Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu | Haberleşmenin Gizliliği İhlal Suçu ve Cezası | Mil Hukuk

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

  • Anasayfa
  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu Türk ceza kanunun 132. maddesinin birinci fıkrasında haberleşmenin gizliliğini ihlal, ikinci fıkrasında haberleşme içeriklerinin ifşa edilmesi, üçüncü fıkrasında ise kişinin kendisi ile yapılan haberleşme içeriğin

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Genel Açıklama

Ceza Hukuku/Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunun 132'nci maddesinde düzenlenmiştir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu Türk Ceza Kanunun 132'nci maddesinin birinci fıkrasında haberleşmenin gizliliğini ihlal, ikinci fıkrasında haberleşme içeriklerinin ifşa edilmesi, üçüncü fıkrasında ise kişinin kendisi ile yapılan haberleşme içeriğini ifşa edilmesi olarak üç farklı şekilde suçun işlenmiş şekline göre düzenlenmiştir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Korunan Hukuksal Yarar 

Haberleşmenin gizliliği ihlal suçu, Türk ceza kanunun özel hayatı ve hayatın gizli alanına karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Kanun koyucu söz konusu düzenlemeyle özel yaşamın ve haberleşme dokunulmazlığının korunmasını amaçlamıştır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçundan Maddi Konu

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda kanun koyucu, Türk Ceza Kanununun 132'nci maddesinin birinci fıkrası ile haberleşmeyi, 132'nci maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasında ise bu haberleşmenin içeriğini suçun maddi konusu olarak düzenlenmiştir.

Kişiler arasında herhangi bir teknolojik ya da farklı bir araç kullanılmadan gerçekleştiren haberleşme bu suçun değil özel yaşamın gizliliği ihlal veya kişilerin arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturmaktadır.

Kanun koyucu maddenin birinci fıkrasında suçun konusunu oluşturan haberleşmenin gerçekleştirebilmesi için yararlanılan araçları hızla gelişen teknoloji ve diğer hususları da göz önüne alarak herhangi bir sınırlamaya tabi tutmamış hangi araçla yapılmış olursa olsun haberleşmenin ihlali durumunda suçun oluşacağını hükme bağlamıştır.

Bunun yanı sıra bahsedeceğimiz diğer bir husus ise söz konusu cezanın Türk Ceza Kanunu’nda özel yaşama ve yaşamın gizli alanına karşı suçlar başlığı altında düzenlenmesi sebebiyle haberleşme içeriğinin de özel yaşama ve yaşamın gizli alanına yönelik olması gerekmektedir. Bu niteliği yitirmiş ya da bu niteliğe sahip olmayan haberleşme içerikleri bu suçun kapsamında değildir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçundan Fail

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun faili hakkında maddenin fıkraları açısından farklılık olduğundan dolayı ayrı ayrı incelemek yerinde olacaktır. Nitekim 132’nci maddenin birinci ve ikinci fıkrasında düzenlenen suçların faili haberleşmenin tarafı dışındaki herhangi üçüncü bir kişi olabilirken üçüncü fıkrasında düzenlenen halindeyse ancak ve ancak gizliliği ihlal edilen haberleşmenin tarafı olabilecektir. Bu kapsamda;

Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen suçun hallerinde failde özellik aranmazken üçüncü fıkrasında özgü suç durumu karşımıza çıkmaktadır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Mağdur

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda mağdur, maddenin birinci ve ikinci fıkrası açısından gizliliği ihlal edilen, kayıt altına alınan ya da ifşa edilen haberleşmeye dahil olan kişilerdir. Maddenin üçüncü fıkrası açısından ise haberleşmeyi dahil olan ve fail olmayan diğer kişidir.

Haberleşmenin Gizliliğinin İhlal Suçunda Maddi Unsur

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda maddi unsuru açıklayabilmemiz için madde metninde düzenlenen hareketleri ayrı ayrı ifade etmek yerinde olacaktır. Buna göre;

Haberleşmenin gizliliğini ihlal, haberleşmeye dahil olan kişilerin iradesine aykırı olarak haberleşme içeriğinin duyulması, görülmesi ya da dinlenilmesi ile gerçekleştirilebilir. Burada suçun serbest hareketli bir suç olduğunu söylemek mümkündür. Fail tarafından haberleşmenin tarafların iradesi dışında görülerek, dinlenerek ya da duyularak ihlal edilmesi durumunda bu suç oluşacaktır. Suçun oluşması için failin haberleşmenin içeriğini anlamış olması gerekmemektedir. Uygulamada en fazla karşılaşılan hatalardan bir tanesi haberleşme içeriğine yönelik olarak dinleme veya ses kayıt cihazı ile yapılan kayıtların bu suç kapsamında olup olmadığıdır. Nitekim daha sonrasında da ifade edeceğimiz üzere haberleşme içeriklerinin kaydının alınması durumunda da Türk ceza kanunu madde 132/1 fıkrası gereğince bu suç kapsamında olduğudur.

Bunun yanı sıra yukarıda izah ettiğimiz üzere suçun oluşabilmesi için en az iki kişi arasında haberleşmenin olması ve failin bu haberleşmenin gizliliğini tarafların rızası olmadan ihlal etmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, kişiler arasında haberleşme amacı olmayan konuşmaların çıplak kulakla dinlenilmesi bu suçu oluşturmayacak eğer koşulları varsa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacaktır.

Suçun diğer işleniş şekli; kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini ifşa etmek şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda izah ettiğimiz şekilde en az iki kişi arasında gerçekleşen haberleşmeyi dinleyerek, görerek ya da duyarak ihlal eden kişi aynı zamanda bunu başkalarına da yaymışsa maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu işlemiş olacaktır. Gizliliği ihlal edilen haberleşme içeriğinin yayılmasında kanun koyucu bir kişi ya da birden çok kişiyi içeriğin ifşa edilmesi arasında bir fark olmayacak şekilde bir düzenleme yapmıştır. Buna göre haberleşme içeriğinin yayılması sonucu içeriğin aleniyet kazanmasına gerek olmadığı gibi sadece bir kişiye dahi açıklanması durumunda bu suç oluşacaktır. Bununla birlikte suçun oluşabilmesi için diğer önemli bir husus sadece haberleşme içeriğinin açıklanması değil aynı zamanda haberleşmenin kimler arasında yapıldığının da açıklanması gerekliliğidir. Suçun oluşabilmesi için Suçun mağdurları açısından herhangi bir zararın oluşmasına gerek yoktur. Suç nedeniyle mağdurun herhangi bir zararı olmasa bile suç oluşacaktır.

Suçun maddi unsuru açısından bahsedeceğimiz son durum ise, kendisi ile yapılan haberleşme içeriğinin ifşa edilmesi hareketidir. Suçla korunan hukuki yarar başlığımızda da belirttiğimiz üzere, kanun koyucu aslında söz konusu suçu düzenleyerek haberleşme dokunulmazlığını da korumayı amaçlanmıştır. Bu kapsamda haberleşmeye katılan kişilerin rızası olmadan diğer kişi ya da kişiler tarafından haberleşmelerin içeriğinin ifşa edilmesi durumunda suçun bu hali oluşmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası nda düzenlenen haliyle üçüncü fıkrasında düzenlenen bu hali arasındaki temel fark ifşanın aleni olması ve failin haberleşmenin taraflarından biri olması hususudur. Buna göre haberleşmenin tarafı olan kişi ya da kişilerin rızası olmadan haberleşmenin diğer tarafı olan kişi ya da kişiler tarafından haberleşme içeriğinin belirsiz sayıdaki kişileri ulaşacak şekilde ifşa edilmesi durumunda suçun bu hali meydana gelmektedir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Manevi Unsur

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu genel kastla işlenen bir suçtur. Failin suçun manevi unsuru açısından haberleşmenin gizliliğini ihlal etme kastıyla hareket etmesi gerekmekte olup bu kastla değil de örneğin mektubun ya da telgrafın gönderilmesini engellenmesi durumunda olduğu gibi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşmayacak haberleşmenin engellenmesi suçu oluşabilecektir. Savcılık aşamasında ya da yapılan kovuşturma aşamasında failin kastının tespiti suçun oluşup oluşmadığının tespiti açısından büyük önem taşımakta olup gerek olayın oluş şekli gerekse faile çağın ifadeleri hüküm açısından değerlendirilecektir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Nitelikli Haller

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun nitelikli hali ilgili madde kapsamında düzenlenmemiş olup failin Türk ceza kanunun 137’nci maddesi kapsamında olması durumunda cezada artırıma gidilecektir. Buna göre 137’nci madde uyarınca suçun; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi durumunda ya da belirli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde ceza yarı oranında arttırılacaktır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Teşebbüs

Teşebbüs Türk Ceza Kanunu kapsamında; Kişini, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması olarak  tanımlanmaktadır. Buna göre; haberleşmenin gizliliği ne ihlal suçu salt hareket suçu olup gizliliği ihlal niteliğini barındıran herhangi bir hareketin gerçekleşmesi ile tamamlanacağından eğer failin yapmış olduğu icrayı hareketler bölünebiliyorsa teşebbüs hükümlerinden faydalanıla bilir. Aksi taktirde suç tamamlanmış olacağından fail suçun maddede tanımlanan cezası ile cezalandırılacaktır. Örnek vermek gerekirse failin Haberleşmenin içeriğini anlamamış dahi olsa eğer tarafların rızası olmaksızın haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiyse bu suç oluşacaktır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda İçtima Hükümleri

Haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişi ayrıca bu içerikleri hukuka aykırı olarak ifşa etmişse kanunun 132’nci maddesinin birinci fıkrasındaki suçtan ve ayrıca 132’nci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu işlemiş olacak ve her iki suç açısından gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır. Bunun gibi haberleşmenin gizliliğini ihlal durumu aynı zamanda mağdura yönelik hakaret, tehdit, şantaj gibi suçların oluşmasına sebebiyet veriyorsa bu durumda da fikri içtima kuralları uygulanacaktır. Bunun yanı sıra haberleşmenin gizliliğini ihlal mağdurun aynı kişi olması koşuluyla zincirleme biçimde de işlenebilir. Ancak burada önemle üzerinde durmamız gerekir ki; zincirleme suçu hükümlerinin uygulanabilmesi için kanunun aynı hükmünün ihlal edilmiş olması gerektiğinden, haberleşme gizliliğini ihlal suçunun üç fıkrası da farklı suçları düzenlenmiş olduğundan zincirleme suç hükümleri uygulanabilmesi için failin her defasında aynı fıkrayı ihlal etmesi bir zorunluluktur.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunu düzenleyen 132’nci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında; Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Aynı fıkranın devamında gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılacağı düzenleme altına alınmıştır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunu düzenleyen 132’nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında; Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunu düzenleyen 132’nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında ise; kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin işlediği fiilin olumsuz sonuçlarını gidermesi durumunda uygulanan bir ceza indirimi nedeni olarak tanımlanmakla birlikte kanunun izin verdiği daha farklı bir ifadeyle kanun koyucu tarafından ilgili suça yönelik özel bir düzenleme yapıldığı takdirde uygulanabilmektedir. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda ise özel bir düzenleme bulunmadığından dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma imkanı bulunmamaktadır. 

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Adli Para Cezasına çevirme; kasten işlenen suçlarda bir yıl ve altındaki hapis cezalarına alternatif bir yaptırım olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda yapılan yargılama neticesinde netice ceza kanunda aranan şartlar dahilinde ise hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Bu nedenle Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu kapsamında yapılan yargılama neticesinde hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilmektedir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı; Ceza Muhakemesi Kanunun 231’inci maddesinde düzenlenen ve sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezanın, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olması ve diğer koşulların varlığı halinde; sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmamasına olanak sağlayan ceza muhakemesi kurumudur. Buna göre Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı Süresi

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu şikayete tabi olup suçun soruşturulması için müştekinin şikayetinin varlığı aranmaktadır. Bu nedenle suçun mağduru konumundaki kişi önce şikayet edip soruşturulmaya başlanılsa ve sonrasında kişi şikayetinden vazgeçmiş olursa dosya kapanacaktır. Müşteki fiilin işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 ay içerisinde kullanmak zorunda olup bu sürenin geçmesi sonrası şikayet hakkı kalmayacaktır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Uzlaşma

Ceza Hukuk kapsamında uzlaştırma; şikayete bağlı olan suçlar ve bunlarla birlikte kanunda tek tek sayılan suçların, fail ve mağdurlarını bir araya getirerek ceza mahkumiyeti sonucuna ulaşmadan dosyanın kapatılmasını amaçlayan bir kurumdur. Uzlaştırma sırasında fail ve mağdur karşılıklı anlaşma sağlarsa, dosya soruşturma aşamasındaysa takipsizlik, kovuşturma aşamasındaysa düşme kararı verilerek kapatılmaktadır. Bu kapsamda Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkündür. 

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Cezasının Ertelenmesi

Ceza Hukuku kapsamında cezanın ertelenmesi; kişi hakkında yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından hükmedilen mahkumiyet sonucu doğuran hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesini düzenleyen infaz kurumudur. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçunda cezanın ertelenmesi mümkündür.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Devlet Memurluğuna Etkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “genel ve özel şartlar” başlıklı 48’inci maddesinde “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına … mahkûm olmamak” şeklindeki düzenleme gereği Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçunu işleyipte bu suçtan dolayı mahkum olan kişilerin memuriyetle olan ilişikleri kesileceği gibi yeniden veya ilk defa devlet memurluğuna atanacak adaylarda da bir yıl veya daha fazla süreli mahkum olmama koşulu aranmaktadır. Bu kapsamda Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçundan dolayı yapılan yargılama neticesinde kişi hakkında mahkumiyet verildiği takdirde ilk defa veya yeniden devlet memurluğuna başvurusu reddedileceği gibi devlet memuru olarak görev yapıyorsa memuriyetten de ilişiği kesilecektir. Ancak burada ayrıca belirtmemiz gerekir ki; kişi yapılan yargılama neticesinde ceza miktarı ne kadar olursa olsun hakkında eğer hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirse devlet memurluğu ve özel kanunla düzenlenen memurluklara girişlerde herhangi bir sıkıntı yaratmayacaktır. 

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Görevli Mahkeme

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçunun şikayete tabi olduğundan müştekinin şikayeti üzerine, savcılık tarafından yapılan soruşturma neticesinde iddianamenin kabulü ile kovuşturmaya başlanacaktır. Kovuşturma aşamasında görevli mahkeme suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesidir. 

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Maddi ve Manevi Tazminat

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçunda ister suçun temel hali isterse cezayı arttıran halleri olsun ilgili suçtan zarar gören kişi, ceza davasının yanı sıra, ayrıca hukuk mahkemelerinde bir dava açarak uğramış olduğu zararlar nedeniyle; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilme hakkına sahiptir. Maddi tazminat, fiil nedeniyle mağdurun uğramış olduğu zarara göre belirlenecek manevi tazminat miktarı ise, yaşanmış olan somut olayın kişi üzerinde bıraktığı manevi zarara göre belirlenmektedir. Bu kapsamda yapılan yargılama neticesinde Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçundan yargılanan sanık yargılama neticesinde hakkında hükmedilen cezanın yanı sıra maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilmek için mutlaka hukuk mahkemelerinde dava açması gerekmektedir. 

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

(Suçun İşlendiği Yer) CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
MÜŞTEKİ                           :
 Ad Soyad, TC Kimlik Numarası, Adres
VEKİLİ                               : Av. Emre ASAN / Av. Bilgehan UTKU- Cevizlidere Mahallesi Mevlana
                                             Bulvarı No:221 YILDIRIM Kule Kat:15 No:142 Çankaya/ANKARA
ŞÜPHELİ                           : Adı Soyadı - Biliniyorsa; TC Kimlik Numarası, Adresi
SUÇ                                   : Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu TCK 132
SUÇ TARİHİ                      : …/…/…
SUÇUN İŞLENDİĞİ YER  : .......
KONU                               :
 Şüpheli hakkında soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılmasına karar verilmesi talepli şikayet dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR:
1.
 Açıklamalar kısmında öncelikle şüphelinin biliniyorsa kimlik bilgileri dile getirilerek şikayete konu olayın nasıl gerçekleştiği, 
2. Somut olayın nasıl gerçekleştiği detayları ile anlatılmalı,
3. İddiaların ispatı açısından hangi delillerin olduğu ifade edilmeli,
4. Dilekçe ekinde verilecek belgelerin neler olduğu dile getirilmeli,
5. Son olarak “Müvekkil, bu olaydan mağdur olup şüpheli hakkında şikayet olma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.” Şeklinde talep dile getirilmelidir. 

HUKUKİ NEDENLER: TCK, CMK ve ilgili her türlü mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Tanık, fotoğraflar, kamera kayıtları, mesajlar, yemin, faturalar ve ilgili her türlü yasal delil.
SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçeler ile şüpheli hakkında soruşturma başlatılması ve kamu davası açılması açılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekileten talep ederiz.

Müşteki Vekili
Av. Emre ASAN / Av. Bilgehan UTKU
İmza

1