Savunma Avukatı

Savunma Avukatı

Savunma avukatı ceza yargılamasında soruşturma aşamasında şüphelinin savunulması, kovuşturma aşamasında ise sanığın ne şekilde savunulacağının planlanması, isnat edilen suç ve bu suça dair mevcut olan deliller arasındaki bağlantının kurulması gibi konularda uzman olan kişidir. Savunma avukatına halk dilinde ceza avukatı da denmektedir. 

Savunma avukatının ceza yargılamasındaki rolü oldukça önemlidir. Savunma avukatı, müvekkilin içinde bulunduğu durumu en iyi şekilde değerlendirmeli ve müvekkili bu şekilde yönlendirmelidir. Sanık avukatı müvekkiliyle ilgili her zaman objektif değerlendirmelerde bulunmalı, müvekkil hakkındaki savunmasını da bu objektiflikle yapmalıdır. Sanık avukatı müvekkilini savunurken avukatlık mesleğinin etik çerçevesini çizen Avukatlık Kanununda yer alan hükümlere de riayet etmelidir. Müvekkilin içinde bulunduğu durum her ne olursa olsun savunma avukatı müvekkil hakkındaki yargılamanın neticesiyle ilgili kesin öngörülerde bulunmamalıdır. 

Savunma Avukatı Nedir

Ceza yargılamasına hakim olan ilkelerden biri sözlülük ilkesidir. Bu ilke ceza yargılamasında sözlü yargılamanın esas olduğu anlamına gelmektedir. Dolayısıyla savunma avukatı yapacağı yazılı savunmalar haricinde kovuşturma aşamasında iyi bir duruşma performansı sergilemelidir. 

Ceza yargılamasının önemi dikkate alındığında savunma avukatı bu süreçte hem soruşturma aşamasında hem de kovuşturma aşamasında süreci iyi yönetmeli ve müvekkili iyi yönlendirmelidir. Savunma avukatı, hakimin vicdani kanaatini etkileyen, müvekkil hakkındaki aleyhe olan hususları lehe olan hususlarla çürütebilen savunmalar yapmalıdır. Bu yüzden ceza yargılamasında savunma konusunda uzmanlaşmış olan savunma avukatlarıyla çalışılmalı ve süreç onlara emanet edilmelidir.

Ceza Yargıtay Kararları

Yargıtay
20. Ceza Dairesi     
2019/1640 E. 
2020/3919 K.

Davacı:
Vekili:
Sanık:
Müdafii:

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Sanıkların aralarında menfaat çatışması olduğu anlaşıldığı halde, sanıkların başka müdafiiler tarafından savunulmasının sağlanması gerektiği düşünülmeyerek her bir sanığın aynı müdafii ile temsil ettirilerek yargılamanın yürütülüp sonuçlandırılması suretiyle CMK’nın 152. maddesine muhalefet edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

2- Dosya kapsamından, ele geçen kişisel kullanım sınırındaki maddeleri ticari amaçla bulundurduklarını ikrar etmek suretiyle kendi suçunu ortaya çıkardığı, gözetilmeden sanıklar hakkında TCK’nın 192/3 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,

3- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

4- Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı’nca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, 07/07/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay
20. Ceza Dairesi    
2019/6784 E. 
2020/4121 K.

Davacı:
Vekili:
Sanık:
Müdafii:

Mahkeme : İZMİR 10. Ağır Ceza Mahkemesi:
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : Mahkumiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
A- Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS'ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde; sanığın 02/06/2020 tarihinde öldüğünün belirtilmesi karşısında, bu hususun mahkemece araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA

B- Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
1- Hükmün tefhim olunduğu 20/08/2015 tarihli oturumda hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan, 5271 sayılı CMK’nın 216. maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,09/07/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Mil Hukuk ve Danışmanlık