Randevu Al

İletişim Bilgileri

Güvenlik Soruşturması Nedir Güvenlik Soruşturması Yapılırken Nelere Bakılır

Ana Sayfa Güvenlik Soruşturması Nedir Güvenlik Soruşturması Yapılırken Nelere Bakılır
Güvenlik Soruşturması Nedir Güvenlik Soruşturması Yapılırken Nelere Bakılır
  • Yayın Tarihi: 27.12.2022
  • Değiştirme Tarihi: 05.07.2026
  • Yazar: Av. Emre ASAN

Güvenlik soruşturmasında ve arşiv araştırmasında; kişinin adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı, hakkındaki tahditler, kesinleşmiş yargı kararları ve kamu görevinden çıkarılma veya kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası incelenir. Güvenlik soruşturmasında ayrıca görevle bağlantılı kolluk ve istihbarat verileri, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişik ile terör veya suç örgütleriyle eylem birliği, irtibat ve iltisak araştırılır.


Kısaca:

  • Hukuki dayanak: 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ile Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik.
  • Arşiv araştırması: Kanunda sayılan beş veri grubuyla sınırlıdır.
  • Güvenlik soruşturması: Bu beş gruba ek olarak üç veri grubunu daha kapsar.
  • Süre: Arşiv araştırması 30 iş günü, güvenlik soruşturması 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilir.
  • Temel hukuki sınır: Değerlendirmeye esas veri doğru, güncel, görevle bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmalıdır.
  • Olumsuz sonuç: Sonucun olumsuz gelmesi hâlinde, somut işleme göre idari yargı yolu ayrıca değerlendirilebilir.

Arşiv araştırması, 7315 sayılı Kanun'da sayılan beş veri grubuyla sınırlı bir incelemedir ve statüsüne bakılmaksızın ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacak herkes hakkında yapılır. Bu inceleme, kişinin sadakat veya güvenilirliğine ilişkin öznel bir yorum değil, kayıt altına alınmış somut verilerin derlenmesidir.

Bu beş grup şu şekilde özetlenebilir:

  • Kişinin adli sicil kaydının bulunup bulunmadığı.
  • Kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığı.
  • Hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığı.
  • Kesinleşmiş mahkeme kararları, kanunda belirtilen ceza muhakemesi kararları ile devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturmalara ilişkin olgular.
  • Kamu görevinden çıkarılmış olup olmadığı veya kesinleşmiş bir memurluktan çıkarma cezası bulunup bulunmadığı.

Bu beş grubun her biri, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarındaki kayıtlar üzerinden, mevcut veri tabanları taranarak tespit edilir. Adli sicil, HAGB, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya devam eden bir soruşturmanın somut olayda nasıl değerlendirileceği gibi konuların ayrıntısı, bu konulara özgülenmiş yazılarda ele alınmaktadır; burada yalnızca arşiv araştırmasının kapsamının genel çerçevesi çizilmektedir.

Arşiv araştırması, statüsüne veya çalıştırma biçimine bakılmaksızın ilk defa ya da yeniden memuriyete veya kamu görevine atanacak herkes için zorunlu bir aşamadır. Bu yönüyle arşiv araştırması, güvenlik soruşturmasına kıyasla çok daha geniş bir kişi grubunu kapsar; ancak kapsadığı veri türü bakımından daha dar ve daha standarttır. Arşiv araştırmasında yerinden araştırma yöntemi öngörülmez; inceleme, mevcut kayıtların elektronik ortamda taranması ve derlenmesiyle sınırlıdır.

Beş veri grubunun ortak paydası, hepsinin kayıt altına alınmış, somut ve doğrulanabilir nitelikte olmasıdır. Güvenlik soruşturması da öznel kanaatlere değil, 7315 sayılı Kanunun 5. maddesinde belirtilen araştırma alanlarına ilişkin olgusal verilere dayanır; aşağıda bu ek araştırma alanları ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Uygulamada arşiv araştırması talebi, atamaya yetkili kurum tarafından elektronik ortamda ilgili birime iletilir ve genellikle kısa sürede sonuçlanır. Sürecin bu göreli hızı, incelemenin mevcut kayıtlarla sınırlı olmasından kaynaklanır; yeni bir veri toplama faaliyeti değil, var olan kayıtların derlenmesi söz konusudur.

Arşiv araştırmasının sonuçlandırılması sırasında, taranan kayıtlarda bazen güncel olmayan veya hatalı girilmiş bilgilere de rastlanabilir. Bu tür teknik hataların düzeltilmesi, kişinin başvurabileceği idari yollardan biridir; ancak bu yazının konusu, arşiv araştırmasının kapsamı olduğundan, olası hataların giderilmesi süreci burada ayrıntılandırılmamaktadır.

Arşiv araştırmasının genel işleyişi ve hangi kadrolar için zorunlu olduğu konusunda daha kapsamlı bilgi için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması başlıklı içerik incelenebilir.


Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki beş veri grubuna ek olarak, kanunda sayılan üç ayrı kategoriyi daha kapsar. Bu üç kategori dışında bir husus, bağımsız bir araştırma konusu olarak kabul edilmez.

Bu üç ek kategori şunlardır:

  • Kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olarak kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verileri.
  • Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiği.
  • Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat veya iltisak içinde olup olmadığı.

Bu üç kategorinin ortak özelliği, hepsinin somut ve doğrulanabilir bir olguya dayanması gerektiğidir. Kanun, güvenlik soruşturmasını "kişinin kim olduğunu" araştıran sınırsız bir inceleme olarak değil, 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde belirtilen araştırma alanlarıyla (madde 4'teki beş ve madde 5'teki ek üç kategori) sınırlı, belirli bir çerçeveye oturtmuştur. Güvenlik soruşturmasında nelere bakılır sorusunun kanuni cevabı, işte bu iki maddede sayılan alanlardan ibarettir.

Bu araştırma alanlarının dışında kalan hususlar -kişinin genel yaşam biçimi, ahlaki değerlendirmeler, siyasi görüşü veya toplum içindeki itibarına ilişkin öznel kanaatler- kanunda bağımsız bir araştırma kategorisi olarak yer almaz. Bu ayrım, güvenlik soruşturmasının hangi görevler için ve hangi kapsamda yapılacağının kanunla önceden belirlenmiş olmasının doğal bir sonucudur; idarenin bu kapsamı genişletme yetkisi bulunmamaktadır.

Bu sınırlamanın hukuki temeli, kamu görevine girişin anayasal bir hak olması ve bu hakka yönelik her kısıtlamanın kanuni bir dayanağa ihtiyaç duymasıdır. İdarenin, kanunda sayılmayan bir hususu araştırma konusu yapması veya bu hususu bir olumsuzluk nedeni sayması, bu anayasal çerçeveyle bağdaşmaz. Bu nedenle güvenlik soruşturmasında nelere bakıldığı tartışılırken, her zaman 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde belirtilen araştırma alanlarına geri dönülmesi gerekir.

Güvenlik soruşturması, kural olarak devlet güvenliğini ilgilendiren gizlilik dereceli birimlerde çalışacak personel, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet, Jandarma ve MİT bünyesinde istihdam edilecekler ile öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri ve ceza infaz kurumu personeli gibi kanunda belirtilen gruplar için yapılır. Bu kapsamın dışında kalan bir kadro için güvenlik soruşturması yapılmışsa, bu durumun kendisi de ayrıca bir usul meselesi olarak değerlendirilebilir.

Güvenlik soruşturmasında, 7315 sayılı Kanunun 5. maddesinde belirtilen ek araştırma konuları bakımından, kişinin görevine yansıyacak hususlar denetime elverişli yöntemlerle yerinden de araştırılabilir. Bu yöntem, madde 4'teki beş kategoriye değil, yalnızca madde 5'teki ek üç kategoriye ilişkindir ve yeni bir araştırma alanı yaratmaz. Bu konu aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır.


İki incelemenin en temel farkı, güvenlik soruşturmasının arşiv araştırmasına üç ek veri grubu eklemesi ve bu ek grupların bir kısmının yerinden araştırma yöntemiyle de tespit edilebilmesidir. Aşağıdaki tablo, iki inceleme türünün hangi hususları kapsadığını ve her birinde gözetilen temel hukuki sınırı yan yana göstermektedir.

İnceleme KonusuArşiv AraştırmasıGüvenlik SoruşturmasıTemel Hukuki Sınır
Adli sicil kaydıİncelenirİncelenirKaydın güncelliği ve niteliği gözetilir
Kolluk kuvvetlerince aranma durumuİncelenirİncelenirMevcut kayıtla sınırlıdır
Hakkında tahdit olup olmadığıİncelenirİncelenirTahdidin somut dayanağı aranır
Kesinleşmiş yargı kararları / devam eden soruşturmaİncelenirİncelenirMasumiyet karinesi gözetilir
Kamu görevinden çıkarılmaİncelenirİncelenirHakkında kamu görevinden çıkarılma kararı bulunup bulunmadığı mevcut kayıtlardan tespit edilir
Kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezasıİncelenirİncelenirCezanın kesinleşmiş olması aranır
Görevle bağlantılı kolluk/istihbarat verileriİncelenmezİncelenirGörevle somut bağlantı aranır
Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişikİncelenmezİncelenirİlişiğin niteliği ve güncelliği aranır
Terör/suç örgütleriyle eylem birliği, irtibat, iltisakİncelenmezİncelenirSomut ve kişiye özgülenmiş olgu aranır

Tablodaki "Temel Hukuki Sınır" sütunu, her veri grubunun tek başına ve otomatik bir sonuç doğurmadığını, ayrıca bir değerlendirmeye tabi olduğunu göstermektedir. Bu değerlendirmenin nasıl yapıldığı, aşağıdaki olgusal veri başlığında ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Bu karşılaştırmadan çıkarılabilecek pratik sonuç şudur: bir kişi hakkında yalnızca arşiv araştırması yapılmışsa, o kişinin görevle bağlantılı istihbari veriler veya yabancı ilişik yönünden ayrıca sorgulanması söz konusu değildir. Buna karşılık güvenlik soruşturmasına tabi bir kadroda, incelemenin 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde belirtilen araştırma alanlarının tamamını kapsaması beklenir. Hangi incelemenin yapılacağı, kişinin başvurduğu veya atandığı kadronun niteliğine göre önceden bellidir.

Bu ayrımın bir başka pratik sonucu da, hangi incelemenin yapıldığının kişi tarafından da takip edilebilir olmasıdır. Bir kişi, yalnızca arşiv araştırmasına tabi bir kadroya başvurmuşsa ve süreç sonunda kendisine güvenlik soruşturması kapsamındaki verilere dayanan bir gerekçe bildirilmişse, bu durumun kendisi ayrıca bir usul incelemesi konusu olabilir.


Olgusal veri, yorum içermeyen, somut, gözlemlenebilir veya doğrulanabilir bir vakıaya dayanan bilgidir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sisteminin merkezinde bu kavram yer alır; zira idare, yalnızca olgusal verilerle işlem tesis edebilir.

Bu ayrımı somutlaştırmak gerekirse: bir kişinin belirli bir tarihte belirli bir olaya karıştığına dair kayıtlı bir bilgi olgusal veridir. Buna karşılık "örgüt sempatizanı olduğu düşünülmektedir" veya "güvenilir bulunmamaktadır" gibi ifadeler, herhangi bir somut olguya dayanmıyorsa, bir kanaatten ibarettir ve tek başına işlem tesisine dayanak oluşturmaz.

Bu ayrım, uygulamada üç kaynaktan gelen bilgilerin birbirinden ayrılmasını gerektirir: somut ve doğrulanabilir olgular, doğrulanamayan istihbari notlar ve husumetli kişilerin beyanları. İlk grup değerlendirmeye esas alınabilirken, ikinci ve üçüncü grup kendi başına yeterli bir dayanak oluşturmaz.

Bu üç kaynağı birbirinden ayırmanın pratik bir yolu, bilginin arkasında "ne, ne zaman, nerede" sorularına somut bir cevap bulunup bulunmadığını sormaktır. Bir bilgi bu üç soruya somut bir cevap veriyorsa -örneğin belirli bir tarihte belirli bir toplantıya katılım gibi- olgusal veri standardına yaklaşır. Bu sorulara yalnızca genel bir kanaatle cevap veriliyorsa -"risk arz ettiği değerlendirilmektedir" gibi- bu bilginin olgusal veri standardını karşılamadığı söylenebilir.

Kanun ve ilgili yönetmelik bu noktada açık bir sınır çizer: somut biçimde gözlemlenemeyen bilgiler, doğruluğu denetlenemeyen bilgiler, iftira olduğu açık olan bilgiler ile kin ve düşmanlık saikiyle verildiği açık olan beyanlar, Değerlendirme Komisyonu'na iletilmemeli ve değerlendirmede dikkate alınmamalıdır. Değerlendirme Komisyonu kararlarının nasıl denetlendiği konusunda ayrı bir içerik bulunmaktadır.

Bu çerçevede kişisel verilerin de doğru, güncel, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması aranır. Amacı aşan, eskimiş veya gereğinden fazla veri kullanımı, işlemin hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir. Ancak bu, her olgusal verinin otomatik olarak reddedileceği veya her işlemin mahkemece iptal edileceği anlamına gelmez; sonuç, somut dosyanın özelliklerine göre değişir.

Olgusal veri standardının bir diğer boyutu, verinin güncelliğidir. Yıllar önce yaşanmış ve o tarihten bu yana tekrarlanmamış bir olgu ile yakın zamanda gerçekleşmiş bir olgu, aynı ağırlıkta değerlendirilmeyebilir. Verinin üzerinden geçen süre, kişinin bu süre zarfındaki tutumu ve olgunun görevle bağlantısının güncelliği, değerlendirmenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Değerlendirme Komisyonu'nun bu standartları uygularken izlediği yöntem de önemlidir. Komisyon, kendisine iletilen ham veriyi doğrudan bir sonuca dönüştürmez; verinin niteliğini, kaynağını ve somutluğunu ayrı ayrı inceler. Bu inceleme sırasında komisyonun, hakkında olumsuz veri bulunan kişiden açıklama istemesi de mümkündür; bu, kanunun öngördüğü ancak zorunlu tutmadığı bir usuldür.

Olgusal veri kavramının bu denli merkezi bir yer tutması, aslında idare hukukunun genel bir ilkesinin somut bir görünümüdür: idari işlemler, keyfi değil, nesnel ve denetlenebilir sebeplere dayanmalıdır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sisteminde bu ilke, "olgusal veri" kavramı üzerinden somutlaştırılmış ve idarenin hangi tür bilgilerle işlem tesis edebileceği önceden çerçevelenmiştir. Bu çerçeve, hem idarenin işini kolaylaştırır hem de kişinin hangi ölçütlere göre değerlendirileceğini önceden bilmesini sağlar.


Hayır. Bir bilginin dosyada yer alması, o bilginin işleme dayanak yapılabileceği anlamına gelmez.

Bir verinin değerlendirmeye esas alınabilmesi için birkaç testten geçmesi gerekir: verinin 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde belirtilen araştırma alanlarından biriyle bağlantılı olması, kişiye ilişkin olması, doğru ve güncel olması, yürütülecek görevin gerektirdiği niteliklerle ilgisinin kurulabilmesi ve amaçla bağlantılı, sınırlı, ölçülü biçimde kullanılmış olması gerekir.

Bu testlerden biri bile karşılanmıyorsa, verinin işleme dayanak yapılması hukuken tartışmalı hâle gelir. Örneğin kanuni araştırma alanlarından hiçbiriyle bağlantısı kurulamayan bir bilgi -kişinin görevle hiç ilgisi olmayan bir tercihi gibi- bağımsız bir olumsuzluk nedeni oluşturmaz.

Bu testlerin uygulanması, yalnızca kişinin lehine işleyen bir mekanizma değildir; aynı zamanda idarenin işlemlerinin tutarlı ve öngörülebilir olmasını da sağlar. Bir verinin hangi koşullarda değerlendirmeye alınabileceğinin önceden belli olması, hem idarenin keyfi davranmasını önler hem de kişinin kendi durumunu daha sağlıklı değerlendirmesine imkân tanır.

Bu testlerden hangisinin somut dosyada eksik kaldığının tespiti, çoğu zaman dosyanın dikkatli biçimde incelenmesini gerektirir. Bir verinin kanuni araştırma alanıyla bağlantılı görünmesi, tek başına o verinin doğru, güncel ve ölçülü kullanıldığı anlamına gelmez; bu unsurların her biri ayrı ayrı sorgulanmalıdır.


Yerinden araştırma, mevcut kayıtların ötesinde, kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli yöntemlerle yerinde tespit edilmesidir. Bu, sınırsız bir çevre veya yaşam tarzı soruşturması anlamına gelmez.

Yerinden araştırmanın kapsamı, yukarıda açıklandığı üzere 7315 sayılı Kanunun 5. maddesindeki ek üç kategoriyle sınırlıdır; arşiv araştırmasının konusu olan madde 4'teki beş kategori için bu yönteme başvurulmaz. Bu yöntem yeni bir araştırma alanı yaratmaz, yalnızca madde 5 kapsamındaki bilginin toplanma biçimini ifade eder. Kişinin genel yaşam tarzı, karakter özellikleri, toplum içindeki algısı veya siyasi görüşü gibi hususlar, bu kapsamda bağımsız bir araştırma konusu değildir.

Uygulamada bu ayrımın gözden kaçırılması, yerinden araştırmanın komşu soruşturması, kişilik analizi veya genel bir çevre denetimiyle karıştırılmasına yol açabilir. Ancak denetime elverişlilik ilkesi, toplanan bilginin kaynağının ve doğruluğunun sonradan sorgulanabilir olmasını gerektirir; bu nedenle doğrulanamayan söylenti niteliğindeki bilgiler, yerinden araştırma yoluyla toplanmış olsa dahi, olgusal veri standardını karşılamayabilir.

Yerinden araştırmanın hukuki sınırı, aslında yukarıda anlatılan olgusal veri ilkesiyle aynı kaynaktan beslenir. Yöntem ne olursa olsun -kayıt taraması veya yerinde tespit- elde edilen bilginin somut, doğrulanabilir ve kanuni araştırma alanlarından biriyle bağlantılı olması gerekir. Bu nedenle yerinden araştırma, ayrı ve daha gevşek bir standarda tabi bir yöntem değildir; aynı hukuki süzgeçten geçer.

Kanunun "kişinin görevine yansıyacak hususlar" ve "denetime elverişli yöntemler" ifadeleri, bu yöntemin sınırlarını çizen iki anahtar kavramdır. İlk ifade, araştırmanın kişinin göreviyle ilgisiz her konuyu değil, yalnızca göreve yansıyacak hususları kapsadığını gösterir. İkinci ifade ise, toplanan bilginin sonradan sorgulanabilir, kaynağı belli ve doğrulanabilir olması gerektiğini vurgular. Bu iki şart birlikte okunduğunda, yerinden araştırmanın keyfi bir uygulamaya dönüşmesinin önüne geçilmiş olur.


Kanunun ana araştırma konusu kişinin kendisidir. Yakınlara ilişkin bir bilginin kişi aleyhine kullanılabilmesi için, kişinin kendi eylemi, irtibatı veya göreve uygunluğuyla somut bir bağlantı kurulması gerekir; başkasının fiili otomatik biçimde adaya yüklenemez.

Uygulamada aile bireylerine ait bazı kayıtların dosyada yer aldığı görülebilir. Ancak bu kayıtların bulunması ile bu kayıtların kişi hakkında olumsuz bir sonuç doğurması aynı şey değildir; aradaki bağlantının somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu konudaki genel çerçeve güvenlik soruşturmasında aileye bakılır mı ve akrabadan dolayı olumsuz sonuç doğar mı başlıklı içeriklerde ayrıca ele alınmaktadır.

Bu değerlendirmede, kişinin yakınının durumundan haberdar olup olmadığı, bu durumla herhangi bir organik bağının bulunup bulunmadığı ve kendi davranışlarıyla bu duruma bir katkısının olup olmadığı gibi unsurlar önem taşır. Yakının durumu ile kişinin kendisi arasında somut bir bağlantı kurulamıyorsa, yalnızca akrabalık ilişkisinin varlığı tek başına yeterli bir gerekçe oluşturmaz.

Bu konu, güvenlik soruşturması davalarında en sık karşılaşılan uyuşmazlık başlıklarından biridir; zira kişi kendi geçmişinde herhangi bir olumsuzluk taşımasa da, bir yakınının durumu nedeniyle olumsuz bir sonuçla karşılaşabilmektedir. Bu tür dosyalarda, yakının durumu ile kişinin göreve uygunluğu arasındaki bağlantının somut olarak ortaya konulup konulmadığı, işlemin hukuka uygunluğunu belirleyen temel sorudur.


Kısmen. Hukuka uygun biçimde elde edilen, kişiye ait ve kanuni araştırma alanlarından biriyle bağlantılı somut paylaşımlar değerlendirmeye konu olabilirken, kişinin özel iletişim veya tarama verileri bundan farklı bir hukuki rejime tabidir.

"Bütün internet geçmişi incelenir" ya da "hiçbir dijital veriye bakılamaz" şeklindeki iki uç ifade de doğru değildir. Açık paylaşımlar ile özel nitelikteki veriler arasındaki ayrımın ve bu konudaki güncel değerlendirme kriterlerinin ayrıntısı, sosyal medya paylaşımlarının güvenlik soruşturmasını etkileyip etkilemediği başlıklı içerikte ele alınmaktadır.

Bu alanda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, paylaşımın kime ait olduğunun ve ne zaman yapıldığının doğru tespit edilmesidir. Başka bir kullanıcıya ait bir içeriğin kişiye yanlışlıkla atfedilmesi veya çok eski bir paylaşımın güncelmiş gibi değerlendirilmesi, olgusal veri standardıyla bağdaşmayan bir yaklaşımdır.

Dijital veriler, teknolojinin gelişimiyle birlikte güvenlik soruşturması dosyalarında giderek daha sık karşılaşılan bir unsur hâline gelmektedir. Ancak bu artış, değerlendirme ölçütlerini değiştirmez; dijital bir verinin de tıpkı diğer veri türleri gibi somutluk, güncellik, kişiye aidiyet ve görevle bağlantı testlerinden geçmesi beklenir.


Hayır. Aşağıdaki veri türlerinin hiçbiri, tek başına ve otomatik biçimde bir araştırma kategorisi veya elenme nedeni oluşturmaz; ortak ölçüt şudur: hukuka uygun biçimde elde edilmiş ve kanuni araştırma alanlarından biriyle somut bağlantısı bulunan bir veri mevcutsa önem kazanabilir.

Veri TürüOtomatik ve Bağımsız Araştırma Kategorisi mi?Hangi Durumda Önem Kazanabilir?Detaylı Rehber
Telefon / HTS kayıtlarıHayırHukuka uygun elde edilmiş ve somut bir irtibat/iltisak iddiasıyla bağlantısı bulunan bir veri varsaTelefon kayıtları ve HTS incelemesi
Banka hesabı ve para hareketleriHayırHukuka uygun elde edilmiş ve kanuni araştırma alanlarından biriyle somut bağlantısı bulunan bir veri varsaBanka hesapları ve para hareketleri
Sosyal medyaHayırHukuka uygun elde edilmiş, kişiye ait ve görevle bağlantısı kurulabilen açık bir paylaşım varsaYukarıdaki başlıkta ele alınmıştır
SGK kaydı / çalışılan şirketHayırKayıtlı kurumun niteliği kanuni araştırma alanlarından biriyle somut biçimde ilişkiliyseSGK kaydı ve çalışılan şirket
Okul / dershane / yurt kaydıHayırKurumla ilgili, kanuni araştırma alanlarından biriyle somut ve güncel bir bağlantı varsaOkul, dershane veya yurt kaydı
HAGBHayırKararın niteliği ve konusu somut olayda kanuni araştırma alanıyla ilişkilendirilirseHAGB güvenlik soruşturmasına engel mi
Devam eden soruşturma veya davaHayırMasumiyet karinesi çerçevesinde ve kanuni araştırma alanıyla bağlantılı olarak değerlendirilirseDevam eden soruşturma veya ceza davası
Adli sicil kaydıKısmen (kanuni araştırma alanıdır ama tek başına yeterli değildir)Kaydın güncelliği ve görevle somut bağlantısı kurulursaAdli sicil kaydının etkisi

Bu tablodaki ortak mesaj şudur: hiçbir veri türüne rutin veya sınırsız biçimde erişilip bakılmaz; her veri, kendi başına ve bağlamından koparılarak değil, yukarıda anlatılan olgusal veri ölçütleri çerçevesinde ve hukuka uygun elde edilmiş olması şartıyla ayrıca değerlendirilir.

Bu tablonun bir diğer pratik faydası, kişinin kendi dosyasını değerlendirirken hangi verilerin gerçekten önem taşıyabileceğini, hangilerinin yalnızca gündemde olduğu için endişe kaynağı hâline geldiğini ayırt etmesine yardımcı olmasıdır. Örneğin bir banka hesabı hareketinin veya bir okul kaydının varlığı, tek başına kaygı duyulacak bir husus değildir; önemli olan, bu verinin kanuni araştırma alanlarından biriyle somut bir bağlantısının kurulup kurulamadığıdır.

Tabloda yer alan veri türlerinin ortak özelliği, hepsinin günlük hayatın sıradan bir parçası olmasıdır. Bir banka hesabına sahip olmak, bir okulda okumuş olmak veya bir telefon hattı kullanmak, kendi başına hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Bu veriler ancak 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde belirtilen araştırma alanlarından biriyle somut, güncel ve doğrulanabilir bir bağlantı kurulduğunda değerlendirme konusu olabilir.


Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması; talebin niteliğine ve ilgili yönetmelikte öngörülen görev dağılımına göre farklı birimler tarafından yürütülür. Arşiv araştırmaları genel olarak Emniyet Genel Müdürlüğü ve/veya mahallî mülki idare amirlikleri tarafından yerine getirilir. Güvenlik soruşturmalarının önemli bir bölümü de yine Emniyet Genel Müdürlüğü ve/veya mahallî mülki idare amirlikleri eliyle yürütülür. Yönetmelikte ayrıca sayılan belirli görev grupları bakımından ise talepler, Cumhurbaşkanlığı üzerinden Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına ve/veya Emniyet Genel Müdürlüğüne yaptırılır. Bu nedenle her güvenlik soruşturmasını MİT'in yürüttüğü varsayımı doğru değildir; MİT'in doğrudan devreye girdiği hâller, yönetmelikte özel olarak sayılan gruplarla sınırlıdır.

Görevlendirilen birim, kendi yetki alanına giren kayıtları ve verileri tarar; hiçbir birim, her aday hakkında sınırsız bir araştırma yapma yetkisine sahip değildir. İnceleme, güvenlik soruşturmasında nelere bakıldığını belirleyen 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddeleriyle sınırlı bir çalışmadır. Talebi ileten kurum, adayın kimlik bilgilerini ve görevin niteliğine ilişkin bilgileri ilgili birime iletir; birim bu talep çerçevesinde kendi arşivlerini ve yetkisi dahilindeki kayıtları inceler.

Elde edilen veriler, yorum eklenmeden, olgusal bilgi olarak talep eden kuruma bildirilir. Bu verilerin bir "karar" değil, bir "girdi" niteliği taşıdığı unutulmamalıdır. Değerlendirme Komisyonu bu verileri analiz ederek nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar; adayın atanıp atanmamasına ilişkin nihai işlemi ise bu değerlendirme doğrultusunda yetkili makam tesis eder.

Bu iş bölümünün pratik sonucu, sürecin birden fazla aşamadan oluşmasıdır: önce ilgili birim veriyi toplar ve iletir, ardından komisyon bu veriyi görevin niteliğiyle ilişkilendirerek bir görüş oluşturur, son olarak atamaya yetkili makam bu görüş doğrultusunda karar verir. Bu çok aşamalı yapı, tek bir kurumun veya kişinin sürecin tamamını tek başına belirlemediği anlamına gelir.

Bu aşamalı yapının bir diğer sonucu, sürecin belirli yasal süreler içinde tamamlanması gerekliliğidir. Arşiv araştırması 30 iş günü, güvenlik soruşturması ise 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilmelidir. Bu süreler, adayın belirsiz bir bekleyiş içinde kalmasını önlemeyi amaçlayan düzenlemelerdir; sürecin bu süreleri aşması hâlinde somut duruma göre ayrı bir değerlendirme gerekebilir.


Bir bilginin araştırma sırasında dosyada bulunması ile bu bilginin otomatik olarak olumsuz bir sonuca yol açması aynı şey değildir. Güvenlik soruşturmasında nelere bakılır sorusu ile hangi durumlarda olumsuz sonuç çıkacağı sorusu, birbiriyle ilişkili ama farklı iki sorudur.

Değerlendirmede; verinin kişiye aidiyeti, doğruluğu, güncelliği, görevin niteliğiyle bağlantısı, ağırlığı, sürekliliği ve kişinin bu duruma ilişkin kendi iradesinin bulunup bulunmadığı gibi unsurlar önem taşır. Örneğin uzun yıllar önce yaşanmış ve o tarihten bu yana tekrarlanmamış bir olgu ile güncel ve süregelen bir olgu, aynı ağırlıkta değerlendirilmez.

Bu unsurların birlikte değerlendirilmesi, tek bir kritere indirgenmiş basit bir formülle yapılamaz. Aynı türden bir olgu, farklı görevler için farklı ağırlıkta değerlendirilebilir; örneğin bir görev için önemsiz kalabilecek bir husus, başka bir görev için daha belirleyici olabilir. Bu nedenle "şu veri varsa kesin olumsuz sonuç çıkar" biçiminde genel bir kural verilmesi, hem hukuken hem de uygulama açısından isabetli değildir.

Bu değerlendirmenin somut dosyaya göre değişmesi, kişilerin kendi durumlarını genellemeler üzerinden yorumlamasının da isabetli olmadığını gösterir. Başka bir kişinin benzer görünen bir durumda olumsuz sonuç alması veya almaması, kendi dosyasının sonucunu doğrudan belirlemez; her dosya kendi somut verileriyle ayrıca değerlendirilir.


Uygulamada en sık karşılaşılan hata, güvenlik soruşturmasında nelere bakılır sorusunun cevabını, bir bilginin dosyada bulunmasının o bilginin atamaya kendiliğinden engel oluşturacağı biçiminde yorumlamaktır.

Bu yanılgı hem aday hem de bazen idare tarafından yapılabilir. Aday açısından bu yanılgı, gereksiz bir kaygıya veya sürecin başında pes etmeye yol açabilir. İdare açısından ise, bu yanılgı; olgusal veri standardını karşılamayan bir bilginin, gerekli değerlendirme yapılmadan doğrudan olumsuzluk nedeni sayılmasına neden olabilir. Her iki durumda da çözüm, verinin yukarıda anlatılan ölçütler çerçevesinde ayrı ayrı ve somut biçimde değerlendirilmesidir.

Bu hatanın bir diğer görünümü, dosyada birden fazla küçük ve önemsiz verinin bir araya getirilerek tek başına yeterli olmayan bir tablonun toplu hâlde belirleyici sayılmasıdır. Her bir verinin ayrı ayrı zayıf kaldığı durumlarda, bu verilerin toplamının otomatik olarak güçlü bir gerekçe oluşturacağı varsayımı da aynı şekilde temkinli değerlendirilmelidir; önemli olan, verilerin her birinin kendi içinde olgusal veri standardını karşılayıp karşılamadığıdır.

Bu hataların önüne geçmenin en pratik yolu, dosyadaki her bir veriyi tek tek ele alıp bu yazıda anlatılan ölçütlerle -somutluk, güncellik, kişiye aidiyet, görevle bağlantı, hukuka uygun elde edilme- karşılaştırmaktır. Bu sistematik yaklaşım, hem kişinin kendi durumunu daha gerçekçi değerlendirmesine hem de olası bir hukuki sürecin daha sağlam bir zeminde yürütülmesine katkı sağlar.


Bu konuda uygulamada sıkça karşılaşılan bazı yanlış kanaatler aşağıda özetlenmiştir.

"Ailemde sabıkalı biri varsa kesin elenirim." Bu doğru değildir; yakınına ait bir kaydın kişi aleyhine kullanılabilmesi için kişinin kendisiyle somut bir bağlantı kurulması gerekir.

"HAGB varsa memur olunamaz." Bu doğru değildir; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının niteliği ve somut olayla bağlantısı ayrıca değerlendirilir.

"Her istihbari kayıt kesin delildir." Bu doğru değildir; istihbari bir notun değerlendirmeye esas alınabilmesi için somut ve doğrulanabilir bir olguya dayanması gerekir.

"Bütün telefon ve internet geçmişi sınırsızca incelenir." Bu doğru değildir; inceleme, hukuka uygun elde edilen ve kanuni araştırma alanlarıyla bağlantılı verilerle sınırlıdır.

"Eski bir okul veya yurt kaydı tek başına iltisak demektir." Bu doğru değildir; bu tür bir kaydın somut ve güncel bir bağlantıyla desteklenmesi gerekir.

"Devam eden bir soruşturma kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi değerlendirilir." Bu doğru değildir; kesinleşmemiş bir sürecin masumiyet karinesi çerçevesinde ele alınması gerekir.

"İdare hangi veriye dayandığını hiçbir şekilde açıklamak zorunda değildir." Bu doğru değildir; işlemin dayandığı olgusal verinin denetime elverişli biçimde ortaya konulması, hukuka uygunluk denetiminin bir parçasıdır.


Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının olumsuz değerlendirilmesi hâlinde, kişiye tebliğ edilen şey soruşturmanın ham sonucu değil, bu değerlendirmeye dayanan atamama, göreve başlatmama, ilişik kesme gibi icrai idari işlemdir. Somut işlemin niteliğine göre, bu işleme karşı idari yargı yolu ayrıca değerlendirilebilir.

Bu yazı, olumsuz sonuç sonrasındaki dava sürecinin ayrıntılarını ele alan bir rehber değildir; bu konudaki kapsamlı bilgi güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanırsa ne yapılmalı başlıklı içerikte yer almaktadır. Bu yazının odağı, sürecin hangi verilere dayanabileceği ve bu verilerin hukuken hangi sınırlar içinde kaldığıdır.

Bu iki konunun -araştırmanın kapsamı ve olumsuz sonuç sonrası izlenecek yol- birbirinden ayrı ele alınması, her ikisinin de kendi derinliğinde ve doğru bağlamında anlaşılmasını sağlar. Kişinin öncelikle bu sayfada anlatılan çerçeveyi kullanarak kendi dosyasındaki verilerin hangi kategoriye girdiğini ve olgusal veri standardını karşılayıp karşılamadığını değerlendirmesi, sonraki adımların da daha sağlıklı planlanmasına katkı sağlar.

Güvenlik soruşturmasında nelere bakılır sorusunun cevabı, ilk bakışta karmaşık görünse de, temelde belirli ve sayılı veri gruplarına dayanan, denetime açık bir yapıdır. Bu yapının doğru anlaşılması, hem sürecin başında gereksiz kaygıların önüne geçer hem de olası bir olumsuzlukla karşılaşıldığında hangi noktaların sorgulanması gerektiğini netleştirir.


Hakkınızda hangi incelemenin yapıldığını -yalnızca arşiv araştırması mı, yoksa buna ek üç kategoriyi de kapsayan güvenlik soruşturması mı- öncelikle netleştirin. Bir bilginin dosyada bulunmasını, o bilginin size otomatik olarak engel teşkil edeceği şeklinde yorumlamayın; her veri, somutluk, güncellik, kişiye aidiyet ve görevle bağlantı ölçütleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Aile bireylerine, sosyal medyaya, telefon veya banka kayıtlarına ilişkin bir husus gündeme geldiğinde, bunun 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde belirtilen araştırma alanlarından biriyle somut bir bağlantısının kurulup kurulmadığını sorun.


Bu içerik; Mil Hukuk & Danışmanlık Bürosu'nun fiilen yürüttüğü dava dosyaları, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ve Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut olay değerlendirmesi için hukuki destek alınması önerilir.

Son Güncelleme: 04.07.2026 

Yazar: Av. Emre Asan 

Hukuki İnceleme: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

Adli sicil kaydı, devam eden veya sonuçlanmış bir soruşturma, kamu görevinden çıkarılma, tahdit ya da terör/suç örgütleriyle irtibat ve iltisak iddiası gibi hususlar değerlendirmeye konu olabilir. Ancak bu verilerin hiçbiri tek başına ve otomatik olarak olumsuzluk nedeni oluşturmaz; her biri somutluk, güncellik, kişiye aidiyet ve görevle bağlantı açısından ayrıca değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda verinin ağırlığı ve sürekliliği de dikkate alınır.

Kanunun ana araştırma konusu kişinin kendisidir; yakınlara ilişkin standart ve otomatik bir araştırma kategorisi yoktur. Bir yakının durumunun kişi aleyhine kullanılabilmesi için, kişinin kendi eylemi, irtibatı veya bilgisiyle somut bir bağlantı kurulması gerekir. Yalnızca akrabalık ilişkisinin varlığı, tek başına yeterli bir hukuki gerekçe oluşturmaz; bu konu ayrı içeriklerde daha kapsamlı ele alınmaktadır.

Kısmen. Hukuka uygun biçimde elde edilen, kişiye ait ve kanuni araştırma alanıyla bağlantılı açık paylaşımlar değerlendirmeye konu olabilirken, kişinin özel iletişim veya tarama verileri farklı bir hukuki rejime tabidir. Tüm internet geçmişinin sınırsızca incelendiği veya hiçbir dijital veriye bakılamayacağı şeklindeki iki uç iddia da doğru değildir; sonuç somut olaya göre değişir.

Her güvenlik soruşturmasını MİT yürütmez; arşiv araştırmaları ve güvenlik soruşturmalarının önemli bir bölümü Emniyet Genel Müdürlüğü ve/veya mahallî mülki idare amirlikleri eliyle yapılır. Yönetmelikte ayrıca sayılan belirli gruplar için talepler Cumhurbaşkanlığı üzerinden MİT'e ve/veya EGM'ye yaptırılır. Hangi birim görevlendirilirse görevlendirilsin, inceleme 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde belirtilen araştırma alanlarıyla sınırlıdır ve elde edilen veriler yorum eklenmeden iletilir.

Arşiv araştırması; adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerince aranıp aranmadığı, hakkında tahdit olup olmadığı, kesinleşmiş yargı kararları ile devam eden veya sonuçlanmış soruşturmalar ve kamu görevinden çıkarılma durumu olmak üzere beş veri grubuyla sınırlıdır. Bu inceleme, güvenlik soruşturmasından farklı olarak yerinden araştırma içermez ve büyük ölçüde mevcut kayıtların taranmasıyla yürütülür.

Evet, adli sicil kaydı hem arşiv araştırmasının hem de güvenlik soruşturmasının kapsamına giren bir husustur. Ancak kaydın varlığı tek başına yeterli değildir; kaydın güncelliği, niteliği, suçun ağırlığı ve görevle bağlantısı ayrıca değerlendirilir. Bu konudaki ayrıntılı değerlendirme kriterleri ayrı bir içerikte ele alınmaktadır.

Evet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları dosyada yer alabilir. Ancak bu kararın bir mahkûmiyet niteliği taşımadığı ve somut olayla bağlantısının, suçun niteliği ile görevin gerektirdiği koşullar birlikte gözetilerek ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. HAGB kararının tek başına otomatik bir olumsuzluk nedeni sayılması doğru değildir.

Evet, devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin olgular kanunda sayılan veri gruplarından biridir. Ancak kesinleşmemiş bir sürecin masumiyet karinesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir; kesinleşmemiş bir iddianın doğrudan kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi ele alınması, olgusal veri standardıyla bağdaşmaz. Sürecin hangi aşamada olduğu da bu değerlendirmede ayrıca dikkate alınır.

Hukuka uygun biçimde elde edilen, kişiye ait ve kanuni araştırma alanıyla bağlantılı açık paylaşımlar değerlendirmeye konu olabilir. Ancak bu, sınırsız bir sosyal medya taramasıyla karıştırılmamalıdır; paylaşımın gerçekten kişiye ait olup olmadığı ve güncelliği de ayrıca değerlendirilir. Detaylı kriterler ayrı bir içerikte ele alınmaktadır.

Banka hesapları veya para hareketleri bağımsız ve otomatik bir araştırma kategorisi değildir. Hukuka uygun biçimde elde edilmiş bir banka veya para hareketi verisi, kanuni araştırma alanlarından biriyle somut bağlantısı bulunduğunda değerlendirmede önem kazanabilir. Sıradan mali hareketlerin tek başına bir olumsuzluk nedeni sayılması veya bu tür kayıtların rutin biçimde incelendiği izlenimi, olgusal veri standardıyla bağdaşmaz.

Telefon kayıtları veya HTS verileri bağımsız ve otomatik bir araştırma kategorisi oluşturmaz. Hukuka uygun biçimde elde edilmiş telefon veya HTS verileri, somut bir irtibat veya iltisak iddiasıyla bağlantısı bulunduğunda değerlendirmeye konu olabilir. Sıradan bir iletişimin, herhangi bir somut bağlantı kurulmadan olumsuzluk nedeni sayılması veya bu kayıtlara rutin ya da sınırsız biçimde erişildiği izlenimi, hukuka uygun bir yaklaşım değildir.

Okul, dershane veya yurt kaydı tek başına bir olumsuzluk nedeni değildir. Bu tür bir kaydın, kanuni araştırma alanlarından biriyle somut ve güncel bir bağlantısı kurulduğunda dikkate alınması söz konusu olabilir. Yalnızca bir kurumda bulunmuş olmak, kendi başına bir iltisak göstergesi sayılmaz.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.