Doktorun, Hekimin Tedavi Garantisi Yasağı

Doktorun, Hekimin Tedavi Garantisi Yasağı

30-09-2019
Doktorun, Hekimin Tedavi Garantisi Yasağı

Doktorun, Hekimin Tedavi Garantisi Yasağı

Doktorluk mesleğinin yerine getirilmesinde anayasamızda da temellerinin yer aldığı tedavi özgürlüğü bulunmaktadır. Mesleki özgürlükte hastaya tedavi uygulanıp uygulanmaması konusunda karar verecek olan kişi doktordur. Hekim, tıp bilimiyle çelişen tedavi yöntemlerinin uygulanmasına zorlanamayacağı gibi farmakolojik bir tedaviyi uygulama sırasında vicdanıyla çelişen yöntemleri uygulamakta baskıya maruz bırakılamaz. Doktor, hekim kendisi için en uygun olanı, aklına ve vicdanına yatan en uygun tedavi yöntemini, tıp biliminin gerekleri doğrultusunda seçmekte ve bu tedaviyi uygulamakta serbesttir. Tedavi özgürlüğü ile anlaşılması gereken; hekim tedaviyi gerçekleştirirken istediği yöntemi seçme özgürlüğüne sahip olması durumudur. Burada hekimi sadece tıp doktoru olarak ele almak, kavramı daraltacağından, diş tabiplerini de kapsam içerisine almak doğru olacaktır. Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın vicdani ve mesleki kanaatine göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tayinde serbesttir. Nitekim Lizbon Bildirgesinde hastalar hiçbir etki altında kalmadan özgürce klinik ve etik karar verebilen hekim tarafından bakılabilmelidir demektedir. Yalnız tüm bu yazılanlardan hekimin tedaviyi garanti etmesi gerektiğini çıkarmak yanlış olur çünkü hekimin, doktorun tedaviyi garanti etmesi yasaktır. Her ne kadar hekim yukarıda da değindiğimiz gibi tedavi özerkliğine sahip olsa da bu durum, tedavi garantisi verebileceğini göstermemektedir. Nitekim Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 13'üncü maddesinde; tabip, diş tabibi, ilmi icapları uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez düzenlemesine yer verilmiştir. Burada önemli olan husus hasta ile hekim arasındaki ilişkinin iyi tespit edilmesinden geçmektedir. Zira hasta ile hekim arasındaki ilişki vekalet sözleşmesinden süregelen bir hasta vekil ilişkisidir. Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Doktorun hastaya karşı hak ve yükümlülükleri vekillik görevini özenle yerine getirmektir. Bir hasta ile onu tedavi eden doktor arasındaki ilişki, vekalet sözleşmesinin konusunu oluşturur. Doktor, hastasına tıbbi yardımda bulunmayı taahhüt eder; ancak, hastayı iyileştirme gibi bir sonucun taahhüdü, vekalet sözleşmelerinde söz konusu olamaz. Hasta ölse dahi, tıbbi yardımda bulunan doktor yaptığı yardımın karşılığı olan ücrete hak kazanır ve kusuru dışında sorumlu olamaz. Eser (istisna) sözleşmelerinde ise, sadece bir hizmette bulunmak değil, aynı zamanda "eser" denilen olumlu-olumsuz bir sonucun taahhüdü söz konusudur. Sonuç gerçekleşmezse, meydana gelen zarardan yüklenici sorumlu olur. Bir diş doktorunun, kanal tedavisi değil de, takma diş yapması (protez) işi ve bir cerrahın tedavi değil de güzellik amacıyla insan vücudu üzerindeki tıbbi müdahalesi  işi, BK.nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan istisna (eser) sözleşmesinin konusunu oluşturur. Eser sözleşmesi uyarınca doktorun tedavi niteliği olmayan tıbbi müdahalede bulunması ifa yönünden, yeterli değildir. Yaptığı işin, hangi yöntemi kullanırsa kullansın ayıpsız (kusursuz) olarak ortaya çıkması da gerekir. Örneğin hastanın kolundaki dövmeyi estetik amaçla silmek için müdahalede bulunan doktor, aynı zamanda, izi tamamen yok etmeyi de, eser sözleşmesinin niteliği itibariyle taahhüt etmiş sayılır.  Aksi bir durumun ortaya çıkması yapılan iş bakımından, BK.nun 475. maddesi gereğince, kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı bir iştir.

Yukarıda değindiğimiz hususlar çerçevesinde hekimin tedaviyi garanti etmesi yasak olsa da bu durumun istisnasını eser sözleşmesi niteliğindeki tıbbi girişimler oluşturmaktadır. Hasta doktor arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olarak sayılsa da estetik kaygılardan kaynaklanan ve vekalet ilişkisinin değil eser sözleşmesi gereği sonucun taahhüt edildiği bir ilişkinin ortaya çıkması durumunda hekimin ayıplı sonuçtan sorumluluğu yani Estetik Ameliyatlarda Doktor Hatası doğacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken doktor ve hasta arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayansa da yapılan müdahalenin kapsamıdır.

Kaynaklar;

HAKERİ,Hakan, Tıp hukuku, seçkin yayıncılık Eylül 2015
EROL, Gültezer, Özel hastanelerin Hukuki Sorumluluğu, seçkin yayıncılık Nisan 2015
GÖKCAN,Hasan, Tıbbi Müdahaleden Doğan Hukukui ve Cezai Sorumluluk, Seçkin yayıncılık Nisan 2017

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık