Memurluğa Etki Eden Suçlar

Memurluğa Etki Eden Suçlar

Memurluğa engel suçlar nelerdir? 657 SK 48/A-5 uyarınca kasten işlenen suçlar, yüz kızartıcı suçlar ve HAGB'nin memuriyete etkisi. 2026 güncel iptal davası süreci ve memuriyet haklarının korunması hakkında uzman rehberimizle hak kaybını önleyin.

Memurluğa Etki Eden Suçlar

Memurluğa Engel Suçlar Nedir? Güncel Rehber 2026

Memurluğa engel suçlar, kamu hizmetinin liyakat ve güven çerçevesinde yürütülebilmesi adına yasa koyucu tarafından belirlenen ve mahkumiyet halinde kişinin memuriyet sıfatını kazanmasını veya devam ettirmesini engelleyen sınırlı sayıdaki suç tipleridir. Bu suçlar 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde düzenlenmiş olup devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar ve yüz kızartıcı suçlar gibi başlıklar altında toplanmıştır. Büromuzun yürüttüğü dosyalarda, özellikle katalog suçlar dışında kalan mahkumiyetlerin memuriyete etkisi konusunda idarenin takdir yetkisini hatalı kullandığı sıkça gözlemlenmektedir.

Kamu görevine giriş aşamasında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreçlerinde bu suçların varlığı doğrudan elenme sebebi sayılmaktadır. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarının memuriyete engel teşkil edip etmeyeceği konusundaki belirsizliktir. Mevcut Danıştay içtihatları, HAGB kararının bir mahkumiyet hükmü doğurmadığını belirtse de idari makamlar bazen bu durumu aksi yönde yorumlayabilmektedir. Bu noktada profesyonel bir idari dava avukatı desteği almak, sürecin hukuki zeminde doğru yönetilmesi ve adayların hak kaybı yaşamaması adına hayati önem taşımaktadır.

Memurluk engeli teşkil eden durumlar sadece hapis cezasının süresiyle sınırlı değildir; suçun niteliği de belirleyicidir. Örneğin, devletin güvenliğine karşı işlenen bir suçta ceza süresine bakılmaksızın memuriyet sona ererken, taksirli suçlarda farklı bir hukuki rejim uygulanmaktadır. Müvekkillerin en çok yanıldığı nokta, ceza infaz edildikten sonra memuriyete dönme hakkının kendiliğinden doğacağı düşüncesidir. Oysa memuriyete engel bir suçtan mahkumiyet, memuriyetle olan ilişiğin kesilmesi sonucunu doğurur ve bu karara karşı mutlaka süresinde iptal davası açılması gerekir.

657 Sayılı Kanun Kapsamında Memur Olmaya Engel Olan Mahkumiyet Şartları

Devlet memuru olabilmek için aranan genel şartlar arasında yer alan adli sicil kaydına ilişkin kriterler, hem hapis cezasının süresini hem de suçun mahiyetini esas alır. Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmak, suçun türüne bakılmaksızın memurluğa engeldir. Bu kural, kamu hizmetinin saygınlığını korumak amacıyla getirilmiş genel bir sınırlamadır.

Büromuzca takip edilen davalarda, bir yıldan az süreli hapis cezalarının dahi eğer suç "yüz kızartıcı" nitelikteyse memuriyete doğrudan engel teşkil ettiğini görmekteyiz. Bu noktada kanun metnindeki "affa uğramış olsa bile" ibaresi dikkat çekicidir; yani ilgili suç özel veya genel af kapsamına girse dahi kişinin memur olma ehliyeti geri gelmemektedir. Davayı açmadan önce fark edilmeyen risk, suçun nitelendirilmesindeki idari hatalardır; bazen basit bir suç, idare tarafından yüz kızartıcı suç kategorisine sokulmaya çalışılabilmektedir.

Yasal düzenleme uyarınca memuriyete engel olan cezalar arasında sadece hapis cezaları değil, belli durumlarda adli para cezasına çevrilen mahkumiyetler de yer alabilir. Ancak kural olarak, bir yılın altındaki kasten işlenen suçlar ile taksirli suçlar memuriyete engel değildir. İdari süreçlerde bu ayrımların doğru yapılması, haksız yere memuriyetten çıkarma işlemlerine karşı açılacak idari işlemin iptali davası için temel teşkil eder.

Yüz Kızartıcı Suçlar ve Memuriyet Üzerindeki Etkileri

Yüz kızartıcı suçlar tabiri, doktrinde ve uygulamada toplumun ahlak değerlerini zedeleyen ve güveni sarsan suçlar için kullanılan genel bir tanımdır. 657 sayılı Kanun; zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas gibi suçları bu kapsamda saymıştır. Bu suçlardan alınan ceza 1 gün bile olsa, kişinin memur olması hukuken mümkün değildir.

Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, özel kanunlarda yer alan bazı suçların yüz kızartıcı suç olup olmadığı konusundaki tartışmalardır. Örneğin, ihaleye fesat karıştırma veya edimin ifasına fesat karıştırma suçları da memuriyete engel teşkil eden katalog suçlar arasındadır. Müvekkillerin en çok yanıldığı nokta, bu suçlardan dolayı aldıkları cezaların paraya çevrilmesi veya ertelenmesi durumunda engelin ortadan kalkacağını sanmalarıdır. Ancak yüz kızartıcı suçlarda mahkumiyetin türü ne olursa olsun (HAGB hariç), memuriyet hakkı kaybedilir.

Bu tür durumlarda mahkumiyet hükmünün kesinleşmesiyle birlikte idare, ilgili kişinin görevine son verme işlemini tesis eder. Bu işlem tesis edilirken savunma hakkının kullandırılmaması veya usuli eksiklikler, işlemin sakatlanmasına neden olur. Şirketlerin kamu ihalelerine girerken çalışanlarının bu durumlarını kontrol etmesi gerektiği gibi, bireylerin de geçmiş mahkumiyetlerinin memuriyetlerine etkisini bir uzman eşliğinde değerlendirmesi elzemdir.

Memurluğa Engel Suçlar ve Mahkumiyet Süreleri Tablosu

Suç Türü Ceza Süresi Memuriyete Etkisi
Kasten İşlenen Genel Suçlar 1 Yıl ve Üzeri Kesin Engel Teşkil Eder
Yüz Kızartıcı Suçlar (Hırsızlık, Rüşvet vb.) Süreye Bakılmaksızın Kesin Engel Teşkil Eder
Taksirli Suçlar Süreye Bakılmaksızın Engel Teşkil Etmez
Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Süreye Bakılmaksızın Kesin Engel Teşkil Eder
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Karar Kapsamında Kural Olarak Engel Değildir

 

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararının Memuriyete Etkisi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda cezanın belirlenmesi ancak belirli şartlar altında hükmün hukuki sonuç doğurmamasıdır. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, HAGB kararı alan bir kişinin memuriyetten çıkarılması veya memuriyete alınmaması hukuka aykırı kabul edilmektedir. Çünkü HAGB, teknik anlamda bir mahkumiyet kararı değildir.

Büromuzun yürüttüğü dosyalarda görüyoruz ki, kurumlar güvenlik soruşturması aşamasında HAGB kararlarını gerekçe göstererek atama yapmayı reddetmektedir. Bu durumda açılan iptal davalarında mahkemeler genellikle aday lehine karar vermektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, suçun niteliğinin "disiplin hukuku" açısından ayrıca değerlendirilebileceğidir. Yani ceza hukuku açısından engel olmasa da, idare bu eylemi memuriyet vakarıyla bağdaşmayan bir fiil olarak görüp disiplin cezası uygulayabilir.

Davayı açmadan önce fark edilmeyen risklerden biri de denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesidir. Eğer denetim süresinde yeni bir suç işlenirse, açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanır ve o an itibariyle memuriyete engel bir mahkumiyet oluşabilir. Bu karmaşık sürecin takibi, idari yargılama usulünü iyi bilen bir avukatla yapılmalıdır. Bu bağlamda, idari yaptırımların sonuçlarını askıya almak için başvurulan idare hukukunda yürütmenin durdurulması müessesesi, HAGB nedeniyle ilişiği kesilen memurlar için hayati bir araçtır.

Memuriyete Engel Suçlarda Zamanaşımı ve Memnu Hakların İadesi

Memuriyet engeli olan bir suçtan mahkumiyet alındığında, ceza infaz edildikten sonra dahi bu engel devam eder. Ancak Türk Ceza Kanunu kapsamında "Memnui Hakların İadesi" (Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi) yoluyla, suçtan kaynaklanan hak mahrumiyetlerinin ortadan kaldırılması mümkündür. Mahkumiyetin üzerinden 3 yıl geçtikten ve ceza infaz edildikten sonra mahkemeye yapılacak başvuru ile bu haklar geri alınabilir.

Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, memnui hakların iadesi kararının alınmasının ardından memuriyete dönüşün otomatik olacağının sanılmasıdır. Oysa bu karar, sadece kişinin memur olabilme ehliyetini yeniden kazandırır; idarenin kişiyi göreve başlatma konusunda sınırlı bir takdir yetkisi kalmaya devam eder. Özellikle yüz kızartıcı suçlarda memnui haklar iade edilse bile, kurumlar "güven ilişkisinin sarsıldığı" gerekçesiyle atama yapmaktan kaçınabilmektedir.

Müvekkillerin en çok yanıldığı nokta, memnui hakların iadesi kararının geçmişe etkili olacağını düşünmeleridir. Bu karar ileriye dönük sonuç doğurur ve alınmış olan memuriyetten çıkarma işlemini kendiliğinden iptal etmez. Bu nedenle, ceza mahkemesinden alınan bu kararın ardından idareye yeni bir başvuru yapılmalı ve olumsuz cevap alınması halinde idari yargı yoluna başvurulmalıdır.

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında Suç Kaydı İncelemesi

7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ile birlikte, memurluğa girişte adayların sadece adli sicil kayıtları değil, kolluk arşivlerindeki verileri de incelenmeye başlanmıştır. Bu süreçte memurluğa engel suçlar kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın, kişinin geçmişteki tüm adli süreçleri mercek altına alınmaktadır.

Büromuzun yürüttüğü dosyalarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olsa dahi, olayın oluş şekli veya suçun niteliği nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığına şahit olmaktayız. İdare, "sadakat ve güven" kriterini oldukça geniş yorumlamaktadır. Bu tür durumlarda somut bir mahkumiyet olmamasına rağmen tesis edilen işlemler, bireysellik ilkesine aykırılık teşkil ettiği için iptal davasına konu edilmelidir.

Davayı açmadan önce fark edilmeyen risk, kişinin sadece kendi suç kaydı değil, birinci derece yakınlarının suç kayıtlarının da bazen gayriresmi olarak karara etki etmesidir. Ancak Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca, suçun şahsiliği ilkesi gereği yakınların suç kaydı memuriyete engel olamaz. Bu yöndeki bir elenme kararı, idari yargı mercileri tarafından ivedilikle iptal edilmektedir.

Disiplin Soruşturması ile Ceza Yargılaması Arasındaki Farklar

Bir devlet memuru hakkında cezai bir soruşturma başlatıldığında, eş zamanlı olarak disiplin soruşturması da yürütülür. Memurluğa engel suçlar söz konusu olduğunda, ceza mahkemesinin vereceği karar disiplin kurulunu her zaman bağlamaz. Yani kişi ceza davasında beraat etse bile, disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılabilir.

Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, ceza davasının bitmesinin disiplin sürecini durduracağı yanılgısıdır. İdare hukuku, memurun eylemini hizmet kusuru veya meslek onuru açısından değerlendirir. Örneğin, rüşvet suçundan delil yetersizliği ile beraat eden bir memur, rüşvet almaya teşebbüs ettiği veya meslek vakarına aykırı davrandığı gerekçesiyle disiplin yoluyla ihraç edilebilir.

Müvekkillerin en çok yanıldığı nokta, ceza davasındaki savunmalarını aynen disiplin soruşturmasında da kullanmalarıdır. Oysa idari süreçte "kusursuz sorumluluk" veya "hizmetin gereği" gibi farklı parametreler mevcuttur. Profesyonel bir savunma yapılmadığı takdirde, ceza hukuku anlamında suç teşkil etmeyen bir fiil, idari anlamda memuriyetin sonu olabilir. Bu noktada sürecin en başından itibaren titiz bir hukuki takip yapılması şarttır.

Askeri Personel İçin Memurluğa Engel Suçlar ve Özel Hükümler

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli için memurluğa engel suçlar, 657 sayılı Kanun'un yanı sıra kendi özel kanunlarında (926 sayılı TSK Personel Kanunu vb.) daha ağır hükümlere tabidir. Askeri şahıslar için belirlenen suç katalogları daha geniştir ve hapis cezası süreleri daha düşük tutulmuştur.

Büromuzca takip edilen askeri ceza dosyalarında, özellikle "yüz kızartıcı suçlar" kapsamının askeri disiplini bozacak nitelikteki eylemlerle genişletildiğini görüyoruz. Bir astsubay veya subayın aldığı kısa süreli hapis cezası, sivil bir memur için engel teşkil etmezken, askeri personel için "silahlı kuvvetlerden ayırma" sebebi olabilmektedir. Bu durumdaki personelin haklarını korumak için askeri ceza avukatı uzmanlığına başvurması gerekmektedir.

Askeri ceza hukukunda yer alan "firar", "üste hakaret" veya "emre itaatsizlikte ısrar" gibi suçlar, belirli ağırlığa ulaştığında memuriyetin sona ermesine yol açar. Bu süreçlerde askeri disiplin kurullarının verdiği kararlara karşı açılacak davalar, sivil idari davalara göre daha spesifik usul kuralları içerir. Özellikle askeri ceza hukuku uygulamaları, 2026 yılı itibariyle güncel yargı kararlarıyla şekillenmeye devam etmektedir.

Memurluktan Çıkarma İşlemine Karşı İptal Davası Nasıl Açılır?

Memurluğa engel bir suç işlediği gerekçesiyle görevine son verilen kişi, bu işlemin kendisine tebliğinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’nde iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü olup, geçirilmesi halinde işlemin hukuka aykırılığı iddia edilemez.

Dava dilekçesinde, suçun memuriyete engel nitelikte olmadığı, mahkumiyetin yasal unsurlarının oluşmadığı veya idarenin takdir yetkisini yanlış kullandığı detaylıca açıklanmalıdır. Eğer mahkumiyet HAGB ile sonuçlanmışsa, bu durumun bir engel teşkil etmediği Danıştay kararlarıyla desteklenerek sunulmalıdır. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, davanın yanlış mahkemede veya eksik hususlarla açılmasıdır.

Yürütmenin durdurulması talebi, bu davaların en kritik aşamasıdır. Eğer işlem açıkça hukuka aykırıysa ve telafisi güç zararlar doğuracaksa (maaş alamama, sosyal hakların kaybı vb.), mahkeme davanın başında işlemi durdurabilir. Bu sayede memur, dava süresince görevine devam edebilir veya görevine iade edilir. İdari yargılama sürecinde teknik hatalardan kaçınmak için uzman bir avukatla çalışmak davanın başarısını doğrudan etkiler.

Memurluğa Engel Suçlarda Profesyonel Hukuki Destek

Memurluğa engel suçlar ve bu suçların kariyer üzerindeki yıkıcı etkileri, telafisi zor bir süreci ifade eder. Bir memur veya memur adayı için hapis cezası almak kadar, bu cezanın memuriyet hakkını elinden alması da büyük bir mağduriyettir. İdari yargının karmaşık yapısı ve sürekli güncellenen içtihatlar, bireysel başvurularda hata payını artırmaktadır.

Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu olarak, memuriyet hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda müvekkillerimize stratejik savunma hizmeti sunmaktayız. Güvenlik soruşturması iptali, memuriyetten çıkarma işlemlerine karşı duruşmalı savunma ve yürütmenin durdurulması gibi konularda derin tecrübemizle haklarınızı savunuyoruz. Kariyerinizin ve geleceğinizin korunması için her adımın hukuki bir titizlikle atılması gerekmektedir.

Sürecin başından sonuna kadar profesyonel bir yaklaşım benimsemek, sadece mevcut davayı kazanmak değil, aynı zamanda gelecekteki hak kayıplarını da önlemek anlamına gelir. Memurluğa engel suçlar nedeniyle yaşadığınız uyuşmazlıklarda etkin ve hızlı çözüm için büromuzdan profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.

Memuriyete Engel Suçlar

Memurluğa Engel Suçlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Taksirli suçlardan mahkum olmak memurluğa engel mi?

Hayır, taksirli suçlardan dolayı alınan hapis cezaları süresi ne olursa olsun memuriyete engel teşkil etmez. Kanun koyucu, kasten işlenen suçlar ile taksirli (istemeyerek) işlenen suçlar arasında kesin bir ayrım yapmıştır.

HAGB kararı adli sicil kaydında görünür mü?

HAGB kararları normal adli sicil kaydında (sabıka kaydı) görünmez, sadece hakim ve savcıların görebileceği özel bir sisteme kaydedilir. Bu nedenle memuriyete girişte standart sabıka kaydı sunulduğunda bu kayıt çıkmayacaktır.

1 yıldan az süreli kasten işlenen suçlar memurluğa engel midir?

Kural olarak 1 yılın altındaki kasten işlenen suçlar memurluğa engel değildir; ancak suç yüz kızartıcı suçlar kategorisindeyse süresine bakılmaksızın (1 gün bile olsa) engeldir. Bu ayrım, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde net bir şekilde yapılmıştır.

Memurluğa engel bir suçtan af çıkarsa göreve dönebilir miyim?

Yüz kızartıcı suçlar ve devletin güvenliğine karşı suçlarda, özel veya genel af çıkmış olsa dahi memuriyete dönme hakkı kendiliğinden doğmaz. Bu suçlar için yasa metninde "affa uğramış olsa bile" ibaresi yer aldığından engel devam eder.

Adli para cezasına çevrilen mahkumiyetler memuriyeti bitirir mi?

Kasten işlenen genel suçlarda, hapis cezası adli para cezasına çevrilmişse ve suç yüz kızartıcı değilse memuriyete engel olmaz. Ancak suçun türü katalog suçlardansa, cezanın para cezasına çevrilmesi memuriyet engelini ortadan kaldırmaz.

Memuriyetten çıkarma kararına karşı dava açma süresi ne kadardır?

Memuriyetten çıkarma veya atamanın iptali kararının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi bulunmaktadır. Bu süre içerisinde İdare Mahkemesi'nde iptal davası açılması zorunludur.

Güvenlik soruşturmasında elenen aday ne yapmalıdır?

Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması olumsuz sonuçlanan aday, tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmalıdır. Mahkeme, idarenin dayandığı verilerin hukuka uygunluğunu denetleyerek karar verecektir.

Altın Tavsiye: Memurluğa engel bir suç iddiasıyla karşılaştığınızda, ceza davasının kesinleşmesini beklemeden idari süreci başlatmalı ve disiplin savunmanızı ceza davası sonuçlarıyla senkronize etmelisiniz. Özellikle HAGB kararlarının idare tarafından yanlış yorumlandığı durumlarda, 60 günlük dava açma süresini kaçırmamanız tüm kariyerinizi kurtarabilir.

Hazırlayanlar: Av. Bilgehan UTKU

1