Nişan Hediyelerinin İadesi Davası

Nişan Hediyelerinin İadesi Davası

29-11-2020
Nişan Hediyelerinin İadesi Davası

Nişan Hediyelerinin İadesi Davası

Nişan hediyelerinin iadesi davası 4721 sayılı Türk Medeni kanunumuzda düzenlenmiştir. Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.

Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini de isteyebilir.

Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki (Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır) hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Nişan Hediyelerinin İadesinde Zamanaşımı

Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Ancak burada önemli olan husus nişanlılıktan kaynaklanan bir alacak talebi olup olmadığı hususudur. Eğer nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu değilse taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirilecek ve davanın açılacağı mahkeme aile mahkemesi değil genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olacaktır. Örneğin aşağıda yer verdiğimiz bir kararda olduğu gibi bir olayla karşılaşılmış ise ya da açıklamak gerekirse kişiler arasında nişandan sonra resmi olmayan bir şekilde düğün yapılmış nikah kıyılmamış ancak takılar takılmış ve evli gibi yaşanmaya başlanmış ise ve düğünde takılan takılar istenmekte ise bu durumda genel görevli mahkemelerde dava açılacak ve aile mahkemesi görevli olmayacaktır. 

Nişan Hediyelerinin İadesi Davası Nerede Açılır

Nişan hediyelerinin iadesi davasında yetkili mahkeme hmk genel yetki kuralına istinaden davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Dava davalının yerleşim yeri Asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Harç ve Masraflar

Nişan hediyelerinin iadesi davasında harç ve masraflar davacı tarafından davanın açıldığı sırada karşılanır. Davanın kazanılmasından sonra davalıdan bu harç ve masraflar iade alınacak harç ve masraflar davalı üzerinde bırakılacaktır.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında İddia ve Savunmalar

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında iddia ve savunmlar dilekçeler teatisi dediğimi tüm dilekçelerin verilmesinden sonra son bulur. Artık taraflar dilekçeler aşamasının bitmesinden sonra iddia ve savunmalarını genişletemez.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Ön İnceleme

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Ön inceleme duruşmasından önce taraflara ön inceleme duruşma davetiyesi gönderilir. Bu davetiyede tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak hala mahkemeye sunmadıkları delillerini sunmaları ya da başka yerden getirilmesini istedikleri delilleri varsa bunları bildirmeleri için iki haftalık süre verilir.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davası Ne Kadar Sürer

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasının ne kadar sürmesi gerektiğine ilişkin kanunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Delillerin değerlendirilmesi, tanıkların dinlenmesi olayın aydınlatılması için gerekli olan yazışmaların yapılması ile ilgili tüm işlemler davanın süresini uzatabilmekte ve süreler somut olaya göre değişkenlik gösterebilmektedir.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Avukata Vekalet Nasıl Verilir

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında anlaşılan avukata vekalet vermek için avukatın bilgileri alınır ve notere başvurulur. Noterde avukat adına genel dava vekaletnamesi düzenlenir ve dava açacak kişiye teslim edilir. Kişi vekaletnameyi avukata teslim eder ve avukat bu vekalet ile anlaşılan davanın aşamalarını hukuka uygun bir şekilde takip eder.

Nişan Hediyelerinin İadesi Yargıta Kararı

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/1159
K. 2018/11427
T. 13.11.2018

İstinaf Kanun Yoluna Başvuran Davacı

Vekili 

Davalı

Vekili

ÖZET : Dava; nişan hediyelerinin iadesi istemine dayalı alacak, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikahı yapıldığını, resmi nikah olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikah teklifine rağmen davalının resmi nikah yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, olayda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile dair hükümlere göre değerlendirilmesi gerekir.

Uyuşmazlığın çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması sebebiyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında hüküm tesisi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen eşya alacağı ve tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Dava; nişan hediyelerinin iadesi istemine dayalı alacak, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Mahkemece, Aile Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

1- ) Görev kuralları, kamu düzeninden olup, Hukuk muhakemeleri Kanununun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartlarındadır. Yine HMK'nın 115/1 hükmüne göre taraflar, yargılamanın her aşamasında mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürebileceği gibi mahkeme de görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmelidir.

04.06.1958 gün 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. ( HMK. madde 33 ). Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre uyuşmazlığın çözümüne dair hukuki nitelendirmeyi de yine hakim yapacak ve görevli olup olmadığını da taraflar ileri sürmese dahi gözetecektir.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 2.kitabı ( 3 kısım hariç ) ile 4722 Sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanış Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.06.2009 tarih, 2009/3-174 E., 2009/235 K. sayılı ilamında; "…davacı ile davalı nişanlandıktan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde bir araya gelmişler ve uzun süre birlikte yaşamışlardır. Bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirip buna göre çözümlenmesi gerekir. Bu durumda davanın dayanağı haksız fiil olup, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklara genel mahkemede bakılması gerektiğine göre; Yerel Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklindeki karar ile bu husus açıklanmıştır.

Somut olayda;mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmamış ise de tensip tutanağının 8 numaralı bendinde "davaya aile mahkemesi sıfati ile bakılmasına" karar verilmiş, bu ara karardan dönülmemiş, dava mahkemece "nişanın bozulması sebebiyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi" olarak nitelendirilmiş ve davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikahı yapıldığını, resmi nikah olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikah teklifine rağmen davalının resmi nikah yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında somut durumda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile dair hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

O halde; temyizen incelenmesi talep edilen eldeki davada talep, nişana dayalı tazminat talebi olmayıp, uyuşmazlık çözümünün haksız fiile dair olduğu gözetilerek, bu çerçevede değerlendirme yapılması ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerekmektedir.

Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması sebebiyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2- ) Bozma sebep ve şekline göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince re'sen BOZULMASINA, ikinci bentte açıklandığı üzere tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz eden taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/7816
K. 2019/6769
T. 17.9.2019

İstinaf Kanun Yoluna Başvuran Davacı

Vekili 

Davalı

Vekili

• NİŞANIN BOZULMASI NEDENİYLE TAZMİNAT VE HEDİYELERİN GERİ VERİLMESİ İSTEMİ ( Mahkemece Bozma İlamında Tek Tek Sayma Yolu İle Belirtilenler Dışında Kalan ve Asıl Dosya Davacısının Zilyetliğinde Kalmakla Yine Asıl Dosya Davacısının Kullanımında Olan Eşyalar Yönünden Asıl Davanın Maddi Tazminata İlişkin Kısmının Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )
• BOZMAYA UYMA ( Artık Bozma Kararı Gereğince İşlem Yapmak ve Hüküm Vermek Zorunlu Olduğu - Mahkemenin Bozma Kararına Uyması İle Bozma Kararı Lehine Olan Taraf Yararına Bir Usuli Müktesep ( Kazanılmış ) Hak Doğduğu/Bu Kazanılmış Hak Yeni Bir Hükümle Ortadan Kaldırılamayacağı )
• KAMU DÜZENİNE AYKIRILIK ( Bozma Kararı İle Dava Usul ve Yasaya Uygun Bir Hale Sokulmuş Demek Olduğu/Bozmaya Uyulduktan Sonra Buna Aykırı Karar Verilmesi Usul ve Yasaya Uygunluktan Uzaklaşılması Anlamına Gelir ki Böyle Bir Sonuç Kamu Düzenine Açıkça Aykırılık Oluşturduğu )
4721/m.122
ÖZET : Dava, nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, 14.09.2018 tarihli son kararda; davanın asıl dosyadaki maddi tazminat yönünden reddine, asıl dosyadaki manevi tazminat talebi ve birleşen 2013/731 E. sayılı dosyada verilen kararlar bozma konusu yapılmadığı anlaşılmakla, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. -Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep ( kazanılmış ) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre, Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, yada gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.

Somut olayda, bozmaya uyularak oluşturulan hükümde bozma gereği yerine getirilmemiş, bozma kapsamına uygun hüküm kurulmamıştır. Şöyle ki; bozma ilamında yer alan "Bilirkişi raporunda belirtilen gelinlik, muhtelif kumaş ve giyim, davetiye ve bağış dışındaki maddi tazminata konu masraf ve eşyalar davacının zilyetliğinde kalıp davacı tarafından kullanılmakta olduğundan bunlar yönünden davacının talebinin reddi gerekirken bu masraf ve eşyalar yönünden de maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiştir." ifadesinden anlaşılacağı üzere; mahkemece bozma ilamında tek tek sayma yolu ile belirtilenler dışında kalan ve asıl dosya davacısının zilyetliğinde kalmakla yine asıl dosya davacısının kullanımında olan eşyalar yönünden asıl davanın maddi tazminata ilişkin kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile maddi tazminata ilişkin talebin tümden reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen reddine, birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı birleşen dosya davalısı; davalı birleşen dosya davacısı ile 04.04.2013 tarihinde nişanlandıklarını ve 12.05.2013 tarihini düğün tarihi olarak belirlediklerini, düğüne bir hafta kala davalının ( birleşen dosya davacısı ) eski nişanlısıyla kaçtığını, bu kusurlu davranış nedeniyle kendisinin büyük üzüntü yaşayıp itibarının zedelendiğini, insanlar içinde küçük düşürüldüğünü, nişan için yaptığı masraf ve harcamalar nedeniyle ekonomik sıkıntı içerisine girdiğini iddia ederek, nişan hediyelerinin aynen ya da mislen iadesine veya bedellerinin tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminat ile, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı birleşen dosya davacısı; nişanın bozulmasında kendisinin değil karşı tarafın kusurlu olduğunu, eski nişanlısına kaçmadığını, asıl dosya davacısının kendisini küçük görmesi ve hakaretleri üzerine bunalarak amcasının yanına gittiğini, dava konusu hediyelerin mutad hediyeler olup değerce kıymetli ziynet eşyalarının karşı tarafa iade edildiğini, maddi tazminata konu masrafların asıl dosya davacısının kendi evine yapılan masraflar olup halihazırda davacı tarafından kullanılmakta olduğunu, bu olay nedeniyle mağdur olan kişinin kendisi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiş; bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen mahkemenin 2013/781 E. ve 624 K. sayılı dava dosyası ile de; nişanın bozulması nedeniyle kendisinin de masraf yaptığını ve mağduriyet yaşadığını beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 800,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; davalı karşı davacı ...'in nişanın bozulmasında kusurlu olduğu kabul edilerek asıl davanın kabulüyle 14.758,27 TL maddi tazminat bedelinin davalı ( karşı davacı ) ...'den ( dava tarihi olan ) 23.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine, 4.000 TL manevi tazminat bedelinin davalı ( karşı davacı ) ...'den ( nişan bozulma tarihi olan ) 03.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine; birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, anılan hükmün süresi içinde davalı birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.12.2017 tarih ve 2016/10999 E. 2017/18314 K. sayılı ilamıyla "...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalı birleşen dosya davacısı vekilinin birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazlarının tümü, asıl dosyaya ilişkin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- )Davacı birleşen dosya davalısı maddi tazminat talebine ilişkin davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporundan sonra Harçlar Kanunu 32. madde uyarınca eksik harç tamamlattırılarak, harç tamamlandığı takdirde yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

3- ) TMK'nın 122. maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz.

Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.

Alışılmış ( mutad ) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen ( elbise, ayakkabı vs. gibi ) eşyaların iadesine karar verilemez.

Bilirkişi raporunda belirtilen gelinlik, muhtelif kumaş ve giyim, davetiye ve bağış dışındaki maddi tazminata konu masraf ve eşyalar davacının zilyetliğinde kalıp davacı tarafından kullanılmakta olduğundan bunlar yönünden davacının talebinin reddi gerekirken bu masraf ve eşyalar yönünden de maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, 14.09.2018 tarihli son kararda; davanın asıl dosyadaki maddi tazminat yönünden reddine, asıl dosyadaki manevi tazminat talebi ve birleşen 2013/731 E. sayılı dosyada verilen kararlar bozma konusu yapılmadığı anlaşılmakla, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. -Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep ( kazanılmış ) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre, Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, yada gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.

Somut olayda, bozmaya uyularak oluşturulan hükümde bozma gereği yerine getirilmemiş, bozma kapsamına uygun hüküm kurulmamıştır. Şöyle ki; bozma ilamında yer alan "Bilirkişi raporunda belirtilen gelinlik, muhtelif kumaş ve giyim, davetiye ve bağış dışındaki maddi tazminata konu masraf ve eşyalar davacının zilyetliğinde kalıp davacı tarafından kullanılmakta olduğundan bunlar yönünden davacının talebinin reddi gerekirken bu masraf ve eşyalar yönünden de maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiştir." ifadesinden anlaşılacağı üzere; mahkemece bozma ilamında tek tek sayma yolu ile belirtilenler dışında kalan ve asıl dosya davacısının zilyetliğinde kalmakla yine asıl dosya davacısının kullanımında olan eşyalar yönünden asıl davanın maddi tazminata ilişkin kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile maddi tazminata ilişkin talebin tümden reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Ayrıca her ne kadar bozma ilamında tek tek sayma yolu ile belirtilen eşyalar arasında yer almamış ise de, bilirkişi raporunda taraflarca düzenlenip imzalanan 24.12.2013 tarihli ibranamede teslim edilmediği belirtilmekle ibranın konusu dışında kaldığı anlaşılan alyans dışındaki 14 ayar 1 adet yüzük yönünden de maddi tazminata ilişkin davanın reddi kararı doğru değildir.

2- )Kabule göre ise, asıl dosyadaki maddi tazminat davasının tümden reddine karar verildiği halde, asıl dosya davacısı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kararlar; kazancı.com

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kiş...

Devamı
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat d...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık