TSK Bakmakla Yükümlü Olunan Kişi Nedeniyle Tayin Davası

TSK Bakmakla Yükümlü Olunan Kişi Nedeniyle Tayin Davası

18-01-2021
TSK Bakmakla Yükümlü Olunan Kişi Nedeniyle Tayin Davası

TSK Bakmakla Yükümlü Olunan Kişi Nedeniyle Tayin Davası

Türk Silahlı Kuvvetleri bakmakla yükümlü tayin davalarında/ bakıma muhtaç raporu ile tayin- kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler var ise bunu atama sırasında bildirmesi esastır. Annesinin sağlık sorunları sebebiyle atamaya tabi tutulabilmesi için hizmet bölgesindeki zorunlu çalışma süresini tamamlaması gerekmeyen kişinin, annesinin hastalığı nedeniyle tedavi hizmetinden faydalanabileceği uzman doktor / sağlık kuruluşlarının bulunduğu garnizondaki bir kadro görev yerine atanması gerekirken, bu yöndeki talebinin Yönetmeliğin 11’inci maddesine aykırı bir biçimde reddedilmesi suretiyle tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir.

İdari Dava Nasıl Açılır

Bakmakla yükümlü olunan kişi nedeniyle tayin davasında idari dava açma süresi kaçırılmamalı bu sürelerin hesabının tam anlamıyla eksiksiz bir şekilde yapılması şarttır. İdari davalarda yapılacak savunmalar oldukça önemlidir. Nitekim bakmakla yükümlü olunan kişi nedeniyle tayin davasında tayin olma gerekçesinin tam manasıyla mahkemeye izah edilmesi gerekmektedir. Mahkeme bu konuda ikna edilir ve savunmalar gerekçeli bir şekilde yapılırsa hüküm de buna göre olumlu olacaktır.

Tayin Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu

Tayin davasında avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak idari dava avukatları bu konuda uzman olduklarından davanın kazanılma ihtimalini arttırmak ve profesyonel bir şekilde takibinin yapılmasının sağlanması için konunun uzmanı bir idari dava avukatı ile davanın takibinin yaptırılması tavsiye olunur.

Tayin Davası Nerede Açılır

Bakmakla yükümlü olunan kişi nedeniyle Tayin davası bir idari işleme karşı açılan dava olduğundan mütevellit usul hukuku bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama usulü kanununa tabidir. 2577 sayılı kanunda düzenlenen hususlara binaen 

İdari davalarda genel yetki:
    Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 
    2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…)
    Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:
    Madde 33 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/12 md.) Kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. 
2. Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir. 
    3. (Değişik: 5/4/1990-3622/12 md.) Kamu görevlilerinin görevle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal hakları ve mahalli idarelerin organları ile bu organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmalarıyla ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir.
4. (Ek: 2/7/2012-6352/60 md.)  Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, hâkim ve savcıların mali ve sosyal haklarına ve sicillerine ilişkin konularla, müfettiş hal kâğıtlarına karşı açacakları ve idare mahkemelerinin görevine giren davalarda yetkili mahkeme, hâkim veya savcının görev yaptığı yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu bölge idare mahkemesine en yakın bölge idare mahkemesinin bulunduğu yer idare mahkemesidir.  

şeklinde düzenlendiğinden dava da bu kurallara göre açılacaktır.

AYİM KARARI

Davacı, 02.12.2010 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde, özetle; Aşkale Askerlik şubesi başkanlığı emrinde sivil memur olarak görev yaptığı sırada, annesi …’in 2008 yılında yanında kalmakta olduğunu, annesinin ilerlemiş düzeyde hepatit-C hastalığı nedeniyle yürüyemez hale geldiğini ve sürekli bakıma ihtiyaç duyduğunu, Aşkale’de uzman doktor olmaması sebebiyle annesine ilaç yazdırmak için sürekli Erzurum merkeze gitmesi gerektiğini, Konya – Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile annesine vasisi olarak atandığını, söz konusu karada annesinin bakıma muhtaç olduğunun ve hiçbir mali gelirinin bulunmadığının yazılı olduğunu, annesinin sağlık sorunları nedeniyle atamaya esas sağlık raporu alabilmek için yaptığı başvurunun dahi reddedildiğini, söz konusu mazereti nedeniyle yapmış olduğu atanma talebinin, Erzurum ASAL Bölge Başkanlığının 15.10.2010 tarihli yazısı ile reddedildiğini, belirtmek suretiyle atama isteminin reddi işleminin yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 12.01.2011 tarih ve Esas No.:2010/1339 sayılı kararıyla kabul edilmiş, davalı idarenin yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması istemi Dairemizin 09.02.2011 tarih ve Esas No.:2010/1339 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerden; davacının, 26.09.2007 tarihinden itibaren Erzurum Aşkale Askerlik şubesi başkanlığı emrinde sivil memur olarak görev yaptığı; annesi…’in sağlık mazeretleri nedeniyle devamlı surette kendisinin bakımına muhtaç olmasını ve hastalıkları nedeniyle uygun sağlık hizmetlerini alabileceği, ilgili uzman doktorların bulunduğu bir garnizondaki kadro görev yerine atanmayı talep eden davacının, bu talebinin Erzurum ASAL Bölge Başkanlığının 15.10.2010 tarihli yazısı ile reddedilmesi ve bu cevabın 01.11.2010 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi sonrasında, davacı tarafından, iş bu atama isteminin reddi işleminin iptali istemiyle AYİM’de bu davayı açtığı anlaşılmıştır.

Anayasanın 128’inci maddesinde: “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği” belirtilmektedir. Anayasanın belirtilen kuralı gereğince yürürlüğe konulan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, “Yer Değiştirme Suretiyle Atanma” başlıklı 72’nci maddesinin 1’inci fıkrası; “Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır.” hükmünü amirdir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesini düzenleyen 76’ncı maddesi ise; “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit 68’nci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler. Memurlar istekleri ile kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı ve başka yerlerdeki kadrolara atanabilirler.” hükmünü öngörmektedir.

Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan “Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmeliğinin “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesi: “(1) Yer değiştirme suretiyle atamalarda esas alınacak temel ilkeler şunlardır;
a) Bu Yönetmelik kapsamındaki Devlet memurları için hizmet alanlarındaki görevin sürekliliği esastır.
b) Yer değiştirme sureti ile atamalarda, atanmak istenilen hizmet bölgesi ve alanındaki kadro imkânları ile ayrılmak istenen yerdeki hizmet ihtiyacı öncelikle dikkate alınır.
c) Kurumun hizmet ihtiyacı nedeniyle hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın belirli bir süre görev yapmak üzere sürekli görevle atama yapılabilir.
ç) Hizmet ihtiyacı nedeniyle yapılacak atamalarda, görevin özelliğine göre hizmet bölgeleri ve alanları arasında memurların adil ve dengeli dağılımının sağlanması esastır.
d) Atama isteklerinin değerlendirilmesinde birlik komutanı veya kurum amirlerinin görüşleri de dikkate alınır.
e) Atanacak memurun asaletinin onaylanmış olması gerekir.” hükmünü;

Yönetmeliğin “Bölgelerdeki zorunlu çalışma süreleri” başlıklı 6’ncı maddesi:
“(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki memurların atanma istekleri; birinci hizmet bölgesinde dört yıl, ikinci hizmet bölgesinde üç yıl, üçüncü hizmet bölgesinde ise iki yıllık zorunlu çalışma süresi tamamlanmadan dikkate alınmaz.
(2) Özürlü Devlet memuru olarak göreve alınan personel, adaylık süresinin sona ermiş olması kaydıyla, birinci fıkrada belirtilen zorunlu çalışma sürelerine tabi değildir. “ hükmünü;

“İsteğe bağlı yer değiştirmeler” başlıklı 11’inci maddesi:
“(1) Aşağıda belirtilen öncelik sırası esas alınarak, hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan memurun isteği üzerine yer değiştirme suretiyle atama;
a) Sağlık Durumu: Memurun sağlık durumuna dayanarak yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için; kendisinin veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimselerden birinin, bulunduğu yerde kalmasının sağlık durumunu tehlikeye koyacağını ya da tam teşekküllü hastane bulunan bir yerde oturma zorunluluğu bulunduğunu, tam teşekküllü resmi hastaneden alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi halinde,
b) Eş Durumu: Memurun eş durumuna dayanarak yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için; eşinin 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi bir kurumda memur statüsünde çalıştığını, görev yeri belgesi ve vukuatlı nüfus kayıt örneği ile belgelendirmesi halinde, yapılabilir.“ hükmünü içermektedir. Yukarıda belirtilen Yönetmelik hükümlerinden anlaşılacağı üzere; devlet memurlarının yer değiştirme sureti ile atanmalarının; devlet memurunun, istekli olmasının yanı sıra Yönetmeliğin 11’inci maddesinde belirtilen koşulları haiz olmasının da gerekli olduğu “isteğe bağlı atamalar” ve devlet memurunun istekli olup olmadığına bakılmaksızın gerçekleştirilen “hizmet ihtiyacından kaynaklanan atamalar” olmak üzere iki türde düzenlendiği görülmektedir.

Ayrıca Yönetmeliğin 8’inci maddesi uyarınca, devlet memurlarının atamalarının, Yönetmeliğin 9, 10 ve 11 inci maddelerde yer verilen nedenler hariç olmak üzere, her yıl Haziran - Eylül aylarını kapsayan dönemde yapılacağı; 11’inci maddede belirtilen nedenlerden (sağlık durumu ve eş durumu) birinin varlığı halinde ise “hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmasa bile atamanın yapılabileceği” nin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Davanın tarafları arasındaki ihtilaf, “davacının, vâsisisi olduğu annesinin sağlık mazeretlerine binaen, annesinin tedavisini sürdürebilecek branşta uzman doktorların bulunduğu garnizondaki bir kadro görev yerine atanmasının gerekip gerekmediği” noktasındadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; GATA K.lığının 08.04.2010 tarihli raporu ile Aşkale İlçe Hastanesi

Baştabipliğinin 03.11.2010 tarihli raporundan anlaşılacağı üzere; davacının annesi…’in, “Kompanse karaciğer sirozu, kronik hepatit C virüsü hepatiti ve Romatoit Artrit” rahatsızlıklarına duçar olduğu ve Gastroentroloji, dahiliye, ramatoloji ve fizik tedavi rehabilitasyon alanlarında uzman olan doktorların tedavisine ihtiyaç duyduğu halde, davacının bu branşlarda uzman doktorun bulunmadığı Aşkale ilçesindeki Askerlik Şubesinde görev yaptığı; keza, Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.02.2010 tarih ve 2009/1140 Esas, 2010/67 Karar sayılı kararı ile davacının, TMK 405’inci maddesi uyarınca, annesi …’in vasisi olarak tayin edildiği konularında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun “Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı“ başlıklı 405’inci maddesi:

“Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.” Hükmünü içermektedir. Davalı idare tarafından, “davacının, annesinin vasisi olarak atanmış olmasının, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelik kapsamında geçerli bir mazeret olmadığı ve davacının annesinin, 5510 sayılı Kanun kapsamında tanımlanan ‘bakmakla yükümlü olunun kişi’ kapsamında olmadığı“ iddia edilmekte ise de; Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.02.2010 tarih ve 2009/1140 Esas, 2010/67 Karar sayılı kararında yer verilen tespitlerden anlaşılacağı üzere; Ankara Numune Hastanesinin 11.12.2009 tarihli sağlık kurulu raporu ile hastalığı nedeniyle
“sürekli bakıma ihtiyaç duyduğu” belirlenen davacının, annesi…’in, bu nedene bağlı olarak kısıtlanmasına karar verildiği ve bu kararın, kararın gerekçe bölümünde yer verilen açıklamalar itibariyle, “TMK’nun 405’inci maddesi uyarınca” alındığı anlaşılmaktadır.

Davacının, annesi…’in, kısıtlanma sebebinin TMK’nun 405’inci maddesinde yazılı hale dayanması itibariyle, davacının vasisi olduğu annesinin, sürekli olarak davacının bakımına ihtiyaç duyduğu konusunda tereddüt bulunmadığı; ayrıca, davacının vesayeti altında bulunan annesine karşı, TMK’nın 396’nci vd. maddelerinde yazılı görevler itibariyle birçok konuda sorumluluğunun bulunduğu; belirtilen sorumluluklarının içerdiği görevler ve kanuni yükümlülükler ile davacının annesinin, vesayet altına alınmasına yol açan sağlık sorunları nedeniyle devamlı surette davacının bakımına ihtiyaç duyduğu da dikkate alındığında; davacının, annesine “bakmakla yükümlü olan” personel statüsünde olduğunun kabulü gerektiği; bu kabulün bir gereği olarak, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmeliğinin 11’inci maddesi uyarınca, annesinin sağlık sorunları sebebiyle atamaya tabi tutulabilmesi için hizmet bölgesindeki zorunlu çalışma süresini tamamlaması gerekmeyen davacının, annesinin hastalığı nedeniyle tedavi hizmetinden faydalanabileceği uzman doktor / sağlık kuruluşlarının bulunduğu garnizondaki bir kadro görev yerine atanması gerekirken, bu yöndeki talebinin Yönetmeliğin 11’inci maddesine aykırı bir biçimde reddedilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; Davacı…’in annesinin hastalığı ile ilgili olarak uzman sağlık kuruluşu bulunan garnizona atandırılma isteminin kabul edilmemesi İŞLEMİNİN İPTALİNE,

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Diş Hekimi Güvenlik Soruşturması
Diş Hekimi Güvenlik Soruşturması

Fakültelerin ilgili bölümünden mezun olmuş ve T.C....

Devamı
Subay Güvenlik Soruşturması
Subay Güvenlik Soruşturması

Subay güvenlik soruşturması, astsubay güvenlik sor...

Devamı
Uzman Erbaşlık Hakkında Hukuki Bilgi
Uzman Erbaşlık Hakkında Hukuki Bilgi

Uzman erbaşların ataması, sözleşme fesihleri, uzma...

Devamı
Sözleşmeli Personelin Hukuksal Yapısı
Sözleşmeli Personelin Hukuksal Yapısı

Sözleşmeli Personel, 657 sayılı Devlet Memurları K...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık