Manevi Tazminat Davası

Manevi Tazminat Davası

23-08-2020
Manevi Tazminat Davası

Manevi Tazminat Davası

Manevi tazminat davası genel kapsamlı bir ifadedir. Manevi tazminat için öncelikli unsur manevi bir zararın ortaya çıkmış olmasıdır. Manevi zarar; kişinin manevi varlığı üzerinde meydana gelen olumsuz durum, acı, elem, keder çekmesi ya da yaşam sevincinin azalması olarak tanımlanabilir. Manevi tazminat üst bir kavram olduğu için çeşitli etkenlerin ortaya çıkması durumunda tazminata yol açan etkenler de değişkenlik gösterecektir. Örneğin boşanma sebebiyle istenecek manevi tazminat ile Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminatlarda sebep unsuru bakımından farklılıklar olabilecektir. 

Manevi tazminatı gerektiren fiil Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olan haksız fiil kavramıdır. İster suç olsun ister suç teşkil etmesin haksız bir fiil ile başkasına zarar veren kişi bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Manevi tazminat davasında manevi tazminat talep eden kişi zararını ispatlamak zorundadır. Nitekim Hukuk Muhakemeleri kanununda iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü kendi üzerinde taşımaktadır. Manevi zarar gördüğünü manevi tazminat davasında ispat eden mutazarrır lehine manevi tazminata hükmedilecektir. 

Davanın türüne ve özelliğine göre manevi tazminat davasının açılacağı mahkeme değişkenlik gösterebilecektir. Bu bakımdan konunun uzmanı bir tazminat avukatına başvurmanızı önemle tavsiye ederiz.

Manevi Tazminat Davası Kime Karşı Açılır

Manevi tazminat davası zarar veren kişiye karşı açılır. Özel hukukta kişiye karşı açılan manevi tazminat davası, idare hukukunda tam yargı davası olarak adlandırılır ve kişiye karşı değil kurumun kendisine karşı açılır.

Manevi Tazminat Davası Yargı Kararları

YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/925
K. 2020/2688
T. 9.7.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 13/12/2018 gün ve 2018/4650-2018/7983 Sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : 1-)Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan davalılardan ...'ün tüm karar düzeltme istemleri reddedilmelidir.

2-)Davacının karar düzeltme istemine gelince;

Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, Dairemizin 13/12/2018 gün, 2018/4650 esas ve 2018/7983 karar sayılı ilamı ile “...Mühendislik İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti'ye ait olan aracın silah olarak kullanılmak suretiyle davacının kasten yaralanmasına sebebiyet verildiğinden işleten olarak adı geçen davalının sorumlu olmadığı ve tedavi giderlerinin davalılardan ...'den istenebileceğinden” bahisle bozulmasına karar verilmiş, davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istemleri üzerine dosya yeniden incelenmiştir.

Eldeki davanın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında olduğu dikkate alındığında; mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde verilen kararın onanması gerekir ise de karar bozulmuş bulunduğundan davacının karar düzeltme isteminin HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca kabulüyle Dairemizin 13/12/2018 gün, 2018/4650 esas ve 2018/7983 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak kararın onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442. maddeleri gereği yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davacının karar düzeltme isteğinin KABULÜNE, Dairemizin 13/12/2018 gün, 2018/4650 esas ve 2018/7983 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve kararın davacı yönünden açıklanan nedenle ONANMASINA

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/466
K. 2020/2651
T. 8.7.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat ve hükmün yayınlanması davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 10/10/2019 gün ve 2019/1991-2019/4548 Sayılı ilamıyla davacının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 19/03/2019 gün 2016/9014 esas 2019/1592 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi, davacı vekili tarafından ise maddi hatanın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : 1-) Dairemizin 10/10/2019 gün ve 2019/1991 – 2019/4548 Sayılı ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan davalının karar düzeltme isteği reddedilmelidir.

2-) Davacının maddi hatanın düzeltilmesi istemine gelince;

Dava, kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; tarafların temyizi üzerine duruşmalı yapılan temyiz incelemesi sonucunda mahkeme ilamı davalı yararına bozulmuş ve davacının karar düzeltme istemi üzerine Dairemizin bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacının, karar düzeltme isteminin kabulüne dair ilamımızdaki vekalet ücretine ilişkin maddi hatanın düzeltilmesini istemesi üzerine dosya yeniden incelenmiştir.

Mahkeme kararını temyiz eden davalı temyiz isteminin duruşmalı yapılmasını istemiş, duruşmalı yapılan temyiz incelemesi sonucu davalı yararına bozma kararı verilmiş ve davalı lehine duruşma avukatlık ücretine hükmedilmiş; davacının karar düzeltme istemi üzerine talebin kabulüyle mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Bu durumda duruşmalı temyiz incelemesine katılan davacı yararına duruşma avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Ancak, maddi hata sonucu Dairemizin 10/10/2019 gün ve 2019/1991 – 2019/4548 Sayılı karar düzeltme ilamında bu hususta bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle maddi hatanın düzeltilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Davacının maddi hatanın düzeltilmesi isteminin yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/1974
K. 2020/2640
T. 8.7.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Taraflar arasındaki haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 20/02/2019 gün ve 2016/15298-2019/853 Sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacı adına karar düzeltme dilekçesini 22/10/2019 günü veren Av. ...'e davacı asılın vekaletname verdiği; ne var ki davacı asıl tarafından mahkeme kalemine bizzat 15/10/2019 günü başvurularak (karar düzeltme talebi tarihinden önce) yarı açık cezaevinde hükümlü olarak bulunduğunun bildirdiği, yine dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının daha önceden vesayet altına alındığı, davacı vasisi tarafından bir başka avukata karar düzeltme tarihi itibariyle vekalet verilmiş olduğu ve sonrasında Av. ...'in azledildiğinin bildirilmiş olduğu anlaşıldığından; karar düzeltme istem tarihi itibariyle Av. ...'in vekil sıfatının ve davacı asılın hukuki durumu hakkında şüphe uyandığından davacının hükümlü olup olmadığı, hükümlü ise vesayet altına alınıp alınmadığı, yine hükümlü ise karar düzeltme dilekçesi tarihi itibariyle hukuki durumunun açıklığa kavuşturulması, vesayet altına alındığı anlaşılırsa vasi tarafından karar düzeltme dilekçesini veren Av. ...'e verilmiş vekalet var ise dosyaya eklenmesi, yoksa davacı asıla dairemiz ilamının tebliği ile karar düzeltme süresi beklendikten sonra iadesi için geri çevrilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan şekilde işlem yapılıp eksiklikler tamamlandıktan sonra karar düzeltme incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a yeniden gönderilmek üzere dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/2966
K. 2020/2627
T. 8.7.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 02/11/2016 gününde verilen dilekçeyle trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/02/2017 tarihli karara karşı davacı ve davalı tarafın istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair verilen 18/12/2017 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle davalının temyiz talebinin reddine dair verilen 06/02/2018 tarihli ek kararın ve esasına ilişkin kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : 1-) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen Ek-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2017 yılı için 41.530,00 TL'dir. HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 41.530,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.

Somut olayda; davacı taraf trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle 200.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüyle 20.000,00 TL manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı ve davalı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Davada reddedilen miktar 180.000,00-TL olup davacı yönünden temyiz edilebilirlik sınırının üzerinde olmakla birlikte, reddedilen miktar 20.000,00 TL temyiz sınırının altında kaldığından davalı HMK 348/1 maddesi uyarınca ancak davacının temyizi halinde katılma yolu ile temyiz hakkına sahiptir. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı aleyhine hükmedilen miktar kesinlik sınırı altında kaldığından davalının temyiz talebinin HMK'nın 366/1 ile 362/1-a maddesi yolu ile HMK'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine ilişkin olarak 06/02/2018 tarihli ek karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre, temyize konu edilen miktar bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı tarafından temyiz edilmesi nedeniyle davalı yönünden de temyiz edilebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi'nin 06/02/2018 tarihli ek kararı kaldırılarak davalı ve davacı tarafın asıl karara yönelik temyiz incelemesine geçildi.

SONUÇ : 2-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre tarafların yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/1042
K. 2020/2574
T. 7.7.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ...Reklam Ltd. Şti. ve diğerleri aleyhine 04/05/2016 gününde verilen dilekçeyle basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalı .... Şti. yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne dair verilen 08/06/2017 tarihli karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... AŞ tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davalılar ... ve ... AŞ' nin istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 11/12/2017 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın davalı ... ve ... AŞ yönünden kısmen kabulüne, davalı ....Şti. yönünden reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekilinin ve davalı ... ve ... AŞ vekillerinin istinaf yolu başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince; davalı ... ve ... AŞ vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/06/2017 gün ve 2016/332 esas, 2017/359 Sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalı ...Ş.'nin 06/05/2014 tarihli nüshasında ‘"Düzce de 25 lik genç 81 lik nineye" başlıklı haberin davalı ... tarafından dava dışı gazetelere servis edildiğini, diğer davalı ....Şti.'nin sahibi olduğu www.sondakika.com sitesinde de yayınlandığını, haber içeriğinde müvekkilinin fotoğrafının açık bir şekilde ve tecavüzcü kanısı oluşturacak biçimde verildiğini, müvekkili aleyhinde soruşturma başlatıldığını, soyut iddia dışında delil bulunamadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini , davaya konu haber nedeniyle kişilik haklarına zarar verildiğini belirterek manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davaya konu haberde davacının yüzünün karartılmadığı, habere konu eylemin soruşturma aşamasında olmasına rağmen kesin kanı oluşturacak şekilde ifadelere yer verilerek yayınlandığı, toplumda infial uyandırabilecek hassas bir olayın davalı ... ve ... AŞ tarafından daha dikkatli bir şekilde yayınlanması gerektiği, yapılan haberde davacının masumiyet karinesinin çiğnendiği, bu durumun davacının kişisel haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın davalı ... Gazetecilik AŞ ve ... AŞ yönünden kısmen kabulüne, davalı .... Şti. yönünden davacı hakkında haber yapıldığına ilişkin dosyaya belge ibraz edilemediğinden bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Hükme karşı davacı vekili ve davalı ... ve ... AŞ vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.

Bölge adliye mahkemesince; davaya konu haberin güncel olduğu, eylemin mahiyeti itibariyle yayınlanmasında kamu yararı bulunduğu, sonradan eylemin davacı tarafından gerçekleştirilmediği sabit olsa da haber tarihi itibariyle yayının görünür gerçeğe uygun olduğu, haber içeriğinin ‘'iddiaya göre'' şerhiyle verildiği, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, davacının açık isminin yazılmadığı, kesin yargı içeren ifadelere yer verilmediği, haber başlığının okuyucunun dikkatini çekmek için yazıldığı, davacının resminin adliyeye sevk edilirken çekildiği, fotoğrafın yayınlanmasının ayrıntı niteliğinde olduğu, davaya konu yayınların davacının kişilik haklarını ihlal etmediğini belirterek, davalı ... ve ... AŞ vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/06/2017 gün ve 2016/332 esas, 2017/359 Sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesiyle 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının fotoğrafının açık bir şekilde yayınlanmak suretiyle verildiği, davacı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan bir eylemin davacıya aitmiş gibi gösterilerek asılsız bir şekilde haber yapıldığı, haberin verilmesinde kamu yararı bulunmadığı, haberin yapılmasında basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı anlaşılmakla davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA

kazancı.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/4057
K. 2020/2612
T. 7.7.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 06/01/2015 gününde verilen dilekçeyle haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/11/2017 tarihli karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 02/05/2018 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-) Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava; haksız eylemden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Bölge adliye mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin olay tarihinde gece vakti evine dönerken davalıların saldırısına uğradığını, yüzünde hayati fonksiyonu etkileyecek derecede oluşan kırıklar sonucunda müvekkilinin yüzünün tanınmaz hale geldiğini, müvekkilinin yüzünde oynama yapılarak sosyal medyada davalılar tarafından paylaşıldığını, günlerce işe gidemediğini, psikolojisinin bozulduğunu, tedavisi için harcamalar yaptığını bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının müştereken ve müteselsilen davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalılardan ... vekili, davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükme karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi (6098 Sayılı TBK' nın 56. maddesi) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Somut olayda; davacının yaralanma derecesi, olayın meydana geliş biçimi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu sebeple bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekir.

SONUÇ : Yukarıda (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA

kazancı.com

Manevi tazminat Nasıl HESAPLANIR

Maddi manevi tazminat davası Dilekçe Örneği

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası

Ceza davasında manevi tazminat talebi

Hakaret nedeniyle manevi tazminat miktarı

Trafik kazası manevi tazminat

Boşanmada maddi manevi tazminat zamanaşımı

Sözleşme ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası konularında bilgi almak için alanında uzman tazminat avukatına başvurmanız tavsiye olunur.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kiş...

Devamı
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat d...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık