Doktor Tarafından Uygulanan İşlem Sonucu Sağlık Kaybı

Doktor Tarafından Uygulanan İşlem Sonucu Sağlık Kaybı

15-12-2020
Doktor Tarafından Uygulanan İşlem Sonucu Sağlık Kaybı

Doktor Tarafından Uygulanan İşlem Sonucu Sağlık Kaybı

Doktor tarafından uygulanan işlem sonucu sağlık kaybı gerçekleşmesi durumunda hastaların oluşagelmiş zararın giderilmesi bakımından kamu hastanelerine karşı idare mahkemelerinde, özel hastanelere karşı ise tüketici mahkemelerinde dava açma hakları bulunmaktadır. (Ayrıntılı bilgi için diğer tıp hukuku makalelerimizi okuyabilir yahut bizlere ulaşabilirsiniz)

Hasta hakları yönetmeliği ile Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve Ülkemizin de taraf olduğu Biyotıp sözlemesi gereği hekimin yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi ya da hastaya zarar vermesi ki biz buna malpraktis diyoruz bu durumlarda hekimin sorumluluğuna gitmek mümkündür. Her olay her yaşanan olumsuzluk tabi ki de hekim sorumluluğunu doğurmaz. Komplikasyonların meydana gelmesi sonucu hasta zarar görmüş ise hekimin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Hekim görevini yerine getirmiş, olması gereken gibi mesleğini icra etmiş, objektif özen gösterme yükümlülüğünü yerine getirmiş ancak hasta zarar görmüş ise sorumlu olmayacak tıbbi müdahalenin komplikasyonları nedeniyle zararın meydana geldiği sabit olacaktır. 

Hastaların ya da vatandaşların nasıl haklara sahip oldukları hususunda özellikle hasta hakları yönetmeliğini bilmeleri kendileri için yararlı olacaktır. Bu gibi durumlarla karşılaşıldığında ise işin uzmanı tıp hukuku avukatı ya da sağlık davalarına bakan avukatlardan hukuki destek alınması önemle tavsiye olunur. 

Doktor Tarafından Uygulanan Hatalı İşlem Yargıtay Kararı

Hatalı Enjeksiyon Malpraktis Davası

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/...
K. 2020/...
T. 15.10.2019

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran Davacı

Vekili 

Davalı

Vekili

ÖZET : Dava, davalı hastanede doktor muayenesi sonucu uygulanan iğne işlemi sonucu davacının sağlığına kavuşamamasına neden olunmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu raporunda ifade edildiği gibi "komplikasyon" genel sonucuna varan raporlara dayalı mahkeme kararları ısrarla eleştirilmekte ve ortaya çıkan sonucun bireyselleştirilmesi gereğinin altı çizilmektedir. O halde konularında uzmanların, özellikle nöroloji ve fizik tedavi uzmanının da bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, davalı hastane çalışanlarının gerçekleştirdiği enjeksiyon uygulamasının sonuca etkileri ayrıntılı değerlendirilmek suretiyle, dava konusu olayda davalıya atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarına açıklayıcı cevap verir nitelikte rapor alınarak maddi ve manevi tazminat talep ve miktarlarının nedenleri de somut bir şekilde göstereilerek değerlendirilmesi ve açıklanması gerekir. Açıklanan nedenlerle eksik inceleme ile kurulan hükmün bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, boyun ağrısı şikayeti nedeniyle tedavi amacıyla davalı hastaneye başvurduğunu ve nöbetçi doktorun onayıyla hemşire tarafından kendisine iğne yapıldığını, iğnenin kalçadan enjekte edilmesi sırasında büyük bir acı hissettiğini, devamında da ayağında ağrı ve uyuşmanın sürdüğünü, başka bir ... kurumunda yapılan muayene neticesinde yapılan iğnenin kalça ve uyluk düzeyinde siyatik sinir yaralanmasına neden olduğunu öğrendiğini, bu rahatsızlık nedeniyle çok sıkıntı ve acı çeken davacının tedavisine devam edildiğini, bu rahatsızlık nedeniyle işlerini de ifa edemediğini, maddi ve manevi zarara uğradığını ve ortaya çıkan bu sonucun davalının kusuru nedeniyle oluştuğunu ileri sürerek; fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle 1.000,00.-TL maddi ve 30.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davalı aleyhinde açılan maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine, manevi tazminat istemine ilişkin davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 3.000,00TL manevi tazminat takdirine, olay tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davanın taraflarınca temyiz edilmiştir.

1- )Dava, davalı hastanede doktor muayenesi sonucu uygulanan iğne işlemi sonucu davacının sağlığına kavuşamamasına neden olunmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.

Mahkemece, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun ...tarihli raporunda, dava konusu olayda kişiye gluteal bölgeden intramuskuler enjeksiyon yapıldığının belirlendiği, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durmunda da daha önceden öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazlara sebep olabildiği, bu durumun her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan ... personeline ve enkjeksiyon yapılma talimatı veren ilgili hekime herhangi bir kusur izafe edilemediği mütalaasında bulunulmuştur.

Mahkemece, bu adli tıp raporunda ileri sürülen görüşe itibar edilerek, yerinde olmayan maddi tazminat isteminin reddine; manevi tazminat talebi bakımından ise, gerek yasada gerekse içtihatlarda manevi tazminat için kusur şartı aranmadığından bahisle ve dava konusuna sebep olan enjeksiyon uygulaması ile davacının sinirlerinde meydana gelen sinir zedelenmesi ve sürekli işgörmezliği arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle davacı lehine hakkaniyet gereği manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanısı ile hüküm cihetine gidilmiştir.

Dosyanın incelenmesinde; yukarıda da yazıldığı gibi Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun 05.03.2014 tarihli raporu ile davalı kurum çalışanlarına kusur izafesi yapılmadığı, ancak Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu ile alternatifli bir sonuca ulaşılarak mahkemece ... personelinin kusurlu olduğunun kabulü halinde dava konusu olay nedeniyle davacı asilin %13.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağının rapor edildiği görülmüştür. Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve gerekse Anayasa Mahkemesi'nce benzer olaylarda yapılan bireysel başvurular sonucu alınan kararların incelenmesinde, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu raporunda ifade edildiği gibi "komplikasyon" genel sonucuna varan raporlara dayalı mahkeme kararları ısrarla eleştirilmekte ve ortaya çıkan sonucun bireyselleştirilmesi gereğinin altı çizilmektedir. O halde mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir üniversiteden, konularında uzmanların, özellikle nöroloji ve fizik tedavi uzmanının da bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, davalı hastane çalışanlarının gerçekleştirdiği enjeksiyon uygulamasının sonuca etkileri ayrıntılı değerlendirilmek suretiyle, dava konusu olayda davalıya atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarına açıklayıcı cevap verir nitelikte rapor alınarak, bu rapor sonucuna göre maddi ve manevi tazminat talep ve miktarlarının nedenleri de somut bir şekilde gösterilmek suretiyle değerlendirilmesi ve açıklanması gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye ve yanılgılı değperlendirmeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2- )Bozma nedenlerine göre davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının ve davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın davacıya, 51,70 TL harcın davalıya iadesine, HUMK'nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu davacı yönünden açık, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu davalı yönünden kapalı olmak üzere, ...gününde oybirliğiyle karar verildi

Hekimin Yükümlülüğünü Yerine Getirip Getirmediği

Yargıtay
15. Hukuk Dairesi 
2017/692 E.  
2017/3401 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran Davacı

Vekili 

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz olunmuştur.

Davacı vekili, müvekkilinin diş hekimi olan davalının 2011 yılı Kasım ayında tanışmaları sonucunda dişlerine protez yapmaya başladığını, davlının dişlerini yanlış ve eksik yapması sebebiyle müvekkilinin büyük bir üzüntü ve maddi çözüntü içerisine girdiğini ileri sürerek 20.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Davacı, davalı tarafından yapılan protezin hatalı olduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemenin hükme dayanak yaptığı bilirkişi raporu davalının kusurlu olup olmadığı konusunda yeterli açıklıkta olmadığı gibi, yapılması gereken işlerle, yapılan işlemlerin nele olduğu hususunda açık olmayıp, denetime de elverişli değildir. Bu haliyle raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır. Öte yandan sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca tarafların mali ve içtimai durumlarının araştırılması gerekirken bu husus da araştırılmamıştır.

Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, dosyanın kül halinde Adli Tıp Kurumu'na gönderilmek suretiyle ilgili ihtisas dairesinden taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu gözetilerek davalının yapılan işte bir kusuru bulunup bulunmadığı, yapılan işlem sonucu meydana gelen hatada hekim hatası mevcut olup olmadığı, komplikasyon olduğu sonucuna varıldığı taktirde ise, uyarı görevinin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılıp davacıya ödenmesi gereken manevi tazminat tutarı tarafların mali ve içtimai durumları da araştırılarak belirlenmelidir.

Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerince temyiz olunan hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 12.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Göğüs ve Burun Estetiği Hatası

Yargıtay

3. Hukuk Dairesi   
2016/455 E. 
2017/7134 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran Davacı

Vekili 

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, burun ve göğüs estetiği olmak üzere davalıya başvurduğunu ve bu başvuru neticesinde davalı tarafından ... bünyesinde 22.03.2011 tarihinde 10342050 protokol numarası ile cerrahi operasyon gerçekleştirildiğini, burun ameliyatında herhangi bir sorun olmamasına rağmen yapılan göğüs estetiği ameliyatının son derece başarısız olduğunu, davalı tarafça gereken özen ve dikkat gösterilmediğini, göğüslerinin ameliyat öncesine göre çok daha kötü bir duruma geldiğini, bunun üzerine yeniden davalı hekime başvurarak ikinci bir operasyon geçirdiğini, ancak bu operasyonun da başarısız olduğunu, bu süreçte gerek maddi gerek manevi olarak çok yıprandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yapılan masraflar nedeniyle 3.500.-TL maddi tazminat ile 50.000.-TL manevi tazminatın işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, iddiaları kabul etmediğini, davacıya burun güzeltme ve göğüs büyültme olmak üzere iki ayrı ameliyat yaptığını, ameliyat öncesinde, her iki ameliyatın taşıdığı riskler konusunda davacıyı detaylı olarak bilgilendirdiğini, gerekli onam formlarının hastaya imzalatıldığını, gerçekleştirilen operasyonların tümüyle tıbbi kurallara uygun olarak yapıldığını, ameliyatlardan sonra davacının sınavlarının olması nedeniyle düzenli olarak muayenelere gelmediğini, davacının göğüslerinde ameliyat sonrası oluşan durumun her tüelü önleme rağmen bu tür operasyonlarda görülme riski olan bir komplikasyon olduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu, komplikasyonların normal olduğu, hekim hatası bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava; estetik amaçlı meme büyütme operasyonu nedeniyle meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini için açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Tarafların açıklamaları ile dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TBK'nın 470 (BK. m. 355) ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığı açıktır.
Davacı taraf iş-eser sahibi; davalı taraf ise yüklenicidir.

Eser sözleşmesinde, işin uzmanı sayılan yüklenici, yapımını yüklendiği işi, özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapmakla ödevlidir.
Eser sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli özelliklerinden birisi sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Zira; eser sözleşmesinde bir eserin yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf yani yüklenici, işin mahiyeti gereği işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapması ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınmasıdır.

Eserin, sözleşmede kararlaştırılan niteliklerine, ya da iş sahibinin beklediği amaca uygun olmaması veya lüzumlu bazı vasıflardan bir ya da bir kaçının bulunmaması halinde ayıplı ifa edildiğinin kabulü gerekir.

Eser sözleşmesinde, yüklenici belli bir sonucu (eser) taahhüt ettiğinden sonuç gerçekleşirse, yüklenici borcunu ifa etmiş sayılır. Buna göre davalı yüklenici, davacı iş sahibinin zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmişse; somut durumun gerektirdiği tedbirleri noksansız biçimde almışsa, uygun tedaviyi belirleyip uygulamışsa, uygulanan tedavide nadirde olsa görülebilecek olumsuz sonuçlara dair davacıyı aydınlatıp uyarmış ve davacının bu hususta rızasını almışsa, eserini iş sahibi davacının ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayarak teslim etmişse ücrete hak kazanır.

Eğer eserin iş sahibinin istediği şekilde gerçekleştirilmesi mümkün değilse, davalı yüklenicinin bu konuda öncelikle iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Uyarının yapıldığı davalı iş sahibi tarafından ispatlanmalıdır.
Bu bağlamda davalı yüklenicinin uygulama öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında iş sahibini bilgilendirmesi bir zorunluluktur.

...nun 266. (HuMK. nun 275.) maddesine göre, mahkemenin çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşü alma zorunluluğu bulunmaktadır. Estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, amacına ulaşıp ulaşmadığı, ameliyat nedeniyle davacının burnunda geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı teknik bir konu olduğundan, konunun uzmanı plastik cerrahlardan ve kulak burun boğaz uzmanlarından oluşturulacak bir kuruldan rapor alınması, davanın rapor sonucuna göre değerlendirilmesi gerekir.

Hükme esas alınan 30.10.2013 tarihi Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu raporlarında “... davacının yapılan fizik muayenesinde meme başı aralığının 22cm, sol meme başının hafif lateralde olduğu, sol meme hacminin biraz daha büyük görümünde ve hafif aşağıda olduğu, sol memenin bir cm daha aşağıda olduğunun görüldüğünü, davacıya yapılan meme büyütme ameliyatında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunu, her ne kadar ikinci operasyondan önce çekilen fotoğrafların dava dosyasında mevcut olmadığı için incelenemediğini, kişinin ilk meme operasyonundan yaklaşık bir yıl sonra acar revizyonu ve kapsülotomi operasyonu geçirdiği, bu operasyonun ilk meme operasyonuna bağlı gelişen ve her türlü özene rağmen görülebilecek daha önceden öngörüp önlenemeyecek komplikasyon olarak değerlendirildiği ve yapılan işlemin tıp kurallarına uygun olduğu,kişinin kurulca yapılan muayenesine göre de memelerin şekil ve görüntüsünün bu tip ameliyatların beklenir sonuçları içinde kabul edildiği cihetle davalı doktorun işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğunun tespitine karar verildiği" anlaşılmıştır. Ancak, anılan raporda TBK. nun 475 maddesine göre değerlendirme yapmaya imkân verecek bilgiler ve açıklamalar yer almamaktadır.

Adli Tıp Kurumu raporlarında davacının her iki meme görünümü arasında farklılık bulunduğu belirtildiğine ve bu sorun nedeniyle davalı hekim tarafından ikinci bir operasyon yapılamak durumunda kalındığı da dikkate alındığında, davacıya yapılan meme estetiği ameliyatında kararlaştırılan sonuca ulaşılamadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca, davalı hekimin bu işlemi yapmadan önce davacıya muhtemel komplikasyonlar hakkında bilgi verip vermediği, risklerin anlatılıp anlatılmadığı, başka bir deyişle aydınlatılmış rıza alınıp alınmadığı konusunda inceleme yapılmamıştır.

Hal böyle olunca mahkemece, TBK.nun 475. maddesine göre değerlendirme yapılabilmesi için üniversitelerden seçilecek Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanlarından oluşturulacak olan bilirkişi heyetinden estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, amacına ulaşıp ulaşmadığı, ameliyat nedeniyle eserin ayıplı olup olmadığı, davalının iş sahibi davacıyı aydınlatma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirip getirmediği, davacının beklediği amaca uygun olarak işi teslim edip etmediği, hususlarında hüküm kurmaya elverişli, Yargıtay denetimine açık ayrıntılı rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık