Maddi Tazminat Davası

Maddi Tazminat Davası

25-08-2020
Maddi Tazminat Davası

Maddi Tazminat Davası

Maddi tazminat davasında yaşanan olay nedeniyle uğranılan maddi zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Maddi tazminat davası ile manevi tazminat davasını birbirine karıştırmamak gerekir. Maddi tazminat davası tamamen maddi olgulara ilişkin maddi zararın ortadan kaldırılması için açılan davalardandır. Örneğin mala zarar verme suçundan ötürü kişinin malvarlığında bir azalma değer kaybı olmuş olabilir. Kişinin mal varlığına yapılan saldırı sonucunda malvarlığı değerinin azalması hasar görmesi değer kaybı meydana gelmesi durumunda bir zarar ortaya çıkmış olacaktır ki işte bu zararın tazmini için açılacak davaya maddi tazminat davası denir. Maddi tazminat davasında zarar ne kadar ise verilecek tazminat miktarı da o kadar olacaktır. Zararın 5 birim olması durumunda maddi tazminata 6 birim hükmedilemez. Zira dava sonrası 5 birime kadar tazminata hükmedilecektir. Aksi durum yüksek yargı tarafından bozma nedenidir. 

Maddi tazminat davalarında davanın belirsiz alacak davası olarak açılması her zaman dava açan tarafın lehinedir. Belirsiz alacak davası, davanın bütün zarar bedeli üzerinden değil de bir kısmının talep edilmesi sonradan bu bedelin arttırılması işlemidir. HMK ya göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Anlaşılacağı üzere alacaklı zararı tam olarak kestiremiyorsa davayı cüzi bir miktar üzerinden açıp sonrasında yapılacak araştırmada zarar belirlenmiş ise bu değerin karşılanması için miktar arttırılabilecektir. Örneğin 1 birimlik dava açıldığında dava sırasında yaptırılacak araştırma neticesinde zararın 5 birim olduğu ortaya çıkartılmışsa dava 4 birim arttırılarak 5 birimlik miktara getirilecektir. Tabi ki alacaklı bu durumda 4 birimlik artış kadar harç yatırmak zorunda kalıp harç tamamlama işlemini de gerçekleştirmek zorunda kalacaktır. Nitekim karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hakim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.

Yukarıda verdiğimiz dava değerinin arttırılması hususu maddi tazminat davaları için geçerlidir. Manevi tazminat davalarında dava değeri bölünemediğinden davanın tam olarak zararı karşılayacak şekilde açılması gerekmektedir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi için MANEVİ TAZMİNAT DAVASI başlıklı makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Maddi Tazminat Hesaplama

Maddi Tazminat Hesaplama zararın tespit edilmesine ve bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenen miktarın ortaya konulması ile ortaya çıkacaktır.

Yargıtay
3. Hukuk Dairesi  
2016/21638 E. 
2018/8819 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
.....

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar; oğulları ...'in okuldan eve giderken kopan elektrik tellerinin sarkması sonucu elektrik akımına kapıldığını, sürekli sakat ve başkasının bakımına muhtaç olduğunu, bu durumun davalı şirketin kusuru ve sorumluluğu ile oluştuğunu, davacıların söz konusu olay nedeni ile manevi anlamda zarar gördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ... için 500 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 500 TL tedavi masrafı, bakıcı gideri, anne baba için ayrı ayrı 20.000 TL, ....... için 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, 23.02.2016 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatını 558.470,16 TL ve bakıcı giderini 692.889,50 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını, derdestlik itirazında bulunduğunu, olayın davacının kusurundan kaynaklandığını ve davalının kusuru olmadığını, manevi tazminat taleplerinin koşullarının oluşmadığı ve fahiş miktarda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı ...'in sürekli iş görememezlik zararı olan 558.417,16 TL'nin olay tarihi olan 14/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, bakıcı gideri olarak hesaplanan 692.8893,50 TL üzerinden %20 oranından hakkaniyet inidirimi yapılarak 554.311,2 TL'nin olay tarihi olan 14/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin ....... ile davacı için ...... 40.000 TL, davacı ... için 15.000 TL ve davacı ..... için 15.000 TL olmak üzere toplam 70.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, elektrik çarpması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
.....

HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olayda, dosya kapsamında....... alınan 12.11.2015 tarihli "maluliyet oranı" raporunda; ...'in %100 oranında sürekli iş göremez olduğu, özel bakıcı ihtiyacı olduğu ve maluliyetinin 3 yıl sonra yeniden değerlendirilmesinin uygun olacağı bildirilmiş olup, davalı taraf bu rapora itiraz etmiştir. Davacının maluliyet oranı ile ilgili ......rapor alınmadan, ........ raporu esas alınarak maddi tazminat hesaplanmıştır. Rapor bu haliyle hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli değildir.
O halde, mahkemece; ...'in maluliyet oranının kesin olarak tespit edilmesi için ....rapor alınarak oluşacak sonuca göre hesaplanacak maddi tazminata karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma nedenlerine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenle davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/09/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Maddi tazminat Yargıtay Kararları

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi  
2020/2234 E.  
2020/2553 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 17/12/2019 gün ve 2019/899-2019/6092 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalılardan ..., ... ve ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 450,00'şer TL para cezalarının karar düzeltme isteyenlerden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine ve aşağıda yazılı ret karar harcının 113,30 TL'sinin davalı ...'e 113,30 TL'sinin davalı ...'a 113,30 TL'sinin de davalı ...'e yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna 06/07/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi    
2020/2129 E. 
2020/2452 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Asıl ve birleşen davada davacı ... Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 29/01/2014 ve 02/12/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 10/06/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... vekili ve ... tarafından süresi içinde istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dosya kapsamından, Dairemizin 13/02/2019 tarihli 2016/14439 Esas ve 2019/642 sayılı geri çevirme kararının 2, 3, 4. bentlerinde belirtilen gereklerin mahkemesince yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

1- Davalılar ..., ..., tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile ayrı ayrı hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi bir yıl ve daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezayı çekmeye başladığını kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, davalı hakkındaki cezanın infazına başlanılması ile yasal kısıtlılık altına gireceğinden, davalılara, Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği araştırılmalı, Türk Medeni Kanunu'nun 471. maddesindeki "özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesi ile kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü uyarınca anılan davalıların hapis halinin devam edip etmediği tespit edilmeli, hapis halinin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda vasi tayin edilmemiş ise öncelikle bu eksikliğin tamamlattırılması, akabinde gerekçeli karar ile temyiz başvuru dilekçesinin, vasilere usulüne uygun olarak tebliğ edilerek, temyiz süresinin beklenmesi gerektiğinden bahisle geri çevirme yapıldığı ancak cezaevinin bu davalılara ilişkin vasi taleplerinin olmadığına dair cevabi yazısı esas alınarak, davalı asillere tebligat yapıldığı, geri çevirme kararımızın yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şu durumda anılan davalıların hükümlü olup olmadıkları araştırılarak, hükümlü ve vasi tayin edilmemiş ise öncelikle bu eksikliğin tamamlattırılması, akabinde gerekçeli karar ile temyiz başvuru dilekçesinin, vasilere usulüne uygun olarak tebliğ edilerek, temyiz süresinin beklenerek dosyanın gönderilmesi için geri çevrilmesi gerekmiştir.

3-Davalılardan ...'in tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girdiği, ancak kendisine vasi olarak eldeki dosyada davalı olan ...’in tayin edildiği, Türk Medeni Kanunu'nun 471. maddesindeki "özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesi ile kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü uyarınca anılan davalının hapis halinin devam edip etmediğinin araştırılması, hapis halinin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda, vesayet kararının değiştirilip değiştirilmediği hususu tespit edilmeli değiştirilmediyse yeni vasi tayin edilmek üzere ihbarda bulunularak öncelikle bu eksikliğin tamamlattırılması, sonrasında gerekçeli karar ile temyiz başvuru dilekçesinin, tayin edilecek vasiye usulüne uygun olarak tebliğ edilerek, temyiz süresinin beklenmesi gerektiğinden bahisle geri çevirme yapıldığı, ancak mahkemece cezaevinden gelen ...’in vasi olarak atandığına ilişkin yazı cevabı esas alınarak vasi olarak ...’e tebligat yapıldığı görülmüştür. Şu durumda, davalılardan ...'in hapis halinin devam edip etmediği araştırılmalı, hapis halinin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda, vesayet kararının değiştirilip değiştirilmediği hususu tespit edilmeli değiştirilmediyse yeni vasi tayin edilmek üzere ihbarda bulunularak öncelikle bu eksiklik tamamlattırılmalı, sonrasında gerekçeli karar ile temyiz başvuru dilekçesinin, tayin edilecek vasiye usulüne uygun olarak tebliğ edilerek, temyiz süresi beklendikten dosyanın gönderilmesi için geri çevirme kararı vermek gerekmiştir.

4- Davalılardan ...’in uyap sisteminden yapılan kontrolde tutuklu olduğu ancak gerekçeli karar tebliğinin, usule aykırı şekilde mernis adresine yapıldığı, anılan davalının ceza infaz kurumunda tutuklu olarak mı yoksa hükümlü olarak mı bulunduğu araştırılarak, tutuklu ise cezaevinde bizzat davalıya tebligat yapılması; hükümlü olarak bulunuyor ise; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi bir yıl ve daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağını, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezayı çekmeye başladığını kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğunu düzenlemiş olup, davalı hakkındaki cezanın infazına başlanılması ile yasal kısıtlılık altına gireceğinden, davalılardan Uğur Demirci’ye, Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği araştırılmalı, Türk Medeni Kanunu'nun 471. maddesindeki "özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesi ile kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü uyarınca anılan davalının hapis halinin devam edip etmediği tespit edilerek hapis halinin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda vasi tayin edilmemiş ise öncelikle bu eksikliğin tamamlattırılması, akabinde mahkeme gerekçeli kararının davalı vasisine tebliğ edilerek sonucuna göre işlem yapılması gerektiğinden bahisle geri çevirme kararı verildiği ancak cezaevinin bu davalıya ilişkin vasi taleplerinin olmadığına dair cevabi yazısı esas alınarak, davalı asile tebligat yapıldığı ve geri çevirme kararımızın yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şu durumda anılan davalının hükümlü olup olmadığı araştırılarak, hükümlü ve vasi tayin edilmemiş ise öncelikle bu eksikliğin tamamlattırılması, akabinde gerekçeli karar ile temyiz başvuru dilekçesinin, vasiye usulüne uygun olarak tebliğ edilerek, temyiz süresinin beklenerek gönderilmesi için dosyanın geri çevrilmesine, Dairemizin 13/02/2019 tarihli 2016/14439 Esas ve 2019/642 sayılı geri çevirme kararının 2, 3, 4. bentlerinde belirtilen gereklerin mahkemesince titizlikle yerine getirilerek dosyanın temyiz incelemesi için gönderilmesine 01/07/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay
3. Hukuk Dairesi  
2020/2064 E. 
2020/3826 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı -Karşı davalı; Taraflar arasında düzenlenen 01.01.2015 tarihli sözleşme ile davalının taşınmazında kiracı olarak bulunduğunu ancak davalının 10 gün geçmeden 09.01.2015 tarihi itibariyle taşınmazın tahliyesini istediğini, davalı kiraya verenin bu baskıları nedeniyle taşınmazı 11.01.2015 tarihinde tahliye ederek anahtarları davalı kiraya verene teslim ettiğini; Taşınmaza ait kombi ve doğalgaz tesisatı ile sözleşmeyi tamamen yenilediğini, bunun için 2.400 TL, su tesisatının hasarlı yerlerinin tamiratı, klozet montajı ve yenileme ile vana, lavabo dolabı, musluk iş ve işçiliğine 500 TL , sıhhi malzemelerine 560 TL, pimapen ve cam işlerine 945 TL, elektrik işlerine 500 TL, boya malzeme ve 3 günlük işçiliğine 1.000 TL, Digitürk kurulumu için yeni eve naklederken 45 TL , tahliye edince yeni evde 45 TL, klima montajına ve ayrılırken demontajına 600 TL, eve taşınırken 1300 TL,evden ayrılırken 1.100 TL taşınma masrafı olmak üzere toplam 9.495 TL masraf yaptığını, klima hariç satın alınan tüm malzeme ve işçiliğin mecurda kaldığını, ayrıca bu olaylar nedeniyle ailesinin manevi huzurunun da zarar gördüğünü belirterek 9.495 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı -Karşı davacı, asıl davanın reddini dilemiş, açtığı karşı davada ise kiracı olan davacı-karşı davalı söküp götürmüş olduğundan taşınmaza tekrar kombi almak ve taktırmak için harcadığını belirttiği 1.330 TL miktarında maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 7.268,18 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; Karşı davanın ise reddine dair verilen hükmün davalı tarafça temyizi üzerine, Dairemizin 16.11.2017 tarih ve 2017/4845 Esas, 2017/16092 Karar sayılı ilamı ile davalının karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince ise ; kiracı olan davacı-karşı davalı tarafından kiralanan taşınmaza yönelik yapılan tadilat ya da masrafların zorunlu ve faydalı masraf niteliğinde olup olmadığı saptanarak, zorunlu ve faydalı masraf olduğunun belirlenmesi halinde imalat tarihi itibariyle yıpranma payı düşülmüş bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığından bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile maddi tazminata ilişkin 7.268,18 TL'nin davalıdan tahsiline ; Karşı davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davacı kiracının dava konusu kiralanana taşınırken ve kiralanandan ayrılırken yaptığı taşınma /nakliye masraflarının süresinden önce fesih nedeniyle uğranılan zarar (menfi zarar) ya da faydalı ve zorunlu masraf kapsamında değerlendirilmesi ve talep edilmesi mümkün değildir. Buna yönelik istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02/07/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi     
2020/1811 E.  
2020/2605 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi

Asıl ve birleşen davacı ... vekili Avukat...tarafından, asıl davada davalılar ... ve ... aleyhine 10/10/2006 gününde verilen dilekçe ile eşyaların aynen iadesi veya bedelinin ödenmesi, birleşen davada davalı ... aleyhine 12/04/2017 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 25/09/2020 günlü karara karşı asıl davada davalılardan ...'ın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 15/01/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalılardan ... tarafından süresi içinde istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2020 yılı için 72.070,00 TL’dir.

HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 72.070,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Somut olayda, asıl dava davalılarından ... yönünden davanın kabul edilen bölümü 72.070,00 TL’yi geçmediğinden, anılan davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davalı ...’ın temyiz dilekçesinin HMK 362/1-a maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/07/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Maddi tazminatın hesaplanması, maddi tazminatta bedensel zarar kalemleri, maddi tazminat davası açmak istiyorum, maddi tazminat hesaplama, maddi tazminat davasında zamanaşımı, maddi tazminatın belirlenmesi, maddi tazminat türleri bakımından detaylı bilgi edinilmesi maksadıyla TAZMİNAT DAVASI AVUKATLARI na başvurmanız tavsiye olunur.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kiş...

Devamı
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat d...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık