Yanlış Teşhis Tazminat Davası

Yanlış Teşhis Tazminat Davası

10-12-2020
Yanlış Teşhis Tazminat Davası

Yanlış Teşhis Tazminat Davası

Tıp hukukuYanlış teşhis tazminat davası ya da ameliyat sonrası tazminat davası, doktor yanlış tanı koydu şeklindeki iddianın ispatının ortaya koyulabileceği davalardandır. Her yanlış tanı doktor hatası olarak nitelendirilmemektedir. Nitekim doktorun tanısında doğru tanı, teşhis koyma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Hekim meydana getirdiği tıbbi tedaviyi özenle yürütmekle yükümlüdür. Özen gösterme yükümlülüğü kanundan ve tüzük ile yönetmeliklerden gelmektedir. Hekimin özen gösterme yükümlülüğünde baz alınması gereken ise ortalama bilgi düzeyine sahip bir hekimin göstermesi gereken özendir. 

Tıbbi müdahalelerde hekim ile hasta arasındaki sözleşmesel ilişki genel olarak vekalet sözleşmesine ilişkin iken estetik ameliyatlarda durum farklılık göstermektedir. Hekim estetik ameliyat için gerekli olan tıbbi sonuçtan mesul iken estetik ameliyat harici tıbbi müdahalelerde sonucun gerçekleşmemesinden sorumlu değildir. Estetik ameliyatlarda sonucun gerçekleşmemiş olaması sorumluluğun doğmasına sebebiyet verecektir. Nitekim estetik ameliyatlarda hekim sonucu taahhüt etmekte ancak diğer tıbbi müdahalelerde hekimin iyileşme garantisi vermesi yasaktır. Estetik müdahalelerde ise hekim sonucu garanti etmektedir.

Özellikle bu tür davalarda Komplikasyon Olduğundan Bahsedilse Dahi Komplikasyon Yönetiminin de Doğru Yapılmasının Zorunlu Olduğu unutulmamalıdır.

Doktor yanlış tanı koydu, yanlış teşhis tazminat davası, doktor hatası tazminat miktarı, yanlış teşhis koyan doktor şikayet gibi konularda bilgi almak için diğer makalelerimizi okuyabileceğiniz gibi hukuk büromuzla da iletişime geçebilirsiniz.

Yanlış Teşhis Tazminat Davası Kime Karşı Açılır

Yanlış teşhis tazminat davası kamu hastanesinde yapılan hata nedeniyle açılacak ise sağlık bakanlığına karşı açılıar. Davalı sağlık bakanlığı olacaktır. Ancak özel hastanede yanlış teşhis nedeniyle zarar meydana gelmiş ise bu durumda davalı özel hastane olacaktır. Ayrıca kendi özel muayenehanesinde yapılan tedavide hekim tarafından yanlış teşhis konulmuş ise bu durumda hekime karşı dava açılacak ve davalı olarak hekim gösterilebilecektir.

Yanlış Teşhis Tazminatı Hangi Mahkemede Açılır

Yanlış teşhis tazminat davası kamu hastanesinde görülen tedavi sürecinde meydana gelen zararların giderilmesi için açılacak ise idare mahkemelerinde açılır. Anlaşılacağı üzere davada görevli mahkeme idare mahkemesi olacaktır. Ancak özel hastaneye ya da hekime karşı açılacak yanlış teşhis tazminat davasında dava tüketici mahkemesinde açılacağından tüketici mahkemesi görevli olacaktır.

Yanlış Teşhis Tazminat Davası Nerede Açılır

Yanlış teşhis tazminat davası kamu hastanesinde meydana gelen zararın giderilmesi için açılacak ise kamu hastanesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılacaktır. Yanlış tedavi tazminat davası özel hastane ya da hekime karşı açılacak ise bu sefer haksız fiilden dolayı açılacaksa

  • Haksız fiilin işlendiği
  • zararın meydana geldiği
  • yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer
  • ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde

de açılabilecektir.

Yanlış Teşhis Tazminat Davası Harç ve Masraflar

Yanlış teşhis tazminat davasında harç ve masrafların da yatırılması şarttır. Mahkemeye başvuru yapıldıktan sonra harç ve masrfaların da yatırılması şarttır. Harçlar yatırılmamış ise mahkeme davacıya süre verir. Bu süre içerisinde de harç ve masraflar yatırılmamış ise bu durumda dava reddedilecektir.

Yanlış Teşhis Tazminat Davasında İddia ve Savunmalar

Yanlış teşhis tazminat davasında iddia ve savunmaların genişletilmesi yasağı bulunur. Hasta açacağı yanlış teşhis tazminat davasında dilekçeler aşamasının bitiminden sonra iddia ve savunmalarını genişletemeyecektir. Bu sebepten ötürü iddia ve savunmaların genişletilememesi nedeniyle taraflar dilekçelerinde bütün hususları en ayrıntısına kadar belirtmeli ve sonrasında yaşanabilecek olumsuzlukları en aza indirgemelidir. Taraflar iddialarını öne sürerken bunların gerekçeli olmasına özen göstermelidirler.

Yanlış Teşhis Tazminat Davasında Ön İnceleme

Yanlış teşhis tazminat davası tüketici mahkemesinde açılmş ise mahkeme basit yargılama usulünü uygulayacağından davacı ile davalı tek bir dilekçe verir. Dilekçeler aşamasından sonra mahkeme ön inceleme duruşması için taraflara davetiye gönderir. Bu davetiyede tarafların gösterdikleri ancak henüz mahkemeye sunmadıkları delillerini sunmaları ya da başka bir yerden getirilmesi gereken hususlar var ise bunları belirtmeleri için 2 haftalık süre verir. Ön inceleme duruşmasında mahkeme yeni düzenlemer ile artık tahkikat aşamasına geçebilir. Bunun için yeni bir duruşma günü tertiplemesine gerek yoktur.

İdare mahkemelerinde tek bir duruşma yapıldığından ötürü ve zabıt katibi olmadığından idare mahkemelirnde yapılan duruşma ön inceleme duruşması olmaz. Tutanak da tutulmadığından zabıt katibi de olmaz. Tek duruşma yapılır ve başka duruşma yapılmaz

Yanlış Teşhis Tazminat Davasında Tanıklar Ne Zaman Dinlenir

Yanlış teşhis tazminat davasında tüketici mahkemesinde tanıklar dinlenecek ise tanık için süre verilir. Bir sonraki duruşmada tanıklar hazır edilir ve duruşmada tek tek dinlenir. Tek bir tanık dinlenirken diğer tanıklar dışarıda bekler. Tanığa soru sorulabilir. 

İdare mahkemesinde yapılan duruşmalarda tanık dinlenmez. Tanık dinleme yapılmadığından dolayı buna ilişkin hususların delil olarak mahkemeye sunulması gerektiği kanısındayız.

Yanış Teşhis Tazminat Davasında Zamanaşımı

Yanlış teşhis tazminat davasında zamanaşımı süreleri davanın açılacağı mahkemeye göre değişkenlik göstermektedir. Bu bakımdan tüketici mahkemesinde açılacak davalar haksız fiile dayandırılmaktaysa fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 ve her halde 10 yıl içinde bu davaların açılması gerekir. Sözleşmeye aykırılıkta ise 5 yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır.

İdare mahkemelerinde ise durum biraz farklıdır. İdare mahkemelerinde açılacak tazminat davaları tam yargı davaları olarak tanımlanır. Tam yargı davalarında ise olayın meydana geldiği tarihten itibaren 1 yıl içinde idareye başvuru yapılmalıdır. Yapılan başvurunun reddi ya da cevap verilmemesi üzerine red veya cevap verme süresinin sonundan itibaren 60 gün içinde davanın açılması şarttır.

Ceza zamanaşımına ilişkin hususların bilinmesi ve unutulmaması çok önemlidir.

Yanlış Teşhis Tazminat Davası Ne Kadar Sürer

Yanlış teşhis tazminat davasının süresi kanunda belirtilmemiştir. Aslında hiçbir dava türünün belirli bir süresi yoktur. Yanlış teşhis tazminat davasında yapılan incelemeler ve delillerin değerlendirilmesi başka yerlerden getirilmesi istenen belgelerin varlığı gibi hususlar dava süresini etkileyebilmektedir. Bu sebeple değişkenlik gösterebilir.

Yanlış Teşhis Tazminat Davasında Gösterilebilecek Deliller

Yanlış teşhis tazminat davasında gösterebilecek deliller tüketici mahkemesinde ise tanık olabilir. Yine hasta dosyası, epikriz raporları, rontgenler, konsülte hekim raporları, hekimin tutumuş olduğu kayıtlar, adli tıp raporu ki bu en önemlisidir ve dava açan tarafın bilrkişi raporu talebi bulunmalıdır.

Yanlış Teşhis Tazminat Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu

Yanlış teşhis tazminat davasında avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak bu tür davaların uzmanlık gerektirmesi ve yönetiminin çok zor olması sebebiyle avukat tutulması ve davanın profesyonel sağlık davası avukatları vasıtasıyla takip ettirilmesi önemle tavsiye olunur.

Yanlış Teşhis Tazminat Davasında Avukata Nasıl Vekalet Veririm

Yanlış teşhis tazminat davasında avukata vekalet vermek için öncelikle avukatın bilgileri alınır. Bu bilgiler ile notere gidilir ve avukatın bilgileri notere verildikten sonra genel dava vekaletnamesi çıkartılması istenir. Noter genel dava vekaletnamesini çıkrttıktan sonra bu vekalet avukata verilir ve avukat vekaleti mahkemeye sunarak anlaşılan tüm dava sürecini takip eder.

Ameliyat Sonrası Tazminat Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/...
K. 2018/...

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran Davacı:

Vekili:

Davalı:

Vekili:

ÖZET : Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Tüm belge ve bilgiler ve raporlar dikkate alındığında davalı doktor ve hastane davalıya yapılan işlemde kusurlu olup, beklenen sonuç karşılanmamıştır. Bilirkişi raporunun bazı sonuçların komplikasyon olduğundan bahsedilse dahi komplikasyon yönetiminin de doğru yapılması zorunludur.

Olayda, davacıya estetik yönden garanti verilmiş ve ancak tam olarak yerine getirilmemiş olup, davalılar illiyet bağının kesen bir savunmada bulunmadıkları gibi, davacının kusurunu da kanıtlayamamışlardır. Mahkemece, davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek davacının maddi tazminatla ilgili istek kalemleri açıklattırılıp, deliller toplanıp maddi ve manevi tazminat yönünden araştırma ve inceleme yapıp karar verilmesi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilince temyiz olunmuştur.

Davacı vekili, müvekkilinin ...yılında burun estetiği yaptırmak için ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'de çalışan diğer davalıya yaptırdığı muayene sonucunda müvekkilinin burnunun sağlık açısından bir risk oluşturmadan estetik ameliyat ile küçültülebileceğinin belirtildiğini ve ameliyata karar verildiğini, ameliyatın ... Hastanesi'nde yapıldığını, ilerleyen yıllarda müvekkilinin burnunun üst kısmında çıkıntılar ve çökmelerin meydana geldiğini ve şeklen bozularak kötü görüntüye büründüğünü, bu durumun düzeltilmesi için tekrar aynı davalı doktora muayene olduğunu ve yeni bir revizyon ameliyatı yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine davalı klinikte revizyon ameliyatı yapıldığını, bu ameliyattan sonuç alınmadığı gibi tam tersine deforme oluştuğunu, çökme oluşarak kötü bir görüntü meydana gelmesi üzerine bu kez ...yılında yeniden ameliyat olduğunu, bu kez kıkırdak alınarak ameliyatın yapıldığını, ancak sorunun giderilemediğini, müvekkilinin halen bozuk, yamuk ve şekilsiz olduğunu, yine ameliyat olması gerektiğinin söylenmesi üzerine, ...'ya döndüğünü ve aradan 1 yıl geçmesine rağmen hiçbir düzelme olmadığını, ...ve ...yıllarında yeniden ameliyat olduğunu, iyileşmek yanında burnunun sol tarafından hiç nefes alamadığını, bu durumu bildirdiğinde davalı doktor tarafından asabi cevaplar alındığını, kendisiyle ilgilenmediklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde, iddiaların gerçek dışı olduğunu, hasta dosyası incelendiğinde müvekkilinin hastaya uyguladığı operasyonlar sonucu meydana gelen muhteşem değişikliğe rağmen davanın açılmasının üzüntü verici olduğunu, kendisine estetik burun, septum deviasyon tamiri, alın germe, yağdoku enjeksiyonları gibi çeşitli ameliyatlar yapıldığını, sonucunda davacının burnu ve yüzünün inanılamayacak şekilde güzelleştirildiğini, 10 sene sonra ufuk tefek rötuşlar yapıldığını ve hataların onarıldığını, bu rötuşların önce yapılan operasyonların en tabi sonuçları olduğunu ve ücret dahi alınmadığını, davacının daha sonra yeni isteklerde bulunarak burnunun uç kısmının alçaltılmasını istediğini, bu müdahalenin gereksiz olduğu anlatılarak müdahale talebinden ikna edilerek vazgeçirildiğini, ancak davacının diğer gelişlerinde ısrarcı olması üzerine burun kanatlarının kısaltıldığını, daha sonra yine müracaat ederek burun kanatlarının genişletilmesinin istendiğini, ancak tıbben yeni müdahalenin en az 6-9 ay geçmeden yapılamayacağının izah edildiğini ve bir çok hastaya önerilen slikon nostril kullanmasının önerildiğini, davacı hastanın önerilerini dinlenemediğini, hastaneden ayrıldığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz olunmuştur.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve somut uyuşmazlığa ilişkin ilkelerin ortaya konulması zorunludur. Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleyi kapsayan hukuki ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı iş sahibi-hasta, davalılardan hekim müdahaleyi gerçekleştiren, diğer davalı ise hastane işletmecisidir. Davacıya uygulanan işlemin estetik yönü ağır basan bir ilişki olduğu dosya kapsamı ve yine dosyada mevcut bulunan Nezoplasti Ameliyat notu formunun ikinci sayfasında şikayet, fizik muayene ve tanı bölümünden sonra Plan bölümünde “Rhinoplasti, septoplasti, burun önemli derecede küçültülecek anca yüze uygun bir burun yapılacak, Humptan alınacak, burun delikleri küçültülecek, burun ucu hafif kaldırılacak. ... da beraberce düzeltilip nefes alması da sağlanacak. Aynı zamanda hastamıza, alın germe yapılıp kaşlar kaldırılacak, yüze aydınlık bir ifade verilecek.” İfadeleri bulunmaktadır. Estetik müdahalelerde yüklenici, somut olayda hastane ve hekim hastanın istediği sonucu elde etmesini garanti etmektedir. Plan bölümünde açıkça yapılacak işler ve sonuç garanti edilmektedir. Esasında eser sözleşmesiyle tedavi sözleşmesinin farkı da sonucun garantisiyle ilgilidir. Estetik müdahale sonucu garanti edilen bir sözleşmedir. Diğer yandan yüklenicinin borçları TBK'nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, " ( 1 ) Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. ( 2 ) Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır." denilmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır.

Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin ( hekimin/hastane işleticisinin ) sorumluluğundadır.

Diğer yandan, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen ... BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya hastane ortamında tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standartın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki estetik müdahalelerde de uygulanacağının kabulü zorunludur.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacıya uygulanan işlemler ve somut olayın öyküsü anlatılarak sonuç kısmında, “... senesinde estetik burun ameliyatının ve deviasyon tamirinin yapıldığı, 10 yıl sonra burunda meydana gelen deformite nedeniyle tekrar opere edildiği, ...-... yıllarında tekrar revizyon operasyonlarının uygulandığı, nefes darlığı yakınmasının olduğu, nostril önerildiği bildirilen adı geçene ait tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde, geçirdiği ameliyatların mükerrer olması nedeniyle ilk yapılan 5 ameliyat hakkında görüş bildirilemeyeceği, kişinin kurulumuzda yapılan muayenesinde yandan görünümde estetik açıdan kabul edilebilir olduğu, tercih edilen yönteme bağlı olarak burun kanatlarına yapılan rezeksiyon neticesinde buradaki yaraların iyileşmesine bağlı nedbelerin gelişebileceği, ancak kulak burun boğaz uzmanının raporunda belirtildiği gibi nazal pasaj kapalı ve alar kollaps olduğundan revizyon ameliyatlarının gerektiği dolayısıyla yapılan mükerrer ameliyatlar sonucunda beklenir sonuca ulaşılamadığı, kişide saptanan septum perforasyonunun söz konusu operasyonun komplikasyonu olarak değerlendirildiği” görüşüne varılmıştır. 

Yine dosyada mevcut bulunan Op. Dr. ...imzalı ...tarihli raporda da, hastanın toplam 6 kez ameliyat olduğu, yakınmalarının düzelmediği gibi alar base asimetrik, kolumella sol lukse, olda nazal pasaj kapalı. Bilateral alar kollaps dikkate çekmekte. ...deformite denilmektedir. Yine 6. Sulh Ceza Hakimliğince alınan ...tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun raporunda da, kurulda yapılan ...tarihli muayenesinde, “karşıdan bakılmakla burun ucu orta hattın sağında duruyor. Nostriller asimetrik ve dar görünümde, her iki burun kanadının dudak ve yanakla birleştiği bölgelerde nedbeler göze çarpıyor. Yandan bakıldığında normal görünümde, her iki burun kanadı da zorlu nefes almayla içe çöküyor. Her iki burun kanadı alt uca doğru solda yaklaşık 1x0,5 cm. sağda 8x3 mm boyutlarında hafif kabarıklık ve sertlik satandı. Subjektif nefes darlığından yakınıyor. Her iki kulak sayvanı arkasında nedbe görüldü. Denilmiş ve sonuç kısmında da, alar kollaps olduğundan revizyon ameliyatlarının gerektiği, dolayısıyla yapılan mükerrer ameliyatlar sonucunda beklenir sonuca ulaşılamadığı bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen raporda sonuç kısmında açıkça mükerrer ameliyatlar sonucu beklenen sonuca ulaşılamadığı bildirilmiştir.

Dosyadaki tüm belge ve bilgiler ve raporlar dikkate alındığında davacının estetik açıdan beklentisinin karşılanmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle davalı doktor ve hastane davalıya yapılan işlemde kusurlu olup, beklenen sonuç karşılanmamıştır. Bilirkişi raporunun bazı sonuçların komplikasyon olduğundan bahsedilse dahi komplikasyon yönetiminin de doğru yapılması zorunludur.

Somut olayda, davacıya estetik yönden garanti verilmiş ve ancak tam olarak yerine getirilmemiştir. Davalılar illiyet bağının kesen bir savunmada bulunmadıkları gibi, davacının kusurunu da kanıtlayamamışlardır. Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek davacının maddi tazminatla ilgili istek kalemleri açıklattırılıp, deliller toplanıp maddi ve manevi tazminat yönünden araştırma ve inceleme yapıp karar vermekten ibaret olmalıdır.

Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık