Estetik Ameliyat Davası

Estetik Ameliyat Davası

Estetik ameliyat doktor hatası bakımından tıbbi müdahalelerin tıp kurallarına uygunluğunun yanı sıra hukuka da uygunluğu şarttır. Estetik hatalara; Burun estetiği doktor hatası, göğüs estetiği doktor hatası, rinoplasti doktor hatası, meme büyütme dok

Estetik Ameliyat Davası

Estetik Ameliyat Doktor Hatası

Estetik ameliyat doktor hatası bakımından tıbbi müdahalelerin tıp kurallarına uygunluğunun yanı sıra hukuka da uygunluğu şarttır. Estetik hatalara; Burun estetiği doktor hatası, göğüs estetiği doktor hatası, rinoplasti doktor hatası, meme büyütme doktor hatası, karın germe doktor hatası, mide ameliyatı doktor hatası gibi örnekler verebiliriz. Estetik müdahaleler ya da estetik ameliyatlar sonrasında hastalar görmüş oldukları zararların tazminini hukuki olarak isteme hakkına sahiptir. Ancak buradan her estetik ameliyat sonrasında tazminat davası açılabileceği sonucunun çıkması tabi ki de beklenemeyecektir. Hukuk ispat üzerine kurulmuştur ve estetik ameliyat davasında da uğranılan zararın yapılan tıbbi müdahale sonrasında ortaya çıktığının kanıtlanması şarttır. Bu husus hukuk aleminde illiyet bağı olarak adlandırılmaktadır. Tazminata hükmedilebilmesi için tıbbi müdahale ile zarar arasındaki illiyet bağının ortaya çıkartılması kaçınılmazdır. Bu bakımdan her hekimin zan altında bırakılmaması etik olarak uygulanması gereken bir husustur. 

BUNU DA BİL; Doktora nasıl dava açılacağı hakkında ayrıntılı bilgi için doktor hatası tazminat davası başlıklı makalemizi de okumanızı tavsiye ederiz.

Estetik Ameliyat Türleri Nelerdir?

Estetik ameliyat, güzellik ameliyatı, plastik cerrahi ya da estetik cerrahi olarak adlandırılabilmektedir. Estetik cerrahi "hekimler tarafından güzellik amacıyla bedene uygulanan ve şekil değişikliği sonucunu doğuran tıbbi müdahalelerdir" Temel,Erhan "Alman hukukunda estetik cerrah ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin niteliği", II sağlık hukuku kurultayı, Ankara2009,S.228. 

Estetik müdahaleler bazan güzellik amacıyla yapıldığı gibi psikolojik bir endikasyon içerse de bazan isteğe bağlılığının dışında tıbbi olarak zorunlu estetik müdahaleler de olabilmektedir. Bu müdahaleler rekonstriktif cerrahi olarak adlandırılmaktadır. 

estetik ameliyatlara örnek verecek olursak; karın germe, göz altı torbası, burun dolgusu, meme büyütme, meme küçültme, rinoplasti, yüz germe, pitozis dediğimiz göz kapağı düşüklüğü, karın germe, kol germe, vajinal estetik, popo estetiği, dolgu, botoks ve sairdir.

Estetik Ameliyat Hataları Nelerdir?

Estetik müdahalaler sırasında en çok karşılaşılan hususlardan bir tanesi ne yazık ki hasta haklarının ihlali oluşturmaktadır. Niteki hasta hakları yönetmeliğinin 15. maddesinde hastanın tıbbi müdahale öncesinde aydınlatılmasından bahsedilmektedir. Bu aydınlatmanın ise belirli, açık ve anlaşılır olması hekimin kendisini güvenceye alması bakımından da yazılı olması şarttır. Ne yazık ki aydınlatma yükümlülüğünün tam olarak yerine getirilmemesi durumunda hasta hakkı ihlali oluşmakta ve sorumluluğa gidilebilmektedir. 

Estetik ameliyat hatalarından bir diğer ise lazer yanıkları olarak karşımıza çıkabilmektedir. Hastanın vücuduna uygulanan ve lazer ile yapılan müdahalelerde özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla zararlarla kaşılaşılabilmektedir.

Hasta vücudunda cisim unutma da estetik müdahaleler sırasında ortaya çıkan hatalar içerisinde yer alabilmektedir. Özellikle pamuk, sargı bezi ve sair cisimlerin yapılan müdahale sırasında hasta vücudunda unutulması ile hastanın enfeksiyon kapma riski ve tekrar tıbbi müdahaleye maruz kalma gibi olumsuzluklarla karşılaşma riski oldukça fazladır.

Hastaya uygulanacak olan tıbbi müdahale öncesi enjeksiyon veya sinir hasarı gibi özen yükümlülüğüne aykırı hareket dolayısıyla oluşabilecek zararlar da meydana gelebilmektedir. 

Tıp biliminin karmaşıklaşması ve uzmanlık dallarının artması tıbbi müdahale öncesinde o konu hakkında uzman olmayan hekimlerin, asıl uzmanlık dalı olan hekimlere başvurma zorunluluğunu doğurmuştur. Konsültasyon yapılması bazı durumlarda zorunluluk arz edebilir ve hekim konsülte etmeden tıbbi müdahaleye girişip hasta zarar görürse hukuki sorumluluğu doğabilir. Hekimin hastaya tıbbi müdahaleyi gerçekleştirdiği her an özen gösterme yükümlülüğüne uygun hareket etmesi şarrtır. Bilgisizlik, ilgisizlik ya da deneyimsizlik ile hastaya zarar verilmiş ise hukuki sorumluluk gereği tazminat yükümlülüğü doğacaktır. Konu hakkında ayrıntılı bilgi için "konsültasyon eksikliği doktor hatası" başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.

Bir diğer hata türü ise komplikasyon yönetiminin yapılamamasıdır. Hekim komplikasyonlardan sorumlu olmasa da komplikasyon yönetiminden sorumludur. Komplikasyon; izin verilen risk, beklenmeyen durum olarak nitelendirilmekle birlikte tıbbi müdahale sonrası gerçekleşmesi beklenebilen olasılık dahilinde olan sonuçlardır. Hekimin her türlü tıbbi müdahaleyi hem tıp biliminin kurallarına göre tam yapmış olması hem de müdahale sırasında hukuk kurallarını eksiksiz yerine getirerek özen yükümlülüğüne bağlı kalması ancak sonucunda hastanın zarar görmesi komplikasyon sebebiyle kendisini hukuki sorumluluktan kurtaracaksa da komplikasyon yönetiminin uygun bir şekilde yapılmamış olması sorumluluğunu doğurabilecektir.

Yine hastane enfeksiyonu gibi durumlarda da sorumluluk doğacak ve ilgililer hakkında dava açılabilecektir. Ancak enfeksiyona sebebiyet veren olay hekimin tıbbi müdahaleyi özensiz gerçekleştirmesinden kaynaklı değilse, hukuki tabiri ile illiyet bağı burada kesilmiş ise ve bu durum hastanenin gerekli önlemleri almamasından hijyen kurallarına riayet etmemesinden kaynaklanmış ise hastanenin sorumluluğuna gidilebilecektir.

Estetik Ameliyat Davasında Davalı

Estetik ameliyat sonrasında ortaya çıkan zararların giderilmesi maksadıyla açılan estetik ameliyat davasında davalı, yapılan tıbbi müdahelenin nerede ve kim tarafından gerçekleştirildiğine göre değişkenlik göstermektedir. Hasta, özel bir hastaneye estetik müdahale amaçlı başvurmuş ancak özel hastane çalışanı hekim tarafından zarara uğramış ise davalı özel hastanenin kendisi ve hekim olabilecektir. Ancak hasta, özel bir klinikte kendi muayenehanesinde hizmet veren bir hekime başvurmuş ve estetik ameliyat olmak için kendisi ile anlaşmış ve fakat müdahale hekimin ayarladığı özel hastanede gerçekleştirilmişse bu durumda davalı özel hastane olmayacak diretk olarak tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren hekimin kendisi olacaktır. 

Estetik Ameliyat Davası Nerede Açılır?

Estetik ameliyat davasında yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesi olabileceği gibi, zarar gören hasta davasını haksız fiile dayandırmış ise kendi yerleşim yerinde de açabilecektir. Zira zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de haksız fiilden kaynaklı davalarda yetkili kılınmıştır.

Estetik Müdahaleden Kaynaklı Davalarda Zamanaşımı Nedir?

Estetik müdahaleden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi borçlar kanununda açık bir şekilde belirlenmiştir. Nitekim Yargıtayın içtihatlarında estetik müdahale eser sözleşmesi niteliğinde kabul edildiğinden mütevellit hekimin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar 2 yıllık zamanaşımına tabi tutulacaktır. Böylece estetik ameliyat sonrası mağdur olan ve zarara uğrayan kişi sözleşmeye aykırılıktan ötürü ayıplı tıbbi müdahale sonrasında davasını 2 yıl içerisinde açabilecektir. Aslında burada önemli olan husus zararın meydana gelmesinden itibaren beklenmeden harekete geçilmesidir. Zira haklı olunsa dahi zamanaşımı sürelerinin geçmesinden dolayı dava reddolacak ve haklı dava kaybedilebilecek kişi uğramış olduğu zarar ile kalmış olacaktır. Zararın devam ediyor olması ile hekimin tıbbi müdahalede ağır kusurunun bulunduğu durumlarda zamanaşımı süresi 20 yıldır.

Ancak unutulmamalıdır ki yukarıda belirtmiş olduğumuz zamanaşımı süresi ayıplı tıbbi müdahale sonrası sözleşmeye aykırılık dolayısıyla uygulanan zamanaşımı süresidir. Eğer zarar gören hasta, aralarında sözleşmesel ilişki kurulmamış olan hekime karşı dava açmak istiyorsa bu durumda haksız fiil sorumluluğuna ilişkin olarak zamanaşımı sürelerine bakılması gerekecektir. Zira borçlar kanunumuzun 72. maddesi gereğince tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsü olan hekimi öğrendiği öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde hukuka aykırı tıbbi müdahalenin meydana geldiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır.

Estetik müdahaleden kaynaklı davalarda tıbbi müdahalenin sonucu aynı zamanda Türk Ceza Kanununa göre ceza verilmesini de gerektiren bir müdahaleden kaynaklanmış ise bu durumda ceza davası zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı da unutulmamalıdır. Buna göre Türk Ceza Kanunu 66. ve 67. maddeleri gereği beş yıldan daha az hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda zamanşımı süresi 8 yıl olacaktır.

Estetik Ameliyat Davasında Hekim ile Hasta Arasındaki Hukuki İlişki

Estetik ameliyat davasında hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre eser sözleşmesi niteliğindedir. Estetik ameliyat harici tıbbi müdahalelerde hekim ile hasta arasındaki sözleşmesel ilişki vekalet sözleşmesi iken estetik amaçlı tbbi müdahalelerde bu sözleşme eser sözleşmesi hükümlerine tabi olacaktır. Yapılan tıbbi müdahalenin eser olarak nitelendirilmesi bizim görüşümüze göre uygun olmasa da nitelendirilme bu şekilde olduğundan davaların dayandırılması gereken hal eser sözleşmesinin hükümlerine tabi kılınacaktır.

Türk Borçlar Kanunu 470'de yer alan eser sözleşmesine ilişkin maddede eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme tipidir. Burada estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde yüklenici olarak nitelendirilecek kişi tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek olan hekim olacak iş sahibi ise tıbbi müdahalenin gerçekleştirildiği daha doğru ifade ile estetik ameliyatı yaptıracak olan hasta olacaktır. Bundan mütevellit estetik ameliyatların hukuki nitelendirilmesi eser sözlşmesi niteliğinde olacaktır. 

Eser sözleşmesini diğer vekalet sözleşmesinden ayıran en önemli husus; hekimin tıbbi müdahale sonrasındaki durumu garanti etmesidir. Eser sözleşmelerinde sonuç taahhüt edildiğindendir ki yüklenici olarak nitelendirilen hekimin tıbbi müdahale sonrasında oluşturmak istedikleri görüntü garanti edilmiş olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki buradaki durum komplikasyonları içermemektedir. Yapılan müdahale sonrasında komplikasyon gerçekleşmemiş ancak buna rağmen hasta istediği görüntüye kavuşamamış ise bu durumda hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir. 

Burada önemli olan husus hekimin gerçekleştirdiği tıbbi müdahalenin en direkt amacının estetik görünüme kavuşmuş olmaktır. Nitekim estetik amaç haricinde tedavi amacı taşıyan bir tıbbi müdahalede estetik müdahaleden kaynaklı olararak eser sözleşmesinden bahsedilemeyecek bilakis yapılan tıbbi müdahalenin türü ve amacı değişitiğinden dolayı vekalet sözleşmesi ilişkinsinin varlığı kabul edilecektir. Örneğin diş protezi ve implant tedavisi yaptıran bir hastada öncelik estetik amaç taşıdığından eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı ortaya çıkacakkken, diş çürüğü tedavisi için hekime başvuran ve dolgu yaptıran bir hasta ile hekim arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olacaktır. Burada akıllara dolgu yaptırılan dişin görünümünün de aslında güzel olmaya yönelik olduğu gelse de direkt güzellikten ziyade amaç ağrıları dindirmek, diğer dişlerin çürümesine engel olmak sonuç olarak da sağlığa kavuşmak olacaktır AKYILDIZ Sunay, "sağlık hukuku reheberi", Ankara2016, S.384. 

Estetik Ameliyat Doktor Hatasında Aydınlatma Yükümlülüğü

Kısaca giriş yapacak olursak aydınlatma yükümlülüğünün hasta hakları bakımından önemi büyük olmakla birlikte bu durum hasta hakları yönetmeliğinde de düzenleme alanı bulmuştur. Hastanın tedavisinde ya da uygulanan tıbbi müdahalede bir sorun çıkmasa, hasta bundan dolayı zarar görmese, uygulanan tıbbi müdahale tıbbin gereklerine uygun olarak yerine getirilse de, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali sorumluluğu doğuracaktır. Doktor hatası dediğimiz ve hekimliğin, doktorluğun kötü uygulanarak hastanın zarar görmesi olarak tanımladığımız  malpraktis, doktorun aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda da ortaya çıkacak ve doktorun ya da idarenin tazminat ödemesi sonucunu doğurabilecektir. Aydınlatma yükümlülüğü gereği hasta aydınlatılmalı ve tıbbi müdahaleye onam vermelidir. Hastanın aydınlatılmış rızasının alınması kanun gereğidir. 

Estetik cerrahiye gelecek olursak, estetik cerrahide diğer tıbbi müdahalelere nazaran aydınlatma yükümlülüğünün önemi bir tık daha fazladır. Bunun sebebi diğer tıbbi müdahalelerin yapılmasından önce hasta ile doktor arasında kanunen vekalet akdi oluşması, estetik cerrahi operasyonlarda ise hasta ile doktor arasındaki hukuki ilişkinin vekalet akdine değil eser sözleşmesine dayanmasıdır. Burada dikkatinizi çekmeyi istediğimiz kilit önemi bulunan hukuki bir ayrım bulunmaktadır. Vekalet akitleri vekil tayin edilen kişiye edim sonucundan yani vekalet verenin istediği sonucun gerçekleşmesi durumunu taahhüt etme yükümlülüğü veya sorumluluğu vermezken, eser sözleşmesi eseri meydana getirme yükümlülüğü altına giren kişiye edim sonucunu taahhüt etme, garanti etme sorumluluğu ve yükümlülüğü getirmektedir. Bu sebeple estetik cerrahi operasyonlarda hasta ile doktor arasında kurulan ilişki hukuki bakımdan bir eser sözleşmesi olup, doktorun diğer tıbbi müdahalelere nazaran hastayı aydınlatma yükümlülüğünün önemi daha da artmaktadır. Bundan dolayıdır ki estetik operasyonlardan önceki ve sonrasındaki durumun karşılaştırmalı bir şekilde hastaya izah edilmesi hatta ve hatta operasyon sonrası meydana gelecek durumun fotoğraf ve bir takım materyallerle izah edilip doktor ve hasta arasında anlaşmaya varılmalıdır.

Estetik ameliyatlarda, müdahalelerde hastanın istediği sonucun, oluşacak komplikasyonların, komplikasyon yönetiminin, komplikasyonların gerçekleşmesi durumunda müdahalede ne gibi değişiklikler yapılabileceğinin, risk faktörlerinin hastaya tamamen bildirilmesi gerekir. Hatta ve hatta yapılacak operasyonun hastanın istediği sonucu vermesi çeşitli nedenlerden ötürü mümkün değil ise bu durumun da hastaya bildirilmesi ve hastanın aydınlatılması zaruridir. Aksi durum doktorun sorumluluğunu doğuracaktır. 

Estetik Ameliyat Mağdurları Hastaların Hakları

-Eser sözleşmesine göre doktor, meydana getirilecek eseri örneğin göz altı torbasının alınması ya da meme küçültme, meme büyütme ameliyatı gibi müdahaleyi kendisi yapmak ya da kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlü kılınacaktır. Tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek araç ve tıbbi gereçleri aksi hüküm kurulmadığı müddetçe hekimin kendisi sağlamak zorundadır.

Hekim, üstlendiği tedaviyi hastanın haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.

Hekimin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir hekimin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.

Malzeme hekim tarafından sağlanmışsa hekim, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden hastaya karşı, satıcı gibi sorumludur. Örneğin implant tedavisinde kullanılacak malzeme hekim tarafından tedarik edilmiş ve bu implant ayıplı çıkmış ise hekim hastaya karşı o implantı satan satıcı gibi sorumlu olacaktır. 

Malzeme hasta tarafından sağlanmışsa hekim, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlü olacaktır.

Estetik ameliyatta meydana gelen hata sebebiyle hekimin sorumlu olduğu hallerde hasta, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

  • Hakkaniyet gereği hastanın kabule zorlanamayacağı ölçüde eserin ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme,
  • Hekimin kusuru oranında estetik ameliyat bedelinden indirim isteme,
  • Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları hekime ait olmak üzere, meydana gelen sonucun ücretsiz olarak düzeltilmesini istemedir.

Hastanın genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da bulunmaktadır.

Tıbbi müdahalenin ayıplı olması, hekimin açıkça yaptığı ihtara karşın, hastanın verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple hastaya yüklenebilecek olursa hasta, tıbbi müdahalenin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.

Estetik müdahale sonrasındaki ayıp post operatif süreç dediğimiz müdahale sonrasındaki dönemde meydana gelir ve hasta durumu gecikmeksizin hekime bildirmezse meydana gelen sonucu kabul etmiş sayılacaktır. 

Estetik Ameliyat Davası Yargıtay Kararları

Kepçe Kulak ve Burun Ameliyatı Hekim Hatası

Yargıtay
13. Hukuk Dairesi  
2016/6167 E. 
2018/2180 K.

Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davalı tarafından gerçekleştirilen estetik operasyon sonrasında, davacının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilen zararının oluştuğu ve bu zararın oluşumunda davalı Dr. ...’ın kusurlu bulunduğu nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının, meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, manevi huzuru gerçekleştirmeye yeterli bulunmadığı, yaşanan olayın özellikleri, davacının tespit olunan maluliyet oranı ve olayın oluş şekli nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğu anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca mahkemece, daha yüksek oranda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA 

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Hatası

Yargıtay
15. Hukuk Dairesi 
2020/305 E. 
2020/3086 K.

Davacı ile davalı arasındaki sözleşme, estetik-niteliği itibariyle güzelleşme amaçlı olarak kurulduğundan hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin vekâlet sözleşmesinden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi, bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin bu vasfı gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı, karın bölgesindeki yağlarını aldırmak suretiyle güzelleşme amaçlı davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.

Diğer yandan yüklenicinin borçları TBK'nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, “Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır” şeklindedir. Yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin) sorumluluğundadır.

Yerel mahkeme tarafından bozma ilamına uyulduktan sonra ... Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınmış ise de; uyulan bozma ilamında belirtilen hususlarda gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmediği ve eser sözleşmesi hükümlerine göre yüklenicinin sonuç taahhüdü olup ayıptan sorumluluğu için kusurlu olmasının zorunlu olmadağı değerlendirilmediğinden bozma gereğince inceleme yapıldığı ve raporun hükme yeterli olduğunun kabulü mümkün değildir...

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA

Göğüs Estetiği Doktor Hatası 

Yargıtay
15. Hukuk Dairesi
2020/1808 E. 
2020/2925 K.

Somut olayda; Mahkemece, Medikal Estetik Uzmanı Doktor Bilirkişiden 02.10.2017 tarihli rapor alınmış olup bu rapora itiraz üzerine Estetik, Plastik ve Rekonstürktif Cerrahi Uzmanı Bilirkişi 29.03.2018 tarihli raporunu Mahkemeye sunmuştur. Alınan bu raporlar gözetilerek dava reddedilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacı yanın göğüs toparlama ve karın estetiği ile ilgili isteminin yüklenici tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi ve müdahale sonrası sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde, hekimin eylemine ilişkin olarak hukuka uygun bir tıbbi müdahale gerçekleştirildiği yönündeki görüş yeterli olmayıp, ayrıca davacının isteklerinin karşılanıp karşılanmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen göğüs toparlama ve karın estetiği ile ilgili olarak; hekimin edimini yerine getirip getirmediği ya da komplikasyon olup olmadığı ve komplikasyon konusunda aydınlatma görevinin yerine getirilip getirilmediği ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı hususları tartışılıp değerlendirilmek üzere, aralarında akademik kariyere sahip, üniversitelerden seçilecek estetik plastik ve rekonstrüktif cerrahisi konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturulmak ve gerektiğinde muayene edilmek suretiyle, dosyadaki belge ve bilgiler incelenerek alınacak rapora yapılacak itirazlar da dikkate alınıp maddi ve manevi tazminat koşulları oluşup oluşmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.

Eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün davacı yararına BOZULMASINA

Burun Estetiği Hekim Hatası

Yargıtay
15. Hukuk Dairesi 
2019/3897 E.  
2020/1791 K.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; bu kararın davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/9077 Esas sayılı ilamıyla davalının davacıyı bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla özen ve sadakat borcunu yerine getirmediği, davalının kusurlu davranışıyla istediği sonucuna ulaşamayan davacının maddi zarar kapsamında tedavi bedelinin tahsili gerektiği ayrıca uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda maddi tazminatın hesaplanması yönünden davacının belge ibraz etmediği gerekçesiyle bilirkişi raporu alınmadığı belirtilmiş ise de; tedavi giderleri alınacak bilirkişi raporu ile belirlenebilir nitelikte olup, mahkemece bu konuda inceleme yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 4. kez ameliyat olup; 5. ameliyat da olmak ihtiyacı duyan davacının çektiği üzüntü durumu da gözetilerek daha fazla miktarda belirlenmesi gereken manevi tazminatın da 5.000,00 TL üzerinden kabul edilmesi doğru olmamış, bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA

Estetik Cihaz Arızası Hekim Hatası

Yargıtay
15. Hukuk Dairesi  
2019/3257 E. 
2020/1565 K.

Mahkemece alınan Adli Tıp Raporunda, hastada ortaya çıkan deri nekrozlarının lazer liposuction aletinin ve korsenin yanlış kullanımına bağlı ortaklaşa bir etki ile ortaya çıktığının anlaşıldığı cihaz ayarlarının ve bakımlarının doğru olduğunun kabulü durumunda uygulamaya bağlı özelliklerin korsenin yanlış kullanımı ile birleşmesi sonucu ortaya çıkan ve giderilmesi için rekonstrüksiyon işlemi gerektiren bir komplikasyon olarak değerlendirildiği belirtilmiş ise de somut olay değerlendirildiğinde, davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği anlaşılmaktadır. Bu durumda yeterli gerekçe içermeyen bilirkişi raporuna dayanılması hatalı olmuştur.

Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, davalı hekimin kusurlu olduğu gözetilerek davacının istek kalemleri değerlendirilerek, konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının hesaplattırılması ve tarafların sosyal ekonomik durumlarına göre düşük olduğu anlaşılan manevi tazminat miktarının da yeniden değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA,

Soğuk Lipoliz İşlemi Hatası

Yargıtay
15. Hukuk Dairesi    
2018/3654 E.
2018/3508 K.

Davacı iş sahibi vekili; davacının yaklaşık 5 yıl kadar ... güzellik merkezine gittiğini ve bölgesel zayıflama üzerine çeşitli işlemler yaptırdığını, ancak bu işlemlerin hiçbirinden olumlu sonuç alamayınca davalı işyeri sahibi ... ve lipoliz işlemi yapan davalı ...'ın, yeni bir cihaz geldiği ve bu cihazın dondurma yöntemi ile yağları yaktığını, 1 saatlik bir seansın sonunda kesin sonuç verdiğini, işlem sırasında canının asla yanmayacağı ve farkında bile olmayacağını, herhangi bir riskinin olmadığını, işlemi yapacak olan kişinin doktor olduğu ve bu nedenle hiç çekinecek bir şey olmayacağı konusunda müvekkilinin de etkilenerek lipoliz (soğuk yağ dondurma) işlemini yaptırmaya karar verdiğini, 3 seanslık işlem sonucunda vücudunda 1. derece yanık oluştuğunu ,davacının ağrılarının artması sebebiyle ... hastanesine başvurduğunu, yanığın 3. Derece yanık olduğunu ve bu yüzden karın germe ameliyatı olması gerektiğinin söylendiğini, ameliyat sonucunda uzun bir süre dik yürüyemediği ve yine uzun bir süre göğüs altından ayak bileğine kadar çok sıkı bir korseyi en az 1 yıl boyunca takma mecburiyeti olduğunu, bu süreç içerisinde eşine ve çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getiremez hale geldiğini, maddi ve manevi kayıplar yaşadığını, çalışma hayatını olumsuz etkilediğini, bütün bunlardan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 500,00 TL Geçici iş göremezlikten ve performans düşüklüğünden kaynaklanan maaş ve prim ücretine yansımış olan maddi zarar, 250,00 TL tedavi giderleri, 250,00 TL maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmin ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili ; davacının kendi rızası ile soğuk lipoliz işlemi uygulandığını, işlemin toplam 3 seansta yapıldığını, ilk iki seansta davacının herhangi bir sıkıntısı olmadığını, 3. Seansta da uygulamanın aynı şekilde yapıldığını, ilk seanslarda davacının ısıyı hissettiğini üçüncü seansta alt karın bölgesindeki cilt tabakasının ve bağ dokusunun karının diğer

bölgelerine göre daha gevşek yapıda olması sebebiyle bu bölgede komplikasyon geliştiği ve yanık durumunun meydana geldiğini, akabinde yanık tedavisi uygulandığını, ancak davacının tedaviyi yarıda kestiğini, davacıya sunulan hizmet de uygulanan işlemlerin tıp kurallara uygun olduğunu, davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığını davacının tedavi süresinde farklı müdahaleler yaptırması nedeniyle davacının kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı davalı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine...

Liposuction ve Karın Germe Doktor Hatası

Yargıtay
15. Hukuk Dairesi     
2017/2616 E. 
2018/71 K.

Davacının karnında biriken yağlarını estetik müdahale ile aldırmak için davalı ile anlaştığı, davacının; 3.000,00 TL bedel ödeyerek 13.05.2011 tarihinde Özel ... Hastanesi'nde ameliyat olduğunu, ameliyat sonrası davalının, davacıya dikiş izlerinin ve yağ alma sonucu karın bölgesinde olan deformasyonun 6 ayda geçeceğini, 6 ay sonra yapılan işlemin tam olarak sonuç vereceğini beyan ettiğini, davacının geçirdiği operasyon sonucu göbek deliğinin yok olduğunu, göbek deliğinin olması gereken yerden sürekli iltihap aktığını, dikiş izlerinin olması gereken yerden yukarıda kaldığını, göbeğinde yamuk bir görüntü olduğunu buna rağmen davalının ikinci operasyonu yapmadığını, yapmak için para istediğini beyan ederek 8.000,00 TL maddi ( 3.000,00 TL davalıya ödenen ameliyat ücreti, 5.000,00 TL oluşan hasarın tekrar ameliyatla giderilmesi için gereken bedel) 15.000,00 TL manevi tazminatın 13.05.2011 tarihinden işleyecek yasal faizi tahsilini talep etmiştir. Davalı ise davacıya isteği doğrultusunda hastane ortamında karın germe, bel bölgesine liposuction, basen ve bacak iç bölgesine liposuction uygulandığını, ameliyatın sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiğini, ameliyat sonrası gerekli bakımların davalı tarafından yerine getirildiğini, ancak davacının ameliyat sonrası gereken dikkati göstermediği, davacının 7 ay sonra gelerek işlemi beğenmediğini parasını iade istediğini veya tekrar ücret ödemeden yeniden ameliyat olmak istediğini belirttiğini, tüm işlemleri usulüne uygun dikkat ve özenle yaptığını, bu durumun ameliyatın olağan sonuçları olduğunu, kusurunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalının, davacıyı komplikasyonlar konusunda aydınlatma görevini yeterince yerine getirmediğini kabul ederek, 4.500,00 TL manevi tazminata hükmetmiştir...

Eser sözleşmesinin niteliği gereği sonucu garanti edildiği gözönüne alındığından davacıda oluşan komplikasyonların düzeltilmesi için davalının ekstra bedel istemesi doğru değildir. Bu nedenle bu giderim bedellerinin davalı tarafından karşılanması zorunludur.

02.03.2015 tarihi Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporlarında "deri fazlalıklarının ve fistülün cerrahi girişim ile düzeltilebileceği" belirtilmiş ve 03.07.2015 tarihli plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı tarafından hazırlanan rapora göre davacıya skar revizyonu ameliyatı ile diğer işlemler için 4.500,00 TL masraf oluşabileceği hesaplanmıştır. Mahkemece bu miktar üzerinden davanın kabulü gerekirken maddi tazminat isteminin reddi uygun olmamıştır.

Kararın bu nedenle bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün davacı yararına BOZULMASINA

Diş Protezi Doktor Hatası

Diş protezi doktor hatası- Diş hekimleri ile hasta arasındaki tedaviye ilişkin sözleşmesel ilişkiler vekalet sözleşmesi hükümlerine dayansa da yapılan tedavinin niteliği gereği bu sözleşmeler eser sözleşmesine evrilebilmektedir. Anlaşılacağı üzere tedavinin çeşidine göre hasta ile diş hekimi arasında meydana gelmiş olan hukuki ilişkiler değişkenlik göstermektedir. Örneğin diş hekimi tarafından gerçekleştirilen tedavilerden biri olan diş protezi uygulanması işlemi, implant tedavisi ya da estetiksel amaçlı tedaviler hasta ile hekim arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu göstermektedir. Yargıtay içtihatlarında da bu durum benimsenmiş olup diş hekimlerinin bu tür tedavileri eser sözleşmesi, istisna sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. Peki sözleşmesel ilişkilerin bu şekilde değişkenlik göstermesinn sonuçları nelerdir? Bu soruya verilecek cevap sözleşmeye bağlanan hukuki sonuç ile ilişkilidir. Nitekim sözleşmeye aykırılık durumunda uygulanacak hukuki sonuçlar birbirinden farklıdır. Ayrıca vekalet sözleşmesinde hekim edim sonucundan yani tedavinin başarılı olup olmamasından sorumlu değilken eser sözleşmesinde edim sonucunun gerçekleşip gerçekleşmediğinden sorumlu tutulabilecektir. Eser sözleşmesi Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. 

Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Yüklenici yani hekim üstlendiği edimleri işsahibinin, hastanın haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır. İşsahibi, hasta eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.

Eser Sözleşmesinde Ayıp Sebebiyle Seçimlik Haklar Nelerdir?

Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.

Diş Protezi Ayıplı İfa Örnek Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ

2018/...E    
2019/...K
14.5.2019 TARİH
AYIPLI İFA NEDENİYLE ÖDENEN BEDELİN İADESİ İSTEMİ ( Eser Sözleşmeleri Konusunda Uzman Diş Protezi İşlerinden Anlayan Teknik Bilirkişiden Davalı Yüklenicinin Davacının Ağzında Yaptığı Köprülü Metal Seramik Diş Protezindeki Ayıpların Niteliği Eserin Reddini Gerektirip Gerektirmediği/Eserin Reddini Gerektirmiyorsa Bedelde İndirimi Gereken Miktar ve Dava Tarihi İtibariyle Onarım Bedelleri İle Davalı Yüklenici Ayıplı İfada Kusurlu İse Davalı İş Sahibinin Ayıplı İfa Nedeni İle Uğradığı Zararlar Hususunda Rapor Alınması Gerektiği )
ESER SÖZLEŞMESİ ( Yüklenicinin Bir Eser Meydana Getirmeyi İşsahibinin de Bunun Karşılığında Bir Bedel Ödemeyi Üstlendiği Sözleşme Olduğu - Yapılan Şeyin İş Sahibinin Kullanamayacağı veya Hakkaniyet Gereği Kabule İcbar Edilemeyecek Derecede Kusurlu ve Sözleşme Şartlarına Aykırı Olması Halinde Eserin Reddinin Bedelin İadesinin Yüklenicinin Kusuru Varsa Zarar ve Ziyanın/Ayıp ve Sözleşmeye Aykırılığın Eserin Reddini Gerektirecek Nitelikte Bulunmaması Halinde Bedelde İndirimin ve O İşin Islahı Büyük Bir Masrafı Gerektirmez İse Ayıbın Onarılması veya Tamir Suretiyle Giderilmesi İle Yine Bu Hallerde Yüklenicinin Kusuru Varsa Tazminatın Talep Edileceği )
SEÇİMLİK HAK ( Yapılan Şeyin İş Sahibinin Kullanamayacağı veya Hakkaniyet Gereği Kabule İcbar Edilemeyecek Derecede Kusurlu ve Sözleşme Şartlarına Aykırı Olması Halinde Eserin Reddinin Bedelin İadesinin Yüklenicinin Kusuru Varsa Zarar ve Ziyanın/Ayıp ve Sözleşmeye Aykırılığın Eserin Reddini Gerektirecek Nitelikte Bulunmaması Halinde Bedelde İndirimin ve O İşin Islahı Büyük Bir Masrafı Gerektirmez İse Ayıbın Onarılması veya Tamir Suretiyle Giderilmesi İle Yine Bu Hallerde Yüklenicinin Kusuru Varsa Tazminatın Talep Edileceği - Mahkemece 818 S.K. Md. 360 Uyarınca İnceleme ve Araştırma Yapılmadan Hüküm Kurulmasının İsabetsiz Olduğu )
818/m.355,360
ÖZET : Dava, eser sözleşmesi kapsamında diş protez iş ve imalâtının ayıplı ifası nedeniyle ödenen bedelin iadesi, uğranılan maddi ve manevi zararların giderimi istemine ilişkindir.
Mahkemece, eser sözleşmeleri konusunda uzman, diş protezi işlerinden anlayan teknik bilirkişiden davalı yüklenicinin davacının ağzında yaptığı köprülü metal seramik diş protezindeki ayıpların niteliği, eserin reddini gerektirip gerektirmediği, eserin reddini gerektirmiyorsa bedelde indirimi gereken miktar ve dava tarihi itibariyle onarım bedelleri ile davalı yüklenici ayıplı ifada kusurlu ise davalı iş sahibinin ayıplı ifa nedeni ile uğradığı zararlar ve yine dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayiçleri ile bunların giderim bedeli konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davanın sonuçlandırılması gerekmekte olup; mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu hüküm tesisi isabetsizdir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Dava, eser sözleşmesi kapsamında diş protez iş ve imalâtının ayıplı ifası nedeniyle ödenen bedelin iadesi, uğranılan maddi ve manevi zararların giderimi istemine ilişkindir. Mahkemece ıslahla arttırılan miktar da dikkate alınarak maddi tazminat isteminin kabulüne, ödenen iş bedelinin iadesine ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı yüklenici şirket tasfiye memuru ... ve davalı şirket ortağı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Karar başlığında ... davalı şirketin tasfiye memuru olarak gösterilmiş ise de, gönderilen ticaret sicil kaydına göre davalı şirketin tasfiye memuru ... olup, onun adresine dava yöneltildiği, ... dava dilekçesinde taraf olarak gösterilmediği gibi tasfiye memuru olarak kendisine bir tebligat yapılmamasına rağmen adı geçen şahsın karar başlığında davalı şirketin tasfiye memuru olarak gösterilmiş olması doğru olmamıştır.
Davalı şirketin tasfiye memuru ...'in temyiz itirazlarına gelince,
1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle özellikle tasfiye memuru olarak bu sahsın MERNİS adresine usulüne uygun tebligat yapılmış olup adı geçen vekilinin 15.04.2014 ve 02.07.2014 tarihli dilekçesiyle davaya karşı mazeret bildirdiği ve Avukat ...'in bu tasfiye memuru vekilinin düzenlediği yetki belgesini ibraz ederek 12.09.2013 tarihli duruşmaya katıldığının anlaşılmasına göre tasfiye memuru ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- )Davalı yüklenici bedel karşılığı davacı iş sahibinin dişlerinde metal seramik köprülü protez yapımını üstlendiğinden, taraflar arasındaki ilişki, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Davacı iş sahibi davasında, davalı yüklenicinin işi ayıplı yaptığı, bu nedenle takma protezin kendisini rahatsız ettiğini ileri sürerek talepte bulunduğuna göre iddiası eserin ayıplı olarak ifası ile bunun sonucu uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine yöneliktir. Davacı, ödediği bedelin iadesini talep ederek ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın giderilmesini istediğine göre uyuşmazlığın 818 Sayılı BK'nın 360. maddesi hükmü gözetilerek çözümlenmesi gerekir.
818 Sayılı BK'nın 360. maddesinde eserin ayıplı ifası halinde ayıbın niteliğine göre iş sahibinin kullanabileceği üç seçimlik hak düzenlenmiştir. Bunlarda birincisi yapılan şeyin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derece kusurlu ve sözleşme şartlarına aykırı olması halinde eserin reddi, bedelin iadesi, yüklenicinin kusuru varsa zarar ve ziyan talep etme, ikincisi ayıp ve sözleşmeye aykırılık eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde bedelde indirim, üçüncüsü de o işin ıslahı büyük bir masrafı gerektirmez ise ayıbın onarılması veya tamir suretiyle giderilmesi ile yine bu hallerde yüklenicinin kusuru varsa tazminat isteme haklarıdır. Mahkemece inceleme yaptırılmış ise de değerlendirme eser sözleşmesi değil rekabet ilişkisi ve sözleşmesi hükümlerine göre yapılmıştır.
Mahkemece bu halde yapılması gereken iş, eser sözleşmeleri konusunda da uzman, diş protezi işlerinden anlayan teknik bilirkişiden davalı yüklenicinin davacının ağzında yaptığı köprülü metal seramik diş protezindeki ayıpların niteliği, eserin reddini gerektirip gerektirmediği, eserin reddini gerektirmiyorsa bedelde indirimi gereken miktar ve dava tarihi itibariyle onarım bedelleri ile davalı yüklenici ayıplı ifada kusurlu ise davalı iş sahibinin ayıplı ifa nedeni ile uğradığı zararlar ve yine dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayiçleri ile bunların giderim bedeli konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davanın sonuçlandırılması olmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlenle davalı şirket tasfiye memurunun diğer temyiz itirazlarının reddine,

Kaynaklar;

HAKERİ,Hakan, Tıp hukuku, seçkin yayıncılık Eylül 2015
EROL, Gültezer, Özel hastanelerin Hukuki Sorumluluğu, seçkin yayıncılık Nisan 2015
GÖKCAN,Hasan, Tıbbi Müdahaleden Doğan Hukukui ve Cezai Sorumluluk, Seçkin yayıncılık Nisan 2017

Diş Hekimine Tazminat Davası

Diş hekimine tazminat davası bakımından diş hekiminin kusurlu diş tedavisi yaptığının ispatı gerekmektedir. İspat bakımından mahkemenin uygulayacağı usul tabi ki de dosyanın alanında uzman bilirkişi diş hekimlerine göndermesi yöntemidir. Burada sağlık davalarına bakan avukatlar bu tür dosyaların takibini iyi bir şekilde yapmalı ve bilirkişi raporlarının incelenmesi ve takip edilmesini ihmal etmemelidirler. Bilirkişi rapoarlarında diş hekiminin kusurlu olmadığı hususunda belgeler kullanılmış ancak hekimin kusurlu olduğu bariz ortada ise bu durumda raporlara itiraz edilmeli ve yeni bir rapor alınması ve raporun denetime elverişli bir rapor şeklinde sunulması için mahkeme bilgilendirilmelidir. Diş hekimine tazminat davası açıldığında önemli olan hekimin kusuru mu yoksa komplikasyon mu olduğunun ortaya çıkartılmasından geçecek ve iyi bir sağlık avukatı hekimin aydınlatma yükümlülüğü ile rıza alınması yükümlülüklerini gerçekleştirip gerçekleştirmediğini araştıracaktır.

1