Hakaret Tazminat

Hakaret Tazminat

10-02-2020
Hakaret Tazminat

Hakaret Tazminat

Hakaret tazminat- Hakaret Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlendiği gibi aynı zamanda haksız bir fiildir. Aslında her suç haksız bir fiili oluştururken her haksız fiil suç teşkil etmemektedir. Ancak kişiye hakaret edilmesi ile kişinin kişilik haklarına onuruna ve saygınlığına saldırı gerçekleşmiş olacağından bu saldırı sonucunda Borçlar Kanunumuzun ilgili maddesi gereği kişinin hakaret eden aleyhine manevi tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Ancak hakaret fiilinden ötürü manevi tazminata hükmedilebilmesi için haksız fiilin unsurlarının da gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi davalının kusurlu olduğunun kanıtlanması şarttır. Hakaretten dolayı manevi tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırı bir fiil yani hakaret, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, kusur ve zararın varlığı şarttır. Kişinin zararı manevi bir zarardır ve zararının ispatı davacıya düşmektedir. Kişinin hakaret olayını ispatlaması ile mahkeme uygun bir manevi tazminatın davacıya ödenmesine karar verecektir. Manevi tazminat kişinin acı elem keder ve yaşama sevincini yitirmesinden dolayı bir miktar da olsa bu duygulardan arınmasını sağlayacak uygun bir miktar paranın hakarete uğrayan kişiye verilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Hakaret Tazminat Davası Nerede Açılır?

Hakaret tazminat davası Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğinden ötürü bu mahkemede açılacaktır. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanununun 16. maddesinde yer alan hüküm gereği haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde, zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde ya da HMK 6. madde gereği davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilmektedir. Bu durumda hakarete uğrayan kişi Ankara'da bulunuyorsa ve yerleşim yeri Ankara'da ise bu durumda dava Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilecektir.

Hakaret Tazminat Davası

Hakaret tazminat davasında kişi hakaret eden tarafı Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet edip hakkında ceza davası açılmasını sağlayabilir. Bu ceza davası sonucunda kişi ceza almış ya da suçu işlemiş olduğu sabit olup seçenek yaptırımlara çevrilmişse bu durumda sonradan manevi tazminat davası açıp ceza davasındaki karara göre manevi tazminat isteyebilecektir. Artık kişinin haksız fiili ispatlamasına gerek kalmayacak çünkü ceza davasında maddi vakalara ilişkin somut deliller ortaya konulmuş olacaktır. Hukuk Mahkemeleri Ceza Mahkemelerinin beraat kararı ile bağlı değilken ceza kararları ile bağlıdır. Çünkü kişinin fiili TCK kapsamında suç olmaz iken haksız fiil olarak nitelendirilebilir. Unutmayalım ki her suç bir haksız fiil iken her haksız fiil suç teşkil etmez. Bu yüzden ceza mahkemesi yapılan fiili suç olarak tanımlamış ve işlendiğine kanaat getirerek sanığı cezalandırmış ise mahkumiyet kararı ile hukuk mahkemeleri bağlı olacağından mahkeme uygun bir manevi tazminata hükmedecek ve davanın kabulü yönünde karar verecektir. 

Burada üzerinde durulması gereken ve çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir husus bulunmaktadır. Tazminat davalarında harca esas değer dediğimiz ve bu değer üzerinden harçların hesaplandığı bir değer vardır. Maddi tazminat davaları bölünebilir nitelikte olduğu için kişi davasını açtığı sırada bu değeri çok düşük tutup sonradan ıslah ile davasını arttırabilir. Ancak manevi tazminat davaları bölünebilen dava çeşitlerinden olmadığından ıslah usulü uygulanamayacağından kişilerin manevi tazminat davasını açarken tam değer üzerinden açmaları kendi lehlerine olacaktır. Örneğin kişi hakaret tazminat olarak 10.000,00 TL tutuarında bir manevi tazminat davası açmış ise bu değeri sonradan benim zararım 10.000,00 TL değil 15.000,00 TL idi bu yüzden harcımı yatırarak dava değerini 15.000,00 TL ye yükseltiyorum diyemeyecektir. Manevi tazminat davasının bölünme özelliği olmadığından kişi açmış olduğu değer ile davasını sürdürecek ve ıslah yoluna gidemeyecektir.

Unutulmamalıdır ki kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Hakaret Manevi Tazminat Davası

Hakaret manevi tazminat davası- Hakaret kişilik haklarına yapılmış bir saldırı olmakla birlikte suç unsuru oluşturduğu takdirde ceza davasına konu olabileceği gibi suç unsuru oluşturmasa dahi manevi tazminat davasına konu olabilir. Zira hakaret eylemi bir haksız fiildir ve haksız fiilin unsurlarının oluştuğu andan itibaren kişilik haklarına saldıran kişi tazminata mahkum edilecektir. Hakaret manevi tazminat davasında önemli olan meydana gelen olayın ispatlanmasıdır. İspat yükü hakarete yani kişilik haklarına saldırılan kişi olan davacı üzerinde olacaktır. Nitekim haksız fiilde haksız fiile uğrayan kişi haksız fiil eylemini ispatla yükümlüdür. Aynı zamanda iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükümlüsüdür. 

İnstagram Hakaret Davası Sonuçları

İnstagram hakaret davası sonuçları bakımından bu durum da aslında haksız bir eylem olduğundan bu hakaret eyleminin ispatı çok önemlidir. Hakaret eylemini gerçekleştiren kişiye ait hesap url sinin kopyalanması ve kime ait olduğunun tespiti için gerekli olan tüm işlemlerin ve ekran görüntülerinin kaydedilmesi ve bu hakaret eyleminin gerçekleştiğine ilişkin tüm delillerin toplanması işleminden sonra tabi ki de instagram hakaret davası sonrasında hakaret eyleminde bulunan kişiden belirli bir miktarda manevi tazminat alınacaktır.

Hakaret Davasında Ne Kadar Tazminat Alınır

Hakaret davasında ne kadar tazminat alınır sorusunun net bir cevabı yoktur. Nitekim zarar somut olaya göre değişmektedir. Manevi tazminat miktarı subjektif bir unsur olup kişinin üzerinde yarattığı etkiler ve ruhsal sorunlar farklı olabilir. Bu bakımdan hakaret davasında tazminat miktarının belirlenmesi hususu hakaret tazminat davası açacak kişinin şahsen belirleyeceği bir durumdur. Ancak bu talep edilen miktarın tamamının alınacağı sonucunu da doğurmamalıdır. Örneğin hakaret tazminat davası açtınız ve manevi tazminat olarak 10.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulundunuz diyelim. Asliye hukuk mahkemesi hakimi olayın özelliği hakaret içerikli sözlerin kişinin üzerinde yaratacağı acı elem ve kederi değerlendirip uygun bir manevi tazminata hükmedecektir. Görüleceği üzere siz 10.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş olsanız da hakim 8.000,00 TL manevi tazminata hükmedebilir ve 2.000,00 TL manevi tazminat tutarını reddedebilir. Bu sebeple yaşanan olayın iyi bir şekilde mahkemede dile getirilmesi, gerekçeli savunmalar yapılarak mahkemede acı elem ve kederi dile getirilmesi ile istenen tutarın tam değerinde bir hüküm alınmasına sebep olabilir. Unutulmamalıdır ki manevi tazminat davalarında tazminat miktarı bölünemediğinden dolayı dava süreci içinde ıslah yolu ile artırım yapılması mümkün değildir. Bu sebepten ötürüdür ki manevi tazminat davaları kül olarak talep edilmeli bölünmemeli ve harca esas değer bu bedel üzerinden yatırılmalıdır.

Hakaret Davası Açma Ücreti

Hakaret davası açma ücreti- Hakaret davası eğer savcılığa şikayet suretiyle cezai müeyyide için açılacaksa herhangi bir ücrete tabi değildir. Hakaret tazminat davası için manevi tazminat istenecek ise bu durumda Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak olan hakaret tazminat davasında manevi tazminat miktarı yani harca esas değer kadar hakaret davası açma ücreti devlete başvuru ve karar harcı olarak ödenecektir. Ayrıca gider ve delil avansı da mahkeme veznesine yatırılmalıdır. Hakaret davası açma ücreti ve davanın takibi için alanında uzman avukattan hukuki destek ve danışmanlık alınması tavsiye olunur. Aksi durum hak kayıplarına yol açabilecek niteliktedir.

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Yargıtay Kararları

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/2753
K. 2020/1270
T. 11.3.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/12/2013 gününde verilen dilekçeyle kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/07/2016 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; müvekkilinin ...olarak ... Komutanlığı ... Jandarma ... görev yaptığını, davalının ise ... Komutanı olduğunu, müvekkilinin 23/04/2012 tarihinde gece akaryakıt ikmali için kışlaya çağrıldığını, ancak müvekkilinin ailesi ile birlikte kışlaya uzak bir mesafede olduğu gerekçesiyle gelemediğini, bunun üzerine 24/04/2012 tarihinde davalı ... komutanının yapılan içtima esnasında 400 askerin önünde müvekkiline "akaryakıtçı" diye hitap ederek rencide ettiğini ve olayın devamında davalının müvekkilini emre itaatsizlik suçu iddiasıyla ... sevk ettiğini, yapılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, olaya ilişkin tanıklar dinlenmiş olup, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davalının olay tarihinde içtima esnasında orada bulunan tüm askerlerin duyacağı şekilde "Vatan haini, pompacılıktan başka işin yok, onu da yapmıyorsun" diyerek hakaret ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacının dava dilekçesindeki iddialar incelendiğinde, 25 Nisan 2012 tarihinde 08:00'da içtimada davalı ... komutanının yaklaşık 400 kişinin önünde davacıya “akaryakıtçı” diye hitap ederek rencide ettiğinin beyan edildiği görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan tanık beyanında geçen "Vatan haini, pompacılıktan başka işin yok, onu da yapmıyorsun" ifadesi ise dava dilekçesinde yer almayıp, davacının davalının bu ifadeleri kendisine sarf ettiğine dair bir iddiası da bulunmamaktadır.

6100 Sayılı HMK'nın “Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmü düzenlenmiştir.

Mahkemece anılan yasal düzenlemelere aykırı olarak; davacı tarafça davaya konu edilmeyen ve iddia olunmayan bir beyanın esas alınarak hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Somut olayda; tarafların konumu, olayların gelişim şekli, davalı tarafından sarf edilen “akaryakıtçı” ifadesi, dosya kapsamında iddia olunan diğer hususlar ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/365
K. 2020/1090
T. 4.3.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 15/08/2014 gününde verilen dilekçeyle hakaret ve tehdit eylemleri nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/12/2015 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : 1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-)Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, tehdit ve hakaret nedenlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; davalının müvekkiline karşı tehdit ve hakarette bulunduğu, yapılan ceza yargılamasında davalının cezalandırılmasına karar verildiği, davalının eyleminin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek uğranılan manevi zararın davalıdan tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; ceza yargılamasında, davalının davacıya karşı tehdit ve hakaret eylemlerini gerçekleştirdiği hususunun sabit görüldüğü, tarafların sosyal durumları, davacının köyde imam olması ve onun şeref ile haysiyetini zedeleyecek şekilde hakaret edilmesinin davacıda üzüntü, özellikle toplum içinde küçük düşürülme gibi durumlar yaratabileceği gerekçesiyle davalının maddi durumu da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

6098 Sayılı TBK m. 58 hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Somut olayda; olayın gelişimi, tarafların konumu, olay tarihi, davalının kullandığı ifadeler ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davacı taraf yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Mahkemece daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Mala Zarar Verme Suçu
Mala Zarar Verme Suçu

Mala zarar verme suçu suç faili açısından herhangi...

Devamı
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)

Şantaj Suçunun düzenlendiği 107 maddenin birinci v...

Devamı
Hakaret Davası
Hakaret Davası

Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi ...

Devamı
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)

Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı, Trafik Güvenliğini...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık