Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

19-08-2020
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kişilik hakkı Türk medeni kanununda tanımı yapılmış tam ve kesin olarak sınırları çizilmiş bir hak türü değildir. Genel olarak 'kişiye bedeni ve maddi bütünlüğüne, menfaat ve ilişkilerine yönelik saldırılardan kaçınılmasını başkalarından isteme yetkisi veren haklar olarak tanımlanabilir. Doktirin ve yargı kararlarıyla şekillenen belli alt başlıklar halinde sıralayabileceğimiz bu haklar bu kategorilerle sınırlı değildir ve sürekli olarak gelişmektedir. Maddi ve manevi bütünlük üzerindeki haklar, gizlilik alanı üzerindeki haklar, iktisadi bütünlük üzerindeki haklar. Manevi kişilik hakları kişilerin ismi, şerefi, resmi, itibarı üzerindeki hakları olarak sayılabilir.

Kişiler hak süjesidir ve toplum içinde bir arada yaşarlar. Kişiliklerine yönelebilecek saldırılara karşı hukuk düzenimiz birtakım koruma mekanizmaları öngörmüştür. Türk medeni kanununun 25. maddesinde öngörülmüş dava türleri vardır.

TMK 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının  hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.  Bu madde kapsamındaki davalar saldırının önlenmesi, saldırıya son verilmesi, saldırının tespiti davAsı olarak sayılabilir.

Saldırının önlenmesi davası nedir?

Saldırının önlenmesi davası- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini isteyebilir. Bu dava türünde henüz bir saldırı yoktur fakat yakın bir gelecekte saldırı ihtimali mevcuttur. davanın  amacı gelecekte mümkün olabilecek saldırın önlenmesidir.  Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme saldırının gerçekleştiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar  görenin yerleşim yeri mahkemesi genel yetki kuralınca yetkili mahkemedir.

Saldırının sona erdirilmesi davası nedir?

Saldırının sona erdirilmesi davası- Davacı, hâkimden sürmekte olan saldırıya son verilmesini isteyebilir. bu davada süregelen bir saldırı mevcuttur ve davacı bu saldırının durdurulmasını talep  etmektedir. görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. yetkili mahkeme saldırının gerçekleştiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar  görenin yerleşim yeri mahkemesi genel yetki kuarlınca yetkili mahkemedir.

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi
2016/8897 E. 
2018/6166 K.

Davacı:

Vekili:

Davalı:

Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... İşletmeleri Genel Müdürlüğü (...) vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 22/09/2014 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle maddi ve manevi tazminat, yapılan saldırının önlenmesi ve yayın istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine dair verilen 08/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, internet yoluyla kişilik haklarına yapılan saldırının önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ve yayın istemlerine ilişkindir. Mahkemece, manevi tazminata ilişkin istemin kısmen kabulüne, diğer istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalıların içerik sağlayıcısı oldukları “www.olay53.com” isimli internet sitesinde “... Tüketicinin Parasını Böyle Buharlaştırıyor” başlığı altında gerçek dışı ve tüketicileri ...’dan soğutmaya yönelik kasıtlı bir yazı yazıldığını, yazının amacının ...’u kötülemek suretiyle zarar vermek, tüketicilere “... sizi yontuyor” mesajı iletmek olduğunu, davalıların yönetimindeki sitede sistematik bir karalama kampanyası yürütüldüğünü, kamu iktisadi teşebbüsü olan davacının tacir olarak ticari itibar ve markasına, kişilik haklarına yönelik saldırı sonucu maddi zarara da uğradığını, ancak bu zararı kestirmenin zorluğu nedeniyle zarar miktarının tespitinde TBK’nun 50/2. maddesindeki kriterlerin uygulanmasını talep ettiklerini, yazının internet sitesinde yayını sonrasında... Sulh Ceza Hâkimliğince erişimin engellenmesine karar verildiğini belirterek, maddi ve manevi zararların giderilmesine, kişilik haklarına yönelik saldırıların önlenmesine ve kararın yayınlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili; kamu kurumu niteliğindeki davacı kuruluşun haber sitesinde yer alan yazı nedeniyle saygınlığının ve marka değerinin azaldığını ileri sürmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haberin kasıtlı bir haber olmayıp, davacı kurumun yazıda iddia edilen sıkıntılarını giderme konusunda yol gösterme ve eleştiri amacı taşıdığını, davacı kurumun daha iyi bir şekilde yönetilmesi, eksikliklerinin belirlenmesi ve daha iyiye ulaşmada yol gösterici olması açısıdan yazıya olumsuz bir mana yüklenemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; davalının yazı içeriğinin gerçekliği konusunda herhangi bir delil sunmadığı, haberin davacının kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle erişimin engellenmesine karar verildiği, yazı içeriğinin eleştiri mahiyetinde olmayıp, haberin veriliş şekli dikkate alındığında davacıyı kamuoyunda küçük düşürüp piyasada olumsuz bir imajın oluşmasına sebebiyet vereceği ve kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırı niteliğinde olduğu, haberde kamu yararı bulunmaması nedeniyle basın özgürlüğünün üstün tutulamayacağı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, maddi tazminat istemi ispat edilemediğinden ve erişimin engellenmesine karar verildiğinden diğer istemlerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak, ifade özgürlüğünün sözleşmenin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen haber veya fikirler için değil, aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın demokratik toplum olamayacağını belirtmiştir. 10. maddede güvence altına alınan bu hak bazı istisnalara tabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir. Basın özgürlüğü bağlamında, gazetecilerin kanıtlayamayacağı söylenti ve iddiaların yayınlanması yönünden ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi doğruluk koşulunu makul olmayan, hatta olanaksız bir talep olarak değerlendirip, basının sadece bütünüyle kanıtlanmış olguları yayınlama zorunluluğu ile karşı karşıya bırakılması halinde hemen hemen hiçbir şeyin yayınlanamayacağı, bunun da basın özgürlüğüne zarar vereceği yönündedir.

Somut olayda, davalıların internet ortamında yayınladıkları davaya konu yazı bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı kurumun uygulamalarına ilişkin kamuoyuna yönelik eleştiri mahiyetinde değerlendirilmesi gereken beyanlar içerdiği, yazının düşünce açıklaması ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, ayrıca kamu yararının bulunduğu, kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/10/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/2589
K. 2019/6238
T. 23.12.2019

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Gazete Dergi Basım A.Ş ve diğerleri aleyhine 21/04/2014 gününde verilen dilekçeyle saldırının önlenmesi istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... yönünden pasif husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine dair verilen 09/12/2014 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Dava, kişilik haklarına saldırının önlenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın davalı ... yönünden pasif husumet nedeni ile reddine, diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiş, anılan hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davalı tarafa ait ... Gazetesinin ... ekinde, davacının kişilik haklarına saldırılması nedeniyle, yayınların önlenmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece yargılama sırasında bu tür yayınlara son verildiği gerekçesi ile dava reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı, ... Gazetesinin ... ekinde; 19/03/2014, 21/03/2014, 16/04/2014, 17/04/2014 ve 18/04/2014 tarihlerinde yapılan haberlerde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek devam eden saldırıların önlenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı taraf, davalılardan ... yönünden davanın pasif husumetten reddine, diğer davalılar açısından ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yerel mahkeme, davacının TMK.'nın 25/1.fıkrası gereği sürmekte olan saldırının sona erdirilmesi yönündeki isteminin mahkemece Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geleceği ve yargılama sırasında da bu tür yayınlara son verildiği, bu aşamada saldırının önlenmesine karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesinde kişilik hakkının korunması için açılacak davalara yer verilmiştir. Buna göre davacı, mahkemeden; saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini ve bu davalarla birlikte düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanmasını isteyebilir. Bu tür istemlerle açılan davaların görülme yeri de genel mahkemelerdir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceğinden, davaya konu yayının 12/03/2014 tarihinde yapıldığı ve devam eden süreçte de benzer yayınların devam ettiği anlaşılmaktadır.

Şu durumda TMK 25/1 maddesi gereğince davanın açıldığı tarihte saldırı tehlikesinin devam ettiği anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüyle saldırı tehlikesinin önlenmesi kararının verilmesi gerekirken yerinde olmayan hukuki niteleme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA 

kazancı.com

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat d...

Devamı
Manevi Tazminat Davası
Manevi Tazminat Davası

Manevi tazminat davası genel kapsamlı bir ifadedir...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık