Doktora Dava Açmak

Doktora Dava Açmak

08-09-2020
Doktora Dava Açmak

Doktora Dava Açmak

Doktora dava açmak yapılan tıbbi müdahalenin hatalı sonuçlar vermesine bağlı bir hukuki sonuçtur. Kişi anayasal hak arama özgürlüğü çerçevesinde doktora dava açma hakkını kullanabilir. Ancak buradan şu sonucun çıkarılmaması gerekmektedir. Tabi ki de açılan her dava kazanılamamaktadır. Bunun sebeplerinden bir tanesi malpraktis davalarının ya da doktor hatası tazminat davasının uzmanlık gerektiren bir dava olmasından bahisle kişilerin davalarını bizzat kendilerinin takip etmesi ikincisi ise konunun uzmanı olmayan kişilere dava takibinin yaptırılmasıdır. Nitekim doktora dava açmak bir hak olmakla birlikte ortada dava açılmayı gerektiren bir durum yoksa ya da dava açmayı gerektiren bir sebep olsa da doktor bu durumdan sorumlu tutulamayacaksa dava kaybedilecektir. Bu durumların üstesinden gelinmesinin sağlanması maksadıyla sağlık davalarına bakan avukatlar vasıtasıyla davaların takibinin yaptırılması tavsiye olunmaktadır.

Hatalı Tıbbi Müdahale Yargıtay Kararları

Yargıtay
3. Hukuk Dairesi 
2015/14596 E.  
2016/6558 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, manevi tazminat davasının reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 26.04.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av.... geldi. Karşı taraf davalılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; davacının büyük ve sarkık meme şikayeti ile davalı ... Hastanesine giderek plastik ve rekonstrüktif cerrahi estetik alanında uzman davalı Dr....'na estetik amaçlı ameliyat olduğunu, meme uçlarının yerlerinin değiştirilmesine doktorun istemi üzerine müsaade ettiğini, ancak bu ameliyatın hangi riskleri taşıdığının davalı tarafından anlatılmamış olduğunu, enfeksiyon ve yanlış operasyon sonucu meme uçlarını kaybettiğini ve memenin görünümünün tamamen estetikten yoksun, bakılamaz bir hal aldığını, bu durumdan davacının son derecede etkilendiğini, buna sebep olan davalıların sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, 100.000 TL.manevi ve 5.000 TL.maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili; davacının ileri derecede büyük ve sarkık göğüslerinin neden olduğu bel, boyun ve sırt ağrıları nedeniyle Hastaneye başvurduğunu, operasyonların risklerinin açıklandığını, hasta ile birlikte ve onun rızası ile meme başının serbestleştirilip yeni yerine taşınması tekniği ile küçültme yapılmasına karar verildiğini, operasyondan sonra yapılacak işlemler anlatılıp çıkartılan davacının haftada iki kez olmak üzere kontrole çağrılmasına rağmen kontrole gelmediğini, komplikasyonda davalı doktorun kusurundan kaynaklanmış bir durum olmadığını, yanlar arasındaki ilişkinin eser değil, tedavi amaçlı müdahale olduğunu belirterek, kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Hastane vekili; davacının müvekkili şirketin işlettiği hastaneye her iki memede ileri derecede büyüklüğe bağlı boyun ve sırt ağrısı şikayeti ile başvurduğunu, meme küçültme ve dikleştirme ameliyatı talebi ile başvuruda bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, cerrahi müdahaleden sonra gerekli muayene, tetkik ve tedaviden kaçınmış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.03.2012 gün, 2012/177 Esas ve 2012/6939 Karar sayılı ilamı ile "... Yüklenici hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekir. Dosya içeriğinden, davalı doktor ile görüşen davacının ameliyatın türü hakkında bilgilendirildiği ve ikinci bir ameliyat olmamak adına ilk ameliyatta meme küçültme yanında estetik açıdan meme başının da taşınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak operasyon için davacının kızının oluru alınmış ise de, davacıya ameliyatın risklerinin anlatıldığı ve kabul ettiğine dair bir bilgi ve belge sunulmamış, dinlenen davalı tanıkları kendilerine benzer ameliyatlarda davalı Doktorun bilgi verdiğini beyan etmişler ise de bu beyanlar davacının da bilgilendirildiğini kabule yeterli görülmemiştir. Kaldı ki bu ameliyat sonrası davacının meme uçlarının nakledildiği yere yapışmaması nedeniyle zaten eser ayıplı hale gelmiştir.O halde, mahkemece hukuki yorumda yardımcı olabilecek bir hukukçunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan maddi tazminata ilişkin rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir...." gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile 838,31 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Manevi zarar, davacının hatalı tıbbi müdahale nedeniyle bedenen ve ruhen duyduğu acı, ızdırap ve keder olarak ifade edilebilir. Manevi tazminat; hastanın hatalı veya eksik tıbbi müdahale nedeniyle fiziki veya ruhi acularının azda olsa azaltılabileceği, kişinin duymuş olduğu acı ve ızdırabın giderilmesine yöneliktir.

Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.

Miktarın belirlenmesinde her olaya göre, değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek, takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesinde belirtilmiştir.

Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Hal böyle olunca, davalı doktorun yaptığı kusurlu estetik operasyon sonucunda, ortaya çıkan davacı iş sahibinin istediği sonuca ulaşamadığı ve çektiği sıkıntı, acı ve ızdırap da dikkate alındığında, davacı lehine uygun oranda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi     
2015/11519 E.  
2015/12587 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/02/2015
NUMARASI : 2010/137-2015/84

Davacılar Ş.. E.. ve diğeri vekili Avukat İ.. B.. tarafından, davalı O.. Y.. aleyhine 08/04/2010 gününde verilen dilekçe ile tibbi hatta nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 24/02/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, doktor hatası nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, K..D.. Ç.. D..H..doktoru olan davalının hatalı tıbbi müdahale ve ameliyat sonucu idrar kesesinin yırtıldığı ve yumurtalığının alınması nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır.

Davalı; davanın idari yargıda kuruma karşı açılması ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporu esas alınarak davalı doktora atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalı doktor hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacıların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
13. Hukuk Dairesi    
2015/4585 E.  
2015/9819 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, eşi .. .. hamileliliği boyunca davalı doktor ...'a kontrollere gittiğini, 22/08/2005 tarihinde doğum yapmak üzere davalı hastaneye yatırıldığını, bazı eşyaları almak için eve gittiğinde eşinin ameliyata alındığını, iki ünite kan gerektiğini, hastanenin donanımının yetersiz olduğundan Özel Çapa Hastanesi'ne sevk edildiğini, gelen ambulansların yeterli cihazı bulunmadığı için sevk sırasında gecikmeler yaşandığını, eşinin sevk edildiği Özel Çapa Hastanesi'nde vefat ettiğini, doğan çocuğun ise davalı hastanenin yeterli donanımının olmaması nedeniyle Alman Hastanesi'ne sevk edilerek yoğun bakıma alındığını, doktor ve hastanenin ihmal ve yanlış tıbbi müdahaleleri sonucunda eşinin vefat ettiğini, eşinin ameliyata alınacağının kendisine bildirilmediğini, ambulanslar yeterli olmadığı için sevk sırasında zaman kaybı yaşandığını, hatalı tıbbi müdahale ve eksik sağlık hizmeti nedeniyle olayın haksız fiil niteliğinde olduğunu, maddi ve manevi zararlara uğradığını, eşini kaybettiği gibi yeni doğan çocuğu ile yalnız kaldığından üzüntüden bunalıma girdiğini, çocuk için bakıcı tutmak zorunda kalacağını, haksız olarak tedavi ücreti de alındığını bildirerek haksız fiil tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 35.000 TL maddi tazminat ile destekten yoksun kalma tazminatını ve 65.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Yargılama sırasında davacı ...'in vefatı nedeniyle Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/428-427 E.K. Sayılı veraset ilamına göre mirasçılarından .. .. kendi adına asaleten kardeşleri .. ., .. ve . .. adına vesayeten davacı vekiline vekaletname vermiş eşi Hale Birsen davaya dahil edilmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın teşhis ve tedavi hizmetinden kaynaklandığından ve 4077 sayılı yasanın 23. Md gereğince davaya bakma görevi tüketici mahkemelerine ait olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davalı Vatan Hastane Grubu vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacılar, müteveffanın davalıların ihmali nedeniyle vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik karar verilmiş ise de; B.K. nun 502. maddesi hükmü uyarınca, diğer iş görme sözleşmeleri hakkındaki yasal düzenlemelere tabi olmayan işlerde, vekalet hükümleri geçerlidir. Somut olayda olduğu gibi doktorlar ile hasta arasındaki uyuşmazlıkların vekalet sözleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemelere göre çözülmesi gerektiği konusunda, öğreti ve Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulaması arasında paralellik bulunmaktadır.

Somut olayda, müteveffa ile davalı doktor arasında vekil-müvekkil ilişkisi mevcut olup, davadaki talepler vekillerin vekalet görevini ifada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmakla, uyuşmazlığa vekalet hükümleri uygulanmalı ve doğal olarak, uyuşmazlığın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/l maddesinde tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,olarak tanımlanmıştır. Buna göre vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davalara bakma görevi tüketici mahkemesine ait ise de; 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un geçici 1/1.maddesine göre; Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder.

Yukarıda açıklandığı üzere, davanın açılış tarihi itibariyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Tüketici yasası ile güdülen amaç tüketicinin tüketime yönelik satışlarda mal ve hizmetlerdeki ayıplara karşı korunması olduğundan, uyuşmazlığın genel mahkemede görülmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 26.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık