İletişim Bilgileri

Güvenlik Soruşturmasında SGK Kaydı ve Çalışılan Şirket Etkiler mi?

Güvenlik Soruşturmasında SGK Kaydı ve Çalışılan Şirket Etkiler mi?
  • Yayın Tarihi: 09.06.2026
  • Değiştirme Tarihi: 23.08.2026
  • Yazar:
1. SGK Kaydı ve Çalışılan Şirket Güvenlik Soruşturmasını Nasıl Etkiler? 2. SGK Kaydı Güvenlik Soruşturmasında Çıkar mı? 3. Çalışılan Şirket Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 4. FETÖ/PDY ile İltisaklı Olduğu İddia Edilen Şirkette Çalışmak Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 5. Sadece SGK Kaydı Olması Güvenlik Soruşturmasını Olumsuz Yapar mı? 6. Kısa Süreli SGK Kaydı Güvenlik Soruşturmasında Sorun Olur mu? 7. Habersiz SGK Girişi Güvenlik Soruşturmasını Etkiler mi? 8. Çıraklık, Geçici İş veya Yardımcı Personel Olarak Çalışmak Nasıl Değerlendirilir? 9. İşverenin Bağlantısı Çalışana Otomatik Yüklenir mi? 10. Şirket Sonradan Kapatılmışsa veya Hakkında Soruşturma Açılmışsa Ne Olur? 11. Maaş Hesabı ve SGK Kaydı Birlikte Nasıl Değerlendirilir? 12. SGK Kaydı ile Adli Sicil Kaydı Aynı Şey midir? 13. SGK Kaydı Bir Ceza Soruşturmasına Konu Olmuşsa Ne Olur? 14. HAGB, KYOK veya Beraat Kararı Varsa SGK Kaydı Nasıl Değerlendirilir? 15. SGK Kaydı ve Çalışılan Şirket Bilgisi Kişisel Veri Sayılır mı? 16. 7315 Sayılı Kanun SGK Kaydı ve Çalışılan Şirket Hakkında Ne Anlama Gelir? 17. Arşiv Araştırmasında SGK Kaydı Nasıl Değerlendirilir? 18. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Nedir, SGK Kaydı Bu Kapsamda Nerede Durur? 19. Güvenlik Soruşturması SGK Kaydı Nedeniyle Hangi Durumlarda Olumsuz Çıkar? 20. SGK Güvenlik Soruşturması Ne Kadar Sürer? 21. Özel Güvenlik ve Gizlilik Dereceli Birimlerde SGK Kaydı Nasıl Değerlendirilir? 22. Değerlendirme Komisyonu SGK Kaydını Nasıl Değerlendirmelidir? 23. Kolluk Kuvvetleri ve İstihbarat Bilgisi SGK Kaydıyla Birlikte Kullanılabilir mi? 24. SGK Kaydı Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Gelirse Ne Yapılmalı? 25. Hangi Dava Açılır? 26. Dava Açma Süresi Kaç Gündür? 27. Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi? 28. SGK Kaydı Nedeniyle Açılan Davada Hangi Belgeler Kullanılmalıdır? 29. İdarenin Muhtemel Savunmaları Nelerdir? 30. Uygulamada Yanlış Bilinenler 31. Uygulamada En Sık Yapılan Hata 32. Mahkeme SGK Kaydı Nedeniyle Açılan Davada Neye Bakar? 33. SGK Kaydına İlişkin Emsal Karar: Ankara 5. İdare Mahkemesi 34. Anayasa Mahkemesi Kararları SGK Kaydı Değerlendirmesinde Neden Önemlidir? 35. Sonuç . Sıkça Sorulan Sorular

SGK kaydı ve çalışılan şirket, 7315 sayılı Kanunda bağımsız ve sınırsız bir araştırma kategorisi olarak düzenlenmemiştir. Salt sigortalılık kaydının bulunması otomatik ret, elenme veya memuriyet engeli doğurmaz. Hukuka uygun biçimde dosyaya giren çalışma geçmişi verisi, ancak Kanunun 4 veya 5. maddesindeki bir veri alanıyla somut bağlantısı kurulduğunda ağırlık kazanır.

Kısaca

  • Kanuni çerçeve: SGK kaydı ve çalışılan şirket, 7315 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddelerinde bağımsız bir araştırma kategorisi olarak sayılmamıştır.
  • Otomatik sonuç yok: Salt SGK kaydının bulunması otomatik ret, elenme veya memuriyet engeli değildir.
  • Ne zaman anlam kazanır: Hukuka uygun biçimde dosyaya girmiş bir çalışma geçmişi verisi, kanuni veri alanlarından biriyle somut bağlantısı kurulduğunda değerlendirmede ağırlık taşıyabilir.
  • FETÖ/PDY iddiası: FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu ileri sürülen bir şirkette çalışmış olmak her olayda aynı sonucu doğurmaz; çalışma tarihi, görev, süre ve kişinin kendi durumu ayrıca incelenir.
  • Kısa süreli ve habersiz kayıt: Kısa süreli, habersiz veya işveren kaynaklı kayıtların anlamı somut olayda belirlenir; süre tek başına ne lehe ne aleyhe kesin sonuç üretir.
  • Pozisyon: Kişinin şirketin karar mekanizmalarından uzaklığı önemli bir unsurdur; fiilî görev her dosyada ayrıca incelenir.
  • İşverenin durumu: İşverenin veya şirket sahibinin bağlantısı, salt iş ilişkisi nedeniyle çalışana yüklenemez.
  • Dava yolu: Özel bir düzenleme bulunmadıkça iptal davası açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gündür.

Güvenlik soruşturmasında SGK kaydı ve çalışılan şirket etkiler mi sorusunun kısa cevabı şudur: etkileyebilir, ancak kaydın kendisi otomatik bir olumsuzluk üretmez. 7315 sayılı Kanun, sigortalılık kaydını veya işyeri geçmişini müstakil bir araştırma alanı olarak saymaz; bu veriler dosyada ancak Kanunun tanıdığı bir veri alanıyla ilişkilendirilebildikleri ölçüde hukukî ağırlık kazanır.

Bu ayrım pratikte belirleyicidir. Bir hizmet dökümünün kamu kurumlarının kayıtlarında yer alması ile o dökümün bağımsız bir soruşturma kategorisi olması aynı şey değildir. Kanunun 6. maddesi uyarınca yetkili araştırma birimleri gerekli bilgileri kamu kurum ve kuruluşlarından talep edebilir; dolayısıyla "SGK verisine hiçbir koşulda bakılamaz" demek de doğru olmaz. Doğru formül şudur: SGK kaydı bağımsız araştırma kategorisi değildir, fakat hukuka uygun biçimde dosyaya girmiş bir çalışma geçmişi verisi, Kanundaki bir araştırma alanıyla somut bağlantısı varsa değerlendirmede anlam kazanabilir.

Asıl mesele "kaydım çıkar mı?" sorusu değildir. İdarenin, dayandığı kaydın hangi döneme, hangi şirkete, hangi görev tanımına, hangi süreye ve hangi somut güvenlik riski iddiasına karşılık geldiğini ortaya koyup koymadığıdır. Bu sorular yanıtlanmadan kurulan bir sonuç, sebep unsuru yönünden eksik kalır.

Bu yazı yalnızca SGK kaydı ve çalışılan şirket alt başlığına odaklanmaktadır; sürecin bütününe ilişkin çerçeve için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması başlıklı ana rehber incelenebilir. Diğer veri türleri burada yalnızca konu gerektirdiği ölçüde anılmaktadır.


SGK hizmet dökümü, kişinin hangi işyerlerinde, hangi tarihlerde ve ne süreyle sigortalı çalıştığını gösteren teknik bir kayıttır. Bu kaydın bir dosyada gündeme gelmesi mümkündür; ancak gündeme gelmesi ile olumsuz sonuca dayanak yapılması birbirinden ayrı iki durumdur.

Çalışmış olmak, hayatın olağan akışının parçasıdır ve hemen her kişinin geçmişinde farklı işyerlerine ait kayıtlar bulunur. Bu kayıtların varlığından hareketle bir güvenlik riski çıkarılamaz; risk iddiası, kaydın dışındaki verilerle kurulmak zorundadır.

Kaydın aidiyeti de ayrı bir başlıktır. Bir hizmet dökümündeki bilginin gerçekten kişiye ait olup olmadığı ve fiilî bir çalışmayı yansıtıp yansıtmadığı, dosyada ayrıca incelenmesi gereken bir olgudur. Uygulamada, kişinin fiilen bulunmadığı işyerlerine ilişkin bildirimlere de rastlanabilmektedir.

Ayrıca hizmet dökümü, işyerinin ticaret unvanını ve sigortalılık dönemini gösterir; kişinin o işyerinde hangi işi yaptığını, hangi birimde bulunduğunu veya karar süreçlerine katılıp katılmadığını göstermez. Bu bilgiler ancak iş sözleşmesi, görev tanımı, bordro ve tanık beyanı gibi ek belgelerle ortaya konulabilir. Dolayısıyla salt dökümden hareketle kurulan bir değerlendirme, teknik olarak da eksik veriye dayanmış olur.


Şirketin niteliği ile çalışanın kişisel durumu farklı düzlemlerdir. Bir şirket hakkındaki iddia, orada çalışmış herkese kendiliğinden yansıtılamaz; aleyhe sonuç çıkarılacaksa, iddianın adayın kendi durumuyla nasıl bağlantılandırıldığı bireyselleştirilmelidir.

Değerlendirmede şirketin faaliyet alanı ve hukukî durumu kadar, kişinin oradaki görev tanımı, fiilî pozisyonu ve çalışma süresi de rol oynar. Çalışmanın dönemi ayrıca önem taşır: bir şirkete ilişkin iddialar belirli bir zaman dilimine ilişkinse, o dönemde orada bulunmamış bir kişiye aynı iddianın yöneltilmesi tutarlı olmaz.

Bu nedenle çalışılan şirketin etkisi, şirketin adına değil, o şirketle kişi arasındaki ilişkinin somut içeriğine bağlıdır. Bu içerik ortaya konulmadan kurulan bir sonuç, kişisel sorumluluk ve ölçülülük yönünden tartışmaya açık kalır.

Şirketle ilgili iddianın kaynağı da ayrıca önem taşır. Bir şirket hakkında kanun hükmünde kararnameyle kapatma işlemi bulunması, hakkında adlî bir soruşturma yürütülmüş olması veya yalnızca idarî bir listede anılması birbirinden farklı ağırlıktaki olgulardır. Dosyada hangi olgunun bulunduğu, adayla kurulacak bağlantının hangi düzeyde somutlaştırılması gerektiğini de etkiler.


FETÖ şirketinde çalışmak memuriyete engel mi sorusunun kısa cevabı şudur: salt geçmişte böyle bir şirkette sigortalı görünmek, otomatik bir memuriyet engeli değildir. Bununla birlikte bu, her dosyada aynı sonucun çıkacağı anlamına da gelmez.

Burada iki hukukî düzlemin karıştırılmaması gerekir. Kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyetinin bulunmaması, kişinin ceza hukuku anlamında suçlu ilan edilemeyeceği bakımından belirleyicidir. Buna karşılık 7315 sayılı Kanunun 5. maddesindeki idarî "irtibat ve iltisak" değerlendirmesi, ceza hukukundaki örgüt üyeliğiyle birebir özdeş değildir ve her durumda önceden kesinleşmiş bir mahkûmiyet şartına bağlanmamıştır. Bu nedenle "kesinleşmiş mahkeme kararı olmadıkça idarî değerlendirme yapılamaz" biçiminde bir kural kurmak doğru olmadığı gibi, salt işyeri veya SGK kaydından hareketle irtibat ve iltisak sonucuna varmak da mümkün değildir.

Belirleyici olan, kişinin kendi durumunun kişiselleştirilmesidir: çalışma dönemi, süre, pozisyon ve fiilî görev, şirketin ilgili tarihteki hukukî durumu, dosyadaki başka olgular ve başvurulan görevin niteliği birlikte ele alınmalıdır. Bir işyerinde ücret karşılığı çalışmak çoğu zaman geçim amacına dayanır; bu olağan olgudan bireysel bir bağlantı türetmek, ek ve doğrulanabilir verilere ihtiyaç gösterir.

Bireyselleştirmenin dosyada neye karşılık geldiği de somutlaştırılabilir. Aleyhe değerlendirmede idarenin, kişinin şirketteki fiilî konumuna, karar süreçlerine katılımına, çalışma döneminin iddia edilen faaliyet dönemiyle örtüşmesine veya kendisine ait başka olgusal verilere dayanması beklenir. Aday tarafında ise işe giriş biçimi, işin bulunma yolu, görevin niteliği, çalışmanın sona erme sebebi ve aynı dönemdeki diğer çalışmalar, ilişkinin olağan bir istihdam ilişkisi olduğunu ortaya koyan veriler olarak sunulabilir.

Bu konudaki somut bir uygulama örneği için FETÖ şirketinde çalışma sebebiyle güvenlik soruşturması olumsuz gelen uzman erbaş hakkında emsal karar incelenebilir.


Hayır. Sigortalılık kaydı, kişinin çalışma geçmişini gösteren teknik bir veridir ve tek başına bir güvenlik riski göstermez. Kaydın olumsuz sonuca dayanak oluşturabilmesi, çalışmanın niteliği, dönemi, kişinin görevi ve dosyadaki diğer olgularla kurulacak somut bir ilişkiye bağlıdır.

"Şu şirkette kaydı var" biçimindeki bir tespit, başlı başına bir değerlendirme değildir. Kamu görevine girişten yoksun bırakılma ağır bir sonuç doğurduğundan, bu sonucun dayanağının somut, güncel ve görevle bağlantılı bir olgu olması aranır.


Kısa süre, bağlantının yoğunluğu ve kişinin işyerindeki konumu bakımından değerlendirilmesi gereken bağlamsal bir unsurdur; tek başına ne lehe ne aleyhe kesin sonuç doğurur. Birkaç haftalık bir kayıt ile yıllarca süren bir yönetici görevi aynı ağırlıkta ele alınamaz; ancak sırf süre kısa olduğu için otomatik bir aklanma da söz konusu değildir.

Kısa süreli çalışma; deneme süresi, mevsimlik iş, öğrencilik dönemi işi, çıraklık veya yardımcı işçilik gibi çok farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Bu çalışmaların hangi ihtiyaçtan doğduğu, hangi dönemde yapıldığı ve kişinin işyerindeki fiilî konumu, sürenin anlamını belirler.

Bu nedenle savunmada sürenin kendisi kadar, sürenin hangi bağlamda oluştuğu da ortaya konulmalıdır. İdare açısından da aynı ölçüt geçerlidir: kısa süreli bir kaydın somut bir riske işaret ettiği ileri sürülüyorsa, bu bağlantının açıklanması gerekir.

Süre değerlendirmesinde tek bir kaydın uzunluğu kadar, kayıtların dağılımı da anlam taşıyabilir. Aynı işyerine ait aralıklı ve tekrarlanan kısa kayıtlar ile tek seferlik birkaç haftalık bir kayıt aynı tabloyu oluşturmaz. Buna karşılık tekrarın kendisi de otomatik bir sonuç üretmez; tekrarın hangi ihtiyaçtan doğduğu ve kişinin işyerindeki konumunun değişip değişmediği ayrıca incelenir.


Habersiz veya usulsüz yapılmış bir SGK girişi, kişiye kendiliğinden bir sorumluluk yüklemez. Uygulamada, prim teşviklerinden yararlanmak veya başka nedenlerle, fiilen çalışmayan kişilerin sigortalı gösterildiği durumlara rastlanabilmektedir.

Böyle bir iddiada; kişinin fiilen çalışıp çalışmadığı, ücret alıp almadığı, işyerinde görev yapıp yapmadığı ve kayda itiraz edip etmediği incelenir. SGK'ya yapılan itiraz, hizmet tespiti veya iptali talebi, savcılığa şikâyet ya da işverene yönelik başvurular, kaydın kişinin iradesi dışında oluştuğu savunmasını belgesel bir temele oturtur.

Sigortalılık bildiriminin varlığı, her zaman fiilî bir çalışmayı yansıtmaz. Bu nedenle habersiz kayıt iddiası ileri sürüldüğünde, kaydın gerçek bir çalışma ilişkisine karşılık gelip gelmediği ayrıca araştırılması gereken bir olgudur.

Bu iddianın idarî ve yargısal süreçte kullanılabilmesi için mümkün olduğunca eşzamanlı belgeye dayandırılması yerinde olur. Kurum nezdinde yapılmış başvurular, kaydın düzeltilmesine veya iptaline ilişkin talepler, aynı döneme ait başka bir işyerindeki çalışma kaydı, öğrencilik belgesi ya da o tarihte başka bir şehirde bulunulduğunu gösteren veriler, iddianın sonradan üretilmiş bir savunma olmadığını göstermeye elverişlidir.


Pozisyonun şirketin yönetim ve karar mekanizmalarından uzaklığı, kişinin iddia edilen faaliyetle bağının değerlendirilmesinde önemli bir unsurdur; fakat her dosyada fiilî görev ve diğer olgular ayrıca incelenir. Bu, "yardımcı personel her hâlde şirketin faaliyetlerinden habersizdir" biçiminde kategorik bir sonuç kurulabileceği anlamına gelmez.

Bir üst düzey yönetici ile şoför, çırak veya temizlik personeli, şirketin karar süreçlerine erişim bakımından aynı konumda değildir. Fiilî görev çoğu zaman kişinin bilgi ve etki alanını da belirler. Ancak kâğıt üzerindeki unvan ile fiilen yürütülen iş her zaman örtüşmeyebilir; bu nedenle görev tanımı, iş sözleşmesi, bordro ve tanık beyanları birlikte ele alınır.

Savunmada pozisyonun kendisi kadar, pozisyonun gerçekte ne anlama geldiği de somutlaştırılmalıdır.


İşverenin veya şirket sahibinin bağlantısı, salt iş ilişkisi nedeniyle çalışana otomatik olarak yüklenemez. Aday hakkında aleyhe sonuç çıkarılacaksa, adayın kendi durumuyla kurulan bağlantının bireyselleştirilmesi gerekir.

Bu ilke, işveren dışındaki üçüncü kişiler bakımından da geçerlidir. Bir aile bireyine, ortağa veya başka bir çalışana ait kayıt üzerinden aday hakkında sonuç çıkarılacaksa, o kaydın adayın kendi davranış veya ilişkisiyle nasıl bağlantılandırıldığı ayrıca gösterilmelidir. Aksi hâlde değerlendirme, kişiye ait olmayan bir olgunun kişiselleştirilmeden aktarılmasına dönüşür.

Bu, idarenin yalnızca ceza yargılamasındaki gibi bir katılım ispatı ortaya koyması gerektiği anlamına gelmez; idarî değerlendirmenin ölçütü ceza hukukundaki örgüt üyeliği testi değildir. Aranan şey, kişiye ait ek ve doğrulanabilir olguların gösterilmesi ve bunların başvurulan görevle ilişkilendirilmesidir.

Bir çalışanın, işvereninin kişisel tercihlerini ve bağlantılarını bilme yükümlülüğü yoktur. İş ilişkisi kural olarak ücret karşılığı emek ilişkisidir; bu ilişkiden bireysel bir bağlantı çıkarılacaksa, dayanağı ayrıca ortaya konulmalıdır.


Şirketin çalışılan tarihte yasal faaliyette bulunması, önemli bir zamansal ve bağlamsal unsurdur. Şirketin sonradan kapatılması, kayyım atanması veya hakkında işlem yapılması, geçmişteki çalışmayı geriye dönük olarak hukuka aykırı hâle getirmez.

Bununla birlikte bu durum, o tarihe ait kişiselleştirilmiş başka olguların değerlendirilmesini otomatik olarak engellemez. Bir kişinin çalıştığı dönemde şirketin hukukî durumunun ne olduğu, dosyanın önemli bir verisidir; fakat tek başına diğer tüm olguları perdeleyen mutlak bir güvence oluşturmaz.

Zamansal bağlamın hangi tarihe göre kurulacağı da netleştirilmelidir. Şirketin kapatıldığı tarih, hakkında ilk kez işlem yapıldığı tarih ve iddia edilen faaliyetin gerçekleştiği ileri sürülen dönem birbirinden farklı olabilir. Çalışmanın bu tarihlerden hangisiyle örtüştüğü, dosyada açıkça ortaya konulmalıdır.

Bu noktada hukukî güvenlik, zamansal bağlam ve bireyselleştirme birlikte işler. Kişi, geleceğe ilişkin gelişmeleri öngöremeyeceğinden, çalışma tarihindeki hukukî durum savunmanın taşıyıcı unsurlarından biridir; buna karşılık idarenin, o döneme ait kişiye özgü verileri incelemesi de mümkündür.


Maaş hesabının işveren talimatıyla veya işyerindeki zorunlu uygulamayla açıldığı somut belgelerle ortaya konulabiliyorsa, bu durum hesabın iradî kullanım biçiminden ayrılmasında önem taşıyabilir. Belirleyici olan, hesabın hangi amaçla açıldığı ve nasıl kullanıldığıdır.

İşe giriş sürecinde açtırılan ve yalnızca ücret ödemesi için kullanılan bir hesap ile belirli bir amaçla ve iradî olarak yönetilen bir hesap, aynı düzlemde değerlendirilemez. Bu ayrımın dosyada kurulabilmesi, iş sözleşmesi, bordro, banka hareketleri ve işyeri uygulamasına ilişkin belgelerle mümkün olur.

Maaş hesabına ilişkin iddianın SGK kaydıyla birlikte ileri sürülmesi hâlinde de aynı ölçüt geçerlidir: iki verinin birleştirilmesi, aralarındaki bağlantının somut biçimde gösterilmesine bağlıdır. Hesabın açılış tarihinin işe giriş tarihiyle örtüşmesi, hesaba yalnızca ücret girişi bulunması ve iş ilişkisinin sona ermesiyle hesabın kullanımdan düşmesi, işveren kaynaklı bir uygulamaya işaret eden olgular arasındadır.


Hayır. SGK kaydı çalışma geçmişini gösterir; adli sicil kaydı ise kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerine ilişkin resmî bir kayıttır. Adli sicil, 7315 sayılı Kanunun 4. maddesinde arşiv araştırmasının veri alanlarından biri olarak açıkça sayılmıştır; SGK kaydı ise böyle bir müstakil alan olarak düzenlenmemiştir.

Bu ayrım, uygulamada sık karıştırıldığı için önem taşır. Kanunun 4. maddesi devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalardaki olguları da ayrı bir veri alanı olarak düzenlediğinden, ceza dosyasına ilişkin veriler ile çalışma geçmişine ilişkin veriler dosyada farklı hukukî statülere sahiptir. Bir hizmet dökümü hiçbir suç isnadı içermez; yalnızca kişinin geçmişte sigortalı çalıştığını gösterir. Buna karşılık adli sicil kaydı ancak kesinleşmiş bir mahkûmiyetle oluşur.

Kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmaması, idarenin çalışma geçmişine ilişkin olgusal verileri hiçbir şekilde değerlendiremeyeceği anlamına gelmez. Ancak bu veriler üzerinden kişiye suçluluk isnadı yapılamaz; nihai işlemin dayanağının kişinin kendi durumuyla ilişkilendirilmiş ve yargısal denetime elverişli olması gerekir.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: adli sicil ve arşiv kaydının temiz olması, çalışma geçmişine ilişkin iddiayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; buna karşılık idarenin, ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığı hâlde nasıl bir olgusal veriye dayandığını göstermesi gerekir. Bu iki kaydın dosyada birlikte sunulması, tartışmanın hangi zeminde yürüdüğünü de açıklığa kavuşturur.


Bir çalışma ilişkisi ceza soruşturmasına konu olmuşsa, dosyanın aşaması, isnadın içeriği ve sonucu ayrı ayrı değerlendirilir. Devam eden bir soruşturmanın varlığı, kesinleşmiş bir mahkûmiyetle aynı anlama gelmez ve masumiyet karinesi bu aşamada da geçerliliğini korur.

Devam eden dosyaların güvenlik soruşturmasındaki yeri için devam eden soruşturma veya ceza davası güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerik incelenebilir. Kanunun 4. maddesi, devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalardaki olguları ayrı bir veri alanı olarak düzenlediğinden, bu başlık SGK kaydından bağımsız bir hukukî çerçeveye sahiptir.

Henüz sonuçlanmamış bir dosyanın varlığı, kişi hakkında suçluluk sonucu kurulmasına dayanak yapılamaz. Buna karşılık dosyadaki olgusal verilerin başvurulan görevle ilgisi bakımından idarî değerlendirmeye konu edilmesi, ceza sorumluluğunun tespitinden farklı bir meseledir.


Bu kararların hiçbiri kesinleşmiş bir mahkûmiyetle aynı hukukî sonucu doğurmaz; ancak birbirleriyle de aynı nitelikte değildir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar farklı gerekçelere dayanabilir ve her zaman kişinin isnat edilen fiili işlemediğini gösteren bir karar değildir. Beraat, Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2. maddesi kapsamında birbirinden farklı sebeplerle verilebilir. Düşme kararı beraat değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise kendi hukukî rejimine sahiptir.

Bu nedenle idarî değerlendirmedeki etkileri, kararın türüne, gerekçesine, dosyadaki olgulara ve uygulanacak özel mevzuata göre farklılaşır. Toplu biçimde "hepsi kişi lehinedir" denilmesi, bu farkları görünmez kılar.

Ayrıntılı çerçeve için HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi ve KYOK, beraat ve düşme kararı güvenlik soruşturmasını etkiler mi başlıklı içerikler incelenebilir. Dosyaya sunulurken kararın yalnızca sonucu değil, gerekçesi de birlikte değerlendirilmelidir.


Hizmet dökümü, çalışma geçmişi ve işyeri bilgisi, kişiyle ilişkilendirilebildikleri ölçüde kişisel veri niteliği taşır. 7315 sayılı Kanunun 8. maddesi çerçevesinde bu veriler doğru ve gerektiğinde güncel olmalı, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü tutulmalı ve 6698 sayılı Kanunun 4. maddesindeki genel ilkelere aykırı biçimde işlenmemelidir.

Uygulamada kullanılan "veri minimizasyonu" gibi ifadeler, Kanunun kendi lafzı değil, bu ilkelerin karşılığını anlatan kavramlardır. Bu nedenle bir çalışma verisinin dosyada kullanılması tartışılırken, kavram değil ilkelerin somut olayda nasıl karşılandığı esas alınmalıdır.

Eskilik ve güncellik de mutlak bir ölçüt değildir. Yıllar önce sona ermiş bir çalışma ilişkisinin bugünkü göreve uygunluğu yansıttığı kendiliğinden varsayılamaz; ancak eski olması o veriyi otomatik olarak hükümsüz kılmaz. Belirleyici olan, verinin ağırlığı ile bugünkü görevle ilişkisidir.


7315 sayılı Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının temel kanunî çerçevesini oluşturur. Kanunun 3. maddesi uyarınca, ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacaklar bakımından arşiv araştırması genel rejimdir; güvenlik soruşturması ise Kanunda ayrıca belirtilen görev, birim ve kişiler yönünden arşiv araştırmasına ek olarak yapılır. "Kamu görevine atanacak herkes hakkında güvenlik soruşturması yapılır" biçimindeki yaygın ifade bu nedenle doğru değildir.

Kanunun 4. maddesi arşiv araştırmasının veri alanlarını sınırlı biçimde sayar: adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı, hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı, kesinleşmiş mahkeme kararları ile Kanunda sayılan Ceza Muhakemesi Kanunu kararları ve devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma-kovuşturmalardaki olgular, kamu görevinden çıkarılma veya kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası.

Kanunun 5. maddesi ise güvenlik soruşturmasında bu alana ek olarak üç veri grubunu düzenler: görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat ünitelerindeki olgusal veriler; yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişik; terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak.

SGK kaydı ve çalışılan şirket, bu maddelerin hiçbirinde bağımsız bir veri kategorisi olarak yer almaz. Kanunun anlamı bu bakımdan nettir: idare, salt bir çalışma kaydını değil, ancak sayılan alanlardan biriyle somut biçimde ilişkilendirilmiş ve görevle bağlantısı kurulmuş bir veriyi değerlendirmeye esas alabilir.


Arşiv araştırması, 4. maddede sayılan sınırlı veri alanları üzerinden yürütülür. Çalışma geçmişi bu alanlar arasında bağımsız olarak taranan bir kategori değildir; bu nedenle "arşiv araştırmasında SGK kayıtlarına rutin olarak bakılır" izlenimi doğru değildir.

Bir çalışma verisinin arşiv araştırması aşamasında gündeme gelmesi, o verinin kendiliğinden yeterli bir arşiv araştırması bulgusu olduğu anlamına gelmez. Böyle bir bilgi ancak Kanunda sayılan veri alanlarından biriyle, örneğin o çalışma ilişkisine bağlanan bir soruşturma veya kesinleşmiş bir mahkeme kararı olgusuyla ilişkilendirilebildiği ölçüde ağırlık kazanır.

Arşiv araştırması ile güvenlik soruşturması arasındaki ayrım da bu noktada anlam taşır: kapsam farklı olsa da, SGK kaydı her iki süreçte de bağımsız bir araştırma kategorisi değildir.


7315 sayılı Kanun uyarınca arşiv araştırması, ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacaklar bakımından genel rejimdir; güvenlik soruşturması ise Kanunda ayrıca belirlenen görev, birim ve kişiler yönünden arşiv araştırmasına ek olarak yapılır. Bu iş ve işlemleri Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahallî mülkî idare amirlikleri yürütür.

Devlet memuru olurken güvenlik soruşturmasında nelere bakıldığı sorusunun kanunî cevabı da bu çerçevededir: değerlendirmeye esas alınabilecek alanlar Kanunun 4 ve 5. maddelerinde sayılmıştır. SGK, sosyal medya, banka veya telefon gibi başlıklar bu maddelerde bağımsız ve sınırsız veri kategorileri olarak düzenlenmemiştir; somut dosyada kullanılmaları, kanunî veri alanlarından biriyle ve kişi ile görev bağlantısıyla hukuken ilişkilendirilmelerine bağlıdır.

Bu alanların her biri kendi hukukî niteliği içinde değerlendirilir ve ayrı içeriklerde ele alınmaktadır. Bu sayfanın odağı, çalışma geçmişi verisinin bu yapı içindeki yeridir.


Bir verinin dosyada görünmesi ile olumsuz sonuç doğurması farklı şeylerdir. Çalışma geçmişi bakımından olumsuz bir sonuç, ancak kaydın kanunî bir veri alanıyla ilişkilendirilmesi ve buna görevle bağlantılı, somut ve güncel bir değerlendirme eklenmesiyle kurulabilir.

Bu değerlendirmede kaydın kişiye aidiyeti, çalışmanın süresi ve dönemi, görev tanımı, şirketin ilgili tarihteki durumu ve dosyadaki diğer olgular birlikte ele alınır. Bu unsurlar ortaya konulmadan verilen mekanik bir sonuç, sebep unsuru yönünden denetime açık kalır.

Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması sonucuna dayanılarak tesis edilen olumsuz işlem, idarî işlem niteliğinde olduğundan yargı denetimine tabidir. Bu nedenle adayların, kaydın görünmesinden çok, kaydın hangi somut riske bağlandığına odaklanması daha işlevseldir.


Öncelikle bir kavram düzeltmesi gerekir: mevzuatta "SGK güvenlik soruşturması" adıyla ayrı bir güvenlik soruşturması türü bulunmaz. Bu ifade uygulamada iki farklı anlamda kullanılır; ya Sosyal Güvenlik Kurumu personel alımlarındaki güvenlik ve arşiv süreci ya da SGK kaydının gündeme geldiği herhangi bir güvenlik soruşturması kastedilir.

2022 tarihli Yönetmelikte, arşiv araştırması sonucunun talep eden kuruma en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonucunun ise en geç 60 iş günü içinde bildirilmesi öngörülmüştür. Bu süreler, araştırma birimi ile talep eden kurum arasındaki bildirim süreleridir; adayın sonucu kesin olarak bu sürede öğreneceği anlamına gelmediği gibi, dava açma süresiyle de ilgili değildir.

Uygulamada sürecin uzunluğu kurumlar arası yazışmalara ve dosyanın kapsamına göre değişebilir. Sürecin uzaması, kişi açısından olumsuz bir gösterge olarak yorumlanmamalıdır. Hak kaybı riski, sürecin uzunluğundan değil, olumsuz bir işlem tesis edildikten sonra dava süresinin takip edilmemesinden doğar.

Salt araştırmanın devam ediyor olması kural olarak kesin ve icraî bir nihai işlem değildir. Bununla birlikte idareye yapılmış bir başvuruya bağlı zımni ret, özel mevzuatta öngörülen işlem veya somut olayda dava konusu edilebilir başka bir idarî tutum bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle dava süresinin başlangıcı yalnızca araştırmanın devam edip etmediğine göre değil, somut uyuşmazlıktaki dava konusu işlem ile bildirim veya öğrenme koşullarına göre belirlenmelidir.


Kolluk, askerî görevler, özel güvenlik veya gizlilik dereceli birimlerde görevin hassasiyeti, kanunî bir veri alanıyla bağlantısı kurulmuş bir çalışma geçmişi verisinin ağırlığını etkileyebilir. Ancak bu hassasiyet, SGK kaydını bağımsız bir araştırma kategorisine dönüştürmez.

Görev ne kadar hassas olursa olsun, kaydın kişiye aidiyeti, çalışmanın dönemi ve süresi, görev tanımı ve ölçülülük ölçütleri yerinde durur. Ayrıca bazı personel gruplarında özel mevzuat ek şartlar öngörebilir; bu nedenle başvurulan görevin kendi mevzuatı da ayrıca incelenmelidir.

Görevle bağlantı ölçütü burada iki yönlü çalışır. Bir yandan hassas görevlerde idarenin değerlendirme alanı genişleyebilir; diğer yandan aynı ölçüt, çalışma geçmişine ilişkin verinin başvurulan görevin gerektirdiği niteliklerle nasıl ilişkilendirildiğinin daha açık biçimde ortaya konulmasını gerektirir. Görevin hassasiyeti, gerekçe yükünü hafifleten değil, denetimin konusunu belirleyen bir unsurdur.


Süreç üç aşamalıdır ve bu aşamaların karıştırılmaması gerekir. Önce araştırmayı yapan birimler olgusal veriyi elde eder. Ardından 7315 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca yorum içermeyen olgusal veriler Değerlendirme Komisyonuna iletilir; Komisyon bunlar hakkındaki nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Son aşamada kesin ve icraî nitelikteki atama, atamama, göreve başlatmama veya adaylığı sonlandırma işlemi yetkili makam tarafından tesis edilir.

Bu ayrım terminolojiye de yansır: Komisyon bir karar mercii değil, değerlendirme merciidir; bu nedenle Komisyonun işlemi için karar değil değerlendirme demek daha doğrudur. Dava konusu da kural olarak ham araştırma sonucu veya Komisyonun iç değerlendirmesi değil, buna dayanılarak yetkili makamca tesis edilen kesin ve yürütülebilir nihaî işlemdir. Uygulamada bu ayrımın gözden kaçırılması, henüz kesin ve icraî nitelik kazanmamış bir aşamaya karşı dava açılmasına ve davanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açabilir.

İçerik bakımından Komisyon değerlendirmesinin, bir kaydın varlığını tespit etmekle yetinmemesi beklenir. Çalışmanın dönemi ve süresi, görev tanımı, şirketin ilgili tarihteki durumu, varsa ceza dosyasının sonucu ve kişinin lehine olan olgular da nesnellik gereği değerlendirmeye dâhil edilmelidir. Salt bir kaydın tespitine dayanan değerlendirme, buna dayanılarak tesis edilen nihaî işlemi sebep unsuru yönünden denetime açık hâle getirebilir.


Kolluk ve istihbarat ünitelerindeki olgusal veriler, 7315 sayılı Kanunun 5. maddesinde görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olmak kaydıyla düzenlenmiştir; bu veriler dosyada bir çalışma kaydıyla birlikte gündeme gelebilir.

Burada sık yapılan bir hata, gizliliği denetimsizlikle eşitlemektir. İstihbarî bir bilginin kaynağının veya içeriğinin kişiye aynen açıklanmaması, o veriyi tek başına hukuken hükümsüz kılmaz; her istihbarî verinin ilgilisine birebir açıklanması da zorunlu değildir. Belirleyici olan, verinin işlem dosyasında kişi ve görevle nasıl ilişkilendirildiği ve mahkemece etkili biçimde denetlenebilir olup olmadığıdır.

Buna karşılık soyut veya kişiselleştirilmemiş bir istihbarî değerlendirmenin, nihaî işlemin tek ve açıklanamayan dayanağı hâline getirilmesi yargısal denetim bakımından tartışmalıdır. Konunun ayrıntılı çerçevesi için istihbari bilginin güvenlik soruşturmasına etkisi nedir başlıklı içerik incelenebilir.


İlk adım, hakkınızda tesis edilen kesin ve icraî nihaî işlemi doğru tespit etmek ve bildirim ya da öğrenme tarihini belgelemektir. Bu tespit, hem hangi işleme karşı dava açılacağını hem de sürenin nereden hesaplanacağını belirler.

Dış bildirim her zaman ayrıntılı bir gerekçe içermeyebilir. İdarî başvuru ve özellikle yargılama sırasında işlem dosyasının incelenmesi, nihaî işlemin hangi veri ve değerlendirmeye dayandığının ortaya çıkarılmasını sağlayabilir.

Belge toplama aşamasında SGK hizmet dökümü, işe giriş ve çıkış bildirgeleri, iş sözleşmesi ve görev tanımı, bordro ve ücret belgeleri, varsa işveren yönlendirmesine ilişkin kayıtlar, habersiz kayıt söz konusuysa itiraz ve şikâyet belgeleri ile şirketin ilgili dönemdeki hukukî durumunu gösteren bilgiler bir araya getirilir. Varsa ceza dosyasına ilişkin karar örnekleri de eklenmelidir.

Belgelerin yalnızca toplanması değil, hangi iddiaya karşılık geldiklerinin baştan eşleştirilmesi de işi kolaylaştırır. Hizmet dökümü çalışmanın dönemini ve süresini; iş sözleşmesi ve görev tanımı fiilî pozisyonu; bordro ve banka kayıtları ücret ilişkisinin niteliğini; itiraz evrakı ise kaydın iradî olmadığı iddiasını taşır. Bu eşleştirme, dava dilekçesinde her argümanın kendi delilini göstermesini sağlar.

Dava açma süresinin kaçırılmaması ayrıca önemlidir; süre, somut olaya ve varsa özel düzenlemelere göre hesaplanmalıdır.


Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının olumsuz değerlendirilmesine dayanılarak tesis edilen kesin ve icraî işleme karşı kural olarak iptal davası açılır ve uyuşmazlık idare mahkemesinde görülür; özel görev kuralları saklıdır. Mahkeme işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden inceler.

Çalışma geçmişine dayalı işlemlerde ağırlık çoğunlukla sebep unsurundadır. İdarenin dayandığı kaydın kişiye ait olup olmadığı, hangi döneme ilişkin olduğu, çalışmanın süresi ve görevle bağlantısı bu denetimin merkezinde yer alır.

Dış bildirimde ayrıntılı gerekçenin bulunmaması tek başına otomatik iptal sonucu doğurmaz; yargısal denetimde işlemin dosyadaki gerçek maddî sebebi ve bu sebebin hukuka uygunluğu incelenir. Somut ve görevle bağlantılı bir maddî sebebe dayanmayan işlem, sebep unsuru yönünden hukuka aykırı bulunabilir.


Özel bir düzenleme bulunmadıkça iptal davası açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gündür. Usulüne uygun bildirimin bulunmadığı bazı hâllerde öğrenme tarihi ve somut olayın özellikleri ayrıca önem taşıyabilir.

Bu nedenle bildirim belgesinin saklanması ve öğrenme tarihine ilişkin verilerin kayıt altına alınması, sürenin doğru hesaplanması bakımından işlevseldir. Sürenin hesabında hangi işlemin kesin ve icraî nitelikte olduğu da belirleyicidir.

Sürenin geçirilmesi hâlinde dava süre aşımından reddedilebilir; bu durumda çalışmanın niteliğine ilişkin hukukî argümanlar esas yönünden incelenemeyebilir. Konunun ayrıntısı için güvenlik soruşturmasında dava açma süresi başlıklı içerik incelenebilir.


Şartları varsa iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir; dava açılması işlemi kendiliğinden durdurmaz. Talebin kabulü için iki şartın birlikte bulunması gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.

Çalışma kaydına dayalı işlemlerde açık hukuka aykırılık koşulu, kaydın aidiyetinin tartışmalı olması, habersiz bir kayda dayanılması veya görevle bağlantının hiç kurulmamış olması gibi durumlarda gündeme gelebilir. Telafisi güç veya imkânsız zarar şartı ise somut dosyada ayrıca ortaya konulmalıdır; göreve başlatılmamanın her hâlde bu şartı kendiliğinden karşıladığı söylenemez.

Yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde kanunda gösterilen itiraz merciine başvurulabilir; görevli merci, kararı veren mahkemeye göre belirlenir. Talebin reddi davanın esastan kaybedildiği anlamına gelmez.

11.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7588 sayılı Kanunun 7. maddesiyle İYUK m.28/1'e eklenen hüküm uyarınca, ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi üzerine açılan davalarda verilen ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir. Bu özel düzenleme, yürütmenin durdurulması kararının veya ilk derece iptal kararının her dosyada otomatik olarak fiilen göreve başlama sonucu doğurduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.


Aşağıdaki tablo, hem işlemin niteliğini hem de çalışmanın koşullarını ortaya koyacak belgeleri ve bunların işlevini özetlemektedir.

BelgeNeden Önemli?Nasıl Kullanılır?  
Tebliğ belgesiBildirim/öğrenme tarihinin belirlenmesinde önemlidirSürenin korunması için saklanır
Olumsuz işlem yazısıBildirilen işlemin kapsamını ve varsa açıklanan gerekçeyi gösterirSebep unsuru incelenir
SGK hizmet dökümüÇalışma geçmişini gösterirTarih ve süre tartışılır
İşe giriş ve işten çıkış bildirgesiÇalışmanın başlangıç/bitişini gösterirSüre ve dönem ortaya konulur
İş sözleşmesiGörev tanımını gösterirFiilî pozisyon belirlenir
Maaş bordrosuÜcret ilişkisini gösterirFiilî çalışma değerlendirilir
Banka maaş hesabı belgeleriHesabın niteliğini gösterirİşveren yönlendirmesi ortaya konulur
Çalışılan şirketin faaliyet bilgileriŞirketin niteliğini gösterirGörevle bağlantı tartışılır
Şirketin o tarihteki hukuki durumuDönemsel durumu gösterirÇalışma tarihiyle ilişkilendirilir
Görev tanımıFiilî pozisyonu gösterirBağlantının niteliği değerlendirilir
Tanık beyanlarıFiilî durumu desteklerÇalışmanın niteliği ortaya konulur
Habersiz kayıt varsa itiraz/şikâyet belgeleriKaydın iradî olmadığı iddiasını desteklerHabersiz kayıt savunması kurulur
KYOK, beraat, düşme veya HAGB kararıCeza dosyasının hukuki durumunu gösterirKararın türü ve gerekçesine göre etkisi ayrıca değerlendirilir
Adli sicil ve arşiv kaydıKayıt durumunu gösterirMahkûmiyet bulunmadığı ortaya konulur
İdareye yapılan başvurularSüreci belgelerİdari sürecin seyri gösterilir
Göreve ilişkin özel mevzuatGörev niteliğini belirlerGörevle bağlantı tartışılır

Belgelerin toplanması kadar, her birinin hangi argümanı desteklediğinin belirlenmesi de önem taşır.


Aşağıdaki tablo, bu tür davalarda idarenin sık başvurduğu savunmaları ve bunlara karşı ileri sürülebilecek argümanları özetlemektedir.

İdarenin SavunmasıKarşı Argüman 
Adayın SGK kaydı riskli şirkettedirKayıt tek başına yeterli değildir; görev, süre ve dönem incelenmelidir
Şirket FETÖ/PDY ile iltisaklıdırAdayın kendi durumuyla kurulan bağlantı bireyselleştirilmelidir
Maaş hesabı belirli bir bankadadırHesabın işveren yönlendirmesiyle açıldığı belgelenebilir
Kişi hakkında devam eden soruşturma vardırDevam eden soruşturma kesinleşmiş mahkûmiyet değildir
Görev hassas bir görevdirHassasiyet ölçülülüğü ortadan kaldırmaz
Takdir yetkisi kullanılmıştırTakdir yetkisi sınırsız değildir
Kamu yararı gereği işlem tesis edilmiştirKamu yararı somut ve denetlenebilir olmalıdır

Dava dilekçesinde idarenin gerekçesi tek tek ele alınmalı ve her gerekçeye karşı dosyadaki belgelerle desteklenen bir argüman geliştirilmelidir.


Yanlış: SGK kaydı varsa kesin elenirim.

Doğru: Sigortalılık kaydı tek başına otomatik elenme sebebi değildir; çalışmanın dönemi, süresi, görev tanımı ve kanunî bir veri alanıyla bağlantısı ayrıca değerlendirilir.

Yanlış: FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu ileri sürülen şirkette çalışmış olmak tek başına memuriyete engeldir.

Doğru: Salt çalışma kaydı otomatik engel değildir; çalışma tarihi, şirketin o tarihteki durumu, kişinin görevi ve kendisine ait bireyselleştirilmiş olgular birlikte incelenir.

Yanlış: Kısa süreli sigorta kaydı kesin sorun olur.

Doğru: Süre bağlamsal bir unsurdur; kısalık tek başına ne kesin bir sorun ne de kesin bir aklanma sebebidir.

Yanlış: Habersiz SGK girişi savunulamaz.

Doğru: Fiilî çalışma bulunup bulunmadığı araştırılır; kişi kaydın iradesi dışında oluştuğunu ileri sürebilir ve bunu itiraz veya şikâyet belgeleriyle destekleyebilir.

Yanlış: İşverenin bağlantısı doğrudan çalışana yüklenir.

Doğru: İşverenin bağlantısı salt iş ilişkisi nedeniyle çalışana yüklenemez; adayın kendi durumuyla kurulan bağlantı bireyselleştirilmelidir.

Yanlış: Maaş hesabı her durumda zorunludur ve hiçbir anlam taşımaz.

Doğru: Hesabın işveren talimatıyla açıldığı belgelenebiliyorsa bu önem taşır; ancak her maaş hesabının otomatik olarak iradî kullanım dışında sayılacağı söylenemez.

Yanlış: Şirket kapatıldıysa orada çalışmış herkes etkilenir.

Doğru: Şirketin sonradan kapatılması geçmişteki çalışmayı hukuka aykırı hâle getirmez; belirleyici olan, çalışmanın dönemi ile kişiye ait olgular arasında kurulabilen bağlantıdır.

Yanlış: İstihbarî bir bilgi bana açıklanmadıysa hukuken yok hükmündedir.

Doğru: Gizlilik, verinin yargısal denetim dışında kaldığı anlamına gelmez; belirleyici olan, verinin kişi ve görevle nasıl ilişkilendirildiği ve mahkemece etkili biçimde denetlenebilir olmasıdır.

Yanlış: KYOK veya beraat varsa hiçbir önemi yoktur.

Doğru: KYOK, beraat ve düşme aynı hukukî nitelikte değildir; hiçbirisi kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı sonucu doğurmaz ve idarî etkileri kararın türü ile gerekçesine göre ayrıca değerlendirilir.


En sık karşılaşılan hata, "orada çalışmadım" veya "kısa süre çalıştım" beyanıyla yetinip bu beyanı belgeye bağlamamaktır. Sözlü bir açıklama, dosyada kendiliğinden bir olgu değeri taşımaz.

İşlevsel bir savunma; hizmet dökümü, görev tanımı, çalışma süresi, ücret ve bordro kayıtları, varsa işveren yönlendirmesine ilişkin belgeler, habersiz kayıt iddiası varsa itiraz evrakı ve ceza dosyası sonucunu bir araya getirir. Kısa süreli veya habersiz çalışma iddiası ileri sürülüyorsa, bunun SGK kayıtları, tanık beyanları veya itiraz belgeleriyle desteklenmesi gerekir.

İkinci sık hata, belge toplama ve idareyle yazışma sürecine odaklanırken dava süresinin gözden kaçırılmasıdır. Bu iki hattın paralel yürütülmesi gerekir.


Mahkeme, kaydın niteliğini ve idarenin dayandığı maddî sebebi birlikte inceler. Denetimin başlıca unsurları şunlardır:

  • Kaydın kişiye ait olup olmadığı
  • Çalışmanın tarihi ve süresi
  • Çalışılan şirketin o tarihteki hukuki durumu
  • Kişinin görev tanımı ve fiilî pozisyonu
  • Kaydın kanunî bir veri alanıyla ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği
  • Maaş hesabı ve ücret ilişkisinin niteliği
  • Ceza soruşturması veya kesinleşmiş mahkûmiyet bulunup bulunmadığı
  • Verinin başvurulan görevle bağlantısı
  • Ölçülülük ve denetlenebilirlik

İdarenin takdir yetkisi bulunması, bu yetkinin sınırsız olduğu anlamına gelmez; takdir yetkisi hukuka uygunluk, somutluk ve ölçülülük ilkeleriyle sınırlıdır. Mahkeme, idarenin bu sınırlar içinde hareket edip etmediğini de denetler.

Yargılama sırasında işlem dosyasının mahkemeye getirtilmesi, bu denetimin fiilî önkoşuludur. İdarenin dayandığı verinin niteliği ancak dosya üzerinden görülebildiğinden, dilekçede işlem dosyasının ve varsa Değerlendirme Komisyonuna iletilen olgusal verilerin celbinin talep edilmesi, uyuşmazlığın somut zeminde tartışılmasını sağlar.


Ankara 5. İdare Mahkemesinin incelediği bir dosyada davacı uzman erbaş adayıdır ve kendisi hakkında herhangi bir olumsuz tespit bulunmamaktadır. Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasının tek dayanağı, davacının babasının 2009-2013 yılları arasında FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu ileri sürülen bir şirkette SGK kaydının bulunmasıdır.

Mahkeme, Sosyal Güvenlik Kurumu, savcılıklar ve emniyet birimlerinden araştırma yaptırmış; baba hakkında açılmış bir soruşturma veya devam eden bir kovuşturma bulunmadığını, davacı ve babası hakkında bu kayıt dışında başkaca olumsuz bir veriye rastlanmadığını tespit etmiştir. Kararda üç unsur birlikte değerlendirilmiştir: çalışmanın eski tarihli olması, ilgili yapının terör örgütü olarak nitelendirilmesinden önceki bir döneme rastlaması ve dosyada başkaca olumsuz veri bulunmaması. Bu değerlendirme sonucunda mahkeme işlemin iptaline karar vermiştir.

Karar, 7315 sayılı Kanun öncesindeki 4045 sayılı Kanun döneminde verilmiştir. Bu nedenle güncel uyuşmazlıklarda doğrudan uygulanacak bağlayıcı bir emsal olarak değil, açıklayıcı bir örnek olarak ele alınmalıdır. Açıklayıcı değeri dört noktada toplanır: değerlendirmenin kişiselleştirilmesi, çalışmanın zamansal bağlamının gözetilmesi, başkasına ait bir verinin adaya otomatik olarak yüklenememesi ve dosyada başka olguların bulunup bulunmadığının fiilen araştırılması.


Anayasa Mahkemesinin E.2021/60, K.2024/200 sayılı kararı bu bakımdan anılabilir. Karar, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına dayalı olarak kamu hizmetine alınmama yönünde tesis edilen işlemin yargı denetimine tabi olduğunu; işlemin dayanaklarının ve kişi hakkında işlenen verilerin yargı mercilerince değerlendirilebildiğini vurgulamaktadır.

Bu karardan "SGK kaydı kullanılamaz", "belirli bir şirkette çalışmış olmak hiçbir koşulda engel değildir" veya "her olumsuz işlem iptal edilir" sonuçları çıkarılamaz. Kararın taşıdığı vurgu, işlemin ve dayanaklarının denetlenebilir olmasıdır.

Yargı kararlarının bir dosyada kullanılmasında somut olay benzerliği belirleyicidir. Maddî olayların ve hukukî sorunun örtüşmediği bir karar, doğrudan aktarılamaz.


SGK kaydı ve çalışılan şirket bilgisi, 7315 sayılı Kanunda bağımsız bir araştırma kategorisi olarak düzenlenmemiştir; salt kaydın varlığı otomatik bir olumsuzluk üretmez. Buna karşılık hukuka uygun biçimde dosyaya girmiş bir çalışma geçmişi verisi, Kanundaki bir araştırma alanıyla somut bağlantısı kurulduğunda değerlendirmede ağırlık kazanabilir.

Bu bağlantı kurulurken çalışmanın dönemi ve süresi, görev tanımı ve fiilî pozisyon, şirketin ilgili tarihteki hukukî durumu, kişiye ait ek olgular ve verinin başvurulan görevle ilişkisi birlikte ele alınmalıdır. FETÖ/PDY iddiasında ise idarî irtibat ve iltisak değerlendirmesinin ceza hukukundaki örgüt üyeliğiyle özdeş olmadığı, ancak salt işyeri kaydından da bu sonucun çıkarılamayacağı gözden kaçırılmamalıdır.

Kısa süreli, habersiz veya işveren kaynaklı kayıtlar ile düşük pozisyonda çalışma, mutlak lehe sonuç doğuran kalıplar değil, somut olayda ağırlığı belirlenecek bağlamsal unsurlardır. Aynı biçimde şirketin sonradan kapatılmış olması da geçmiş çalışmayı hukuka aykırı hâle getirmez; fakat o döneme ait kişiselleştirilmiş olguların incelenmesini engellemez.

Bu unsurlar ortaya konulmadan tesis edilen bir işlem, somutluk, ölçülülük, görevle bağlantı, kişiselleştirme ve kişisel verilerin korunması yönünden idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Özel bir düzenleme bulunmadıkça dava açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren kural olarak 60 gündür; şartları varsa yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.


Altın Tavsiye

SGK kaydı veya çalışılan şirket nedeniyle olumsuz bir sonuçla karşılaşırsanız, ilk iş hakkınızda tesis edilen kesin ve icraî nihaî işlemi tespit etmek ve bildirim ya da öğrenme tarihini belgelemektir. Ardından SGK hizmet dökümünü, işe giriş ve çıkış bildirgelerini, iş sözleşmesi ve görev tanımını, ücret ve bordro belgelerini, varsa işveren yönlendirmesine ilişkin kayıtları, habersiz kayıt söz konusuysa itiraz ve şikâyet evrakını, şirketin ilgili dönemdeki hukukî durumunu gösteren bilgileri ve varsa ceza dosyasına ilişkin kararları bir arada hazırlayın. "Orada çalışmadım" demekle yetinmek yerine çalışmanın dönemini, süresini, fiilî pozisyonunu ve dosyadaki diğer olgularla ilişkisini belgeye bağlayın. Dava süresini somut olayınıza göre ayrıca hesaplayın.


Hukuki Bilgilendirme

Bu içerik; 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, 3 Haziran 2022 tarihli ve 31855 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik (Karar Sayısı: 5649), 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve ilgili güncel yargı kararları dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; somut işlem, özel personel mevzuatı, bildirim/öğrenme tarihi ve dosyadaki bilgi-belgeler ayrıca değerlendirilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 23.08.2026

Yazan: Av. Emre Asan

Kontrol Eden: Mil Hukuk & Danışmanlık

Sıkça Sorulan Sorular

SGK kaydı güvenlik soruşturmasında bir veri olarak gündeme gelebilir; ancak kaydın varlığı tek başına hukuki sonuç doğurmaz. SGK hizmet dökümü, kişinin çalışma geçmişini gösterir. Kaydın olumsuz sonuca dayanak yapılabilmesi için somut ve güncel bir güvenlik riskiyle ilişkilendirilmesi gerekir.

SGK kaydı tek başına ve otomatik olarak güvenlik soruşturmasını olumsuz etkilemez. Çalışmanın dönemi, süresi, görev tanımı, şirketin durumu ve kişinin iradi bağlantısı değerlendirilir. İdarenin, kaydın somut, güncel ve görevle bağlantılı bir risk gösterdiğini ortaya koyması beklenir.

Çalışılan şirket bilgisi değerlendirilebilir; ancak şirket hakkındaki iddialar çalışana otomatik olarak yüklenemez. Kişisel sorumluluk ilkesi gereği, çalışanın kendi iradi ve bilinçli bağlantısı somutlaştırılmalıdır. Şirketin niteliği, kişinin görev tanımı ve çalışma süresi birlikte değerlendirilir.

FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu iddia edilen bir şirkette çalışmış olmak, her durumda aynı sonucu doğurmaz. Çalışma tarihi, şirketin o tarihteki hukuki durumu, kişinin görevi, çalışma süresi ve iradi bağlantı değerlendirilir. Kesinleşmiş mahkûmiyet yoksa masumiyet karinesi gözetilir; somut olayın özellikleri belirleyicidir.

Kısa süreli SGK kaydı tek başına otomatik bir sorun oluşturmaz. Deneme süresi, geçici iş, çıraklık veya yardımcı işçilik gibi kısa süreli çalışmalar, çoğu zaman kişinin lehine bir unsurdur. Çalışma süresinin kısalığı, ölçülülük ve bağlantı değerlendirmesinde önemlidir.

Habersiz veya usulsüz yapılmış bir SGK girişi, kişiye otomatik sorumluluk yüklemez. Böyle durumlarda kişinin fiilen çalışıp çalışmadığı, ücret alıp almadığı ve kayda itiraz edip etmediği önemlidir. Kişi, kaydın kendi iradesi dışında oluştuğunu ileri sürebilir.

Hayır, işverenin veya şirket sahibinin bağlantısı çalışana otomatik olarak yüklenemez. Kişisel sorumluluk ilkesi gereği, bir kişi yalnızca kendi eylem ve işlemlerinden sorumludur. Çalışanın kendi iradi ve bilinçli bağlantısının somut biçimde ortaya konulması gerekir.

Maaş hesabı ve SGK kaydı birlikte değerlendirilebilir; ancak maaş hesabı çoğu zaman işveren yönlendirmesiyle açılır. Bu nedenle bir maaş hesabının varlığı, çalışanın iradi ve bilinçli bir tercihini yansıtmayabilir. İşveren kaynaklı veya zorunlu kullanım, kişinin lehine açıklanabilir.

HAGB bir mahkûmiyet değildir; denetim süresi ve kararın güncel durumu önemlidir. KYOK, beraat ve düşme kararları kişi lehine niteliktedir. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığında masumiyet karinesi gözetilir; bu kararlar kişinin durumunu destekleyen unsurlar olarak öne sürülebilir.

Olumsuz işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. İlk adım tebliğ belgesini saklamak, gerekçeyi öğrenmek ve SGK hizmet dökümü ile çalışılan şirkete ilişkin belgeleri toplamaktır. Görev tanımı, süre ve iradi bağlantı somut belgelerle ortaya konulmalıdır.

Genel dava açma süresi, olumsuz işlemin yazılı tebliğinden itibaren 60 gündür ve hak düşürücü niteliktedir. Sözlü bildirimler süreyi başlatmaz. Sürenin kaçırılması hâlinde dava süre aşımından reddedilebilir; bu nedenle süre içinde harekete geçilmelidir.

SGK güvenlik soruşturmasının süresi; kurumun iş yoğunluğuna, yazışma trafiğine ve araştırmanın kapsamına göre değişir; tek bir kesin süre verilemez. Bu süre, dava açma süresiyle karıştırılmamalıdır. Olumsuz işlem tebliğ edildikten sonra genel olarak 60 gün içinde dava açılabilir.

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Emre ASAN

Av. Emre ASAN

Av. Emre Asan; idare hukuku, askeri ceza hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzmanlaşmıştır. TSK disiplin cezaları ve iptal davalarında profesyonel hukuki destek alın.

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.