Boşanma Davasında Kusur ve Hukuki Destek

Boşanma Davasında Kusur

Boşanma Davasında Kusur

Mil Hukuk, Boşanma Davalarında Kusur Analizi Ve Hukuki Danışmanlıkta Uzmanlaşmıştır. Detaylı Bilgi Ve Profesyonel Destek İçin Bizimle İletişime Geçebilirsiniz!

Boşanma Davasında Kusur

Boşanma Davasında Kusur 

Boşanma davası çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır. Boşanma avukatınızın açacağı boşanma davası, ister özel boşanma sebepleri dediğimiz; zina sebebiyle boşanma, hayata kast sebebiyle boşanma, pek kötü davranış onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma, terk sebebiyle boşanma, akıl hastalığı sebebiyle boşanma davaları olsun ister evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davası olsun bunların hepsi çekişmeli boşanma davası türleridir.

Dava türlerinde mahkeme kusur araştırması yapmak zorundadır. Anlaşmalı boşanma davasında ise kusur araştırması yapılmasına gerek yoktur. Çekişmeli boşanma davasında mal paylaşımı davası birlikte açılabileceği gibi ayrı da açılabilir. Çekişmeli boşanma davasında mahkeme sosyal inceleme raporu ve sosyo ekonomik durum araştırması yapacaktır. Aşağıda boşanma davsında kusurlara ilişkin başlık başlık yargıtay kararları incelenecektir. 

Erkeğin Ağır Kusurlu Davranışları Nelerdir?

Ağır kusurlar kanunda yer almamış olup yargı kararları gereği kusurların ağırlığı ortaya çıkartılmıştır. Ağır kusur her somut boşanma davasının durumuna göre tespit edilmelidir. Ancak şu davranışların ağır kusur olduğu kabul edilebilir; Zina yani aldatma, hayata kast, kasten yaralama, hakaret, fiziksel şiddet, pek kötü muamele, onur kırıcı davranışlar.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadının istinaf başvuru nedenleri dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince kadına vakıa olarak yüklenen kusurun, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın, boşanmaya neden olan olaylarda belirlenen erkeğin kasten yaralama ve hakaret fiillerinin ağır, kadının hafif kusurlu olduğuna ilişkin kusur tespitinin, ortak çocuğun, anne bakım ve sevgisine muhtaç olması, velâyet hakkının anneye verilmesinin, ortak çocuğun yararına olacağı dikkate alındığında velâyet hakkının anneye verilmesinin, kadın lehine tedbir nafakasının ve miktarının, ortak çocuk için takdir edilen iştirak nafakası miktarının, kadın lehine takdir edilen maddî ve manevî tazminat ve miktarlarının, erkek tarafından boşanma nedeni ile talep edilen manevî tazminat talebinin reddinin, boşanmaya neden olan olaylarda talep eden erkeğin ağır kusurlu olması, talep eden erkek yönünden yasal şartlarının oluşmaması da dikkate alındığında, toplanan tam delillere usul ve yasa uygun olduğu, kadın tarafından usulüne uygun olarak yoksulluk nafakası, erkek tarafından boşanma nedeni ile maddî tazminat talep edilmediği, İlk Derece Mahkemesince taraflarca usulüne uygun olarak talep konusu edilmeyen, kadın yönü ile yoksulluk nafakası, erkek yönü ile maddî tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkeğin maddî tazminat talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının her iki davanın kabulüyle ilgili hüküm fıkrasında tarafların açık kimlik bilgilerine yer verilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle yeniden esas hakkında hüküm kurularak her iki davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası ile erkeğin maddî tazminat talebi olmadığından bu konularda olumlu-olumsuz hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilerek erkeğin reddedilen maddî tazminat yönünden, kadının yoksulluk nafakasının reddi kararlar yönünden istinaf taleplerinin kabulüne, tarafların sair istinaf taleplerinin ise 6100 Sayılı Kanun'un 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1). alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davalının kusurlu tutum ve davranışları nedeniyle geçimsizlik bulunduğu, davalının evlilik birliğinin kendisine yüklemiş olduğu sorumluluğu yerine getirmediği, eşi ve çocuklarına maddî - manevî olarak yardım etmediği, davalının davacıya ekonomik, psikolojik, sözel ve fiziksel şiddet uyguladığı, küfür, tehdit ve hakaretlerde bulunduğu, bu şekilde davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ağır kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166.  maddesi gereğince boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin davacı anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden nafaka ve tazminat talepleri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

BUNU DA BİL; Boşanma davasında telefon kayıtları ve mesajlar delil olur mu, nasıl ispat edilir? Hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıdaki videomuzu da izlemenizi tavsiye ederiz.

Kusurlu Eş Nafaka Alabilir mi?

Kanunda eşlerin nafaka alma şartları açık bir şekilde düzenlenmiştir. Buna göre nafaka alma şartlarını maddeleriyle sıralayalım,

  1. Nafaka alacaklısı kusursuz olmalıdır.
  2. Nafaka alacaklısı kusurlu olsa dahi kusuru nafaka yükümlüsünden daha hafif olmalıdır. 
  3. Nafaka alacaklısı kusurlu olsa dahi nafaka yükümlüsünün kusuru ile eşit olmalıdır.

Yukarıda yer verdiğimiz şartlardan birisi mevcut olsa dahi nafaka alacaklısının yoksulluk nafakası alma şartı gerçekleşmiş olacaktır. 

Unutmayın nafaka yükümlüsü olan kişinin kusuru aranmaz. Yani her iki tarafın da kusuru yoksa dahi nafaka vermek zorunda kalınabilir.

Duygusal Şiddet Kusurlu Davranıştır

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-karşı davalı erkeğin nikahtan bir gün sonra 07.10.2020 tarihinde göz ameliyatı olduğu, erkeğin bu sırada kadından kendisine refakat etmesini istediği, ancak kadının refakat etmediği, sonrasında kontrol için gidildiğinde de yine kendisine eşlik etmediği, erkeğin ameliyatı sonrası kadının kendisine banyo yaptırmasını istediği, ancak kadının kendisine "köle miyim" diyerek olumsuz cevap verdiği, ameliyat sonrası erkek ile ilgilenmediği, kadının evlendikten birkaç gün sonra erkeğe başkalarının yanında harcamalarına dikkat etmediğini, harcamalarını kendisinin yapacağını söyleyerek maaş kartlarını istediği, yine oturulan ortak konut dışında başka bir konutun ortak tapu kaydı ile erkek tarafından alınmasını istediği, yetki içeren vekâletname istediği, erkeğin maaş kartlarını ve vekâletname vermediği, bu durumun taraflar arasında tartışmaya sebep olduğu, kadının mutfaktan bıçak alıp erkeğin üzerine yürüdüğü, orada bulunan arkadaşının engellediği, erkeğin evden kaçtığı, bir süre sonra kadının çocuklarının erkek evde yokken kadını alıp ortak konuttan götürdükleri, bu esnada kadının yanına görünür eşya almadığı, bir süre dinlenip döneceğini de söylediği, kadının çocuklarının erkeğin komşularına bu durumun bedeli olur şeklinde sözler söylediği, kadının daha sonra ortak konuta dönmediği, davacı-karşı davalı erkeğin nikahın üzerinden bir ay geçmeden iş bu davayı açtığı anlaşılmakla; kadının maaş kartını talep etmekle ve ekonomik fayda elde etmeye çalışmakla, bu konuda tartışma çıkartarak, neticesinde birlikte yaşamaktan kaçınarak ekonomik şiddet uygulamakla, hasta eşin ameliyatı, tedavisi ve bakımı ile ilgilenmemekle ilgisiz davranmakla maddî olmayan boyutlu yardım yükümlülüğünü ihlal etmekle, yaşadığı ülke dışında öz ailesinden uzakta ve yaşlı olan erkeğin güçsüz ve savunmasız kaldığı dönemde, kadının davacı üzerinde aşiretten olduğunu beyan ve ima etmekle, eline bıçak alıp davacı üzerine yürümeye çalışmakla ve yanında hazır bulunan çocuklarının sözleri ve bakışları ile korkutmak suretiyle duygusal şiddet uygulamakla ve ortak konutu terk edip gitmekle dava evlilik birliğinin sonra ermesinde tam kusurlu olduğu, kadının dinlenen tanığının beyanlarının bir kısmının davacı tanık beyanları ile örtüştüğü görülmüşse de genel itibariyle çelişkili, tutarsız ve olayların akışına uygun olmadığı, anlatılan olayların tarafların zaman akışı ile örtüşmediği, davalı-karşı davacı kadının dava dilekçesinde dahi yer almayan hususlarda davacının yaşı ve durumu ile örtüşmeyen diğer tanık beyanları ile teyit edilmeyen, hatta çelişen iddiaların yer aldığı, bu itibarla yanlı olduğu anlaşılan beyanlara itibar edilmediği, davalı-karşı davacı kadının erkeğin hakaret tehdit ve fiziki şiddettine maruz kaldığını, erkeğin kadını evden attığı, evin anahtarını değiştirip eşyalarını almasına fırsat vermediği şeklindeki iddialarının ispatlayamadığı, davacı-karşı davalı erkeğin kusurunun olmadığı, davalı-karşı davacı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olduğu, davacı karşı davalı erkeğin yanılmasının söz konusu olmadığı, evliliğin iradi olduğu gerekçesi ile davacı-karşı davalı erkeğin evliliğin iptali talebinin reddine, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüyle tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile tarafların boşanmalarına, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma ile mevcut ve beklenen menfaatlerinin zarara uğradığı, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğradığı gerekçesi ile kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminatın davalı-karşı davacı kadından alınarak davacı-karşı davalı erkeğe verilmesine, davalı-karşı davacı kadının kısa süren evliliğinde, kendisinin evden ayrıldığı, evli kaldığı süre zarfında da evliliğin kendi maddî durum ve koşullarına olumlu etkisi görülmediği, davalı-karşı davacı kadının kısa süren evliliğinden sonra da eski yaşantısına dönmekle yoksullaşmadığı, düzenli, sürekli ve geçimine yeterli bir gelir ve destek sağladığı gerekçesi ile davalı-karşı davacı kadının tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, davalı karşı davacının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ağır kusurlu bulunduğundan tazminat taleplerinin reddine, davalı-karşı davacı kadının ortak konuttan kendi rızası ile ayrıldığı, iadesi istenen ziynetlerin takıldığına ve elinden alındığına dair tanık beyanı bulunmadığı, davalı-karşı davacının da bu talebine ilişkin başkaca delil getirmediği ve talebini ispatlayamadığı gerekçesi ile davalı-karşı davacı kadının ziynet eşyalarına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin ailesinin evliliğe müdahale ettiği, erkeğin de ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, erkeğin ailesinin ortak konutta taraflar ile makul süreyi aşar şekilde uzun süreli kaldığı, ortak konutta erkeğin ailesinin birden fazla kişiyle kalmasını gerektirecek makul bir nedeni olmaması ve kadının aile bireylerini istemediğini dile getirmesine rağmen aile bireylerinin ortak konutta yaşamaya devam ettikleri, taraflar arasındaki asıl sorunun bu olduğu ve erkeğin de bu durumu desteklemek suretiyle kadına duygusal şiddet uyguladığı, kadının ise, erkeğe ve ailesine karşı aşağılayıcı sözlerde bulunduğu, erkeğe ve ailesine aşağılayıcı ifadeler içeren mesajlar attığı, erkeğin kardeşine şiddet uyguladığı, kadının ortak konutu terk etmesi ile erkeğin kadını ortak konuttan kovmasına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, böylelikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu yönünde yapılan değerlendirme ile asıl ve karşı davanın kabulüyle 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun anne bakım ve şefkatine muhtaç oluşu, tarafların ayrı kaldıkları süre boyunca çocuğun anne yanında olması ve ihtiyaçlarının anne tarafından karşılanması ile sosyal inceleme raporundaki tespitler doğrultusunda ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir, 800,00 TL iştirak nafakası ile kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir nafakası takdirine, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle kadın yararına 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

Sosyal Şiddet Kusurlu Davranıştır

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, evlilik birliğinin ortak hayatın devamı taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşine hakaret eden kadının az, eşinin çalışmasına izin vermeyen, birlikte sosyal ortamlarda vakit geçirmeyip sosyal şiddet uygulayan, eve geç gelip eşine ve çocuklarına zaman ayırmayan erkeğin ağır kusurlu olduğu, kadın lehine tazminatlara ve nafakalara hükmedilmesinin yasal koşullarının bulunduğu, ortak çocuğun fiili ayrılık döneminde anne yanında bulunması ve uzman raporundaki görüş dikkate alındığında velâyetinin anneye verilmesinin üstün yararına olduğu gerekçesi ile, her iki davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk Mertcan'ın velâyetinin anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında kararda belirtilen zamanlarda kişisel ilişki kurulmasına, çocuk yararına aylık 650,00 TL tedbir ve 750,00 TL iştirak nafakası ile kadın yararına aylık 650,00 TL tedbir ve 700,00 TL yoksulluk nafakasının ve 50.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminatın karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte erkekten alınarak kadına verilmesine, erkeğin velâyet ve manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin ortak konuta haciz gelmesine sebep olduğu, kadının çalışmasına izin vermediği, kadının komşulardan ve ailesinden borç almak zorunda kaldığı, erkeğin bu şekilde eve bakmamak suretiyle ekonomik şiddet uyguladığı, hakaret ederek duygusal şiddet uyguladığı, sürekli alkol alarak ve bekar erkek arkadaşlarını eve davet ederek sosyal şiddet uyguladığı, kadının ise, ailesine sağlıklı olmayan yemekler yapmak ve tüketmelerine sebep olmak suretiyle sosyal şiddet uyguladığı, yatağını ayırmak suretiyle cinsel şiddet uyguladığı ve markete aşırı borçlanarak ekonomik şiddet uyguladığı, tarafların kusurlarının kıyaslanmasında erkeğin ağır, kadının az kusuru olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadın yararına 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, ortak çocuk ...'nın velâyetinin babaya bırakılmasına ve ... lehine hükmedilen tedbir nafakasının 05.10.2020 tarihi itibariyle kaldırılmasına, ortak çocuk Hazar ... olduğundan velâyete ilişkin karar verilmesine yer olmadığına ve Hazar yararına tedbir nafakasının 19.06.2020 tarihi itibariyle kaldırılmasına, erkeğin iştirak nafakası talebi ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-davacı erkeğin, davacı-davalı kadına ve müşterek çocuklara fiziksel şiddet uyguladığı, "or..pu, kahpe" diyerek hakaret etmek ve ailesi ve komşularıyla görüşmesini kısıtlamak suretiyle psikolojik ve sosyal şiddet uyguladığı, takıntı derecesinde kıskançlığının olduğu, davacı-davalı kadının bu baskılar sebebiyle intihar girişiminde bulunduğu, davalı-davacının hastaneye ziyarete dahi gelmediği, evdeki eşyaların bir kısmını sattığı, düzenli çalışmadığı görgüye dayalı tanık beyanlarıyla sabit olduğu, olayların akışı karşısında tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve davalı-davacının tam kusurlu olduğu, davacı-davalı kadının dava açmakta haklı olduğu, tarafların evliliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede sarsıldığı anlaşıldığından davacı-davalı kadının davasının kabulüne karar verildiği, birleşen Antalya 9. Aile Mahkemesi'nin 2019/54 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ise; her ne kadar davalı-davacı erkeğin iddia ettiği vakıaları ispat edemediği, davacı-davalı kadın hakkında düzenlenen adli tıp raporunda da aktif psikopatoloji saptanmadığı, davacı-davalı kadına herhangi bir kusur atfedilemediği, bu nedenle birleşen davada boşanma, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, velâyet yönünden yapılan değerlendirmede ise; mahkememizce düzenlenen sosyal inceleme raporunda davalı-davacı babanın müşterek çocukları davacı-davalı anneden haber alma aracı olarak gördüğü ve ebeveynler arası çatışmanın stresini çocuklar üzerinden devam ettirdiği bu nedenle ebeveynlik becerilerinin tutarsız ve verimsizleştiği, davacı-davalı annenin velâyet sorumluluğunu alabilecek yeterlilikte olduğu, müşterek çocukların fiziksel aynı zamanda duygusal ihtiyaçlarına yeterli düzeyde cevap verebildiği, müşterek çocukların da davacı-davalı anneye karşı yakın duygusal bağ geliştirdikleri ve annelerinin yanında mutlu ve güvende hissettikleri hususları birlikte değerlendirildiğinde çocukların isteği ve ... yararı gözetilerek velâyetlerinin davacı-davalı anneye verilmesine karar verildiği gerekçesi ile kadının davasının kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi uyarınca boşanmalarına, erkeğin birleşen boşanma davasının reddine, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine hükmedilmiş, ara karar ile de çocuklar ve davacı davalı kadın yararına aylık 600,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiştir.

Ekonomik Şiddet Kusurlu Davranıştır

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-karşı davalı erkeğin nikahtan bir gün sonra 07.10.2020 tarihinde göz ameliyatı olduğu, erkeğin bu sırada kadından kendisine refakat etmesini istediği, ancak kadının refakat etmediği, sonrasında kontrol için gidildiğinde de yine kendisine eşlik etmediği, erkeğin ameliyatı sonrası kadının kendisine banyo yaptırmasını istediği, ancak kadının kendisine "köle miyim" diyerek olumsuz cevap verdiği, ameliyat sonrası erkek ile ilgilenmediği, kadının evlendikten birkaç gün sonra erkeğe başkalarının yanında harcamalarına dikkat etmediğini, harcamalarını kendisinin yapacağını söyleyerek maaş kartlarını istediği, yine oturulan ortak konut dışında başka bir konutun ortak tapu kaydı ile erkek tarafından alınmasını istediği, yetki içeren vekâletname istediği, erkeğin maaş kartlarını ve vekâletname vermediği, bu durumun taraflar arasında tartışmaya sebep olduğu, kadının mutfaktan bıçak alıp erkeğin üzerine yürüdüğü, orada bulunan arkadaşının engellediği, erkeğin evden kaçtığı, bir süre sonra kadının çocuklarının erkek evde yokken kadını alıp ortak konuttan götürdükleri, bu esnada kadının yanına görünür eşya almadığı, bir süre dinlenip döneceğini de söylediği, kadının çocuklarının erkeğin komşularına bu durumun bedeli olur şeklinde sözler söylediği, kadının daha sonra ortak konuta dönmediği, davacı-karşı davalı erkeğin nikahın üzerinden bir ay geçmeden iş bu davayı açtığı anlaşılmakla; kadının maaş kartını talep etmekle ve ekonomik fayda elde etmeye çalışmakla, bu konuda tartışma çıkartarak, neticesinde birlikte yaşamaktan kaçınarak ekonomik şiddet uygulamakla, hasta eşin ameliyatı, tedavisi ve bakımı ile ilgilenmemekle ilgisiz davranmakla maddî olmayan boyutlu yardım yükümlülüğünü ihlal etmekle, yaşadığı ülke dışında öz ailesinden uzakta ve yaşlı olan erkeğin güçsüz ve savunmasız kaldığı dönemde, kadının davacı üzerinde aşiretten olduğunu beyan ve ima etmekle, eline bıçak alıp davacı üzerine yürümeye çalışmakla ve yanında hazır bulunan çocuklarının sözleri ve bakışları ile korkutmak suretiyle duygusal şiddet uygulamakla ve ortak konutu terk edip gitmekle dava evlilik birliğinin sonra ermesinde tam kusurlu olduğu, kadının dinlenen tanığının beyanlarının bir kısmının davacı tanık beyanları ile örtüştüğü görülmüşse de genel itibariyle çelişkili, tutarsız ve olayların akışına uygun olmadığı, anlatılan olayların tarafların zaman akışı ile örtüşmediği, davalı-karşı davacı kadının dava dilekçesinde dahi yer almayan hususlarda davacının yaşı ve durumu ile örtüşmeyen diğer tanık beyanları ile teyit edilmeyen, hatta çelişen iddiaların yer aldığı, bu itibarla yanlı olduğu anlaşılan beyanlara itibar edilmediği, davalı-karşı davacı kadının erkeğin hakaret tehdit ve fiziki şiddettine maruz kaldığını, erkeğin kadını evden attığı, evin anahtarını değiştirip eşyalarını almasına fırsat vermediği şeklindeki iddialarının ispatlayamadığı, davacı-karşı davalı erkeğin kusurunun olmadığı, davalı-karşı davacı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olduğu, davacı karşı davalı erkeğin yanılmasının söz konusu olmadığı, evliliğin iradi olduğu gerekçesi ile davacı-karşı davalı erkeğin evliliğin iptali talebinin reddine, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüyle tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile tarafların boşanmalarına, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma ile mevcut ve beklenen menfaatlerinin zarara uğradığı, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğradığı gerekçesi ile kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminatın davalı-karşı davacı kadından alınarak davacı-karşı davalı erkeğe verilmesine, davalı-karşı davacı kadının kısa süren evliliğinde, kendisinin evden ayrıldığı, evli kaldığı süre zarfında da evliliğin kendi maddî durum ve koşullarına olumlu etkisi görülmediği, davalı-karşı davacı kadının kısa süren evliliğinden sonra da eski yaşantısına dönmekle yoksullaşmadığı, düzenli, sürekli ve geçimine yeterli bir gelir ve destek sağladığı gerekçesi ile davalı-karşı davacı kadının tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, davalı karşı davacının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ağır kusurlu bulunduğundan tazminat taleplerinin reddine, davalı-karşı davacı kadının ortak konuttan kendi rızası ile ayrıldığı, iadesi istenen ziynetlerin takıldığına ve elinden alındığına dair tanık beyanı bulunmadığı, davalı-karşı davacının da bu talebine ilişkin başkaca delil getirmediği ve talebini ispatlayamadığı gerekçesi ile davalı-karşı davacı kadının ziynet eşyalarına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

 

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin kadını darp ettiği, fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı, evi ve çocukları ile ilgilenmediği, evliliğin sorumluluklarını yerine getirmediği, sen bu eve getirmiyorsun, seni sevmiyorum artık, a..koyduğumun çocuğu diyerek davacıya hakaret ettiği, erkeğin evden ayrılmakta haklı olmadığı, tarafların uzun süredir ayrı yaşadığı, erkeğin düzenli bir işte çalışmayıp kadını ailesinden para almaya zorlayarak ekonomik şiddet uyguladığı belirterek boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, çocuğun yaşı, ihtiyaçları ve sosyal inceleme raporu dikkate alınarak tarafların ortak çocuğunun velâyetinin belirlendiği, çocuğun ihtiyaçları, tarafların ekonomik durumu, velâyet kendisine verilmeyen tarafın ödeme gücü ile hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak iştirak nafakasının belirlendiği, tarafların ekonomik sosyal durumu, kusur durumu ve kadının boşanmakla yoksulluğa düşüp düşmeyeceği değerlendirilerek nafaka ve maddî ve manevî tazminat ödenmesine hükmedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 400,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 250,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 15.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının eşinin tedavisi ile ilgilenmediği, eşine ve eşinin kız kardeşine hakaret ettiği, eşinin ailesini ortak konutta istemediği, erkeğin ise eşinin bilgisi dışında arabayı devrettiği, kardeşine para verdiği, böylece evliliği birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulüyle 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, baba ile ortak çocuklar arasında şahsi ilişki tesisine, ortak çocuklardan İrem yararına 300,00 TL tedbir, 750 TL iştirak nafakası, Eren yararına 300,00 TL tedbir, 500,00 TL iştirak nafakası takdirine, kadın yararına dava tarihinden itibaren hükmedilen 350,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle 600,00 TL'ye yükseltilmesine, kadının yasal koşulları oluşmayan yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğin kadını zorla tarım işinde çalıştırdığı, kazandığı parayı alıp kadının ihtiyaçlarını karşılamadığı, kadını rencide edecek şekilde kadınlığına söz söylediği, hakaret ettiği, ortak yaşamın davalının hakareti neticesinde sona erdiği, tarafların evlendikten sonra bir süre ...'da oturduklarını daha sonra erkeğin iradesi ile ve iş gerekçesi ile ortak konutun Tarsus'a taşındığı, ortak konutun Tarsus'a taşınmasının erkeğin keyfi hareketi nedeniyle olmadığı, bu hususta erkeğe kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı ancak diğer kusurlu hareketler karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle kadın yararına aylık 200,00 TL tedbir, 400,00 TL yoksulluk nafakası ile 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin, kadına sözel şiddet uyguladığı, birlikte oldukları son zamanlarda düzenli bir işte çalışmadığı ve evin geçimine yeterli katkıyı sağlamadığı, kadını borçlandırdığı ve ekonomik şiddet uyguladığı, G. isimli kadın ile güven sarsıcı davranışlarının olduğu, kadının ise erkeğe sözel şiddet uyguladığı, evi ile yeterince ilgilenmediği ve bu konuda eksiklik gösterdiği, günün geç ve erken saatlerinde makul sebebi açıklanmayan sık telefon görüşmeleri yapmak suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, tarafların dilekçelerinde iddia ettiği diğer vakıaların ispatlanamadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu, erkeğe ait zina olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle kadının asıl davadaki zina hukuki nedenine dayanan boşanma talebinin reddine, asıl ve karşı davanın 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetinin babaya verilmesine, anne ile çocuklar arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocukların dava tarihinden itibaren babalarının yanında kalmaları nedeniyle çocuklar için takdir edilen tedbir nafakasının başlangıçtan itibaren ortadan kaldırılmasına, kadın lehine hükmedilen 400,00 TL tedbir nafakasının boşanma hükmü kesinleşinceye kadar erkekten alınarak kadına ödenmesine, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, yasal koşulları oluştuğu gerekçesiyle kadın lehine 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, erkeğin tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

Cinsel Şiddet Kusurlu Davranıştır

İlk Derece Mahkemesi'nin 27.06.2019 tarih ve 2016/658 Esas, 2019/481 Karar sayılı kararı ile; erkeğin kadınla cinsel ilişkiyi girdikten sonra masanın üzerine para bıraktığı, ters ilişkiye girmeye zorladığı, ortak konutta haftada iki üç kere içki masası kurduğu ve kadını beraber oturmaya zorladığı, alkol aldıktan sonra kendisini kaybettiği ve kadına kötü davrandığı, kadını evde çıplak gezmeye zorladığı ve "sen ancak bu kadar edersin, seni bunlara satayım da babanla abin gelsin kurtarsın" diyerek hakaret ettiği, her ne kadar tanık Gökhan'ın anlatımından erkeğin kadına cinsel ve psikolojik şiddet uyguladıktan sonra tarafların arasını düzeltmek için uğraştığını tarafların üç dört ... daha beraber yaşamaya devam ettikleri anlaşılsa da tanık Ertuğrul ve Gökhan beyanlarında kadının, erkeğin yaptıklarını hoşgörü ile karşılamadığı, beraber yaşamalarının kayıtsız şartsız bir af niteliği taşımadığının anlaşıldığı, yine erkeğin kadın ile beraber yaşadığı üç dört aylık süreçte de eşini evde çıplak gezmeye zorladığı ve "sen ancak bu kadar edersin, seni bunlara satayım da babanla abin gelsin kurtarsın" dediği, tarafların boşanma davası açılmadan önceki görüşmelerinde kadının erkeğe daha önce şans verdiğini fakat aynı davranışların devam etmesi sebebiyle ayrılmaya karar verdiğini belirttiği, her ne kadar erkek kadının başka erkeklerle kısa mesaj, sesli mesaj ve internet yoluyla mesajlaştığı ve bu suretle eşine sadakatsizlik yaptığı, ... sarsıcı davranışlarda bulunduğunu iddia etse her iki taraf tanık beyanlarından son yaşanılan olaydan sonra erkeğin özür dilediği, boşanmak istemediğini belirttiği, erkeğin affı gösterir fiili tutum ve davranışlar içine girdiği, erkek kadına yönelik sürekli cinsel ve duygusal şiddette bulunarak kusurlu olduğundan evlilik birliğinin sarsılmış olduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, velayetlerin anneye verilmesine, babayla çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 350,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 450,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 15.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin ortak konuta haciz gelmesine sebep olduğu, kadının çalışmasına izin vermediği, kadının komşulardan ve ailesinden borç almak zorunda kaldığı, erkeğin bu şekilde eve bakmamak suretiyle ekonomik şiddet uyguladığı, hakaret ederek duygusal şiddet uyguladığı, sürekli alkol alarak ve bekar erkek arkadaşlarını eve davet ederek sosyal şiddet uyguladığı, kadının ise, ailesine sağlıklı olmayan yemekler yapmak ve tüketmelerine sebep olmak suretiyle sosyal şiddet uyguladığı, yatağını ayırmak suretiyle cinsel şiddet uyguladığı ve markete aşırı borçlanarak ekonomik şiddet uyguladığı, tarafların kusurlarının kıyaslanmasında erkeğin ağır, kadının az kusuru olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadın yararına 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, ortak çocuk ...'nın velayetini babaya bırakılmasına ve ... lehine hükmedilen tedbir nafakasının 05.10.2020 tarihi itibariyle kaldırılmasına, ortak çocuk Hazar ... olduğundan velayete ilişkin karar verilmesine yer olmadığına ve Hazar yararına tedbir nafakasının 19.06.2020 tarihi itibariyle kaldırılmasına, erkeğin iştirak nafakası talebi ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi, davacı erkeğin eşine hakaret ettiğini, eşinin sesini porno sitesindeki kadının sesine benzettiğini ve evinin tapusunu babasına devredip mal kaçırmaya çalıştığını; davalı kadının da eşine hakaret ettiğini belirterek erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmetmiştir. Hükme karşı davacı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesince eşine hakaret eden, eşinin sesini porno sitesindeki kadının sesine benzeterek onu suçlayan ve evinin tapusunu babasına devredip mal kaçırmaya çalışan erkek ile eşine hakaret ve beddua eden ve yatakları ayırarak cinsel şiddet uygulayan kadının eşit kusurlu olduğuna hükmedilmiş; erkeğin kusur belirlemesine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Hükme karşı davacı erkek tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmamakla, bölge adliye mahkemesinin erkeğe yüklediği kusurlu davranışlar kesinleşmiştir. Her ne kadar bölge adliye mahkemesi tarafından davalı kadına “Yatakları ayırarak eşine cinsel şiddet uyguladığı” kusuru yüklenmişse de, bu husus tanık beyanları ile ispatlanamamıştır. Tarafların bu vakıaya yönelik beyanlarından, erkeğin eşinin sesini porno sitesindeki kadının sesine benzeterek onu suçlaması üzerine yaşanan tartışma neticesinde yatakların ayrıldığı anlaşılmış olup, kadının davranışı eşinin kusurlu davranışına karşı gösterilen tepki niteliğindedir. Bu itibarla, davalı kadına “Yatakları ayırarak eşine cinsel şiddet uyguladığı” vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru bulunmamıştır. Tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kabul edilen ve gerçekleşen kusur durumlarına göre, eşine hakaret eden, eşinin sesini porno sitesindeki kadının sesine benzeterek onu suçlayan ve evinin tapusunu babasına devredip mal kaçırmaya çalışan erkek; eşine hakaret ve beddua eden kadına nazaran ağır kusurludur. Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.

Toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın cinsel ilişkiyi gerçekleştiremediği doğal olmayan yollardan kızlığını bozarak eşine cinsel şiddet uyguladığı, eşini babaevine bıraktığı ve yargılama sırasında bir başka kadınla evlilik dışı ilişkiye girdiği, davalı-davacı kadının ise eşine hakaret ettiği ve bedduada bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kocanın daha fazla kusurlu bulunduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir.

Fiziksel Şiddet Kusurlu Davranıştır

İlk Derece Mahkemesi'nin 09.11.2017 tarihli ve 2016/30 Esas, 2017/793 Karar sayılı kararıyla; tanık anlatımları ve Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/179 Esas ve 2016/624 Karar sayılı dava dosyasındaki beyanlara göre kadın eşin zina yaptığı, buna karşılık erkeğin ise eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, bir keresinde kadının burnunu kırdığı, bağımsız konut temin etmediği, aile konutunun elektrik, su ve doğal gazını kapattırmak suretiyle kusurlu davranışlar sergilediği, hâl böyle olunca asıl davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 161. maddesi uyarınca, birleşen davanın 4721 Sayılı Kanun`un166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin davalı-davacı anneye verilmesine, her bir çocuk yararına ayrı ayrı 250,00 TL tedbir-iştirak nafakası ödenmesine, davalı-davacı kadının düzenli ve sabit bir geliri olduğundan tedbir ve yoksulluk nafaka taleplerinin, boşanmaya sebep olan olaylarda eşlerin eşit kusurlu olmaları gerekçesiyle de tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Boşanma davasındaki tanık anlatımı ve diğer delillerden anlaşıldığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda kocasına ağır hakaretlerde bulunan davalı-karşılık davacı kadın da kusurlu olup, eşini döven hakaret ederek evden kovan davacı-karşılık davalı kocanın kusuru daha ağırdır. Somut olayda davacı kocanın boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları gerçekleşmiştir.

Zina Kusurlu Davranıştır

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin, kadına sözel şiddet uyguladığı, birlikte oldukları son zamanlarda düzenli bir işte çalışmadığı ve evin geçimine yeterli katkıyı sağlamadığı, kadını borçlandırdığı ve ekonomik şiddet uyguladığı, G. isimli kadın ile güven sarsıcı davranışlarının olduğu, kadının ise erkeğe sözel şiddet uyguladığı, evi ile yeterince ilgilenmediği ve bu konuda eksiklik gösterdiği, günün geç ve erken saatlerinde makul sebebi açıklanmayan sık telefon görüşmeleri yapmak suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, tarafların dilekçelerinde iddia ettiği diğer vakıaların ispatlanamadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu, erkeğe ait zina olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle kadının asıl davadaki zina hukuki nedenine dayanan boşanma talebinin reddine, asıl ve karşı davanın 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetinin babaya verilmesine, anne ile çocuklar arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocukların dava tarihinden itibaren babalarının yanında kalmaları nedeniyle çocuklar için takdir edilen tedbir nafakasının başlangıçtan itibaren ortadan kaldırılmasına, kadın lehine hükmedilen 400,00 TL tedbir nafakasının boşanma hükmü kesinleşinceye kadar erkekten alınarak kadına ödenmesine, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, yasal koşulları oluştuğu gerekçesiyle kadın lehine 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, erkeğin tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanlarına göre erkeğin kadına hakaret ettiği, şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, iş yerinde çalışan biri ile ilişkisi olduğuna dair söylentiler çıktığı, bu söylentilere rağmen bu bayanla gece geç saatlere kadar işyerinde durduğu, bayanı evine bıraktığı, söylentiler üzerine davacı davalı kadının işyerine gitmesi sonrasında erkeğin şiddet uyguladığının anlaşıldığı, bu nedenle erkeğin güven sarsıcı davranışları ve birlik görevlerini yerine getirmemesi, hakaret ve şiddet uygulaması nedeniyle boşanmaya neden olaylarda tam kusurlu kabul edildiği, kadına yüklenecek bir kusur bulunmadığı, kadın tarafından zina sebebiyle boşanma davası açılmış ise de dinlenen tanık beyanlarından dava dilekçesinde iddia edilen erkeğin A. K. isimli bayanla gayri resmi bir birlikteliğinin ispat edilemediği, ancak erkeğin işyerinde çalışan bu bayanla işveren -işçi ilişkisinin dışında samimi bir ilişki içerisinde olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğu, bu durumun güvensarsıcı davranış oluşturduğu, erkeğin tarafların ayrı yaşadıkları dönemde başka bir bayanla ilişkisi olduğunun ve bu bayandan evlilik dışı bir çocuğunun dünyaya geldiğinin tanık beyanları, nüfus kayıtları ve kadın vekilinin beyanları ile sabit olduğu ancak bu iddianın dava dilekçesinde ileri sürülmediği, sonradan bu hususta ayrı bir dava da açılmadığı gerekçesi ile kadının zina iddiasını ispat edemediği kanaatine varılarak davacı davalı kadının zina nedeniyle boşanma talebinin reddine, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, haysiyetsiz hayat sürme nedenine dayalı boşanma talebinin de ispat edilemediğinden reddine, 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrasına göre kadının davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, erkeğin karşı davasının reddine, ortak çocukları ...'in dava sırasında reşit olması nedeniyle velâyet ve iştirak nafakası hususunda karar verilmesine yer olmadığına, erkeğin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak kadın yararına aylık 3.000,00 TL tedbir nafakası ile kusur durumu ve boşanmayla yoksulluğa düşeceği kanaatine varılarak kadın yararına aylık 4.000,00 TL yoksulluk nafakasına, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak kadının tazminat taleplerinin kısmen kabulüyle 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğin M.A. isimli kişiyle zina yaptığı iddia edilmiş ise de tanıkların beyanlarının görgüye dayalı olmayan soyut beyanlar olması sebebiyle zinanın ispatlanamadığı, davalı erkeğin eylemlerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı ve güven sarsıcı davranış olduğunun sabit olduğu ve evliliğin davalı erkeğin tam kusuruyla çekilmez hale geldiğini, dosyaya sunulan ses kayıtlarının ve mesaj içeriklerinin hukuka aykırı olmalarından dolayı karara esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, ortak çocuk ile baba arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk için aylık 1.000,00 TL tedbir ve 2.000,00 TL iştirak nafakasına, kadın lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve 1.500,00 TL yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının erkeği aldattığı ve hakaret ettiğinin sabit olduğu, erkeğin de önceki eşi ile birlikte kaldığının sabit görülmesiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak zina eyleminde bulunduğu, hakaret ettiği ve şiddet uyguladığının sabit görüldüğü, evlilik birliğinde gelinen noktaya tarafların eşit kusurlu davranışları ile ulaşıldığı fiilen biten evliliğin devamına imkan kalmadığı, tarafların tazminat taleplerinin eşit kusurlu bulunmaları nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, kadının yoksulluk nafakası talebinin başka bir şahısla evliymiş gibi yaşaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerketiği, ortak çocuğun velayetinin annesiyle yaşıyor olması ve yaşı, sosyal inceleme raporu da gözetilerek davacı anneye verilmesi, ortak çocuk yararına kararın kesinleşmesinden itibaren aylık 300,00 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsili ile velâyeten davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kadının davasının kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddesi uyarınca boşanmalarına, erkeğin davasının kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, tarafların tazminat taleplerinin reddine, kadının yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, çocuk için aylık 300,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, ara karar ile kadın yararına aylık 200,00 TL tedbir, çocuk için aylık 200,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiştir.

Güven Sarsıcı Davranmak Kusurdur

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 2.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2006/200 Esas-2006/485 Karar sayılı dosyasına konu şiddet vakıasından sonra tarafların beraber yaşadıkları ve bu olayı affettikleri, ... 12.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/725 Esas ve 2014/277 Karar sayılı ilamına konu karşılıklı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği bu dosyada suç tarihinin 24.12.2013 olup ilk boşanma davasının açıldığı 05.12.2013 tarihinden sonra olduğu, erkek tarafından açılan ... 2.Aile Mahkemesi'nin 2013/1350 Esas- 2015/508 Karar sayılı sayılı boşanma davasında verilen redde ilişkin hükmün 11.06.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 17.07.2018 tarihinde açıldığı, davanın üç yıllık fiili ayrılık süresi dolduktan sonra açıldığı ve tarafların fiili olarak bir araya gelip ortak hayatı yeniden kurmadıkları sabit olmakla asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk kararın kesinleşmediği gerekçesi ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, erkeğin açtığı o davada erkeğin güven sarsıcı davranışta bulunduğu gerekçesi ile tam kusurlu olduğundan bahisle davanın reddedilmiş ve kesinleşmiş olduğu, bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda güven sarsıcı davranışta bulunan erkeğin ağır, hakaret eden kadının az kusurlu olduğu, koşulları oluştuğu için kadın yararına maddî ve manevî tazminata karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gibi miktarların da makul olduğu, kadının emekli olduğu, düzenli gelirinin bulunduğu, adına kayıtlı üç evinin bulunduğu anlaşıldığından ilk derece Mahkemesince kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu, erkeğin istinaf talebinin kabulü nedeniyle dava kabul edildiğinden kaldırma kararı gereğince kadının vekâlet ücretine yönelik istinaf talebinin konusunun kalmadığı, gerekçesi ile ... erkeğin kabul edilen kadının davası ve fer'îlerine yönelik istinaf talebi ile davalı- davacı kadının maddî- manevî tazminatın miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası talebine yönelik istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine, erkeğin kusur tespiti, reddedilen kendi davasına yönelik istinaf talebi ile kadının kusur tespitine yönelik istinaf talebinin kabulüyle hükmün tümüyle kaldırılmasına, her iki davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin sonuncu ve birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına 50.000,00 TL maddî ve 40.000,00 TL manevî tazminata, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, asıl davada erkek yararına, karşı davada kadın yararına ayrı ayrı maktu vekâlet ücretine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı erkeğin, başka kadınlarla görüşerek güven sarsıcı davranışlar sergilediği, gazino gibi yerlere gittiği, taraflar arasında gerçekleşen son olayda davacı kadına şiddet uyguladığı ve ceza yargılamasında ceza aldığı, davacı kadını atfı kabil kusuru ispatlanamadığı, davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüyle 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadının çalışmıyor olması nedeni ile kadın lehine aylık 400,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakalarına, 40.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21.12.2021 tarih ve 2019/1551 Esas, 2021/2047 Karar sayılı kararı ile erkeğin arkadaşlık sitelerine üye olması nedeni ile güven sarsıcı davranışta bulunduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu, ziynet alacağı davası yönünden ise kadının ziynet eşyalarının varlığını, vasıflarını ve yanına hiç bir kişisel eşyasını almadan evden çıkmak zorunda kaldığını, ziynet eşyalarının evde kaldığını ispatlamak zorunda olduğu, kadının beyanlarından kadının olay günü evden ayrılma hazırlığı yaptığı ve ziynetlere ulaşımının mevcut olduğu, tanıkların duyum üzerine beyanda bulunduğu, kadının yemin deliline de dayanmadığı, bu nedenlerle ispatlanamayan ziynet alacağı davasının reddi gerektiği gerekçesi ile davacı kadının davanın reddine, tedbir ve iştirak nafakalarının miktarına, manevî tazminatın miktarına yönelik istinaf talebinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi'nin kararının ilgili bentlerinin kaldırılmasına, yerine davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166.  maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık 400,00TL tedbir ve 500,00TL iştirak nafakalarına, kadın yararına 20.000,00TL manevî tazminata, kadının tedbir ve yoksulluk nafakası ile ziynet alacağı davasına yönelik istinaf taleplerinin reddine, erkeğin ziynet alacağı davasına yönelik istinaf talebinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi'nin ilgili bentlerinin kaldırılmasına ve kadının ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin 27.09.2018 tarihli ve 2017/434 Esas, 2018/832 Karar sayılı kararıyla; tarafların evlendikten sonra davalı davacı erkeğin ailesi ile birlikte dublex olan evin üst katında yaşamaya başladıkları, bu haliyle bağımsız evleri olmadığı anlaşılmış, davalı davacı erkeğin ayrı ev açmaması, alınan beyanlar kapsamında 17.03.2017 tarihinde kadının rızası olmaksızın zorla İzmit'e götürmesi yine çalıştığı işyerlerinde huzursuzluğa neden olarak kadının işten çıkmasına neden olması nedeniyle kusurlu olduğu, davacı davalı kadının ise... ile sürekli görüşmesi, mesajlaşması, her yaptığı iş konusunda bilgi vermesi, mesajlarını, telefonunu gizlemeye çalışması dikkate alındığında kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu bu nedenle kusurlu olduğu anlaşılmış, bu haliyle tarafların evlilik birliğinin kadının az kusurlu, erkeğin ağır kusurlu davranışları nedeniyle temelinden sarsıldığı gerekçesi ile her iki tarafın da davasının kabulüne, müşterek çocuğunu velâyetinin anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına, çocuk için aylık 400,00TL tedbir ve iştirak nafakalarına hükmedilmesine, kadın çalışmakta ise de aylık gelirinin asgari ücretin altında olduğu anlaşılmakla yoksulluğa düşeceği kanaatine varılarak kadın yararına aylık 300,00TL tedbir ve yoksulluk nafakalarına hükmedilmesine, tarafların ekonomik sosyal durumları ve hakkaniyet gözetilerek kadın yararına 15.000,00TL maddî tazminata, kusur durumu ile çalışmasına izin verilmemesi ve kaçırılma eyleminin kişilik haklarına zarar vermesi nedeni ile kadın yararına 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı, güven sarsıcı davranışta bulunduğu,kadının ise erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı belirterek boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına nispeten ağır kusurlu olduğu, çocuğun yaşı, ihtiyaçları ve sosyal inceleme raporu dikkate alınarak tarafların ortak çocuğunun velayetinin belirlendiği, çocuğun ihtiyaçları, tarafların ekonomik durumu, velayet kendisine verilmeyen tarafın ödeme gücü ile hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak iştirak nafakasının belirlendiği, tarafların ekonomik sosyal durumu, kusur durumu ve kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği değerlendirilerek nafaka ve maddî ve manevİ tazminat ödenmesine hükmedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, baba ile yatılı olmayacak şekilde ve refakatçi eşliğinde kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık 300,00 TL tedbir ve 400,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakasına, kadın yararına 13.000,00 TL maddî ve 12.000,00 TL manevİ tazminata ve kadının yoksulluk nafakasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin kadına sürekli şiddet uyguladığı, kadına ve ailesine hakaret ve küfür ettiği, kadını tehdit ettiği, iş yerindeki bir bayan ile birliktelik yaşayarak güven sarsıcı davranışta bulunduğu, erkeğin kadının önceki evliliğinden olan çocuğuna şiddet uyguladığı, kadının oturduğu evin aboneliklerini iptal ettirdiği, erkeğin, kadının gırtlağına bıçak dayadığı, kadından imza alıp adına şirket açtığı, bu şirket nedeniyle kadına halen haciz geldiği, kadının da erkeğe hakaret ettiği hususlarının dosya kapsamından ispatlandığı, böylelikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin ağır kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadının 2018 yılında otele tatile gittiği, erkeğin iş nedeniyle otelden ayrıldığı, o dönemde kadının bir gece otelde kalan başka bir erkeğin arabasına bindiğinin görüldüğü, kadın ve yanındaki erkeğin sarhoş olduğu, kadının sabaha karşı otele geldiği, kadının birlikte çıktığı adamın o gece otele gelmediği, sabaha karşı kadının otele tek başına geldiği hususlarının dosyada sabit olduğu ancak birleşen davanın sadece zina nedenine dayalı olarak açıldığı, zina nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için cinsel ilişkinin yaşandığının ispat edilmesinin gerektiği, birleşen dosya açısından kadının tatile gittikleri dönemde başka bir erkeğin arabasına binerek gece dışarıda olduğunun ispatlandığı ancak geceyi dışarıda nerede geçirdiği, arabasına bindiği kişi ile otel dışında başka bir yerde kalıp kalmadıklarının bilinmediği, kadının sadece geceyi dışarda geçirmesinin zinaya sebep sayılamayacağı gerekçesiyle erkeğin birleşen davasının reddine, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk yararına aylık 700,00 TL tedbir ve iştirak nafakası, kadın lehine 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası takdirine, yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle kadın yararına 25.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Eşin Dedikodusunu Yapmak Kusurdur

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı kadının aşırı kıskanç olduğu, erkeği akrabalarından dahi kıskandığı, aile içinde dedikodu yaparak aile bireylerinin arasını açtığı, büyü, muska işleri ile uğraştığı davacı erkeğin ise başka kadınlarla konuşarak kadına karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, kadına bir kağıt vererek "Bu bizim mutluluğumuz için" dediği bu hali ile erkeğin de muska işi ile uğraştığı, boşanmaya yol açan olaylarda davacı erkeğin ağır, davalı kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166.maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk lehine aylık 500,00 TL tedbir ve aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, kadın lehine aylık 750,00 TL tedbir nafakasına, kadının usulüne uygun olarak yoksulluk nafakası ile tazminat talepleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin19/03/2021 tarihli ve 2018/280Esas 2021/465 Karar sayılı kararıyla; davalı kadının eve yabancı erkekleri aldığı, telefonla uygunsuz görüşmeler yaptığı, hakkında dedikodular çıktığı, tarafların oturmuş oldukları müşterek evin apartman yönetimi tarafından hukuki yollara müracaat edileceği yönünde tutanak tutulduğu, davalı kadının davacı erkeği aldattığı ... sarsıcı hareketlerde bulunduğu, davacı erkeğin ise davalıdan habersiz evi boşalttığı, eve geri dönmesini istemediği, davalı ile yeterince ilgilenmediği gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda davalı kadının ağır kusurlu olduğu, davacı erkeğin kusurunun az olduğu, bu haliyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, taraflardan evlilik birliğini sürdürmelerinin beklenemeyeceği, davacı erkeğin boşanma davası açmakta haklı olduğu, evliliğin devamında gerek eşler gerekse kamu düzeni açısından korunması gerekli bir menfaat kalmadığı gerekçesiyle; tarafların 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, davacı erkeğin en azından diğerinin maddi desteğini yitireceği, boşanmaya sebebiyet veren olayların davacı erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davacı erkek yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata karar verilmiş, boşanma davası açılmakla ayrı yaşama hakkı elde eden yeterli bir geliri bulunmayan davalı kadın yararına tedbir nafakasına hükmolunmuş, davalı kadının ağır kusurlu olması yasal şartların bulunmaması dikkate alınarak davalının yoksulluk nafakası ile maddi/ manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davalı- karşı davacı erkeğin sık sık evi terk ettiği, en son oğlu ile yaşadığı tartışma nedeni ile evden ayrıldığı, evin ihtiyaçlarının davalı tarafça karşılanmadığı, başka bir kadın ile birlikte yaşadığı yönünde çevrede dedikoduya sebep olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylara tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, boşanmakla yoksulluğa düşen kadın yararına yoksulluk nafakası koşulları oluştuğu gerekçesiyle; kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına, asıl davanın kabulüyle tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi gereğince boşanmalarına, davacı-karşı davalı kadın yararına aylık 1.500,00 TL yoksulluk nafakasına, 40.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.

1