Yanlış Tedavi (Doktor Hatası) Nedeniyle Tazminat Alınır mı?

Yanlış Tedavi (Doktor Hatası) Nedeniyle Tazminat Alınır mı?

30-09-2019
Yanlış Tedavi (Doktor Hatası) Nedeniyle Tazminat Alınır mı?

Doktor Hatası Nedir

Doktor hatası, hekimin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kast veya ihmali davranışla hastaya zarar vermesi hekimliğin kötü uygulanması Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesi anlamına gelmektedir. Doktor hatası Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiğinin 13. maddesinde Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpractice) olarak tanımlanmıştır. 

Yanlış Tedavi (Doktor Hatası) Nedeniyle Tazminat Alınır mı?

Malpraktis, hekim hatası ya da genel yaygın bilinen adıyla tıbbi uygulama hatası; kötü ifa olarak adlandırılmakla birlikte; bilgisizlik, deneyimsizlik veya ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi doktorluğun, hekimliğin kötü uygulanması olarak tanımlanmaktadır. Tıbbi uygulama hataları sebebiyle oluşabilecek zararların, kusuruyla zarara yol açan kişi tarafından karşılanması hukuk gereğidir. Nitekim tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikli olarak kusurlu bir davranışın bulunması ile birlikte bu kusurlu davranış sonucunda karşı tarafta bir zararın doğması gerekmektedir. Kusur ve zarar haricinde kusurlu davranış ile zarar arasında bir illiyet bağı yani sebep sonuç ilişkisinin varlığı da tazminat sorumluluğu için olmazsa olmaz unsurlardandır. Yine tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için bu kusurlu davranışın hukuka aykırı bir davranış da olması kaçınılmazdır.

Bu sebeple tazminat sorumluluğunun; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren kişi üzerinde bırakılması kanun gereğidir. İşte tıbbi uygulama hataları sonucunda oluşacak zararlardan sorumluluk da kendisini özel hukuk alanında tazminat olarak ortaya çıkartacaktır. Tıp hukukunda doktor hatalarından, hekimin sorumlu tutulabilmesi için yapılan müdahalenin kanuna aykırı olması gerektiği gibi müdahale sonucunda oluşacak ve ortaya çıkabilecek sonuçların da komplikasyon özelliği göstermemesi gerekmektedir. Nitekim komplikasyon; izin verilen risk olup, kusur bulunmaksızın oluşan öngörülemeyen öngörülse dahi önlenemeyen istenmeyen zararlı sonuçlardır. Öyleyse meydana gelen vakıada tıp hukukuna aykırılık meydana gelip gelmemesi zararlı sonuca sebebiyet veren olayın komplikasyon olup olmaması ile de ilişkilidir.

Tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren doktor, hastasına hem teşhis hem tedavi hem de ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlarda hastanın zarara uğramaması için gerekli önlemleri almak zorunda olup bu önlemleri almasına karşın sonuç meydana geldiyse bu durumda sorumluluğundan bahsedilemez. Malpraktis davalarında tazminat sonucuna ulaşılabilmesi için kusurun belirlenmesi durumu ve olayın içeriğinin uzmanlık gerektiren bir durum olması açılan davalarda dosyaların bilirkişiye gönderilerek rapor tanzim edilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu sebeple bu gibi davalarda bilirkişi raporu tazminata erişim için en temel noktalardan birisidir. Bilirkişi raporlarında davacıya uygulanan teşhis ve tedaviye yönelik iş ve işlemlerin nelerden ibaret olduğu olması gerekenler ile yapılanlar kıyaslanarak özellikle davacıda gelişen durumun komplikasyon mu yoksa hekim hatası mı olduğu hususu belirlenmeli, hekim hatası bulunduğu kanısına varıldığı takdirde aydınlatılmış onam formunda bu komplikasyona yer verilip verilmediğinin  araştırılması gerekmekle birlikte ve komplikasyon sonucunda komplikasyon yönetiminin tıbbi standartlara uygun olup olmadığı tespit edilmelidir. 

Doktor Hatası Tazminat Davası Açılabilmesinin Koşulları Nelerdir?

Doktor hatası sebebiyle tazminat davası açılabilmesi için bazı hukuki durumların gerçekleşmesi zaruridir. Bunlara gelmeden önce ise belirtmekte fayda olduğunu düşündüğümüz bir hususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Hukukumuzda tazminatın belirlenmesi yönteminde tazminat bedeli zarardan fazla olamayacaktır. Bu sebeple zarar miktarının belirlenmesi açılacak olan tazminat davalarında öncelikle üzerinde durulması gereken hususlardandır. Örneğin zarar 5 kalem ise mahkeme tarafından 7 kalem tazminata hükmedilmesi gibi bir durum mümkün değildir. Zira tazminat miktarı hiçbir zaman zenginleşme aracı olarak kullanılamaz ve zarardan fazla olamaz. Bu durumu belirttikten sonra tazminata hükmedilebilmesi için gerekli olan hususların dikkatlice analiz edilmesi konusuna gelinebilir. Nitekim tazminat, maddi tazminat ve manevi tazminat olarak ikiye ayrılmıştır. Maddi tazminat kişinin mal varlığında meydana gelen azalma olarak tanımlanabilir. Manevi tazminat ise kişinin yaşadıklarından dolayı acı elem keder çekmesi, manevi boyutta yaşam sevincini kaybetmesi durumudur. Bu durumda doktor hatası sebebiyle açılabilecek tazminat davaları maddi ve manevi tazminat davalarıdır.

Maddi ve manevi kaybın giderilebilmesi için açılacak olan doktor hatası sebebiyle tazminat davalarında tazminata hükmedilebilmesi (haksız fiilden kaynaklı tazminat davaları) için hukuka aykırı bir fiilin bulunması, hukuka aykırıı fiil ile zararın meydana gelmesi, bu zararın meydana gelmesinde hastanenin ya da doktorun kusurunun bulunması ve bu kusurlu davranış sonucunda meydana gelen zarar ile kusurlu fiil arasında illiyet bağının bulunması şartır. Bu hususların bulunmaması durumunda haksız fiil nedeniyle açılan davalarda tazminata hükmedilemeyecek ve davanın reddi yoluna gidilebilinecektir. Bunun üstesinden gelmek için dava açmdan önce sayılan hususların gözden geçirilmesi, tıp hukuku alanında uzman bir kişinin bilgisine başvurulması sonuca ulaşmak amacıyla son derece önemlidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki doktorun tazminat sorumluluğuna gidilebilmesi için haksız fiil yerine sözleşmesel sorumluluğuna da gidilebilmektedir. Burada bu ayrımın yapılabilmesi ve bu ayrım neticesinde kazançların ve ispat yükünün belirlenmesi bu davaların uzman bir kişi tarafından yönetilmesini gerektirdiği düşüncesindeyiz. Nitekim insan hayatı son derece kutsaldır ve yaşam hakkı Anayasal olarak da güvence altına alınmıştır. Bu sebeple bu hakkın ihlali durumunda ortaya çıkacak maddi ve manevi tazminatın ise kusurlu olan kişiden alınması kişinin en temel hakkıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken husus hekimin ortalama bir hekimin göstermesi gereken dikkat ve özeni gösterip göstermediğinin ortaya çıkartılmasıdır. Ayrıca meydana gelen zararın hekim hatasından mı yoksa komplikasyon sonucu mu ortaya çıktığı da ayrıca tespit edilmesi gereken son derece önemli bir faktördür. Haksız fiil sorumluluğu ile sözleşmesel sorumluluktaki en büyük fark ise haksız fiil sorumluluğunda zararın ispatı davacıya aitken sözleşmesel sorumlulukta ispat yükünün davalıda yani tedaviyi gerçekleştiren doktorda oluşudur.

Tıbbi hata doktor hatası çeşitlerinin önceden sınırlı olarak sayılması mümkün değildir. Somut olayın uygulanmasına göre çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu durumda doktor hatasına örnek verecek olursak; Teşhis hatası, tedavi hatası, yanlış taraf cerrahisi, vücutta yabancı madde unutulması, organizasyon kusuru, acil ünitelerinin yetersiz olması, yoğun bakım ünitelerinin yetersiz olmasına karşın ameliyat yapılması, Konsültasyon istenmemesi, Komplikasyon yönetiminin yapılamaması, Endikasyon şartı yokluğu, Enfeksiyon ve hijyen kurallarına uyulmaması, Komplikasyonun fark edilememesi, Hasta karıştırma, Hatalı laboratuvar tetkikleri sayılabilir.

Önemle belirtmemiz gerekir ki doktorun teşhiste başarılı olma zorunluluğu yoktur. Doktor, üzerine düşen vazifeyi ortalama bir doktorun göstermesi gereken özen ve dikkatle yerine getirmişse sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. Zira tıpta bazı hastalıkların teşhisinin konulabilmesi gerçekten zor bir durumdur ve yine bazı hastalıkların semptomları birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzerdir. Doktor bu durumda kendisinden beklenen dikkat ve özen sayesinde teşhis koymuş ancak bu teşhiste yanılmış ise tazminat sorumluluğu doğmayacaktır. Çünkü doktor kendisinden beklenen özenin göstermiş ve tıp bilimininin gereklerini yerine getirmiştir. Bu yüzden her teşhis hatası malpraktis olarak, tıbbi hata olarak nitelendirilemeyecektir. 

Hekim, hastasına hem teşhis hem tedavi hem de ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlarda hastanın zarara uğramaması için gerekli önlemleri almak zorunda olup, bu önlemleri aldığı halde sonuç meydana geldiyse bu durumda sorumluluğundan bahsedilemez. Bilirkişi raporlarında hastaya uygulanan iş ve işlemlerin neler olduğu, olması gerekenle yapılanlar kıyaslanmalı, özellikle hastada gelişen durumun komplikasyon mu yoksa hekim hatası mı olduğu hususu da açığa çıkartılarak, hekim hatası bulunduğu kanısına varıldığı taktirde sorumlu tutulmalı, komplikasyon olduğu kanısına varıldığı taktirde ise, aydınlatılmış onam formunda bu konuda bir detaya yer verilip verilmediği, gelişen komplikasyon ise komplikasyon yönetiminin de tıbbi standartlara uygun olup olmadığı tespit edilmelidir.

Tıp hukuku başlı başına uzmanlık gerektiren bir disiplindir. Zira hastaların başına gelen kusurlu veya ihmali davranışlarla ortaya çıkan ve zarara yol açan müdahalelerin giderilmesi, zararın karşılanması son derece önemli bir husustur. Bu durumun ise alanında uzman sağlık hukuku avukatı ile karşılanması ise sonuç alınması bakımından öncelikli hedeftir. Yanlış tedavi nendeniyle tazminatın belirlenebilmesi için hukuka uygun tıbbi müdahalenin şartlarının bilinmesi elzemdir. 

Doktor Hatası (malpraktis) Sebebiyle Maddi Tazminat Türleri Nelerdir?

Bedensel Zararlar nedeniyle maddi tazminat
Ölüm Nedeniyle maddi tazminat

Nitekim Borçlar kanununda tazminat davasının türlerine ilişkin olarak hangi dava çeşitlerinin mevcut olduğu belirtilmiştir.

Doktor Hatası (malpraktis) Sebebiyle Manevi Tazminat Davaları

Hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 

Doktor Hatası Tazminat Davası Kime Karşı Açılır

Yanlış tedavi doktor hatası tazminat davasında davalı, hastanın tedavi görmüş olduğu yere göre değişkenlik gösterecektir. Örneğin hasta kamu hastanesinde tedavi görmüş ancak yanlış tedavi nedeniyle zarara uğramış ise davalı olarak Sağlık Bakanlığı gösterilecek ve dava sağlık bakanlığına karşı açılacaktır. Ancak kişi özel hastanede tedavi görmüş ise bu durumda dava özel hastaneye karşı açılacak ve davalı özel hastane olacaktır. Ancak hekimin özel muayenehanesinde yapılan tıbbi müdahalede yanlış tedavi nedeniyle zarar gören kişi ise bu sefer davayı hekmimin şahsına karşı açabilecektir. Davalının teşhisi özellikle kamu hastanesi dışında yapılan yanlış tedavi tazminat davalarında önem arz eder. Zira idare mahkemesinde açılan davalarda davalı yanlış gösterilmiş ise davalının tespiti mahkeme tarafından re'sen yapılacak iken tüketici mahkemesinde açılan davalarda dava husumetten dolayı reddolacak ve hasta zarara uğrayacaktır.

Doktor Hatası, Yanlış Tedavi Davaları Nerede Açılır

Yanlış Tedavi (Malpraktis) Davalarında görevli mahkeme eğer dava özel hastanelere karşı açılacaksa, oluşan zararlar nedeniyle tesislerden kaynaklanan işletme kusurlarından ve yardımcı kişilerin eylemlerinden örneğin doktorların ve diğer sağlık personelinin kusurlarından dolayı özel hastanelere karşı açılacak davalarda Tüketici Mahkemesidir. Bu durumda Özel sağlık kuruluşlarını, muayenehanesinde hizmet veren bağımsız doktorların yanlış tedavi, malpraktis, doktor hatasından kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili davalarda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise Kamu Hastanelerinde meydana gelen hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararlara ilişkin açılacak tam yargı davalarıdır. Kamu hastanelerinde meydana gelen hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararların tazmini için açılacak olan tam yargı davalarında görevli mahkeme İdare Mahkemesidir.

Anlaşılacağı üzere kamu hastanelerinde meydana gelen hizmet kusurundan kaynaklı malpraktis, doktor hataları davaları idare mahkemesinde açılacaktır. Kamu hastanelerinde meydana gelen hizmet kusuru sebebiyle açılacak olan malpraktis, doktor hatası davalarında husumet kusurlu olan doktora karşı değil bilakis hizmeti veren devlet hastanesine yönlendirilecek ve davalı taraf, devlet hastanesi olacaktır. Önemli bir husus davanın açılacağı görevli mahkemenin belirlenmesinde bu durumun kamu düzenine ilişkin olması durumudur. Mahkemeler, tarafların görevsizlik itirazı olmasa dahi re'sen yani kendiliğinden görevli olup olmadığını davanın her aşamasında incelemeye yetkilidir.

Bu durumda malpraktis, doktor hatasından kaynaklı açılacak olan maddi ve manevi tazminat davalarında davanın açıldığı mahkeme görevli olup olmadığını davanın her aşamasında inceleyecek ve görevli olmadığı kanaatine vardığında görevsizlik kararı verecek ve bu durumda davacı davasını bu durumun kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde görevli mahkemeye yöneltecektir. Bu durum zaman kaybına neden olacağı gibi maddi bakımdan da olumsuzluklara yol açacaktır. İdare mahkemesinde açılacak bir yanlış tedavi nedeniyle tazminat davası, malpraktis, doktor hatası davası tüketici mahkemesinde açılmış ise tüketici mahkemesi görevsizlik kararı verdiğinde bu kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde görevli idare mahkemesinde dava açılması gerekecektir.

Doktor Hatası, Yanlış Tedavi Tazminat Davalarında Yetkili Mahkeme Neresidir?

Doktor hatası nedeniyle açılacak olan maddi ve manevi tazminat davalarında yetkili mahkeme değişkenlik göstermektedir. Eğer doktor ile hasta arasında sözleşme ilişkisi varsa dava davalının yerleşim yerinde açılabileceği gibi sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Eğer haksız fiilden ötürü maddi veya manevi tazminat davası açılacak ise dava haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde açılabileceği gibi zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yerde ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Malpraktis, doktor hatası ve tıbbi hata için ayrıca malpraktis doktor hatası tıbbi hata nedir adlı makalemize de bakabilirsiniz

Yanlış tedavi tazminat davası idare mahkemesinde açılıyor ise idari yargılama usulü kanununda tam yargı davaları için düzenlenmiş olan davanın açılacağı yerde açılması şarttır. Buna göre

Tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: 

  • Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,
  • Zarar, idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, 
  • Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer.

mahkemesinde açılacağından mütevellit yanlış tedavi tazminat davası idare mahkemesinde açılacaksa hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkili olacaktır. 

Yanlış tedavi tazminat davasında yanlış tedavi ya da tedavi hatası özel hastanede veya özel muayenehanede gerçekleşmiş ise hukuk muhakemeleri kanununa göre davanın açılacağı yer haksız fiil ya da sözleşme hükümlerine göre belirlenecek haksız fiilden ötürü açılacak davalarda hmk 16. maddedeki hükümler çerçevesinde dava sayılan yerlerde açılabileceği gibi Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun 73. maddesi gereği tüketicinin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilecektir.

Doktor Hatası Tazminat, Yanlış Tedavi Davalarında Zamanaşımı Ne Kadardır?

Tedavi hatası, yanlış tedavi, malpraktis doktor hatası davalarında zamanaşımı süresi, Haksız fiilden kaynaklı davalarda zamanaşımı süresi; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlülüğünü öğrendiği tarihten itibaren başlayarak 2 yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Haksız fiil yani hekimin eylemi suç niteliğinde ise Ceza Kanununda yer alan uzamış zamanaşımı süreleri uygulanır. Ceza davası zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde mahkemece hükmedilecek ceza değil, ilgili suçu düzenleyen maddedeki cezanın üst sınırı esas alınır. Örneğin doktorun taksirli davranışıyla hastanın ölümüne sebep olması halinde zamanaşımı süresi 15 yıldır. Doktor ile hasta arasındaki ilişki vekalet sözleşmesinden kaynaklanmış ise doktora karşı açılacak davada zamanaşımı süresi vekalet ilişkisinden doğan davalardaki zamanaşımı süresi olacağından 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Hasta kabul sözleşmesine göre açılacak davalarda zamanaşımı süresi ise Yargıtaya göre 5 yıldır. Eğer doktor ile hasta arasındaki sözleşmesel ilişki vekalet sözleşmesine değil de eser sözleşmesine dayanıyorsa bu durumda dava 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

Doktor Hatası Tazminat Davasında Deliller Nelerdir

Doktor hatası tazminat davasının ispatı bakımından delil sertbestliği ilkesi gereği taraflar dilediği ispat vasıtasını kullanabilir. Ancak bu gibi davalarda davacının dayandığı sorumluluk türüne göre ispat yükümlülüğü de yer değiştirecektir. Nitekim haksız fiil sorumluluğu nedeniyle açılan doktor hatası tazminat davalarında ispat yükümlülüğü davacı tarafta iken sözleşmeye aykırılıktan dolayı açılan davalarda ispat yükü davalıda olacak ve sözleşmeye aykırı işlem yapmadığını kendisi ispatlayacaktır. İspat yükümlülüğüne göre davanın ispatlanamaması ise ne yazık ki davanın reddini gerektirebilir. Zira davalının ispat yükü kedi üzerindeyken yapmış olduğu ispat ihlali aleyhine sonuçlanacak ise de haksız fiil sorumluluğundan mütevellit açılan doktor hatası tazminat davasında davanın ispatlanamaması red hükmüne olanak sağlayabilecektir.

Yanlış Tedavi, Doktor Hatası Tazminat Davasında İddia ve Savunmalar

Yanlış tedavi tazminat davasında zarar gören kişi açmış olduğu tamzinat davasını tüketici mahkemesinde açmış olduğunda kanun gereği basit yargılamaya tabi olacak ve sadece dava dilekçesi verebilecektir. Davalı da sadece cevap dilekçesi verir. İki dilekçe haricinde dilekçe verilemeyeceğinden mütevellit dava dilekçesinde iddia ve savunmaların hepsi yapılmalı iddialar ve savunmalar gerekçelendirilmeli ve deliller de gösterilmelidir. Aksi durum dilekçeler teatisinin bitmesinden sonra iddiaları ve savunmalar genişletilemeyeceğinden dolayı zarara sebebiyet verebilecek ve hak kayıpları yaşanabilecektir. Bu husus önemli bir husus olup dilekçelerin hazırlanmasına azami dikkat edilmelidir.

Yanlış Tedavi Doktor Hatası Tazminat Davasında Duruşma Nasıl Yapılır

Yanlış tedavi tazminat davasında duruşmalar tüketici mahkemesi ile idare mahkemesinde farklılıklar gösterecektir. Zira idare mahkemesinde tek bir duruşma yapılır iken tüketici mahkemesinde birden fazla duruşma yapılacaktır. İdare mahkemesinde tek bir duruşma olması kanun gereğidir ve başka duruşma yapılmaz. Bundan dolayı tarafların dilekçelerinde belirttikleri hususlar haricinde gerekçeli savunmalarını tek bir duruşmada dile getirmelerinin zorluğu düşünüldüğünde dilekçlerin önemi daha da ortaya çıkacaktır.

Doktor Hatası Tazminat Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu

Doktor hatası tazminat davasında avukat tutup davanın takibinin avukat vasıtasıyla yaptırılması kanunen ve yasalar gereğii zorunlu değildir. Ancak doktor hatası malpraktis davaları uzmanlık gerektiren çok farklı bir hukuki disiplin olduğundan dolayı bu tür davaların takibinin alanında uzman bir sağlık davası avukatına verilmesi önemle tavsiye olunmaktadır.

Doktor Hatası Tazminat Davasında Avukata Nasıl Vekalet Veririm

Avukata nasıl vekalet veririm sorusunun cevabı basit olup kişiler vekalet verecekleri avukat ile anlaşmış iseler avukatın bilgilerini en yakın notere vererek genel dava vekaletnamesi çıkarttırmalıdırlar. Bu vekaletin verilmesi ile birlikte avukat anlaşılan koşullar çerçevesinde davayı takip edecek, duruşmalara girecek, tanıkların dinlenmesini sağlayacak hatta karşı tarafın tanıklarına duruşma esnasında sorular yöneltip davanın gidişatını değiştirebilecektir.

Doktor Hatası Tazminat Davasında Avukatlık Ücreti Ne Kadardır

Doktor hatası davasında avukatlık ücretinin sabit bir bedeli bulunmamaktadır. Taraflar avukatlık ücretini kendi aralarında serbestçe tasarruf edebilecekler ve buna göre bir bedel belirleyebilecekleri gibi ödemeler konusunda da serbestçe anlaşabileceklerdir. 

Doktor hatası davasında avukatlık ücreti belirli olmasa da avukatlık asgari ücret tarifesine göre avukatın belirli bir limitin altında bu davaları alamayacağı kanunen düzenlenmiştir. Nitekim avukatlık asgari ücret tarifesinde belirtilen bedelin altında bir ücrete anlaşılmayacağı gibi üst limit konusunda taraflar serbestçe dava hizmet bedelini belirleyebileceklerdir.

Doktor Hatası Tazminat Davasında Dava Harçları Ne Kadardır

Doktor hatası tazminat davasında açılacak dava bir tazminat davası ve davayı açan taraf tüketici konumunda bulunduğu vakit dava harçlarından muaf olunacak açılacak dava değeri üzerinden diğer davalarda olduğu gibi bir hesaplama yapılmadan maktu bir açılış bedeli ödenecektir. Bu bakımdan tazminat bedellerinin belirlenmesinde davayı takip edecek avukatın görüşlerine itibar edilmesi önemle tavsiye edilmektedir.

Tüketici mahkemesinde açılacak davalar harçtan muaf olduğundan mütevellit açılacak davada yüksek bedeller üzerinden dava açılmayacak harca esas değer olan dava değeri müddeabihin herhangi bir vasfı kalmayacaktır. Örneğin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesinde herhangi bir haksız fiil eylemi nedeniyle açılan 100.000,00 Türk Liralık tazminat davasında harçlar 100.000,00 TL üzerinden hesaplanacak ise de tüketici mahkemesinde açılacak yanlış tedavi tazminat davasında maktu harç alınacak ve dava değeri üzerinden harç hesaplaması yapılmayacaktır. 

Doktor Hatası Tazminat Davasında Avukatın Yükümlülükeri Nelerdir

Doktor hatası tazminat davasında avukatın yükümlülükleri içerisinde en çok üzerinde durulması gereken yükümlülükler birincisi sır saklama yükümlülüğü ikincisi ise özen gösterme yükümlülüğüdür. Şimdi bu iki yükümlülüğü açıklayalım

Doktor Hatası Tazminat Davasında Sır Saklama Yükümlülüğü

Doktor hatası tazminat davasında sağlık davalarına bakan avukatın en önemli yükümlülüklerinden bir tanesi sır saklama yükümlülüğüdür. Nitekim sağlık davalarına bakan avukatlar müvekkillerinin en gizli mahrem bilgilerine ulaşmakta onların sağlık bilgileri de dahil olmak üzere bütün özel nitelikli kişisel verilerine ulaşabilmektedir. Bu bakımdan avukat müvekkilini her daim gözetip kollamak bilgilerine ve verilerine halel gelmeyecek tüm önlemleri almakla mükelleftir. Avukat kendisini müvekkilinin yerine koyabilmeli empati kurabilmeli acılarına ortak olabilmelidir. Bu açıdan müvekkilini bir iş olarak değil profesyonellikten ödün vermeden kendisi gibi görebilmelidir. Sır saklama yükümlülüğü sadece vekalet sürecinde değil veklalet ilişkisinin bitiminden sonra da devam etmesi gereken bir durumdur. Avukat müvekkilinin tüm haklarını savunmalı sırrını kimseyle ama kimseyle paylaşmamalıdır. Doktor hatası tazminat davasında sır saklama yükümlülüğü sadece avukatlık sözleşmesinden süregelen bir durum değil vekalet akdinin de bir gereğidir.

Doktor Hatası Tazminat Davasında Özen Gösterme Yükümlülüğü

Doktor hatası tazminat davasında sağlık davalarına bakan avukatların özen göstrme yükümlülüğü de bulunmaktadır. Avukat müvekkilinin davasını takip ederken sanki kendi zararı doğmuş da kendisi maddi ve manevi zarar görmüş gibi hareket etmeli müvekkilinin yerine kendisini koyabilmeli, bunu yaparken profesyonellikten ödün vermeden tüm hukuki bilgisini gösterebilmelidir. Doktor hatası tazminat davasında avukatın özen gösterme yükümlülüğü sadece avukatlık kanunundan kaynaklanmayıp sır saklama yükümlülüğünde de olduğu gibi vekalet akdinden de kaynaklanmaktadır.

Yanlış Tedavi Doktor Hatası Tazminat Davasında Hasta ile Hekim Arasındaki Hukuki İlişki

Yanlış tedavi doktor hatası tazminat davasında hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin iyi tahlil edilmesi şarttır. Nitekim hukuki ilişkinin tahlili açılacak davayı, davanın tarafı ile mahkemenin tahlili noktasında davacıyı yönlendirecektir. Örneğin hekim ile anlaşma yapılması sonrasında özel hastanede ameliyat olunması ile özel hastane ile yapılan anlaşma sonrasında hastane çalışanı hekime tedavi olunması arasında sözleşmesel ilişkinin kurulması bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Bu durum davalının tespiti ile davada kullanılacak hukuki emarelerin nelerden ibaret olduğu hususunda bizlere bilgi verecektir. Hastaneye kabul sözleşmesi mi hastaneye tam kabul sözleşmesi mi yoksa hastaneye bölünmüş kabul sözleşmesi mi yoksa sadece hekim ile hasta arasında tedavi sözleşmesi mi olduğu davadan önce belirlenmeli husumet yokluğundan davanın reddi önlenmelidir.

Yanlış Tedavi, Doktor Hatası Tazminat Davasında Bilirkişi Raporu

Yanlış tedavi doktor hatası tazminat davasında bilirkişi raporunun önemi oldukça fazladır. Zira mahkeme davacı hastanın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlar çerçevesinde yapmış olduğu araştırma neticesinde davalıdan hasta dosyasının dosyaya eklenmesini ister ve bu hususların tamamlanması ile birlikte dosyayı tıbbi hata olup olmadığı konusunda araştırılması için bilirkişiye tevdi eder. Bilirkişi yapmış olduğu incelemede hastanın üzerinde de araştırma yapılmasını ve belirtilen aksaklıkların tedavi hatası bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmasını sağlar. Niteki mahkeme bilirkişiye uzmanlık alanı olmadığından dolayı ve tedavi hatasının olup olmadığı konusunda mahkemeninin mevcut durumlarla karar vermesinin mümkün olmadığı konularında başvurur. Bİlirkişi tarafından hazırlanan raporda davacı hasta aleyhine herhangi bir karşıt durum olmasından sonra süresi içerisinde bilirkişi raporuna itiraz edilerek ya ek rapor alınması ya da dosyanın başka bir bilirkişiye tevdi edilmesi talep edilebilir.

Yanlış Tedavi, Doktor Hatası Tazminat Davaları Emsal Kararlar

"Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, 13.12.2006 tarihinde davalı hastanede burun ameliyatı olduğunu, ameliyat sırasında kullanılan koter cihazının yanlış kullanılması sonucunda bacağında derin yanıklar oluştuğunu, 2.03.2007 tarihinde yaranın iyileşmemesi üzerine yeniden ameliyat olduğunu, ameliyatla doku transferi yapıldığı için kalıcı iz kaldığını, sinirlerinin tahrip edilmesi sonucu bacağının bu kısımlarını eskisi gibi hissedemediğini, maddi ve manevi yönden zarara uğradığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.

Davalı hastane, dava konusu ameliyat sırasında kullanılan koter cihazının halen kullanıldığını, aletin kullanımının hekimin sorumluluğu altında olduğunu, davanın müdahaleyi yapan hekime karşı açılması gerektiğini ileri sürerek husumetten ve esastan davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu ile Üniversite Tıp Fakültelerinden alınan raporlar esas alınarak, yapılan işlemde doktor hatası ve özensiz davranışı bulunmadığı, yapılması gereken ile yapılanın uyumlu olduğu anlaşıldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulü ile, 1.500.00 TL. Maddi 6.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Medeni Kanun'un 4.maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Dava konusu olayın gelişimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve özellikle davacının vücudunda 3.dereceden yanık meydana gelmesi karşısında, mahkemece takdir edilip hükmedilen manevi tazminat oranı davacının geçirdiği tehlike ve sıkıntıya nazaran çok düşük kalmıştır.

O halde az yukarıda bahsedilen ilkeler çerçevesinde, somut olaya uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2019/2161 E., 2019/7143 K."

"Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R

Davacı, 12/09/2011 tarihinde sol ayak tabanında ve eklemlerindeki şidetli ağrılar sebebiyle fizik tedavi uzmanı davalı Dr. ...'a muayene olduğunu, muayene sonrası eklem yerlerinde kireçlenme ve taban düşmesi olduğunun tespit edildiğini, davalının kireçlenme için ilaç yazdığını, taban düşmesi içinse tabanlık ve fizik tedavi uygulanmasını önerdiğini, ancak sağlık personeli davalı ... tarafından yapılan fizik tedavi uygulaması sonrasında topuğunun yandığını, bundan sonra bir ay boyunca iki günde bir topuğundaki yanıktan dolayı su toplayan alanların kesilerek yeni deri oluşumunun beklendiğini, ancak bir ayın sonunda açılan yara yerlerinin kabuk bağlayıp siyahlaşmaya başladığını, bunun üzerine 20/10/2011 tarihinde kasığından alının deri parçasının topuğuna yamalandığını (doku grefti), ameliyattan sonra 20 gün post-op tedavinin sürdüğünü, en son 10/01/2012 tarihinde bir başka klinikte yapılan muayenesinde 6 ay daha ayağının üstüne basmaması gerektiğinin belirtildiğini, hatalı tıbbı uygulama öncesinde bir şirkette grafiker asistanı olarak çalıştığını, olaydan sonra işe taksiyle gidip gelmek zorunda kaldığını, taksi ücretlerinin başlangıçta hastane tarafından karşılandığını sonrasında karşılanmadığını, ayrıca olay nedeniyle çalışmalarının sekteye uğradığını ve sorumluluğunda bulunan markaların başkalarına verildiğini ve bu şekilde grafiker kadrosuna yükselemediğini, kariyerinin etkilendiğini, ve kazanç kaybının olduğunu, davalı doktorun yanlış tedavi önerdiği için davalı ...'in ise tedaviyi hatalı uyguladığı için sorumlu olduğunu, hastanenin ise istihdam edenini sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek şimdilik yapılan harcamalar karşılığı 2.500,00 TL maddi tazminatın çektiği acıların karşılığı olarak da 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan mütesilsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonradan maddi tazminat talebini ıslah ederek 3.857,95 TL 'ye yükseltmiştir.

Davalılar, kusurlarının olmadığını, kendi yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, davacı hastanın acıyı zamanında bildirmediği için topuğunun yandığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 1.638,00 TL maddi 3.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birilikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, tıbbi malpraktis nedeniyle açılan maddi manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde hatalı uygulama sonucu topuğunda oluşan yanık sebebiyle işine taksi tutarak gidip gelmek zorunda kaldığını, ayrıca çalışmalarının sekteye uğraması nedeniyle grafiker asistanlığından grafiker kadrosuna yükselemediğinden kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek 2.500,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, 06/03/2015 tarihli zararlarını kalem kalem (2.067,00 TL taksi masrafı, 152,95 TL ortapedik tabanlık bedeli, 138,00 TL pharmaozom serum bedeli, 1.500,00 TL yardımcı bedeli, 20.960,00 TL kazanç kaybı, 2.580,00 TL ikramiye kaybı) açıkladığı dilekçesinin ardından talebini ıslah ile 3.857,95 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece, davacının maaşlarının ödenmiş olması sebebiyle iş gücü kaybı tazminatı talep edemeyeceği, ancak davalıların, bilirkişinin hesapladığı tedavi giderlerinden sorumlu oldukları belirtilerek maddi tazminat talebinin kısmen (1.638,00 TL) kabulüne karar verilmişse de dosyadaki 03/03/2016 tarihli adli tıp uzmanı Dr....tarafından düzenlenmiş raporda yalnızca, tabanlık zorunluluğunun yanıkla ilgili olmadığı, dosyadaki belgelere göre SGK tarafından karşılanmayan toplam tedavi giderinin 2 adet pharmaozon serum masrafı olan 138,00 TL olduğu belirtilmiş olup, kararda belirlenen miktarın nasıl tespit edildiği açık değildir. Mahkemece, öncelikle davacıya maddi tazminat talebinin konusunu oluşturan zarar kalemleri (konusu, miktarı, ilgili olduğu dönemi vb. yönlerden) tahkikata elverişli olacak şekilde açıklattırılması, ardından tarafların dayandığı ve süresinde ibraz ettiği yahut ilgili yerden celbi için gerekli bilgiyi verdiği delillerine istinaden varsa zararının tespiti amacıyla konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

2-Öte yandan somut olayın oluş şekli ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde takdir edilen manevi tazminat miktarı da düşüktür. Manevi tazminatın makul miktarda arttırılarak hüküm verilmesi gerekirken belirlenen şekilde hüküm kurulması isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebebine göre davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/27901 E., 2019/5767 K."

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık