Kavga Tazminat Davası

Kavga Tazminat Davası

06-09-2020
Kavga Tazminat Davası

Kavga Tazminat Davası

Kavga tazminat davası kavgaya karışmış, saldırıya uğramış ve bundan dolayı zarara uğramış olan kişinin açtığı dava türüdür. Örneğin kavga tazminat davasında kişi zararını ispatlamakla mükelleftir. Bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Kavgadan dolayı zarara uğramış, saldırıdan ötürü fiziksel ya da ruhsal bütünlüğü etkilenmiş olan kişiler bu davayı genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır. 

Kavga tazminat davası haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Tazminat davası açacak olan kişilerin davalarını tazminat davası avukatları vasıtasıyla takip ettirmeleri tavsiye olunur. Aslında bu tür davalar özel dava türlerinden olduğundan tazminat davası nasıl açılır başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.

Kavga Tazminat Davası Yargıtay Kararları

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi  
2019/1039 E. 
2019/3053 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı A...vekili Avukat ....tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 20/10/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/12/2017 günlü karara yönelik olarak Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığı tarafından kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, kasten yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/03/2019 gün, 2019/255550 sayılı yazısıyla HMK'nın 363/1. maddesi uyarınca kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir.

Davacı vekili; davalıların müvekkilini birlikte darp ettiklerini ve kolunun kırılmasına neden olduklarını, haklarında açılan ceza davasında mahkumiyetlerine karar verildiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili; kavgayı başlatanın davacı olduğunu belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların davacıya yönelik haksız fiilinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde; "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü düzenlenmiştir.

Dosya kapsamından, davaya konu zarar doğurucu haksız eylemin davalılarca birlikte gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Davalılar, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlardan birlikte sorumlu olup hem maddi tazminat, hem de manevi tazminat açısından davanın kısmen reddine ilişkin gerekçeler aynıdır. Diğer bir deyişle ret sebebi ortaktır. Davalılar yararına reddedilen maddi tazminat yönünden tek, manevi tazminat yönünden tek vekâlet ücreti verilmesi gerekirken, her bir davalı lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar verilerek kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HMK'nın 363/1. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenlerden dolayı kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 23/05/2019 oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; mahkemece maddi ve manevi tazminat davasının müşterek ve müteselsilen her üç davalı için aynı sebeple kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği halde davalılar yararına hem maddi tazminat, hem de manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek yerel mahkeme kararının kanun yararına bozulması istenmiştir. Dairemiz çoğunluğunca da talep kabul edilerek hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına temyizin amacı; kesin olarak verilen ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtayca incelenmesini ve buna bağlı olarak kanunların uygulanmasında ülke genelinde birliği sağlamak, karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından gidermektir. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yarına temyiz kurumunun konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olacaktır.

26/10/1932 tarihli ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere; kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olan talepler hakkında verilen kararlar ile delillerin değerlendirilmesi ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yarına temyiz konusu olamaz.

Bu durumda, vekalet ücreti şahsi hakka ilişkin olduğundan, mahkemece hükmedilmiş vekalet ücretleri konusunda kanun yararına temyiz talebinde bulunulamayacağından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun talebin kabulüne dair kararına katılmamaktayım.23/05/2019

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi   
2018/5441 E. 
2020/2161 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 27/10/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/07/2018 günlü karara karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 24/10/2018 günlü ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, kasten yaralama nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin başvuruyu esastan reddetmesi üzerine de karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, 27/07/2008 tarihinde müvekkili ile davalılar arasında ihaleye girip girmeme konusunda anlaşmazlık olduğunu, taraflar arasında bu ihale nedeniyle yaşanan kavgada davalıların müvekkilinin maluliyetine sebebiyet verecek şekilde yaraladıkları, olaya ilişkin ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/372 esas sayılı dosyasında davalıların yaralama suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, davacının uzun süre tedavi gördüğünü, müvekkilinin ayrıca meydana gelen olay nedeniyle manevi olarak da zarara uğradığını belirterek uğranılan maddi ve manevi zararının davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili; davacıya karşı müessir fiili gerçekleştirenlerin müvekkilleri olduğuna dair davacının soyut beyanından başka hiç bir delilinin olmadığını, bu beyanın da tek başına delil olamadığını, davacının ayağındaki kırığın da düşme sonucu oluşmuş olabileceğini belirterek, davanın reddini talep etmişlerdir.

İlk derece mahkemesince; Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 09/01/2015 tarih ve 287 sayılı rapora göre, davacının %24.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı gerekçesiyle ıslah edilmiş haliyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükme karşı davalılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun tebliği ile zamanaşımı süresinin başlayacağı buna göre davanın süresinde açıldığı, zararın miktarının tespit edildiği bu bilirkişi raporuna göre süresinde yapılan ıslah neticesinde davalılar vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesi gereğince haksız eylem nedeniyle açılacak tazminat davaları bir yıllık zamanaşımına tabidir. Ne var ki, aynı Kanunun 60/2. maddesine göre, davalının eyleminin suç teşkil etmesi durumunda (uzamış) ceza zamanaşımının uygulanması gerekir.

Somut olayda; ceza yargılaması sırasında davalılar hakkında hazırlanan iddianamede 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87/3. maddesinde düzenlenen suçtan cezalandırılması talep edilmiştir. Belirtilen yasa maddesinde, kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, 86. maddeye göre belirlenen cezanın, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılacağı, 66. maddesinde ise kamu davasının beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşeceği düzenlenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davaya konu yaralanma olayı 27/07/2008 tarihinde meydana gelmiş, dava 27/10/2008 tarihinde açılmış, 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca hazırlanan 09/01/2015 tarihli maluliyet raporu davacı vekiline 03/03/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, ıslah dilekçesi ise 26/10/2017 tarihinde verilerek aynı tarihte ıslah harcı yatırılmıştır. Bu durumda; ıslah dilekçesinin verildiği tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde düzenlenen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 87/3 ve 66. maddeleri uyarınca olayın bağlı olduğu 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi geçmiştir.

Şu halde; mahkemece bu durum nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile ıslah edilen maddi tazminat miktarı yönünden de esastan inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddiyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 22/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi    
2018/1062 E.  
2018/5496 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 07/05/2012 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile davalı karşı davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davacı karşı davalı ... aleyhine 31/05/2012 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/12/2017 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacılar vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 18/09/2018 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davalılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2)Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Asıl dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Karşı dava ise aynı nedenle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, asıl davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada davacılar; destekleri olan ...’ın davalıların saldırısı sonucu ağır şekilde yaralandığını ve daha sonra vefat ettiğini, ayrıca davacılar ..., ..., ... ve ...’ın ise aynı olayda yaralandıklarını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

Davalılar ve davalı-karşı davacı ..., davanın reddi gerektiği savunmuşlar; ayrıca davalı-karşı ..., olayı başlatanın ... olduğunu, diğer davacıların da kavgaya karıştığını ve ağır tahrik altında kaldığını, ...’ın değnekle vurması sonucu kendisinin de kafasından yaralandığını, hayati tehlike geçirdiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalıların haksız eyleminin sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi (818 sayılı BK 47. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, davacıların desteğinin davalıların saldırısı sonucunda beyninin parçalandığı, desteğin yere düşmesine rağmen davalıların öldürmek amacıyla defalarca vurduğu, desteğin bir müddet komada kaldıktan sonra vefat ettiği, ayrıca davalıların eylemi sonucunda davacıların yaralandıkları anlaşılmaktadır.

Şu durumda, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, özellikle eylemin işleniş biçimi ile yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde asıl dava davacıları yararına hem yaralama hem de öldürme eylemleri için takdir olunan manevi tazminat tutarı az olmuş, bu sebeple daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacıların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Dava arkadaşlığı; davacı veya davalı tarafta birden fazla kişi bulunması hali olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 57 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığında; birden çok kişi, birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu haller, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olmasıdır. (HMK.57) Sayılan bu üç durum dışında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde ise mecburi dava arkadaşlığı vardır(HMK.59).

Somut olayda, davacılar arasında zorunlu değil ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacıların ayrı ayrı tazminat talep etmiş olmaları da dikkate alınarak kabul edilen tazminat miktarları üzerinden her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken hükmedilen toplam tazminat miktarı esas alınmak suretiyle tek vekalet ücreti tayin edilmiş olması da kararın bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2-a-b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacılar yararına takdir olunan 1.630,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/09/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kiş...

Devamı
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat d...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık