Randevu Al

İletişim Bilgileri

Vazife Malullüğü Şartları ve Malullük Davası

Ana Sayfa Vazife Malullüğü Şartları ve Malullük Davası
Vazife Malullüğü Şartları ve Malullük Davası
  • Yayın Tarihi: 23.12.2025
  • Yazar: Av. Bilgehan UTKU

Vazife Malullüğü Şartları ve Malullük Davası: 2026 Güncel Rehber

Görev başında yaralanan veya bir hastalık sonucu çalışma gücünü kaybeden kamu görevlileri için vazife malullüğü, sadece bir emeklilik türü değil, devletin personeline sunduğu en kapsamlı sosyal güvencedir. Ancak "vazife malullüğü" hakkını kazanmak, sanıldığı kadar kolay değildir; SGK'nın katı sağlık kurulu raporları ve "vazife ile illiyet bağı" kriterleri birçok mağduriyete yol açmaktadır. 2026 yılı itibarıyla, hangi rahatsızlıklar vazife malullüğü sayılır? SGK başvurusu reddedilenler için idare mahkemesinde açılacak "Malullük Davası" nasıl kazanılır? Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve sivil memurlar için değişen güncel mevzuatı bu rehberde adım adım inceliyoruz.

Vazife malullüğü, kamu görevlilerinin görevlerini yaptıkları sırada veya görevlerinden dolayı bir kazaya uğramaları ya da bir hastalığa yakalanmaları sonucunda çalışma güçlerini kaybetmeleri durumudur. Genel malullükten en büyük farkı, burada bir "hizmet kusuru" veya "vazife etkisi" aranmasıdır. Yani kişinin sakat kalması veya hastalanması, doğrudan yürüttüğü kamu hizmetiyle bağlantılı olmalıdır. 2026 yılı hukuk dünyasında, bu bağlantının (illiyet bağı) kurulması davanın kazanılması için en kritik unsurdur.

Şartların başında, kişinin çalışma gücünün en az %60 oranında kaybedilmiş olması veya kendi vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücü kaybına uğraması gelir. Bu durum, tam teşekküllü hastanelerden alınacak sağlık kurulu raporlarıyla belgelenmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki; hastanenin "malul" demesi yetmez, SGK Sağlık Kurulu'nun bu raporu onaylaması şarttır. Eğer SGK, raporu usulden veya esastan reddederse, idari yargı süreci (iptal davası) kaçınılmaz hale gelir.

Vazife malullüğü sadece kaza anını değil, görevin sebep olduğu "meslek hastalıklarını" da kapsar. Örneğin, aşırı strese maruz kalan bir güvenlik görevlisinin yaşadığı kalp krizi veya teknik bir personelin maruz kaldığı kimyasal sızıntı sonucu oluşan hastalıklar bu kapsama girebilir. İdare hukukunda "tehlike ilkesi" gereği, memurun yaptığı iş ne kadar riskliyse, idarenin sorumluluğu ve vazife malullüğü kapsamı o kadar geniş yorumlanır.

Bir diğer şart ise, malullüğün "vazifeyi yaparken" meydana gelmiş olmasıdır. Göreve giderken veya görevden dönerken (servis araçları dahil) yaşanan kazalar da vazife malullüğü kapsamında değerlendirilir. 2026 yılındaki Danıştay içtihatları, "görevle bağlantı" kavramını oldukça esnek tutarak, memurun görev saati dışında olsa bile kurumuyla ilgili bir işi takip ederken uğradığı zararları da koruma altına almıştır.

Son olarak, vazife malullüğünde memurun kasıtlı bir kusurunun olmaması gerekir. Kişinin kendi canına kastetmesi veya ağır kusuru sonucu oluşan durumlar genellikle kapsam dışı bırakılır. Ancak idarenin "iş güvenliği önlemi" alma yükümlülüğü her zaman bakidir. Eğer idare ekipman sağlamamışsa, personelin hatası olsa bile vazife malullüğü hakkı doğabilir.

Vazife malullüğü davalarının %90'ı "illiyet bağı" (nedensellik bağı) noktasında kilitlenir. SGK, genellikle "hastalık bünyevidir" veya "kaza görevle ilgili değildir" diyerek başvuruları reddeder. Oysa hukuk devleti ilkesi, memurun görevi başında başına gelen her türlü olumsuzluğun devletin sorumluluğunda olduğunu varsayar. 2026 yılında mahkemeler, illiyet bağını saptarken sadece "doğrudan nedenlere" değil, "kolaylaştırıcı nedenlere" de bakmaktadır.

Örneğin, bir polis memurunun nöbet sırasında geçirdiği beyin kanaması SGK tarafından "genetik" denilerek reddedilebilir. Ancak açılacak malullük davasında; personelin o günkü çalışma saati, uykusuzluğu, maruz kaldığı stres ve hava şartları kanıtlanırsa, mahkeme bu genetik yatkınlığın "görev etkisiyle" tetiklendiğine hükmeder. Bu, "vazife malullüğü" ile "adi malullük" (normal emeklilik) arasındaki farkı belirleyen en ince çizgidir.

Hukuki süreçte illiyet bağını ispatlamak için sadece sağlık raporları yetmez. Olay anına dair tutulan "olay yeri görgü tespit tutanakları", tanık beyanları ve mesai çizelgeleri hayati önem taşır. Eğer kaza anında bir ihmal varsa, bu durum hizmet kusuruyla birleşerek personelin hakkını güçlendirir. Özellikle TSK ve Emniyet mensupları için 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu ile bu süreçler daha spesifik hale getirilmiştir.

2026 yılı yargı pratiğinde, "mobbing" (psikolojik taciz) sonucu oluşan ruhsal bozukluklar da vazife malullüğü kapsamına alınmaya başlanmıştır. Eğer memur, amirinin baskısı nedeniyle klinik bir depresyona girmiş ve bu durum iş yapamaz hale gelmesine neden olmuşsa, bu da bir "vazife etkisi" olarak değerlendirilebilir. Bu noktada, uzman psikiyatrist raporları ve kurum içi yazışmalar davanın seyrini değiştirir.

Özetle illiyet bağı, davanın kalbidir. SGK'nın "bünyevi" diyerek kestirip attığı dosyalar, idari yargıda ehil bilirkişiler (Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Heyetleri) tarafından incelendiğinde genellikle personelin lehine sonuçlanmaktadır. Bu süreçte pes etmemek ve hukuki argümanları doğru kurgulamak şarttır.

Vazife malullüğü hakkından yararlanmak isteyen kamu görevlisi, öncelikle kendi kurumuna veya doğrudan SGK Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı'na başvurmalıdır. Başvuruda, malullüğü kanıtlayan tüm sağlık kurulu raporları ve olaya dair idari tahkikat raporları sunulmalıdır. SGK bu dosyayı inceleyerek "Vazife Malulü" olup olmadığınıza karar verir. Ancak bu sürecin aylarca, bazen yıllarca sürebileceği unutulmamalıdır.

SGK başvuruyu reddederse, size tebliğ edilen karara karşı 60 gün içinde İdare Mahkemesi'nde iptal davası açma hakkınız doğar. Ancak dava açmadan önce SGK Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz etmek de bir yoldur. 2026 yılı hukuk stratejilerinde, genellikle doğrudan dava açmak yerine bu itiraz yolunun tüketilmesi, davanın "usulden reddedilmemesi" ve zaman kazanılması açısından daha profesyonel bir hamledir.

Eğer ret kararı "sağlık raporunun yetersizliği" üzerinedir ise, mahkeme süreci başladığında hakim sizi yeniden bir "Hakem Hastane"ye veya Adli Tıp Kurumu'na sevk edecektir. Mahkeme aşamasındaki bu rapor, SGK'nın kendi kurullarının verdiği raporlardan daha üstündür. 2026 yargı sisteminde, "çelişkili raporlar" durumunda üniversitelerin tıp fakültelerinden alınan heyet raporları nihai karar için belirleyici olmaktadır.

Başvuru ve itiraz sürecinde en çok yapılan hata, eksik evrakla başvuru yapmaktır. Özellikle "vazife malullüğü tutanağı" kurum tarafından eksik doldurulmuşsa veya olay "adi bir kaza" gibi gösterilmişse, SGK'nın reddetmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, henüz başvuru aşamasındayken bir hukukçu görüşü almak, ileride açılacak davanın temelini sağlamlaştırır.

Unutulmamalıdır ki, vazife malullüğü talebi için belirli bir zaman aşımı süresi olsa da (kural olarak 5 yıl), durumun "sürekli" olması nedeniyle her zaman yeni bir raporla başvuru yapmak mümkündür. Ancak geçmişe dönük maaş farklarını alabilmek için sürelerin takibi hayati önem taşır.

SGK'nın ret kararına karşı açılan iptal davası, aslında bir "hakkın teslimi" davasıdır. İdare mahkemesi, SGK'nın "malul değildir" veya "vazife ile ilgili değildir" kararının hukuka uygun olup olmadığını denetler. Bu davada mahkemeden istenen şey; SGK kararının iptali ve davacının vazife malulü olduğunun tespiti ile yoksun kaldığı mali hakların faiziyle ödenmesidir.

Dava dilekçesinde, personelin kaza veya hastalık öncesindeki sağlık durumu ile sonrasındaki durum arasındaki fark net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Eğer memur "vazife malulü" sayılırsa; kendisine malullük aylığı bağlanır, derece ve kademe ilerlemesi yapılır, ek gösterge hakları korunur ve en önemlisi "Vazife Malullüğü Tazminatı" alma hakkı doğar. 2026 yılındaki güncel tazminat miktarları, personelin engel oranına göre oldukça yüksek meblağlara ulaşmaktadır.

Mahkeme aşamasında "Yürütmenin Durdurulması" (YD) talebinde bulunmak, davanın başında mali hakların ödenmeye başlamasını sağlayabilir; ancak malullük davalarında teknik rapor beklendiği için YD kararı verilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Davanın ortalama sonuçlanma süresi, bilirkişi raporlarının hızına bağlı olarak 12 ile 18 ay arasında değişmektedir. Bu süreçte davanın istinaf (Bölge İdare Mahkemesi) ve Danıştay aşamaları da titizlikle takip edilmelidir.

Vazife malullüğü davası kazanıldığında, idare sadece maaş bağlamakla kalmaz, personelin haksız yere mahrum kaldığı tüm geçmiş dönem aylıklarını yasal faiziyle birlikte topluca öder. Ayrıca, harp malullüğü veya terörle mücadele kapsamındaki malullüklerde, aileye tanınan istihdam hakları ve kira yardımı gibi ek sosyal imkanlar da devreye girer. 2026 yılında bu haklar, "Sosyal Devlet" ilkesi gereği daha da genişletilmiştir.

Davanın kaybedilmesi durumunda ise (sağlık raporunun olumsuz gelmesi gibi), kişinin "adi malullük" şartlarını taşıyıp taşımadığı mahkemece re'sen (kendiliğinden) incelenmelidir. Eğer kişi vazife malulü değilse bile, en azından normal malullük emekliliğine sevk edilerek sosyal güvencesiz bırakılmaması sağlanır.

2026 yılı mevzuatında, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve Emniyet personeli için "Harp Malullüğü" statüsü, vazife malullüğünün en üst basamağıdır. Harp malulleri, sadece maaş değil; "tütün ikramiyesi", "ücretsiz ulaşım", "eğitim yardımı" ve "konut kredisi" gibi ayrıcalıklı haklara sahiptir. Terörle mücadele sırasında yaralanan yedek subay, erbaş ve erler de bu kapsamda değerlendirilir.

Terörle mücadele kanunu (3713 sayılı Kanun) kapsamında malul olanlar için illiyet bağı araştırması çok daha hızlı yürütülür. Devlet, "vatan hizmeti" sırasında sakatlanan evlatlarını korumak adına bu süreçteki ispat yükünü idareye yüklemiştir. Ancak bazen "psikolojik harp" veya "travma sonrası stres bozukluğu" (PTSD) yaşayan personelin malullük talepleri SGK tarafından reddedilebilmektedir. 2026 yılı yargı trendleri, "görünmez yaralar" olarak tabir edilen bu psikolojik rahatsızlıkları da artık vazife malullüğü kapsamında kabul etmektedir.

Sivil memurlar için de vazife malullüğü hakları mevcuttur. Örneğin, bir öğretmen okul yolunda trafik kazası geçirdiğinde veya bir belediye işçisi görev başında yaralandığında vazife malulü sayılabilir. Ancak sivil memurlarda illiyet bağının ispatı, askeri personele göre bazen daha zorlayıcı olabilmektedir. Bu noktada kurum içi tutanakların önemi bir kez daha ortaya çıkar.

Vazife malulü olan personelin, malullüğü devam ederken başka bir işte çalışıp çalışamayacağı da sıkça sorulan bir sorudur. 2026 yılı güncel düzenlemelerine göre, belirli derece altındaki maluller, aylıkları kesilmeksizin bazı özel sektör işlerinde çalışabilirler. Ancak bu durumun SGK'ya bildirilmesi ve hukuki sınırların iyi bilinmesi gerekir.

1. Vazife malullüğü başvurusu ne kadar sürede sonuçlanır? İdari başvuru süreci SGK'da genellikle 6-12 ay arası sürer. Davaya dönüşmesi durumunda ise yargılama süreci 1.5 - 2 yılı bulabilir.

2. %40 engelli raporum var, vazife malulü olabilir miyim? Vazife malullüğü için kural olarak %60 çalışma gücü kaybı veya "vazifesini yapamaz" raporu gerekir. %40 raporu ile ancak belirli şartlarda "engelli emekliliği" haklarından yararlanılabilir.

3. Görevden ayrıldıktan sonra vazife malullüğü davası açılabilir mi? Evet. Malullüğün görevdeyken meydana gelen bir olaydan kaynaklandığı tıbbi olarak kanıtlanabiliyorsa, emekli olduktan veya istifa ettikten sonra da dava açılabilir.

4. Malullük aylığı bağlandıktan sonra iyileşirsem ne olur? SGK belirli aralıklarla "kontrol muayenesi" isteyebilir. Eğer malullük durumu ortadan kalkmışsa aylık kesilebilir. Ancak "vazife malullüğü" genellikle kalıcı hasarlarda verildiği için bu durum nadirdir.

Vazife malullüğü ne demek- Vazife Malullüğü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47'nci maddesinde tanımlanmıştır. Kanunda sigortalı hakkında vazife malulü kararı verilebilmesi gereken hususlar düzenlenmiş ve ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olan kamu görevlisinin yani memurun kanunun 25'inci maddesinde belirlenen esaslara göre hakkında malullük verilmesine esas teşkil eden çalışma gücünün en az %60 oranında kaybedilmesi ya da vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünün kaybedilmesi vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olmasına vazife malûllüğü ve bu sigortalılara da vazife malûlü olarak tanımlanmıştır. 

Vazife malüllüğü verilmemesi durumunda açılacak dava idari işlemin iptali davasıdır. İdari işlemin iptali davası açılıp da dava olumsuz sonuçlanırsa nihai karar idari yargıda istinaf başvurusu sonrasında ortaya çıkacaktır. Ancak buradan da olumsuz sonuç alınması demek doğru karar verildiğini göstermemekte olup, mücadeye devam edilmesi bakımından Anayasa mahkemesi bireysel başvuru yoluna gidilmesi gerekecektir. Konu hakkında memur davalarına bakan avukatınızdan hukuki destek almanızı ve süreç hakkında bilgi edinmenizi önemle tavsiye ederiz.

BUNU DA BİL; Vazife malulü olmak için yapılan başvurunun SGK tarafından reddi durumunda ret işlemi bir idari işlemdir ve idari işlemin iptali davasına hakim olunması şarttır. Konu hakkında ayrıntılı bilgi için avukatınıza danışmanızı tavsiye etmekle birlikte aşağıdaki videoyu izleyerek genel kapsamıyla bilgi alabilirisiniz.

Vazife malülü nasıl olunur- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47'nci maddenin, madde metnininden de anlaşılacağı üzere vazife malulü sayılabilmek için bazı olumlu ve olumsuz şartlar belirlenmiştir. 
Olumlu şartlar başlığı altında; 

BUNU DA BİL; Vazife malullülüğü davalarında ihtiyaca göre duruşma talep edilmektedir. Konu hakkında aşağıdaki videomuzu izlemenizi tavsiye ederiz.

Kişinin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kamu personeli olması gerekmektedir. Ancak 5434 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan ve vazife malullüğü aylığının düzenlenmesine ilişkin 56'ncı maddesinde, 5510 sayılı Kanunun 6'ncı maddesine göre sigortalı sayılmayan "Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencileri"nin de vazife malullük hali düzenleme altına alınarak bu kişiler hakkında da vazife malullüğüne karar verilebilecektir. Buna göre, “Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde kendilerine, ... aylık bağlanır” denilerek sigortalı sayılmamalarına rağmen vazife malullüğü aylığı bağlanacağı düzenlenmiştir. Silah altına alınan yükümlü, yedek ve gönüllü erlerin “silah altında bulundukları esnada” ya da “celp ve sevkleri sırasında” yani birliklerine katılmaları için gönderildikleri süre içinde ve askerlik yükümlülüğünün/hizmetinin bitiminde birliklerinden ikametlerine gönderildikleri süre içinde; yedek subay ve yedek astsubay öğrencilerinin de yedek subay ve yedek astsubay eğitimi süresi içerisinde bulundukları sırada malulüliyete esas teşkil edecek hususun vuku bulması gerekmektedir. Nitekim Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1'inci Dairesinin vermiş olduğu kararda da görüleceği üzere; “OHAL Bölgesinde konvoy halinde bir bölgeye intikal edilirken müteveffa erin içinde bulunduğu askeri aracın yaptığı trafik kazası sonucu vefat etmesi, vazifenin sebep ve etkisiyle olduğu gibi, bu bölgedeki erat takviyesi amacıyla teşkil ettirilen araç konvoyu intikallerinin iç güvenlikle ilgili bir faaliyet olması karşısında, davacı babaya vazife malullüğü aylığı bağlanması gerekir” şeklinde karar verilerek celp dönemi sevk sırasında yükümlü erin vefat etmesi vazife sırasında ve vazife sebebiyle olduğu gerekçesiyle vazife malullüğü olarak değerlendirilmiştir. 

Kanunun 4/1-(c) kapsamında olan memurun çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünün kaybetmesinin tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumunca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı belgeler incelenerek sigortalı hakkında Kurumca malullük kararı verilmesidir. Sigortalının ilk defa göreve başlamasından sonra vazife malullüğüne esas teşkil eden durumun gerçekleşmesi gerekmekle birlikte sigortalının ilk defa göreve başlamasından önce çalışma gücünün az %60’ını veya vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü kaybettiği önceden veya daha sonrasında tespit edilirse vazife malulü sayılamayacaktır.

5510 sayılı kanunun 25'inci maddesinde düzenlenen malullüğün vazife malullüğü olarak değerlendirebilmesi için kanunda sayılan hallerden birisine uygun olarak meydana gelmesi gerekmektedir. Eğer kanunda belirtilen haller içerisinde değilse (5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ifadesiyle adi maluliyet) vazife maluliyeti hükümleri uygulanamayacaktır. Kanunun 47'nci maddesinde belirlenen haller;
a) Vazifelerini yaptıkları sırada, 
b) Vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden, 
c) Kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken, 
d) İdarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında 
e) İşyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olması olarak sınırlandırılmıştır. 
Sigortalının kanunda belirtilen bu sınırlı haller dışında malulüyetine karar verildiyse daha öncede ifade ettiğimiz üzere vazife malulü kararı verilemeyecektir. 
Yukarıda belirtmiş olduğumuz hususların yanı sıra önemli diğer nokta ise malulüliyete sebebiyet veren hususun hem vazifenin yapılması sırasında hem de vazifenin neden ve etkisiyle ortaya çıkması gerekmektedir. Bu iki durum birlikte gerçekleşmediği takdirde vazife malullüğü tesis edilemeyecektir. Nitekim Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1'inci Dariresinin 178/662 sayılı kararında " İzinli olduğu sırada, askeri tesislerde boğulma tehlikesi geçiren kişinin, vazifenin sebep ve etkisi olmaksızın maluliyete uğradığı anlaşıldığından, sebep ikamesi yoluyla davanın reddine karar verilmesi gerekir" şeklinde hüküm kurarak vazifenin sebep ve tesirinin olmadığı gerekçesiyle malulüyet gerçekleşmediğine karar vermiştir. Aynı daire bir başka kararında ise; "Su kanalında boğulmakta olan er arkadaşını kurtarmak maksadıyla suya atlayan ancak yüzme bilmediği için kendisi de boğulan asker, vazifenin sebep ve tesiri ile
zarara uğramış kabul edileceğinden vazife malullüğü halinin kabulü gerekir" şeklinde hüküm tesis ederek vazifenin sebep ve tesirinin malulüyete etkisi sebebiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Kanunda belirtilen ve kişinin malulüyetinin vazife malulü çerçevesinde değerlendirilmesi için aranılan hususlar hakkında açıklama yapmak gerekirse;
- Vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden: Sigortalı, kendi kurumunun talebi doğrultusunda asli görevi dışında kalan, kendi kurumuna veya başka bir kuruma ait, yetkili amiri tarafından verilen işi yerine getirirken malul hale gelirse, vazife malulü sayılır. 
- Kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken; Diğer hususlarda olduğu gibi, burada da kurumların menfaatini korumak ve yapılan iş nedeniyle malul kalmak unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Nitekim AYİM 1'inci Dairesi "Davacı vekili, müteveffanın davranışının “Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş sayılması” gerektiğini ileri sürmekteyse de; sadece yetkili uzman ve yetişmiş kişilerin yapması gereken tehlikeli bir işin ifasında, kendisini görevli sayan bir erin bu şekildeki davranışının anılan yasa hükmü çerçevesinde değerlendirilebilmesine hukuken imkan olmadığı gibi, bu davranışın “kurumun menfaatini korumak” amacına matuf olduğunu da söyleyebilmeye imkan görülmemiştir" şeklinde karar vererek kurumun menfaatinin olmasını somut olaya göre değerlendirmiştir. Ayrıca Vazife Malullüklerini Belirten Usul Ve Belgeler Hakkında Tüzüğü'nün 3/b maddesine göre; Kurumların menfaatini vazifesi dışında kendiliğinden korunmayı gerektiren sebep ve zarureti, ilgilinin mensup olduğu kurumun, yetkili amirinin, kurumun menfaatini korumak maksadının kabulünü ifade eden yazısının dosyaya eklenmesi gerekliliği düzenlenmiştir. 
- İşyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olması; Malullüğe yol açan olayın işe başlamadan önce, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra meydana gelmesi farklılık oluşturmamakla birlikte, malullüğün işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olması ve işyeri sınırları içinde meydan gelen olay nedeniyle oluşması gerekmekle birlikte yine yargı kararlarında işin etkisi ve tesirinin malulüyete esas teşkil edip edilmediğini somut olaya göre değerlendirilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur. Danıştay 10'uncu Daire'nin kararında "Yemekhanede üzerine ispirto dökülen davacılar murisinin ahçıbaşının elbiselerini değiştirmesi yolundaki uyarısına rağmen avluya çıktığı ve avluda sigara içmek isterken, arkadaşının sigarasını ve ispirtonun tutuşması sonucu yandığı, kaldırıldığı hastanede öldüğü dosyanın incelenmesinden anlaşılmakta olup, bu haliyle ölüm olayının görevin neden ve etkisiyle meydana geldiğini kabule olanak bulunmamaktadır" şeklinde hüküm kurarak görevin etkisi ve tesirinin malulüyetin tespitinde belirleyici unsur olduğunu vurgulamıştır.
- İdarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında; öncesinde de sıkça üzerinde durduğumuz üzere, kişilerin vazife malulü sayılabilmesi sadece kanunda belirtilen hususların meydana gelmesi değil aynı zamanda malulüyete esas teşkil edecek olayın vazifenin neden ve tesiriyle meydana gelmiş olması gerekmektedir. 

Olumsuz şart olarak ise vazife malullüğüne esas teşkil edecek olayın; Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan, Mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, Yasak fiilleri yapmaktan, İntihara teşebbüsten, Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme amacıyla doğmuş olmaması gerekmektedir. Malulüyete sebebiyet veren durum kanunda sayılan bu hallerden dolayı doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında da vazife malûllüğü hükümleri uygulanamamaktadır. Kanunda sayılan bu durumların vazife malulüyetine engel olması temelinde, “hiçbir kimsenin kendi kusuruna veya meşru olmayan bir duruma dayanarak hak edinemeyeceği” yönündeki genel hukuk ilkesi gereğidir. 

Vazife malullüğü başvuru zamanaşımı- Kamu idareleri vazife malûllüğüne sebep olan olayı, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, Kuruma da en geç onbeş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kuruma bildirim, aynı süre içerisinde sigortalılar veya hak sahiplerince de yapılabilir. 
Kuruma bildirim süresi;
a) Vazife malûllüğüne sebep olan olayın meydana geldiği tarihten,
b) Hastalıklarının sebep ve mahiyetleri dolayısıyla haklarında vazife malûllüğü hükümleri uygulanacaklar için, hastalıklarının tedavisinin imkânsız olduğuna dair düzenlenen kati raporun onay tarihinden,
c) Esirlik ve gaiplik hallerinde ise, bu hallerin sona erdiği tarihten başlar.
Süresi içerisinde bildirimde bulunulan vazife malûllüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da malûliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır.
Vazife malûllüğü süresi içerisinde bildirilmeyen sigortalılara; kamu idareleri ya da sigortalılar veya hak sahiplerince sonradan yapılacak bildirim üzerine, vazife malûllüklerinin belgelenmesi ve müstahak olmaları şartıyla, bu Kanunun zamanaşımı hükümleri dikkate alınmak suretiyle vazife malûllüğü aylığı bağlanır veya bağlanmış olan aylıklar düzeltilir. Bu durumda sigortalı veya hak sahiplerine bağlanacak aylık ya da aylık farklarının, vazife malûllüğünün bildirildiği tarihe kadar olan toplam tutarı Kurumca ilgili kamu idaresine ödettirilir. Vazife malullüğü hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğramaktadır. 

Polis vazife malullüğü- Vazife Malullüğü daha öncesinde de izah ettiğimiz üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47'nci maddesinde belirtilen hususlar çerçevesinde tespit edilmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan personelin görev ve hizmetin özel durumu sebebiyle vazife malullüğünün tespitinde farklı koşullar bulunmaktadır. Bu kapsamda 5510 sayılı kanunun 25'inci maddesinde belirlenen esaslara göre hakkında malullük verilmesine esas teşkil eden çalışma gücünün en az %60 oranında kaybedilmesi ya da vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünün kaybedilmesine yönelik malulüyet kararı Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında verilecektir. Söz konusu yönetmelik Emniyet Teşkilatı okulları öğrenci alımında, öğrencilikte, Emniyet Teşkilatı kadrolarına yapılacak ilk atamalarda, öğrencilikten veya memuriyetten ayrıldıktan sonra yeniden öğrenciliğe veya memuriyete geri dönüşlerde, Emniyet Hizmetleri Sınıfı dışında kalan diğer hizmet sınıflarına yapılan açıktan atamalarda ve naklen atamalarda, memuriyette olduğu gibi malullük ve vazife malullüğünde, vazife malulü olarak çalışmaya devam etme durumunda, hizmet sınıfı değişikliklerinde aranacak sağlık şartlarını, giriş raporu ve son durum-dilim belirtir sağlık kurulu raporu alınmasını, bu raporların ayrıntılarını ve bu raporlara göre yapılacak işlemlere ilişkin hususları düzenlemektedir. 
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin "Vazife malullüğü, vazife malulü olarak çalışmaya devam etme ve idari polislik" başlıklı 17'nci maddesinde; Emniyet Teşkilatında bütün hizmet sınıflarında görev yapan personelden görevleri sırasında veya görevlerinden dolayı uğradıkları kaza veya saldırı sebebiyle ya da görevin sebep ve tesiri ile yaralanan veya sakat kalanlar ile Emniyet Teşkilatında bütün hizmet sınıflarında görev yapmakta iken fiili askerlik görevini ifa etmek üzere aylıksız izne ayrılanlardan, askerlik hizmetini ifa ederken görevin sebep ve tesiri ile yaralanan veya sakat kalan personelin tedavileri sonrasında personelin vazife malullüğü talebi olması durumunda haklarında vazife malullüğü kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Personel hakkında vazife malullüğü kararı verilebilmesi için söz konusu yönetmelikte belirtilen hususlar 5510 sayılı kanunun 47'nci maddesinde belirtilen şartların tekrarı olmakla birlikte personel hakkında malulüyet tespitinde yönetmeliğin ekli "Emniyet Teşkilatına Alınacak Öğrenciler ve Memurlar Hakkında Düzenlenecek Sağlı Raporu" düzenlemesi esas alınacaktır. Hastalık listesine göre C, D ve E dilimi sağlık şartlarını taşıyan personelin sağlık dosyaları, değerlendirilmek ve karara bağlanmak üzere Personel Dairesi Başkanlığı aracılığı ile Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilmekte, Kurum tarafından ise 5510 sayılı kanunun 47'nci maddesi kapsamında malullük durumu incelenerek personel hakkında karar verilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu verilen karardan sonra personel vazife malulü olarak emekliye ayrılabileceği gibi hakkında vazife malullüğüne karar verilipte vazife malulü olarak çalışmaya devam edenler birimlerinin faal görevleri dışında kalan diğer görevlerde sivil olarak çalışabilme imkanı bulunmaktadır. Aynı zamanda Sosyal Güvenlik Kurumunca vazife malullüğü ile birlikte vazife malulü olarak çalışmaya devam edebileceğine karar verilen personlin talebi halinde; Emniyet Hizmetleri Sınıfı personel idari polisliğe veya durumlarına uygun kadrolara, Emniyet Hizmetleri Sınıfı harici diğer hizmet sınıflarındaki personel ise durumlarına uygun kadrolara Genel Müdür onayı ile atamaları yapılabilmektedir. Ancak psikiyatrik hastalıklar açısından D dilim sağlık şartlarını, tüm branşlar için E dilimi sağlık şartlarını taşıyan Emniyet Hizmetleri Sınıfı personel idari polisliğe aktarılamamaktadır.

TSK vazife malullüğü- Milli Savunma Bakanlığı bağlısı kuvvet komutanlıkları ve İçişleri Bakanlığı bağlısı Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde görev yapan askeri personelin malulüyet hükümleri hakkında 5510 sayılı Kanunun 47'nci maddesinde belirtilen hususlar geçerli olmakla birlikte, personel hakkında 25'inci madde gereği malulüyet tespiti yapılabilmesi için "Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı Ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği"nde belirtilen esaslar dikkate alınmaktadır.  Vazifenin sebep ve tesiriyle yaralanan veya hastalanan personelin sağlık durumu hakkında, heyete çıkarıldığı tarihteki sınıf veya branş ve rütbesi esas alınarak haklarında “Sınıfı veya Branşı Görevini Yapamaz”, “Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz”, “Jandarma Genel Komutanlığında Görev Yapamaz” veya “Sahil Güvenlik Komutanlığında Görev Yapamaz” kararlı sağlık raporu düzenlenenlerin vazife malullüğü kararı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 47'nci madde çerçevesinde değerlendirilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hakkında vazife malullüğü kararı verilenler vazife malulü olarak emekli olabilecekleri gibi 
Vazifenin sebep ve tesiriyle haklarında “Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz”, “Jandarma Genel Komutanlığında Görev Yapamaz” veya “Sahil Güvenlik Komutanlığında Görev Yapamaz” raporu düzenlenenlerden yeniden göreve dönmek isteyenler bağlı bulunduğu Kuvvet Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığına başvurabilir. Başvurulan Kuvvet Komutanlıklarınca göreve dönmesinin uygun olacağı değerlendirilen personelin dosyası yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilmek üzere Millî Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığına gönderilir. Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca göreve dönmesinin uygun olacağı değerlendirilen personelin dosyaları ise bu Komutanlıkların ilgili birimleri tarafından yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilir. Sevk yazısında bu kişilerin görevlendirilecekleri yerlerde çalışmaya uygun olup olmadığının tayin edilmesi ve “Belirtilen Görevleri Yapar” veya “Belirtilen Görevleri Yapamaz” şeklinde karar verilmesi ve kontrol muayenelerinin hangi aralıklarla yapılacağının belirtilmesi istenir. “Belirtilen Görevleri Yapar” kararı alanlar, raporları Sosyal Güvenlik Kurumunca onaylandıktan sonra başvuranın bağlı olduğu kuvvete göre Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı onayını müteakip ilgili komutanlık tarafından uygun göreve atanır ve bu durum Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmektedir. 

Vazife malullüğü itiraz davası- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47'nci maddesinde belirtilen ve vazife malullüğü için aranılan şartları taşımakla birlikte kuruma yapılan başvurunun reddi durumunda idari yargı mercilerine yapılan idari işlemin iptali davası açabilme hakkı bulunmaktadır. Kanunda sayılan olumlu şartların varlığına rağmen ya da olumsuz şartlar içerisinde belirtilen hususların vazife malulüyetine sebep gösterilen olayda gerçekleşmemiş olmasına rağmen  kurum tarafından hatalı şekilde başvurunun reddine karar verilebilmektedir. Bu durumda sigortanın şartları sağlayıp sağlamadığı incelenmesi gerektiği gibi kanunda belirtilen olumsuz şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Sigortalının kanunda aranılan hususların yerine getirilmediği varsayılarak vazife malül sayılma başvurusu reddedilirse kararın kendisine tebliğinden ya da başvurusu 60 gün içerisinde cevapsız bırakılırsa zımnen reddildiği bu tarih itibariyle 60 gün içerisinde idare yargı merciilerinde kararın iptalini isteme hakkı bulunmaktadır. İdari yargı merciilerinde açılacak davalarda 60 günlük süre zamanaşımı süresi olduğundan ve hak kaybına sebebiyet vereceğinden ayrıca vazife malul sayılma talebinin özelliği nedeniyle bu davalarda uzman bir idare hukuku avukatı ya da idari dava avukatı ile takip edilmesi yerinde olacaktır. 

Buna ilişkin olarak polis vazife malulü ne demek, asker vazife malulü nasıl olunur, vazife malullüğü şartları gibi soruların cevaplarını bu konunun uzmanı idare hukuku avukatlarından bulabilirsiniz.

T.C. ANKARA
2. İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO

KARAR NO

DAVACI           

VEKİLLERİ        Av. Bilgehan UTKU

DAVALI

VEKİLİ

:Davacı tarafından, 19.10.1996 tarihinde Hakkari ili, Şemdinli ilçesi, Tank J.Snr.Tb.Kh. Ve Ds.Bl. Komutanlığı emrinde jandarma er olarak askerlik görevini yaptığı sırada silahla yaralanması nedeniyle vazife malullüğü aylığı talebi üzerine malul olmadığından bahisle 5434 sayılı Kanun'un vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına dair Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 07.01.2022 tarih E.74.785.184 sayılı işleminin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

Dava, davacı tarafından, 19.10.1996 tarihinde Hakkari ili, Şemdinli ilçesi, Tank J.Snr.Tb.Kh. Ve Ds.Bl. Komutanlığı emrinde jandarma er olarak askerlik görevini yaptığı sırada silahla yaralanması nedeniyle vazife malullüğü aylığı talebi üzerine malul olmadığından bahisle 5434 sayılı Kanun'un vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına dair Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 07.01.2022 tarih E.74.785.184 sayılı işleminin iptali ile mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 4. maddesi uyarınca olayda uygulanan 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 44. maddesinde; “Her ne sebep ve surette olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıkları yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (malül) denir ve haklarında bu Kanun’un malullüğe ait hükümleri uygulanır” hükmü yer almış, yine bu Kanun’un 45. maddesinde ise; “44. maddede yazılı malullük; a) iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa, b) vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken o işten doğmuş olursa, c) kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi 

şartıyla), ç) fabrika, atelye vb. işyerlerinde işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden veya çalışma konusunda ileri gelen kazadan doğmuş olursa, buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denir” kuralına; 52.maddesinde; "Vazife malullükleri 6 derecedir. Bu malullüklerin nevileriyle dereceleri tüzükle belirtilir. Tüzükte gösterilenler dışında görülecek malullüklerin hangi dereceye girecekleri sağlık kurulunca tayin olunur." kuralına, 56. maddesinde de, “Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,%70'i üzerinden aylık bağlanır. Bu suretle bağlanacak aylıklarına, maluliyet derecelerine göre, 55 inci maddede gösterilen nispetlerde zam yapılır. Askerlik vazifesini veya yedek subaylık hizmetini başkasının yerine yaptığı anlaşılanlara aylık bağlanmaz.” kurallarına yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, Hakkari ili, Şemdinli ilçesi, Tank J.Snr.Tb.Kh. Ve Ds.Bl. Komutanlığı emrinde jandarma er olarak askerlik görevini yaptığı sırada 19.10.1996 tarihinde Van konvoyunda personel emniyeti için kullanılan silahları konvoy dönüşü J.Onb. İ.B ile birlikte depoya taşıdıkları esnada depoda mal sorumlusu J.Astsb.Bçvş. Y.Y tarafından bakımı yapılarak masanın üzerine bırakılan banetta marka tabancayı eline alarak oynadığı sırada J.Onb.İ.B'nin "silahla oynama bir kaza çıkar, bana ver" diyerek elini uzatarak tutuğunu zannederek bıraktığı esnada yere düşen horozu açık olan silahın kazaen ateş alması sonucu yaralandığı, Kızılay Şemdinli Seyyar Hastanesinde yapılan ilk müdahalesinin ardından Hakkari 30 Yataklı Seyyar Cerrahi Hastanesine oradan da sevkedildiği Diyarbakır Asker Hastanesinde yapılan tedavisinin ardından verilen toplam 20 günlük istirahat ve 3,5 aylık hava değişimi bitimi birliğine katılarak normal askerlik hizmet süresi sonunda 26.12.1997 tarihinde terhis edildiği, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde Kurum kayıtlarına geçen dilekçesiyle bu olay nedeniyle kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinde bulunulduğu, davalı idarece davacının rahatsızlığında görevinin neden ve etkisi bulunup bulunmadığı yönüyle Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 05.02.2021 tarih ve 983 sayılı Teşhis hanesinde; "S72.3-Femur Şaft Kırığı (kaynamış Distal Femur Kırığı), L90.5-Derinin skar durumları ve fibrozisi, M.25.60-Eklem sertliği, başka yerde sınıflanmamış, birden fazla yer (Sol Diz ve Sol Kalça Eklem Sertliği", Karar hanesinde; "TSK SYY A/25 F-10, A/58 F-1'e UYAR" ibareli raporu ve Kızılay Şemdinli Seyyar Hastanesinin 19.10.1996 tarihli raporu Sağlık Kurulunca incelenerek 18.03.2021 tarih ve 1592 sayılı karar ile, davacının "1-05.02.2021 tarihinde almış olduğu rapordaki hastalığının daha önce olay tarihinde tedavi gördüğü Kızılay Şemdinli Seyyar Hastanesince düzenlenen 19.10.1996 tarihli geçici rapordaki ve Diyarbakır Asker Hastanesince düzenlenen hasta belgelerindeki hastalığının devamı olduğuna ve hastalığının olay tarihi olan 19.10.1996 tarihindeki yaralanma nedeniyle meydana geldiğine, 2) Malul olmadığına" şeklinde karar verildiği, ardından davacının durumu Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca tekrar incelenerek 08.07.2021 tarih 787 sayılı karar ile "vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına" şeklinde karar verildiği, akabinde davacıya süreç izah edilerek tarafına vazife malullüğü aylığı bağlanması imkanı bulunmadığı ve sağlık kurulu kararına karşı itiraz etmesi halinde durumunun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca incelenebileceğinin bildirildiği, davacı tarafından 11.11.2021 tarihinde davalı idareye verilen dilekçe ile, askerlik görevini 

yapmakta iken ateşli silah ile yaralanması sonucunda mermi çekirdeğinin sol diz kapağı içinde kaldığı, tıbbi müdahale ile çıkarılmasının hayati tehlike oluşturduğu, mermi çekirdeğinin bulunduğu bölgenin hareket kısıtlılığına neden olduğu, hakkında 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca vazife malullüğü hükümleri uygulanarak vazife malullüğü aylığı bağlanması istemi belirtilerek Sağlık Kurulunca hakkında verilen karara itiraz edilerek durumunun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca incelenmesinin talep edildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 15.12.2021 tarih 2021/21479 sayılı kararı ile, "05/02/2021 tarihli rapordaki hastalığının daha önce olay tarihinde tedavi gördüğü Kızılay Şemdinli Seyyar Hastanesince düzenlenen 19.10.1996 tarihli geçici rapordaki ve Diyarbakır Asker Hastanesince düzenlenen hasta belgelerindeki hastalığının devamı olduğuna ve hastalığının olay tarihi olan 19/10/1996 tarihindeki yaralanma nedeniyle meydana geldiğine, malul olmadığına" şeklinde karar verildiği, Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 07.01.2022 tarih E.74.785.184 sayılı işlemi ile, "sağlık kurulunca daha önceki kararlarında değişiklik olmadığına karar verildiğinden hakkınızda yapılacak işlem bulunmamaktadır " şeklinde cevap verilerek davacıya bilgi verilmesi üzerine, bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, erlerin silah altında bulundukları sırada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında askerlik görevlerinin sebep ve tesiri ile yaralanmaları veya sakatlanmaları halinde vazifelerini yapamayacak duruma gelenler hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanarak vazife malulü aylığı bağlanması hükme bağlanmıştır.

Uyuşmazlığa konu olayda, davacının davacının malul olup olmadığına, varsa maluliyet oranının ne olduğuna, maluliyetinin (19.10.1996 tarihinde Hakkari ili, Şemdinli ilçesi, Tank J.Snr.Tb.Kh. Ve Ds.Bl. Komutanlığı emrinde jandarma er olarak askerlik görevini yaptığı sırada yere düşen horozu açık olan silahın kazaen ateş alması sonucunda yaralanmasının) görevinin neden ve etkisiyle meydana gelip gelmediğine yönelik sağlık raporu düzenlenmesi amacıyla Mahkememizin 02.02.2023 tarihli ara kararı ile daha önce alınan raporlarda eklenerek Ankara SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesine karar verildiği, bu karar gereğince hakem hastane olarak tayin edilen Ankara SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından gerekli tıbbi muayene yapılarak, 14.04.2023 tarih ve 4670 sayılı sağlık kurulu raporunda tanı kısmında " S72.9- Femur kırığı, yer tanımlanmamış (Opere Sol)" karar kısmında " Opere Sol Femur Açık Kırığı %5 Özür oranı mevcut. Hastanın dosyasındaki belgelere göre görev esnasında olmuştur" yönünde karar verildiği görülmektedir.

Bu durumda, davacının askerlik görevini ifa etmekte iken görevin neden ve etkisiyle yaralandığı ve bu yaralanmaya bağlı olarak malul olduğu Ankara SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık kurulu raporu ile sabit olduğundan; davacının vazife malullüğü aylığı talebi üzerine malul olmadığından bahisle 5434 sayılı Kanun'un vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğuna ilişkin kural gereğince, hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı vazife malulü aylıklarının davalı idareye başvuru tarihinden (11.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davanın kabulü ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan vazife malulü aylıklarının idareye başvuru tarihinden (11.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,

T.C.
ANKARA
16. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO         :
 2021/...
KARAR NO         : 2022/...

DAVACI             : ...
VEKİLİ             
: AV. BİLGEHAN UTKU- AV EMRE ASAN
DAVALI             : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
VEKİLİ             : AV...
DAVANIN ÖZETİ         : Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde uzman onbaşı olarak görev yapmakta iken sağlık nedeniyle sözleşmesi feshedilen davacı tarafından, vazife malulü sayılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte
ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :Dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu savunularak davanın reddine karar verilmesi İstenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara 16. İdare Mahkemesi'nce, dava dosyası incelenerek işin esası hakkında gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde uzman onbaşı olarak görev yapmakta iken sağlık nedeniyle sözleşmesi feshedilen davacı tarafından, vazife malulü sayılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesinde; "Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malul) denir ve
haklarında bu Kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar.

İştirakçilerden; talim, manevra, seferberlik veya harp dolayısıyla vazifeleri ile ilgileri kesilmeksizin silah altına alındıkları dönemde malûl olup, bu malûllükleri asıl vazifelerini yapmaya mani olmayanlar ile Sandığa tâbi göreve atandıkları tarihten önce malûl sayılmayı gerektiren hastalık veya sakatlığı olduğu belirlenenler hakkında, bu hastalık veya sakatlıkları
sebebiyle bu Kanunun malûllüğe ilişkin hükümleri uygulanmaz." hükmü ile 45. maddesinde;
" 44 üncü maddede yazılı malullük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;
b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;
c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla);
ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife malulü) denir." hükmü yer almaktadır.

Yukarıdaki hükümlerde de açıkça ifade edildiği üzere iştirakçilerin her ne sebep ve suretle olursa olsun, vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklarının, görevlerinin sebep ve tesiriyle meydana gelmesi ve bu durumun tevsik edilmesi halinde, buna vazife mallülüğü; buna uğrayanlara da vazife malülü denileceği hüküm altına alınmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Edirne Karaağaç 54. Mknz. P. Tug. 1. Mknz. Tb. K.lığı emrinde görev yapmakta iken 09.04.2004-13.04.2004 tarihleri arasında yıllık izne ayrıldığı ve izinden görevine başlamak için birliğine dönerken 12.04.2004
tarihinde içinde yolcu olarak bulunduğu yolcu otobüsünün kaza yapması sonucu yaralandığından bahisle vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinde bulunması üzerine davalı idarece yapılan incelemede, davacının 09.04.2004-13.04.2004 tarihleri arasındaki
yıllık iznini İstanbul'da kullanıp birliğine dönmek üzere bindiği yolcu otobüsünün 12.04.2004 tarihinde saat 03:00 sıralarında kaza yapması sonucu yaralandığı, TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Baştabipliğinin 06.10.2005 tarihli ve 133 sayılı görev yapamayacağına dair kesin işlemli sağlık kurulu raporunun alındığı, ayrıca davacının durumunun devredilen Emekli Sandığı Yönetim Kurulunca 17.02.2006 tarihinde 54 sayı ile incelenmesi neticesinde "Kara Kuvvetleri Komutanlığı 54.Mknz.P.Tug.1.Mknz.Tb.K.lığı emrinde P.Uzm.Çvş. olarak görev yapmakta iken 28.04.2005 tarihinde hava değişimi süresi nedeniyle sözleşmesi fesh edilen ...'ın yıllık izin dönüşü içerisinde bulunduğu yolcu otobüsünün kaza yapması sonucu yaralanarak sakatlanma olayının görevli olmadığı sırada meydana geldiği ve sakatlanmasında görevinin sebep ve tesiri bulunmadığı gibi, ayrıca; sözleşmesi feshedilmeden önce alması gereken, bulunduğu görevi yapamayacağına dair kesin işlemli Sağlık Kurulu raporu da bulunmadığından, hakkında 5434 Sayılı Yasanın vazife malüllüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı" şeklinde karar verildiği, anılan kararın iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 08.03.2007 tarihli ve Gensek No:2006/692, Esas No:2006/380, Karar No:2007/453 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, sonrasında davacı tarafından tekrar vazife malulü sayılması istemiyle başvuruda bulunulduğu, başvurusunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının askeri birliğine dönüş sırasında yaşadığı trafik kazası sonucunda ortaya çıkan rahatsızlığının askerlik görevinin neden ve etkisine bağlı olarak meydana geldiği açık olup, davacı hakkında 5434 sayılı vazife malullüğü hükümlerinin
uygulanmamasına dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. 

Diğer yandan, dava konusu işlem Mahkememizce hukuka aykırı bulunduğundan davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı vazife malullüğü aylıklarının davalı idareye başvuru tarihi esas alınıp hesaplanarak her bir aylığın tahakkuk ettiği tarihten itibaren
işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı vazife malullüğü aylıklarının davalı idareye başvuru tarihi esas alınıp hesaplanarak her bir aylığın tahakkuk ettiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 188,10-TL yargılama gideri ile AAÜT uyarınca belirlenen 2.550,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinafı kabil olmak üzere 31/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazar; Av.Bilgehan utku, Av. Emre asan

İlgili Kategoriler:

Arama Yapınınız..

Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan UTKU

Av. Bilgehan Utku, Ankara Barosu’na kayıtlı; idare hukuku, memur hukuku, askeri hukuk ve boşanma hukuku başta olmak üzere hukuki destek sağlamaktadır. Haklarınızın korunması ve karmaşık hukuki süreçlerin yönetimi için profesyonel destek alın

Profili İncele

Okumaya Devam Et

Bizlere her türlü hukuki sorununuz için ulaşabilirsiniz.