Tıbbi Müdahalelerde Endikasyon, Komplikasyon Nedir?

Tıbbi Müdahalelerde Endikasyon, Komplikasyon Nedir?

30-09-2019
Tıbbi Müdahalelerde Endikasyon, Komplikasyon Nedir?

Tıbbi Müdahalelerde Endikasyon, Komplikasyon Nedir?

Tıp mesleği ile uğraşmaya yetkili bir kişi tarafından hasta adı verilen kişiye bir hastalığını veya fiziksel bir kusurunu tedavi etme ya da hastalıktan koruma ya da acılarını giderme azaltma amacıyla yapılan her türlü işlem, faaliyet tıbbi müdahale olarak adlandırılmaktadır. Tıbbi müdahalede bulunmaya kural olarak doktor yetkilidir. Doktorun denetim ve gözetimi altında diğer sağlık personeli de tıbbi müdahalede bulunabilir. Nitekim Hasta Hakları Yönetmeliğinde tıbbi müdahale; tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbin sınırları içinde gerçekleştirilen fiziki ve ruhi girişimler olarak tanımlanmaktadır. Tıbbi fiil, eylem ise tıbbi müdahalede bulunma yetkisi buluanan kişilerin hastalığı tedavi etme acısını dindirme veya fiziksel kusuru giderme maksadıyla yaptıkları girişimler olarak tanımlanır. 

Doktorun hastasını tedavi sırasında meydana gelen olumsuz sonuçlar sonucunda ortaya çıkan zararın doktor ya da özel hastane ya da idare tarafından karşılanıp karşılanmaması durumu, yapılan tedavinin doktorun kusur ya da ihmaliyle mi kaynaklandığının tespitine bağlıdır. Bundan dolayıdır ki bazı tanımların önceden bilinmesi gerekmektedir. 

Endikasyon Nedir?

Endikasyon aslında hukuka uygun tıbbi müdahalenin şartlarından bir tanesidir. Öncelikle kısaca belirtmek gerekirse hukuka uygun bir tıbbi müdahalede bulunabilmek için bu tıbbi müdahalenin hekim, doktor tarafından yapılması yani mesleği icra etme yetkisi olması, tıbbi müdahalenin rızaya dayanması, tıbbi müdahalede endikasyon şartının gerçekleşmesi durumlarının kül olarak birlikte bulunması şarttır 2. Aksi durumda tıbbi müdahale sonucunda hasta bir zarar görmese de bu müdahale şartların tamamının oluşmadığı gerçeği karşısında hukuka aykırı olacaktır. Endikasyon ise; (indication) tıbbi müdahalede bulunulabilmesi için tıp bilimi bakımından varlığı gerekli olan bir unsurdur. Tıp bilimi bakımından bir kişiye tıbbi müdahalede bulunulabilmesinin şartı o kişide tedavi gerektirecek bir hastalığın varlığının bulunduğunu gösteren bir semptomun, bulgunun bulunmasıdır. Tıbbi yardım için endikasyonun var olduğunun kabulü zorunludur. Tıbbi gereklilik olarak da adlandırılmaktadır. Bir kişiye endikasyon şartı olmaksızın tıbbi girişimlerde bulunulması, tıbbi girişimlerde bulunan kişinin hukuki ve cezai sorumluluğunu doğuracaktır. Uygulamada hekimlerin, doktorların endikasyon şartı gerçekleşmeden müdahalede bulunması ne yazık ki sorumluluğu kaçınılmaz kılacak ve doktorlar hekimler cezai ve hukuki bakımdan sorumlu tutulacaktır.

Komplikasyon Nedir?

Komplikasyon tıbbi bir girişim veya işlem sırasında oluşan tıp bilimi tarafından tam olarak bilinmesi mümkün olmayan yapısı içinde kusur bulunmaksızın oluşan, öngörülemeyen öngörülse de önlenemeyen, oluşması ihtimali tahmin edilebillen fakat önlenemeyen öngörülse ve önlemler alınsa dahi yine de ortaya ıkan istenemeyen zararlı sonuç, izin verilen risk olarak tanımlanmaktadır. Komplikasyon hastanın ya da doktorun kontorolünde olmayan istenmeyen sonuçar olarak kabul edilmektedir. Doktor göstermesi gereken dikkat ve özeni tamamen göstermiş, elinden gelenin en iyisini yapmış olsa bile beklenmeyen durumlarla karşılaşılabilir. Çünkü bu risklerin çoğu kaçınılmaz özellikler barındırmaktadır. Tıbbi müdahale yapılmadan önce hasta aydınlatılmalı yapılacak olan müdahale hakkında bilgi verilmeli ve rızası alınmalıdır. Hasta, yapılacak tıbbi müdahale ile ilgili aydınlatılmış ve rızası alınmışsa doktor ortaya çıkması beklenmeyen durumlardan ötürü sorumlu olmayacaktır. Bir tıbbi müdahalede bütün riskler önceden göze alınır ve buna göre müdahale gerçekleştirilir. Tüm önlemler alındıktan sonra ortaya çıkan olumsuzluklardan hekim sorumlu tutulamayacaktır Ancak tüm riskler önceden kısmen de olsa tahmin edilmiş ancak bu risklerin önlenebilmesi için önceden teçhizat ilaç vesair el altında bulundurulmamışsa bu durumda tıbbi uygulama hatası yani malpraktis ortaya çıkacaktır. Komplikasyonlar fark edilmez ya da önlemler alınmazsa, izin verilen risk kavramı ne yazık ki malpraktise evrilecektir.

Komplikasyona İlişkin Yargıtay Kararları

"T..C.
YARGITAY
ONÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/14500

Karar: 2016/24014

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, özel hastane olup davalı ile aralarında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında ... isimli karaciğer hastasına karaciğer nakli gerçekleştirildiğini, nakil ücretinin davalı tarafından kendilerine eksiksiz olarak ödendiğini, hastaya nakledilen karaciğerin ameliyattan sonra primer nedenle hastaya uyum sağlamadığını bu nedenle hastaya ikinci bir karaciğer bulunduğunu, ve hastaya nakledildiğini, bu sefer davalının ödenen ücretten kesinti yaptığını, meydana gelen olayın komplikasyon olarak değerlendirilemeyeceğini ve bu gerekçeyle yapılan kesintinin haksız olduğunu beyanla yapılan 57.910,37 TL kesintinin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, özel hastanede dava dışı hastaya yapılan 2. karaciğer nakli ameliyatından dolayı davacıya ödenen ücretten olayın bir komplikasyon olduğu gerekçesiyle yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlıkta 2. karaciğer nakli işlemine neden olan organ uyuşmazlığının bir komplikasyon mu yoksa tıbben .... Nonfonksiyon olarak nitelendirilen bir durum mu olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, alınan 03.11.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir. 03.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda, komplikasyon ve primer nonfonksiyon terimleri üzerinde durulmuş ve sonuç olarak sağlık sektörünün en büyük alıcısı olan davalı kurumun organ nakline ilişkin ödemelerin usul ve esaslarının ceza-i şart ve ceza-i şarta itiraz merciinin tespiti konularındaki usul ve esasların kapsamlı bir çalışmayla belirlenerek SUT'a eklenmesi gerektiği, davalı kurum tarafından yapılan kesintinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık somut bilimsel verilere dayandırılmadığı, bu hususta Sağlık Bakanlığından görüş alınmadığı gerekçeleriyle yapılan kesintinin yerinde olmadığı görüşü bildirilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda somut olay ve hastanın geçirdiği ameliyatlar ayrıntılı bir şekilde değerlendirilerek netice itibariyle 2. nakile neden olan durumun komplikasyon mu yoksa primer nonfonksiyon mu olduğu hususu netliğe kavuşturulmamıştır. Bu durumda mahkemece, bu konu üzerinde durularak Sağlık Uyguluma Tebliği hükümleride dikkate alınmak suretiyle davalı kurum tarafından yapılan kesintinin haksız olup olmadığı konusunda üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek ve özellikle nakil konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile taraf, mahkeme ve yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir."

"T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Y A R G I T A Y K A R A R ITaraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde; davacının göğüs küçültme ameliyatı ve karın yağlarının alınması konusunda davalı ile anlaştığını, ameliyat sonrası davacının göğüs, karın boşluğu ve göbek kısmında aşırı şekil bozukluğu meydana geldiğini, sözkonusu ameliyatlar nedeniyle maddi ve manevi yönden çöküntüye uğradığını, davalının bu hatalı işlemleri sonucunda bekar olan davacının evlenmesinin çoçuk sahibi olmasının zora girdiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap layihasında; davacıya uygulanan tıbbi tedavi ve girişimlerin tıbbi gereklere uygun olduğunu, davacıya ilk ameliyatın 16/05/2009 tarihinde yapıldığını, talep ettiği işlemlerin sorunsuz olarak gerçekleştirildiğini, ertesi gün taburcu edildiğini, ameliyat sonrasında yaralarının tam olarak iyileşmemesi üzerine 25/07/2009 tarihinde ikinci bir operasyon yapıldığını, iyileşme sorunu yaşayan ameliyat bölgelerinin temizlendiğini, bu ameliyatların her ikisinde de davacının olası riskler ve komplikasyonlar yönünden ayrıntılı olarak bilgilendirildiğini, davacının yaralarının kapanmasının uzaması ve buna bağlı sorunların davalının kusurundan kaynaklanmadığını, öte yandan, davacının tıbbi girişim süreciyle ilgili olarak aydınlatıldığını, kendisinden yazılı muvafakatname alındığını, aynı yönde Özel Gazi Hastanesi'nde de bilgilendirme yapıldığını ve muvafakatinin alındığını, davacı tarafın talep ettiği maddi tazminatın açıklığa kavuşturulması gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

Mahkemece; Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 21/11/2011 tarihli raporunda yeralan "...Şeker hastalığı bulunan, 16 Mayıs 2009 tarihinde göğüs küçültme ve karın gerdirme operasyonu olan, ameliyat sonrası yaraları kapanmayan ve 25 Temmuz 2009 tarihinde 2. kez ameliyat olmak zorunda kalan ...hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin incelenmesinde; Karın germe operasyonları sonrasında özellikle orta hat yakınında olmak üzere cilt nekrozu görülebileceği, şeker hastalığı ve sigara içiciliğinin bu riski arttıracağı, bu nedenle şahısta gelişen cilt nekrozunun komplikasyon olarak kabul edilmesinin gerektiği, memelerde görülen hafif asimetri ve yara izlerinin de beklenir bir komplikasyon olduğu gözönüne alındığında, Dr. E.. D..'un uygulamalarına yönelik kusur atfedilmediği oybirliği ile mütalaa olunur..." ifadeye dayanarak, davacının ameliyat sonrasında vücudunda oluşan olumsuzlukların komplikasyon olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı doktora atfı kabil kusur bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından bahisle davanın reddi cihetine gidilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Taraflar arasında, davalı doktor tarafından davacının göğüs küçültme ve karın germe amacıyla 16/05/2009 tarihinde ameliyata alındığı, davacının ameliyat sonrası şikayetlerinin sürmesi ve yaralarının iyileşme sürecinin uzaması üzerine 25/07/2009 tarihinde ikinci bir ameliyatın yine davalı doktor tarafından gerçekleştirildiği konusunda anlaşmazlık bulunmamaktadır.

Davaya dayanak yapılan maddi olgu, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasıdır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun (eserin) ortaya çıkmasıdır. Eser, yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. O halde, taraflar arasındaki ilişki BK'nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen sözleşme ilişkisidir.

Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi davalı yüklenicinin hem sadakat, hem de özen borcunu kapsar. Bu kural gereğince, yüklenici iş sahibinin yararına olan şeyleri yapmak ve zararına olan şeylerden kaçınmak zorundadır. İş sahibi ortaya çıkacak eserde belli niteliklerin bulunmasını arzu eder. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özelliği taşıması gerekir. Aksi halde, ayıplı olduğu kabul edilir. Yüklenici meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksikliklerden ayıba karşı tekeffül borcu gereğince sorumludur.

Yüklenici, sadakat ve özen borcu gereğince eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde meydana getirmek zorundadır. Akdin gereği gibi veya zamanında ifasını tehlikeye koyan tüm halleri de zamanında iş sahibine haber vermek zorundadır. Yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğünden doğan çeşitli özel açıklama ve yol gösterme yükümlülükleri vardır. Yüklenici ihbar mükellefiyetini zamanında yerine getirmezse bundan doğacak tüm zarardan da sorumludur (BK.md.96).

Somut olayda; dava dilekçesinde iddia edilen hususlar Adli Tıp raporunda açıklanan gerekçeler dikkate alındığında yüklenicinin genel ihbar zorunluluğu kapsamında olan hususlardır. O halde, davalının ameliyat öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında hastasını bilgilendirmesi

BK.md.357.maddesine göre bir zorunluluktur.

Önemli bir diğer düzenleme de AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİDİR. Bu sözleşme 9.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiştir.

Bu sözleşmenin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu sözleşmenin tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler.”

Diğer yandan, Avrupa Biyotıp Sözleşmesinin 5. maddesinde “Rıza” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatını her zaman serbestçe geri alabilecektir.” düzenlemesiyle rızanın kapsamı belirlenmiş ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına paralel düzenlemeler getirilmiştir. Salt ameliyata rıza göstermek yeterli değildir. Ayrıca, komplikasyonların da izah edilmesi gerekmektedir. Ancak, bu rızanın da az yukarıda vurgulandığı üzere aydınlatılmış rıza olması gerekir.

Nitekim Hekim Etiği Yönetmeliği'nin 26. maddesinde de konuya ilişkin düzenleme yapılmış ve "Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir. Acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izni alınır" düzenlemesiyle aydınlatmanın ne şekilde yapılacağı açıklanmıştır. Aydınlatılmış onamda ise ispat külfeti hekim yada hastanededir.

Davacı tarafından 16.05.2009 günlü Aydınlatılmış Onam Formu içeriğinde "Dr. E.. D.. tarafından şu andaki hastalığımın tedavisinde uygulanabilecek yöntemler anlatıldı . bunların içinde doktorumun önerdiği tedavi yönteminin olası riskli durumlarını ve tedaviyi kabul etmezsem hastalığımın seyrinin kötü yönde etkileneceğini anladım. Bu bilgiler ışığında kendi serbest irademle abdominaplasti meme küçültme tedavisinin bana uygulanmasını onaylıyorum "ifadelerinin yer aldığı işlemin tıbbi sonuçlarının ve olası komplikasyonlarınınanlatıldığı ve davacının bu işleme rıza gösterdiği yazılı ise de, bu rızanın az yukarıda vurgulandığı üzere aydınlatılmış rıza olması gerekir. Anılan belgede önerilen tedavi yönteminin başarı şansı ve süresi, bu yöntemin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, tıbbi sonuçları ve olası komplikasyonları konularında bir açıklama bulunmamaktadır. Somut olayda genel soyut ibarelerle düzenlenmiş bir muvafakatname vardır.

Yine 13.11.2006 tarihinde imzalanan Muvafakatname belgesinde de "...cerrahi müdahaleyi yapacak olan Op. Dr. E.. D.., bana ameliyatı ayrıntılı bir şekilde anlattı. Bende bu müdahalenin şeklini ve sonuçlarını ve daha sonra ortaya çıkabilecek komplikasyonları tamamen anladım. Ben 1. maddede belirtilen ameliyatta, ameliyat esnasında evvelden akla gelmeyen durumlarda gerek görüldüğü takdirde ilave ve farklı şekilde müdahalelerin yapılabileceğini kabul ediyorum . Ben anestezi doktorunun benim için uygun olarak seçtiği anestetik madde ve şeklini onun direktif mesuliyet ve kontrolu altında tatbik etmesini uygun buluyor ve kabul ediyorum" ifadelerinin yer aldığı, sözkonusu ifadelerin soyut genel ibareler olup hastanın olası risk ve komplikasyonlar konusunda somut ve yeterli bir şekilde aydınlatıldığının mevcut belgelerle hekim tarafından ispatlanamadığı hususu sabittir.

Şu durumda; davalı yüklenicinin, davacı iş sahibini, eser sözleşmesinin ifasından sonra ortaya çıkabilecek komplikasyonlar hakkında yeterince bilgilendirmediği, dolayısıyla özen ve sadakat borcunu gereğince yerine getirmeyen davalı yüklenicinin ortaya çıkan zarardan sorumlu bulunduğu ortadadır.

O halde mahkemece; davalının kusurlu davranışıyla istediği sonuca ulaşamamasına rağmen tedavi bedelini ödemek zorunda kalan davacının, uğradığı bu zarar ile birlikte vücudunda oluşan komplikasyonların giderilerek eski hale getirilmesi için gerekli tedavi giderinden ibaret olan maddi tazminat talebinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi ve sonrasında davacının çektiği ızdırap durumu da gözetilerek uygun bir manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddi doğru görülmemiştir."

Sağlık Davalarına Bakan Avukatlar Hukuki Değerlendirme

Sağlık davalarına bakan avukatlar- tıp hukuku kendine has kuralların bulunduğu daha çok spesifik bir konu olduğu için uzmanlaşmanın gerektiği bir hukuk alanıdır. Tıp bilimi ile iç içe olduğu için tıbbi kurallar ve uygulamanın da yeterince bilinmesi bu hususlara da hakim olunması zorunludur. Açılan bir malpraktis ya da doktor hatası davasında ya da doktor hatası tazminat davasında tıbbi müdahale sonucunda gerçekleşen zararın hekim kusurundan mı yoksa komplikasyon sebebiyle mi gerçekleştiği hususunun tespiti oldukça önemlidir. Bu tespitin yapılması açılan davanın yönetimi bakımından o davayı takip eden avukatın görevi olmakla birlikte davada konuya ilişkin tıbbi görüş sunacak olan bilirkişi raporunun da takibine bağlıdır. Zira bilirkişi raporunda bazı hususların hukuka aykırı olduğundan ya da tıp biliminin verilerine aykırılıktan bahsedilmemiş olabileceği gibi hekimin kusuru da ortaya konulmamış olabilir. İşte bu durumda raporun denetime elverişli hukuki olarak denetlenebilir bir rapor olup olmadığı hususunu mahkemeye iletecek ve mahkemeyi bu konuda yönlendirecek olan sağlık davalarına bakan avukatların önemli görevlerindendir. Bu bakımdan komplikasyon, endikasyon hususlarında bilgi sahibi olan ve bu konularda hangi hususların hekimlerin sorumluluğunu doğuracağı noktasında hukuki yetkinliğe sahip olan malpraktis avukatı mahkemeyi her konuda yönlendirecek, ister hekimin hakkını ister hastanın hakkını savunsun amaç gerçeği ortaya çıkartmak olacaktır.

ÖNEMLİ NOT:

KAYNAKÇA : 

1. (Blog resmi); SAVAŞ, Halide, Yargıya Yansıyan Tıbbi Müdahale Hataları, Seçkin Yayıncılık, 2011,s.283.

2.SAVAŞ, HalideYargıya Yansıyan Tıbbi Müdahale Hataları, Seçkin Yayıncılık, 3. Baskı,2013, s.202.

3.SAVAŞ, Halide, Tıbbi Malpraktis ve Komplikasyonlardan Doğan Sorumluluklar, İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi, "Sağlık Hukuku Makaleleri", İstanbul Barosu Yayınları, Birinci Basım, Nisan 2012, s.259-294. 

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık