Tazminat Davasında Ne Kadar Para Alınır

Tazminat Davasında Ne Kadar Para Alınır

30-08-2020
Tazminat Davasında Ne Kadar Para Alınır

Tazminat Davasında Ne Kadar Para Alınır

Tazminat davasında ne kadar para alınır sorusunun cevabı aslında hukukumuzun temel prensipleri içerisinde gizlidir. Öncelikle belirtmek gerekir ki tazminat davaları çok çeşitlilik göstermektedir. Örneğin hakaret tazminat, doktor hatası tazminat, suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat, yaralama suçunda maddi manevi tazminat, haksız tutukluluk tazminatı, boşanmada maddi tazminat, boşanmada manevi tazminat, idare hukukunda tazminat davaları, sosyal medya hakaret, özel hastane doktor hatası tazminat davası gibidir. 

Ancak yukarıda saymış olduğumuz tazminat davası türlerinde genel hukuk prensibi olarak Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 

Bu ispat kuralı Hukuk Muhakemeleri Kanunundan temelini bulmaktadır. Nitekim iddia edilen vakıaya bağlanana hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafta ispat yükü bulunmakta olup zarar miktarı davacının ispat yükündedir.

Tazminat Davasında Maddi Tazminat Miktarı

Unutulmamalıdır ki zarar miktarı her somut olaya göre değişkenlik göstereceğinden miktarın sabit olması da beklenemeyecektir. Örneğin doktor hatası tazminat miktarının belirlenmesinde kişinin bu hata sebebiyle harcamış olduğu maddi unsurların hepsi maddi zarar içine girebilmektedir. Kişi uğramış olduğu doktor hatası nedeniyle işine gidememiş, tekrar tıbbi müdahale gerektiren bir durum ortaya çıkmış ise bunun masraflarını karşılamış, hata sebebiyle ilave yol parası vermiş, tedavi giderleri ödemiş, sigortası kesilmiş ve sair maddi zararlar ile karşılaşmış olabilir. İşte bu sayılan kalem ve benzerleri nedeniyle kişinin maddi zarar miktarı ortaya çıkmış olacaktır ki tazmin gerektiren tutarı da bu miktarlar gösterecektir. Hukukumuzda tazminat zarar miktarını aşamayacağından zarar ne ise tazminat da ona göre belirlenecektir. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. 

Tazminat Davasında Manevi Tazminat Miktarı

Manevi tazminat ise kişinin yaşadığı zarar verici eylem veya olay nedeniyle acı elem keder duyması, yaşam sevincini kaybetmesi anlamına geleceğinden manevi tazminat kalemi de somut olayın özelliğine göre değişkenlik gösterecektir. Örneğin yaralama suçunun mağduru olan kişi (basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek bir yaralama suçu olduğunu düşünelim) bu eylem nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğradığı gibi acı elem duymuş, canı yanmış, tedavi süreci içerisinde ağrıları olmuş olabilir. İşte bu durumda bu zararın daha doğru ifade ile manevi zararın giderilmesi gerekecektir ki bu da manevi tazminat davası ile olacaktır. Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. 

Önemli bir açıklama yapmak gerekirse; hakim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Görüleceği üzere hakim miktarı durumun gereğini ve özellikle KUSURUN AĞIRLIĞINA göre belirleyecektir. 

Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. 

Detaylı bilgi için tazminat davası nasıl açılır başlıklı makalemizi okumanızı tavsiye ederiz. 

Tazminat Davasında Ne Kadar Para Alınır Yargıtay Kararları

İş Kazası Davası Tazminat Miktarı

Yargıtay
21. Hukuk Dairesi  
200720150 E.  
2008/1542 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"

Mahkemesi:  İzmir 4.İş Mahkemesi
Tarih            :  23.07.2007
No                :  445-393

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 39.229.10 YTL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan T. T. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan T.T.San. Tic.Ltd.Şti. vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.02.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan T.T. San.Tic.Ltd.Şti.vekili Av.R.K.ile davacı asil F. B. ve Vekili Av.M.K.geldiler. Diğer davalı kurum adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatlar ile asilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı T.T. San. Tic. Ltd. Şti.’nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sağ ayağının kırılması nedeniyle  %15,20 oranında meslekte kazanma gücünü kaybeden sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı işverenlik tarafından temyiz edilmiştir.   

Dava, sigortalının, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Kusurun aidiyeti ve oranı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarının, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez.

Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.

Somut olayda 25.04.2007 tarihli asıl ve 17.07.2007 tarihli ek hesap bilirkişi raporlarında davacının asgari ücretin 1,24 kat fazla ücret aldığı açıklandığı halde, asgari ücretin 4 katı civarında bir ücret aldığı kabul edilerek hesap yapıldığı görülmektedir. Davacının 12.08.1998 tarihli gelir bağlama kararındaki ortalama ücreti olay tarihindeki asgari ücretin 2,49 katı civarındadır. Her ne kadar asgari ücretin 4 katı esasa alınarak bulunan ücretler kesinleşen rücu davasındaki tavan hesabına esas 26.06.2001 tarihli rapordaki ücretlerle uyumlu gibi gözükse de anılan raporda da davacının asgari ücretin 2,49 katı ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı açıklandığı halde, hesaplamanın 4 kat üzerinden yapılması karşısında hesaba esas alındığı açıklanan ücretle, hesaplama sırasında uygulanan ücret arasında uyumsuzluk olduğu ortadadır.

Öte yandan 05.05.1963 doğumlu davacının aktif devre hesabının 60 yaşını bitirdiği 05.05.2022 tarihine kadar yapılması gerekirken 31.12.2025 tarihine kadar yapılması keza pasif devre hesabının ise PMF tablosuna göre bakiye ömrünün sonu olan 18.01.2031 tarihine kadar yapılması gerekirken, 31.12.2033 tarihine kadar yapılmak suretiyle maddi tazminatın fazla çıkarıldığı da açıktır. Hal böyle olunca da maddi tazminatın hesabına esas ücretin nasıl bulunduğu belli olmayan, aktif ve pasif devrelerin uzun tutulduğu giderek Yargıtay denetimine elverişsiz hesap raporunun maddi tazminatın belirlenmesine esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı T.T.San. Tic. Ltd. Şti.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan T.T. San.Tic.Ltd.Şti. yararına takdir edilen 550.00 YTL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılardan Temel Taş'a iadesine,   05.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay
21. Hukuk Dairesi    
2020/1148 E. 
2020/2687 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA

K A R A R
A) Davacılar İstemi;
Davacılar vekili dava ve ıslah dilekçesi ile toplamda eş için 128.118,48 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk için 38.355,05TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

B) Davalı Cevabı;
Davalı taraflar davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:Davacılar murisinin 28/12/2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporunda dava dışı araç şoförü ...’ın %40 oranında, davalı ... İnşaat A.Ş’nin %30 oranında, dava dışı ...’ın %30 oranında kusurlu, davalı ... Enerji A.Ş’nin kusursuz sorumlu, kazalı müteveffanın ise kusursuz olduğunun bildirildiği, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 17/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda, tarafların kusur oranı, kurum tarafından yapılan ödemeler ve dosya kapsamı nazara alınarak davacı eşin 128.118,48 TL, davacı çocuğun 38.355,05 TL maddi zararının olduğunun tespit edilerek mahkemece bu tutarlara hükmedildiği, takdiren davacı eş için 50.000,00 TL, davacı çocuk için 35.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.

D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İş kazası tarihi, iş kazasının gerçekleşme biçimi, iş kazasının meydana gelmesinde davacılar murisinin kusursuz olması, davacıların sosyal ve ekonomik durumu, davacıların bu ölüm olayı nedeniyle çektiği ve çekeceği üzüntü, ülkenin ekenomik koşulları, davalı işverenin mali durumu, paranın satın alma gücü, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları gözönünde tutularak, mahkemece manevi tazminat miktarının az takdir edildiği anlaşılmakla manevi tazminatın eş için 80.000,00 TL, çocuk için ise 50.000,00 TL olarak hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmış, ayrıca sigorta poliçesindeki teminat miktarının %25’i oranında manevi tazminatında poliçe kapsamında kaldığından davalı ... şirketinin manevi tazminattan sorumlu tutulması gerekirken bu yönden davanın reddinin hatalı bulunduğunu, sonuç olarak davalıların istinaf isteminin esastan reddine, davacının istinaf isteminin ise esastan kabulüne karar verilmiştir.

E) Temyiz Nedenleri:
Davalılar ... ve ... Enerji vekili temyiz dilekçesinde özetle: Hesaplamının müteveffanın gerçek çıplak ücreti yerine fazla çalışma ve hafta tatili çalışma ücreti eklenmiş ücreti üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, ilk alınan bilirkişi raporuna göre davacılara aracın zorunlu trafik sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemeler dikkate alındığında karşılanmamış zararı bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığını, manevi tazminat miktarlarının fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta vekili temyiz dilekçesinde özetle; aynı kazada 8 kişi vefat ettiğinden öncelikli olarak garameten taksim hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, kaza sebebiyle kendilerince ve ... Sigorta A.Ş. tarafından kazazedelerin destek görenlerinin bir kısmına belli başlı ödemeler yapıldığını, müvekkil şirketin konu poliçeden kaynaklı azami sorumluluğunu belirleyen teminat limiti kaza başı 1.000.000 USD ile sınırlı olduğunun gözetilip, yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiye teminatın belirlenmesi ve garameten paylaştırma yapılmasını,kazazedenin dava dışı destek görenlerinin paylarının ayrılmadığını, tarafların kusur durumlarındaki çelişkinin giderilmediğini, manevi tazminatın fazla olduğunu ve tazminat miktarlarından sigorta şirketi olarak kaza tarihinden itibaren sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;

Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenler ile temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalılar ... ve ... Enerji A.Ş.‘nin tüm, davalı ...Ş. nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi ile defin gideri istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemesince, maddi tazminat isteminin kabulü, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile, davacı eş ...için 128.118,48 TL maddi, takdiren 80.000,00 TL. manevi, çocuk ... için ise 38.355,05 TL maddi, takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın 28/12/2013 olay tarihinden itibaren davalılardan yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine (sigorta şirketi poliçe kapsamıyla sorumlu olmak üzere) karar verilmiştir. Temyizin kapsam ve nedenleri dikkate alındığında, maddi tazminatın belirlenmesine ve manevi tazminat miktarının takdirine ilişkin karar isabetlidir. Ancak davalı ... açısından hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin başlangıcında hataya düşülmüştür. Sigortacının temerrüde düştüğü hallerde faiz başlangıç günü temerrüt tarihi olup, hak sahiplerinin sigortacıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürdüğü kanıtlanamaz ise sigortacının faiz yükümlülüğü dava tarihinden başlar. Hal böyle olunca hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin dava tarihi yerine, hükümdeki gibi dava tarihinden öncesine götürülmesi usule ve yasaya aykırı olup bu durum bozma nedenidir.Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.SONUÇ : Yukarıda yapılan açıklama gereğince:
Hükmün B. fıkrasının 1. bendinin çıkartılarak yerine:

“ 1-Davanın Kısmen Kabulüne,
a.Davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulu ile ; 17/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda hesaplaması yapılan B bölümündeki davacı ... yönünden 128.118,48 TL davacı NESRİN ERDOĞAN yönünden 38.355,05 TL maddi tazminatın (Davalı ...Ş.'nin poliçe limiti ile sorumlu olmak ve faiz 29/02/2016 dava tarihinden başlatılmak üzere) 28/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

b.Davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulu ile; duyulan acı ve yoksunluk sosyo ekonomik durum, kusur oranları nazara alınarak davacı eş için 80.000 TL çocuk için 50.000 TL manevi tazminatın (Davalı ...Ş.'nin poliçe limiti ile sorumlu olmak ve faiz 29/02/2016 dava tarihinden başlatılmak üzere) 28/12/2013 olay tarihinden itibaren davalılardan yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine " tarih ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Sigorta A.Ş.'ne iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan ... Enerji - Elektrik Elektronik San Ve Tic. A.Ş. ile ... İnşaat Turizm Sanayi Ve Tic. A.Ş.'ne yükletilmesine, 23/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Davası Tazminat Miktarı

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2020/1010 E.
2020/1851 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafında temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Taraflarca Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine dayalı olarak açılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince her iki davanın kabulüne, tarafların ortak çocuğunun velayet hak ve görevinin davacı-karşı davalı anneye verilmesine, ortak çocuk için aylık 350 Türk lirası iştirak nafakasına, davacı-karşı davalı kadın yararına aylık 300 Türk lirası yoksulluk nafakası ile 10.000 maddi, 10.000 manevi tazminata hükmedilmiş, taraflarca yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 14.05.2018 tarihli, 2017/886 esas, 2018/613 sayılı kararı ile davacı-karşı davalı kadının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacı erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davacı-karşı davalı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi koşulları oluşmadığından bahisle davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat talebinin reddi ile ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin az olduğu belirlemesi ve çocuk ile baba arasında kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine, davalı-karşı davacı erkeğin diğer istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkesi kararı davacı-karşı davalı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi, maddi tazminat, tedbir-iştirak ve yoksulluk nafakasının miktarı ile kişisel ilişki yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, maddi tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası ile kişisel ilişki yönünden temyiz edilmiş, Dairemizin 29.04.2019 tarihli ve 2018/5862 esas, 2019/5074 karar sayılı ilamı ile ilk derece ve bölge adliye mahkesince kabul edilen erkeğin boşanmaya sebep olan kusurlu davranışları aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 174/2 maddesi koşullarının oluştuğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu bu isteğin reddinin doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün davacı-karşı davalı kadın yararına manevi tazminat hükmedilmemesi nedeni ile bozulmuş, tarafların diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek bozma kapsamı dışında kalan yönlerden hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Bozma üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2019/1450 esas, 2019/1863 karar sayılı ilamı ile “Erkeğin manevi tazminat hükmedilmesine ve manevi tazminatın miktarına, kadının manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf talebinin reddine” karar verilmiştir.
Ne var ki ilk derece mahkemesi kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 14.05.2018 tarihli, 2017/886 esas, 2018/613 sayılı kararı ile ortadan kalkmıştır. Bozma sonrası bölge adliye mahkemesince yapılacak iş davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat talebi hakkında yeniden bir karar vermekten ibaret iken, bölge adliye mahkemesinin 14.05.2018 tarihli kararı ile ortadan kalkan ilk derece mahkemesi kararına atıf yapılarak istinaf taleplerinin reddedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 04.03.2020 (Çrş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi 
2020/501 E.
2020/1167 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; nafakaların ve tazminatların miktarı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden, davalı erkek tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 15/10/2019 günü duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Av... geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı ... ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Hüküm, davacı kadın tarafından temyiz edilmiş, diğer taraf da, temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde bulunmuştur (HUMK m. 433/2). Hükmü süresinde temyiz etmemiş olan tarafın, temyize cevap dilekçesindeki temyiz itirazlarının incelenebilmesi, temyiz dilekçesinin tebliğinden itibaren on gün içinde cevap verilmesi halinde mümkündür (HUMK m. 433/2). Aksi halde, süresinden sonra verilen cevap dilekçesindeki temyiz itirazları dikkate alınamaz. Davalı erkeğin vekili olan Av... , UYAP sistemi üzerinden mahkemeye hitaben gönderdiği 12.04.2019 tarihli dilekçe ile vekillik görevinden istifa ettiğini bildirmiş ise de bu dilekçenin davalı asıla tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Davacı kadının temyiz dilekçesi de davalı tarafın vekilliği devam eden avukatı ... ın usulüne uygun olarak yetkilendirdiği vekil olan Av.... ’na 13.05.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, karşı taraf hükme ilişkin itirazlarını da ihtiva eden temyize cevap dilekçesini, yasal on günlük süreden sonra 13.06.2019 günü vermiştir. Bu durumda, davalı erkeğin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına göre, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

b)Mahkemece verilen ilk hüküm, Dairemizce "Davacı kadın yararına hükmolunan tazminatların az olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak maddi tazminat (TMK m. 174/1) yönünden yeniden verilen hüküm, miktar yönünden Dairemizin bozma kararı ile güdülen amaca uygun olmayıp azdır. Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları boşanmaya yol açan olaylardaki kusur durumları gözetilerek ve Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri nazara alınarak davacı kadın yararına daha uygun miktarda maddi tazminata (TMK m. 174/1) hükmedilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

c)Mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizce "Davacı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakasının az olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yoksulluk nafakası (TMK m. 175) yönünden yeniden verilen hüküm, miktar yönünden Dairemizin bozma kararı ile güdülen amaca uygun olmayıp azdır. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) hükmedilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b ve 2/c bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, davalı erkeğin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, duruşma için takdir olunan 2.037 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.02.2020 (Pzt.)

Tazminat davaları hakkında bilgi almak için tazminat davası avukatlarına başvurmanızı tavsiye ederiz.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kiş...

Devamı
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat d...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık