantısı kurulduğunda değerlendirmede önem kazanabilir. "İdare her türlü kayda ulaşabilir" veya "çevresi ve sosyal yaşantısı tamamen araştırılır" biçimindeki genellemeler, kanunun çizdiği sınırla bağdaşmaz.

Bu veri türlerinin genel çerçevesi hakkında güvenlik soruşturmasında nelere bakılır başlıklı içerik daha kapsamlı bilgi vermektedir. TSK güvenlik soruşturmasında neye bakılır sorusu da uzman erbaş adayları bakımından aynı çerçevede, yani 7315 sayılı Kanundaki araştırma alanları ve ilgili özel mevzuat birlikte değerlendirilerek cevaplanır.


Uzman çavuş güvenlik soruşturmasında bakılan hususlar, uzman erbaş güvenlik soruşturmasıyla aynı kanuni çerçeveye tabidir: 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde sayılan araştırma alanları. Uygulamada "uzman çavuş" ifadesi, sıklıkla uzman erbaş statüsündeki personeli tanımlamak için günlük dilde kullanılan bir arama terimidir. Kişinin tabi olduğu statü ve unvanın hukuki niteliği, ilgili özel mevzuata göre belirlenir; bu nedenle somut bir başvurunun hangi statüye girdiği ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu terminoloji farkına rağmen, statü veya unvan farkı kanuni araştırma alanlarını genişletmez; belirleyici olan adayın atanacağı görevin niteliğidir. Jandarma uzman çavuş adayları bakımından da aynı ilke geçerlidir: uzman çavuş olmaya engel durumlar değerlendirilirken, özel mevzuattaki adaylık şartları ve güvenlik soruşturması kapsamındaki olgusal veriler ayrı ayrı ele alınır.


Bu sorunun doğru cevabı, iki farklı hukuki alanın ayrılmasını gerektirir.

Uzman erbaş güvenlik soruşturması elenme sebepleri, tek bir listeden oluşmaz; bu ifade uygulamada birbirinden farklı iki hukuki kaynağı bir arada anmaktadır. Bazı durumlar, 3269 sayılı Kanun veya Uzman Erbaş Yönetmeliğinde doğrudan düzenlenen adaylık şartlarıyla ilgilidir; bu şartların taşınmaması, kanundan kaynaklanan bir engeldir. Bazı durumlar ise güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında toplanan verilerin Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesinden kaynaklanır ve somut olaya göre değişen bir takdir süreci içerir.

Bu ayrımın önemi, farklı olguların aynı hukuki sonucu doğurmamasında ortaya çıkar: kesinleşmiş bir mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, devam eden bir soruşturma, devam eden bir kovuşturma ve bir aile bireyine ait kayıt, birbirinden farklı hukuki ağırlığa ve farklı değerlendirme ölçütlerine tabidir. Bu nedenle bir ret işlemiyle karşılaşıldığında, öncelikle idarenin işlemi hangi hukuki gerekçeye -özel mevzuattaki bir şarta mı, yoksa güvenlik soruşturması kapsamındaki bir veriye mi- dayandırdığının belirlenmesi, doğru savunmanın kurulması açısından belirleyicidir.

A) Uzman erbaşlığa ilişkin özel mevzuat şartları: 3269 sayılı Kanun ve Uzman Erbaş Yönetmeliği, adaylarda aranan objektif nitelikleri (yaş, öğrenim durumu, sağlık koşulları ve belirli mahkûmiyet hâllerinin bulunmaması gibi) ayrıca düzenler. Bu şartların taşınmaması, güvenlik soruşturmasından bağımsız bir adaylık engelidir.

B) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi: Bu alanda ise yukarıda anlatılan kanuni araştırma alanlarına ilişkin olgusal veriler, Değerlendirme Komisyonunca somut olaya göre değerlendirilir.

Uygulamada elenme, genellikle şu dört durumdan birine dayanır: özel mevzuatta aranan bir şartın taşınmaması, arşiv araştırmasında mevzuat bakımından önem taşıyan bir kaydın ortaya çıkması, güvenlik soruşturması kapsamındaki kanuni araştırma alanlarıyla bağlantılı bir verinin olumsuz değerlendirilmesi veya başvuru ya da beyan sürecinde somut ve önemli bir çelişkinin ortaya çıkması.

Bu dört durumun hiçbiri otomatik ve mekanik bir sonuç doğurmaz; "her yanlış beyan otomatik elenmedir" veya "her soruşturma elenme sebebidir" gibi genellemeler doğru değildir. Her başlığın hukuki sonucu, kendi normuna ve somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

Bu iki alanın ayrılması savunma stratejisi açısından da önemlidir; özel mevzuattaki bir şarta dayanan bir karara karşı ileri sürülecek argümanlar ile güvenlik soruşturması kapsamındaki bir veriye karşı ileri sürülecek argümanlar farklıdır.


3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği, adaylarda aranan genel ve özel nitelikleri düzenler; bu nitelikler arasında belirli suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyetin bulunmaması da yer alır, ancak bu listenin somut kapsamı güncel Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmelidir.

Önemli bir ayrım, bir suçun kesin mahkûmiyetle, HAGB ile veya devam eden bir soruşturma ya da kovuşturmayla sonuçlanmış olmasının aynı hukuki sonucu doğurmamasıdır. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet özel mevzuatta doğrudan bir adaylık engeli olarak düzenlenmişse bu sonuç kanundan kaynaklanır; güvenlik soruşturması kapsamında değerlendirilen bir olgu ise ayrı bir takdir sürecine tabidir.


KonuOtomatik Elenme midir?Nasıl Değerlendirilir?
Adli sicil kaydıHer durumda değilKaydın niteliği, güncelliği ve özel mevzuattaki karşılığı incelenir
Devam eden soruşturmaHer durumda değilMasumiyet karinesi gözetilerek somut olaya göre değerlendirilir
Devam eden kovuşturmaHer durumda değilKesinleşmiş bir hüküm bulunmadıkça kesin sonuç çıkarılmaz
HAGBHer durumda değilFiilin niteliği, görevle bağlantısı ve somut mevzuat hükmüne göre değerlendirilir
Aile bireyine ait kayıtHer durumda değilAdayın kendi iradi bağlantısı arandığından somut olaya göre değerlendirilir
İstihbari nitelikte bilgiHer durumda değilBilginin somut, güncel ve doğrulanabilir olması aranır
Özel mevzuattaki adaylık şartıŞart taşınmıyorsa evetKanun ve Yönetmelikteki objektif ölçüte göre belirlenir

Adli sicil kaydı, uzman erbaş güvenlik soruşturmasında ve arşiv araştırmasında değerlendirilen kanuni araştırma alanlarından biridir. Kaydın varlığı tek başına elenme sonucunu doğurmaz; kaydın niteliği, güncelliği ve özel mevzuattaki karşılığı ayrıca değerlendirilir. Bu konudaki genel çerçeve için adli sicil kaydının güvenlik soruşturmasına etkisi başlıklı içerik incelenebilir.


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, hukuken bir mahkûmiyet hükmü niteliği taşımaz; ancak bu, HAGB kararının güvenlik soruşturması sürecinde hiçbir zaman değerlendirmeye konu edilmeyeceği anlamına da gelmez.

Somut bir dosyada HAGB'nin etkisi; fiilin niteliği, görevin özellikleri ve olayın tarihi birlikte değerlendirilerek belirlenir. Masumiyet karinesi ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenceler de bu değerlendirmenin bir parçasıdır. Genel çerçeve için HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi başlıklı içerik incelenebilir.


Devam eden bir soruşturma veya kovuşturma, 7315 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilecek bir olgudur; ancak kesinleşmiş bir mahkûmiyetle aynı hukuki ağırlığı taşımaz ve masumiyet karinesi bu tür bir sürecin kesin bir sonuca dayanak yapılmasını sınırlar. Bu konuda somut dosyanın aşaması ve görevle bağlantısı önemlidir; genel çerçeve için devam eden soruşturma veya ceza davası güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir.


Suç ve sorumluluğun şahsiliği ilkesi gereği, bir aile bireyine ait kayıt salt akrabalık bağı nedeniyle otomatik bir ret sebebi oluşturmamalıdır; belirleyici olan, adayın kendi iradi eylemi veya bilinçli bağlantısının bulunup bulunmadığıdır.

Uygulamada idare, bazı durumlarda aile ortamına ilişkin bir hususu değerlendirmeye alabilmektedir; ancak bu değerlendirmenin adayın kendisiyle somut bir bağlantı kurulmadan yapılması hukuki açıdan tartışmalıdır. Genel çerçeve için güvenlik soruşturmasında aileye bakılır mı başlıklı içerik incelenebilir.


Mevzuata göre güvenlik soruşturması sonuçları, Yönetmelikte öngörülen düzenlemeye göre en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilir. Bu süre, adayın kesin göreve başlama süresi değildir; aynı şekilde tüm atama sürecinin kesin bitiş süresi anlamına da gelmez.

Fiili süreç, kurumlar arası yazışma yoğunluğu ve araştırmanın kapsamına göre değişebilir. Bu nedenle sabit bir "süreç şu kadar ayda tamamlanır" tahmini vermek yerine, adayın tebliğ tarihini ve olası bir olumsuz işlemin sonrasındaki hukuki süreleri takip etmesi önerilir.


Güvenlik soruşturması sonuçlarının doğrudan araştırmayı yapan Emniyet Genel Müdürlüğü veya mahallî mülkî idare biriminden öğrenilmesi her zaman mümkün değildir; süreç gizlilik esasına göre yürütülür. Uzman erbaş güvenlik soruşturması sonucu, kural olarak ilgili kurumun başvuru sistemi, resmi ilanı veya doğrudan tebligatı üzerinden öğrenilir.

Bu bildirim yönteminin somut biçimi kuruma göre değişebilir. En kritik nokta, olumsuz işlemin ne zaman ve nasıl tebliğ edildiğinin doğru biçimde belgelenmesidir; çünkü sonraki hukuki süreler bu tarihe göre işlemeye başlar.


Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığında yapılması gereken ilk iş, ilgili işlemin tebliğ tarihini kayıt altına almaktır; genel dava açma süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar ve hak düşürücü niteliktedir. Ardından işlemin dayandığı gerekçenin -mümkünse- öğrenilmesi ve süresi içinde idari yargı yoluna başvurulması önerilir. Genel süreç hakkında kapsamlı bilgi için güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanırsa ne yapılmalı ve güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı içerikler incelenebilir.


Olumsuz atama veya adaylık işlemine karşı, işlemi tesis eden idareye yöneltilen bir iptal davası açılabilir; dava dilekçesinde tebliğ tarihi, hukuka aykırılık gerekçeleri ve destekleyici belgeler yer almalıdır.

Görevli ve yetkili mahkeme, İYUK'un genel yetki kuralları ve somut işlemin niteliğine göre belirlenir. Dava sürecinde mahkeme, idarenin dayandığı bilgi ve belgeleri inceleyebilir; bu belgelerin gizlilik dereceli olması, mahkemenin denetim yetkisini ortadan kaldırmaz.


İptal davasıyla birlikte, şartları varsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Bu talebin kabulü için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız bir zararın doğması şartlarının birlikte bulunması gerekir; bu şartlar somut dosyaya göre değerlendirilir ve sonuç önceden garanti edilemez. Genel çerçeve için güvenlik soruşturması yürütmenin durdurulması başlıklı içerik incelenebilir.


Mil Hukuk & Danışmanlık tarafından takip edilen bir dosyada, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, uzman erbaş adayının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edilmesine ilişkin işlem yönünden yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.

Davacı, uzman erbaş adayı olarak başvurmuş; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edildiği gerekçesiyle başvurusu reddedilmiştir. Dosyada, davacının eşiyle aralarında yaşanan münferit bir tartışma sonucunda basit yaralama suçundan yargılandığı ve bu yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; ayrıca evinde bulunan kesici bir alet nedeniyle 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan da HAGB kararı bulunduğu görülmüştür.

Mahkeme; isnat edilen fiillerin niteliğini, verilen cezanın miktarını ve olayın münferit ve aile içi bir nitelik taşıdığını birlikte değerlendirmiştir. Bu değerlendirme sonucunda, söz konusu ceza yargılamasının sonucunun, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilmesini gerektirecek nitelikte bulunmadığı kanaatine ulaşılmış ve itiraz kabul edilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Bu karar, HAGB kararlarının otomatik olarak ve tek başına değerlendirilmemesi, olayın niteliği, ağırlığı ve bağlamının da mahkemece dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Karar, somut olayın özelliklerine ilişkindir; her HAGB veya güvenlik soruşturması dosyasının sonucu aynı olmayabilir. Bu nedenle karar, benzer nitelikteki dosyalar için genel bir garanti değil, mahkemelerin bu tür olayları nasıl bir çerçevede değerlendirebileceğine dair açıklayıcı bir örnek olarak değerlendirilmelidir.


"Adli sicilim temizse kesin olumlu sonuçlanır." Bu doğru değildir; güvenlik soruşturması, adli sicil dışında kalan başka kanuni araştırma alanlarını da kapsayabilir.

"Ailemde bir kişinin kaydı varsa kesin elenirim." Bu doğru değildir; suç ve sorumluluğun şahsiliği ilkesi gereği, adayın kendi somut bağlantısı aranır.

"HAGB hiçbir şekilde etkili olamaz." Bu doğru değildir; HAGB'nin etkisi, fiilin niteliği ve somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

"Her olumsuz güvenlik soruşturması kararı kesindir." Bu doğru değildir; olumsuz işlemler idari yargı denetimine tabidir.

"60 iş günü sonunda mutlaka göreve başlanır." Bu doğru değildir; bu süre, sonucun talep eden kuruma bildirilmesine ilişkin bir süredir, adayın kesin göreve başlama tarihini göstermez.


Uygulamada sık karşılaşılan hatalar arasında; özel mevzuattaki adaylık şartıyla güvenlik soruşturması gerekçesinin birbirine karıştırılması, yalnızca "adli sicilim temiz" savunmasına dayanılması, olumsuz işlemin tebliğ tarihinin kaybedilmesi ve dava süresinin kaçırılması sayılabilir.

Bunlara ek olarak, ret sebebi öğrenilmeden genel içerikli bir dilekçe hazırlanması, HAGB veya aile kaydına ilişkin savunmanın soyut biçimde yapılması ve emsal kararların somut olayla bağlantısı kurulmadan kullanılması da sık görülen hatalardandır.


Uzman erbaş güvenlik soruşturması, biri özel mevzuattaki objektif adaylık şartlarına, diğeri 7315 sayılı Kanun kapsamındaki olgusal verilerin değerlendirilmesine dayanan iki ayrı hukuki alanı bir arada barındırır; bir kaydın veya verinin varlığı tek başına ve otomatik olarak elenme sonucu doğurmaz.

Olumsuz sonuçlanan işlemler idari yargı denetimine tabidir; her dosya uygulanan özel mevzuat, adayın statüsü, olumsuz işlemin dayanağı ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

Bu yazıda ele alınan emsal karar da göstermektedir ki, idarenin bir bilgiyi olumsuzluk gerekçesi yapması, bu gerekçenin otomatik olarak hukuka uygun kabul edileceği anlamına gelmez.


Olumsuz bir sonuçla karşılaşırsanız, öncelikle işlemin tebliğ tarihini kayıt altına alın ve dava açma süresini takip edin. Ardından işlemin dayandığı gerekçeyi öğrenmeye çalışın; adli sicil, HAGB, devam eden bir süreç veya aile bireyine ait bir kayıt söz konusuysa, bu hususun somut olaydaki gerçek karşılığını netleştirin. Elinizdeki belgeleri düzenli biçimde toplayın ve süreci bir güvenlik soruşturması avukatı desteğiyle değerlendirin. Her dosya kendi koşulları içinde ele alınmalıdır.


Bu içerik; Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu'nun fiilen yürüttüğü dava dosyaları, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve ilgili mevzuat dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olay değerlendirmesi için hukuki destek alınması önerilir.

Son Güncelleme: 05.07.2026 

Yazar: Av. Emre Asan 

Hukuki İnceleme: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Tebligatın tarafınıza yapılmasından itibaren 60 günlük yasal süre içinde idare mahkemesinde iptal davası açmanız gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü olup kaçırılması durumunda dava açma hakkınız tamamen ortadan kalkar.

Hayır, güvenlik soruşturması kişinin kendisi ve çok sınırlı durumlarda birinci derece aile fertleri üzerinden yürütülen bir süreçtir. Kişinin geçmişteki arkadaşlık ilişkileri veya ayrıldığı kişilerin sicili hukuken adayı bağlamamaktadır.

İstihbari bilgi emniyet veya MİT tarafından kayıt altına alınan ancak kesinleşmiş bir yargı kararına dayanmayan bilgilerdir. Mahkemeler bu bilgilerin somut belgelerle kanıtlanamadığı durumlarda işlemin iptaline karar vermektedir.

Hayır, dava açmak anayasal bir hak olup idarenin bu nedenle adaya karşı olumsuz bir tutum sergilemesi hukuka aykırıdır. Davayı kazandığınızda sanki hiç elenmemiş gibi tüm haklarınızla göreve başlarsınız.

Evet, güvenlik soruşturması formunda sorulan sorulara eksiksiz ve doğru cevap vermeniz dürüstlük kuralı gereğidir. Bilgi sakladığınızın tespit edilmesi başlı başına bir elenme ve sözleşme fesih gerekçesi sayılabilmektedir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.