Malpraktis Ceza Davası

Malpraktis Ceza Davası

11-10-2020
Malpraktis Ceza Davası

Malpraktis Ceza Davası

Malprkatis ceza davası, hekimin tıbbi müdahaleyi gerçekleştirirken kasıtlı ya da ihmali davranışla hastaya zarar verdiği durumlarda ortaya çıkan cezai yargılamalar için kullanılan bir tabirdir. Doktor hatası ceza davası, malpraktis ceza davası şeklinde adlandırılan bu durumlarda hekimin cezai sorumluluğunun ortaya çıkartılması için öncelikle tüm delillerin toplanması şarttır. Delili araştırmasını taraflar yapabileceği gibi iddia makamı yani savcılık da bu incelemeyi re'sen yapacaktır. Hekim hakkında açılan ve doktor tazminat davalarında hukuki bir sorumluluğun ortaya konulması durumu karşımıza çıkarken, malpraktis ceza davası hukuk davasından tamamen farklı olan ve hekimin yanlış tıbbi uygulama sonucunda hastanın zarar görmesine sebebiyet veren davranışları sonucunda cezai müeyyideye maruz kalabileceği bir yargılamadır. 

Hekimlik kutsal bir meslektir. Ancak her meslekte olduğu gibi hekimin de uyması gereken kurallar ve yükümlülükler bulunmaktadır. Bu kural ve yükümlülüklere aykırı davranılması hastanın bundan zarar görmesine yol açabilecektir. Ayrıca hekimin özen gösterme yükümlülüğü kanun gereği olup hekim en hafif kusurundan dahi sorumlu olabilecek ve hem hukuki hem de cezai müeyyide ile karşılaşabilecektir. Bunun üstesinden gelmek önleyici hukuk olarak tabir ettiğimiz girişimlerde bulunmaktan geçmektedir. Bunlardan en önemlisi hastanın hukuka uygun olarak aydınlatılması ve bu aydınlatma neticesinde yine hukuka uygun olarak kendi hür iradesiyle rızasının alınmasıdır. Hastanın verdiği rıza, hukuka aykırı olarak alınmış bir aydınlatma ile alınmışsa ortada hukuka uygun bir rızadan söz edilmesi mümkün olmayacak ve hekimin hastaya müdahalesi ne yazık ki rıza dışı bir müdahale haline gelip hekimin cezai sorumluluğunu doğurabilecektir.

Öncelik eylemdeki sorumluluğun kast ile mi taksir ile mi tanımlanacağı noktasında toplanmaktadır. Eylemin oluşum sürecinin bilinmesi şarttır. 

Malpraktis Ceza Davası Yargı Kararları

Yargıtay
9. Ceza Dairesi     
2020/3853 E. 
2020/496 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanmak
Hüküm : CMK'nın 223/2-e madde ve fıkrası gereğince beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2797 sayılı Yargıtay Kanununun 6545 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki 14. maddesinde, "Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde dava açılan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir." hükmü yer almaktadır. Ayrıca "tavsif"in ve buna bağlı olarak görevli dairenin neye göre belirleneceğine ilişkin Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 15.07.2009 gün ve 2009/7-7, 15.07.2009 gün ve 2009/8-8, 25.12.2009 gün ve 2009/13-13 sayılı ve benzeri kararlarında da belirtildiği üzere, iddianamedeki anlatım ile sevk maddeleri arasında uyumsuzluk bulunması ve sevk maddelerinin yanılgı sonucu belirlenmesi durumunda görevli dairenin yanlış belirlenmiş sevk maddelerine göre değil, vasfı iddianame metninden açıkça saptanabilen suça göre belirlenmesi gerekmektedir.

İddianame içeriğine göre özetle; " ...şüpheli ...'un operatör doktor olarak ameliyatı gerçekleştirdiği, diğer şüphelilerim ise hemşire ve ebe olarak operasyona katıldıkları, ameliyat sonrası müştekinin sancılarının artarak devam ettiği ve akıntıların meydana geldiği, bunun üzerine müştekinin yeniden Bingöl Kadın Doğum Hastanesine müracaat ederek durumu anlattığı ancak herhangi bir teşhis ve tedavinin yapılmadığı, ...müştekinin 2011 yılı mart ayında ... vajina kanalından bir sargı bezinin düştüğünü gördüğü, söz konusu sargı bezini kavanoza koyarak Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine başvurduğu, burada çekilen grafilerde müştekide daha önce tespit edilen kitlenin yok olduğunun tespit edildiği,... müştekinin 14.08.2008 tarihinde yapılan sezeryan ameliyatından başka herhangi bir ameliyat olmadığı, .... şüphelilerin yukarıda anlatılan şekilde olay tarihinde müştekiye yaptıkları sezeryan ameliyatı sırasında içinde sargı bezi unutarak ve daha sonra bu hatalarını fark edip gerekli müdehaleleri yapmayarak atılı suçları işledikleri ''iddia edilmiş ve sevk maddesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 89/1 maddesi ile birlikte 257/2. maddesi gösterilmiş ise de, niteleme ve anlatımın taksirle yaralama suçuna ilişkin olduğu, Yargıtay Kanununun 14. maddesi ve yukarıda açıklanan Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu kararlarında ortaya konan ilkeler doğrultusunda, tesis edilen hükmün incelemesini yapmakla görevli dairenin belirlenmesinde, yanlış gösterilen sevk maddelerinin değil, vasfı iddianame metninde açıkça anlatılan taksirle yaralama suçunun dikkate alınması gerektiği ve tebliğname tarihi de gözetilerek temyiz inceleme görevinin Yüksek 12. Ceza Dairesine ait olduğu anlaşıldığından Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili daireye gönderilmesine, 10.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
12. Ceza Dairesi   
2019/14018 E. 
2020/2724 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 89/3-b-son, 62/1, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan 12.07.2019 tarihli 7. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan alınan raporun sonuç bölümünde; “Kişinin ... Tıp Merkezinde yapılan muayenesinde her iki gözde katarakt tespit edilmesi nedeniyle ameliyat endikasyonunun bulunduğu, ancak olası göz enfeksiyonu durumunda her iki gözün de kaybedilme riskine karşı gözlerin ayrı seanslarda ameliyatı edilmesinin daha uygun bir tıbbi yaklaşım olduğu, ameliyat sonrası endoftalmi gelişmesi üzerine Dünya Göz Hastanesinde sol gözden alınan göz içi sıvısının kültüründe üreyen Pseudomonas isimli bakterinin hastane enfeksiyonu etkenlerinden olduğu, ... Tıp Merkezinde ameliyat aletlerinin sterilizasyonu amacıyla flash otoklav kullanılmasının tıbben uygun olmadığı, dolayısıyla kişide gelişen endoftalminin hastanenin sterilizasyon koşullarının yetersizliğinden kaynaklandığı ve uygun sterilizasyon şartlarının sağlanmasından hem idarenin hem de ameliyatı yapan hekimin sorumlu olduğu, tüm bu nedenlerle; Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. ...’in uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatasının olduğu oy birliği ile mütalaa olunur” şeklindeki rapor ile bozma öncesi alınan 16.01.2012 tarihli 3. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan alınan raporun birbiri ile uyumlu olduğu ve her iki raporda da sanık doktorun kusurlu olduğunun oybirliği ile mütalaa edilmesi karşısında; ameliyat tarihinde ... Tıp Merkezinde ameliyathanenin ve kullanılan araçların steril olmasından sorumlu kişi ve kişiler ile sterilizasyon için kullanılan flash otoklavın tıbben uygun olmaması nedeni ile sorumlu olan hastane yönetimi hakkında zamanaşımı süresi içinde dava açılması mümkün görüldüğünden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, illiyet bağının kesin olarak kurulamadığı, göz enfeksiyonunun katılanın dışarıda olduğu dönemde de katılandan kaynaklanan nedenler ile oluşabileceği, tıp litaratüründe son dönemlerde her iki göze birden katarakt ameliyatı yapılmasının yaygın olduğu, kaldı ki katılanın rızası alınarak her iki göze birden ameliyat yapıldığı, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden alınan bilimsel mütalaalarda, sanık doktorun kusurunun kesin olarak saptanamadığına, şüpheden sanığın yaralanması gerektiğine; katılan vekilinin ise cezanın az olduğuna ve sanık hakkında meslekten men cezası verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 12.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
12. Ceza Dairesi   
2019/12767 E.
2019/12002 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : Her iki sanık hakkında; CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat

Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, verilen hükmün niteliğine göre 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318 maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, 22.10.2010 olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.

Olay tarihinde, sanık ...’in, Özel ... Hastanesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, sanık ...’nin aynı hastanede başhekim olarak görev yaptığı, 40 haftalık ikinci çocuğuna hamile olan katılan ...’ın gebeliğin başından beri düzenli olarak sanık doktor Jülide tarafından takip ve tedavisinin yapıldığı, 22.10.2009 günü sancısı başlayan katılanın sabah saat 07.20'de hastaneye getirildiği, iki saat aralıklar ile uzman doktor tarafından rutin doğum muayenelerinin yapıldığı, saat 08.00'de yapılan gebelik muayenesinde rahim ağzı açıklık 2 cm, silinme %40 olduğu, su kesesi (+) olduğu, NST tetkiki yapıldığı reaktif olarak değerlendirildiği, saat 16.00’da yapılan vajinal muayenede rahim ağzı açıklığının 7-8 cm olduğu, baş -3’de, çekilen NST’nin reaktif (hareketli) olarak değerlendirildiği, normal doğuma karar verilerek hastanın doğum masasına alındığı, saat 16.50’de normal vajinal doğum ile 3350 gr. ağırlığında canlı bir bebek doğurtulduğu, doğan bebeğin doğumhanede çocuk doktoru tarafından yapılan muayenesinde siyanoze (mor) olduğu, spontan solunumu olmadığı, kalp tepe atımının 60 olduğunun tespit edilmesi üzerine, bebeğin ambulandığı (oksijen maskesi takıldığı), entübe edildiği, perinatal asfiksi ön tanısı ile acil olarak yoğun bakım ünitesine alınarak mekanik ventilatöre bağlandığı, yoğun bakım ünitesinde 15 gün süren tedavi sonrası genel durumunda düzelme gözlenen bebeğin pediatrik nöroloji takibinin yapılması önerilerek 06.11.2009 tarihinde taburcu edildiğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı olayda;

Bebek ...’ın 27.01.2012 tarihinde Adli Tıp İhtisas Kurulunda yapılan muayenesi sonucu düzenlenen raporda özetle; sağ ve sol gözün görmediği, konuşamadığı, şuur uyanık, paraliz, sol elde tonik kasılma, sıkça her iki elde kasılmaların görüldüğü, baş kontrolünün olmadığı, yutma güçlüğünün olduğu, denge ve yürüyüşün olmadığı, serebral palsy ile uyumlu, ağır MMR saptandığı, aralıklar ile tonik kasılması olan hastanın epilepsi olma olasılığının mevcut olduğu hususları tespit edilmiş olup, bebek ...’da tespit edilen serebral palsy hastalığı ile doğumu yaptıran ve gebelik sürecini takip eden doktor sanık ve hastane yönetiminin kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında aralarında kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı profösörlerin bulunduğu Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 30.05.2012 tarihinde düzenlenen raporun sonuç bölümünde özetle; ''....mevcut tıbbi belgelere göre normal vajinal doğum kararının doğru olduğu, çekilen NST ve ÇKS takibi gözönüne alındığında gebenin doğum eyleminde sıkı ve yakından takip edildiğinin anlaşıldığı, NST’lere göre bebeğin intrauterinin sıkıntıda olduğunu gösteren bulguların olmadığı ve acil müdahale gerektiren bir durumun olmadığı cihetle Dr. ... (...)’e ve hastaneye kusur atfedilemeyeceği oybirliği ile mütalla olunur...” şeklinde mütalaa edilmesi üzerine mahkemece sanıkların üzerine atılı suç açısından taksirlerinin bulunmadığı gerekçesi ile beraatine karar verildiği anlaşılmakla;

Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanıkların taksirlerinin bulunmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin, soruşturma aşamasında alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunun yeterli olmadığına, kovuşturma aşamasında uzman bilirkişi kurulu raporu veya Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerektiğin ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 19/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
12. Ceza Dairesi  
2019/7514 E.
2020/2558 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : CMK'nın 223/2-b. maddesi uyarınca beraat

Taksirle yaralama suçundan sanıkların beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık ...'nin Karaçoban Devlet Hastanesinde kadın doğum hastalıkları uzmanı, sanık ...'in ise ebe olarak görev yaptığı, hamile olan katılan ...'ın 12/03/2012 tarihinde sabah saatlerinde kontrol için eşi olan katılan ... ile hastaneye gittiği, sanık doktorun katılanı muayene ettiği, doğum yakın olduğu için hastanede doğumu için misafir edilebileceğine ilişkin teklif yaptığı, katılanın kabul etmediği ve evine gittiği, sonra 19:30-20:00 sıralarında sancısı başlayınca tekrar hastaneye geldiği, o sırada sanık doktorun aynı bahçedeki lojmanında olduğu, sanık ebe Meryem'in katılanı bekleme odasına aldığı, katılanın iddiasına göre ben uyuyacağım, sancın olursa haber ver dediği, katılanı azarlayarak kötü muamelede bulunduğu, daha sonra sanık doktoru çağırdığı, birlikte doğumu gerçekleştirmek için hastaya müdahale ettikleri, saat 23.34'te posterior yüz gelişi olduğunun tespit edildiği, NST de reaktif olan gebenin sevkine karar verildiği, ameliyathane olmaması nedeniyle en yakın ameliyathane olan Hınıs Devlet Hastanesi kadın doğum uzmanı doktor ile cep telefonu ile görüşüldüğü, bu doktor düştüğü ve sağ elini incittiğini söyleyerek sezaryanı yapamayacağını ifade ettiğinden ve Erzurum merkeze de hasta yetişemeyeceği için ambulans ile Hınıs Devlet Hastanesine sevkedildiği, sanık doktorun başhekime haber vererek bizzat kendisinin yanına başka bir hemşire alarak hastayı ambulansla sevk ettiği, Hınıs Devlet Hastanesinde sanık doktorun oradaki ameliyat ekibiyle sezaryen ameliyatını yaptığı, doğan çocukta epikrize göre solunum sıkıntısı, doğum travması, yüz gelişe bağlı travma, nöbet geçirme şikayeti, sol gözde, frontal bölgede sağ gözde sol fronto-paryeyooksipital alanda yüzün sol yarısında çok belirgin ödem ve ekimoz, sol paryetooksipital alanda kemik yapıda düzensizlikler, düzensiz iç çekme tarzında solunumu, yaygın raller mevcut olduğu, aspire edildikten sonra entübe edilerek pozitif basınçlı ventilasyona başlandığı, düzensiz kafatası ve yüz bölgesinin sol yarısında belirgin ödem ve ekimoz, ayrıca kemik yapıda palpasyon ile düzensizlikler saptandığı, beyin BT: caput succadaneum ile uyumlu kalvariumda yumuşak doku şişliği izlendiği, beyin parankiminde beyin ödemiyle uyumlu gri-beyaz cevher ayrımında bozulma izlendiği, hidrosefali ve hemoraji izlenmediği, muhtemel kafa kemik kırığı, nöbetleri olan bebeğin yenidoğan yoğun bakımı bulunan bir merkeze doktor eşliğinde transport kuvöz ile entube halde sevkine karar verildiği, Erzurum Nenehatun Kadın Doğum Hastanesine gönderildiği, burada 17 gün yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi görerek taburcu edildiği, katılanlar vekilince dosyaya sunulan Palandöken Devlet Hastanesinin 22/01/2013 tarihli kurul raporuna göre, çocukta serebral palsy alt eksremitelerde spassite mevcut olduğu, bir yıl sonra kontrol önerildiği, dil bilişsel gelişimde orta düzeyde gecikme olduğu, %88 özürlü olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 14/05/2014 tarihli ve Yüksek Sağlık Şurasının 12-13/02/2015 tarihli raporlarında "ikinci gebeliği olduğu bilinen ve miadında sancılı olarak gelen gebenin NSY doğuma alınması kararının tıbben doğru olduğu, ebelerin doğum eylemini takip etme yetki ve yeterlilikleri bulunduğu, vaginal muayenede yüz gelişi saptanması üzerine ilgili ebe tarafından ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına haber verilmesinin tıbben doğru olduğu, yüz gelişi, doğumun sezaryen sectio ile yaptırılmasının kesin endikasyonu olduğundan Dr.... tarafından sezaryen endikasyonu konulmasının tıbben doğru olduğu, endikasyonun konulduğu hastanede ameliyathane şartları olmadığından gebenin en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilmesinin tıbben doğru olduğu, sevkte herhangi bir gecikme yaşanmadığı gibi ilgili hekimin, sevk yapılan hastanede icapçı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından ameliyatının gerçekleştirilemeyeceğini öğrenmesi üzerine gebe ile birlikte hastaneye intikal ederek doğumun gecikmesine mahal vermeksizin sezaryen ile ameliyatını uygulamış olmasıyla, aynı hal ve şartlarda bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı hekimin göstermesi gereken özeni maksimum seviyede gösterdiği, ilerlemiş eylemde baş pelvise girmiş olduğundan vaginal yolla uygulanan manevralarla başın pelvisten yukarıya itilmesinin zorunluluk olduğu, hipoksik doğumun da bu şartlarda beklenen bir durum olduğu cihetle bebek Işık'ın doğumuyla ilgili olarak Dr.... (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı) ve Ebe ...'a kusur atfedilemeyeceğinin belirtildiği olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89/5. maddesinde yer alan "Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda beşinci fıkra kapsamına girecek şekilde bilinçli taksir halinin gerçekleşmediği, katılanlar vekilinin 13/03/2012 tarihli eylem nedeniyle 29/11/2012 tarihinde 6 aylık süre geçtikten sonra şikayette bulunması karşısında, sanıklar hakkında şikayet süresi içerisinde usulünce yapılmış bir şikayet bulunmadığı anlaşıldığından, yasal süresinde yapılmayan şikayet nedeni ile kamu davasının düşmesine kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde yargılamaya devamla delil tartışmasına girilerek sanıkların kusuru bulunmadığından bahisle beraatine karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki davanın şikayet yokluğu nedeniyle TCK'nın 73, 139 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 10/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık