Cismani Zarar ve Cismani Tazminat Nedir

Cismani Zarar ve Cismani Tazminat Nedir

29-12-2020
Cismani Zarar ve Cismani Tazminat Nedir

Cismani Zarar ve Cismani Tazminat Nedir

Cismani zarar ve cismani tazminat Türk borçlar kanununda düzenlenmiştir. Cismani zarar denilen bedensel zarardır ve bu husus ilgili kanunun 53. ve 54. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre cismani zarar;

Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

Cenaze giderleri.

Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.

Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

Tedavi giderleri.

Kazanç kaybı.

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

Cismani Zarar Yargıtay Kararı

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi 
2018/122 E. 
2020/1194 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : 1-... 2-... 3-... vekili Avukat ...

Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/04/2010 gününde verilen dilekçe ile yaralama eylemine dayalı haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen 12/12/2014 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Gerekçeli karar başlığında davacılardan ...’ın soyadının ... yerine... olarak yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde düzeltilebileceği anlaşılmakla, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, özellikle davacılardan ...’ın dava konusu eylem nedeniyle yaralandığı ve iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği dosya kapsamında bulunan Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olduğu ve hükmedilen maddi tazminat miktarı içindeki gelir kaybı kaleminin geçici iş göremezlik süresi karşılığı olarak uygun görülmekle hesaplamanın yanlış yapılmasının sonuca etkili olmayacağı anlaşıldığına göre davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacılardan ...’ın maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine,

3-Davacılardan ...’ın diğer temyiz itirazına gelince;
Dava yaralama eylemine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacılar vekili; 02/09/2004 tarihinde davacılardan ...’ın, diğer davacılar eşi ve kızı önünde davalı tarafından silahla ateş edilerek elinden yaralandığını, iki kez elinden ameliyat olduğunu, bacağından parça alınarak eline eklendiğini, olayla ilgili olarak Akçakoca Asliye Ceza Mahkemesinin 10/02/2011 tarih ve 2009/92 E, 2011/42 K sayılı kararı ile davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, davacılardan ...’ın elinden yaralanması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, diğer davacıları meydana gelen olay nedeniyle üzüntü yaşadıklarını belirterek oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini isteminde bulunmuştur.Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; davacılardan ...’ın, davalı tarafından basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde elinden yaralandığı ve %8,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, söz konusu eylem nedeniyle tedavi masrafları, yol giderleri ve toplayamadığı fındık bedeli yönünden maddi zararının olduğu belirtilerek maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne; diğer davacıların ise yaşadığı üzüntünün olay tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümleri gereğince kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.

Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Somut olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, davacının yaralanma derecesi, eylemin kasten işlenmesi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacılardan ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Mahkemece, daha yüksek düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

4- Davacılardan ... ve...’ın temyiz itirazlarına gelince;
Dosya incelenmesinde; davacılardan ...’ın, eşinin ve davacılardan ...’ın ise babasının yaralanması nedeniyle manevi tazminat isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Tartışılması gereken husus; davacılardan ... ve...’ın diğer davacı ...’ın kasten yaralanması eylemi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde ‘‘Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namıyla adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.’’ düzenlemesi mevcuttur.

Bu düzenlemeye göre öncelikle manevi tazminat istemek hakkı beden ve ruh tamlığı bozulmuş olan kişiye tanınmıştır. Bunun yanında bir yakınının uğradığı bedensel zarardan ruhsal yönden etkilenen kişiler de zarara uğrayandan bağımsız olarak manevi tazminat isteyebilirler. Ancak, bunun için yaralanma nedeni ile gerçekten kişisel yararların veya hakların doğrudan doğruya ağır bir biçimde zarara ve üzüntüye uğramış olması gerekir. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin bedensel zarara uğramasından dolayı onun çok yakınlarından birisinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde zarara uğramışsa onun da manevi tazminat isteme hakkı vardır (HGK 26.04.1995 gün ve 1995/11-1995/403).

Davacılar Nevin ve Sıla'nın yakını olan diğer davacı ...'ın, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporuna göre, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı ve %8,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği dikkate alındığında yaralanma derecesinin ağır olduğunun kabulü gerekir. Şu durumda, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 47. maddesi gereğince anılan davacılar yararına da manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacılardan ...’ın diğer temyiz itirazlarının (1) ve (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/03/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi 
2016/14728 E.
2019/300 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/04/2015 gününde verilen dilekçe ile cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalının müvekkilini keser ile kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde yaraladığını, davalı hakkında yaptığı eylem sebebiyle ceza verildiğini, yaşanan olaydan kaynaklı müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü, çalışamadığını ve bu durum sebebiyle tramva yaşadığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesi haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinin, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her halde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Ancak haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylemden doğmuş ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüş ise haksız fiil sorumluluğunda da uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanır (BK 60/2).

Dosyanın incelenmesinde; davalının davacıyı yaralama eyleminin 07/07/2005 gerçekleştiği, davalı hakkında ceza yargılaması neticesinde kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde yaralama eylemi sebebiyle haksız tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı hakkında ceza yargılamasında uygulanan hüküm nazara alındığında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, olay tarihi olan 07/07/2005 ile dava tarihi olan 24/04/2015 arasında sekiz yıllık ceza zamanaşımı süresi dolmuştur. Bu nedenle davanın reddi gerekirken işin esasına girilerek kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/01/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Davaların tazmiant davası avukatları vasıtasıyla takibi tavsiye olunur.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark
Müspet Zarar ve Menfi Zarar Arasındaki Fark

Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun...

Devamı
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi
Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Ceza davası hukuk davası ya da ceza mahkemeleri hu...

Devamı
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası
Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası

Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi Davası- Kiş...

Devamı
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat d...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık