Kıdem Tazminatına Faiz Uygulanır mı?

Kıdem Tazminatına Faiz Uygulanır mı?

30-09-2019
Kıdem Tazminatına Faiz Uygulanır mı?

Kıdem Tazminatına Faiz Uygulanır mı?

Kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte ödenmesi gereken bir tazminattır. Zamanında yapılmayan ödeme için gecikme faizi uygulanabilmektedir. Kıdem tazminatına uygulanacak gecikme faizi 1475 saylı İş Kanununda yer bulmuştur. Kanuna göre;

"...Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder"

şeklinde düzenlenmiştir.

Kanunun getirdiği faiz özel bir faiz olup işverenin işçiye ödemediği kıdem tazminatını kredi gibi kullanmasını engellemeye yönelik önemli bir müeyyidedir. Bu faiz sadece kıdem tazminatları için düzenlendiğinden ihbar tazminatı için geçerli değildir. Kıdem tazminatı faizinde faize faiz yürütülemez. Faiz alacağı tek başına icra takibi ya da dava konusu olmuş olsa dahi faiz niteliğini kaybetmeyeceğinden ayrıca fazie hak kazanılamaz. Mevduata uygulanacak en yüksek faiz her yıl için ayrı ayrı belirlenir. 2007 yılında işten çıkarılan ve kıdem tazminatı ödenmeyen işçinin  2010 yılında açtığı davada hak edilen kıdem tazminatına uygulanacak faiz 2007-2008-2009-2010 yıllarında mevduata uygulanan en yüksek faiz olacaktır. Kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini kabul eden işçi bu konuda iradesinin feshada uğratıldığın düşünüp kanıtlamadığı sürece faiz hakkından vazgeçmiş sayılır. Taksitlerin zamanında ödenmesi durumunda ihtirazı kayıt ileri sürülmesinin sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin taksitli ödemeyi öngören ödeme planını kabulü ancak taksitlerin gününde ödenmesi halinde işveren yararına sonuç doğurur. Ancak taksitler gününde ödenmediğinde işçinin taksitli ödeme anlaşmasıyla bağlı olduğundan söz edilemez. 

Kıdem Tazminatı Faiz Alacağına İlişkin Yargı Kararları

Kıdem tazminatı faizi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Alacak veya tazminatın eki ve ödemede gecikmenin bedeli niteliğindeki “faizin zamanaşımı” ile “faiz davasının zamanaşımı” aynı süreye (asıl alacak ve tazminatın zamanaşımı sürelerine) bağlı olmakla birlikte, bağımsız faiz davalarında bu sürelerin hesabı, asıl alacak ve tazminatın zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasından farklıdır. Çünkü, asıl alacak ve tazminatın zamanaşımı süreleri ileriye doğru işlerken, bağımsız faiz davalarında zamanaşımı süresi, davanın açıldığı tarihten geriye doğru hesaplanmak gerekir. Öte yandan, asıl alacak ve tazminatın zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile, eğer açılan dava sürmekte ise veya dava sonuçlanmış olup ta para henüz tahsil edilmemişse, borçlunun temerrüdü para tahsil edilinceye kadar devam edeceğinden, faize ilişkin davanın açıldığı tarihten geriye doğru “asıl alacağın zamanaşımı süresi kadar” faiz istenebilir. Somut olayda davacının 20.09.2006 tarihinde kıdem tazminatının tahsili için açtığı davanın kabul edildiği, 25.974,62 TL kıdem tazminatı alacağının tamamının 5.000,00 TL sine faiz yürütülmek suretiyle tahsiline karar verildiğini, bu karar üzerine davacının ... 26. İcra Müdürlüğünün 2009/1697 esas sayılı takip dosyasında faize hükmedilmeyen kısmın faizi için ilamsız icra takibi yaptığı, takibin itiraz üzerine durduğu, bu sırada dayanak hükmün bozulduğu, davacının açtığı itirazın iptali davası ile bozmadan sonra devam edilen davanın birleştirilmek suretiyle görüldüğü ve 16.086,65 TL kıdem tazminatı alacağının tamamının 5.000,00 TL'sine faiz yürütülmek suretiyle tahsiline, birleşen itirazın iptali davasında ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 7.715,09 TL kıdem tazminatı faizine hükmedildiği, hükmedilen asıl alacak ve 5.000,00 TL'lik kısmının işlemiş faizinin ... 26. İcra Dairesinin 1698 (bozma ilamından sonra 16020) esas sayılı takip dosyasında en son verilen ve kesinleşen ilam dairesinde 27.08.2014 tarihi itibariyle tahsil edildiği, 2009/1697 esas sayılı dosyada ise hükmedilen 7.715,09 TL işlemiş faizin 20.08.2014 tarihinde tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece söz konusu belirlemeler kabul edilmekle birlikte; hükmedilmeyen ve takip konusu yapılmayan işlemiş faiz dönemi 27.01.2009 ila 20.08.2014 tarihleri arasına ilişkin olup, bu döneme ilişkin faiz alacağı 27.01.2009 tarihi itibariyle muaccel hale geleceği gerekçesi ile zamanaşımının dolduğu yönünden karar verilmiştir. Ancak bağımsız bir alacak davasına konu olan eldeki dosyada faiz talebinin incelenmesi için öncelikle anapara olan kıdem tazminatı talebinin tahsil tarihi belirlenmelidir. Bu aşamada halen işlemiş bir faiz işlemesi söz konusu olacağından zamanaşımına uğrama gündeme gelmeyecek ve dava tarihi olan 07.11.2014’ten itibaren geriye doğru 5 yıllık süre zarfında ancak asıl alacağın tahsiline kadar olan dönem ile sınırlı olarak kıdem tazminatı faizi hesaplanabilecektir. Eksik inceleme ile faiz alacağının yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/16406, 2017/15861),

Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hükmedilen fark kıdem tazminatının faizinin başlangıç tarihi noktasında toplanmaktadır. İşçinin işe başlatılmaması fesih niteliğinde olmakla, işverence gerçekleşen bu feshe bağlı olarak ihbar tazminatı ile süre yönünden şartları mevcutsa kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödenmelidir. Hesaplamalar işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihindeki ücret ve kıdem tazminatı tavanı gözetilerek yapılmalıdır. İşçiye geçersiz sayılan fesih sırasında kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti ödenmişse, dört aylık boşta geçen süre ilavesiyle son ücrete göre yeniden hesaplama yapılmalı ve daha önce ödenenler mahsup edilerek sonuca gidilmelidir. Kıdem tazminatı için faiz başlangıcı, işçinin işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihi olmalıdır. Geçersiz sayılan fesih tarihinden faiz yürütülmesi doğru olmaz. Somut olayda, İlk derece mahkemesince davacının kıdem tazminatının faiz başlangıç tarihi işe iade sonrasında işe başlatılmaması nedeniyle ödeme yapılan 12.04.2011 tarihi yerine geçersiz fesih tarihi olan 11.06.2010 gününün belirtilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/1 maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının ikinci paragrafının çıkarılarak yerine; " Davacının hak kazandığı brüt 6278,00 TL fark kıdem tazminatının 12.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," bendinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/17517, 2014/19655)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


İhbar Tazminatı Nedir?
İhbar Tazminatı Nedir?

İhbar tazminatı iş kanununun 17. maddesinde düzenl...

Devamı
İş Hukukunda İbraname Nedir?
İş Hukukunda İbraname Nedir?

İş hukukunda ibranamenin büyük önemi bulunmaktadır...

Devamı
İş Arama İzni Nedir? İş arama İzni Ücreti Ne Kadardır?
İş Arama İzni Nedir? İş arama İzni Ücreti Ne Kadardır?

İş arama izni 4857 sayılı İş Kanunun 27. maddesind...

Devamı
İş Hukukunda Arabuluculuk
İş Hukukunda Arabuluculuk

Arabuluculuk mahkeme dışı etkin bir çözüm yoludur....

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık