Devlet Hastanesine Tazminat Davası Mahkeme Kararları

Devlet Hastanesine Tazminat Davası Mahkeme Kararları

09-08-2020
Devlet Hastanesine Tazminat Davası Mahkeme Kararları

Devlet Hastanesine Tazminat Davası

Tıp huku- Devlet Hastanesine tazminat davası mahkeme kararları bakımından bakılacak olursa açılacak dava tam yargı davası niteliğinde olacaktır. Nitekim idareye yani devletin kendisine açılacak tazminat davaları sadece idare mahkemesinde açılacak olup bu tür tazminat davaları 2577 sayılı kanun gereği tam yargı davası olarak adlandırılmaktadır. 

Devlet hastanesi tazminat davası açabilmek için ön koşul 2577 sayılı kanun gereği 1 yıl içinde tıbbi müdahaleyi yapan ve hatalı tıbbi müdahale, doktor hatası nedeniyle zarara yol açan hastaneye başvurmaktır. Her halükarda tıbbi müdahalenin üzerinden 5 yıl geçmemiş olması da kanun gereği şarttır. Bu sürelere ve idari merciye başvuru zorunluluğunun yerine getirilmesinden sonra devlet hastanesinin vereceği karar beklenir. Devlet hastanesi olumlu bir karar vermez ise olumsuz kararını vermesinin tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde devlet hastanesi tazminat davasının açılması şarttır. Yine devlet hastanesine yapılan başvuruya devlet hastanesi tarafından başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmez ise 60 gün sonra başlayacak 60 günlük dava açma süresi içerisinde devlet hastanesine tazminat davasının açılması gerekmektedir. Aksi bir durum ve bu sürelerin kaçırılması ne yazık ki süre aşımı nedeniyle devlet devlet hastanesi tazminat davasının reddine sebebiyet verecektir. Bu tür davalar uzmanlık gerektiren davalar olduğundan mütevellit hak kaybına uğramamak ya da zararı en aza indirgemek maksadıyla konunun uzmanı sağlık davalarına bakan avukatlardan yardım alınması tavsiye olunur. 

Devlet Hastanesi Tazminat Davası Zamanaşımı

Devlet hastanesine karşı açılan tazminat davası idari yargılama usulüne ilişkin bir dava türü olup tam yargı davası olarak adlandırılır. Devlet hastanesindeki hukuka aykırı tıbbi müdahale sonucunda zarar gören hasta zararı öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ilgili idareye yazılı olarak müracaat etmeli ve zararının giderilmesini istemelidir. İlgili idarenin red cevabına karşı ise bu red kararının ilgiliye tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılmalıdır. Ya da başvuru sonrası idare tarafından 60 gün içerisinde cevap verilmediği durumlarda talep zımnen reddedilmiş sayılacağından 60 günün bitiminden itibaren yeni bir 60 günlük dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açılabilecektir.

Devlet Hastanesi Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır

Devlet hastanesi tazminat davası idare mahkemesinin görevine giren bir dava türüdür. Nitekim idarenin yapısı içerisinde yer alan hekim tarafından hastaya verilen zararların tazmininde Anayasa gereği idarenin sorumluluğu bulunduğundan mütevellit davada görevli mahkeme idare mahkemesi olacaktır.

Devlet Hastanesi Tazminat Davası Nerede Açılır

Devlet hastanesi tazminat davası tam yargı davası olup bu tür davalar idari yargılama usulü kanunu 36. maddesine göre yetki tespiti yapılıp dava bu tespite göre açılır.

tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: 

  • Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,
  • Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, 
  • Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer.

    İdari mahkemesidir. 

Devlet Hastanesi Tazminat Davası Kime Karşı Açılır

Devlet hastanesi tazminat davasında davalı sağlık bakanlığı olacaktır. Sağlık bakanlığına karşı açılacak olan bu tam yargı davasından sonra davanın kazanılması ile davalı idare olan sağlık bakanlığı zararın rücuu için ilgililere dava açabilecektir.

Devlet Hastanesine Tazminat Davasında Tanık Dinlenir mi

Tam yargı davasında tanık dinlenmesi mümkün değildir. Ancak mahkeme devlet hastanesine karşı açılan tam yargı davasında hekimin kusurunun tespiti için adli tıpa bilirkişi olarak başvurmakta ve yapılan araştırma sonrasında kusur var ise tazminata hükmedebilmektedir. Her ne kadar tanık dinlenmese de devlet hastanesinde yapılacak idari tahkikatlarda kişilerin ifadelerine başvurulmakta ve sorumlular hakkında idari soruşturma açılabilmektedir. Bu bakımdan idari soruşturma raporunda olaya ilişkin olarak kişilerin tanıklıklarına ve ifadelerine başvurulabileceğinden bunların hepsi mahkeme tarafından celb edilip incelenebilecektir. 

Devlet Hastanesi Tazminat Davasında Duruşma Olur mu

Devetl hastanesi tazminat davası idari bir davadır ve görevli mahkeme yukarıda da izah ettiğimiz üzere idare mahkemesidir. İdare mahkemesinde duruşma yapılması tarafların isteğine tabidir ve taraflar talep etmediği takdirde duruşma yapılmaz. Hatta mahkeme tarafların talebi yoksa kendiliğinden duruşma yapamaz. Duruşma isteyen taraf bunu belirtmeli ve duruşma ücretini harcını da mahkemeye yatırmalıdır. Duruşma talep edildikten sonra mahkeme duruşma yapmak zorundadır. Tarafların talebi varsa mahkeme bunu reddemez. Talep varsa ve mahkeme duruşma yapmaz ise bozma nedenidir. Duruşmalarda zabıt katibi olmaz ve duruşmalar kayda geçirilmez duruşma tutanağı da düzenlenmez. Duruşma yapıldıktan sonra mahkeme kanuna göre 15 gün içinde kararını vermek zorundadır.

Devlet Hastanesine Tazminat Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu

Devlet hastanesi tazminat davasında kişiler davalarını kendileri de takip edebileceklerinden avukat tutmak ve davalarını profesyonel olarak takip ettirmek zorunda değillerdir. Ancak idari davalar ve özellikle tam yargı davalarından olan doktor hatası tazminat davası gereği bu gibi davalarda alanında uzman sağlık davası avukatlarından hukuki destek alınması tavsiye olunur.

Devlet Hastanesi Tazminat Davasında Avukata Nasıl Vekalet Verilir

Tam yargı davasında avukata vekaletname verilmesi noter vasıtası ile olmaktadır. Kişiler avukat ile anlaştıkları takdirde avukatın bilgilierini alıp noterde genel dava vekaletnamesi çıkartmalı ve bu vekaleti avukata teslim etmelidirler. Avukat bu vekaletname ile birlikte tüm dava sürecini yönetebilecek ve gerekli tüm işlemleri müvekkili adına yapabilecektir.

Devlet Hastanesinde Gerçekleşen Doğum Sırasında Hatalı Tıbbi Tedavi

T.C.
DANIŞTAY
15. DAİRE
E. 2013/4526
K. 2016/3551
T. 16.5.2016

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

İstemin Özeti : Isparta İdare Mahkemesi'nin 24/10/2011 tarih ve E:2008/547; K:2011/970 Sayılı kararının usul ve hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi :

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; davacılardan ...'nun 11/02/2007 tarihinde ... Devlet Hastanesinde gerçekleşen doğumu sırasında hatalı tıbbi tedavi uygulandığından bahisle çocukları ...'nun %98 oranında engelli olarak dünyaya gelmesi sebebiyle bebek, anne ve baba için uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen 270.000-TL maddi ve 90.000-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

Isparta İdare Mahkemesi'nce; aynı olayla ilgili olarak görülen Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin E.2007/525 Sayılı dosyasında yaptırılan inceleme sonucu sunulan rapor hükme esas alınarak, sunulan sağlık hizmetinin tıp kurallarına uygun işletildiği dolayısıyla davalının tazmin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davaya konu işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddi, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafça, anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdarenin eyleminden doğan zararlardan dolayı sorumlu tutulabilmesi, öteki sorumluluk halleri kadar hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun da bulunmasına bağlı olup, gerek öğretide gerekse yargı içtihatlarında hizmet kusuru; idarenin yapmakla yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin kuruluşunda, teşkilatın yapısında, personelde ya da işleyişinde gereken emir, direktif ve talimatların verilmemesi, gözetim ve denetiminin yapılmaması, hizmete yönelik araçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması, gereken tedbirlerin alınmaması, geç hareket edilmesi veya hiç faaliyette bulunulmaması sonucu oluşan bir takım aksaklık, aykırılık, bozukluk, özensizlik, eksiklik ve sakatlık olarak tanımlanmaktadır.

Anayasa'mızın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesi'ne göre; herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür. (AYM, E.2005/151 K.2008/37, K.T. 16/05/20163/1/2008; E.2010/58, K.2011/8, K.T. 16/05/20166/1/2011, B. No: 2012/752, 17/9/2013)

Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarındandır. Yaşam ve vücut bütünlüğü üzerindeki temel hak, devletlere pozitif ve negatif yükümlülük yükleyen haklardandır. (AYM, E.2007/78, K.2010/120, K.T. 16/05/201630/12/2010)

Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında devletin, kişinin yaşama ve maddi ve manevi varlığını koruma konusunda negatif ve pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Devlet yetki alanındaki kişilerin bu haklarını kasıtlı ve hukuka aykırı olarak ihlal etmeme ve hangi kaynaktan gelirse gelsin doğabilecek risklere karşı da kişiyi koruma yükümlülüğü altındadır.

Dava dosyası ve Dairemizin E:2013/4543 Sayılı dosyasındaki bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde;

1-) Davacılardan ... 11/02/2007 tarihinde saat 02.00 sularında (cumartesiyi pazara bağlayan gece) "gebelik sancısı" ile davalı idare bünyesinde faaliyet gösteren ... Devlet Hastanesi acil servisine başvurmuştur.

2-)Hastanın vajinal muayenesinde; servikal açıklığın 3 cm, servikal silinmenin(yumuşamanın) %70, baş seviyesinin -3, poş(+), ÇKS(Çocuk kalp sesi)'nin 132/dk, baş geliş olduğu tespiti üzerine hastanın doktor ... adına ebe ... tarafından yapılmıştır.

3-) Gelişen süreçte, hastanın NST(Nonstres test) sancı takibi yapılmış, hastaya lavman uygulanarak hasta spontan takibe bırakılmış, saat 05.15 ve 06.45'te hastanın vajinal muayenesi ve ÇKS takibi yapılmış, saat 07.40'ta ise vajinal muayene yapılmış ve NST çekilmiştir.

4-) Hasta saat 08.35'te nöbeti devralan ebe ...'a devredilmiştir.

5-) Saat 10.00'da servikal açıklık 6 cm, servikal silinme %90, baş seviyesi -2, poş(-), amniyon sıvısı berrak, ÇKS 138, NST çekildiği, indüksiyon + 2 amp molit uygulandığı, saat 10.30'da açıklığın ve silinmenin tam olduğu, ÇKS'nin ise 110/dk olması üzerine Anestezi Teknisyeni ..., Doktor ...(Pratisyen Hekim) ve Doktor ...(Üroloji Uzmanı)'ın çağrıldığı, saat 10.40'ta ÇKS'nin 100/dk, saat 10.50'de 80/dk olduğu, saat 11.00'da canlı 3200 gram ağırlığında bebeğin epizyotomili olarak doğurtulduğu ve doktor ...'a bilgi verildiği anlaşılmaktadır.

6-) Bebeğin doğum sonrası ilk muayenesinde; renginin beyaz, solunumunun olmaması, siyonize ve kalp atımlarının zayıf olması üzerine bebek entübe edilmiş, aspirasyon uygulanmış ve spontan solunumun geri gelmesi üzerine bebek, sağlık personeli eşliğinde ambulansla küvez ortamı mevcut olan Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yenidoğan servisine nakledilmiştir.

7-) Bebeğin durumu kayıtlara %98 oranında engelli olarak geçse de bebek hayatını 10/04/2009 tarihinde kaybetmiştir.

8-) Davacı taraf ... Devlet Hastanesi'nin doğumda bulunan ve bulunması gereken ilgili personeli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğu gibi aynı personel hakkında 'na şikayette bulunmuştur.

9-) Şikaketle ilgili olarak hazırlanan ve Isparta Valiliği'ne(Sağlık Müdürlüğü) sunulan ön inceleme raporu özetle; hekim ve ebelere kusur atfeder niteliktedir.

...

2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1.maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumunun kurulduğu, Kanunun 2.maddesinde, Kurumun, mahkemeler ile hâkimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen Adli Tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu belirtildikten sonra Adli Tıp Genel Kurulunun görevlerini düzenleyen 15. maddesinde ise, Adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hakimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibariyle kanaat verici nitelikte bulunmayan ve sebebi de belirtilmek suretiyle gönderilen işleri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımı ile inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı kuralına yer verilmiştir.

Durum böyle olunca; yukarda yer verilen açıklamalar, taraf iddiaları da değerlendirilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan açıklamalı ve gerekçeli yeni bir rapor alınarak (sorulara yeterli düzeyde yanıt verilmemiş olması halinde yargılamanın gereksiz yere uzayacağı ve adil yargılanma hakkını ihlal edici boyut kazanabileceği hususu dikkate alınmalıdır) olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı yeniden irdelenmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacı tarafın temyiz isteminin kabulüyle Isparta İdare Mahkemesi'nin 24/10/2011 tarih ve E:2008/547; K:2011/970 Sayılı kararının BOZULMASINA...

Devlet Hastanesi Hizmet Kusuru Davası

T.C.
DANIŞTAY
15. DAİRE
E. 2015/455
K. 2016/601
T. 4.2.2016

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

İstemin Özeti : Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 3.4.2014 tarih ve E:2013/3954, K:2014/2443 Sayılı kararının, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Düşüncesi :Mahkeme tarafından, bebekte meydana gelen yanık olgusunun, yenidoğan bebekte gelişen dolaşım sorunun giderilmesi için uygulanan ısı tedavisinin komplikasyonu olarak değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; uygulanacak olan ısı tedavisi konusunda gereken dikkat ve özenin gösterilmemesi durumunda, bebekte yanık olgusunun meydana gelebileceği öngörülebilir bir durum olduğundan ve bu yolda idarece başlatılan inceleme kapsamında hazırlanan mütalaada belirleme bulunduğundan, davalı idare personelinin bunu öngörerek gereken ısı kontrolünü yapması gerekmekte iken özensiz ve dikkatsiz davranması neticesinde gelişen anomalide hizmet kusuru bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, davacı tarafın karar düzeltme isteminin kabulüyle, dairemizin onama yönündeki kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip dosyadaki belgeler incelendikten sonra Dairemizin 3.4.2014 tarih ve E:2013/3954, K:2014/2443 Sayılı kararı kaldırılarak davacı tarafın temyiz talebi hakkında gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; davacılar tarafından, A.... Eğitim Araştırma Hastanesinde 10.3.2006 günü doğan ...'un doğum sonrası radian ısıtıcı kullanılarak yapılan uygulamada fazla ısı verilmesi sebebiyle vücudunda yanıkların oluşması sonucu sol dizini kullanamaz hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık gelmek üzere baba 'a 40.000-TL maddi, 30.000-TL manevi, anne 'a 30.000-TL manevi ve ...'a 450.000-TL maddi ve 50.000-TL manevi tazminat olmak üzere 600.000-TL tazminatın 10.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesi'nce; dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapor esas alınarak, çocukta gelişen hastalık tablosunun enfeksiyonlar, toksit epidermel nekrolizis gibi değişik sebeplerle oluşabileceği, ..... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İdare Mahkemesi kararı Dairemizin 3.4.2014 tarih ve E:2013/3954, K:2014/2443 Sayılı kararı ile onanmıştır.

Davacı taraf, Dairemiz kararının kaldırılarak usul ve hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği İdare Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmektedir.

Dosyadaki Bilgi ve Belgeler İncelendiğinde;...

Konsültasyon;

Hastanın tanı, tedavi ve takibi için sorumlu hekimin gerekli gördüğünde diğer uzmanlık dalları ile görüş alışverişinde bulunmasıdır.

Yine Türk Tabipler Birliği'nin 2.1.2009 tarihli Bildirgesi'nde, Konsültasyon ile ilgili yapılan açıklama şöyledir: Bilimsel bilginin gelişmesine paralel olarak günümüzde uzmanlık alanlarının sayısı giderek artmaktadır. Bu sebeple bir vakaya bütüncül yaklaşabilmek için, birden fazla tıp alanının birlikte çalışması kaçınılmaz olmuştur. İsabetli bir tanı ve tedavi amacıyla günümüzde her uzmanlık alanındaki hekim, mesleğini uygularken diğer alanların bilgi ve teknik desteğine de gereksinim duymaktadır. Hekimin hasta merkezde olmak üzere, farklı bir alanda çalışan hekimlerden bilimsel ve teknik açıdan aldığı yardım ya da danışmanlık, konsültasyon ya da danışım olarak adlandırılmaktadır.

Bu Bağlamda Uyuşmazlığın Çözümünde Eksikliği Tespit Edilen Hususlar Şöyledir;

...

2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1.maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumunun kurulduğu, Kanunun 2.maddesinde, Kurumun, mahkemeler ile hâkimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen Adli Tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu belirtildikten sonra Adli Tıp Genel Kurulunun görevlerini düzenleyen 15. maddesinde ise, Adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibariyle kanaat verici nitelikte bulunmayan ve sebebi de belirtilmek suretiyle gönderilen işleri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımı ile inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı kuralına yer verilmiştir.

Durum böyle olunca; yukarda yer verilen açıklamalar, taraf iddiaları ile bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki hususlar değerlendirilmek surutiyle Adli Tıp Genel Kurulu'ndan açıklamalı ve gerekçeli yeni bir rapor alınarak olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı yeniden irdelenmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ve 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüyle Ankara 11. İdare Mahkemesi'nin 31.12.2008 tarih ve E:2006/1981; K:2008/2601 Sayılı kararının BOZULMASINA...

Hastane Mikrobu Devlet Hastanesi Hizmet Kusuru

T.C.
DANIŞTAY
15. DAİRE
E. 2015/6119
K. 2015/5733
T. 8.10.2015

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

İstemin Özeti :Dairemizin 31.10.2014 tarih ve E:2013/8456, K:2014/7645 Sayılı kararının, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti :Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Düşüncesi : Karar düzeltme isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce, karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar Dairemizin 31.10.2014 tarih ve E:2013/8456, K:2014/7645 Sayılı kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görüldüğünden, karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin anılan kararı kaldırılarak temyiz istemi yeniden incelenmek suretiyle işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, davacıların yakını ...'in ...Hastanesinde gördüğü tedavi sırasında hastane mikrobu alması neticesinde hayatını kaybetmesi sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılmıştır.

İzmir 2. İdare Mahkemesi'nce; olayla ilgili Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilirkişi raporu dikkate alınarak, sunulan sağlık hizmetinde kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacılar tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

Hatalı Tıbbi Uygulama (Malpraktis);

Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları'nın 13. maddesinde, tıbbi hata tanımlanmaktadır. Tıp biliminin standartlarına ve tecrübelere göre gerekli olan özenin bulunmadığı ve bu sebeple de olaya uygun gözükmeyen her türlü hekim müdahalesi uygulama hatası (malpraktis) olarak anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, hastanın tanı ve tedavisi sırasında standart uygulamanın yapılmaması, bilgi ve beceri eksikliği, hastaya uygun tedavi uygulanmaması; tıbbi hata olarak tanımlanabilir. Bu noktada hatalı tıbbi uygulama sonucu doğacak sorumluluk " kusura dayalı genel sorumluluk"tur. Hekimin hukuksal sorumluluğu bakımından ölçü; tecrübeli bir uzman hekim standardıdır. Hekim, objektif olarak olayların normal gelişimine ve subjektif olarak da kendi kişisel tecrübesine, kişisel yeteneğine, bireysel mesleki bilgisine, eğitiminin nitelik ve derecesine göre, hastanın sağlığında bir zarar gelmesini önceden görebilecek durumda olmalıdır. Bu halde karşımıza özen yükümlülüğü çıkmaktadır. Hekimin özen yükümlülüğünün ihlali, üç alanda yoğunlaşmaktadır; birincisi, hastanın tedavisinde yani teşhis, endikasyon, tıbbi tedbirin seçimi, bu tedbirin uygulanması, tedavi yahut cerrahi girişim sonrası bakım alanındadır. İkincisi, hastanın aydınlatılması ve anamnez alınmasıdır. Üçüncüsü, klinik organizasyonu alanında (personelin niteliği, yeterli sayıda personel bulundurulması, hekimlerin birbiriyle işbirliği (Konsültasyon)dir. Bu üç alandaki kusuru, sırasıyla uygulama kusuru(tedavide hata), aydınlatma kusuru ve organizasyon kusuru olarak değerlendirmek mümkündür. Bu üç kusura "Tıbbi Uygulama Hatası" (Malpraktis) adı verilmektedir.

Bu noktada tıbbi standart kavramına açıklık getirilmelidir. Tıbbi standart kavramı ile, tıp ilminin genel olarak tanınıp kabul edilmiş meslek kuralları kastedilmektedir. Tıbbi standart ihlali değişik şekillerde gerçekleşebilir; teşhis, tedavi (endikasyon eksikliği, yanlış tedavi yönteminin seçimi) ve müdahale sonrası bakım yönetimi bunlardan bazılarıdır.

Komplikasyon;

Komplikasyon ise, tıbbi girişim sırasında öngörülmeyen, öngörülse bile önlenemeyen durum, istenmeyen sonuçtur; ancak bunun bilgi ve beceri eksikliği sonucu olmaması gerekir. Bu tanıma göre, hekimin tıbben kabul ettiği normal risk ve sapmalar çerçevesinde davranarak gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen ortaya çıkan istenmeyen sonuçlardan yasal olarak sorumlu olmayacağı belirtilmektedir. Hasta tıbbi uygulama sırasında ve sonrasında kusur olmadan da oluşabilecek istenmeyen sonuçları, komplikasyonları bilirse ve uygulamaya onay verirse tıbbi müdahale hukuka uygun olur. Hastada oluşan zararlı sonuç öngörülemiyor ve önlenemiyorsa veya öngörülebilse bile (hastanın yeterince aydınlatılmış, onayı alınmış olması ve uygulamada kusur olmaması şartı ile) önlenemiyorsa bu durumun komplikasyon olarak kabulü gerekmektedir. Yine bu noktada, tıbbi standartlardan sapılmaması, mesleki tecrübe kurallarına riayet edilmiş olması gereklidir. Yine meydana gelen komplikasyon sonrası süreçte de uygulanan teşhis ve tedavinin de tıp kurallarına uygun olması gerekmektedir. Bu noktada komplikasyon sonrası yönetim süreci de hizmet kusurunun varlığını tespit etme adına önem arzetmektedir.

Dava konusu olayda, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda en gelişmiş ülkelerde bile tüm önlemlere rağmen, yüksek ölüm riski bulunan bu enfeksiyonun görülebildiği, hastanede bulunulan süre içinde bu enfeksiyona maruz kalınabileceği, tanının konulmasıyla birlikte gerekli tedavinin hastaya zamanında yapıldığı, dolayısıyla hastane personeli ve hekimlere atfı kabil kusurun bulunmadığı belirtilmiş ise de yukarda açıklamasına yer verilen "tıbbi uygulama hatası-komplikasyon" ayrımına dair açıklamalar dikkate alındığında; oluşan durumun, hizmet kusuru kavramının niteliği dikkate alındığında komplikasyondan öte, davalı idareye ait hastanede hijyen şartları açısından gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucu doğduğu anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda, idare tarafından sunulan sağlık hizmetinin kusurlu işletildiği anlaşıldığından davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kabulüyle İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin 25.12.2012 tarih ve E:2009/598; K:2012/2289 Sayılı kararının BOZULMASINA...

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/1190
Karar No : 2019/3420


TEMYİZ EDEN (DAVALI) :
VEKİLİ :
KARŞI TARAF (DAVACI) :
VEKİLİ :

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının, davanın kabulüne ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının hamile iken ağrı şikayetiyle başvurduğu davalı idare bünyesindeki hastanelerde geç ve yetersiz müdahale yapılması sonucunda bebeğini kaybetmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek 150.000,00.-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve... sayılı kararı ile, "dosyadaki bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, davacının hamile iken davalı idare bünyesindeki hastanelerde yapılan tetkik-tedavi sürecinde ve bunun sonucunda çocuğunu kaybetmesi olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının manevi tazminat talebinin, idare hukuku ilkeleri çerçevesinde idarece tazminine olanak bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve ...sayılı kararıyla; dosya içeriğinde yer alan bilimsel raporlarda, meydana gelen ölüm olayı ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında hizmet kusurunun varlığı açısından uygun illiyet bağı kurulamamış ise de; davacının ... Devlet Hastanesinde anestezi ve çocuk doktoru olmadığından ... Devlet Hastanesine sevk edildiği, doktor yokluğu nedeniyle sevkedilen hastaya anılan hastanede de ilk müdahalenin doktorlarca yapılması gerekirken ebeler tarafından yapıldığı ve doğumun ebeler tarafından gerçekleştirildiği, işitme özürlü olan davacının annesinin doğum esnasında ebeler tarafından doğumhaneden çıkarıldığı bu nedenle davacı ile ebelerin doğum boyunca iletişim kuramadıkları, bu olayın doğumu davacı açısından daha sıkıntılı ve acılı hale getirdiği, anestezi uzmanı doktorun davacıya doğumdan sonra müdahalede bulunduğunun görüldüğü, davalı idarenin sağlık hizmetindeki hassasiyeti göz önüne alarak teşkilatını kurması, donanım ve personel açısından yeterli düzeye getirmesi gerekmekte olduğundan, ... Devlet Hastanesinde çocuk doktoru ve anestezi uzmanı olmadığından davacının ... Devlet Hastanesine sevk edildiği, anılan hastanede davacının özel durumu dikkate alınmaksızın doktora haber verilmeden doğumun ebelere gerçekleştirildiği ve işitme özürlü davacı ile iletişim kurmada problem yaşandığı, iletişim kurmada yardımcı olabilecek annesinin dışarı çıkarıldığı, sağlıklı bir doğum ortamının idarece bu haliyle oluşturulamadığından bu süreçte davacının çocuğunun hayatını kaybetmesi nedeni ile idari hizmetin bu yönüyle hatalı işlediği ve kamu hizmetinin gereği gibi eksiksiz olarak sunulmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 30.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvurulduğu 06/01/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat talebi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu Mahkeme kararının davanın kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından temyize konu Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının davanın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğinin ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın, ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 30/04/2019 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

 

 

Devlet Hastanesinde Yapılan Ameliyat Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmini

T.C.
DANIŞTAY
15. DAİRE
E. 2013/4509
K. 2015/1398
T. 11.3.2015

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

(Sağlık Hizmetlerinden Doğan Tam Yargı Davası/Bilirkişi Raporunun Yetersiz Olduğu - Davacının Erken Taburcu Edilip Edilmediğinin Araştırılacağı/Günümüzde Uzmanlık Alanlarının Artması Nedeniyle Konsültasyon Yapılacağı/Hatalı Ameliyat)
(Hazırlanan Raporda Hastanın Ameliyattan Öncede Aynı Yönde Şikayetleri Olduğu İfade Edilmiş İse de İdrar Tutamama ve Alt Ekstremite Problemi Var Olduğu Düşünülen Hasta İçin Üroloji ve Çocuk Cerrahi Konsültasyonunun Gerekip Gerekmediği Mahkeme Tarafından Değerlendirileceği)
(Davacının Şikayetlerinin Geçmediği/Hastanın Ameliyat Notları Raporlar ve Klinik Tablosu Değerlendirildiğinde Hastanın Vaktinden Önce Taburcu Edilip Edilmediği ve Taburcu Edilmesinde İhmal Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Gerektiği)
(Hastada Oluştuğu Belirtilen İdrar Kaçırma Problemine Ameliyatla Sebebiyet Verilip Verilmediğinin Araştırılacağı - Ameliyattaki Uygulamaların Tıbbi Standartlarla Bağdaşıp Bağdaşmadığının Hastanın Yaşı/Öyküsü ve Muayene Bulgularına Göre İrdelenmesi Gereği)
(DÜTF / Radyoloji Bölümünde Çekilen Lomber Spinal MRI Tıbbi Açıdan Yeterli Olup Olmadığının Araştırılacağı)
(İdare Mahkemesince Esas İtibariyle Adalet İşlerinde Bilirkişilik Görevi Yapmak Üzere Kurulan Adli Tıp Genel Kurulu Nezdinde Davacılar Yakının Tedavisinin Tıbbi Kurallara Uygun Olarak Yapılıp Yapılmadığını İrdeleyecek Şekilde Bir İnceleme Yaptırılması Gereği/Hizmet Kusuru)
(Ortopediye Götürülmesi Gereken Hastanın Götürülmediğinin Sonradan Anlaşıldığı - Hastanın Ortopedi Servisine Sevkinde İhmal Var İse Bu Sorumluluğun Kimde Olduğu/Bu Durumun Bir Organizasyon Eksikliği Olup Olmadığı ve Bu Hususun Tedavide Aksamaya Yol Açıp Açmadığının Araştırılması Gereği)

Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları/m.13

ÖZET : Dava, hastanede görülen tedavi sonrası bir takım vücut fonksiyonların zarar görmesi nedeniyle davalı idarenin sunduğu sağlık hizmetini kusurlu işlettiğinden bahisle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacının şikayetleri üzerine doktor tarafından " Spinal Kord'un Serbestleştirilmesi " yapılmak üzere öpere edildiği ve ameliyat sonrası gözlemlerin ardından taburcu edildiği ancak davacının şikayetlerinin geçmediği hastanın ameliyat notları, epikriz raporları ve klinik tablosu bir arada değerlendirildiğinde, vaktinden önce taburcu edilip edilmediği, taburcu edilmesinde ihmal bulunup bulunmadığı, hastada oluştuğu belirtilen idrar kaçırma problemine ameliyatla sebebiyet verilip verilmediği, ameliyattaki uygulamaların tıbbi standartlarla bağdaşıp bağdaşmadığı hastanın yaşı, öyküsü ve laboratuar, röntgen, gözlem ve muayene bulguları bir arada değerlendirilerek doyurucu şekilde irdelenmelidir.Ayrıca, hastada ameliyat sonrası bir takım komplikasonlar oluşmuştur ve oluşan bu durum bir komplikasyon olarak ifade edilmiş olsa da aslolan olası komplikasyonların önüne geçme adına ameliyatın tıbbi standartlara uygun yapılıp yapılmadığının incelenmesidir.Durum böyle olunca komplikasyon - kusur ayrımı noktasında hastada meydana gelen fonksiyon bozukluğuna hastanın öpere edilmesi esnasında sebebiyet verilip verilmediği, bu noktada eksik ya da yanlış bir uygulama olup olmadığı, yahut hekimin bilgisizlik veya tecrübesizlik ile bu duruma neden olup olmayacağı tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek yeniden irdelenmelidir. Yine ameliyatı gerçekleştiren doktor tarafından talep edilen ve ortopedi uzmanı hekim tarafından yerine getirilen konsültasyon istemine ilişkin belge incelendiğinde; " ...tedavisi bitince ortopediye şevki uygundur. " notunun düşüldüğü anlaşılmaktadır. Davacı tarafça hastalarının ortopediye sevk edilmediği ileri sürülmektedir. Ameliyatı gerçekleştiren doktor ise verdiği ifadede bu hususu şöyle açıklamıştır; ..." Beyin cerrahi girişiminden sonra ortopediye götürülmesi gereken hastanın götürülmediği sonradan anlaşılmıştır. " denilmektedir. Bu durumda hastanın ortopedi servisine şevkinde ihmal var ise bu sorumluluğun kimde olduğu, söz konusu durumun bir organizasyon eksikliği olup olmadığı ve bu hususun tedavide aksamaya yol açıp açmadığı araştırılmalıdır.

Dava konusu olayla ilgili başlatılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda özetle; "... Ameliyat sonrası oluştuğu ileri sürülen problemlerin ameliyat öncesi de var olduğu, ameliyat sonrası belirgin değişiklik göstermediği kanaati hasıl olmuştur. " denilmektedir. Bu durumun doğru olduğu kabul edildiğinde " konsültasyon" kavramının idrar tutamama ve alt ekstremite problemi var olduğu düşünülen bir hasta için üroloji ve çocuk cerrahi konsültasyonunun gerekip gerekmediği, gerekli ise yapılmamasının teşhis ve tedavide eksiklik oluşturup oluşturmadığı irdelenmemiştir.İdare Mahkemesince, esas itibariyle adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere kurulan Adli Tıp Genel Kurulu nezdinde, davacılar yakının tedavisinin tıbbi kurallara uygun olarak yapılıp yapılmadığını irdeleyecek şekilde bir inceleme yaptırılması, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının yeniden belirlenmesi gerekir.

İstemin Özeti : Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nin 31/05/2012 tarih ve E:2006/1892; K:2012/1062 sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Bilirkişi raporunun uyuşmazlığın çözümünde yeterli olmaması nedeniyle, eksik incelemeye dayalı olarak verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce Tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, davacılardan ... 'ın Diyarbakır Devlet Hastanesi'nde gördüğü tedavi sonrası vücudunun alt ekstremte fonksiyonların zarar görmesi olayında davalı idarenin sunduğu sağlık hizmetini kusurlu işlettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık toplam 300.000-TL maddi ve 130.000-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

Yukarıda yer verilen açıklama ve tespit edilen hususlar bağlamında düzenlenecek yeni raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şeklide açık, anlaşılır ve doyurucu nitelikte ve hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmemektedir.

2569 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 1. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı olarak kurulduğu; Yasanın 2. maddesinde, Kurumun mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen Adli Tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla; İdare Mahkemesince, esas itibariyle adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere kurulan Adli Tıp Genel Kurulu nezdinde, davacılar yakının tedavisinin tıbbi kurallara uygun olarak yapılıp yapılmadığını irdeleyecek şekilde bir inceleme yaptırılması, bunun sonucunda olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının yeniden belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacı tarafın temyiz isteminin kabulü ile Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nin 31/05/2012 tarih ve E:2006/1892; K2012/1062 sayılı kararının bozulmasına...

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Yasal Sebepleri Nelerdir?

Hekimin hastaya gerçekleştirmiş olduğu tıbbi müdah...

Devamı
Kürtaj Yasal mı
Kürtaj Yasal mı

Kürtaj, bebek aldırma ya da gebeliğe son verme ana...

Devamı
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?
Tıbbi Malpraktisin Ortaya Çıkış Şekilleri Nelerdir?

Tıbbi malpraktisin ortaya çıkış şekilleri kasten v...

Devamı
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?
Hukuka Uygun Tıbbi Müdahalenin Şartları Nelerdir?

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluk şartları arası...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık