Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu | Mil Hukuk & Danışmanlık

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

  • Anasayfa
  • Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu Türk Ceza Kanununun 134. maddesinde düzenlenmiştir. Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlala eden kimse altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

İçindekiler

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.134)

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Genel Bilgi 

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu Türk Ceza Kanunun “Özel Hayatı ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlıklı dokuzuncu bölümü altında 134’üncü maddede iki ayrı suç tipine yer verilerek düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında; kişilerin özel hayatın gizliliğini ihlal eden kimsenin cezalandırılacağı, gizli görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle icra edilmesi halinde cezanın arttırılacağı ifade edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise; kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi diğer suç tipi olarak tanımlanmıştır. İfşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayınlanması da yine suç olarak belirtilmiştir. Bu suç tipi ile anayasanın 20. Maddesiyle koruma altına alınan özel hayatın gizliliğinin dokunulmazlığı ihlali cezalandırılmaktadır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda Korunan Hukuki Değer

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile korunan değer özel hayattır. Nitekim Anayasanın 20. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatın gizliliğini dokunamaz.“ şeklindeki düzenleme Türk Ceza Kanunun 134’üncü maddesinde düzenlenen bu suç ile bu hak koruma altına alınmıştır. Bu suç ile korunan hukuki değerin ne olduğunu daha iyi anlayabilmemiz için özel hayat kavramı üzerinde durmak yerinde olacaktır. Özel hayat, kişinin hayatının üçüncü kişiler tarafından öğrenilmesini istemediği diğer bir ifadeyle başkalarından gizlediği kısmıdır.

Özel hayat yalnızca ve yalnızca kanunla izin verilen bazı hallerde müdahale edilebilen bir alan olup bu hayat alanı kişilere, kişiliğini serbestçe geliştirebileceği, kişinin serbestçe hareket edebileceği ve bu alanda başkaları tarafından izlendiği korkusu olmadan hareket edebileceği, kısacası kişinin varlığının özgür olduğu alandır.

Kişi bu alanda maddi ve manevi varlığını geliştirmekte olup özel hayatın gizliliği olmasa kişinin serbestçe geliştireceği bir alan olmayacağından dolayı anayasa ve uluslararası hukuk kuralları ve sözleşmeleri ile koruma altına alınmıştır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunu Hukuki Konusu

Bu suçun hukuki konusu kişinin özel hayatına giren tüm faaliyetlerdir. Ancak diğer suç tiplerinde de dile getirdiğimiz üzere haberleşme, konuşma ve kişisel veri niteliğindeki hususlar bu suçun konusunu değil ilgili suçların konusunu oluşturmaktadır. Doktrinde de kabul edildiği üzere kişinin hayat alanı kamuya açık hayat alanı, özel hayat alanları ve gizli hayat alanı olarak üçe ayrılmaktadır. Kamuya açık hayat alanı, kişinin herkese açık olan başkaları tarafından bilinmesinde sakınca görülmeyen faaliyetlerin yaşandığı alan olup bu alan kanunlar tarafından korunmamaktadır. Özel hayat alanı ise kişinin kamuya açık olmayan sadece ailesi, yakınları ve arkadaşları gibi yakın ilişki içinde bulunduğu belirli sayıda kimselerle paylaştığı alanı kapsamaktadır. Gizli hayat alanı, kişinin normalde kimseyle paylaşmadığı sadece kendisi için saklı tuttuğu ve hiç kimsenin istenmediği veya en fazla çok güven duyduğu kişileri açık olan hayat alanıdır. Bu tanımlar neticesinde ifade etmemiz gerekir ki; Hukukun koruduğu alan özel hayat ve gizli hayat alanları olup söz konusu suçun hukuki konusu da özel hayat ve gizli hayat alanını oluşturmaktadır. Bu tanımlar neticesinde sonuç olarak bu suçun konusunu özel hayat alanında gerçekleşen yaşam olaylarından yalnızca gizli tutulan, başkalarının bakışlarından gizlenen faaliyetler, olaylar oluşturmaktadır. Zira maddenin gerekçesinde de gizli yaşam alanına girerek veya başka suretlerle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının gözlenmesi ve kaydedilmesinin cezalandırılacağı belirtilmektedir.

Özel Hayatın Gizliliği İhlal Suçunun Maddi Unsurları

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda kanun koyucu, kişilerin özel hayatın gizliliğini ihlal ve gizlilik ihlalinin görüntü veya seslerin kayda alınması ile bu kayıtların ifşa edilmesi fiilleriyle suçun oluşacağını düzenlenmiştir. Bu kapsamda hükümde iki ayrı fiile yer verilmiş olup bunlar; 

Kişilerin özel hayatın gizliliğini ihlal, 

Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa olarak belirlenmiştir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal

Özel hayatın gizliliğini ihlal daha öncesinde dile getirdiğimiz üzere kişinin özel hayat alanında kalan bir olayın gizliliğini ihlal edilmesi ile oluşmaktadır. Gizliliğin ne şekilde ihlal edildiğinin maddenin birinci fıkrasında düzenlenen suçun temel halinde herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen görüntü veya seslerin kayda alınması suçun nitelikli halini oluşturduğundan bu fiiller dışında kalan tüm eylemler suçun ilk fıkrada belirtilen basit halini oluşturacaktır. Bunun yanı sıra haberleşme, konuşma ve kişisel verilerin ihlal eylemleri Türk Ceza Kanunda ayrı suç olarak düzenlendiğinden dolayı bu eylemlerde Özel Hayatın Gizliliği İhlal Suçu kapsamında değerlendirilmeyecektir. Özel hayatın gizliliği kavramından her ne kadar hayatın gizli alanın korunması ve bu alana yapılan müdahalelerin engellenmesi amaçlanmışsa da hayatın genel alanının da koruma altında olduğu unutulmamalıdır. Zira kişinin görüntülenmesi, fotoğrafını çekilmesi, kişinin özel hayat olaylarının yazıyla tasvir edilmesi, günlüğünün okunması, soyunma kabinlerinde izlenmesi, cinsel ilişkisini çıplak gözle izlenmesi bu suç kapsamında değerlendirilmektedir.

İhlalin ne şekilde gerçekleşeceği konusunda bir sınırlama bulundurulmamakta olup Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gizli müdahale niteliğindeki her türlü davranışın ihlal kavramı içerisinde değerlendirilecek serbest hareketli bir suçtur.

Bu nedenle gizliliğin ihlali, gizli bilgilerin bunu öğrenmeye yetkili olmayan bir kişi tarafından öğrenilmesi ile gerçekleşmiş olacak faile bir kişinin özel hayatına ilişkin kayıt almadan bakarak ya da dinleyerek müdahalede bulunmuşsa maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, kayıt altına almışsa maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinden yargılanacaktır.

Görüntü ve Seslerin İfşası

Maddenin birinci fıkrasında suçun basit hali tanımlanarak özel hayatın gizliliğini ihlal eylemlerinin cezalandırılacağını düzenlenmiştir. Bu halinde ise elde edilmiş olan görüntü veya ses kayıtlarının ifşasıyla yani yayılmasıyla oluşmaktadır. Burada da fiilin ne şekilde gerçekleştiğinin bir önemi bulunmamakta olup suçun oluşumu bakımından ifşanın alenen gerçekleştirilmesi de aranmamıştır. Suçun oluşabilmesi için fail tarafından söz konusu görüntü ya da seslerin ayrıca kaydedilmesi gerekmemekte olup bir başkasının kaydetmiş olduğu görüntü ya da seslerin ifşa edilmesi de bu suçun oluşumu için yeterlidir. Kişinin özel hayatına ilişkin görüntü ve ses kaydının savcılık ya da mahkemelere delil olarak sunulması durumunda ise bu suç oluşmayacaktır ancak unutmamak gerekir ki, görüntü ya da ses kaydının elde edilmesi hukuka uygun olmak zorundadır. Aksi taktirde diğer suç tiplerinin oluşacağı gözardı edilmemelidir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Manevi Unsuru

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun hem basit hali hem de nitelikli hali kasten işlenen suçlar kategorisindedir. Suçun birinci fıkrasında düzenlenen basit halinin aynı zamanda olası kastla işlemesi mümkündür. Buna karşın maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen halinde failin ihlalini oluşturduğu fiillerin hukuka aykırı olması veya failin fiilini bu bilinçle işlemesi gerektiğinden suç ancak doğrudan kastla işlenebilir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Hukuka Aykırılık Unsuru

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu bakımından hakkın icrası, kanun hükmünün yerine getirilmesi ve mağdurun rızası hukuka uygunluk sebepleri olarak sayılabilir. Bu kapsamda;

Kanun hükmünün yerine getirilmesi: Kanun hükmünün yerine getirilmesi kavramı özellikle Ceza Muhakemesi Kanununda soruşturma ve kovuşturma makamlarına belli koşullar altında, koruma tedbirleri çerçevesinde özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verdiği durumlarda bu suç oluşmayacaktır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140’ıncı maddesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Ancak unutmamak gerekir ki İlgili maddedeki koşullara uymaksızın yapılan fiiller ile ses veya görüntü kayıtlarının ifşa edilmesi suç kapsamında değerlendirilecektir. Örneğin teknik araçlarla izleme tedbiri kişinin konutunda uygulanamayacağından konutta ses ve görüntü izlemesi, kaydedilmesi ve ifşası Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacaktır.

İlgilinin Rızası: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikayete bağlı bir suç olması sebebiyle mağdurun rızası bu suç bakımından sonuç doğuracaktır. Nitekim kişi özel hayatı üzerinde dilediğince tasarruf edebileceğinden özel hayatının gizliliği hakkından da vazgeçebilir. Bu nedenle kişinin rızasının bulunması durumunda fail tarafından her ne kadar özel hayat kapsamı içerisinde kalan ses veya görüntünün dinlenmesi, izlenmesi, kaydedilmesi veya bu kayıtların ifşa edilmesi durumunda suç oluşmayacaktır.

Hakkın Kullanılması: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda hukuka uygunluk nedenleri içerisinde sayılan hakkın kullanılması açısından “hakkı” iki başlık altında incelemek gerekmektedir. Savunma hakkı, şahsın kendisine yönelik olarak işlenen bir suçun kanıtlanması amacıyla ses veya görüntü kaydı alınması hukuka uygun görülebilir. Ancak bir kimsenin başkasının suçlu olduğunu göstermek veya delil toplamak amacıyla bu fiilleri gerçekleştirmesi hukuka uygun değildir. Bu durumda özel hayatın gizliliği ihlal suçu oluşacak aynı zamanda elde edilen delil hukuka aykırı delil sayılacaktır. Haber verme hakkı, Gazetecilik mesleğinin icrası açısından, özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında kalan bir olayın haber yapılması, haber verme hakkının koşulları içerisinde kaldığı sürece hukuka uygun olacağı değerlendirilmektedir. Ancak bu hakkın kullanılmasının da sınırsız olmadığını unutmamak gerekir. Zira basın özgürlüğünün kullanılmasının başkalarının kişisel haklarının korunmasını sağlama amacıyla sınırlandırıldığı, özel hayatın gizliliğini saygılı olunması ilkesine riayet edilmesi gerektiği, bu çerçevede gizli kamera, gizli mikrofon veya benzeri yöntemlerle yapılan çekimler veya tespit edilen ses kayıtlarının ilgililerin rızası olmadan yayınlanmaması gerektiği ve fiilin gazetecilik mesleğinin icrası çerçevesinde gerçekleşmiş olması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Belirtmiş olduğumuz koşullar ve ilkelere aykırı olarak yapılan fiillerin ise hukuka uygunluk sebebi içerisinde sayılamayacağı ve söz konusu fiillerden dolayı faillerin ceza ile karşı karşıya kalacağı unutulmamalıdır.

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Teşebbüs 

Özel hayatın gizliliği suçun da teşebbüs özellik göstermediğinden genel hükümlere göre teşebbüs hükümleri uygulanacaktır. Yani ilgili suç neticesi harekete bitişik bir suç olduğundan teşebbüs ancak icra hareketlerinin bölünmesi durumunda düşünülebilir. İhlalin gerçekleşmesi ile suç tamamlanacağından icra hareketleri eğer bölünemiyorsa fail hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda İçtima Hükümleri

Yapılan ceza yargılaması neticesinde netice cezanın belirlenmesi açısından büyük bir öneme haiz olan suçların içtiması kapsamında bu suçun gösterdiği özellikleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Bu suç aynı mağdura karşı, aynı suç işleme kastının icrası kapsamında birden çok kez işleniyorsa ve diğer koşulları varsa zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. 

Fail, ilgili maddenin birinci fıkrasında suçun basit halini yani görüntü ve sesleri kaydetme suretiyle ihlal suçunu işlemiş aynı zamanda da maddenin ikinci fıkrasında belirtilen bu ses ve görüntü kayıtlarını ifşa etmişse hem birinci fıkradan dolayı hem de ikinci fıkradan dolayı cezalandırılacaktır.

Özel hayata ilişkin ses veya görüntünün ifşası aynı zamanda hakaret, tehdit veya şantaj gibi suçlara da vücut veriyorsa fikri içtima hükümleri uygulanır. Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar başlığı altındaki diğer suçlara göre genel norm olduğundan dolayı haberleşmenin, konuşmaların gizliliğini ihlal eden veya kişisel verileri karşı işlenen suçlar söz konusu olduğunda faile ayrıca özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı cezalandırılmaz.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası

Türk Ceza Kanunun 134’üncü maddesinde suçun işleniş biçimine göre faile verilecek ceza miktarı değişmektedir. Bu çerçevede; 

Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimsenin, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası cezalandırılacağı,

Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat arttırılacağı,

Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimsenin ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra ifşanın basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmedileceği ifade edilmiştir.

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin işlediği fiilin olumsuz sonuçlarını gidermesi durumunda uygulanan bir ceza indirimi nedeni olarak tanımlanmakla birlikte kanunun izin verdiği daha farklı bir ifadeyle kanun koyucu tarafından ilgili suça yönelik özel bir düzenleme yapıldığı takdirde uygulanabilmektedir. Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda ise özel bir düzenleme bulunmadığından dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma imkanı bulunmamaktadır. 

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunun Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Adli Para Cezasına çevirme; kasten işlenen suçlarda bir yıl ve altındaki hapis cezalarına alternatif bir yaptırım olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda yapılan yargılama neticesinde netice ceza kanunda aranan şartlar dahilinde ise hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Bu nedenle Özel Hayatın Gizliliğini Suçu kapsamında yapılan yargılama neticesinde hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilmektedir.

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı; Ceza Muhakemesi Kanunun 231’inci maddesinde düzenlenen ve sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezanın, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olması ve diğer koşulların varlığı halinde; sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmamasına olanak sağlayan ceza muhakemesi kurumudur. Buna göre Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı Süresi

Özel Hayatın Gizliliğini Suçu şikayete tabi olup suçun soruşturulması için müştekinin şikayetinin varlığı aranmaktadır. Bu nedenle suçun mağduru konumundaki kişi önce şikayet edip soruşturulmaya başlanılsa ve sonrasında kişi şikayetinden vazgeçmiş olursa dosya kapanacaktır. Müşteki fiilin işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 ay içerisinde kullanmak zorunda olup bu sürenin geçmesi sonrası şikayet hakkı kalmayacaktır.

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Uzlaşma

Ceza Hukuk kapsamında uzlaştırma; şikayete bağlı olan suçlar ve bunlarla birlikte kanunda tek tek sayılan suçların, fail ve mağdurlarını bir araya getirerek ceza mahkumiyeti sonucuna ulaşmadan dosyanın kapatılmasını amaçlayan bir kurumdur. Uzlaştırma sırasında fail ve mağdur karşılıklı anlaşma sağlarsa, dosya soruşturma aşamasındaysa takipsizlik, kovuşturma aşamasındaysa düşme kararı verilerek kapatılmaktadır. Bu kapsamda Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkündür. 

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Cezasının Ertelenmesi

Ceza Hukuku kapsamında cezanın ertelenmesi; kişi hakkında yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından hükmedilen mahkumiyet sonucu doğuran hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesini düzenleyen infaz kurumudur. Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda cezanın ertelenmesi mümkündür.

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Devlet Memurluğuna Etkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “genel ve özel şartlar” başlıklı 48’inci maddesinde “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına … mahkûm olmamak” şeklindeki düzenleme gereği Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçunu işleyipte bu suçtan dolayı mahkum olan kişilerin memuriyetle olan ilişikleri kesileceği gibi yeniden veya ilk defa devlet memurluğuna atanacak adaylarda da bir yıl veya daha fazla süreli mahkum olmama koşulu aranmaktadır. Bu kapsamda Özel Hayatın Gizliliğini Suçundan dolayı yapılan yargılama neticesinde kişi hakkında mahkumiyet verildiği takdirde ilk defa veya yeniden devlet memurluğuna başvurusu reddedileceği gibi devlet memuru olarak görev yapıyorsa memuriyetten de ilişiği kesilecektir. Ancak burada ayrıca belirtmemiz gerekir ki; kişi yapılan yargılama neticesinde ceza miktarı ne kadar olursa olsun hakkında eğer hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirse devlet memurluğu ve özel kanunla düzenlenen memurluklara girişlerde herhangi bir sıkıntı yaratmayacaktır. 

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Görevli Mahkeme

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunun şikayete tabi olduğundan müştekinin şikayeti üzerine, savcılık tarafından yapılan soruşturma neticesinde iddianamenin kabulü ile kovuşturmaya başlanacaktır. Kovuşturma aşamasında görevli mahkeme suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesidir. 

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda Maddi ve Manevi Tazminat

Özel Hayatın Gizliliğini Suçunda ister suçun temel hali isterse cezayı arttıran halleri olsun ilgili suçtan zarar gören kişi, ceza davasının yanı sıra, ayrıca hukuk mahkemelerinde bir dava açarak uğramış olduğu zararlar nedeniyle; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilme hakkına sahiptir. Maddi tazminat, fiil nedeniyle mağdurun uğramış olduğu zarara göre belirlenecek manevi tazminat miktarı ise, yaşanmış olan somut olayın kişi üzerinde bıraktığı manevi zarara göre belirlenmektedir. Bu kapsamda yapılan yargılama neticesinde Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçundan yargılanan sanık yargılama neticesinde hakkında hükmedilen cezanın yanı sıra maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilmek için mutlaka hukuk mahkemelerinde dava açması gerekmektedir. 

Özel Hayatın Gizliliğini Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

(Suçun İşlendiği Yer) CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

MÜŞTEKİ   : Ad Soyad, TC Kimlik Numarası, Adres

VEKİLİ       : Av. Emre ASAN - Cevizlidere Mahallesi Mevlana Bulvarı No:221 YILDIRIM Kule kat:15 No:142 Çankaya/ANKARA

ŞÜPHELİ   : Adı Soyadı - Biliniyorsa; TC Kimlik Numarası, Adresi

SUÇ            : Özel Hayatın Gizliliğini Suçu

SUÇ TARİHİ: …/…/…

SUÇUN İŞLENDİĞİ YER :

KONU: Şüpheli hakkında soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılmasına karar verilmesi talepli şikayet dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Açıklamalar kısmında öncelikle şüphelinin biliniyorsa kimlik bilgileri dile getirilerek şikayete konu olayın nasıl gerçekleştiği, 
  2. Somut olayın nasıl gerçekleştiği detayları ile anlatılmalı,
  3. İddiaların ispatı açısından hangi delillerin olduğu ifade edilmeli,
  4. Dilekçe ekinde verilecek belgelerin neler olduğu dile getirilmeli 
  5. Son olarak “Müvekkil, bu olaydan mağdur olup şüpheli hakkında şikayet olma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.” Şeklinde talep dile getirilmelidir. 

HUKUKİ NEDENLER: TCK, CMK ve ilgili her türlü mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, fotoğraflar, kamera kayıtları, mesajlar, yemin, faturalar ve ilgili her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçeler ile şüpheli hakkında soruşturma başlatılması ve kamu davası açılması açılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekileten talep ederiz.

Müşteki Vekili

Av. Emre ASAN

İmza

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Manevi Tazminat

Özel Hayatın Gizliliğini ihlal manevi tazminat için öncelikle tazmiantın varlığını doğruracak unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti şarttır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kanunda düzenlenmiş bir suç olmakla birlikte ayrıca bir haksız fiildir. Nitekim çoğu makalemizde yinelediğimiz gibi her suç ayrıca bir haksız fiildir. Haksız fiil ise Türk Borçlar kanununun 49. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre hukuka aykırı bir fiille bir başkasına zarar veren kişi bu zararını gidermekle yükümlüdür. Bu durumda haksız fiilin gerçekleştiğinden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiilin varlığı, zarar, illiyet bağı unusurlarının bulunması şarttır. Bu unsurların gerçekleştiğini varsayan kişi açacağı tazminat davası ile özel hayatın gizliliğini ihlal sebebiyle manevi zararının giderilmesini talep edebilir. Mahkeme haksız fiilin unsurlarının gerçekleşmiş olduğuna mevcut dedillerden kanaat getirmiş ise kişinin talebini kabul edecek ve manevi tazminata hükmedecektir. Özel hayatın gizliliğini ihlal manevi tazminat davası Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak olup yetkili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanununun 16. maddesindeki hususlara göre belirlenecektir. 

Özel hayat, öncelikle bireylerin kendilerini geliştirebilecekleri ve başkalarıyla mahrem ilişkilere girebilecekleri kavramsal ve fiziksel bir alana işaret etmektedir. Anayasa'nın “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesi gereğince herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde de herkesin özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş; maddenin ikinci fıkrasında ve Anayasa'nın 20/2. maddesinde yasaya uygun sınırlama nedenleri sayılmıştır. Bundan başka, Medeni Kanun'un 24. ve 25. maddeleri ile hukuka aykırı olarak kişilik haklarına yapılan saldırılar koruma altına alınmış, bu hakların saldırıya uğramasının yaptırımı da Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde gösterilmiştir.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler ...... Haklarına Dair Sözleşme de ise ......ları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşünce olarak benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut davaya baktığımızda; bireyin mahremiyet alanının ve bu alanda cereyan eden eylem ve davranışlarının da kişinin özel yaşamı kapsamında olduğu açıktır. Mahremiyet hakkı ve bu alana ilişkin bilgilerin gizliliğinin korunması gerekmektedir. Davacıların tamamen özel ve aile hayatına ilişkin mahrem bilgilerin, isimleri ile birlikte ulusal basında yayınlanmasında kamu yararı olmadığı gibi kamuoyunda herhangi bir tartışmaya katkı sağlamadığı, öz ve biçim arasında denge bulunmadığı gözetilerek basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği de açıktır. Haberde kullanılan ifadeler, davacıların özel hayatına ve kişilik haklarına saldırı içermektedir. Şu halde; davacılar yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın redddedilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/10054 K. 2019/2145 T. 9.4.2019

Somut olayda ise; davacının dava dışı eşine kendisini aldattığı iddiasıyla boşanma davası açtığı, yargılama sırasında bu durumun ispatı için mahkemeye sosyal paylaşım sitelerinden elde edilen mesajların delil olarak sunulduğu, ayrıca davacının bu görüntüleri ve yazışmaları hukuka aykırı şekilde paylaşarak özel hayatın ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü, davalı hakkında bilişim sistemine hukuka aykırı girme ve orada kalma, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı eşi ile arasındaki boşanma davasında mahkemeye sosyal paylaşım sitelerinden elde edilen mesajları delil olarak sunmuştur. Gerçekte var olan ve Davacı-karşı davalı tarafından üretilmeyen bu delillerin, boşanma davasında ileri sürülen vakıaların ve iddiaların ispatı için kullanılmasında somut olayın özelliği gözetildiğinde hukuka aykırılık yoktur. Dolayısıyla davacı-karşı davalının bu eylemi ile davalının özel hayatının ihlal edildiği söylenemez. Öte yandan, belirtilmelidir ki, davalı-karşı davacı, davacı-karşı davalının anılan içerikleri boşanma davası dışında ifşa ettiğini ve yaydığını da kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, davalı-karşı davacının özel hayatın ihlal edildiği iddiası ispatlanamadığından karşı davanın tümden reddedilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/12458 K. 2019/1463 T. 14.3.2019

Özel Hayatın Gizliliği İhlali Örnekleri

Özel Fotoğrafın Facebookta Yayınlanması

Mağdurla öpüştükleri ana ilişkin fotoğrafları onunla beraberken açtıkları facebook hesabı üzerinden yayımlamak ve mağdurun çıplak fotoğraflarını başkalarına mesaj olarak göndermek suretiyle mağdurun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin özel görüntülerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda ifşa eden sanığın eylemlerinde zincirleme şekilde TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluştuğu; ayrıca, mağdurun, cinsel arzuları tahrik ve istismar eden, toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı nitelikteki 17 yaşında iken çekilmiş çıplak görüntülerini, kullanıcısı olduğu facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden ... tarihinde yayımlayan sanığın, anılan tarihte gerçekleşen eylemi açısından, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yanı sıra TCK'nın 226/5. madde ve fıkrasında tanımlanan müstehcenlik suçunu da işlediği anlaşılmakla...T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2019/... K. 2019/...2019

Cinsel İçerikli Görüntülerin Kaydedilmesi

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; sanığın, müşterisi olduğu erkek güzellik salonunda çalışan katılan ile salonun üst katında cinsel ilişkiye girdiği sırada cep telefonuyla gizlice çekim yaparak, katılanın cinsel mahremiyetine ilişkin görüntülerini kaydetmesi biçiminde sübut bulan eyleminin, sanığın lehine olduğu kabul edilen ve suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesindeki görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı madde ve fıkranın suç tarihinde yürürlükte bulunan 1. cümlesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hüküm kurulup, temel ceza 240 gün adli para cezası olarak belirlenmek suretiyle hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülmesi ve sanığa eksik ceza hükmedilmesi kanuna aykırıdır. Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olaylarını ve bilgilerin tamamını içerir. T.C.
YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2019/.. K. 2019/10579 T. 23.10.2019

Mağdurun Bilgisi Dışında Çekilen Fotoğrafın Twitter Hesabından Yayımlanması

Özel hayat kavramının; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olaylarını ve bilgilerin tamamını içermesi karşısında, kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibinin geçerli olduğu ve kamuya açık alana çıkan her kişinin, bu alandaki her görüntüsünün veya sesinin kaydedilip, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterdiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı nazara alınarak, mağdurun özel yaşam alanına ilişkin görüntüsünü rızası dışında kaydeden suça sürüklenen çocuğa, iddianamede eyleminin tarif edildiği de dikkate alınıp, CMK'nın 226. maddesi uyarınca TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 2. cümlelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındıktan sonra, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2019/5.. K. 2019/103.. T. 16.10.2019

Facebook Üzerinden Görüntü Kaydı Yapmak

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi, TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde suç olarak düzenlenmiş olup, özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır. Ayrıca, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, “kişisel veri” olduğunda kuşku bulunmamakta ise de, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesinin, bilgisi dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 2. cümlesinde; rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında düzenlendiğinden, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesi, yasal anlamda, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrası kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez. Sanıkla aralarındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tutan mağdurun, cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin özel yaşam alanı kapsamındaki fotoğraflarının, onun rızasına aykırı şekilde yayımlanması eyleminin, TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilerek, TCK'nın 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanun'un 139/1. madde ve fıkrası gereğince soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olup...T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2018/83.. K. 2019/90.. T. 18.9.2019

Velayetin İspatı İçin Görüntü Kaydı Yapmak Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmez

Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kavramı kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, sosyal ilişkileri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır.

Kişiye bağlı ve onun kişisel gelişimiyle ilgili olan özel hayatın gizliliği hakkı, evlilikle tamamen ortadan kalkmaz. Tarafların evli olmaları ve aynı konutu paylaşmalarından dolayı birbirlerinin kişisel eşyalarına ve özel yaşam alanına giren hususlara kolayca ulaşabilme imkanına sahip bulunmaları, eşlerin hiçbir sınır olmaksızın birbirlerini sürekli gözetleyebileceği ve denetleyebileceği şeklinde yorumlanamaz. Ancak, kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan ( cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi ) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu hallerde, kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığından da söz edilemez.

Bu açıklamalar ve incelenen dosya kapsamına göre; iddianamede yazılı dava konusu edilen videolardan ...adını taşıyan ve ...tarihinde kaydedilen 10 dakika 41 saniyelik video ile ... adını taşıyan ve ...tarihinde kaydedilen 5 dakika 13 saniyelik videodan katılanın çekim anında bilgisi bulunmasına rağmen TCK'nın 73/1. madde ve fıkrasında öngörülen 6 aylık sürede şikayette bulunmadığı gibi, kayıtların yapıldığı yer, çekim şekli ve ayrıntıları bilirkişi raporlarında yer alan içeriklerine göre, çözümü yapılan videolarda, katılanın sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş özel hayatının gizliliğini ihlale yol açacak herhangi bir konuşmasının ve görüntüsünün de kaydedilmediği; ayrıca, şikayete konu kayıtları, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, çekim tarihlerine ve içeriklerine nazaran, çocuklarıyla görüşmesinin katılan tarafından engellendiğine dair iddialarını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı da kabul edilemeyeceğinden, sanığa yüklenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın CMK'nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında zincirleme şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2019/4369 K. 2019/8633 T. 11.9.2019

Gizli Kamerayla Çekilen Görüntülerin Kayda Alınması

Otobüs terminalindeki tuvaleti işletmekte olan sanık ...'nın, bir firmanın yazıhanesinde vezne görevlisi olarak çalışan ve ihtiyacını gidermek amacıyla 27.08.2015 ile 28.08.2015 tarihlerinde tuvalete giren katılan ...'in ve aynı tarihlerde kimlikleri tespit edilemeyen diğer üç kadının özel görüntülerini, onlardan önce tuvalete girip, tuvalette bulunan çöp kovasına gizlediği ve farklı zamanlarda kamera fonksiyonunu aktif hale getirdiği cep telefonu ile kaydettiği olayda,
Sanığın ikrarı, mağdurun beyanı ve dosya kapsamına göre; sanık tarafından değişik zamanlarda cep telefonu aktif hale getirilip, çekim yapılmasından dolayı fiili kesintinin gerçekleştiği, tuvalete girecek olanların sadece cinsiyetini önemseyip, tuvalete tesadüfe giren herhangi bir kadının fiziksel mahremiyetine ilişkin görüntülerini kaydetme amacını taşıyan sanığın, katılana karşı aynı suçu birden fazla işlemeye yönelik bir suç işleme kararının icrası kapsamında hareket ettiğinin ve suçun tek bir fiille işlendiğinin de kabul edilemeyeceği gözetilmeksizin, sanık hakkında farklı tarihlerde işlediği görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, “Sanığın suç teşkil eden eylemini değişik zamanlarda bir kişiye karşı birden fazla işlediği” biçimindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle sanığın eylemleri TCK'nın 43/1. madde ve fıkrası kapsamında zincirleme suç şeklinde değerlendirilip, yazılı şekilde tek bir mahkumiyet hükmü kurulması, bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2018/47.. K. 2019/8084 T. 3.7.2019

İzinsiz Fotoğraf Paylaşımı Özel Hayatın Gizliliğinin İhlalidir

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hüküm açısından; temel ceza belirlenirken, TCK'nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun'un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi; ayrıca, TCK'nın 6/1-g madde, fıkra ve bendinde, ceza kanunlarının uygulanmasında, basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların anlaşılacağının belirtilmesi karşısında, mağdurun özel görüntülerini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden başkalarının görgüsüne sunan sanık hakkında, hükmedilen temel cezada, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve sanık lehine olduğu kabul edilen TCK'nın 134/2-2. madde, fıkra ve cümlesi gereğince yarı oranında artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, anılan maddenin uygulanmaması suretiyle, sanığa eksik ceza tayini hatalıdır.YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

1