İş Hukukunda İspat ve Deliller

İş Hukukunda İspat ve Deliller

30-09-2019
İş Hukukunda İspat ve Deliller

İş Hukukunda İspat ve Deliller

Öncelikle ispatın tanımını yapacak olursak; ispat, müddeabihin yani dava konusunun ve bu konuya karşı yapılan savunmanın dayandırıldığı vakıaların var olup olmadığı hususunda mahkemeye kanaat verilmesi işlemine denilmektedir. İspatın konusunu ise tarafların yani davacı ile davalının üzerinde anlaşamadıkları çekişmeli vakıalar oluşturur. Bir davada tarafların üzerinde anlaştığı yani çekişmeli olmayan vakıaların ispatına gerek yoktur. Hakim, tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuları tespit ettikten sonra tahkikat aşamasında sadece çekişmeli vakıalar hakkında inceleme yapar. Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 190'ıncı maddesine göre ispat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Normal bir duruma dayanan tarafın bu iddiasını ispata gerek olmayıp bu durumda ispat yükü normal durumun aksini iddia eden tarafa aittir.  Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. 

İşçinin çalışma süresinin ispatı, fazla çalışma süresinin ispatı, tatil günlerinde çalıştığının ispatı ve aldığı ücretin miktarının ispatı işçiye aittir. Ancak işçinin ücretinin ödendiğinin, ücretli izinlerini kullandığının, fazla çalıştırma yaptırılmış olup da bu çalışmaya ilişkin fazla çalışma ücretlerinin ödendiğinin ispatı ise işverene aittir. 

İrade fesadına uğradığını ve istifa belgesi ile ibranameyi baskı altında imzaladığını iddia eden taraf bunu ispat etmek zorunda kalacaktır. Açılan bir davada irade fesadına uğratılıp istifa belgelerinin zorla imzalatıldığını, ya da bu belgelerin mobbing altında ve işini kaybetme korkusuyla imzaladığını iddia eden işçinin bu iddiasını ispat yükü kendisine aittir. Aksi bir durumda dava ispat yokluğu sebebiyle reddedilecek ve işçi hak kaybına uğrayacaktır. İbranamenin noterde düzenlenmesi ile aksi sabit oluncaya kadar bu ibraname geçerli bir delil kabul edilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre senet, kesin hüküm bulunmaması, ikrar ve yemin kesin delil sayılmaktadır. Tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü ise takdiri delillerdir. 

Hukuk Muhakemeleri Kanunumuza göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hakim, bilirkişi tarafından hazırlanmış olan rapora göre karar vermek zorunda değildir. Gerekçelerini ortaya koyarak farklı kararlar da verebilir. Hakim bilirkişi kararları ile bağlı değildir. 

İş hukukunda en önemli ispat vasıtalarından birisi tanıktır. Yazılı delilin haricinde ispat aracı olarak iş yerindeki işleyişi en iyi bilen ve bütün olaylara duyu organlarıyla vakıf olan kişi tanıktır. Bu sebeple iş hukukunda tanık delilinin ayrı bir yeri vardır. Davacının davasında yer verdiği tanığın davalı ile husumetli olması durumunda o tanığın beyanına itibar edilemez. Özellikle iş yerinde çalışmayan, çalışma koşullarını bilmeyen, iş yeri uygulamalarının farkında olmayan ve işleyiş hakkında bilgisi bulunmayan tanığın ifadeleri karara esas alınmamalıdır. Bu durumda böyle bir tanığın ifadelerine itibar edilmeyecek ve davacının başka delili yoksa dava ne yazık ki reddedilecektir. 

Bazen mahkemeler tarafından tanık sayısı kısıtlanmakta ve buna göre belirlenen sayıda tanık dinlenilmektedir. Ancak mahkeme tanık sayısının sınırlandırdıysa bunu gerekçeli olarak yapmalı ara kararı ile tanık sayısını sınırlandırma sebebini gerekçelendirmelidir. Tanık sayısının gerekçelendirilmeden sınırlandırılması savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracağından kanuna aykırı bir sonuç doğurmaktadır. Tanık davetiye ile duruşmaya çağrılmalı ve usule uygun olarak yemin ettirilerek dinlenmelidir.

Başka bir davada tanık olarak verdiği ifadelerde ücretinin ödendiği yönünde beyanı olan davacının beyanları kendi davasında ikrar niteliğindedir. 

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


İhbar Tazminatı Nedir?
İhbar Tazminatı Nedir?

İhbar tazminatı iş kanununun 17. maddesinde düzenl...

Devamı
İş Hukukunda İbraname Nedir?
İş Hukukunda İbraname Nedir?

İş hukukunda ibranamenin büyük önemi bulunmaktadır...

Devamı
Kıdem Tazminatına Faiz Uygulanır mı?
Kıdem Tazminatına Faiz Uygulanır mı?

Kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tari...

Devamı
İş Arama İzni Nedir? İş arama İzni Ücreti Ne Kadardır?
İş Arama İzni Nedir? İş arama İzni Ücreti Ne Kadardır?

İş arama izni 4857 sayılı İş Kanunun 27. maddesind...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık