Memur Disiplin Suçları ve Cezaları

Memur Disiplin Cezaları ve Suçları

657 Sayılı Kanun Kapsamında Kimler Memur Sayılır?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde memur; Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlananlar dışındaki kurumlarda genel politika tespiti, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim gibi işlerde görevli ve yetkili olanlar yani yardımcı hizmetler sınıfına girenlerde memur olarak tanımlanmıştır. Tanımlardan da anlaşılacağı üzere bir kimsenin memur sayılabilmesi için; 657 sayılı Kanunun 1'inci maddesinde sayılan Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde aylık almak suretiyle asli ve sürekli görev yapması ve atama ile göreve getirilmiş olmalıdır. Kanunda verilmiş bu tanımlara uyan kişiler ise memur sayılmakta ve 657 sayılı Devlet Memurları hükümlerine tabi tutulmuşlardır. 

Memurlara Uygulanan İdari Yaptırımlar Nelerdir?

İdarenin temel faaliyet alanları olan kamu hizmeti ve kolluk faaliyetlerinin kesintisiz ve etkin yerine getirilebilmesi için idarenin yaptırım uygulama yetkisine sahip olmalı ancak idare bu tür yaptırımları uygularken diğer yaptırım türlerinde olduğu gibi ilgilinin temel hak ve özgürlüklerine müdahale söz konusu olduğundan dolayı uygulanacak yaptırımın hukukilik ilkesi gereği kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. İdari yaptırım, kanunların açıkça yetki verdiği hallerde, yargı kararına ihtiyaç duymaksızın idarenin doğrudan doğruya bir idari işlemle vermiş olduğu cezalar olup yargı kararlarında, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiilerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olarak tanımlanmıştır. İdari yaptırımlar da ceza hukukun temel ilkeleri kapsamında düzenlenmekle birlikte ceza yaptırımından ayrılan en önemli özelliği idare tarafından verilmesi ve idari yargı merciilerinde dava konusu yapılmasıdır. Disiplin suçlarına karşı idare tarafından verilen cezalarda bu kapsamda idari yaptırım olarak sayılmaktadır. Kanundaki tanıma göre Devlet memuru sayılanların görevlerinde veya görevleri dolayısıyla işlenen hata ve kusurlar veya meslek, şeref ve görevin gerekliliği kurallara uymayan kusurlu hareketler disiplin suçu olarak tanımlanmıştır. Kamu hizmetlerini yürüten memurların önceden belirlenmiş yani kanunla düzenleme altına alınmış ve Devlet Memurları Kanunun 124'üncü maddesinde, Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara uygulanan idari nitelikteki müeyyidelere de disiplin cezası denilmektedir. Disiplin ceza tanımı ve kanundaki düzenlemelerde amacı kamu hizmetinin etkin, verimli ve sağlıklı bir şekilde görülmesini sağlayarak cezalandırılmanın temel ilkelerden olan kamu yararının devamlılığını sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunda düzenlenen hükümler doğrultusunda uygulanacak idari yaptırım disiplin cezalarıdır.

Memur Disiplin Cezaları nda Uygulanan Temel İlkeler Nelerdir?

Memur Disiplin Suç ve Cezalarında uygulanması gereken ilkeler idari yaptırımın hukuka uygunluğu açısından önem taşımaktadır. Disiplinsizlik eylemi karşılığında tanımlanacak disiplin suçu ile disiplinsizliğe uygulanacak idari disiplin cezası takdir edilirken belirtilen ilkeler dikkate alınarak takdir edilmelidir. Bu kapsamda Disiplin suç ve cezalarında dikkate alınması gereken en önemli ilke Kanunilik ilkesi olup, bir eylemin kanun ile ilgisi anlamına gelmektedir. Suçta ve cezada kanunilik diğer bir deyişle kanunsuz suç ve ceza olmayacağı ilkesi devletin cezalandırma yetkisini sınırsız ve keyfi bir biçimde kullanmasını önleyerek bireye devlet müdahalesine karşı güvence sağlamayı amaçlamıştır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, hiç kimse kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; hiç kimse bir fiil için kanunda gösterilen ceza dışında bir ceza ile veya kanunda gösterilen cezadan daha ağır bir ceza ile cezalandırılamamaktadır. Bu düzenleme her ne kadar ceza hukuku temel ilkeleri arasında yer alsa da idari yaptırım olan disiplin cezalarında da suçta ve cezada kanunilik aranılmaktadır. Anayasa Mahkemesi disiplin suç ve cezalarında kanunilik ilkesine uygunluğun sağlanabilmesi için suç ve cezaların ismen zikredilmesinin yeterli olmadığını, kanuni düzenlemenin bireylere öngörülebilirlik sunacak açıklık ve belirlilikte olması gerektiğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında disiplin suç ve cezalarında kanunilik ilkesinin, ceza hukukundaki kanunilik ilkesi ile aynı içeriğe sahip olmadığı ifade edilmiş ancak bu tespit, disiplin suç ve cezalarında sınırlandırılmış kanunilik ilkesinin olmadığı anlamına da gelmemektedir. Anayasa Mahkemesinin ve Danıştay'ın kararı ile Anayasa'nın 38. ve 128 ile 130'uncu maddeleri kül olarak değerlendirildiğinde hem disiplin cezalarının hem de disiplin suçlarının kanunda belirlenmesi gerekliliği anlaşılmaktadır.
Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin kapsamında değerlendirilen diğer bir ilke ise suç ve cezaya ilişkin hükümlerde geriye yürüme yasağıdır. Bu ilke gereğince, işlendiği zaman suç teşkil etmeyen bir eylemin, eylem tarihinden sonra kabul edilen bir kanunla geçmişe etkili bir şekilde suç sayılmayacak ve bir suçun cezasının daha sonra kabul edilen bir kanunla geçmişe etkili olarak arttırılamayacaktır. Ancak bu yasak yalnızca aleyhe olduğu durumlarda geçerli olup sonraki tarihli kanun eğer suçu işleyen lehine hükümler getirmiş ise bu durumda lehe hükümler geriye yürüyerek lehe olan hüküm uygulanmalıdır. Danıştay ceza hukukunun bu temel ilkesinin disiplin suç ve cezalarında da uygulanması yönünde birçok karar vermiştir. 
Disiplin suçlarının nitelendirilmesinde ve cezaların belirlenmesinde Memurun işlemiş olduğu disiplinsizlik birden fazla disiplinsizlik oluşturması durumunda cezanın nasıl belirleneceği tartışmalı konulardan birisidir. 657 sayılı kanunda bu yönde düzenleme bulunmamakla birlikte Danıştay'ın yerleşik kararlarında da birden fazla ceza verilemeyeceği en ağır cezanın verilmesi gerektiğidir. Ancak disiplinsizlik oluşturan eylem farklı tarihlerde gerçekleşmiş ve ayrı cezaları gerektiriyorsa uygulanması gereken ayrı cezaların verilmesidir. Bununla birlikte bir fiille birden fazla disiplin hükmünün ihlali halinde memura en ağır cezanın verilebilmesi için disiplinsizliğin aynı kanunun hükümlerini ihlal etmesi gerekmektedir. Örneğin memurun işlediği disiplinsizlik 657 sayılı kanunda düzenleme altına alınan farklı hükümleri ihlal ediyorsa en ağır ceza, 657 sayılı kanun hükümlerinin yanı sıra başka bir kanunun disiplin hükümlerini ihlal ediyorsa ayrı ayrı ceza verilecektir. Ceza hukukunda "tekerrür" hükümleri idare hukuku kapsamında düzenlenen birçok disiplin hükümlerinde de düzenleme altına alınmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesinde tekerrür halinde bir derece ağır cezanın uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 

Disiplin Soruşturmasına Başlanmasında Ön Koşullar Nelerdir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin soruşturmasının esasını incelemeden önce ön şartın olup olmadığı konusunda ya da soruşturma onayı verilip verilmemesi konusunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak yargı kararlarında disiplin suçu işlendiğine bilgisine ulaşan idarenin bu konuda soruşturma yapılması için vereceği soruşturma oluru ile başlayacağı hüküm altına alınmıştır. 

Disiplin Cezası Vermeye Yetkili Amir ve Kurullar Nelerdir?

Disiplin cezalarını verebilecek yetkililer kanunda ağırlıklarına göre kimler tarafından verileceği düzenleme altına alınmıştır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 126'ncı maddesinde, Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verileceği ifade edilmiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise cezanın ağırlığı sebebiyle amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilmektedir.

Disiplin Amiri Kime Denir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 124'üncü maddesinde, Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirler olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik Disiplin ve Yüksek Disiplin Kurullarının kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve
karar usulü ile hangi memurlar hakkında karar verebileceklerini ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak
esasları, bunların yetki ve sorumluluklarını düzenlemek amacıyla yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Yönetmeliğin 16'ıncı maddesinde, (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesinden sonra düzenleme yapılmamış olmakla birlikte), disiplin amirlerinin kimler olduğu ve hangi esaslara göre belirleneceği düzenlenmiştir. 

Disiplin Amirinin Yetkileri Nelerdir?

Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 18'inci maddesinde disiplin amirlerinin yetkileri; Disiplin Amirleri, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, 657 sayılı Kanunda yazılı disiplin cezalarından yetkisi dahilinde bulunanları vermeye,
Özel kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya,
Disiplin ve Yüksek Disiplin Kurullarınca reddedilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile Devlet Memurluğundan çıkarma cezaları yerine, red kararlarının alındığı tarihi izleyen 15 gün içinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara uyulmak kaydıyla başka bir disiplin cezası vermeye,
Bir üst disiplin amiri sıfatıyla uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabule, hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya yetkili kılınmıştır.
Yönetmelikte belirtilen bu yetkilerin mevzuatta hüküm altına alınan düzenlemeler doğrultusunda kullanılmasının yanı sıra disiplin amiri yetkisine sahip kişilerce kullanılması da uygulanan disiplin cezasının hukuka uygunluğu açısından önem taşımaktadır. Örneğin, yıllık izinde bulunan disiplin amirinin izin süresi içerisinde disiplin cezası vermesi ya da disiplin cezası verme yetkisi bulunmayan sicil amiri tarafından disiplin cezası verilmesi durumunda yapılan idari işlem yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olacak ve idari yargı merciilerince iptal edilebilecektir. 

Devlet Memurları Kanunu'nda Düzenlenen Disiplin Suçları Nelerdir?

Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125'inci maddede sayılan disiplin cezalarından birisi verileceği düzenlenmiştir. Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları, Uyarma, Kınama, Aylıktan Kesme, Kademe ilerlemesinin durdurulması, Devlet memurluğundan çıkarma olarak tahdidi olarak sayılmıştır. Kanunilik ilkesi gereği kanunda düzenleme altına alınan bu cezaların haricinde memura ceza verilemeyecektir. 

Uyarma Cezası Gerektiren Eylemler Nelerdir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125'inci maddesinin (a) fıkrasında uyarma cezası gerektiren disiplinsizlikler sekiz başlık halinde düzenlenmiştir. Uyarma cezası disiplin cezaları arasında ağırlık olarak en düşük derece olan ceza olmakla birlikte memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
Kanunda Uyarma cezası gerektiren disiplinsizlikler;
"a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,
b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek,
c) Kurumca belirlenen tasurruf tedbirlerine riayet etmemek,
d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,
e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,
f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,
g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,
h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak." olarak sayılmıştır.

Kınama Cezası Gerektiren Eylemler Nelerdir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125'inci maddesinin (b) fıkrasında kınama cezası gerektiren disiplinsizlikler onüç başlık halinde düzenlenmiştir. Kınama cezası disiplin cezaları arasında ağırlık olarak uyarma cezasından bir üst derecede bulunmakla birlikte kınama cezasında memurun kusurunun varlığına bakılmaktadır. Kınama cezasında ilgili fıkrada belirtilen disiplinsizlikleri işleyen memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunu ya da kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmektedir.
Kanunda Kınama cezası gerektiren disiplinsizlikler;
"a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,
b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,
c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak,
d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,
e) Devlete ait resmi araç,gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,
f) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,
g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,
h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,
ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,
j) Verilen emirlere itiraz etmek,
k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,
l) Kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak.
m) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek." olarak sayılmıştır.

Aylıktan Kesme Cezası Gerektiren Eylemler Nelerdir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125'inci maddesinin (c) fıkrasında aylıktan kesme cezası gerektiren disiplinsizlikler yedi başlık halinde düzenlenmiştir. Aylıktan kesme cezasında Memurun brüt aylığından (Brüt maaş, memurun maaş bordrosunda görünen, kesintiler ve vergilerin de dahil olduğu maaş olarak ödenen toplam tutardır. Brüt maaş, kesintilere tabi olmasından ötürü çalışanın eline geçen değil, çalışanın hak ettiği esas toplam kazancı gösterir.)  1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmaktadır. Cezanın alt sınırı otuzda bir, üst sınırı ise sekizde biridir. Alt sınır ile üst sınır arasında ceza takdir edilirken artırma gerekçeleri kararda gösterilmek zorundadır. Kesintide memurun sosyal yardım tutarları hariç tutularak cezanın veriliş tarihini takip eden aybaşında ve o ayın aylığı esas alınarak kesilir. 
Kanunda Aylıktan Kesme cezası gerektiren disiplinsizlikler;
"a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,
b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,
c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,
d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,
e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,
f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak,
ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak." olarak düzenlenmiştir.

Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezası Gerektiren Eylemler Nelerdir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125'inci maddesinin (d) fıkrasında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası gerektiren disiplinsizlikler ondört başlık halinde düzenlenmiştir. Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezasında fiilin ağırlık derecesine göre memura 1-3 yıl arasında bulunduğu kademede ilerlemesinin durdurulması kararı verilir. 
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası gerektiren disiplinsizlikler;
"a) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,
b) Özürsüz ve kesintisiz 3 - 9 gün göreve gelmemek,
c) Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak,
d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,
e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak,
f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,
g) (Mülga:17/9/2004 - 5234/33 md.)
h) Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak, 
ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,
j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak,
k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak,
l) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek, 
m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,
n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,
o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak." olarak sayılmıştır. 

Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Gerektiren Eylemler Nelerdir?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125'inci maddesinin (e) fıkrasında devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren disiplinsizlikler oniki başlık halinde düzenlenmiştir. Hakkında Devlet Memurluğundan çıkarma cezası verilen memur devlet memurluğu görevinden çıkarıldığı gibi bir daha devlet memurluğuna girme hakkı da bulunmamaktadır. Bu yönüyle disiplin cezaları içerisinde en ağır nitelikteki cezadır. 

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren disiplinsizlikler;
"a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,
b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,
c) Siyasi partiye girmek,
d) Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,
e) Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,
f) Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,
g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,
h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,
ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,
j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,
k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.
l) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak." olarak düzenlenmiştir.

Disiplin Cezalarında Zamanaşımı Süresi Ne kadardır?

Zamanaşımı süresi hukuk kuralları çerçevesinde bir kişiye tanınmış olan hakların ve haklardan kaynaklanan yükümlülüklerin belirlenen süreleri aşması hali olarak tanımlanmıştır. Zamanaşımı ile hali hazırdaki hüküm sona ermektedir. Disiplin Cezalarında zamanaşımı ise, disiplinsizlik oluşturan eylemin gerçekleştiğinin öğrenildiği tarihten başlamak üzere kanunda belirtilen süreler geçmesiyle disiplin amirinin artık tespit edilen eylemle ilgili disiplin soruşturması yapamayacağıdır. Disiplin cezalarında zamanaşımı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127'nci maddesinde, Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağıda hüküm altına alınmıştır. İdari yargı mercilerince de zamanaşımı süresi geçtikten sonra verilen disiplin cezalarının hukuka aykırı olması sebebiyle iptaline karar verilmektedir. 

Disiplin Soruşturması Sonrasında Cezalar Kaç Günde Karara Bağlanır?

657 Sayılı Kanunda yer alan disiplin hükümlerine aykırı hareket etmekten disiplin soruşturması yapılan memur hakkında soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını vermeleri gerekmektedir. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde ise soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde gönderilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir.
Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca, karara bağlanır.
Kanunda belirtilen bu süreler idarenin iç işleyişiyle ilgili bir düzenleme olup kişinin daha etkin ve hızlı, sürüncemede bırakmadan cezalandırılması için belirlenmiştir. Yargı kararlarında da sürelerin geçirilmesi durumunda yetkili amirin herhangi bir sorumluluğuna gidilemeyeceği ve ceza verilmemesi sonucu doğurmayacağı da belirtilmiştir.

Disiplin Soruşturmacısı Kimdir?

Disiplin Soruşturması, disiplinsizliği oluşturan eylemi incelemek, delilleri toplamak, eylemin kim tarafından işlendiğini ya da üzerine suç isnad edilen memur tarafından işlenip işlenmediğini ortaya çıkararak disiplinsizlik eylemini maddi gerçekliğe kavuşturmak amacıyla yapılmaktadır. Kanunun 127'inci maddesinde soruşturma yapılması gerekliliği düzenleme altına alınmıştır. Soruşturmaya başlanılması ilgili madde başlığında da hüküm altına alınan zamanaşımı açısından önem arz etmektedir. Disipliğinsizliğe sebep olan eylemin işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren zamanaşımı süresi başlayacağından bu süre içerisinde soruşturmaya başlanılması gerekmektedir. Kanunda soruşturmanın hangi usülde yapılacağı düzenleme altına alınmamıştır. Disiplin Soruşturmacı atanması ise ilgili hakkında yapılan disiplin soruşturmasının önyargıdan uzak ve objektif olmasını amaçlamıştır. 657 Sayılı Kanunda disiplin soruşturmacı atanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte idari yargı kararlarında soruşturma yapılması gerektiren nedenlerin görülmesi üzerine yetkili makam tarafından soruşturma emri verilerek disiplin soruşturması bizzat disiplin amiri tarafından yapılabileceği ya da soruşturmacı tayin edilerek yapılacağı ifade edilmiştir. Danıştay önüne gelen uyuşmazlıklarda soruşturmaların kural olarak soruşturmacı vasıtasıyla yürütülmesi gerektiğini disiplin amirinin soruşturmayı bizzat kendisinin yürütmesinin ise ancak haklı sebeplerin varlığı halinde mümkün olduğu yönünde kararlar vermiştir. 

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi Kaç Gündür?

Hem Anayasamız hem de Uluslararası Sözleşmelerde koruma altına alınan ve adil yargılanma hakkının bir uzantısı olan savunma hakkı sadece yargı organları önünde değil disiplin soruşturmalarında da vazgeçilemeyecek haklardan biridir. Anayasamızın 129'uncu maddesinde ".... savunma hakkı tanımadıkça disiplin cezası verilemez." düzenlemesinin yanı sıra 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130'uncu maddesinde de "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez..." hükmü ile anayasal koruma altına alınmıştır. Nitekim savunma hakkı tanınmadan verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacağından dolayı idari yargı merciilerince iptal edilmektedir. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin soruşturmasında soruşturmayı yapan disiplin amirinin veya disiplin komisyonun ilgili memura en az 7 gün savunma hakkı tanıması zorunludur. Savunma istem yazısında isnat olunan disiplinsizlik ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilmeli fiilin meydana geldiği yer, zamanı ve oluş şekli anlaşılır bir şekilde tebliğ edilmelidir. Memur savunmasını yazılı yapabileceği gibi sözlü de yapabilmektedir. Ayrıca belirtilen süre içerisinde savunmasını yapmayan ilgili savunma hakkından vazgeçmiş sayılmakla birlikte savunmadan vazgeçmiş sayılması üzerine isnat olunun fiili kabul ettiği anlamına gelmemektedir. Üzerinde durulması gereken diğer bir konu ise, disiplin soruşturmacısı olarak atanan örneğin bir müfettişin maddi gerçeği öğrenmek üzere ilgili memurun ifadesine başvurması savunma anlamına gelmeyeceği disiplin cezası vermeye yetkili disiplin amiri ya da disiplin kurulu tarafından ayrıca savunmasının alınması gerekliliği yargı kararlarında hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda; savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilmesi, savunma süresinin 7 günden az olması, savunma istem yazısında isnat olunun fiil hakkında açık ve ayrıntılı bilgi verilmemesi durumlarında kararın ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde idari yargı merciilerine başvurulması halinde verilen disiplin cezası hukuka aykırı olduğundan dolayı iptal edilecektir. 

Disiplin Cezaları Özlük Dosyasından (Sicil Dosyasından) Silinir mi?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun "Disiplin cezalarının bir süre sonra özlük dosyasından silinmesi" başlıklı 133'üncü maddesinde, hakkında disiplin soruşturması sonrası verilen disiplin cezası memurun özlük dosyasına işleneceği düzenlenmiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olan memur uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5 sene, diğer cezaların uygulanmasından 10 sene sonra memur atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir. Madde metninden de görüleceği üzere cezaların özlük dosyasından silinmesi talep üzerine gerçekleşmektedir. Talep, atamaya yetkili amir tarafından belirtilen süreler içerisindeki davranışları da göz önüne alınarak isteğinin yerine getirilmesine karar verilerek özlük dosyasından silinir. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının özlük dosyasından çıkarılmasında disiplin kurulunun mütalaası alındıktan sonra karar verilmektedir. Talebin reddi durumunda ise memurun kararın tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari yargı merciilerine başvurma hakkı bulunmaktadır. 

Memur Disiplin Cezalarına İtiraz Edilebilir mi?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun "İtiraz" başlıklı 135'inci maddesinde; Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebileceği düzenleme altına alınmıştır. İtiraz, disiplin cezası alan memura, yargı yoluna gitmeden önce tanınmış bir idari başvuru hakkıdır. İtiraz yolu ile disiplin cezasının, cezayı veren makam dışında başka bir makamın yani üst disiplin amirinin daha kontrolden geçirilmesini amaçlamıştır. Ancak Yüksek Disiplin Kurulu kararlarının doğruluğunu kontrol edecek daha üst bir kurul bulunmadığından, Devlet Memurluğundan çıkarma cezalarında itiraz başvuru yolu düzenlenmemiştir. Bu nedenle devlet memurluğundan çıkarma cezası hariç diğer disiplin cezalarında itiraz süresi, kararın hakkında disiplin cezası verilen memura tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Yedi günlük süre tebliğin yapıldığı günün ertesi gününden itibaren başlar ve yedinci günün mesai bitiminde sona erer. Eğer son gün hafta tatiline ya da resmi tatil gününe denk gelirse ilk mesai gününün mesai bitiminde sona ermektedir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. Yapılan itirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. 

Disiplin Cezaları Ne Zaman Uygulanır?

Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade edeceği ve derhal uygulanacağı, aylıktan kesme cezasının ise, cezanın veriliş tarihini takip eden aybaşında uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır. İlgili hakkında hükmedilen cezanın uygulanması yargı merciine başvurulmasına engel değildir.

Disiplin Cezalarına Karşı Yargı Yoluna Ne Zaman Başvurulur?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun "İtiraz" başlıklı 135'inci maddesinin son fıkrasında; "Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları ile itiraz üzerine verilen kararlar kesinleşerek kesinleştiği tarihten itibaren bu kararlar aleyhine idari yargı merciilerine başvurulabilecektir. İlgili hakkında verilen disiplin cezasının iptali için idari yargı merciilerine disiplin cezasına itiraz edilmeden ya da itiraz üzerine idarenin 60 günlük zımni ret süresi içinde itirazı karara bağlamaması veya ilgiliye cevap vermemesi halinde, yedi günlük itiraz süreninin son günü esas alınarak 60 gün sonunda zımni ret işleminin tesis edildiği kabul edilerek ve bu tarihten itibaren İdari Yargılama Usul Kanununda belirtilen 60 günlük dava açma süresi içinde davanın açılması gerekmektedir. Burada belirtilen 60 günlük süre hak düşürücü nitelikte olduğundan hak kaybına uğramamak için takibi düzgün yapılmalı ve süresi içerisinde idari yargı merciine başvurulmalıdır. Nitekim 60 günlük sürenin aşılması durumunda, idare mahkemesinin yapacağı ilk inceleme sonunda re'sen ya da davalı idarenin itirazı üzerine dava süre aşımı nedeniyle reddedilecektir. İdare hukukunda sürelerin yanlış takibi durumlarında dava süre aşımı dolayısıyla usulden reddolmasına ve hak kayıplarına sebep olabileceği gibi idari yargılama konusunda yeterli tecrübeye sahip olunmaması da aleyhe hüküm kurulmasına neden olacaktır. Bu sebeple idari yargı merciinde açılacak davaların idari yargı konusunda tecrübeli ve bilgili idare avukatı ya da idari yargı davaları konusuda tecrübeli idari dava avukatı ile yürütülmesi hak kayıplarının önüne geçecektir. 

Mil Hukuk ve Danışmanlık