Vatandaşlık Başvurusu Reddi Kararının İptali Davası

Vatandaşlık Başvurusu Reddi Kararının İptali Davası

08-11-2020
Vatandaşlık Başvurusu Reddi Kararının İptali Davası

Vatandaşlık Başvurusu Reddi Kararının İptali Davası

Vatandaşlık başvurusu reddi kararının iptali davasına geçmeden önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı için başvuru yapılma şartlarının iyi bilinmesi gerekmektedir. Nitekim  5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda bu hususlar düzenlenmiştir. Türk vatandaşı olmak istyen kişilerin 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Başvuru için aranan şartlar başlıklı 11. madesindeki koşulları taşıması şarttır. 

Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir.Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, Türk Vatandaşlığı Kanununda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. 

Vatandaşlık Verilmeme Sebepleri Nelerdir?

Vatandaşık verilmeme sebepleri- vatandaşlığa engel haller nelerdir;
Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda bulunması gereken şartlar şunlardır;

  • Kendi milli kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
  • Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek,
  • Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,
  • Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,
  • İyi ahlak sahibi olmak,
  • Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,
  • Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak,
  • Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır.

Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılar ile ilgili olarak araştırma yapılmakta ve kendileri ile ailelerinin Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması gerekmektedir. Bu bakımdan 5901 sayılı kanununun 11. maddesi (g) fıkrası gereği yapılan araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi yine bu kanun gereği düzenlenmiş olan TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK'in 72. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;

  • Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır. Komisyon tarafından gerekli görülmesi halinde kamu görevlileri aracılığı ile soruşturma yaptırılabilir.
  • Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında 28 inci madde uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince yapılan soruşturma sonucunda evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varılamaması halinde Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine de başvurulmak suretiyle kanaat oluşuncaya kadar periyodik olarak soruşturma işlemine devam edilir.
  • Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usulleri ilgili kurumlarla birlikte Bakanlıkça belirlenir.
  • Türk vatandaşlığını kazanmak veya kaybetmek isteyen kişi hakkında yapılan araştırma ve soruşturma bir yıl geçerlidir, ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin yeniden araştırma ve soruşturma yaptırılabilir.
  • İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz.

Yukarıda yer vermiş olduğumuz bilgiler çerçevesinde Türk vatandaşlığına geçmek isteyen yabancılar hakkında istihbarı nitelikte bilgiler edinilebilmekte ve başvuru yapan yabancıların başvuruları reddolunabilmektedir. İşte bu araştırmaların temelini 5901 sayılı kanun gereği hazırlanan yönetmelik oluşturmakta olup başvurcular hakkında güvenlik soruşturması yapılabilmektedir. 

Yapılacak olan Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usullerine göre belirlenecek olan hususlar çerçevesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak olup vatandaşlık başvurusunda bulunan yabancı şahsın isithbari mahiyette elde edilecek olan bilgilerinde problem çıkması ile birlikte bu talebi reddolunacaktır. 

Vatandaşlık Başvurusu Reddedilirse Ne Yapılmalıdır?

Vatandaşlık başvurusu reddedilirse idari yargıda dava açılması gerekmektedir. Vatandaşlık başvurusu reddolan yabancı şahıs reddolma işlemini öğrendiği ya da kendisine yazılı bildirimde bulunulduğu tarihten itibaren 60 gün içerisinde bu işleme karşı dava açmalıdır. Aksi durumda 60 günlük süreyi geçiren vatandaşlık başvurusu yapan kişi 60 gün sonra dava açar ise dava süre aşımı nedeniyle reddolacaktır.

Vatandaşlık başvurusunun reddi sonucu açılacak davaların yabancılar hukuku avukat, vatandaşlık için avukat, yabancılar hukuku avukat, yabancı avukatı ile çalışmaları tavsiye olunur. Nitekim bu konu uzmanlık gerektiren bir alandır ve idari dava avukatı vasıtasıyla takibi davaların süreci bakımından oldukça faydalı olacaktır. 

Vatandaşlık hakkında daha detaylı bilgi almak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Vatandaşlık Başvurusu İptali Danıştay Kararı

T.C.
DANIŞTAY
10. DAİRE
E. 2015/2640
K. 2019/404
T. 15.1.2019

TÜRK VATANDAŞLIĞINA ALINMA İSTEMLİ YAPILAN BAŞVURUNUN REDDİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ ( Dava Konusu İşlemin Davacı Tarafa 15.01.2015 Tarihinde Tebliğ Edildiği Hususunun Gerek Duyuru Belgesi Gerekse de Evrak Kaydına İlişkin İnternet Çıktısı İle Sabit Olduğu Görülmekle Dava Konusu İşlemin 15.01.2015 Tarihinde Davacı Tarafa Tebliğ Edildiği Anlaşıldığından 20.02.2015 Tarihinde Açılan Davanın Kanuni Süresi İçinde Açıldığı/Davanın Süre Aşımı Nedeniyle Reddine Karar Verilmesinde Hukuki İsabet Görülmediği )
• DUYURU BELGESİ İLE TEBLİĞ ( Türk Vatandaşlığına Alınma İstemli Yapılan Başvurunun Reddine İlişkin İşlemin İptali - "Duyuru Belgesi" Başlıklı İşlemi İle Tebliğ Edildiği Görülmekle Birlikte Duyuru Belgesinde Farklı Tarihlerin Yer Aldığı Ancak Dava Konusu İşlemin Davacı Tarafa 15.01.2015 Tarihinde Tebliğ Edildiği Hususunun Gerek Duyuru Belgesi Gerekse de Evrak Kaydına İlişkin İnternet Çıktısı İle Sabit Olduğu Görülmekle Dava Konusu İşlemin 15.01.2015 Tarihinde Davacı Tarafa Tebliğ Edildiği Anlaşıldığından 20.02.2015 Tarihinde Açılan Davanın Kanuni Süresi İçinde Açıldığı )
• TEBLİĞ BELGESİNDE FARKLI TARİHLERİN YER ALMASI ( Dava Konusu İşlemin Tebliğ Tarihine İlişkin Olarak Ortaya Çıkan Çelişkinin Giderilmesi İçin Söz Konusu İşlemin Davacıya Tebliğ Edildiği Tarihi Açık Net ve Anlaşılır Olarak Gösterir Bilgi ve Belgeler İle Evrak Kayıt Defterinin Anılan Uyuşmazlığın Çözümü İçin Gerekli Olan Kısmının Fotokopisinin Davalı İdare Tarafından Gönderilmesi Neticesinde Dava Konusu İşlemin Davacı Tarafa 15.01.2015 Tarihinde Tebliğ Edildiği Hususunun Gerek Duyuru Belgesi Gerekse de Evrak Kaydına İlişkin İnternet Çıktısı İle Sabit Olduğu Görülmekle 20.02.2015 Tarihinde Açılan Davanın Kanuni Süresi İçinde Açıldığının Kabul Edileceği )
5901/m.10,11
2577/m.7,10
ÖZET : Gürcistan uyruklu olan davacı tarafından, Türk Vatandaşlığına alınması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Antalya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü işlemi ile tebliğ edilen İçişleri Bakanlığı işleminin iptali istenilmiştir.

Dava konusu işlemin davacıya Antalya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü'nün "Duyuru Belgesi" başlıklı işlemi ile tebliğ edildiği görülmekle birlikte, duyuru belgesinde farklı tarihlerin yer aldığı; belgenin üst tarafında 15.01.2015 tarihinin yazıldığı; aynı şekilde alt kısmında da 15.01.2015 ( 15/01/2014 tarihi elle düzeltilerek 2015 olarak değiştirilmiş. ) tarihinde e-imza ile imzalandığının tasdik edildiği; öte yandan, belgenin üzerinde elle 15/01/2014 tarihinin yazılı olduğunun görüldüğü, dava konusu işlemin tebliğ tarihine ilişkin olarak ( 2014-2015 ) ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi için söz konusu işlemin davacıya tebliğ edildiği tarihi açık, net ve anlaşılır olarak gösterir bilgi ve belgeler ile evrak kayıt defterinin anılan uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan kısmının fotokopisinin davalı idare tarafından gönderilmesinin istendiği, ara kararına cevaben idarece gönderilen 05.12.2018 tarihli dilekçe ve ekleri incelendiğinde; dava konusu işlemin davacı tarafa 15/01/2015 tarihinde tebliğ edildiği hususunun gerek duyuru belgesi, gerekse de evrak kaydına ilişkin internet çıktısı ile sabit olduğu görülmektedir. Bu durumda, dava konusu işlemin 15/01/2015 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği anlaşıldığından, 20/02/2015 tarihinde açılan iş bu davanın kanuni süresi içinde açıldığı sonucuna varılmaktadır.İdare Mahkemesince, davanın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

İSTEMİN KONUSU : Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 09/04/2015 tarih ve E:2015/328, K:2015/485 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Gürcistan uyruklu olan davacı tarafından, Türk Vatandaşlığına alınması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 15/01/2015 tarih ve 1323 Sayılı Antalya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü işlemi ile tebliğ edilen 27/09/2013 tarih ve 92460 Sayılı İçişleri Bakanlığı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 09/04/2015 tarih ve E:2015/328, K:2015/485 Sayılı kararda; davacının, Türk Vatandaşlığına alınması istemiyle davalı idareye yapmış olduğu başvurunun, 27/09/2013 tarih ve 1323 Sayılı işlem ile reddedildiği, bu işlemin davacıya 15/01/2014 tarihinde tebliğ edildiği, bu işleme karşı tebliğ tarihini izleyen 60 gün içerisinde yani en son ( 60. gün hafta sonu tatiline geldiği için izleyen gün ) 17/03/2014 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 20/02/2015 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, davacının, 27/09/2013 tarih ve 1323 Sayılı işlemin gerekçesini öğrenmeye yönelik olarak yapmış olduğu 20/01/2015 tarihli başvurusunun, yeni bir vatandaşlık başvurusu veya dava açma süresi içerisinde yapılan itiraz başvurusu olmadığı, bu sebeple dava açma süresini yeniden başlatmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle süre aşımı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, dava konusu işlemin müvekkiline 15/01/2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu sebeple 20/02/2015 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, öte yandan, yasal süresi içinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 12/09/2018 tarihli ara kararı cevabının geldiği görülerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Gürcistan uyruklu olan davacı tarafından, 01/06/2012 tarihinde 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığına alınma talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulmuştur.

Davacının Türk vatandaşlığına alınma talebi, 5901 Sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca dava konusu 27/09/2013 tarih ve 92460 Sayılı İçişleri Bakanlığı işlemi ile reddedilmiştir.

Söz konusu işlem davacıya Antalya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü'nün "Duyuru Belgesi" başlıklı 15/01/2015 tarih ve 1323 Sayılı işlemi ile tebliğ edilmiştir.

Bunun üzerine 20/01/2015 tarihli dilekçeyle davacı vekili tarafından, tebliğ edilen evrakta başvurunun reddine ilişkin kararın bulunmadığı, söz konusu işleme karşı idari yargıda dava açılacağı için anılan kararın gönderilmesi istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuştur.

Anılan yazıya İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen 02/02/2015 tarih ve 9892 Sayılı cevap yazısında; vatandaşlık başvurusunun reddine ilişkin karar yazısının mahkeme kararı olmadan gönderilemeyeceği belirtilmiştir.

Bunun üzerine 20/02/2015 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı günü izleyen günden başlayacağı; "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse, ilgilinin bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçmeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Uyuşmazlıkta; Dairemizin 12/09/2018 tarih ve E:2015/2640 Sayılı ara kararıyla; dava konusu işlemin davacıya Antalya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü'nün "Duyuru Belgesi" başlıklı işlemi ile tebliğ edildiği görülmekle birlikte, duyuru belgesinde farklı tarihlerin yer aldığı; belgenin üst tarafında 15/01/2015 tarihinin yazıldığı; aynı şekilde alt kısmında da A. Ferit Aras tarafından 15/01/2015 ( 15/01/2014 tarihi elle düzeltilerek 2015 olarak değiştirilmiş. ) tarihinde e-imza ile imzalandığının tasdik edildiği; öte yandan, belgenin üzerinde elle 15/01/2014 tarihinin yazılı olduğunun görüldüğü, dava konusu işlemin tebliğ tarihine ilişkin olarak ( 2014-2015 ) ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi için söz konusu işlemin davacıya tebliğ edildiği tarihi açık, net ve anlaşılır olarak gösterir bilgi ve belgeler ile evrak kayıt defterinin anılan uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan kısmının fotokopisinin davalı idare tarafından gönderilmesinin istendiği, ara kararına cevaben idarece gönderilen 05/12/2018 tarihli dilekçe ve ekleri incelendiğinde; dava konusu işlemin davacı tarafa 15/01/2015 tarihinde tebliğ edildiği hususunun gerek duyuru belgesi, gerekse de evrak kaydına ilişkin internet çıktısı ile sabit olduğu görülmektedir.

Bu durumda, dava konusu işlemin 15/01/2015 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği anlaşıldığından, 20/02/2015 tarihinde açılan iş bu davanın kanuni süresi içinde açıldığı sonucuna varılmaktadır.

İdare Mahkemesince, davanın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacı tarafın temyiz isteminin kabulüne,

T.C.
DANIŞTAY
10. DAİRE
E. 2013/3739
K. 2016/1743
T. 29.3.2016

• TÜRK VATANDAŞLIĞINA GEÇMEYE İLİŞKİN TALEBİN REDDİ NEDENİYLE İPTAL DAVASI ( İstihbarat Raporlarında Davacının Suriye İstihbaratı Adına Çalıştığı ve Milli Güvenliği Tehdit Eden Biri Olduğunun Belirtildiği - İstihbarat Raporu Nedeniyle Vatandaşlığa Kabul Edilmemenin Hükümranlık Hakkıyla İlgili Olduğunun Kabulü )
• MİLLİ GÜVENLİK VE KAMU DÜZENİNİ OLUMSUZ ETKİLEME ( Türk Vatandaşlığına Kabul Etme Konusunun Devletin Hükümranlık Yetkisine Dair Olduğu Gözetileceği - Davalı İdarece Takdir Yetkisi Çerçevesinde Davacı Hakkındaki Kayıtların Değerlendirilmesi Sonucu Tesis Edilen Davaya Konu İşlemde Hukuka Aykırılık Bulunmadığı )
• DAVACI HAKKINDAKİ OLUMSUZ YÖNDEKİ MİT RAPORLARI ( Türk Vatandaşlığına Kabul Etme Konusunun Devletin Hükümranlık Yetkisine Dair Olduğu Gözetileceği - Davalı İdarece Takdir Yetkisi Çerçevesinde Davacı Hakkındaki Kayıtların Değerlendirilmesi Sonucu Tesis Edilen Davaya Konu İşlemde Hukuka Aykırılık Bulunmadığı )
• DEVLETİN HÜKÜMRANLIK YETKİSİ ( Davacı Hakkında Olumsuz Yönde MİT Raporları Nedeniyle Türk Vatandaşlığına Alınmamasının Devletin Hükümranlık Hakkı Kapsamında Değerlendirilmesi Gerektiği - Davalı İdarenin Takdir Hakkı Kapsamının Yerel Mahkemece Gözetilmesi Gereği/Davacı Hakkında Geçmiş Kayıtlar/Kamu Güvenliği )
• İDARENİN TAKDİR HAKKI BULUNDUĞU ( MİT Raporlarında Davacı Hakkında Milli Güvenlik ve Kamu Düzenini Olumsuz Etkileyecek Mahiyette Kayıtlar Bulunduğu - Türk Vatandaşlığına Alınmaması Yönündeki İdari İşlemin Hukuka Uygun Olduğu/MİT Tarafından Yapılan Arşiv Araştırması/Kamu Düzeni/Hükümranlık Hakkı/Kamu Güvenliği )
5901/m.16
ÖZET : Dava, evlilik ile türk vatandaşlığına geçme hakkındaki talebin idarece reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılmıştır.Yerel mahkeme davayı kabul etmiştir.Eldeki davada, MİT tarafından yapılan arşiv araştırması sonucu Emniyet Genel Müdürlüğüne yazılan yazılarında, davacının, PKK-KONGRE-GEL paralelinde faaliyet yürüttüğü, Suriye istihbaratına çalıştığının ifade edilmesi üzerine, bu hususların vatandaşlık talebinde dikkate alınarak davacının evlenme yoluyla Tük vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvurunun reddi yolunda işlem tesis edildiği, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı idarece Türk vatandaşlığına alınma talebi üzerine davacı hakkında yapılan inceleme ve araştırma sonunda, davacı hakkındaki geçmiş kayıtların değerlendirilmesi üzerine kamu düzenini bozucu nitelikte, terör örgütü ve bir başka ülke istihbaratı ile bağlantılı faaliyetlerde bulunduğunun tespiti sebebiyle başvurunun reddedildiği görülmektedir.Bu durumda, Türk vatandaşlığına kabul etme konusunun Devletin hükümranlık yetkisine dair olduğu gözetildiğinde, davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde davacı hakkındaki geçmiş kayıtların değerlendirilmesi sonucu tesis edilen davaya konu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

İstemin Özeti : Ankara 5. İdare Mahkemesince davaya konu işlemin iptali yolunda verilen 12.2.2013 tarih ve E:2012/965, K:2013/165 Sayılı kararın 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulüyle davaya konu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, Suriye uyruklu olan ve Türk vatandaşıyla evlenen davacının, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak istemiyle yaptığı başvurunun, 'Kamu düzeni, milli güvenlik ve genel ahlak açısından sakıncalı olmamak şartını taşımadığından bahisle reddine dair 14.11.2011 tarih ve 101671 Sayılı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 5. İdare Mahkemesince, her ne kadar davalı idarece sunulan savunma dilekçesinde, davacının durumunun kamu düzeni, milli güvenlik ve genel ahlak açısından sakıncalı görülmesi sebebiyle Türk vatandaşlığına geçme talebinin uygun bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, bu durumu kanıtlayıcı somut bir bilgi veya belge sunulamadığı; öte yandan, davacının 1991 yılından itibaren Türk vatandaşı ile evli olduğu, uzun yıllar Sağlık Bakanlığında sözleşmeli olarak doktorluk yaptığı, Türk vatandaşı olan altı ( 6 ) çocuğunun bulunduğu, kendisine süresiz ikamet izni verildiği, herhangi bir sabıkasının veya suç kaydının olmadığı, Mersin Valiliği tarafından hakkında yapılan soruşturma sonucunda da hakkında olumsuz bir kanaat belirtilmediği görüldüğünden, davaya konu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 'Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması' başlıklı 16. maddesinde, " ( 1 ) Bir Türk vatandaşı ile evlenmenin doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacağı, ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancıların Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabileceği, başvuru sahiplerinde;

a- ) Aile birliği içinde yaşama,

b- ) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,

c- ) Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartlarının aranacağı" hüküm altına alınmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden, Suriye vatandaşı olan davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına geçme istemiyle yaptığı başvuru neticesinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen mülakat formunda, davacının 4.7.1991 tarihinden beri Türk vatandaşı ile evli ve müşterek altı ( 6 ) çocuklarının olduğu, Mersin ilinde ortak ikametgahlarının bulunduğu, uzun yıllar Sağlık Bakanlığında sözleşmeli olarak doktorluk yaptığı, herhangi bir suç kaydının olmadığı, bahse konu evliliğin menfaat karşılığı yapılmış anlaşmalı bir evlilik olmadığı belirtilerek mülakat sonucunda oluşan kanaatin olumlu olarak değerlendirilmesi neticesinde, davacının 5901 Sayılı Kanun'un 16. maddesinde aranan şartları taşıdığı sonucuna varıldığı; Mersin İl Emniyet Müdürlüğü tarafından da davacı hakkında yapılan ön inceleme ve araştırma sonucunda, yukarda yazılı hususlara benzer tespitlere yer verildiği; ancak, Milli İstihbarat Teşkilatınca yapılan arşiv araştırması sonucu Emniyet Genel Müdürlüğüne yazılan yazılarında, davacının, PKK-KONGRE-GEL paralelinde faaliyet yürüttüğü, Suriye istihbaratına çalıştığının ifade edilmesi üzerine, bu hususların vatandaşlık talebinde dikkate alınarak davacının evlenme yoluyla Tük vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvurunun reddi yolunda işlem tesis edildiği, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bakılan uyuşmazlıkta, davalı idarece Türk vatandaşlığına alınma talebi üzerine davacı hakkında yapılan inceleme ve araştırma sonunda, davacı hakkındaki geçmiş kayıtların değerlendirilmesi üzerine kamu düzenini bozucu nitelikte, terör örgütü ve bir başka ülke istihbaratı ile bağlantılı faaliyetlerde bulunduğunun tespiti sebebiyle başvurunun reddedildiği görülmektedir.

Bu durumda, Türk vatandaşlığına kabul etme konusunun Devletin hükümranlık yetkisine dair olduğu gözetildiğinde, davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde davacı hakkındaki geçmiş kayıtların değerlendirilmesi sonucu tesis edilen davaya konu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 12.2.2013 tarih ve E:2012/965, K:2013/165 Sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29.03.2016 tarihinde gerekçede oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI OY :

Bakılan uyuşmazlıkta, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının 1992-1993 yıllarındaki kayıtlarında davacının, PKK-KONGRE-GEL paralelinde faaliyet yürüttüğü, Suriye istihbaratına çalıştığı yolunda bilgiler yer aldığı; ancak, 11.3.2011 tarihli evlenme yolu ile Türk vatandaşlığını kazanma istemli başvurusuna kadar anılan tespit yönünde herhangi bir faaliyette bulunduğuna dair dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmadığı, ayrıca davacının Türk vatandaşı ile evliliğinden altı çocuğu olduğu, Türkiye'de yaklaşık on beş ( 15 ) yıl sözleşmeli doktor olarak çalıştığı, hakkında olumsuz başka bir tespit olmadığı görülmektedir.

Bu durumda, Mahkemece 1992-1993 yıllarından sonraki süre içerisinde davacı hakkında herhangi bir terör örgütü ile bağlantısının olup olmadığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınca düzenlenen yeni bir rapor bulunup bulunmadığı hususları araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davaya konu işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı düşüncesiyle karara gerekçe yönünden katılmıyorum.

T.C.
DANIŞTAY
10. DAİRE
E. 2014/2545
K. 2019/6618
T. 14.10.2019

• EVLENME YOLUYLA TÜRK VATANDAŞLIĞINA ALINMA TALEBİNİN REDDİ İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Davacı Hakkında Yapılan Arşiv Araştırması Sonucunda MİT Müsteşarlığı Yazısıyla Davacının “Rus Diasporasının Etkinlikleri Kapsamında Türkiye'de Görevli RF İstihbarat Servisi Mensuplarıyla Temaslarda Bulunduğu” İstihbar Olunduğu - Dava Konusu İşlemde Hukuka Aykırılık Bulunmadığı )
• ARŞİV ARAŞTIRMASI ( Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığına Alınma Talebinin Reddi İşleminin İptali İstemi - Davacının “Rus Diasporasının Etkinlikleri Kapsamında Türkiye'de Görevli RF İstihbarat Servisi Mensuplarıyla Temaslarda Bulunduğu” İstihbar Olunduğu/5901 S. Kanun'un 16. Md. 1. Fıkrasının ( C ) Bendinde Yer Alan Şart Sağlanmadığı/İşlemin İptali Kararının Doğru Görülmediği )
• İSTİHBARAT SERVİSİ MENSUPLARIYLA TEMASTA BULUNMA ( Davacının 5901 S. Kanun'un 16. Md. 1. Fıkrasının ( C ) Bendinde Yer Alan "Milli Güvenlik ve Kamu Düzeni Bakımından Engel Teşkil Edecek Bir Hali Bulunmama" Şartını Taşımadığı - Dava Konusu İşlemde Hukuka Aykırılık Bulunmadığı/Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığına Alınma Talebinin Reddi İşleminin İptali İstemi )
5901/m.10,16
ÖZET : Dava; evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebinin 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün işleminin iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlıkta, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle başvuruda bulunan davacı hakkında yapılan arşiv araştırması sonucunda, MİT Müsteşarlığı yazısıyla, davacının, Rus diasporasının etkinlikleri kapsamında Türkiye'de görevli RF istihbarat servisi mensuplarıyla temaslarda bulunduğu, Ankara'daki Türk-Rus Kültür Derneği'nin eski başkanı olduğu ve halen söz konusu derneğin yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu hususlarının istihbar olunduğu dikkate alındığında; söz konusu tespit uyarınca 5901 Sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının ( c ) bendinde yer alan "Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama" şartını da taşımadığı anlaşılan davacı hakkında anılan Kanun'un tanıdığı yetki çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, söz konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

İSTEMİN KONUSU : Ankara 11. İdare Mahkemesi'nin 31/01/2014 tarih ve E:2013/622, K:2014/105 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Rusya vatandaşı olan ve 23/03/2008 tarihinde Türk vatandaşıyla evlenen davacı tarafından, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapmış olduğu başvurusunun 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 27/02/2013 tarih ve 43 Sayılı işleminin iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 11. İdare Mahkemesi'nin 31/01/2014 tarih ve E:2013/622, K:2014/105 Sayılı kararıyla; davacının başvurusunun reddedilme gerekçesine yönelik olarak Mahkemelerince verilen ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacı hakkında MİT Müsteşarlığı yazısı ile sakınca kaydı olduğu ve bunun "Rus diasporasının etkinlikleri kapsamında Türkiye'de görevli RF istihbarat servisi mensuplarıyla temaslarda bulunulduğu, Ankara'daki Türk-Rus Kültür Derneği'nin eski başkanı olduğu ve halen söz konusu derneğin yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu" na yönelik olduğu anlaşılmakla birlikte; sakıncalı kaydını doğrulayabilecek herhangi bir somut bilgi ve belge ya da ilgili yerlerle bağlantıya yönelik şüphelenilecek tespitlerin ortaya konulamadığı, öte yandan davacının evlilik birliği içinde 22/10/2013 tarihinde çocuğunun olduğu dikkate alındığında; anılan kayıt dışında davacının Türk vatandaşlığı kazanması için aranılan koşullara sahip olmadığı yolunda başkaca herhangi bir kanuni gerekçe sunulamadığı görüldüğünden, davacının başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının talebi üzerine Kanun'da aranan şartları taşıyıp taşımadığına yönelik olarak yapılan arşiv araştırması neticesinde elde edilen bilgiler üzerine vatandaşlığı kazanması konusunda olumlu kanaat oluşmadığı, ayrıca 5901 Sayılı Kanun'un 10. maddesinde, Kanun'da aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamayacağı düzenlemesine yer verildiği, kaldı ki davacının Türk vatandaşlığını bütün koşulları yerine getirerek kazanmasının söz konusu olmadığı, öte yandan, evleme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmanın, Kanun'da aranan tüm şartları aynı anda taşımayı zorunlu kıldığı, bu şartların yokluğu halinde Türk vatandaşlığının kazanılmasının mümkün olmadığı belirtilerek dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı vekili tarafından, hukuki bir delile ve maddi bir kanıta dayanmayan bir sonuca göre müvekkilinin başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin çalışmış olduğu derneğin yasal olarak kurulan ve devlet tarafından denetlenen bir kültür derneği olduğu, bu haliyle yaptığı faaliyetlerin yasal sınırlarda olduğu ve aksi yönde bir delilin olmadığı, öte yandan takdir yetkisinin sınırsız ve keyfi kullanılmasının hukuk devleti gerekleri ile bağdaşmayacağı ileri sürülerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

23/03/2008 tarihinde Türk vatandaşı ile evlenen Rusya uyruklu davacı tarafından 21/05/2012 tarihinde evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma istemli başvuru üzerine yapılan tahkikatta; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 07/12/2012 tarihli yazısında; davacının, arşivlerinde kaydına rastlanmamakla birlikte, davacı hakkında MİT Müsteşarlığı yazısında, Rus diasporasının etkinlikleri kapsamında Türkiye'de görevli RF istihbarat servisi mensuplarıyla temaslarda bulunulduğu, Ankara'daki Türk-Rus Kültür Derneği'nin eski başkanı olduğu ve halen söz konusu derneğin yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu hususlarının istihbar olunması üzerine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 27/02/2013 tarih ve 43 Sayılı işlemi ile davacının başvurusu 5901 Sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca reddedilmiş, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun ''Yetkili Makam Kararı İle Türk Vatandaşlığının Kazanılması'' başlıklı 10. maddesinde, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.'' hükmü; "Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde;

a- ) Aile birliği içinde yaşama,

b- ) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,

c- ) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır.

( 2 ) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın ( a ) bendindeki şart aranmaz.

( 3 ) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Türk Vatandaşı ile evlenmenin vatandaşlık kazanma bakımından yabancıya mutlak bir hak sağlamadığı, 5901 Sayılı Kanun'un 16. maddesinde ise vatandaşlık kazanma bakımından asgari koşulların belirlendiği, davacının mevzuatta aranılan koşulları taşıyıp taşımadığı hususunun idarece araştırılması suretiyle yapılacak değerlendirme sonucunda, Türk vatandaşlığına alınmaya yönelik isteminin hukuka uygun sebeplerle olumlu veya olumsuz şekilde karşılanmasında, geniş bir takdir yetkisinin olduğu açıktır.

Uyuşmazlıkta, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle başvuruda bulunan davacı hakkında yapılan arşiv araştırması sonucunda, MİT Müsteşarlığı yazısıyla, davacının, Rus diasporasının etkinlikleri kapsamında Türkiye'de görevli RF istihbarat servisi mensuplarıyla temaslarda bulunduğu, Ankara'daki Türk-Rus Kültür Derneği'nin eski başkanı olduğu ve halen söz konusu derneğin yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu hususlarının istihbar olunduğu dikkate alındığında; söz konusu tespit uyarınca 5901 Sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının ( c ) bendinde yer alan "Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama" şartını da taşımadığı anlaşılan davacı hakkında anılan Kanun'un tanıdığı yetki çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, söz konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,

2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki Ankara 11. İdare Mahkemesi'nin 31/01/2014 tarih ve E:2013/622, K:2014/105 Sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

4. 2577 Sayılı Kanun'un ( geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen ) 54. Maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kararlar; kazancı.com

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık