Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

21-08-2020
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası bakımından işlenen suçun ceza yargılamasına konu olmasına gerek yoktur. Suça ilişkin fiili davranışlar suçun oluşması için gerekli koşulların oluşmasını sağlamasa dahi fiil haksız bir fiil niteliğinde ise maddi ve manevi tazminata hükmedilecektir. Yaralama suçunda maddi ve manevi tazminat talebi başlıklı makalemizi okuyarak ayrıntılı bilgi sahibi de olabilirsiniz.

Şahsınıza karşı işlenmiş olan bir suçtan dolayı maddi ve manevi tazminat talep edebileceğiniz gibi malvarlığınıza yönelik olarak işlenen suçlarda da maddi ve manevi tazminat talep etme hakkınız bulunacaktır. 

Yaralama fiiline maruz kalmış ya da hakarete uğramış iseniz bu durumda savcılığa suç duyurusunda bulunup faili şikayet etme hakkınız olduğu gibi suç işleme nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açma hakkınız da bulunmaktadır. 

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası hukuk mahkemelerinde açılan bir dava türüdür. Maddi ve manevi tazminat davasının açılıp tazminata hükmedilmesini sağlayabilmek için failin bu davranışının ispat edilmesi şarttır. Ayrıca tazmin için zarar unsurunun da gerçekleşmesi gerekmektedir. Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında dava faile karşı açılmalıdır.

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının uzman bir avukat vasıtası ile takip edilmesi tavsiye edilmekte olup sonucun olumsuzluğunu önleyebilmek açısından son derece elzemdir.

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası tazminat hukuku içerisinde açılacak dava türleri bakımından ilgilenilmesi ve araştırılıp bilirkişi hesaplarının takibinin yapılması gereken bir dava türüdür. 

Suç İşlenmesi Nedeniyle Tazminat Davasını Neden Açamlıyım

Suç işlenmesi nedeniyle tazminat davası açılma sebepleri kişiden kişiye değişmekle birlikte önemli olan zarar veren kişilerin bu durumu yanlarına bırakmamak ve kanunun verdiği yetkiyi kullanarak zarar veren kişinin de bu zararı gidermesini sağlamaktır. Böylece bu kişiler size yapılan bir haksızlık ile maddi ve manevi cezalandırılacakları için bir başka kişiye karşı aynı fiili yapmaktan çekinecekler ve böylece tarafınızca açılan davalar caydırıcılık etkisi yaratacaktır. 

Suç İşleme Nedeniyle Tazminat Davasında Harç ve Masraflar Karşı Taraftan Alınabilir

Suç işleme nedeniyle tazminat davasında zarar gören kişi davanın kazanılması sonrasında davanın açılması için yapmış olduğu mahkeme harç ve masraflarını suç işleyen yani davanın açıldığı kişiden alabilecektir. Örneğin davanın açılması için mahkemeye verilmiş olan harç ve masraflardan olan karar harcı, başvurma harcı, ile diğer giderler davanın kazanılmasından sonra mahkeme tarafından davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilecektir.

Suç İşlenmesi Nedeniyle Tazminat Davası Kime Karşı Açılır

Suç işlenmesi nedeniyle tazminat davası aslında haksız fiil sebebiyle açılan tazminat davasıdır ve fail kimse daha doğru ifade ile zarar veren fiili yapan kişi kimse, zarardan sorumlu kişi kimse ona karşı açılmaktadır. Her suç bir haksız fiil olduğundan örneğin bir kişi ile yapmış olduğunuz tartışma nedeniyle hakarete uğradınız diyelim ve tanığınız da var. Kamera kaydı ve sair başka ispat araçlarınız da bulunmakta. Bu durumda dava bu hakaret eden kişiye karşı açılacak ve kişilik haklarının ihalal edilmesi nedeniyle uğranılan manevi zararların tazmini mahkemeden istenecektir. 

Suç İşlenmesi Nedeniyle Tazminat Davası Nerede Açılır

Suç işlenmesi nedeniyle tazminat davasında dava haksız eyleme karşı açılacağından dolayı haksız fiile ilişkin açılacak davalardaki yetkili mahkemelerde açılacaktır. Buna göre davaların haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği kanunen belirlenmiştir.

Suç İşlenmesi Nedeniyle Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır

Suç işlenmesi nedeniyle tazminat davasında görevli mahkeme ya da davanın açılacağı mahkeme genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Suç İşleme Nedeniyle Tazminat Davasında Deliller

Suç işleme nedeniyle tazminat davasında her türlü delil kullanılabilir. Örneğin kavgada yaralanan kişi görgü tanıklarından yararlanabileceği gibi kamera kayıtlarından da yararlanabilir. Ya da hakaret uğrayan kişi tanık deliline dayanabileceği gibi mesaj kayıtlarını da delil olarak sunabilir. Suç işleme nedeniyle tazminat davasında tazminata hükmedilebilmesi için olayın meydana geldiği ana ilişkin olayı aydınlatacak delillerin toplanması çok ama çok önemlidir. 

Suç İşlenmesi Nedeniyle Tazminat Davasında Zamanaşımı

Suç işlenmesi nedeniyle tazminat davasında uygulanacak zamanaşımı haksız fiillere ilişkin zamanaşımıdır. Bu nedenle failin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren tazminat davasının açılması gerekir. Ayrıca ceza zamanaşımına ilişkin hususlar da unutulmamalı konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek alınması için konunun uzmanı tazminat avukatlarından destek alınmalıdır.

Suç İşleme Nedeniyle Tazminat Davası Süresi

Suç işleme nedeniyle tazminat davasında belirli bir süre yoktur. Her olay kendi içerisinde belirli bir süreye tabi olmadan çözümüne kadar devam ettiriliecektir. Bu yüzden kesin bir süre olmamakla birlikte önemli olan davanın kazanılması için yapılan çalışmalardır. Dava kısa sürese de uzun sürse de tazminatın faiziyle birlikte talep edilmesi ile zarar artmayacaktır. Bu sebeple uzun ya da kısa sürmesine odaklanılmadan sonuna kadar takibinin yaptırılması ve kazanılmaya odaklanılması tavsiye olunmaktadır.

Suç İşleme Nedeniyle Tazminat Davasında Avukat Tutkmak Zorunlu mu

Suç işleme nedeniyle tazminat davasında avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak bu tür davalarda tüm hukuki sürece tam anlamıyla hakim olunması şarttır. Bundan dolayıdır ki alanında uzman bir tazminat avukatından hukuki destek alınması önemle tavsiye olunmaktadır.

Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Kararları

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2013/4-1413
K. 2014/1124
T. 31.12.2014

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

• HAKSIZ FİİL SEBEBİYLE YARALANMADAN DOLAYI MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Davalı Hakkındaki Ceza Yargılamasında Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanmadığı - Tahrik Nedeniyle Bölüşük Kusur Bulunduğu Şeklindeki Özel Daire Kararının Hatalı Olduğu/Tazminattan İndirim Yapılamayacağı )
• CEZA MUHAKEMESİNDE DAVALI HAKKINDA HAKSİZ TAHRİK HÜKÜMLERİ UYGULANMADIĞI ( Bölüşük Kusur Bulunduğundan Bahisle Tazminat Tutarından İndirim Yapılması Yönündeki Özel Daire Kararının Hatalı Olduğu - Tazminattan İndirim Yapılmasını Gerektirir Bir Fiilin Bulunmadığı/Haksız Fiil )
• TAZMİNAT TUTARINDAN İNDİRİM YAPILAMAYACAĞI ( Davalı Hakkındaki Ceza Yargılamasında Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanmadığı/Bölüşük Kusur Bulunduğundan Bahisle Tazminat Tutarından İndirim Yapılması Yönündeki Özel Daire Kararının Hatalı Olduğu - Tazminattan İndirim Yapılamayacağı )
818/m. 44
ÖZET : Dava, haksız fiil sebebiyle yaralamadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık, davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarından indirim yapılmasının gerekip gerekmediği noktasındadır.Özel daire haksız tahrik sonucu davalıların yaralama fiilini gerçekleştirdiği ve ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakiminin bağladığından bahisle bölüşük kusur hükümlerinin uygulanması yönünde yerel mahkemenin kararını bozmuştur.Ancak, dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalıların, davacıyı 4 ay iş ve güçten kalacak şekilde yaraladığı, ceza mahkemesince verilen ilamın gerekçesi ve hüküm fıkrasında davacının haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir fiilinin belirlenmediği, başka bir deyişle davacının lehine hükmedilen tazminat miktarından indirim yapılmasını gerektirir bir bölüşük kusurunun olmadığı ve mahkemece belirlenen maddi tazminat miktarının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

DAVA : Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 9.2.2012 gün ve 2007/597 E - 2012/134 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.6.2012 gün ve 2012/5859 E.-2012/10400 K. sayılı ilamı ile;

( ... 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- )Diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, haksız eylem sebebiyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı, davalıların kendisini darp ettiklerini, yaralanmasından dolayı yapmak zorunda kaldığı tedavi giderleri ve çalışamadığı günler sebebiyle maddi zarara uğradığını, manevi olarak da üzüntü duyduğunu ileri sürerek uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir. Davalılar, olaya davacının haksız davranışlarıyla neden olduğunu, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, davacının yaralanmasından dolayı geçici iş göremediği süre belirlenerek maddi ve manevi tazminat isteminin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.

Dosyada bulunan Gölbaşı/Ankara Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/86-2007/225 Esas Karar sayılı ilamıyla davalı sanıkların tahrik etkisi altında davacıyı kasten yaralama suçundan mahkum oldukları anlaşılmaktadır. Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince belirlenen maddi olgu hukuk yargıcı yönünden de bağlayıcıdır.

Şu durumda, ceza mahkemesi tarafından belirlenen eylemin davacının tahriki etkisi altında gerçekleşmiş bulunması olgusunun Borçlar Yasası'nın 44. maddesi gereğince davacının bölüşük kusurunu oluşturması sebebiyle hüküm altına alınan maddi tazminat tutarından uygun tutarda bir indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, haksız fiil sebebiyle yaralamadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalıların kendisini darp etmeleri sebebiyle zarar gördüğünü ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat istemiştir.

Davalılar vekili, davacının haksız tahrike neden olan davranışlarının dikkate alınması gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, 4800 TL maddi: toplam 3000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Davalılar vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece, yukarıya başlık bölümüne metni aynen alınan ilamla bozulmuştur.

Yerel mahkemece, ceza dosyasında davalı sanıkların tahrik etkisi altında davacıyı kasten yaraladıkları yönünde hükümde bir uygulama yapılmadığı gibi, gerekçede de bu yönde bir değerlendirme bulunmadığı, davalıların, davacıyı 4 ay iş ve güçten kalacak şekilde yaraladığı, davalı sanıkların yargılanıp mahkum oldukları, lehlerine tahrik hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık, davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarından 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca indirim yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2.6.2010 tarih, 2010/132 E. 2010/219 K.sayılı ilamının incelenmesinde; davacı A.K. ile davalılar arasında meydana gelen yaralama ve tehdit iddiası sebebiyle açılan davada, mahkemece sonuç olarak katılan-sanık A.K.'nin tehdit suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine; diğer sanıklar A. Y., İ. Y. ve S. Y. ın, davacı A.'i yaralama eylemi sebebiyle 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/1. maddesinden cezalandırılmasına karar verildiği ve sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı ve kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 10.10.2011 tarih ve 2011/11538 E. 2011/13816 K.sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmaktadır.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalıların, davacıyı 4 ay iş ve güçten kalacak şekilde yaraladığı, ceza mahkemesince verilen ilamın gerekçesi ve hüküm fıkrasında davacının haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir fiilinin belirlenmediği, başka bir deyişle davacının lehine hükmedilen tazminat miktarından indirim yapılmasını gerektirir bir bölüşük kusurunun olmadığı ve mahkemece belirlenen 4800 TL maddi tazminat miktarının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Açıklanan sebeplerle yerel mahkemenin direnme kararı onanmalıdır.

SONUÇ : Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, yukarda açıklanan sebeplerle 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici Madde 3" atfıyla direnme kararının ONANMASINA

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/8266
K. 2012/10980
T. 21.6.2012

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

• HAKSIZ FİİL NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI (Kişilik Haklarına Saldırı/Hakaret/Davalının Ceza Mahkemesince Hakaret Suçundan Cezalandırıldığı - Olay Tarihi ve Hakaretin Niteliğinde Göre Mahkemece Hükmedilen Tazminatın Fazla Olduğu)
• MANEVİ TAZMİNATIN FAZLA BELİRLENMİŞ OLMASI (Mahkemece Verilecek Tazminat Miktarının Ceza Mahiyetinde Olmayacağı/Malvarlığı Hukukuna İlişkin Bir Zararın Karşılanmasının Amaçlanamayacağı - Haksız Fiil Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası)
• TAZMİNATIN CEZA MAHİYETİNDE OLMAYACAĞI (Tazminatta Takdir Edilecek Miktarın Davacının Elde Etmek İstediği Tatmin Duygusunun Etkisine Ulaşmak İçin Gerekli Olacağı - Malvarlığı Hukukuna İlişkin Bir Zararın Karşılanmasının Amaçlanamayacağı)
• TAZMİNATIN MALVARLIĞI HUKUKUNA İLİŞKİN BİR ZARARI KARŞILAYAMACAĞI (Takdir Edilecek Miktarın Davacının Elde Etmek İstediği Tatmin Duygusuyla İlgili Olduğu - Kişilik Haklarına Saldırı Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası/Haksız Fiil)
• HAKARET EDEREK EVDEN KOVMA (Kişilik Haklarına Saldırı - Davalının Eşine Resmi Nikah Yapmaktan Kaçınarak Hakaret Etmesi/Davalının Ceza Mahkemesinden Hüküm Giymiş Olduğu/Maddi ve Manevi Tazminat Davası/Haksız Fiil/Tazminat Miktarı)
818/m. 41
ÖZET : Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Kişilik haklarına saldırı nedeniyle verilecek tazminatta olayın özelliği, tarafların kusuru, tarafların sıfatı ve işgal ettikleri makam ve diğer sosyal ve ekonomik koşullara değerlendirilmeli ve mahkemece ceza mahiyetinde ya da malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasına ilişkin karar verilmemelidir. Davacı, davalı ile gayri resmi evlendiklerini davalının resmi nikah yapmaktan kaçındığını en son da kendisini hakaret ederek evden kovduğunu belirterek bu davayı açmıştır. Davalı, hakaret fiilinden dolayı mahkeme tarafından cezalandırılmış olup, olay tarihi hakaretin nitelik ve ağırlık derecesi göz önüne alınarak hükmedilen manevi tazminat fazladır.

DAVA : Davacı Fatma D. vekili tarafından, davalı İbrahim Ç. aleyhine 13.01.2012 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05.04.2012 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-)Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, davalı ile gayri resmi evlendiklerini davalının resmi nikah yapmaktan kaçındığını en son da kendisini hakaret ederek evden kovduğunu bununla ilgili Sulh Ceza Mahkemesinde ceza da aldığını beyanla uğradığı zararın davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı, kusursuz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Davaya konu olan olayda; davalı hakaret fiilinden dolayı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından cezalandırılmış olup, olay tarihi hakaretin nitelik ve ağırlık derecesi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alınarak hükmedilen manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/1013
K. 2019/3348
T. 13.6.2019

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

• ALACAK DAVASI ( Davalı Hazine Vekili Olsa da Memur Olup Davacı İle Arasında Sözleşme İlişkisi Bulunmaması Karşısında 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu Kapsamında Bir Uyuşmazlık Bulunmadığı - Davalının Zamanaşımı Savunmasının Reddiyle İşin Esası İncelenip Varılacak Sonuca Göre Bir Karar Verilmesi Gerektiği )
• VEKALET İLİŞKİSİ ( Maliye Hazinesi Bünyesinde Çalışan Hazine Vekillerinin 657 Sayılı Yasa Kapsamında Çalıştığı Özlük Hakları Vekalet Ücreti Hesaplamaları Gibi Konularda Farklı Uygulamalara Tabi Olduğu - Kurum İle Aralarındaki İş İlişkilerinin Avukatlık Kanunu Kapsamında Bir Vekalet İlişkisine Dayanmadığı )
• HAKSIZ FİİL ( Tazminat İsteminin Zarar Görenin Zararı ve Tazminat Yükümlüsünü Öğrendiği Tarihten Başlayarak İki Yılın ve Her Hâlde Fiilin İşlendiği Tarihten Başlayarak On Yılın Geçmesiyle Zamanaşımına Uğrayacağı - Ceza Kanunlarının Daha Uzun Zamanaşımı Öngördüğü Cezayı Gerektiren Bir Fiilden Doğmuşsa Bu Zamanaşımının Uygulanacağı )
• CEZA ZAMANAŞIMI ( Davanın Sözleşme İlişkisinden Kaynaklanmadığı - Memuriyet İlişkisi Nedeni İle İddia Edilen Eylem Görevi İhmal Suçunu Oluşturabileceğinden Ceza Zamanaşımının Nazara Alınması Gerektiği/Zamanaşımının Başlangıcı İçin Dava Açmaya Yetkili Amirin Olur Tarihi Baz Alınarak Hesaplamaya Gidilmesi Gerektiği )
1136/m.40
6098/m.72
ÖZET : Dava kurum zararı nedeni ile alacak istemine ilişkindir. Maliye Hazinesi bünyesinde çalışan Hazine vekillerinin, 657 Sayılı yasa kapsamında çalıştıkları, özlük hakları, vekalet ücreti hesaplamaları gibi konularda farklı uygulamalara tabi oldukları, keza çalışma usullerinin de farklılık gösterdiği, görev tanımlarının memuriyete başlangıç yaparken belirlendiği, çalışmakta oldukları kurum ile aralarındaki iş ilişkilerinin Avukatlık Kanunu kapsamında bir vekalet ilişkisine dayanmadığı görülmektedir. Diğer yandan, 6098 Sayılı Kanun'un 72. maddesinde haksız fiile dayanan tazminat taleplerinde uygulanacak zamanaşımını düzenlenmektedir. Buna göre “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Davalı, davacı kurumun memurudur. Dava, sözleşme ilişkisinden kaynaklanmamaktadır. Şu durumda memuriyet ilişkisi nedeni ile iddia edilen eylem görevi ihmal suçunu oluşturabileceğinden ceza zamanaşımı nazara alınmalıdır. Kaldı ki, zamanaşımının başlangıcı için dava açmaya yetkili amirin olur tarihi baz alınarak hesaplamaya gidilmelidir. Davalı Hazine vekili olsa da, memur olup, davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması karşısında 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu 40. madde kapsamında bir uyuşmazlık bulunduğundan söz edilemez. Bu nedenle, davalının zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/02/2018 gününde verilen dilekçeyle kurum zararı nedeni ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen 11/12/2018 tarihli karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 18/02/2019 tarihli Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava kurum zararı nedeni ile alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf incelemesinin esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dışı S. A. tarafından Maliye Hazinesine karşı tapu iptal ve tescil talepli olarak açılan davanın...1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/378 esas, 2015/563 karar sayılı ve 27/10/2015 tarihli kararıyla kabulüne karar verildiğini, Hazine aleyhine verilen bu kararın o tarihte Hazine vekili olan davalı ... tarafından temyiz edilmediğini, kararın bu şekilde temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, maliye uzmanı tarafından düzenlenen raporda tapu iptali ve tescili davasına konu taşınmazın hazinenin mülkünden çıkması ve kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi nedeniyle kurum zararının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taşınmaz bedeli olan 1.317.475,00 TL'nin ve ilamın icraya konulması nedeni ile ... İcra Müdürlüğünün 2016/138 Sayılı icra dosyasına ödenmek zorunda kalınan 52.569,81 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, uyuşmazlığın yasal süresi içinde kararı temyiz etmeyen avukatın özen yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmemesi nedeni ile uğranılan maddi tazminat talebi olduğunu, 1136 Sayılı Kanun'un 40. maddesi gereğince “iş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu durumun öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren 5 yıl geçmekle düşer” hükmünün bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile zararın doğduğu tarihin kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği 13/01/2016 olduğunu, aksi durumda ilamda hükmedilen alacaklara ilişkin icra emrinin hazine vekiline tebliğ tarihi olan 28/08/2016 tarihinin kabul edilmesi gerektiğini, en geç hazine vekilinin tapu iptal ve tescil dosyasına sonradan vekalet sunduğu ve UYAP kaydının yapıldığı 19/01/2017 tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, her durumda eldeki davanın açılış tarihi olan 21/02/2018 tarihine kadar 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğunu, diğer yandan karar temyiz edilse dahi davacı kurum lehine sonuç alınamayacağını belrterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesinde iş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat isteklerinin, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde zararı doğuran olaydan itibaren 5 yıl geçmekle düşeceğinin düzenlendiği, davacı ... Hazinesince...1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/378 esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi nedeniyle ortaya çıkan zarardan en geç ... İcra Dairesinin 2016/138 esas sayılı dosyasına yapılan ödeme tarihi olan 18/11/2011 tarihi itibari ile haberdar olunduğu, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 21/02/2018 tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Maliye Hazinesi bünyesinde çalışan Hazine vekillerinin, 657 Sayılı yasa kapsamında çalıştıkları, özlük hakları, vekalet ücreti hesaplamaları gibi konularda farklı uygulamalara tabi oldukları, keza çalışma usullerinin de farklılık gösterdiği, görev tanımlarının memuriyete başlangıç yaparken belirlendiği, çalışmakta oldukları kurum ile aralarındaki iş ilişkilerinin Avukatlık Kanunu kapsamında bir vekalet ilişkisine dayanmadığı görülmektedir.

Diğer yandan, 6098 Sayılı Kanun'un 72. maddesinde haksız fiile dayanan tazminat taleplerinde uygulanacak zamanaşımını düzenlenmektedir. Buna göre “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”

Davalı, davacı kurumun memurudur. Dava, sözleşme ilişkisinden kaynaklanmamaktadır. Şu durumda memuriyet ilişkisi nedeni ile iddia edilen eylem görevi ihmal suçunu oluşturabileceğinden ceza zamanaşımı nazara alınmalıdır. Kaldı ki, zamanaşımının başlangıcı için dava açmaya yetkili amirin olur tarihi baz alınarak hesaplamaya gidilmelidir. Davalı Hazine vekili olsa da, memur olup, davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması karşısında 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu 40. madde kapsamında bir uyuşmazlık bulunduğundan söz edilemez.

Bu nedenle, davalının zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/15914
K. 2014/10361
T. 23.6.2014

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı T.. G..'ün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davacı T.. G..'ün diğer temyizlerine gelince;

Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.

Mahkemece, davacılar tarafından açılan maddi tazminat talepli davanın feragat nedeniyle reddine, davacı F.. G.. tarafından manevi tazminat talebiyle açılan davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına, davacı T.. G.. tarafından davalılar M.. G.. ve M.. Ç.. aleyhine açılan manevi tazminat talepli davanın yargılama aşamasında F.. G..’in reşit olması nedeniyle pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine, davacı T.. G.. tarafından açılan manevi tazminat talepli davanın kabulü ile; 2.000,00 TL manevi tazminatın davalı F.. G..’den tahsili ile davacı T.. G..’e ödenmesine, karar verilmiş; hüküm davacı T.. G.. tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğinden; davalılardan M.. G.. ve M.. G.. hakkında küçük çocukları F.. G..'e velayeten açıldığı ve yargılama sırasında davalı F.. G..'in reşit olması nedeniyle anne-baba olan davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar verildiği anlaşılmaktadır: Mahkemece tüm davalılar yönünden tek vekalet ücreti verilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi doğru değilse de, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi uyarınca temyiz hükümleri bakımından halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 438.maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının davalılar M.. G.. ve M..G.. lehine vekalet ücreti ile ilgili 7, 8, 9, 10 ve 11 nolu bentlerinin tümden silinmesine , yerine “7-Davacıların feragat nedeniyle reddine karar verilen maddi tazminat istemi yönünden davalılar kendilerini vekille temsil

ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6 ve 12/2 md. gereğince 440.00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara ödenmesine, 8- Davacı F.. G..'ün açılmamış sayılmasına karar verilen manevi tazminat istemi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 440.00 TL vekalet ücretinin davacı F.. G..'ten alınarak davalılara verilmesine” cümlesi yazılarak düzeltilmesine, hüküm fıkrasındaki “12” bent numarasının silinerek bu bendin numarasının “9” olarak yazılmasına, davacı T.. G..'ün öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA 

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2013/4-605
K. 2014/124
T. 19.2.2014

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

• HAKSIZ FİİL NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Davacının İşgöremezlik Oranının Tespiti İçin Adli Tıp Kurumundan Rapor Alması Gerekmediği - Ayrıca Davacının İşgöremezlik Zararına İlişkin Bir Tazminat Talebinin Bulunmadığının Gözetileceği/Direnme Kararında İsabetsizlik Bulunmadığının Kabulü )
• DAVACININ İŞGÖREMEZLİK ZARARINA İLİŞKİN TAZMİNAT TALEBİ BULUNMADIĞI ( Yerel Mahkemece Talep Olmadığından Olumlu ve Olumsuz Bir Karar Verilmemesinde Hukuka Aykırılık Bulunmadığı - Yerel Mahkemenin Adli Tıp Kurumu'ndan Rapor Alınmasına Gerek Görmemesinde Bir İsabetsizlik Bulunmadığının Kabulü )
• GEÇİCİ İŞGÖREMEZLİK ORANININ TESPİTİ ( Adli Tıp Kurumundan Rapor Alınmamasında Hukuka Aykırılık Bulunmadığı - Haksız Fiil/Maddi ve Manevi Tazminat )
6098/m. 49
ÖZET : Dava; haksız fiil nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; davacının işgöremezlik oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerekip, gerekmediği noktasındadır.Davacının geçici işgöremezlik zararı hesaplanmış ise de, davacının dava dilekçesinde buna ilişkin bir tazminat istemi bulunmamaktadır ve mahkemece de bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.Mahkemece verilen ilk karar davacı tarafından değil, davalı tarafça temyiz edilmiştir.Mahkemenin maddi ve manevi tazminata hükmederken, davacının geçici işgöremezlik oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına gerek görmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

DAVA : Taraflar arasındaki “haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 10.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 16.12.2010 gün ve 2009/568 E-2010/500 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 26.03.2012 gün ve 2011/2929 E-2012/4893 K. sayılı ilamı ile;

( ... Dava; haksız fiil nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde; davalı ile aralarında çıkan tartışma esnasında davalının kendisini ayak bileğinin işlevinde sürekli zayıflama oluşturacak şekilde kasten yaraladığını beyan ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur

Davalı; suçsuz olduğunu, meşru müdafaa sınırları içersinde davacıya müdahale ettiğini, ceza dosyasında Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan raporu kabul etmediğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacının, dava konusu yaralanma nedeniyle uğradığı maluliyet kaybı oranı SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak belirlenmelidir. Mahkemece hükme esas alınan Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan maluliyet raporu, anılan tüzük hükümlerine uygun değildir. O halde, Adli Tıp Kurumu'ndan usulüne uygun biçimde yeniden rapor alınarak maluliyet oranı belirlenmeli, tazminat miktarının hesaplanması da buna göre yapılmalıdır. Mahkemece, yetersiz rapora dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.

Yerel Mahkemece, maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçelerle bozulmuş; yerel mahkemece, “bozma ilamında belirtilen maluliyet raporunun kararda dikkate alınmadığı, daha önce verilen kararda daimi sakatlık nedeni ile herhangi bir tazminata hükmedilmediği, davacı vekili alınan rapora itiraz etmediği gibi verilen kararı da temyiz etmediği, tedavi ve yol giderlerine hükmedebilmek için davacının daimi sakatlık oranını belirleyen rapor alınmasına ihtiyaç bulunmadığı” gerekçeleriyle önceki kararda direnilmiştir.

Hükmü temyize, davalı vekili getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen uyuşmazlık; davacının işgöremezlik oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerekip, gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Dosya kapsamından, bilirkişi raporunda davacının geçici işgöremezlik zararı hesaplanmış ise de, davacının dava dilekçesinde buna ilişkin bir tazminat istemi bulunmadığı gibi, mahkemece de bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece verilen ilk karar davacı tarafından değil, davalı tarafça temyiz edilmiştir.

Buna göre, mahkemenin yukarıda belirtilen maddi olguları gözetmek suretiyle, maddi ve manevi tazminata hükmederken, davacının geçici işgöremezlik oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına gerek görmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; yerel mahkemenin, yukarıda açıklanan hususları gözeterek, araştırmaya yönelik Özel Daire bozma ilamına karşı önceki kararda direnmesi usul ve yasaya uygundur.

Ne var ki, bozma nedenine göre, işin esasına ilişkin temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daire'ye gönderilmesi gerekir.

kazancı.com

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kiş...

Devamı
Manevi Tazminat Davası
Manevi Tazminat Davası

Manevi tazminat davası genel kapsamlı bir ifadedir...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık