Randevu Al

İletişim Bilgileri

Yoksun Kalınan Parasal Hakların İadesi

Ana Sayfa Yoksun Kalınan Parasal Hakların İadesi
Yoksun Kalınan Parasal Hakların İadesi
  • Yayın Tarihi: 23.12.2025
  • Değiştirme Tarihi: 09.02.2026
  • Yazar: Av. Bilgehan UTKU

Yoksun Kalınan Parasal Hakların İadesi: Tam Yargı ve İptal Davası Süreci (2026)

Hukuka aykırı bir idari işlem nedeniyle görevinizden uzak kaldığınız sürede sadece maaşınızı değil, o görevin sağladığı tüm mali ekosistemi kaybedersiniz. İdari yargıda "iptal kararı", işlemi tesis edildiği tarihten itibaren hukuk aleminden siler. Peki, bu süreçte yoksun kalınan parasal haklar nasıl hesaplanır? İdare, "fiilen çalışmadığın sürenin yan ödemesini yapmam" diyebilir mi? 2026 yılı itibarıyla Danıştay ve Anayasa Mahkemesi, "tam iade" ilkesini mülkiyet hakkı kapsamında koruma altına almıştır. Bu rehberde, tek kuruşunuzun dahi idarede kalmaması için izlemeniz gereken stratejik adımları inceliyoruz.

Yoksun kalınan parasal hakların iadesinde temel kural, memurun haksız işlem tesis edilmeseydi elde edeceği tüm gelirlerin toplamıdır. Bu kapsamda sadece çıplak maaş değil; ek ders ücretleri, döner sermaye ödemeleri, nöbet ücretleri, sosyal haklar (aile ve çocuk yardımı), yabancı dil tazminatı ve hatta banka promosyonları dahi iade edilmelidir. İdareler sıklıkla "fiilen çalışma şartına bağlı ödemeler (nöbet, ek ders vb.) yapılamaz" savunmasına başvursa da, Danıştay 2026 yılı yerleşik içtihatlarında bu savunmayı reddetmektedir. Çünkü memurun fiilen çalışamaması kendi iradesiyle değil, idarenin hukuka aykırı işlemiyle gerçekleşmiştir.

Hesaplama yapılırken, personelin boşta kaldığı dönemdeki tüm katsayı artışları ve enflasyon farkları otomatik olarak yansıtılmalıdır. Eğer memur bu süreçte bir üst dereceye veya kademeye yükselecek idiyse, ödemeler bu yeni derece üzerinden "kurgulanarak" hesaplanır. Önemli bir detay da vekalet ücretleri ve özel hizmet tazminatlarıdır. Eğer kişi belirli bir kadronun sağladığı özel tazminatlardan mahrum kalmışsa, bu meblağlar da "yoksun kalınan hak" statüsünde iade kalemlerine eklenir.

Haksız ihraç döneminde geçimini sağlamak için özel sektörde çalışan veya başka bir iş yapan personelin en büyük endişesi, bu gelirlerin idareden alacağı tazminattan düşülüp düşülmeyeceğidir. Geçmişte bu konuda farklı kararlar verilmiş olsa da, 2026 yılı itibarıyla hukuk netleşmiştir: Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın güncel yaklaşımı uyarınca, personelin haksız ihraç döneminde başka bir işte çalışarak elde ettiği gelirler, idarenin ödeyeceği parasal haklardan mahsup edilemez.

Bu kuralın gerekçesi, idarenin hukuka aykırı işleminin bir "cezalandırma" aracına dönüşmemesidir. Memur, idarenin hatası nedeniyle hayatını idame ettirmek için çalışmak zorunda kalmışsa, bu durum idareyi tazminat borcundan kurtarmaz. Eğer idare bu mahsubu yaparsa, bu işlem "mülkiyet hakkının ihlali" teşkil eder ve ayrı bir dava konusu olur. 2026 yılındaki tam yargı davalarında bu husus, davacı vekilleri tarafından mutlaka "mahsup yapılmaması" şerhiyle dile getirilmelidir.

Hak Kategorisi

İade Durumu

Faiz Uygulanır mı?

Net Maaşlar

Tamamı ödenir

Evet (Yasal Faiz)

Sosyal Yardımlar

Tamamı ödenir

Evet

Derece / Kademe

Geriye dönük işlenir

N/A

Emeklilik Primi

SGK'ya toplu yatırılır

N/A

Yoksun kalınan hakların iadesinde "anapara" kadar önemli olan bir diğer husus faizdir. İdare hukukunda faiz, kendiliğinden işlemez; mutlaka talep edilmesi gerekir. Faiz türü olarak yasal faiz uygulanır. En kritik soru ise faizin ne zaman başlayacağıdır. Genel kural olarak faiz, "idareye başvuru tarihi" veya "dava açma tarihi"nden itibaren işletilir. Ancak mahrum kalınan her bir maaş ödemesi için, o maaşın hak edildiği (ayın 15'i gibi) tarihlerden itibaren "yürütülerek" faiz istenmesi daha adil bir sonuç doğurur.

2026 yılındaki enflasyonist ortamda, sadece yasal faiz bazen gerçek zararı karşılamayabilir. Bu durumda "tam yargı davası" kapsamında, paranın değer kaybından doğan ek zararların da talep edilmesi mümkündür. Eğer idare mahkemesi kararı sonrası ödeme 30 günlük yasal sürede yapılmazsa, bu sürenin bitiminden itibaren temerrüt faizi de devreye girer. Parasal haklarınızı alırken faiz kaleminin doğru hesaplanıp hesaplanmadığını kontrol etmek, toplam alacağınızda %20 ile %40 arasında bir fark yaratabilir.

Parasal hakların iadesi için en pratik yol, işlemin iptali davası açılırken aynı dilekçede "işlem nedeniyle yoksun kalınan tüm mali ve özlük hakların yasal faiziyle iadesine" karar verilmesini istemektir. İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Madde 12, bu hakkı tanımaktadır. Mahkeme işlemi iptal ettiğinde, genellikle bu talebi de kabul ederek idareye "hesapla ve öde" talimatı verir.

Ancak iptal davasında bu talep unutulmuşsa paniklemeye gerek yoktur. İptal kararının kesinleşmesinden veya kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idareye başvurarak parasal haklarınızı talep edebilir, ret cevabı alırsanız bağımsız bir tam yargı davası açabilirsiniz. 2026 yılında mahkemeler, usul ekonomisi açısından bu iki talebin tek dosyada çözülmesini teşvik etmektedir. Bu yöntem, harç masraflarını düşürür ve sürecin tek bir bilirkişi raporuyla sonuçlanmasını sağlar.

İdare, mahkeme kararı sonrası ödeme yaparken genellikle "en dar" yorumu seçer. Örneğin, vergi dilimi kesintilerini en üstten yaparak memurun eline geçen net tutarı düşürebilir veya sadece "kök maaş" üzerinden hesaplama yapabilir. Bu gibi durumlarda memurun, ödemeyi alırken "fazlaya dair haklarımı saklı tutuyorum" şeklinde bir şerh düşmesi hayati önemdedir. Eksik ödeme yapıldığında, kalan miktar için 60 gün içinde fark davası açılmalıdır.

Mahkemeler bu davalarda genellikle "hesap uzmanı" veya "aktüerya" bilirkişisi görevlendirir. Bilirkişi, memurun boşta kaldığı döneme ait tüm mali verileri, toplu sözleşme kazanımlarını ve enflasyon farklarını kalem kalem hesaplar. 2026 yılındaki dijitalleşme sayesinde bu veriler kurumların personel sistemlerinden (E-Bordro vb.) çekilerek hızlıca dosyaya eklenmektedir. Hesabın sağlam olması, davanın sonucunu belirleyen en temel unsurdur.

Polis, asker ve memur hukuku- Yoksun kalınan parasal hakların iadesi aslında devlet memurluğundan çıkarılan veya memurluğu belirli bir süre askıya alınmış ve maaşını tam alamayan memurların memuriyet görevlerine dönmeleri ile hak etmiş oldukları boşta geçen sürelere ilişkin maaşlarının iadesi yani yoksun kalınan parasal hakların iadesi olarak tanımlanabilir. Devlet memuru her ne şekilde olursa olsun devlet memurluğundan çıkarılmış ve açmış olduğu idari işlemin iptali davası ile mesleğine geri dönmüş ise memurun çalışmış olduğu kurum, memurun boşta geçen sürelere ilişkin maaşını faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örnek vermek gerekirse sözleşmeli bir uzman çavuş askerlik mesleğini icra ederken uzman erbaşlık sözleşmesinin feshedilme sebepleri gerekçe olarak gösterilerek sözleşmesi feshedildi yahut bir devlet memurunun yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmaktan dolayı devlet memurluğundan çıkartıldı diyelim. Aynı şekilde 657 ye tabi bir devlet memurunun devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığını düşünelim. Her iki durumda da kararların tebliğinden itibaren kişilerin 60 gün içerisinde idari işlemin iptali davası açma hakkı vardır ki bu hak anayasal bir haktır. Açılan bu idari işlemin iptali davaları sonrasında davalar kazanılıp yapılan işlemler iptal edildiğinde sözleşmesi feshedilen uzman çavuş ile 657 ye tabi devlet memuru 30 gün içerisinde işe başlatılmalıdır. Aynı zamanda geriye dönük maaşlarını da almaya hak kazanacaklarından ötürü birikmiş maaşlarını da almaya hak kazanacaklardır. Ancak idari işlemin iptali davası ile bu yoksun kalınan parasal hakların iadesi talep edilebileceği gibi idari işlemin iptali davası sonrasında açılacak İdari işlemlerden kaynaklı tazminat davası ile de bu durumun üstesinden gelinebilir. Önemli olan yoksun kalınan parasal hakların iadesinin gerekçesinin hukuka uygun bir zeminde davalı idareden istenmesidir.  Yoksun kalınan parasal haklar, kişinin; idari işlemin yapılması ile ortaya çıkan, örneğin meslekten çıkarma kararı ile işine son verilmesi durumunda alamadığı parasal haklarının iadesine ilişkin olacaktır. Uygulamada, kişiler davayı açmaktan çekinmekte, kurumun gözünde kötü gözükeceğini, tekrar aleyhinde işlem yapılabileceğini düşünmektedirler. Ancak hiç de böyle bir durum söz konusu değildir. Parasal hakların iadesi, işlem hiç yapılmamış olsaydı, kişi işine devam edecek, maaşını alacak ve parasal olarak zarara uğramayacaktı. Bu zarara işlemli yapan iadarenin katlanması anayasa gereği olup bu hakkın kullanılması sebebiyle de kimse hakkında aleyhe işlem yapılamaz. Onun için idari işlemin iptali sonrasında mesleğine geri dönen kişilerin çekinmeden yoksun kalınan parasal hakların iadesi için de girişimde bulunup dava açmaları tavsiye olunmaktadır. 

BUNU DA BİL; Tüm yargı süreci bitmiş ve olumlu karar alınamamışsa yapılacak tek şey Anayasa mahkemesi bireysel başvurudur. Unutmayın! Anaysa mahkemesinden dönen çok karar vardır. Bu da göstermektedir ki ilke derece mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve danıştay dahi ret kararı verirken, hukuksuzluk Anayasa mahkemesi kararı ile ortadan kaldırılabilmektedir. 

Göreve iade edilen memurun özlük hakları- Devlet Memurunun ilgili kanun hükümlerine göre devlet memurluğuna kabul edilme şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurluk esnasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi halinde memuriyet görevine son verilmesi durumunda, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonrasında ilgilinin tabi olduğu hükümler çerçevesinde memuriyetten veya meslekten çıkarılmasına karar verilmesi durumunda, 375 sayılı "657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları Ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı Ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"sinin Geçici 35'inci maddesi gereğince Bakan Onayı ile meslekten çıkarılmalarına karar verilmesi durumunda ya da OHAL KHK ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesi durumlarında ilgilinin hakkında yapılan işleme karşı idari yargı merciilerinde açmış olduğu iptal davasının lehine sonuçlanarak mahkeme kararıyla göreve iadesine karar verilmesi durumunda meslekten ya da memuriyetten ilişiğinin kesildiği tarihten itibaren geçmişe dönüş olarak parasal haklarının iadesi, özlük haklarının iadesi diğer bir ifadeyle hakkında gerçekleştirilen işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal haklarının iadesi mümkündür. 

Memurluğa girişte anayasal ilkeler- Kamu hizmeti olarak nitelendirilen devlet memurluğu görevine girmede ilgili genel ve özel kanunlarda aranan koşulların yanı sıra Anayasa'nın 10, 18, 48 ve 70. maddelerinde ifade edilen “serbestlik”, “eşitlik” ve “görevin gerektirdiği niteliklere sahip olma” ilkeleri memuriyete girişte hakim olan ilkelerdir.

Serbestlik ilkesi, devlet memurluğuna girmenin kişinin özgür iradesine bağlı olmasını, kişinin bu konuda dışarıdan bir baskıya maruz kalmamasını ifade eder. Eşitlik ilkesi; Anayasa’nın 10. maddesinde "herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" şeklinde düzenlenmesi gereği devlet memurluğuna girişte de dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri konularda ayırım yapılmamasıdır. Eşitlik ilkesi memuriyete girişte geçerli olduğu gibi, memurluk mesleğinin devamında ve memuriyetten çıkarılma kararında da riayet edilmesi gereken bir ilkedir. Memurluğa girişte üçüncü ilke ise; görevin gerektirdiği
niteliklere sahip olma ilkesi olup Anayasa’nın 70. maddesinde her Türkün, kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğu, hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım aranmayacağıdır. 

Devlet memurluğu görevine girmede aranılan bu temel ilkeler devlet memurluğundan ya da meslekten çıkarılma kararında da göz önüne bulundurulmakta özellikle eşitlik ve görevin gerektirdiği niteliklere sahip olma ilkelerine aykırı olarak ilgili hakkında verilen çıkarılma kararlarında idari yargı mercilerince işlemin iptaline karar verilmektedir. 

Devlet Memurları Kanununun "genel ve özel şartlar" başlıklı 48'inci maddesinde devlet memurluğuna giriş için bazı şartlar öngörmüştür. Devlet memurluğuna alınmada Genel Şartlar 48'inci maddenin (A) fıkrasında; Türk Vatandaşı olmak, Kanun’un 40. maddesindeki yaş ve 41 maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, kamu haklarından mahrum bulunmamak, yüz kızartıcı suçlardan dolayı mahkum olmamakdolandırıcılık, sahtecilik, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, güveni kötüye kullanma, hileli ifl as gibi 48. maddenin A fıkrasının 5. bendinde sayılan suçlardan mahkum suçlarından mahkum olmamak, askerlikle ilgisi bulunmamak, askerlik çağına gelmemiş olmak, askerlik hizmetini yapmış ya da ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak ve 53. madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla görevin yapılmasına engel olabilecek bir akıl hastalığı bulunmamak olarak sayılmıştır. Özel Şartlar ise 48'inci maddenin (B) fıkrasında; hizmet göreceği sınıf için Devlet Memurları Kanunu’nun 36. ve 41. maddelerinde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarından birinden diploma almış olmak ve kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak olarak belirtilmiştir. Görüleceği üzere devlet memurluğuna girişte aranılan genel şartların yanı sıra özel şartlar düzenlemesi gereği ilgilinin başvurduğu kurumun özel kanunlarında aranan koşulları da sağlaması gerekmektedir. 

Devlet Memurları Kanununun 48'inci maddesinin (B) fıkrasında düzenleme altına alınan özel şartlar başlığında ilgilinin başvurduğu kurumun özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşıması da aranmaktadır. Bu bağlamda özellikle Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde görev alacak kişilerin Devlet Memurları Kanunundan farklı olarak özel kanunlarda yer alan şartları taşımaları gerekmekte olduğu gibi diğer kamu tüzel kişiliğine haiz kurumlara başvurularda da özel şartlar aranmaktadır. 

Ohal komisyon kararı ile göreve iade edilenlerin özlük hakları- Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinin, Olağanüstü Hal Yasası ile “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” uygulamaya yönelik olarak ve olağanüstü hal ilânını gerektiren nedenler gözetilerek bu nedenlerin ortadan kaldırılması için o duruma özgü önlemlerle sınırlı kalmak üzere çıkarılabilmektedir. Bu kapsamda 15 Temmuz Hain darbe girişimi ardından, 20 Temmuz 2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, Anayasanın 120 nci maddesi uyarınca “şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması” sebebiyle tüm ülkede 21 Temmuz 2016’dan başlamak üzere 90 gün süre ile olağanüstü hal ilan edilmiş bu karar Resmi Gazetede yayımlanarak TBMM’nin onayı sunulmuş ve TBMM’nin 21.07.2016 tarih ve 1116 sayılı kararıyla onaylanmış ve her seferinde üçer ay olmak üzere uzatılarak 17 Temmuz 2018 gecesi son bulmuştur. Bu süreç içerisinde çıkarılan OHAL KHK’leri ile, “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı” olduğu gerekçesiyle, pek çok kamu görevlisi ya bu kararnamelere dayanılarak ya da doğrudan doğruya bu kararnamelerle, bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemek üzere kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiştir.

Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile doğrudan doğruya gerçekleştirilen ihraç işlemlerine karşı yargı yolunun kapalı olması sebebiyle 685 sayılı “Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” çıkarılmış ve 23.01.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu 685 sayılı KHK ile, “Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarih ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlara irtibatı olduğu gerekçesiyle başka idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek üzere “Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonu” kurulması öngörülmüş  OHAL KHK’leri ile bir başka işleme gerek olmaksızın doğrudan tesis edilen işlemler hakkında yapılacak başvuruları değerlendirip karara bağlayacağı düzenlenmiştir. Komisyona başvuru süresi ilgilinin doğrudan doğruya kamu görevinden çıkarılmasına yönelik yayımlanan KHK'nın Resmi Gazete'de yayımladığı günden itibaren altmış gün olarak belirlenmiş ve Komisyon, incelemesi sonucunda başvurunun reddine ya da kabulüne karar vereceği ifade edilmiştir. Anlaşılacağı üzere OHAL KHK'ları ile hakkında işlem tesis edilerek doğrudan doğruya kamu görevinden çıkarılanların işlemin iptali için OHAL Komisyonuna başvurma zorunluluğu bulunmakta olup yargı yoluna başvuru imkanı bulunmamaktadır. İlgili ancak hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarılma kararına karşı Komisyon tarafından başvurunun reddine ilişkin karar verilmesi durumunda idari yargı merciilerinde iptal davası açabilecektir. 

Memurun göreve iade davası- İlgililerin, Kamu görevine girmek için kanun ve mevzuatlarda düzenlenen genel ve özel şartları taşımasına rağmen müracaatının aranılan "nitelikleri taşımadığı"ndan bahisle sonlandırılması işlemine, kamu görevlisi olupta devlet memurluğuna kabul edilme şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurluk esnasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi halinde memuriyet görevine son verilmesi işlemine, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35'inci maddesi gereğince Bakan Onayı ile meslekten çıkarılmasına karar verilmesi durumunda ya da OHAL KHK ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesi sonrasında OHAL Komisyonuna yapılan başvurunun reddedilmesi işlemine karşı idari yargı merciilerine başvurarak hakkında tesis edilen işlemin iptalini talep edebilecektir. Nitekim Anayasa’nın 125'inci maddesinin birinci fıkrasında, "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu"; yedinci fıkrasında da idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme ile idarenin hukuka bağlılığı, yargı denetimi sayesinde etkili biçimde sağlanmış ve idare edilenler, idarenin kanunsuz ve keyfî davranışlarına karşı korunmaya çalışılmıştır. Anayasa’da sayılan istisnai hâller dışında idari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılabilmesi olanaklı değildir. Anayasa'nın ilgili maddesi ve İdari Yargılama Usulu Kanunu'nda yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde idareninin kişiler hakkında tesis etmiş olduğu işlemlere karşı yargı yolunun açık olduğu da ortadır. 

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na göre ancak idari işlemlerden dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarında idari yargı mercii yetkili idare organlarının kamu hizmetlerini yürütmek üzere idari eylem ve işlem şeklinde ortaya koydukları tasarrufların kanunun koyduğu esas ve şekillere ve kanunun amacına uygun olarak yapılmış olup olmadığını, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olup olmadığı incelenmekte yapılan inceleme sonucunda iptal davalarında idari işlemin unsurlarını oluşturan yukarıda saydığımız unsurlarından birinde hukuka aykırılık tespit ederse işlemin iptaline karar vermektedir. Bu kapsamda kamu görevlisi memur hakkında, ister 657 sayılı Kanunda veya özel kanunlarda sayılan nitelikleri taşımadığından bahisle ister memuriyetten yahut meslekten çıkarılma sonucu doğuracak disiplinsizlik sebebiyle isterse 375 sayılı KHK'nın Geçici 35'inci maddesine istaneden kamu görevinden çıkarılma ya da memurluktan çıkarma, memurluktan çıkarılma kararı verilmiş olursa karara karşı kararın tebliğinden sonra 60 gün içerisinde İdare Mahkemesinde hakkında yapılan idari işlemin iptali istemiyle yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açılması gerekmektedir. 

Mahkeme kararı ile göreve iade- Kamu görevlisi memurun her ne sebeple olursa olsun memuriyetten ya da meslekten ilişiğinin kesilmesi durumunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda düzenleme altına alınan dava açma süresi içerisinde hakkında tesis edilen işleme karşı iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. İdari işleme karşı yürütme durduma talepli olarak açılan iptal davasında mahkeme öncelikli olarak İYUK 27'nci madde kapsamında işlemin yürütmesinin durdurulması hakkında karar verecek, yürütmenin durdurulmasına karar verirse ya da idari işlemin hukuka aykırılığı sonucuna ulaşılırsa işlemin iptaline karar verilecektir. İptal Kararı ile karara konu idari işlem ve bu işlemin doğurduğu hukuksal sonuçlar üzerine ortadan kalkacak, karar geriye yürüyecek ve hiç alınmamış sayılacaktır. Karar ile meslekten çıkarılan ya da kamu görevinden diğer bir ifadeyle memurluktan çıkarılan kişi hakkında Kurum tarafından İdari Yargılama Usulü Kanununun 13'üncü maddesi gereği 30 gün içerisinde işlem yapılarak tekrar kamu görevine iadesi yapılacaktır.

Göreve iade edilen memurun diğer bir ifade ile kamu görevlisinin boşta geçen dava süresi dahilindeki maaş dahil olmak üzere özlük hakları ne olacağı ise ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İdari işlemin iptali kararı ile göreve iade edilen memurun  geriye dönük alarak maaşları da dahil olmak üzere tüm özlük haklarını alma hakkı bulunmakla birlikte mahkeme kararı sonrası göreve iade edilen memurun geriye dönük özlük haklarını işlem hakkında iptal davası açarken iptal kararıyla birlikte talep edebileceği gibi iptal kararı sonrasında süresi içerisinde idari yargı mercilerinde açacağı yoksun kalınan parasal hakların iadesi davası ile de talep edebilecektir.

Yazar; Av. Bilgehan utku, Av. Emre asan

Sıkça Sorulan Sorular

Eğer mahkeme kararıyla göreve iade edilirseniz, sanki hiç ayrılmamışsınız gibi tüm mali haklarınızı alırsınız. Bunlar: Aylık net maaşlar ve ek ödemeler. Varsa nöbet ücretleri, ek ders ücretleri veya performans ödemeleri (fiili çalışma şartına bağlı olmayanlar). İkramiyeler ve her türlü sosyal yardımlar (aile yardımı, çocuk yardımı vb.).

Evet, mahkeme kararında belirtilmesi kaydıyla, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte ödeme yapılır.

Mahkeme kararı sonrası idare, sizi geriye dönük olarak derecelendirir. Görevden ayrı kaldığınız süre, sanki çalışmışsınız gibi değerlendirilerek derece ve kademe ilerlemeniz yapılır. Ayrıca bu süreler emeklilik prim gün sayınıza da eklenir.

En sağlıklı yöntem, iptal davası açarken dilekçede "yoksun kalınan parasal ve özlük hakların yasal faiziyle iadesi" talebinde bulunmaktır. Eğer asıl davada bu talepte bulunulmamışsa, mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra idareye başvurulup ödeme yapılmazsa tam yargı davası (tazminat davası) açılabilir.

Anayasa mahkemesinin güncel kararı gereği memuriyetten ayrı kalınan dönemde başka bir işte çalışarak elde edilen kazanç, idarenin ödeyeceği tutardan mahsup edilemez (düşülemez). İdare, hak ettiğiniz tüm tutarı tam olarak ödemekle yükümlüdür.

İptal kararı sonrasında paraların tekrar yatırılması için davalı kuruma yazılı olarak müracaatta bulunulması gerekmektedir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan Utku, Ankara Barosu’na kayıtlı; idare hukuku, memur hukuku, askeri hukuk ve boşanma hukuku başta olmak üzere hukuki destek sağlamaktadır. Haklarınızın korunması ve karmaşık hukuki süreçlerin yönetimi için profesyonel destek alın

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.