Tazminat Davaları

Tazminat Davaları

Tazminat davaları çeşitlilik arz eden dava konularındandır. Aslında tazminat davaları kendi içerisinde çeşitlilik gösterdiğinden tek bir konu başlığı altında sıralamak mümkün değildir. Öyle ki tazminat davalarının bu çeşitliliği sebebiyle davaların açılacağı mahkemeler dahi farklılık gösterebilmektedir. Örneğin boşanma davası sırasında açılan maddi tazminat ve manevi tazminat talepleri aile mahkemesinde açılacakken haksız fiil tazminat davası asliye hukuk mahkemesinde açılacaktır. Tazminat hukuku ya da tazminat davaları tazminat alanında faaliyet gösteren ya da tazminat dalında uzmanlaşmış tazminat avukatı vasıtasıyla takip edilmektedir. Nitekim hangi davanın hangi mahkemede kime karşı açılacağı ne zaman açılacağı neredeki mahkemede açılacağı hususlarının tayini önemlidir. Yoksa tazminat davasının usulden yahut esastan reddi gündeme gelebilir ki büyük hak kayıplarının ortaya çıkması bu durumda kaçınılmaz olacaktır. Örneğin haksız fiil sebebiyle açılan manevi tazminat davasının harca esas değerinin 50.000,00 TL olduğunu düşünelim. Kişi açacağı manevi tazminat davası için ilk başta 50.000,00 TL üzerinden harç ödeyecek ve davasını bu şekilde açacaktır. Davanın kaybedilmesi durumunda hem harçları vermiş olacak hem de karşı taraf yani davayı kaybettiği davalı taraf kendisini avukat ile temsil ediyorsa 50.000,00 TL üzerinden karşı vekalet verecektir. Bu durumda tazminat davasının açılmasından önce verilen harçların geri alınamaması ile karşı vekalet ücreti de ödeyen davacı taraf davasını ispat edemediği için bu zarara katlanmak zorunda kalacaktır. Ya da 50.000,00 TL maddi tazminat davası açan taraf zararını ispatlayamamış ise 50.000,00 TL den olduğu gibi harç, masraf ve karşı taraf kendisini avukat ile temsil ediyorsa 50.000,00 TL üzerinden karşı vekalet ödemek zorunda kalacaktır. 

Tazminat Davası Çeşitleri

Haksız Fiil Tazminat 

Haksız fiil tazminat Borçlar kanunumuzun 49'uncu maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.  Haksız fiil iki taraf arasında mevcut bir sözleşmeye bağlantılı olmaksızın kanunun herkese yüklediği görevlere aykırı hareket edilmesi halinde haksız fiil konusu olacaktır. Örneğin otobüs şoförünün dikkatsizliği sebebiyle otobüsteki müşterilerin zarar görmesine sebep olması durumunda haksız fiilin varlığı kesindir. Haksız fiilin varlığı için kanunda belirtilen unsurların gerçekleşmesi şarttır. 
Haksız fiilin varlığı için gerekli olan unsurlar;
Hukuka aykırı fiil,
Zarar,
Kusur,
İlliyet bağı-hukuka aykırı fiil ile zarar arasındaki hukuki bağlantı

HUKUKA AYKIRI FİİL; Hukuka aykırı fiil pasif bir davranışla da gerçekleştirilebilir. Pasif davranış hareketsiz kalma olumsuz davranma olarak nitelendirilebilir. Pasif davranışların sorumluluk doğurabilmesi için mevcut bir harekette bulunma ödevinin bulunması, kişinin tedbir almakla yükümlü olması sorumlu olması gerekmektedir. 49'uncu maddenin ikinci fıkrasında ahlaka aykırı bir fiil sebebiyle yani fiil hukuka aykırı olmasa bile ahlaka aykırı ise haksız fiil sorumluluğunun doğmasının koşullarını saymıştır. Bunun için ahlaka aykırı bir fiil ile bir başkasına zarar verilmeli ve bunun kasten gerçekleştirilmesinden bahsedilmiştir. Burada dikkate alınması gereken ahlak objektif genel ahlaktır. Tazminat sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için kişinin ahlaka aykırı davranışı gerçekleştirmekte kasıtlı zarar verme saikinin bulunması şarttır. 
Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran sebepler de bulunmaktadır. Buna göre;
Kamu Gücünün Kanundan doğan bir yetkiyi kullanması; İcra memurunun malları haczetmesi buna örnektir.
Özel Hukuktan kaynaklanan bir hakkın kullanılması; Örneğin alacaklının borcunu ödemeyen borçlusunun mallarını hapis hakkını kullanması
Zarar Gören Kişinin önceki rızası; Rızanın haksız fiilden önce verilmesi şarttır. Verilen zararlara önceden rıza gösterilmesi fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaktadır. 
Haklı Savunma;
Bir kimsenin kendisinin veya başkasının mallarınıa veya şahsına yönelik olarak bir saldırıyı ortadan kaldırması defetmesi için saldırgan şahsına veya mallarına zarar vermesi durumunda haksız fiilin gerçekleşmeyeceği hususudur. 
Zorunluluk Hali;
Bir kimsenin kendisinin veya başkasının mallarına veya şahsına yönelik bir saldırıdan veya derhal meydana gelecek bir tehlikeden korunmak amacıyla saldırıyla ilgisi bulunmayan üçüncü bir kişinin malına zarar vermesi zaruret hali olarak nitelendirilmektedir. Örneğin dağ başında ayı saldırısan uğrayan bir kişinin dağda bulunan ve korunaklı olan bir çadırın giriş kapısını kırarak içeri girmesi durumunda bu durum zorunluluk halidir. 
Zaruret hali durumunda ortaya çıkan durum fedakarlığın denkleştirilmesi ile giderilmektedir. Zaruret hali sebebiyle başkasının malına zarar verme fiili hukuka uygun bir fiil haline gelir ve üçüncü kişinin malına verilen zarar zarar veren kişiyi tazminat sorumluluğundan tam olarak kurtarmaz. Zaruret halinde malı zarar görmüş olan kişi bir kusuru bulunmadığı için hakim, zaruret halinden faydalanan kişiyi hakkaniyet ölçüsünde üçüncü kişinin zararını karşılamaya mahkum eder. 
ZARAR;
Zarar bir kişinin aktif malvarlığının azalması pasif malvarlığının artması durumu olarak tanımlanabilir. Zarar kavramı maddi zarar ve manevi zarar olarak geniş anlamda zarar olarak tanımlanabileceği gibi dar anlamda zarar olan maddi zarar olarak da nitelendirilebilir. Maddi zarar malvarlığının aktifinde azalma pasifinde ise artma olarak tanımlanıp zarara uğrayanın iradesi dışında gelişen olaylardır. Maddi zarar malvarlığında meydana gelen ve para ile ölçülebilen zarara denir. Manevi zarar şahıs varlığında meydana gelen eksilmeye denir. Kişinin uğramış olduğu haksız fiil sebebiyle acı, elem, keder duyması, yaşam sevincini kaybetmesi olarak tanımlanabilmektedir. Malvarlığının mevcut durumunda meydana gelen fiili eksilme ya da azalma fiili zarar olarak tanımlanabilir. Zarar verici olayla uygun illiyet bağı içinde bulunan zarara doğrudan zarar adı verilirken zarar verici olayla uygun illiyet bağı içinde olmayan zarar dolaylı zarar denilmektedir. Haksız fiili işleyen kişinin vermiş olduğu dolaylı zararı karşılama yükümlülüğü yoktur. Ancak fail mahrum kalınan karı karşılamakla yükümlüdür. Örneğin bir taksi şoförünün aracına zarar veren bir kişi bu aracın taksiye çıkamaması dolayısıyla taksicinin doğrudan zararını karşılamakla birlikte taksicinin mahrum kaldığı karı da karşılamak zorundadır. 
Önemle belirtmek gerekir ki haksız fiil tazminat davalarında davacının zararını ispat etmesi bunun yanında zarar verenin kusurunu da kanıtlaması şarttır. Haksız fiil faili olan kişi muhtemel etkilerin etkisiyle artan zararın tamamından sorumludur. 
KUSUR;
Kusur kast ve ihmal olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kast bilerek ve istenerek haksız fiilin gerçekleştirilmesi iken ihmal ağır ihmal ve hafif ihmal olmak üzere kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. Unutulmamalıdır ki kusurun ispatı haksız fiilie maruz kalmış ve haksız fiil tazminat davasını açmış olan davacı üzerinde olacaktır. 
İLLİYET BAĞI;
Haksız fiilin ortaya çıkabilmesi için hukuka aykırı fiil ile zarar arasında nedensellik ilişkisinin yani sebep sonuç ilişkisinin bulunması şarttır. İlliyet bağının gerçekleşmiş olduğunun ispatı davacı olan yani haksız fiile maruz kalmış olan tarafa aittir. 

Hakaret Tazminat

Hakaret tazminat- Hakarete maruz kalmış olan kişinin savcılığa suç duyurusunda bulunması gayet doğal bir davranış biçimidir. Tabi ki de hakaret eden tarafın cezasız kalması düşünülemez. Ancak hakaret şikayete tabi bir suçtur. Hakarete maruz kalan kişi şikayet te bulunmaz ise savcılık makamı resen harekete geçerek hakaret eden taraf hakkında soruşturma başlatamaz. Ancak kişi hakaret eden tarafı şikayet etme hakkını kullanmasa da tazminat davası açabilecektir. Nitekim hakaret fiili de bir haksız fiildir. Çünkü her suç bir haksız fiil teşkil ederken her haksız fiilin suç teşkil etmesi düşünülemez. Hakeret fiili suç olduğundan aynı zamanda da haksız fiil meydana getirdiğinden kişi şikayet hakkını kullanmasa da tazminat davası açarak hakaret eden tarafın tazminata mahkum edilmesini sağlayabilir. Nitekim kişi hakarete uğradığını ispat ederse manevi tazminat olarak kendisine uygun bir para ödenmesine karar verilebilecek böylelikle kişi hakaretinin sonucunu manevi tazminat ödeyerek zararı giderecektir.
Hakaret tazminat davalarında kişi davasını Asliye hukuk mahkemesinde açacak ve davalı olarak hakaret eden tarafı gösterecektir. Hukukumuzda açılacak haksız fiil davaları nedeniyle hangi mahkemenin yetkili olacağı hususu ayrıca düzenlenmiş olup HukuK Muhakemeleri Kanununun 16. maddesi gereği bu durum belirlenecek ve davanın Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde mi yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde mi açılacağına karar verilecektir. Davanın yetkisiz mahkemede açılması durumunda yetki itirazında bulunulmuş ise mahkeme yetkisizlik kararı verecek ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar kılacaktır. Davanın yetkisizlik sebebiyle yetkili mahkemeye gönderilmesi durumunda ise davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilebilecek ve davacı açmış olduğu davada yetki unsurunu tam düzenleyemediği için ilave oalrak zarara uğrayabilecektir.

İdare Hukukunda Tazminat Davaları

Tam Yargı Davası

Tam yargı davası- İdare hukukunda devletin sorumluluğu sebebiyle açılacak olan tam yargı davalarında maddi ve manevi tazminat istenebilecek ve davalı olarak devlet makamları gösterilebilecektir. İdari yargıda açıacak olan tam yargı davalarında davanın açılmasından önce davalı idareye baş vurmak zorunludur.  İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargıya başvurulması durumunda idareye başvuru koşulu aranmaz.

Sosyal Medya Hakaret

Sosyal medya hakaret davası da tazminat davalarına konu olabilecek bir davadır. Kişi tazminat davası olarak sosyal medya üzerinden hakarete maruz kaldığını ispatladığı takdirde manevi tazminat alabilecek kendisine hakaret eden kişinin manevi tazminat ödemesine sebebiyet verebilecektir. Aslında sosyal medya üzerinden yapılan hakaret de bir haksız fiil olup yukarıda da açıkladığımız üzere haksız fiil unsurlarının oluşması şarttır. Bu şartların varlığı durumunda kişi lehine tazminata hükmedilecek ve sosyal medya üzerinden hakaret eden kişinin bu davranışı yanına kar kalmayacaktır. Unutulmamalıdır ki sosyal medya üzerinden yapılan hakaretler de suç olup kişinin şikayeti üzerine savcılık makamı harekete geçecek ve kamu davası açılmasının önü açılacaktır.

Yaralama Tazminat 

Yaralama tazminat- Yaralama da bir haksız fiildir. Bu yüzden yaralamaya maruz kalmış kişi haksız fiile uğradığını ispatladığı ölçüde yaralama nedeniyle maddi bir zararı bulunuyorsa örneğin hastane masrafları varsa bunu maddi tazminat davası açarak eğer bu saldırıdan dolayı acı elem keder duymuş ise kişilik haklarının zedenlenmesinden dolayı manevi tazminat davası açabilecektir. 

Tazminat Davasının Açılması

Tazminat davasının açılabilmesi için öncelikle kişinin bir zararının bulunması şarttır. Zarar ile tazminatın birbirinden ayrılması şarttır. Zarar tazminatın hesaplanabilmesi için gerekli olan bir koşuldur. Zararın varlığı ve hesaplanması durumunda tazminat bu zarar hesabına göre karşılanacaktır. Unutulmamalıdır ki Türk hukuk sistemimizde zarar ne kadarsa tazminat da o kadardır. Açıklık getirecek olursak zarar 5 birim iken tazminat 6 birim olamayacaktır. Zarar 5 iken tazminat ya 5 ya da 5 birimin altında hesaplanacaktır. Tazminat davalarında tazminat talebinde bulunacak kişi maddi tazminat davalarında zarara uğrayan kişi olacaktır. Hukuk sistemimizde tazminat davalarının önemi çok büyüktür. Bu yüzden kişilerin açacağı maddi tazminat ya da manevi tazminat davalarında zararlarının ispat edilmesi hususu davanın kazanılması ve yürütülmesi bakımından kaçınılmaz bir sondur. Zararını ispat edemeyen kişi ne yazık ki açmış olduğu tazminat davasını kaybedecektir.

Boşanma Tazminatı

Boşanma tazminatı- Boşanma davalarında da kişi boşanma davası ile birlikte maddi tazminat ve manevi tazminat isteyebilecektir. Hukuk dilinde boşanma davası ile açılabilen bu tazminat davalarına boşanmanın feri leri yani boşanmaya bağlı davalar denilmektedir. Boşanma davası ile birlikte açılacak olan bu maddi ve manevi tazminat davalarında tazminat talebinde bulunan kişi harca esas değer kadar harç ve masraf ödemek zorunda kalmayacak hatta ve hatta maddi tazminat ile manevi tazminatın reddi durumunda reddolan kısım kadar vekalet ücreti de ödemeyecektir. İşte bu yüzden taraflar açtıkları boşanma davalarında istedikleri miktarda maddi tazminat ve manevi tazminat isteyebileceklerdir. Her tazminat davasında olduğu gibi boşanma tazminat davasında da uzman tazminat avukatı ile çalışılması tavsiye olunur. 

Tutukluluk Tazminat 

Tutukluluk tazminat- Haksız tutukluluk ya da haksız gözaltında kalınan günler için tazminat davası açılabilmektedir. Kişi haksız bir şekilde tutuklu kalmış ya da soruşturma aşamasında haksız bir şekilde gözaltına alınmış ise açılacak tazminat davasında kişi bu haksızlık sebebiyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarını karşılayabilecektir. Örneğin kişi tutuklu olarak yargılanmış ve yaklaşık 6 ay tutuklu kalmış ancak kovuşturma sonrasında beraat etmiş ise bu durumda açılacak haksız tutukluluk tazminat davasında bu zararlarını giderebilecektir. Haksız tutukluluk davasında davalı taraf devlet hazinesi olacak ve haksız tutukluluk davasında dava Ağır Ceza Mahkemesinde açılacaktır.
Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
Tazminat isteminin koşulları
Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.
Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.
Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.
İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.
Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.
Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.
Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Mil Hukuk ve Danışmanlık