Cebri İrtikap Suçu İcbar Suretiyle İrtikap Yargıtay Kararları | Mil Hukuk & Danışmanlık

Cebri İrtikap Suçu İcbar Suretiyle İrtikap Yargıtay Kararları

  • Anasayfa
  • Cebri İrtikap Suçu İcbar Suretiyle İrtikap Yargıtay Kararları

Cebri İrtikap Suçu İcbar Suretiyle İrtikap Yargıtay Kararları

Türk Ceza Kanununda düzenlenen irtikap suçunda fail kamu görevlisi olması gerekir ve bu suç özgü bir suçtur. Yani kamu görevlisi olmayan kişiler tarafından irtikap suçu işlenemez. Bu yüzden memurları ilgilendiren ve memur suçu olarak adlandırılan bir

Cebri İrtikap Suçu İcbar Suretiyle İrtikap Yargıtay Kararları

Cebri İrtikap Suçu İcbar Suretiyle İrtikap Yargıtay Kararları

Türk Ceza Kanununda düzenlenen irtikap suçunda fail kamu görevlisi olması gerekir ve bu suç özgü bir suçtur. Yani kamu görevlisi olmayan kişiler tarafından irtikap suçu işlenemez. Bu yüzden memurları ilgilendiren ve memur suçu olarak adlandırılan bir suç tipidir irtikap suçu. İrtikap suçu Türk Ceza Kanununun 250. maddesinde düzenlenmiştir ve 3 tür görünümü vardır. Bunlardan birincisi cebri irtikap suçu, ikincisi ikna suretiyle irtikap suçu üçüncüsü ise hatadan yararlanmak suretiyle irtikap suçudur. Burada inceleyeceğimiz suç tipi cebri irtikap yani icbar suretiyle irtikap suçudur. Türk Ceza Kanununda icbar suretiyle irtikap suçu "Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir." şeklinde düzenlenmiştir. Görüleceği üzere 250/1 gereği suçun görünüm şekli icbar suretiyledir. Diğer oluşum şekilleri 250/2-3 de düzenlenmiş olup konumuz gereği icbar suretiyle irtikap suçu hakkındaki yargıtay kararlarını inceleyeceğiz.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçunda Eksik İnceleme Bozmayı Gerektirir

Anayasa'nın 141/3, CMK'nin 34/1 ve 289/1-g maddeleri gereğince hakimlerin ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, CMK'nin 230/1. maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, ulaşılan kanaat, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ve bunun nitelendirilmesi gibi hususların bulunması gerektiği halde, suça konu eylemin neden ibaret olduğu somut gerekçelerle karar yerinde ortaya konulmadan, ayrıca dosya kapsamında bulunan tanık, sanık ... katılan beyanları dikkate alındığında suç tarihinde yapılan denetime ilişkin denetim tutanağı tutulduğunun anlaşıldığı fakat dosya kapsamında yapılan denetime dair tutanak bulunmadığı, katılanın da meşru zeminde olup olmadığı ve buna göre suç vasfının belirlenebilmesi açısından, varsa bahse konu denetim tutanağının temini ile tespit edilen eksikliklere dair ilgili firmaya idari yaptırım uygulanıp uygulanmadığı hususları araştırılarak varılacak sonuca göre yukarıdaki açıklamalar da nazara alınmak suretiyle eylemin icbar suretiyle irtikap mı yoksa rüşvet alma mı olduğunun tespit edilmesinden sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeyle gerekçesiz olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2018/3550 E.  ,  2021/6023 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçu İlgilisine Haber Edilmelidir

Sanıkların üzerlerine atılı icbar suretiyle irtikap suçunun zarar göreni olan Sağlık Bakanlığının bu sıfatının gereği olarak CMK'nin 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek, diğer taraftan Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ile mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tüm delillere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine de uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hükümler kurulması, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2018/3026 E.  ,  2021/5882 K.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında irtikap suçundan kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasa'nın 17 ve 18. maddelerine göre ilgili kamu kurum veya kuruluşlarının da bu suçun zarar göreni oldukları, bu itibarla CMK'nin 234/1-b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için İçişleri Bakanlığının dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiği, diğer yandan aynı Kanun'un 260/1. maddesine göre kamu davasından haberdar edilmemiş bulunup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek hükmün bildirilmesinin gerektiği, ancak dosyada ilgili bakanlığın duruşmadan haberdar edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığının anlaşılması karşısında; evvela davanın İçişleri Bakanlığına haber verildiğini ve hükmün tebliğ edildiğini gösteren bilgi ve belgeler var ise dosya içine konulmasından, aksi halde anılan tebligat noksanlığının giderilmesi ile tebellüğ belgesinin ve verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenmesinden, hükmün temyiz edilmesi halinde ise bu konuda ek tebliğname düzenlenmesinden sonra iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 24/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2018/2567 E. , 2021/5756 K.

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararı ile icbar suretiyle irtikap suçundan kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasa'nın 17 ve 18. maddelerine göre Hazine ile ilgili kamu kurum veya kuruluşlarının bu suçun zarar göreni oldukları, bu sıfatlarının gereği olarak CMK'nin 234/1-b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip oldukları davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmeleri için Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığının dava ve duruşmalardan haberdar edilmeleri gerektiği, diğer yandan aynı Kanun'un 260/1. maddesine göre kamu davasından haberdar edilmemiş bulunup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek hükmün bildirilmesinin gerektiği, ancak dosyada Hazinenin ve ilgili bakanlığın duruşmadan haberdar edildiklerine ilişkin bilgi ve belgelere rastlanmadığının anlaşılması karşısında; evvela davanın Hazineye ve Milli Eğitim Bakanlığına haber verildiğini ve hükmün tebliğ edildiğini gösteren bilgi ve belgeler var ise dosya içine konulmasından, aksi halde anılan tebligat noksanlıklarının giderilerek tebellüğ belgelerinin ve verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenmesinden, hükmün temyiz edilmesi halinde ise bu konuda ek tebliğname düzenlenmesinden sonra iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 04/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/6027 E.  ,  2021/5362 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçunda Suçun Niteliği Hukuka Uygun Olmalıdır

Suç tarihinde Vergi Denetim Kurulu Samsun Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığında vergi müfettişi olarak görev yapan sanığın, müştekiyi arayarak iş yerine davet edip hakkında vergi incelemesi olduğunu, kendisine 300.000-400.000 TL ceza yazılabileceğini, 15.000 TL verdiği takdirde incelemenin kapatılabileceğini söylediği, müştekinin sanığın bu talebi üzerine haricen yaptığı araştırma neticesinde kendisi hakkında bir vergi incelemesi ve sanığın böyle bir yetkisi olmadığını öğrendiği, şikayeti üzerine kendisinden 15.000 TL parayı alırken kolluk görevlilerince suçüstü yakalandığı anlaşılan somut olayda; müşteki hakkında suç tarihinde bir vergi incelemesi ve sanığın müştekinin satışını yaptığı gayrimenkullerle ilgili resen araştırma yapma yetkisi bulunmaması karşısında, sanığın bir görevi olmadığı nazara alınarak, müşteki tarafından kendisine böyle bir vergi cezası kesilemeyeceğinin haricen yapılan araştırma neticesinde öğrenilmesi sebebiyle, irtikap ve özellikle rüşvet suçunun maddi konusunun somut olayda bulunmadığı, günlük hayat tecrübelerine göre de, sanığın hareketinin sonuçsuz kalmasının büyük bir ihtimal dahilinde bulunduğu ve ortada elverişli hareketin bulunmadığı anlaşıldığından, sanık tarafından rüşvet ve irtikap suçları açısından işlenemez suçun mevzubahis olduğu ve sanığın bu suçlardan ve bu suçlara teşebbüsten dolayı cezalandırılamayacağı, diğer yandan görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için norma aykırı davranışın yeterli olmadığı, objektif cezalandırma şartlarından birinin gerçekleşmesi gerektiği ve objektif cezalandırma şartı öngörülen suçlarda teşebbüs hükümlerinin uygulanamayacağı ile olayımızda sanığın müştekiden parayı alırken suçüstü yakalandığı hususları da gözetildiğinde, sanığın norma aykırı eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu da oluşturmayacağı, sübut bulan eyleminin basit dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturacağı ve hükümden sonra 24/10/2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nin 157/1. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nin 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Kabule göre de; Suçüstü yapılmak üzere seri numaraları alınmış paraların teslimi sonrasında bu paraları hakimiyetine alamadan yakalanması nedeniyle menfaat temininin gerçekleşmediği ve eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeyle sanığın tamamlanmış suçtan mahkumiyetine karar verilmesi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/10731 E.  ,  2021/4813 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçunda Mağdurun İradesi Baskı Altında Tutulmalıdır

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayda sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar veya ikna boyutuna varan bir davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurlarının da oluşmadığı gözetilerek sanıkların atılı suçtan beraatleri yerine, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2020/6729 E.  ,  2021/4068 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçu ve Sonuçları

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK'nin 260/1. maddesine göre irtikap suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır" düzenlemesinin verdiği yetkiye ve CMK'nin 237/2. maddesine dayanılarak Hazinenin katılma talebinin KABULÜNE, incelemenin sanık ... müdafin mahkumiyet, katılan Hazine vekilinin ise beraat ve mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında mağdur ...'a yönelik eylemi nedeniyle irtikap suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında irtikap ve irtikaba teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Cebri irtikap suçu, kamu görevlisinin sıfat ve görevini kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesi ile başlayıp, bu sıkıştırma karşısında ferdin de memurun haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesi ile oluşur. Kamu görevlisi açıkladığı istekler yerine getirilmezse mağdurun işini yapmayacağını söylemek suretiyle onu manevi cebir altında bulundurmaktadır. Böyle haksız bir durumla karşılaşan ve haklı işinin kamu görevlisi tarafından yapılmayacağı veya geciktirileceği ya da haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan mağdur belli bir şiddete ulaşmış olan bu manevi cebrin etkisiyle ve hakkını elde etmek zorunluluğu karşısında haksız olarak istendiğini bildiği parayı ve sair menfaatleri kamu görevlisine vermekte ya da vaat etmektedir. Burada fert meşru zeminde bulunmaktadır. Rüşvet suçu ise; (6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki hukuki düzenlemelere göre) bir kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamasıyla oluşacak ve ayrıca bu suçta her iki tarafın da gayrimeşru zemin içinde bulunmaları gerekecek, taraflar arasında serbest irade ile yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda rüşvet suçu meydana gelecektir.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde önleyici hizmetler büro amirliğinde polis memuru olarak görev yapan, durdurduğu şahısların kimlik ve pasaportunu sorma, GBT uygulamasını yapma, yine durdurduğu araçlara ilişkin her türlü evrakı kontrol ederek eksikliklerini tespit etme yetkisi olan, aranan şahıs, suç unsuru ya da araçlarla ilgili eksiklik tespiti durumunda bunlar hakkında ilgili birime bilgi verme yükümlülüğü bulunan sanığın 07/10/2012 tarihinde ... plaka sayılı araçta ... ile birlikte bulunan Özbekistan uyruklu mağdur ...'dan menfaat temin etmesi olayında eyleminin icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte sanığın 02/09/2012 tarihinde durdurduğu ... plaka sayılı aracın sürücüsü ... ’ın sürücü belgesi olmaması nedeniyle araç ruhsatı ile birlikte araçta bulunan ...’nın sürücü belgesinin ibraz edilmesi sonrasında şahıslara belge olmaksızın araç kullanmanın cezası olduğunu söylediği, akabinde ...’in cebini kontrol ettiği sırada şahsın sanığa 5 Euro parayı gösterdiği, “bu değersiz, para etmez, aranızda para toplayın, mazot paramız yok” diyen sanığa ...’ün yaptığının kanunsuz olduğunu söylemesi üzerine herhangi bir işlem yapmadan adı geçenleri gönderdiği olayda eyleminin rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu,

Sanığın, 28/08/2012 tarihinde mağdur ...’in, 29/08/2012 tarihinde ise ...’nın kullandığı 34 plakalı servis araçlarını durdurarak evraklarını kontrol ettikten sonra güzergah izin belgesi bulunmadığı, güzergah dışı taşıma yaptıkları gerekçeleriyle araç belgelerini alıp mağdurları bekletmek ve cezalarının ağır olduğunu, emniyete götürmesi gerektiğini söylemek suretiyle mağdurlardan menfaat temin ettiği, ayrıca 06/11/2012 tarihinde durdurduğu ... plaka sayılı aracın camlarının filmli olması üzerine cezai işlem uygulayacağını söyledikten sonra mağdur ...’dan para alarak aracın gitmesine izin verdiği olaylarda ise; mağdur beyanları ve araçların güzergahları da göz önünde tutularak bahse konu araçların tüm ilgili evraklarının temin edilip servis araçlarının gerekli izin ve belgelere sahip olup olmadıkları, güzergah izin belgesi bulundurmalarının zorunlu olup olmadığı, zorunlu ise güzergah dışına çıkıp çıkmadıkları, ayrıca suç tarihi dikkate alınarak ... plaka sayılı aracın camlarının filmli olmasının mevzuata aykırılık teşkil edip etmediği hususlarının tespitinden sonra CMK'nin 135. maddesindeki katalog suçlar arasında irtikap suçunun bulunmaması nedeniyle rüşvet suçundan alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme kararlarına dayanılarak elde edilen delillerin irtikap suçundan açılan davada bu suçtan mahkumiyet kararı verilmesi durumunda hükme esas alınamayacağı da gözetilerek dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılarak her bir olay yönünden suç vasfının belirlenip aynı vasıftaki suçlar yönünden temel cezanın ve zincirleme suç hükümlerinin buna göre takdir ve tayini gerektiği nazara alınmadan, eksik incelemeyle yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118-2016/208 E.-K. sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, irtikap suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun millete ve devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı nazara alınarak, fiilin zincirleme suç olarak kabulüyle tek suçtan hüküm kurulup, TCK'nin 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, ilgili kanun maddesinde öngörülen temel cezanın tayini ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımda alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması suretiyle sonuç cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, sanığın icbar suretiyle irtikap suçuna teşebbüsten bir kez ve icbar suretiyle irtikap suçundan yazılı şekilde mağdur sayısınca olmak üzere dört kez cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili ile sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 15/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2018/1590 E.  ,  2021/3706 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçunun Oluşması İçin Yasal Unsurlar Oluşmalıdır

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Her ne kadar Dairemizin 23/01/2014 tarihli ve 2012/12493 Esas, 2014/698 Karar sayılı bozma ilamında sanıkların eylemlerinin cebri irtikap suçunu oluşturacağı belirtilmiş ise de; sanık ...'ın suç tarihinde Ayvacık Jandarma Karakol Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yaptığı, sanık ...'nın ise ... köyü muhtarı olduğu, ... adlı kişinin reşit olan ...’ı kaçırması nedeniyle ...'nın babası ...'ın 30/08/2005 tarihinde kızının sabah işe giderken araçla gelen ve kimliği tespit edilemeyen 3 kişi tarafından zorla kaçırıldığını belirterek şikayetçi olması üzerine adli tahkikata başlandığı, Jandarma ekiplerince aynı gün ... köyünde mağdur ...'ın akrabalarının evlerinde arama yapıldığı ancak ...’nın bulunamadığı, akabinde 02/09/2005 tarihinde ... ile ...'nın ... köyü sınırları içinde evlendikleri ve ...'ın kaçırılması olayı ile ilgili olarak mağdurenin reşit olması ve rızasının bulunması nedeniyle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, sanık ...'nın evlilik işlemleri yapılana kadar ...,...'nın ortaya çıkmamalarını sağladığı, bu süreç içerisinde sanık ...’nın, ...'ın babası olan mağdur ...’den nikah işlemleri için 3.000,00 TL para istediği, mağdurun 20/03/2006 tarihinde kollukta alınan beyanına göre "kızın yaşı büyük ne için para vereceğim" demesi üzerine, sanık ...'ın bu para için ...’a söz verdiğini söylediği, ardından mağdur ...'in 3.000,00 TL'yi sanık ...'a iletilmek üzere ...'a verdiği, ...'ın da parayı sanık ...'a teslim ettiği, sanık ...'ın talimat yoluyla 30/03/2006 tarihinde Gerze Sulh Ceza Mahkemesince alınan savunmasında "3.000,00 TL'nin kızın kaçırılmasından sonra nikah işlemlerinde yardımcı olması ile ilgili olduğunu, söz konusu parayı karakol inşaatında kullanmak üzere aldığını" belirttiği, sanık ...'ın ise tüm aşamalardaki savunmalarında suçlamaları inkar ettiği somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, olayın oluş şekline göre sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Yasa'nın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanıklar hakkındaki isnatların sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nin 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı, anılan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla TCK'nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 30/08/2005 ve 02/09/2005 tarihleri arası olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK'nin 7/2 ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322 ve 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 08/07/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2018/4610 E.  ,  2021/3482 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçu Soruşturma İznine Tabi Değildir

Dosya kapsamına göre, her ne kadar ... 14. Ağır Ceza Mahkemesince, polis memuru olan sanıklar tarafından, para çekmek için Denizbank, Akbank ve Yapı Kredi Bankasına ait Merter Şubesi ATM'lerine gelen müştekilerin üstlerinin arandığı, polis aracına alınıp araç ile dolaştırıldıkları, haklarında resmi bir işlem yapılması için polis merkezine götürülmedikleri, sanıkların kamu görevinin verdiği manevi gücü kullanarak müştekiler hakkında tahkikat başlatılması tehdidiyle üstlerini arayıp araca alınan şahısların serbest bırakılmaları için müştekilerden maddi menfaat temin etme çabası ile hareket ederek, müştekilerden aldıkları paraların bir kısmını kendi uhdelerine geçirerek diğer kısmını iade etmeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesinde düzenlenen icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturma ihtimali bulunduğu, icbar suretiyle irtikap suçu bakımından 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca sanıklar hakkında soruşturma yapılmasının izne tabi olduğu ve soruşturma izni alınmadan iddianame düzenlendiği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca soruşturma izni şartının gerçekleşmesini beklemek üzere yargılamanın durmasına karar verilmiş ise de, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'un 17. maddesinde yer alan, "Bu Kanunda ve 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununda yazılı suçlarla, irtikâp, rüşvet, basit ve nitelikli zimmet, görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme suçlarından veya bu suçlara iştirak etmekten sanık olanlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz. " şeklindeki hüküm karşısında, irtikap suçundan dolayı Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılacağı dikkate alınmadan, polis memuru olan sanıklar hakkında açılan kamu davasının durmasına yönelik karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2021/7778 E.  ,  2021/4518 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçunda Ölçülülük İlkesi

Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu cihetler yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'nın 322. maddesi uyarınca mahkumiyetine ilişkin hüküm fıkralarına "Katılan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 4.360,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan alınarak katılan Hazineye verilmesine," ibaresinin ilave edilmesi, sanıklar ... ve ... hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanmasına ilişkin bentlerinde yer alan "cezanın yarı süresi kadar" ibarelerinin; sanık ... hakkında ...'dan rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden "2 yıl 1 ay süreyle", sanık ... hakkında Mehmet Kalkan'a yönelik icbar suretiyle irtikap suçuna teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden "1 yıl 15 gün süreyle" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan mahkumiyet hükümlerinin DÜZELTİLEREK, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklardan ... hakkında... rüşvet aldığı isnadı yönünden verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle bu hükmün DOĞRUDAN ONANMASINA,
2- Sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... ve ... hakkında bu sanıktan rüşvet alma suçları TCK'nın 255. maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle verilen beraat, ... hakkındaki
... ve ...'ya rüşvet verme, ... ve ... hakkındaki bu sanıktan rüşvet alma isnatları TCK'nın mülga 257/3. maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle verilen mahkumiyet, sanık ... hakkında ...'den rüşvet alma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar ..., ... ve ...'a isnat olunan eylemlerin 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 89. maddesiyle yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 255. maddesi kapsamında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama ve bu suça iştirak niteliğinde olduğu, bu suçun Kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 23/11/2010 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı, diğer yandan sanıklar ..., ve ...'a isnat olunan eylemlerin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve bu suça azmettirme suçlarını oluşturacağı, bu maddede öngörülen cezasının üst sınırına nazaran bahse konu suçun aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 21/10/2008 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3-Sanıklardan ... hakkında ...'dan rüşvet alma, ... hakkında , ..., ve rüşvet alınması eylemlerine yardım etme, ... hakkında rüşvet verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklarda hakkında kurulan hükümlere ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,Ancak;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun Millete ve Devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, aksinin kabulü halinde hükmolunacak sonuç ceza miktarları göz önünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı TCK'nın "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3. maddesinin gerekçesinde "Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü, ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir" şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacağı hususları da nazara alındığında; sanıklar ... ve ...'un sübut bulan eylemlerinin kül halinde zincirleme şekilde rüşvet alma ve bu suça yardım etme olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, eylemlerinin çokluğu değerlendirilerek temel cezaların teşdiden belirlenmesi, TCK'nın 43. maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle artırım yapılıp, sanık ... hakkındaki onanarak kesinleşen cezalar mahsup edilerek, oluşması halinde bakiye fark cezaya hükmolunması yerine, eylemlerinin ayrı suç olarak kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması, UYAP sisteminden temin edilen güncel nüfus kaydından sanık ...'ın hükümden sonra 09/12/2020 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, bu hususun mahallinde araştırılıp sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 64 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin ve sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmü yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 18/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2020/3248 E.  ,  2021/666 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçunda Suç Vasfının Tayini

İcbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayın oluş şekline göre sanığın öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, mağdurun kendisinden istenen menfaatin haksız olduğunu bilmesi nedeniyle ikna suretiyle irtikap suçundan da bahsedilemeyeceği nazara alındığında, öncelikle sistemde kaç kez arıza iş isteğinin yapıldığı ve mahiyetlerinin neler olduğu, bahsi geçen firmanın ihaleyi almasından önce de bu şekilde arıza bildirimlerinin yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkin belgelerin kurumdan istenilerek incelenip, arıza tutanaklarının tanzimi konusunda bilgi sahibi olduğu anlaşılan sivil memur ...'ın tanık olarak dinlenilmesinden sonra mağdurun yasal zeminde olup olmadığı belirlenerek suç vasfının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2016/4574 E. ,  2021/615 K.

İcbar Suretiyle İrtikap Suçunda Teşebbüs 

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde Mersin İl Çevre ve Orman Müdürlüğünde çevre mühendisi ve aynı zamanda ÇED ve Planlama Şube Müdürlüğünde görevli olan sanığın, çeşitli iş yerleri için ÇED raporları hazırlayıp kendisinin de görevli olduğu komisyona sunarak inceletip onaylatmak maksadı ile danışmanlık hizmeti veren Kök Çevre Müşavirlik Ltd. Şti'nin müdürü olarak çalışan katılan ...'den hazırladığı raporların incelenmesi ve onaylanması için işveren firmadan aldığı ödemelerin %35'ini ve suç tarihine kadar yapılan işler için toplam 2.500 TL talep ettiği, katılanın kolluğa müracaatı sonrası suçüstü yapılmasını sağlamak amacıyla kolluk tarafından seri numaraları alınmış 2.500 TL'nin katılan tarafından sanığa verildiği ve bu paralarla kollukça yakalandığı sübut bulan somut olayda eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 257/3. maddesinde yer alan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturmasına nazaran, bu yöndeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; suçüstü yapılmak üzere seri numaraları alınmış paraların teslimi sonrasında paraları hakimiyetine alamadan yakalanması nedeniyle menfaat temininin gerçekleşmediği ve eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeyle tamamlanmış suçtan mahkumiyetine karar verilmesi,Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2020/4866 E.  ,  2021/622 K.

1