Boşanma Davasında Af Sayılan Haller Nelerdir | Mil Hukuk & Danışmanlık

Boşanma Davasında Af Sayılan Haller Nelerdir

  • Anasayfa
  • Boşanma Davasında Af Sayılan Haller Nelerdir

Boşanma Davasında Af Sayılan Haller Nelerdir

Boşanma davasında af sayılan davranışlar, boşanma davasında af sayılan haller/ Boşanma davasında eşlerin kusurlarının ortaya çıkartılması ile birlikte boşanmaya karar verilmekte ancak bazı ayrıksı durumlarda eşlerin birbirlerini affettiği en azından

Boşanma Davasında Af Sayılan Haller Nelerdir

İçindekiler

Boşanma Davasında Af Sayılan Davranışlar Nelerdir?

Boşanma davasında af sayılan davranışlar nelerdir? Boşanma davasında eşlerin kusurlarının ortaya çıkartılması ile birlikte boşanmaya karar verilmekte ancak bazı ayrıksı durumlarda eşlerin birbirlerini affettiği en azından hoş görü ile karşıladığı durumlarla karşılaşılabilmektedir. Örneğin boşanma davanızı açtını ve karşı tarafın kusurlarını mahkemeye izah ettiniz. Eşiniz de size karşı dava açtı ve davalar birleştirildi ve mahkeme tarafından da yargılama devam ediyor diyelim. Bir baktınız karşı tarafın savunmasında; boşanma davanızı açmadan önce eşinizi affettiğinizi ve boşanma davası açmakta haklılık payınız olmadığını gösterir deliller sunulmuş. Mesela davanızı açmadan yakın bir tarihte eşinizle tatile çıktığınız yahut aynı evde yaşamaya devam ettiğize ilişkin ispat vasıtaları boşanmada barışma girişimi olarak mahkemeye gönderilmiş. Peki bu durumlar nelere yol açar? Eş bu durumda affetmiş sayılır mı? Bunları yargıtay kararları ışığında inceleyelim. Af sayılan davranışlardan sonra ve hatta eşi affettikten sonra aynı sebebe dayanarak boşanma davası açamayacağını unutma!

Boşanma davasında en önemli hususlardan birisi af sayılan davranışlardır. Buna ilişkin kısa video için tıklayınız.

Boşanma Davasında Af Yargıtay Kararları

Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında mahkemece yapılan yargılama sonrasında, davalı erkeğin kusurunun ispatlanamadığından bahisle, TMK 166/1 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş, karar davacı kadın tarafından tümü yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge adliye mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir. Karar davacı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, her ne kadar ilk derece mahkemesince; adli sicil kaydının incelenmesinden arşiv kaydında 2009 ve 2012 ve 2012 tarihli üç suçun olduğu, ancak dava tarihi itibarıyla bu suçların işlendiği tarihten itibaren uzunca bir süre geçtiği ve davacının boşanma davasını daha önce açmadığı dikkate alınarak bu suçlar yönünden davacının af veya en azından hoşgörü gösterdiğinin kabulü gerekeceği, adli sicilde yer alan 2010 tarihli suç için de aynı açıklamanın geçerli olduğu, 22/08/2019 tarihinde işlenen suçun ise dava tarihinden sonra işlendiği anlaşıldığından hükme esas alınamayacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de ilk derece mahkemesi kararında belirtilen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/596 esas sayılı dosyasının incelenmesinde suç tarihinin 13/07/2019 olduğu, bu tarihin ise boşanma davasının açılmasından önce olduğu, suçun ise yüz kızartıcı suçlardan olduğu anlaşılmaktadır. Yine kadının davalı eş ve kendi ailesinden korktuğu için kadın sığınma evinde kaldığı ve gizlilik kararının bulunduğu hususlarının birlikte değerlendirildiğinde erkeğin eylemlerinin sürekli olduğu ve af ya da hoşgörünün varlığından sözedilemeyeceği sabittir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/7082 E.  ,  2021/8597 K.

Boşanma Davası Öncesi Otelde Kalmak Af Niteliğindedir

Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa Bölge adliye mahkemesince erkeğe yüklenen hakaret ve aşağılamaya yönelik davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, zamanı belli olmayan, soyut ve genel nitelikte olup, bir kısım tanıkların anlatımları ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak ve davacıdan duyuma dayalı izahlardan ibarettir. Yine tarafların 2012 yılından beri ayrı yaşadıkları ve ayrı yaşama döneminde 2016 tarihinde aynı otelde kaldıkları, bu hale göre de var ise karşılıklı birbirlerine yönelik önceki kusurları affettikleri, en azından hoşgörü ile karşıladıkları, bu tarihten sonra gerçekleşen başkaca bir kusurun varlığının da ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla erkeğe atfı kabil herhangi bir kusur ispatlanamamış olup kadının boşanma davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/6658 E.  ,  2021/8169 K.

Tanık İfadelerinde Bahsedilenlerden Sonra Evlilik Birliğinin Devam Ettirilmesi Af Niteliğindedir

Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilerek boşanmanın ferilerine hükmedilmiş ve hükme karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince davacı kadının, erkeğin ailesini istemeyerek karşı tavırlar aldığı, eşini dört kadından kurtaramadığını söylediği ve tek yanlı kararı ile sünnet düğünü yaptığı, davalı erkeğin ise eşine hakaret ettiği, eşinin üzerine yürüdüğü, ailesini ön planda tuttuğu, birlik görevlerini ihmal ettiği kusurlarının ispatlandığı gerekçesiyle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna, kadın yararına maddî ve manevî tazminata, velâyeti anneye verilen ortak çocuklar yararına tedbir nafakasına hükmedilmiş, tarafların sair istinaf itirazları esastan reddedilmiştir. Bölge adliye mahkemesince, eşinin üzerine yürümek vakıası davalı erkeğe kusur olarak yüklenmişse de, bu vakıaya ilişkin tanık beyanının sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut izahlardan ibaret olduğu, kaldı ki bu olaydan sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davacı kadın tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. O halde, bölge adliye mahkemesince tarafların kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları hep birlikte değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Bu husus gözetilmeden bölge adliye mahkemesince yanılgılı değerlendirme sonucu erkeğin ağır, kadının az kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/6775 E.  ,  2021/8080 K.

Fiziksel Şiddet Sonrası Evlilik Birlikteliğini Devam Ettirmek Af Niteliğindedir

Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının, yapılan yargılaması sonucunda, mahkemece bozma öncesi verilen ilk kararda, tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek, her iki davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Hükme karşı davalı-davacı erkek tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 17.04.2018 Tarihli ilamıyla, davalı-davacı erkek tarafından kadın aleyhine açılan TMK m. 161 hukuki sebebine dayalı boşanma davasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemede gözetilerek davaların birleştirilerek görülmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek taraflarca açılan boşanma davalarının kabulüyle, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, karar yukarıda belirtildiği şekilde taraflarca temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma öncesi verilen ilk karar, davacı-davalı kadın tarafından temyiz edilmemiş ve mahalli mahkemece kadına yüklenen kusurlu davranışlar kadın aleyhine kesinleşmiş olup yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde; davacı-davalı kadına bozma öncesi ilk kararla yüklenen kusurlu davranışların yanında eşinin babasının rahatsızlığı sebebiyle eşine destek olmadığı, sürekli telefon numarası değiştirmek suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve iş arkadaşı olduğunu söylediği yabancı kişileri eve getirdiğinin sabit olduğu, davacı-davalı kadına kusur olarak yüklenmesi gerektiği, mahkemece davalı-davacı erkeğe yüklenen fiizksel şiddet ve hakaret vakıalarından sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davacı-davalı kadın tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemlerin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı kadın, davalı-davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olup mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/7970 E.  ,  2021/7994 K. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/7970 E.  ,  2021/7994 K.

Boşanma Davasından Feragat Af Niteliğindedir

İlk derece mahkemesince, erkeğe kusur olarak yüklenilen “kadına şiddet uyguladığı”olaydan sonra kadın tarafından boşanma davası açıldığı, kadının bu davadan feragat ettiği, sonrasında ortak yaşamın devam ettiği, tarafların müşterek ikinci çocuklarının dünyaya geldiği anlaşılmaktadır. Kadın tarafından affedilen, en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin af kapsamında kaldığı, bu olaydan sonra kadının şiddete maruz kaldığının dosya kapsamında ispatlanamadığı, keza buna dilekçeler aşamasında vakıa olarak usulüne uygun olarak kadın tarafından dayanılmadığı, bu nedenle erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği aşikardır. Bölge adliye mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlara göre, kadının, erkeğin ailesinin ortak konuta gelmesini istemediği, erkeğe yönelik komşu kadınla güven sarsıcı davranışta bulunduğuna dair suçlamada bulunması nedeniyle erkeğin ortak konutu terk etmek zorunda kaldığı, boşanma davası açtıktan sonra ise tarafların müşterek çocuklar için aynı evde, farklı odalarda bir süre daha kaldıkları anlaşılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/4869 E.  ,  2021/7503 K.

Boşanma Davasında Eski Tarihte Yaşanılanlar Af Niteliğindedir

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davalı erkeğe kusur olarak yüklenen "Sadakatsizlik" vakıasının eski tarihlere dayandığı, sonrasında evlilik birliğinin uzun süre devam ettiği, kadın tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin af kapsamında kaldığı bu itibarla erkeğe kusur olarak yüklenmeyeceği... Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/6513 E.  ,  2021/7218 K.

Evlilik Birlikteliğinin Devam Etmesi Af Niteliğindedir

Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen tarafların evlenmelerinden sonra çocuklarının olmaması nedeniyle kadının hastaneye götürüldüğü, kadının bu durumdan rahatsızlık duyduğu, çocuğun doğumundan sonra kocanın, çocuğun ses yapmasını bahane ederek kadınla yatağını ayırdığı, kadının kök ailesini istemediğini söylediği, kadına karşı "o..pu anneni istemiyorum, gidiyorsan sende onunla beraber git" şeklinde sözler söylediği gerekçesiyle davalı erkek tam kusurlu bulunarak kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmiş ise de; müşterek çocuğun 28/04/2015 tarihinde dünyaya geldiği, tanık beyanlarında geçen bu vakıaların müşterek çocuk henüz yeni doğmuşken, kırklı dönem denilen zaman zarfında yaşandığı, bu olaylardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği, davanında 29/11/2018 tarihinde açıldığı, erkeğe kusur olarak yüklenen bu vakıadan sonra, tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, tarafların bir araya gelerek karşılıklı olarak önceki olayları affetmeleri nedeniyle affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan vakıaların af kapsamında kalıp, sonrası dönem için ise erkeğin ispatlanan herhangi bir kusurunun tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, erkeğin boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından kadının boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıay 2. Hukuk Dairesi 2021/7090 E.  ,  2021/7166 K.

Yaşanılan Olaylardan Sonra Evlilik Birlikteliğinin Devam Ettirilmesi

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının, ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulüyle, erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüne ve ferilerine karar verilmiştir. Hükme karşı davalı-karşı davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince, davalı-karşı davacı erkeğin evin geçim giderleri ile ilgilenmediği, davacı-karşı davalı kadının ise eşinin önceki evliliğinden olan çocuklarına kötü davrandığı gerekçesiyle tarafların eşit kusurlu olduğuna ve kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davacı-karşı davalı kadına eşinin önceki evliliğinden olan çocuklarına kötü davrandığı vakıası kusur olarak yüklenmişse de, tanık Elanur’un beyanları sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut izahlardan ibaret olup, “...abim annemden ayrı büyüdüğümüz için pek temiz değildi, yemekten sonra ellerini yıkamayınca kavga çıkardı, davacı abimi izlerdi, elini yıkayıp yıkamadığını takip ederdi...” şeklindeki ifadeler her anne ile çocuk arasında yaşanabilir normal davranışlar olduğu gibi yine davacı-karşı davalı kadının erkeğin ilk evliliğinden olan oğlunun parasını çaldığı iddiasının da soyut beyanlardan ibaret olduğu, kaldı ki bu olaydan sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davalı-karşı davacı erkek tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı kadının bir kusuru ispatlanamamıştır. Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, evin geçim giderleri ile ilgilenmeyen davalı-karşı davacı erkek tam kusurludur. Hal böyleyken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/4444 E.  ,  2021/6028 K.

Şiddet Eyleminden Sonra Evliliğin Devam Ettirilmesi Af Niteliğindedir

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenilen şiddet vakıasından sonra tarafların ortak yaşama devam ettikleri, bu kusurun af kapsamında kaldığı, en azından hoşgörü ile karşılandığı, bu sebeple erkeğe kusur olarak yüklenemez... Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/3904 E.  ,  2021/5740 K. 

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen şiddet eyleminin 2013 yılında gerçekleştiği ve evlilik birliğinin bu olaydan sonra devam ettiği, bu eylemin davalı-karşı davacı ...... tarafından af edildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, erkeğe kusur olarak yüklenilemeyeceğinin ancak mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre davacı-karşı davalı erkeğin yine de tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı ......ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/4610 E.  ,  2018/10002 K.

Mahkemece, taraflarca açılan her iki boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenen eşini aşağıladığı vakıasına davalı-davacı kadın tarafından dayanılmadığı, dayanılmayan vakıaların kusur olarak yüklenemeyeceği, ayrıca davacı-davalı erkeğe yüklenen fiziksel şiddet vakıasından sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davalı-davacı tarafça affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin de af kapsamında kaldığı, bu itibarla bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenmeyeceği yine de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı-davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/23426 E.  ,  2018/9825 K.

Barışma Görüşmesi Niteliğindeki Davranışlar Affetme Olarak Kabul Edilemez

Af ya da hoşgörünün kabulü için tarafların cinsellik boyutunda karı - koca ilişkileri kurmaları şart olmadığı gibi, bundan kaçınan da dosya kapsamına göre davacı kadındır. Bu sebeple, davanın reddine” karar verilmiş ise de ; davacı kadının eve dönmesine karşın erkek ile aynı odada kalmamaları bu davranışının barışma görüşmesi niteliğinde olduğunu dolayısıyla af olarak kabul edilemeyeceğini göstermektedir. Ilk derece mahkemesinin de gerekçesinin aksine kadının cinsel birliktelikten kaçınma nedeni, tanık olarak dinlenilen ortak çocukların beyanında geçen “Herşey düzelmedi henüz” ifadesinden de kadının erkeği affetmediğinin kabulünü gerektirmiştir. Bu durumda kadının eve dönmesi başlı başına af olarak değerlendirilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/3053 E.  ,  2021/4436 K.

Ayrılık Sonrası Boşanmak İstemediğini Söylemek Af Niteliğindedir

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, erkek tarafından fiili ayrılık sonrası kadının kullandığı ve kadının babasının kullandığı telefona gönderilen mesajlarda, erkeğin eşinden af dilediği, ayrılmak istemediğini ,eşini sevdiğini, milyonlarca kez özür dilediğini söylediği, bu mesajların erkeğin kullandığı telefondan erkek tarafından gönderildiğinin inkar edilmediği, bu hale göre erkeğin kadına bölge adliye mahkemesince yüklenen eylemleri affettiği veya en azından hoş gördüğü anlaşılmakta olup kadına bu eylemler kusur olarak yüklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/1295 E.  ,  2021/3152 K.

Ortak Konutta Yaşamaya Devam Etmek Af Niteliğindedir

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kadının dava dilekçesinde vakıa olarak dayandığı, erkeğin alkollü olduğu bir sırada tartışma sonucu kendisi ve çocukları evden gönderip, evi ateşe verdiği ve çıkan yangında erkeğin yaralandığı vakıasının 2006 yılında gerçekleştiği, tarafların bu olaydan sonra ortak konutta birlikte yaşamaya devam ettikleri, bu vakıanın af kapsamında kaldığı, erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği...Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/1660 E.  ,  2021/3067 K.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Evlilik Birlikteliğinin Devam Etmesi Af Niteliğindedir

Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasıdır. Dava, 14.10.2015 tarihinde açılmış olup, davalı kadın 07.12.2016 tarihli cevap dilekçesinde davacı erkeğin eve döndüğünü beyan etmiştir. Davalı tanıkları ...’ın 17.02.2017 tarihli ve ...’in 14.04.2017 tarihli ifadelerinde davacı erkeğin ilk ayrılıktan sonra eve tekrar döndüğü ve en son ifade tarihlerinden yaklaşık bir yıl önce evi terk ettikleri beyan edildiğine göre dava açıldıktan sonra evlilik birliğinin devam etmiş olması, af niteliğindedir. Açıklanan sebeplerle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi   2021/997 E.  ,  2021/2568 K.

Kusurlu Davranışlar Sonrası Evlilik Birliğinin Devam Etmesi Af Niteliğindedir

Belirlenen kusurlu davranışlardan sonra evlilik birliği devam etmiş olup bu kusurların taraflarca affedildiği veya en azından hoşgörüldüğünün kabulü gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6913 E.  ,  2021/2394 K.

Af Kapsamında Kalan Davranışlar Gerekçede Tartışılmalıdır

Tarafların kusurlu davranışlarına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığı gibi hangi olayın sabit olduğu ve af kapsamında kalan kusurlar gerekçede tartışılmamıştır. Mahkemece tarafların sabit kabul edilen kusurlarına ilişkin tespit yapıldıktan sonra af hususunun değerlendirilmesi gerekir. Hüküm bu yönüyle yeterli gerekçeden yoksundur. Açıklanan nedenlerle karar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-e maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu haliyle gerekçesiz şekilde karar oluşturulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6954 E.  ,  2021/2408 K.

Kusurlu Davranışlar Sonrası Evlilik Birlikteliğinin Devamı Af Niteliğindedir

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden mahkemece taraflara kusur olarak yüklenen vakıalardan sonra tarafların evlilik birliğini uzun süre devam ettirdikleri, taraflarca affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemlerin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da bu vakıaların tarflara kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, tarafların boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından her iki boşanma davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/662 E.  ,  2021/2178 K.

Eşlerin Biraraya Gelmeleri Af Niteliğindedir

Erkeğe bölge adliye mahkemesince yüklenen diğer kusurlar yönünden ise tanık beyanlarının tarafların barışıp bir araya geldikleri ve erkeğin görev yaptığı Şırnak ilinde otelde birlikte yaşadıkları son dönemlere ilişkin olmadığı gibi soyut ve kadından aktarıma dayalı beyanlar olduğu, bu nedenle bu vakıaların da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, sonuç olarak tarafların biraraya gelerek karşılıklı olarak önceki olayları affetmeleri nedeniyle affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan vakıaların af kapsamında kalıp sonrası dönem için ise erkeğin ispatlanan herhangi bir kusurunun tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, erkeğin boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından davalı-davacı kadının birleşen boşanma davasının da reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/488 E.  ,  2021/1608 K.

Affedilen ve Hoşgörü ile Karşılanan Davranışlar Eşlere Kusur Olarak Yüklenemez

İlk derece mahkemesince, davalı- davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu bulunması nedeniyle davasının reddine, davacı- davalı kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı-davacı erkeğin her iki davaya yönelik istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, bölge adliye mahkemesince kadının da kusurları bulunduğu, erkeğin kadına mesaj çekerek barışma girişiminde bulunmasının af anlamına gelmeyeceği, geçimsizliğe sebep olan olaylarda erkeğin az kusurlu olduğu, kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin de davasının kabulüne, kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Yapılan incelemede, dosya kapsamında bulunan mesaj kayıtları ve tanık beyanları göz önüne alındığında ayrılık sürecinde davalı- davacı erkeğin, eşine bir çok mesaj gönderip onu çok sevdiğini, kendisini affetmesini istediğini beyan ettiği, bu durumda kadının önceki kusurlu davranışlarını affettiği en azından hoşgörü ile karşıladığı kabul edilmelidir. Affedilen ve hoşgörü ile karşılanan davranışlar boşanma davalarında eşlere kusur olarak yüklenemez. O halde mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davalı-davacı erkeğin kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği halde davacı-davalı kadının ağır, davalı- davacı erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6498 E.  ,  2021/934 K.

Hakaret Eyleminden Sonra Birlikte Yaşamaya Devam Etmek Af Niteliğindedir

Somut uyuşmazlıkta ise ilk derece mahkemesince verilen 15/03/2019 tarihli karar, zorunlu unsurları taşımadığından hüküm olarak kabul edilemez. Bunun sonucu olarak hükmün zorunlu unsularını taşımayan bu karar kapsamında taraflara borç yüklemeyeceği gibi hak da tanınamaz. Şu halde bu kararda davacı-karşı davalı erkeğe yüklenen eşine karşı hakaret etmek suretiyle evlililik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olma kusurunun istinaf edilmemesi neticesinde davacı-karşı davalı erkeğin bu kusurunun kesinleştiği de kabul edilemez. Dosya kapsamına göre davacı-karşı davalı erkeğin eşine hakaret ettiği sabit olmasına karşın ilk derece mahkemelerinin de kabulünde olduğu üzere hakaret eyleminden sonra tarafların evlilik birliğinin iki ay daha sürdüğü, böylelikle de hakaret eyleminin affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı, bu nedenle hakaret vakıasının erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, davacı-karşı davalı erkeğin de başkaca bir kusurlu davranışının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı-karşı davacı kadının davasının da reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/3063 E.  ,  2020/6408 K.

Mahkemece, davalı-davacı erkeğin eşine şiddet uyguladığı, hakaret ve tehdit ettiği bu eylemleri nedeniyle hakkında kamu davaları açıldığı, davacı-davalı kadının ise eşine hakaret ettiği belirtilerek davalı-davacı erkek ağır kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece davalı-davacı erkeğe kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet, tehdit ve hakaret eylemlerine esas yargılama dosyalarının suç tarihlerinin 09.10.2011, 05.06.2012 ve 30.06.2013 olduğu, mahkemece davalı-davacı erkeğe kusur olarak yüklenen eylemlerden sonra kadının erkeği affederek en azından hoşgörüyle karşılayarak evlilik birliğine devam ettiği, af olunan ya da hoşgörü ile karşılanan eylemlerin kusur olarak yüklenemeyeceği, dolayısıyla eşine hakaret eden davacı-davalı kadının boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/7064 E.  ,  2018/14444 K.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle erkeğin dava dilekçesinde dayandığı hakaret vakıasından sonra, tarafların ortak konutta yaşamaya devam ettikleri, bu vakıanın af kapsamında kaldığı, kadına kusur olarak yüklenemeyeceği Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/4641 E.  ,  2019/11998 K.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenen "Kadının annesine hakaret ettiği ve kadını darp ettiği" vakıalarından sonra, tarafların ortak konutta yaşamaya devam ettikleri, bu vakıaların af kapsamında kaldığı, erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/6494 E.  ,  2019/11398 K.

Boşanma davasına dayanak alınan hakaret ve küfür vakıalarından sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davacı tarafça affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemlerin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenmeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, kadının boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/552 E.  ,  2019/3430 K.

Evlilik Birliğinin Devamı İçin Barışma Teklifi Af Olarak Kabul Edilemez

Mahkemece davacı kadının boşanma davası, davalı erkekten kaynaklanan kusurlu davranışların, davacı kadın tarafından affedildiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Evlilik birliğinin devamı için barışma teklifi veya görüşmesi af niteliğinde kabul edilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/1970 E.  ,  2020/3675 K.

Davacı-karşı davalı erkek tarafından yapılan barışma girişimlerinin sonuçsuz kaldığı, sonuçsuz kalan barışma girişimlerinin af olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davacı-karşı davalı erkek tarafından açılan davanın kabulünün doğru olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/5839 E.  ,  2019/9217 K.

Davacı kadının kolluktaki anlatımına göre, barışma girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Tarafların fiilen ayrılmalarından sonra davacı kadının ailesinin evinde bir araya gelerek barışma girişiminde bulunulmuş olması; af iradesini kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan başka olgu ve deliller bulunmadıkça, önceki olaylardan dolayı davacı kadının eşini affettiği anlamına gelmediği gibi erkeğin davacı kadına yönelik fiziksel şiddetinin süreklilik arz ettiği anlaşılmaktadır. O halde, davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/5738 E.  ,  2019/2560 K.

Mahkemece davalı-davacı erkeğin eşiyle barışma girişiminde bulunması nedeniyle davacı-davalı kadının birlik görevlerini yerine getirmemek için ortak konuttan ayrılmasına ilişkin davranışını hoşgörüyle karşılayıp affettiği ve bu olaya dayalı olarak boşanma kararı verilemeyeceği belirtilerek erkeğin davasının reddine karar verilmiş ise de; erkeğin fiili ayrılık döneminde barışma girişiminde bulunması evlilik birliğini sürdürme konusunda bir iyi niyet göstergesi olup, tek başına eşinin kusurlu davranışlarını af anlamına gelmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/21832 E.  ,  2018/8943 K.

Mahkemece davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına hükmedilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davalı kadının bir başka erkekle günün farklı saatlerinde sık sık ve uzun süreli telefon görüşmesi yapmak suretiyle güven sarsıcı davranış içine girdiği anlaşılmaktadır. Erkeğin eşi ile barışma girişimi de af olarak değerlendirilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadın ağır kusurludur. Bu husus gözetilmeden davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/17818 E.  ,  2018/5868 K.

Barışma Teklifi Müzakere Niteliğinde Olup Af Olarak Kabul Edilemez

"Erkeğin kadına yazdığı SMS ve gönderdiği çiçeklerden eşini affettiği, en azından hoşgörü gösterdiğinin sabit olduğu gerekçesi ile erkeğin davasının reddine karar verilmiştir." Erkeğin dava açıldıktan sonra evlilik birliğinin devamı için barışma teklifinde bulunması veya kadınla görüşmesi, müzakere niteliğinde olup, af olarak kabul edilemez. Tarafların mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya neden olan olaylarda erkek ağır kusurludur. O halde davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının da kabulü gerekir. Ne var ki, davacı-karşı davalı kadının kabul edilen boşanma davasında verilen boşanma hükmü istinaf ve temyizin kapsamı dışında tutulmak suretiyle kesinleşmiş; davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasında, boşanma isteminin konusu kalmamıştır. Bu durumda mahkemece erkeğin boşanma davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve haklılık durumuna göre yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/2244 E.  ,  2020/3663 K.

Aynı Evde Farklı Odalarda Kalmak Af Niteliğinde Değildir

Davacı kadın T.M.K’nun 166/3 maddesine dayalı olarak 10/11/2017 tarihinde boşanma davası açmış, dava erkeğin boşanmayı kabul etmemesi nedeniyle çekişmeli hale dönüşmüştür. Davacı kadın çekişmeli boşanma talebine ilişkin dava dilekçesini ise 04/01/2018 tarihinde dosyaya ibraz etmiş ve çekişmeli boşanma davasının yargılama aşamaları da bu şekilde başlamıştır. Anlaşmalı olarak açılan davanın duruşma gününün beklenildiği süre içinde tarafların aynı evde fakat ayrı odalarda kaldıkları, kadının doğum günü olan 20/11/2017 tarihinde davalı eş ile yemek yemeleri tanık anlatımlarından özellikle erkek tanığı Ahmet Ünal’ın beyanından “Bir süre aynı evde kalıyorlardı ancak davacı davalıyı affetmedi, hatta bende ikna etmeye çalıştım” beyanı karşısında af, en azından hoşgörü olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Yanılgılı değerlendirme sonucu davacı kadının, davalı erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği veya hoşgörü ile karşıladığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/712 E.  ,  2020/1931 K.

Olaylardan Sonra Birkaç Defa Cinsel İlişkiye Girmek Af Niteliğindedir

İlk derece mahkemesince, davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu bulunması nedeniyle davasının reddine, davalı-karşı davacı kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davacı erkeğin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, bölge adliye mahkemesi “Tarafların bir ay içerisinde 5-6 defa cinsel ilişkiye girdiklerinin anlaşılması nedeniyle kadının erkeğe yüklenen tüm kusurları affettiği, bu nedenle erkeğe kusur yüklenemeyeceği; kadının erkeğe internet yoluyla gönderdiği mesajlar nedeniyle hakaretinin sabit olduğu ve boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının tamamen kusurlu olduğu” gerekçesiyle davasının reddine, davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davalı-karşı davacı kadın tam kusurlu bulunarak erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmiş ise de; toplanan delillerden kadına yüklenen hakaret vakıasının, tarafların biraraya gelerek karşılıklı olarak önceki olayları affetmeleri nedeniyle affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu vakıanın af kapsamında kaldığı, bu nedenle kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, kadının boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/53 E.  ,  2020/1696 K.

Boşanma Davasında Boşanmak İstemediğini Belirtmek Af Olarak Kabul Edilemez.

Mahkemece, her ne kadar kadının yargılama sırasında boşanmak istemediğini beyan etmesi erkeği affetmesi olarak kabul edilmiş ise de; kadının yargılama sırasında boşanmak istemediğini belirtip davanın reddini savunması af olarak nitelendirilemez. Kusur durumları belirlenirken, daha önce taraflar arasında görülüp kesinleşen kusurlu davranışlar ile sonradan oluşan kusurlu davranışların da dikkate alınması gerekir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan davacı erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü zorunludur. Durum böyle iken, kadının eşini affettiğinden bahisle davacı erkeğin kusursuz olduğunun kabulü doğru bulunmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/274 E.  ,  2020/632 K.

Kadının yargılama sırasında boşanmak istemediğini belirtip davanın reddini savunması af olarak nitelendirilemez. Öyleyse; eldeki davada kusur durumları belirlenirken, daha önce taraflar arasında görülüp kesinleşen kusurlu davranışların da dikkate alınması gerekir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü zorunludur. Durum böyle iken, kadının eşini affettiğinden bahisle davalı-davacı kadının Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi kapsamında kalan maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/5397 E.  ,  2019/9146 K.

Kusurlu Eylemlere Rağmen Evlilik Birlikteliğine Devam Af Niteliğindedir
Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen eşinin babasının cenazesine gitmeme vakıasından dolayı davalı kadın tam kusurlu bulunarak erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmiş ise de; erkeğin babasının 26.10.2006 tarihinde öldüğü, davacı erkeğin ise evden 2008 tarihinde ayrıldığı, kadına kusur olarak yüklenen bu vakıadan sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davacı tarafça affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemlerin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenmeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, kadının boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığından davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/8408 E.  ,  2020/63 K.

Fiziksel Şiddet Sonrası Ortak Yaşama Uzun Süre Devam Af Niteliğindedir

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenen "Kadını 5 yıl önce dövdüğü" vakıasından sonra tarafların ortak yaşama devam ettikleri, bu kusurun af kapsamında kaldığı, en azından hoşgörü ile karşılandığı, bu sebeple erkeğe kusur olarak yüklenemez...Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/7777 E.  ,  2019/12185 K.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen fiziksel şiddet eyleminin dava tarihinden üç yıl önce gerçekleştiği ve evlilik birliğinin bu olaydan sonra devam ettiği, bu eylemin davacı kadın tarafından af edildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, erkeğe kusur olarak yüklenilemeyeceğinin... Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/3120 E.  ,  2019/4563 K.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenilen fiziksel şiddet eyleminin 21.03.2014 ve 22.03.2014 tarihlerinde gerçekleştiği ve evlilik birliğinin bu olaydan sonra devam ettiği, bu eylemin davacı-karşı davalı kadın tarafından af edildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, erkeğe kusur olarak yüklenilemeyeceğinin...Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/5992 E.  ,  2019/2600 K.

Mahkemece, davacı-davalı erkeğin, eşine şiddet uyguladığı, davalı-davacı kadının ise güven sarsıcı davranışlarının bulunduğu belirtilerek taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet eyleminin 2012 yılında gerçekleştiği, bu eylemlerden sonra kadının erkeği affederek en azından hoşgörüyle karşılayarak evlilik birliğine devam ettiği, af olunan ya da hoşgörü ile karşılanan eylemlerin kusur olarak yüklenemeyeceği...Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/21303 E.  ,  2018/9081 K.

Yalan İfadelerden Sonra Evliliğe Devam Af Niteliğindedir

Bölge adliye mahkemesince davalı-karşı davalı erkek tam kusurlu bulunarak kadın yararına tazminatlara karar verilmiş ise de; toplanan delillerden erkeğe yüklenen pilot olmadığı halde mesleğinin pilotluk olduğunu söyleyen, daha önce evlenmiş olmasına rağmen bu durumu eşine söylememe vakıaları, evliliğin başında meydana gelmiş ve bu vakıalardan sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davacı karşı davalı tarafça affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemlerin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da bu vakıalar erkeğe kusur olarak yüklenmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/7740 E.  ,  2019/12025 K.

Kusurlu Davranışlar Sonrası Evlilik Birlikteliği Devam Etmemiş İse Af Yoktur

Davacı-karşı davalı kadının eşinin başka kadınla olan mesajlaşmalarını öğrendikten sonra tarafların tartıştıkları, tanıkların araya girmesiyle konunun konuşulduğu ortamda davalı-karşı davacı erkeğin pişmanlığını dile getirdiği, tarafların akşam yemeğe çıkmaya karar verdikleri ancak davacı-karşı davalı kadının aynı günün akşamı ailesinin yanına gittiği ve sonrasında bir araya gelmedikleri anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalı-karşı davacı erkeğin güven sarsıcı eyleminden sonra evlilik birliği devam etmediğinden davacı-karşı davalı kadının davalı-karşı davacı erkeği affettiğinin kabulü mümkün değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/5322 E.  ,  2019/9539 K.

Tüm dosya kapsamından, ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinin de kabulünde olduğu üzere ilk derece mahkemesince taraflara yüklenen kusurlu davranışlardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği bu nedenle her iki tarafında kusurlarının affedildiği en azından hoşgörüyle karşılandığı anlaşılmakta ise de...Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/2987 E.  ,  2018/14864 K.

Hukuka Aykırı Delillerle Eşin Affı İspat Edilemez

Davalı erkek tarafından sunulan görüntü kayıtlarına ilişkin CD'nin kadının rızasına aykırı olarak hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşıldığından, hukuka aykırı bu delilin af olgusunun ispatında dikkate alınması mümkün olmadığı gibi, davacı kadının eşinin süreklilik gösteren kusurlu davranışlarını affettiğine dair başkaca bir delil ve olgu da ispatlanamamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/5520 E.  ,  2019/2308 K.

Süreklilik Gösteren Fiziksel Şiddet Sonrası Ortak Hayata Devam Af Kapsamına Alınamaz

Mahkemece erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı, olaydan sonra tarafların birlikte yaşadıkları, şiddet vakıasının af kapsamında sayılması gerektiği ve tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek asıl dava ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; fiziksel şiddet vakıasının kadın tarafından affedildiği veya hoşgörü ile karşılandığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi erkeğin kadına birden fazla fiziksel şiddet uyguladığı anlaşıldığından erkeğin bu kusurlu davranışlarının affedildiği kabul edilemez. Tarafların gerçekleşen ve kabul edilen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/2655 E.  ,  2018/13511 K.

Af İspatlanamamışsa Kusur Oranına Göre Karar Verilmelidir

Dosya arasında davalı kadının davacı erkeği affettiğine yönelik bir delil bulunmamaktadır. Af olgusu dosya kapsamında ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda sadakatsiz davranan erkek tamamen kusurlu olup verilen ret kararı sonucu itibariyle doğru bulunduğundan ret gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/22627 E.  ,  2018/9544 K.

Barışıp Tekrar Bir Araya Gelmek Af Niteliğindedir

Erkeğe Bölge adliye mahkemesi tarafından yüklenen güven sarsıcı davranış vakasından sonra da tarafların barışıp yeniden bir araya geldikleri, erkeğin bu eyleminin kadın tarafından affedildiği veya en azından hoş görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu hale göre erkeğe bu eylem kusur olarak yüklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/1295 E.  ,  2021/3152 K.

 

Boşanma davası ve boşanma avukatı hakkında ayrıntılı bilgi için boşanma avukatı ankara başlıklı makalemizi de okuyabilirsiniz.

1