Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğraması

Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğraması

02-11-2020
Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğraması

Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğraması

Disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğraması bakımından yüksek mahkeme kararlarına yer verilmiştir. Disiplin cezalarının iptali için açılacak davaların 60 gün içinde açılması ve görevli mahkemenin idare mahkemesi olması şarttır. Aşağıda yer verdiğimiz mahkeme kararları ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı olup dava süre aşımına ilişkin bilgi almak için diğer makalelerimizi okuyabilirsiniz. 657 Sayılı Kanun'un ''Zamanaşımı'' başlıklı 127. maddesinde, "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.'' hükmüne yer verilmiştir.

T.C.
DANIŞTAY
12. DAİRE
E. 2014/864
K. 2019/797
T. 7.2.2019

 

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

• AYLIKTAN KESME CEZASI ( Fiilin İşlendiğinin Öğrenildiği Tarihten İtibaren Bir Ay İçinde Disiplin Soruşturmasına Başlanmadığı Takdirde Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğrayacağının Düzenlendiği - Disiplin Soruşturma Zamanaşımı Geçirildikten Sonra Verilen Soruşturma Onayı ile Yapılan Disiplin Soruşturması Sonucunda Verilen Disiplin Cezasında Hukuka Uyarlık Bulunmadığı/Davanın Reddi Yolunda Verilen Kararın Bozulması Gerektiği )
• DİSİPLİN CEZASI VERME YETKİSİNİN ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI ( Disiplin Amirlerinin Memurların Uyarma Kınama Aylıktan Kesme Kademe İlerlemesinin Durdurulması ve Memurluktan Çıkarma Cezalarından Biriyle Cezalandırılması Gereken Disipline Aykırı Davranışlarını Öğrendikleri Tarihten İtibaren Kanunen Belli Süreler İçinde Disiplin Soruşturmasını Başlatarak ve Gerekli Cezayı Uygulayarak Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğramasını Önlemek Zorunda Olduklarının Belirtildiği )
• TALİMATA AYKIRI ATAMA EYLEM ( Kınama Aylıktan Kesme ve Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezalarında Bir Ay İçinde Disiplin Soruşturmasına Başlanmadığı Takdirde Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğrayacağının Mevzuatta Düzenlendiği - Sürenin Geçirilmesinden Sonra Soruşturmaya Başlanamayacağının Gözetilmesi Gerektiği/Soruşturma Zamanaşımı Geçirildikten Sonra Verilen Soruşturma Onayıyla Yapılan Soruşturma Sonucu Verilen Cezanın Hukuka Aykırı Olduğu )
657/m.125/C- ( a ),127
Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik/m.19/a

ÖZET : Dava, Meteoroloji Genel Müdürlüğünde Genel Müdür olarak görev yapan davacının, 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına dair işlemin iptali istemine ilişkindir.

Davacı hakkında disiplin cezası verilmesine neden olan talimata aykırı atama eyleminin sonuncusu 14.04.2011 tarihinde sübut bulmuş, disiplin soruşturması açılması için gerekli olan inceleme oluru ise 21.07.2011 tarihinde alınmıştır.

En geç 16.05.2011 tarihine kadar usulüne uygun bir soruşturmacı tayin edilerek soruşturmaya başlanılması gerekirken disiplin soruşturma zamanaşımı geçirildikten sonra verilen soruşturma onayı ile yapılan disiplin soruşturması sonucunda verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

İSTEMİN KONUSU : Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin 09/10/2013 tarih ve E:2012/1512, K:2013/1535 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Meteoroloji Genel Müdürlüğünde Genel Müdür olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C- ( a ) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 17/05/2012 tarihli ve 23185 Sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 09/10/2013 tarih ve E:2012/1512, K:2013/1535 kararda; talimata aykırı olarak şef ve şef üstü kadrolara yapılacak aslen atamalar, tedvir ve yürütme gibi görevlendirmeler ile bu görevlerde bulunanların görevlerinden alınmaları ile görev yeri değişikliklerinde bakanlık makamından izin alınacağının genel müdürlük görevini yürüten davacı tarafından bilinmesine rağmen, talimatın gereğinin yapılmaması ve izin alınmaksızın söz konusu atamaların yapılması verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek olarak nitelendirileceğinden tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 31. maddesiyle ceza almasına dayanak gösterilen Bakanlık talimatının çeliştiğini, işlemin genel müdürlükten alınmasına dayanak oluşturmak için tesis edildiğini, atamaların hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davanın reddine dair mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulüyle İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 703 Sayılı KHK ve 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri dikkate alınarak davalı konumunda bulunan "Orman ve Su İşleri Bakanlığı" , "Tarım ve Orman Bakanlığı" olarak düzeltilerek işin gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğünde Genel Müdür olarak görev yapan davacının, şef kadrolarında bulan bir kısım personelin ( şef olarak görev yapan C. S., T. A., N. T. ) bakanlık makamından izin alınmaksızın yerlerinin değiştirildiği, bilgi işlem dairesi başkanlığında görev yapan A. A.'nın bölge müdür yardımcılığından mühendis kadrosuna atanması, A. T. Ö. isimli personelin Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü olarak bakanlıktan izin alınmaksızın görevlendirildiği, davacının söz konusu eyleminin kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek filli kapsamında değerlendirilerek 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C- ( a ) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 17/05/2012 tarihli ve 23185 Sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C- ( a ) maddesinde, "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak" aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış olup, aynı Kanun'un 127. maddesinde ise, "Bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a ) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, ( ... ) başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir.

Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik'in 19/a maddesinde; disiplin amirlerinin memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak ve gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramasını önlemek zorunda oldukları belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.

Yukarıda açık metnine yer verilen uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağını ifade eden mevzuat hükmü karşısında, belirtilen sürenin geçirilmesinden sonra disiplin soruşturmasına başlanamayacağı açıktır.

Dairemizin 01/02/2018 tarihli ara kararıyla, davacı hakkındaki şikayetlere ilişkin yazılı bilgi ve belgelerin ( dilekçe vs. ) istenilmesine, ayrıca dava konusu işlemde sözü edilen şef atamalarına ( C. S.-04.01.2011 ), ( T. A.-12.01.2011 ), ( N. T.-13-19.01.2011 ), A. A.'nın 14.04.2011 tarihli olurla bölge müdür yardımcılığından mühendis kadrosuna atanmasına ve A. T. Ö.'nün 25.03.2011 tarihli olurla şube müdürü olarak görevlendirilmesine ilişkin atama onaylarının Orman ve Su İşleri Bakanlığına gönderilip gönderilmediği hususları sorulmuş, davalı idare tarafından ara kararına cevaben 15/03/2012 tarihli soruşturma olurunun gönderildiği görüldüğünden istenilen bilgi ve belgelerin 29/05/2018 tarihli ara kararı ile aynı belgeler yeniden istenilmiş olup, gönderilmemesi üzerine de eldeki bilgi ve belgelere göre karar verileceği hatırlatılmış, davalı idarece ara kararına cevaben şikayet dilekçesinin idare kayıtlarına ne zaman girdiği belirtilmediği gibi, dava konusu şef atamalarına ilişkin atama olurları yerine aynı personellerin 2002, 2007 vs. tarihlerdeki atama olurlarının gönderildiği görülmüştür. Bu nedenle davalı idarenin ilgilerinin şef atamalarının yapıldığı tarih itibarıyla disiplin cezasını gerektiren eylemi öğrendiğinin kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.

Davacı hakkında disiplin cezası verilmesine neden olan talimata aykırı atama eyleminin sonuncusu A. A.'nın 14.04.2011 tarihinde atamasıyla sübut bulmuş, disiplin soruşturması açılması için gerekli olan inceleme oluru ise 21.07.2011 tarihinde alınmıştır.

Bu durumda; en geç 16.05.2011 tarihine kadar usulüne uygun bir soruşturmacı tayin edilerek soruşturmaya başlanılması gerekirken disiplin soruşturma zamanaşımı geçirildikten sonra 21.07.2011 tarihinde verilen soruşturma onayı ile yapılan disiplin soruşturması sonucunda verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1.2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

T.C.
DANIŞTAY
5. DAİRE
E. 2017/14078
K. 2019/5376
T. 10.10.2019

 

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

• 4 AY KISA SÜRELİ DURDURMA CEZASININ İPTALİ İSTEMİ ( Belirlenen Durum ve Sürelerde Mal Bildiriminde Bulunmamak veya Gerçeğe Aykırı Bildirimde Bulunmak ya da Mal Varlığında Meydana Gelen Değişikliği Bir Ay İçinde Bildirmemek Fiili Nedeniyle Tesis Edilen İşlemden Kaynaklanan - İdarece Davacının Kendisi ve Eşi Adına Satın Aldığı Taşınmazlara Yönelik Mal Bildiriminde Bulunması İçin İhtarda Bulunulmadığı/Davacının Mal Bildiriminde Bulunmamak Suçunu İşlediğinden Söz Edilemeyeceği )
• İDARECE İHTARDA BULUNULMAMASI ( Kanunda Belirtilen Sürelerde Mal Bildiriminde Bulunmayan Davacıya Bildirimlerin Verileceği Mercice İhtarda Bulunulması ve İhtarın Kendisine Tebliğinden İtibaren Otuz Gün İçinde Mazeretsiz Olarak Bildirimde Bulunmaması Halinde Ceza Verilebileceği - Belirtilen Usule Aykırı Olarak Tesis Edildiği Anlaşılan İşlemde Hukuka Uyarlık Görülmediği )
• DİSİPLİN CEZASI VERME YETKİSİNİN ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI ( Mal Bildiriminde Bulunması İçin İhtarda Bulunulmadığı Anlaşıldığından Davacının Mal Bildiriminde Bulunmamak Suçunu İşlediğinden Söz Edilmesine Olanak Bulunmadığı - Disiplin Suçuna Konu Bir Eylemin Varlığından Söz Edilmeyeceğinden Disiplin Cezası Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğrayıp Uğramadığı Yönünden Değerlendirme Yapılmasına Yer Olmadığı )
• KAMU GÖREVLİSİNİN MAL BİLDİRİMİNDE BULUNMASI ( Mal Bildiriminde Bulunulmadığının İdarece Tespiti Halinde Bu Hususun Davacıya İhtar Edilmesi Gerekliliğinin İdari Usul Olarak Düzenlendiği - Bu Usulün Davacının Suç İşleme Kastıyla Hareket Edip Etmediğinin Açığa Kavuşturulması Bakımından da Önem Arz Ettiği/Mal Bildiriminde Bulunmadığı Belirlenen Davacıya İhtarda Bulunulması Otuz Gün İçinde Mazeretsiz Olarak Bildirimde Bulunmadığı Takdirde Disiplin Cezası Tesis Edilmesi Gerektiği )
657/m.14,125
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü/m.7,15

ÖZET : Dava, emniyet amiri olan davacının, "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca 12 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de bir alt ceza uygulanarak “4 ay kısa süreli durdurma” cezasıyla cezalandırılmasına dair Valilik İl Disiplin Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.

İdarece, davacının 2005 yılından sonra kendisi ve eşi adına satın aldığı taşınmazlara yönelik mal bildiriminde bulunması için ihtarda bulunulmadığı anlaşıldığından, davacının mal bildiriminde bulunmamak suçunu işlediğinden söz edilmesine olanak bulunmamaktadır.

Disiplin suçuna konu bir eylemin varlığından söz edilmeyeceğinden, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönünden değerlendirme yapılmasına yer olmadığı da açıktır.

Kanunda belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayan davacıya bildirimlerin verileceği mercice ihtarda bulunulması ve ihtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmaması halinde ceza verilebileceğinden, belirtilen usule aykırı olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Davanın reddi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

İSTEMİN KONUSU : Mardin İdare Mahkemesinin 11/06/2014 tarih ve E:2014/1743, K:2014/1343 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Emniyet amiri olarak görev yapan davacının, “belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/A-4. maddesi uyarınca 12 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, anılan Tüzüğün 15. maddesi uyarınca bir alt ceza uygulanarak “4 ay kısa süreli durdurma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği İl Disiplin Kurulu'nun 16/01/2009 tarih ve 238 sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Mardin İdare Mahkemesinin 11/06/2014 tarih ve E:2014/1743, K:2014/1343 sayılı kararında; davacı ve eşinin 07/06/2005 tarihinde edindikleri taşınmaz yönünden; dava konusu cezanın verildiği 16/01/2009 tarihi itibarıyla iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin geçtiği görülmekte ise de; eşinin 08/05/2007 tarihinde edindiği müfrez arsa yönünden hem soruşturma hem de ceza verme zamanaşımı sürelerinin aşılmadığı, bu durumda, davacının son olarak mal beyanında bulunduğu 01/01/2005 tarihinden sonra eşinin 08/05/2007 tarihinde edindiği müfrez arsa yönünden bir aylık süre içinde mal bildiriminde bulunmadığı sabit olduğundan, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/A-4. ve 15. maddeleri hükmü uyarınca “4 ay kısa süreli durdurma cezası” cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkında verilen şikayet dilekçesinin 12/02/2008 tarihli olduğu, idarenin disiplin suçuna konu fiilden bu tarih itibarıyla haberdar olduğu ve soruşturmaya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde belirtilen süre içinde başlanmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Davacı, Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü emrinde emniyet amiri olarak görev yapmaktadır.

Davacı hakkında, İstanbul ili, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Karadeniz Polis Merkezi Amiri olarak görev yaptığı dönemde; kanser hastası bir polis memuru için bölge esnafı ve vatandaşlardan toplanan paraları teslim etmediği, polis merkezine yeşil kart ve silah ruhsatı için veya yakalaması olan şahıslar geldiğinde gelenleri kendi odasına alarak özel görüşme yoluyla haksız kazanç sağladığı, odasında buz dolabı ve klima bulunduğu iddialarını içeren bir şikayet dilekçesi verilmiştir.

Söz konusu iddiaların araştırılması için yapılan soruşturma sonucu düzenlenen 03/11/2008 tarihli soruşturma raporunda özetle; davacının 14/01/2000 ve 01/01/2005 tarihleri dışında herhangi bir mal beyanı bulunmadığı, 2005 yılı beyannamesine göre; Edirne ili, Havsa ilçesinde 324 m² arsa, 1996 model doğan marka araç ve toplam 98.368,00 TL beyan ettiği, Bayrampaşa Tapu Sicil Müdürlüğü kayıtlarında davacı ve eşi adına edinme tarihi 07/06/2005 olan 136 m² mesken ve yine eşi adına edinme tarihi 08/05/2007 olan müfrez arsa olduğunun tespit edildiği belirtilerek davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 7/A-4. maddesinde yer alan “belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek” hükmü uyarınca 12 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiştir.

Söz konusu rapordaki teklif esas alınarak ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 15. maddesi uyarınca bir alt ceza da uygulanarak İstanbul Valiliği İl Disiplin Kurulu'nun 16/01/2009 tarih ve 238 sayılı kararı ile davacı “4 ay kısa süreli durdurma” cezasıyla cezalandırılmıştır.

Bunun üzerine, söz konusu cezanın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

Mardin İdare Mahkemesi'nin 29/04/2010 tarih ve E.2009/589, K.2010/436 sayılı kararı ile; davacının son olarak mal beyanında bulunduğu 01/01/2005 tarihinden sonra edindiği mal varlıklarını bir aylık süresi içinde bildirmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Anılan karar, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay 12. Dairesi'nin 26/12/2013 tarih ve E:2010/7030, K:2013/12835 sayılı kararı ile; davacı hakkındaki şikayet dilekçesinin 12/02/2008 tarihinde idarenin kayıtlarına girmiş olduğunun Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 12/02/2008 tarih ve 2008/6 sayılı yazılarından anlaşıldığı, diğer yandan idare tarafından 657 sayılı Kanunun 127. maddesi uyarınca disiplin soruşturması için 05/06/2008 tarihinde onay alındığı, diğer bir ifade ile disiplin soruşturmasına konu olabilecek fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten 114 gün sonra disiplin soruşturmasına başlandığı, bu yönüyle 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde öngörülen 30 günlük soruşturma zamanaşımına riayet edilmediği dikkate alındığında, davanın esasına geçilerek, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

Bunun üzerine, Mardin İdare Mahkemesi'nin 11/06/2014 tarih ve E:2014/1743, K:2014/1343 sayılı kararıyla; davacı ve eşinin 07/06/2005 tarihinde edindikleri taşınmaz yönünden, dava konusu cezanın verildiği 16/01/2009 tarihi itibarıyla iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin geçtiği görülmekte ise de; eşinin 08/05/2007 tarihinde edindiği müfrez arsa yönünden hem soruşturma hem de ceza verme zamanaşımı sürelerinin aşılmadığı gerekçesiyle olayda soruşturma zamanaşımının bulunmadığı yolundaki ilk kararda ısrar edilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.

Söz konusu ısrar kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/04/2017 tarih ve E.2014/4990, K.2017/1583 sayılı kararıyla, uyuşmazlığın esası yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Mal bildirimi” başlıklı 14. maddesinde, “Devlet memurları, kendileriyle, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları hakkında, özel kanunda yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verirler.” düzenlemesi yer almış; 125. maddesinin birinci fıkrasının ( D ) bendinin ( j ) alt bendinde ise, “belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak”, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

Emniyet teşkilatı personeli, disiplin suç ve cezaları yönünden dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine tâbi olup, anılan Tüzük'ün 7/A-4. maddesinde de, "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" fiilinin 12 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiği belirtilmiştir.

657 sayılı Kanun'un 14. maddesinde bahsi geçen ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü açısından da uygulanması gereken özel kanun ise, 19/04/1990 tarih ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'dur.

Bu Kanun'un 5. maddesinde; Kanun kapsamına giren görevlilerin, eşlerine ve velayeti altındaki çocuklarına ait bulunan taşınmaz malları ile her biri ayrı olmak üzere para, hisse senetleri ve tahviller ile altın, mücevher ve diğer taşınır malları, hakları, alacakları ve gelirleriyle bunların kaynakları, borçları ve sebeplerinin mal bildiriminin konusunu teşkil edeceği hükme bağlanmış, 6. maddesinde, "Mal Bildirimlerinin;

a ) Bu Kanun kapsamındaki göreve atanmada, göreve giriş için gerekli belgelerle,

b ) Bakanlar Kurulu üyeliğine atanmalarda, atamayı izleyen bir ay içinde,

c ) Seçimle gelinen görevlerde seçimin kesinleşmesi tarihini izleyen iki ay içinde,

d ) Mal varlığında önemli bir değişiklik olduğunda bir ay içinde,

e ) Yönetim ve denetim kurulu üyelikleri ile komisyon üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde,

f ) Görevin sona ermesi halinde, ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde,

g ) Gazete sahibi gerçek kişiler ile, gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri faaliyete geçme tarihini, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları bu işe veya görevlerine başlama tarihini izleyen bir ay içinde verilmesi zorunludur." ve 10. maddesinde, "6 ncı maddede belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayana bildirimlerin verileceği mercilerce ihtarda bulunulur. İhtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmayana üç aya kadar hapis cezası verilir. Soruşturma ile ilgili olarak verilen süre zarfında mal bildiriminde bulunmayana üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıda anılan hükme istinaden Bakanlar Kurulunun 10/08/1990 tarih ve 90/748 sayılı kararı ile hazırlanan ve 15/11/1990 tarih ve 20696 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik'in 17. maddesinde, "Bu Yönetmelikte belirtilen süreler içinde mal bildiriminde bulunmayanlara, bildirimin verileceği mercilerce yazılı olarak ihtarda bulunulur. Bu ihtar, ilgilisine Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ olunur. İhtarın kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde bildirimde bulunmayanlar hakkında gerekli işlem yapılmak üzere yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Müfettiş ve muhakkikler de, soruşturma ile ilgili olarak verdikleri süre zarfında mal bildiriminde bulunmayan hakkında yetkili Cumhuriyet Başsavcısına suç duyurusunda bulunurlar." hükmü getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, mal bildiriminde bulunulmadığının idarece tespiti halinde bu hususun davacıya ihtar edilmesi gerekliliğinin bir idari usul olarak düzenlenmiş bulunduğu görülmektedir. Bu usul, aynı zamanda davacının suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin açığa kavuşturulması bakımından da önem arz etmektedir. Dolayısıyla, mal bildiriminde bulunmadığı belirlenen davacıya ilk olarak ihtarda bulunulması, ihtara rağmen otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmadığı takdirde şartları varsa disiplin cezası tesis edilmesi yoluna gidilmelidir.

Dava konusu olayda; idarece, davacının 2005 yılından sonra kendisi ve eşi adına satın aldığı taşınmazlara yönelik mal bildiriminde bulunması için ihtarda bulunulmadığı anlaşıldığından, davacının mal bildiriminde bulunmamak suçunu işlediğinden söz edilmesine olanak bulunmamaktadır.

Öte yandan, disiplin suçuna konu bir eylemin varlığından sözedilmeyeceğinden, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönünden değerlendirme yapılmasına yer olmadığı da açıktır.

Bu durumda, Kanunda belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayan davacıya bildirimlerin verileceği mercice ihtarda bulunulması ve ihtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmaması halinde ceza verilebileceğinden, belirtilen usule aykırı olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanun'un, 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;

T.C.
DANIŞTAY
12. DAİRE
E. 2011/8755
K. 2015/5359
T. 15.10.2015

 

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

• DİSİPLİN CEZASI VERME ZAMANAŞIMI ( Disiplin Cezasını Gerektiren Fiil ve Hareketin İşlendiği Tarihten İtibaren İki Yıl İçinde Disiplin Cezası Verilmediği Takdirde Ceza Verme Yetkisinin Zamanaşımına Uğrayacağı - Satın Alma İşleminin Her Aşamasında Denetim ve Gözetim Sorumluluğunun Yerine Getirilmemesi )
• DENETİM VE GÖZETİM SORUMLULUĞUNUN YERİNE GETİRİLMEMESİ ( Aylıktan Kesme Cezası - Disiplin Cezası Vermenin Disiplin Cezası Gerektiren Fiil ve Hareketin İşlendiği Tarihten İtibaren Nihayet İki Yıl İçinde Zamanaşımına Uğrayacağı )
657/m. 125/C ( a ), 127
ÖZET : Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

İstemin Özeti : İzmir 4. İdare Mahkemesince verilen 17/06/2011 tarihli ve E:2010/443; K:2011/908 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi : Dava konusu işleme dayanak fiilin 25.12.2007 tarihinde işlendiği, dava konusu işlemin 31.12.2009 tarihinde tesis edildiği dikkate alındığında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

KARAR : Dava; İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi'nde başhekim yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin ( C ) bendinin ( a ) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 31.12.2009 tarihli ve 239761 sayılı işlemin iptali ile maaşından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacının, İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi'nde satın almadan sorumlu başhekim yardımcısı olarak görev yaptığı, üzerine atılı görevi nedeniyle satın alma işlemlerinin her aşamasında denetim ve gözetim sorumluğunun bulunduğu, denetim ve gözetim görevinin yapılmaması nedeniyle soruşturmaya konu ihaleye yeterli sayıda firmanın katılmamasına neden olduğu anlaşıldığından, işlediği fiil nedeniyle hakkında verilen disiplin cezasına konu dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin ( C ) bendinin ( a ) alt bendinde; "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak" aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, zamanaşımını düzenleyen 127. maddesinde de; “Bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren, a ) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b ) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar” hükmü yer almaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından, 2008 yılı 3 aylık malzemeli yemek pişirme, servis ve sonrası hizmet alımı amacıyla yapılan pazarlık usulü yöntemli ihalede, ihaleye katılmak amacıyla ihale döküman bedelini ödeyen ve ihaleye katılmak istediklerini idareye bildiren .. adlı firmanın ihaleye davet edilmemesi nedeniyle şikayeti üzerine 02.04.2008 tarihli ve 2848 sayılı olur ile yapılan soruşturma sonrası hazırlanan soruşturma raporunda; 25.12.2007 tarihli ve 28657 sayılı teklif vermeye davet konulu yazıların satın alma biriminden sorumlu davacı tarafından imzalandığı, yine satın almadan sorumlu müdür yardımcısı tarafından paraf edildiği, bu yazıların imza ve parafı olanlarca hazırlandığı, satın alma birimi görevlileri denetim ve gözetiminde ilgililere tebliğ edildiği, ancak yapılan tebligatlarda tebellüğ alanların isim ve imzalarının sahte olduğu, bu nedenle ihaleye yeterli sayıda firmanın katılamamasına neden olunduğu, rekabeti önlemek suretiyle ihaleye fesat karıştırıldığından bahisle getirilen teklif doğrultusunda, 31.12.2009 tarihli ve 239761 sayılı işlemle davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin ( C ) bendinin ( a ) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bakılan olayda; dava konusu işleme dayanak olarak 25.12.2007 tarihli ve 28657 sayılı teklif vermeye davet konulu yazının gösterildiği, bu durumda, dava konusu işleme dayanak fiilin 25.12.2007 tarihinde işlendiği, dava konusu işlemin 31.12.2009 tarihinde tesis edildiği dikkate alındığında, yukarıda metnine yer verilen düzenlemede öngörülmüş olan iki yıllık zamanaşımı süresi bakımından ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına,

T.C.
DANIŞTAY
12. DAİRE
E. 2012/3754
K. 2015/7250
T. 29.12.2015

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

ÖZET : Disiplin soruşturma olurunun bulunmaması hali söz konusu disiplin cezasına yönelik işlemin iptalini gerektirir.

İstemin Özeti : İzmir 4. İdare Mahkemesince verilen 2.12.2011 tarihli ve E:2011/57, K:2011/1809 Sayılı kararın, dilekçede yazılı sebeplerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulüyle temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, İzmir ... Devlet Hastanesinde dahiliye uzmanı olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Kanun'un 125/C-(a) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına dair 20.12.2010 tarihli 101 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacının hastaları görmeden ve muayene etmeden onların bilgileri dışında reçete düzenlediği iddiasının sübuta erdiği, 2008 ve 2009 yıllarında hastaların bilgisi ve rızası dışında toplam 12 reçetenin davacı tarafından yazılması sebebiyle davacının kasten hareket ettiği sonucuna varıldığı, davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.

Yukarıda yer verilen kurallara göre, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturması açılması, söz konusu soruşturmada memurun lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması ve bu şekilde memurun hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir ve delillerle şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konularak yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerekmektedir.

657 Sayılı Kanun'un ''Zamanaşımı'' başlıklı 127. maddesinde, "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.'' hükmüne yer verilmiştir.

Bakılan olayda, davacının hastaları görmeden düzenlediği iddia edilen reçetelerin düzenleme tarihleri itibarıyla büyük kısmı yönünden yukarda metnine yer verilen zamanaşımı hükmü uyarınca disiplin cezası verme zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu, diğer bir ifadeyle sadece davaya konu işlem tarihinden geriye doğru iki yıllık zaman dilimi içerisinde kalan reçeteler yönünden işlem tesis edilebileceği açık olmasına karşın, temyize konu kararda bu yönüyle bir belirleme yapılmadığı ve soruşturmaya konu reçetelerin tamamına dair değerlendirme yapılmak suretiyle karar verildiği görülmektedir.

Ayrıca, yukarda ayrıntılı olarak aktarıldığı üzere, disiplin soruşturma olurunun bulunmaması halinin söz konusu disiplin cezasına yönelik işlemin iptalini gerektirecek olması bakımından, bakılan uyuşmazlıkta usulüne uygun biçimde verilmiş bir soruşturma olurunun bulunup bulunmadığı hususunun belirlenmesi önem arzetmektedir.

Dolayısıyla, soruşturma kapsmında bulunan fiillerin disiplin cezası verme yetkisi yönünden zamanaşımına uğramış olup olmadıklarının her bir evrak tarihi itibarıyla ayrı ayrı belirlenerek, yalnızca zamanaşımına uğramadığı belirlenen reçeteler esas alınmak suretiyle ve diğer yandan, usulüne uygun biçimde verilmiş bir soruşturma olurunun bulunup bulunmadığı hususun araştırılarak buna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddi yolunda verileni temyize konu kararda bu sebeple hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29.12.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Diş Hekimi Güvenlik Soruşturması
Diş Hekimi Güvenlik Soruşturması

Fakültelerin ilgili bölümünden mezun olmuş ve T.C....

Devamı
Subay Güvenlik Soruşturması
Subay Güvenlik Soruşturması

Subay güvenlik soruşturması, astsubay güvenlik sor...

Devamı
Uzman Erbaşlık Hakkında Hukuki Bilgi
Uzman Erbaşlık Hakkında Hukuki Bilgi

Uzman erbaşların ataması, sözleşme fesihleri, uzma...

Devamı
Sözleşmeli Personelin Hukuksal Yapısı
Sözleşmeli Personelin Hukuksal Yapısı

Sözleşmeli Personel, 657 sayılı Devlet Memurları K...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık