Kamuda Çalışan Doktora Malpraktis Davası Açılabilir mi

Kamuda Çalışan Doktora Malpraktis Davası Açılabilir mi

29-08-2021
Kamuda Çalışan Doktora Malpraktis Davası Açılabilir mi

Kamuda Çalışan Doktora Malpraktis Davası Açılabilir mi

Tıp hukuku bakımından malpraktis davası aslında tıp alanına özgü bir dava türü değildir. Malpraktis kötü uygulama, hatalı uygulama, işi yanlış yapma anlamına gelen bir kelime türüdür. Ancak genellikle tıp hukuku ile bağdaştırıldığından mütevellit hekim hataları olarak nitelendirilebilmektedir. 

Malpraktis davası tıp hukuku alanında hekimliğin kötü uygulanması, hastaya zarar verilmesi, yanlış tedaviler sonucu istenmeyen sonuçların ortaya çıkması anlamına gelmektedir. Malpraktis, tıp hukuku bakımından hekimliğin kötü uygulanması kamu hastanelerinde meydana gelebileceği gibi özel hastanelerde yahut hekimin kendi muayenehanesinde de meydana gelebilmektedir. Malpraktis, kamu hastanesinde çalışan doktor tarafından gerçekeştirilmiş ise bu durumda davanın şekillenmesi ve hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin ortaya konulması şarttır. Kamuda çalışan doktora karşı hekim hatasından ötürü açılacak malpraktis davalarında uygulanması gereken adımların kısaca belirlenmesi gerekmekte olup bu hususlar şunlardır;

Kamuda Çalışan Hekime Karşı Dava Nerede Açılmalıdır

Kamuda çalışan hekime karşı açılacak davalarda hekim ile hasta arasında herhangi bir sözleşme kurulmamakta, hekim kamu çalışanı olduğundan dolayı davalar hekimin şahsına karşı değil hekimin tabi olduğu Sağlık Bakanlığına karşı açılmaktadır. Davalı, devlet kurumu olduğundan dolayı da dava idare mahkemesinde açılacak ve idari yargılama usulü kanunu olan 2577 sayılı kanun usul hukuku bakımından uygulanacaktır. Bu bakımdan kamu hastanesinde tıbbi müdahale uygulanmış olan örneğin kamu hastanesinde ameliyat olan bir hasta, ameliyat sırasında oluşan tedavi hatasından dolayı davasını, kendisine tedavi uygulayan hekime karşı değil devlete karşı açacak ve davalı devlet kurumu olan hastanenin bağlı bulunduğu Sağlık bakanlığınlığı olacak ve dava idare mahkemesinde görülecektir. 

Kamuda Çalışan Hekime Karşı Dava Türü Nedir

Kamuda çalışan hekime karşı açılacak dava türü genel olarak ifade etmek gerekirse tazminat davası olup idare hukuku anlamında tazminat davalarının görünümü olan tam yargı davası olacaktır. Tam yargı davaları maddi tazminat veya manevi tazminat davası olarak görünüm kazanabilir. Örneğin kişi görmüş olduğu hatalı tıbbi tedavi dolayısı ile zarar görmüş ve işine gidemez olmuş ise maddi bir kayıp yaşayacak ya da ilave tedavi ücreti ödemek zorunda kalmış ise yine maddi anlamda bir kayıp yaşayacaktır. Bunların tazmini bakımından açılacak dava idari yargıda tam yargı davası olacaktır. Yine kişi hatalı tıbbi müdahale nedeniyle manevi olarak da zarar görmüş; acı, elem, keder yaşamış yaşam sevincini kaybetmiş olabilir. Bu durumda da açılacak dava idari yargı bakımından tam yargı davası olacak ve kişi uğramış olduğu zararı giderebilecektir. 

Kamuda Çalışan Hekime Açılan Davada Yetkili Mahkeme

Kamuda çalışan hekime karşı açılacak malpraktis davası idare mahkemelerinin görev alanına girmekle birlikte dava idari yargılama usulü kanununda belirtilen yetki kuralına göre açılacaktır. Hekimin tıbbi müdahalesi idari bir eylem niteliğinde olduğundan dolayı bu idari eyleme karşı açılacak dava gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin yapıldığı hastanenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılacaktır. Örneğin kişi Balıkesir Devlet Hastanesinde tıbbi müdaheleye maruz kalmış ise Dava İdare Mahkemesinde açılacak olup Balıkesir idare mahkemesi davaya bakmaya yetkili olacaktır. Bir örnek daha verecek olursak Eskişehir Devlet Hastanesinde doktor hatası nedeniyle zarara uğrayan bir hasta davayı Eskişehir İdare Mahkemesinde açacaktır. İdari yargıda yetki ve görev kamu düzeninden sayıldığından yetkisiz idare mahkesinde dava açılmış ise yetkisiz idare mahkemesi yetkisizlik kararı verecek ve dosyanın yetkili idare mahkemesine gönderilmesine yönelik gerekçeli kararını açıklayacaktır.

Kamuda Çalışan Hekime Karşı Açılacak Dava Tam Yargı Davasıdır

Kamuda çalışan hekimin şahsına karşı dava açılamayacağını ancak ve ancak kamuya karşı dava açılabileceğini yukarıda belirtmiştik. Bu tür davalar idari yargılama usulü kanuna tabi olduğundan dolayı dava tam yargı davası olarak nitelendirilecek ve hekimin hatalı tıbbi müdahale olan eylemine karşı tazminat davası olarak açılabilecektir. Çünkü ortada idarenin bir çalışanı olan hekimin eyleminden dolayı zarar mevcuttur ve bu zararın da tazminat davası açılarak giderilmesi şarttır. Bunun yanı sıra idari yargılama usulü kanununa göre idare mahkemesinde açılacak ve idarenin çalışanı olan kişilerin eylemlerinden dolayı ortaya çıkmış olan zararların giderilmesi maksadıyla açılan davalarda bazı usuli koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu da idarenin kendisine başvuru yapılması hususudur. Zira kanunumuz idari eylemden ötürü zarar gören kişilerin dava açmadan önce idarenin kendisine başvuru yapılmasını şart koşmuştur ve bu hususun yerine getirilmesi gerekmektedir ki başvuru gerçekleştirilmeden açılan davalar idari merci tecavüzü nedeniyle reddolacaktır.

Nitekim idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde idare tarafından cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilecektir. 

Mahkeme verilen dilekçeleri;

  • Görev ve yetki,
  • İdari merci tecavüzü,
  • Ehliyet,
  • İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
  • Süre aşımı,
  • Husumet,
  • 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceler.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz üzere idari merci tecavüzü olduğunda yani idareye başvuru yapılmadan dava açıldığında mahkeme  dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verecektir. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, ilgili idare mahkemesine başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilecektir. Böylece idareye yapılan başvuru sonrasında idarenin kanunen 30 gün içinde bu başvuruya olumlu ya da olumsuz cevap vermesi yahut hiç cevap vermemesi durumları ortaya çıkabilecektir. 

İdare, yapılan başvuruya olumsuz cevap verir ve bunu başvurucuya tebliğ ederse başvurucu tebliği izleyen günden itibaren davasını 60 gün içinde açmak zorundadır. İdare, başvuruya hiç cevap vermez ise 30 günün sonunda yine 60 günlük dava açma süresi içerisinde davanın açılması şarttır. Aksi durum süre aşımı nedeniyle davanın reddolmasına sebebiyet verebilecek niteliktedir.

Kamuda Çalışan Hekime Karşı Açılacak Davada Duruşma Talebi

İdare mahkemelerinde açılacak davalarda duruşma kendiliğinden gerçekleşen bir durum değildir. Hukuk mahkemelerinde açtığınız davalarda hakim tensip zaptı düzenleyip duruşma tarihini de ekleyerek taraflara gönderir ve duruşmadan tarafları haberdar eder. İdare mahkemelerinde ise durum farklıdır. İdare mahkemelerinde görülen davalar hukuk mahkemelerinde görülen davaların tabi olduğu usul esaslarına bağlı olmayıp 2577 sayılı İdari yargılama ususlü kanununa tabidir. 2577 sayılı kanunda ise idare mahkemelerinde görülen davaların yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu ve sözlü yargılamanın ihtiyari usule tabi olduğunu bizlere göstermektedir. Yani idare mahkmesinde duruşma zorunlu değildir çünkü her şey dosya üzerinden işler. Davacı, davasında duruşma yapılmasını talep ediyorsa bunu açık bir şekilde dilekçesinde belirtmeli ve duruşma harç ücretini de yatırmalıdır. İlk derece mahkemesi davacının bu talebini kabul etmek ve duruşma günü tayin etmek zorundadır. Davacının duruşma talebini reddetme hakkı olmayan ilk derece mahkemesinin duruşma gününü bildirir tebligatı da yerine getirmesi ve tarafları duruşma gününden haberdar etmesi gerekmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki idare mahkemelerinde duruşma sadece bir kez yapılır. Duruşmada zabıt katibi olmaz ve konuşulanlar kayıt altına alınmaz. Sadece hakim tarafından dinlenir ve not alınacaksa alınır. Bir kez yapılan duruşma sonrasında ikinci bir duruşma günü de verilmez.

Kamuda Çalışan Doktora Malpraktis Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kamuda çalışan doktora malpraktis davasında en çok dikkat edilmesi gereken husus davanın 2577 sayılı idari yargılama usulü kanununa uygun olmasının sağlanmasıdır. Yoksa dava daha başından itibaren bazı olumsuzluklarla mücadele etmekle geçecek zaman kaybedilecek ve davanın esasına geçilmeden usuli eksikliklerle uğraşılmış olunacaktır. Davanın tazminat davasının bir görünümü olduğu ve tam yargı davası olarak nitelendirildiği unutulmamalıdır. Bundan dolayıdır ki davanın esas değeri gösterilmeli ve en önemli husus olan idareye müracaat etme durumu gözden kaçırılmamalıdır. Yine süre aşımı da dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Sürelerin kaçırılması sonrası idareye başvurulması sürelerin tekrardan canlandırılmasını sağlayamayacaktır.

Ödenen Tazminatın Hekime Rücu Edilmesi

Hekimin malpraktis sonucu hastasına verdiği zararları tazmin eden idare, ödediği tazminat için hekime karşı kusur tespiti ile rücu davası açabilir. Nitekim hekime karşı açılan rücu davasında alınan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.02.2015 tarihli 2014/9407 Esas, 2015/2052 Karar sayılı kararına göre "Rücu davasında sorumlular arasında teselsül hükümleri uygulanmaz. Davalılar iç ilişki bakımından ancak kusurları oranında sorumludur." 

Hekime rücu edilen miktar noktasında ise "Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası" düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre kamu kurumu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar tıbbi kötü uygulama ile kişilere verebilecekleri zararları karşılamak ve özellikle kamu çalışanlarının bu sebeple verebilecekleri zararlar sonucunda kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki mali sorumluluk sigortası yaptırma mükellefiyetleri vardır.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık