Sicil İptal Davası

Sicil İptal Davası

02-01-2021
Sicil İptal Davası

Sicil İptal Davası

Sicil iptal davası bakımından sicil Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile Jandarma Genel Komutanlığında görev yapan personel için oldukça önemlidir. Nitekim yurt dışı görevlendirmeleri, astsubay ya da subaylığa geçiş, ödül ve nişan için personelin sicil sıralaması ve sicili oldukça önemli yere sahiptir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde ya da Jandarma Genel Komutanlığında görev yapan rütbeli personelin sicilinin bozuk olması, disiplin cezaları ile tecziye edilip düşük sicil ile sicil sıra durumunun kötüleşmesi, yukarıda yer verdiğimiz örnekleri elde etme imkanını imkansızlaştıracaktır. 

Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.

Sicil İptal Davası Kime Karşı Açılır

Sicil iptal davası idari bir dava olduğundan mütevellit bu davanın çalışılan kuruma yöneltilmesi ve davalının çalışılan kurum olması şarttır. Örneğin jandarma genel komutanlığına bağlı olarak çalışan personel jandarma genel komuntanlığına karşı dava açabilecekken, kara kuvvetlerinde görev yapan asker kişiler milli savunma bakanlığına dava açacaktır.

Sicil İptal Davası Ne Zaman Açılır

Sicil iptal davası sicilin düşük olduğunun öğrenilmesinden itibaren açılacaktır. Aslında idari davaların açılma süresi işlemin tebliğinden itibaren 60 gün olmasına rağmen sicil işlemlerine ilişkin yapılan işlemlerin personele tebliğ edilmemesi nedeniyle geçmiş dönemlerde düşük sicil verildiğini öğrenen personel bu tarihten itibaren gecikmeksizin dava açmalıdır.

Sicil İptal Davası Hangi Mahkemede Açılır

Sicil iptal davası idari bir işlem olduğundan dolayı idari yargılama usulü kanunu gereği idare mahkemesinde açılacak ve işlemin iptali talep edilecektir. İdare mahkemesi yapmış olduğu incelemede sicil işleminin yetki şekil amaç konu ve sebep unsurları bakımından hukuka aykırı olduğunu saptadığı vakit işlemin iptaline karar verecektir.

Sicil İptal Davası Nerede Açılır

İdari yargılama usulü kanununa göre kamu görevlilerinin görevle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal hakları ve mahalli idarelerin organları ile bu organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmaalarıyla ilgili davalarda davanın açılacağı mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir. 

Sicil İptal Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu

Sicil iptal davasında avukat tutmak zorunlu değildir. Kişiler kendileri dava açabileceği gibi kendileri de dava sürecini yönetebilirler. Ancak her davada olduğu gibi bu tür davalarda da alanında uzman bir idari dava avukatından ya da asker kökenli avukatlardan hukuki destek alınması tavsiye olunur. Nitekim tüm davaların kazanılması yapılacak gerekçeli savunmaların etkinliğinden geçmektedir.

Sicil İptal Davasında Harç ve Masraflar

Sicil iptal davası açacak olan kişi iptal davasına ilişkin dilekçe ile başvurduğunda ya da avukat vasıtası ile davasının takibini yaptırdığında mahkeme masraflarını ve harçlarını karşılaması şarttır. Nitekim sicil iptal davası bir idari işleme karşı açılan davadır. Bu tür davalarda açılacak sicil iptal davasında karar harcı, başvurma harcı ile posta masrafları ile giderlerin temini için bu parasal işlemlerin yerine getirilmesi ve idari dava veznesine yatırılması gerekir. Harç ve masraflar yatırılmaz ise mahkeme süre verir. Süre içerisinde tamamlanmayan giderler sonrasında mahkeme davayı reddeder. Davanın kazanılmasından sonra yatırılan harç ve masraflar faizleriyle birlikte davalı idareden alınacaktır.

Sicil İptal Davasında Savunma Nasıl Yapılır

Sicil iptal davasında savunmalar gerekçeli ve hukuka uygun bir şekilde yapılmalıdır. Nitekim sicil iptal davalarında önemli olan husus sicillerin düşük verilme sebeplerini gösterecek ve mahkemeyi yönlendirecek emarelerin ve delillerin sunulmasıdır. Mahkeme buna ilişkin hususlarda kanaat getirir ise davanın kabulüne karar vererek geçmiş dönmedeki sicilleri iptal edecektir.

Sicil İptal Davasında Duruşma Yapılır mı

Sicil iptal davası idari işleme karşı açılan bir davadır ve idari işlemlere karşı açılan davalarda görevli mahkeme yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi idare mahkemesidir. İdare mahkemelerinde duruşma yapılması ihtiyaridir ve tarafların talebi gerekir. Taraflar talep etmez ise mahkeme kendiliğinden duruşma düzenleyemez. Duruşma talep eden tarafın duruşma harcını da yatırması şarttır. Davanın kazanılmasından sonra yapılan bu ödemeler davalı idareden geri alınacaktır. 

Sicil İptal Davasında Harç ve Masraflar

Sicil iptal davasında harç ve masrafların da dava açılması ile birlikte yatırılması gerekir. Harç ve masrafların yatırılmaması ne yazık ki davanın reddi sebebidir. Bu bakımdan davacı harç ve masrafları yatırmalı ve bu duruma mahal vermemelidir. Davanın kazanılmasından sonra harç ve masrafların davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilecek ve kişinin maddi bir zararı da olmayacaktır.

Sicil İptal Davası AYİM Kararları

T.C.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
1. DAİRE
E. 2009/982
K. 2010/170
T. 16.2.2010

Davacı

Vekili

Davalı

Vekili

ÖZET : Askeri hakim sınıfı subaylar hakkında nezdinde mahkeme kurulan Komutanın idari sicil düzenlemesinin hukuki sebebini teşkil eden 357 sayılı Kanunun 12’nci maddesinin (B) bendinin ilgili hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sonucunda, askeri hakim sınıfı subay olan davacı hakkında dava konusu 2008 ve 2009 yılında 1’inci sicil üstünün tesis ettiği sicil işlemlerinin yasal dayanağı kalmamış, diğer bir ifade ile dava konusu işlem sebep ve konu unsurları bakımından hukuka aykırı hale gelmiştir.Davacı, AYİM Başkanlığına havale edilmek üzere 04.09.2009 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesinde kayda geçirdiği dava dilekçesinde özetle: 1987 yılında Askeri Hâkim Teğmen naspedildiğini; 2006 yılı genel atamaları ile Güney Dz. Saha K.lığı Askeri Mahkemesi Hâkimliğine atamasının yapıldığını; 2008 yılı sicili verilinceye kadar sicil sıra kitabında ilk sırada iken 2009 sicilleri sonrası emsalleri arasında son sıraya gerilediğini; bunun, görevini bihakkın yerine getirmesine rağmen 2008 ve 2009 yılında hakkında sicil düzenleyen Gn. Dz. S. K.nın, baskı kurmaya yönelik olarak subjektif değerlendirmelerle haksız yere düşük sicil vermesinden kaynaklandığını belirterek 2008 ve 2009 yılları sicil işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Dava dosyası, özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; Askeri hâkim sınıfı subay olan davacı hakkında dava konusu 2008 ve 2009 yılında 1’inci sicil üstü olarak Gn. Dz. S. K.nın idari sicil düzenlediği, 2 ve 3’üncü sicil üstünün sicil yazmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla dava konusu sicil işlemleri nezdinde askeri mahkeme kurulan komutanın düzenlediği idari sicil işlemidir.

Bilindiği üzere, askeri hâkim sınıfı subaylar hakkında idari sicil düzenlenmesinin hukuki sebebini teşkil eden 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanunu’nun “Sicil Belgeleri ve Sicil Üstleri” başlıklı 12’nci maddesinin (B) bendi;

“B) Subay sicil belgesini düzenlemeye ve sicil vermeye yetkili idari sicil üstleri:

Birinci sicil üstü: Sicili düzenlenecek askeri hâkim subayın kuruluş bağlantısına göre nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri; Askeri Adalet İşleri Başkanlığı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanlığı ve Askeri Yargı ile ilgili diğer idari hizmette bulunanlar için amir durumunda bulunan en az yüzbaşı rütbesindeki,

İkinci sicil üstü: Kuruluş bağlantısına göre birinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan, komutan veya amir durumundaki,

Üçüncü sicil üstü: Kuruluş bağlantısına göre ikinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan komutan veya amir durumundaki subay olup aşağıdaki istisnalar saklıdır....” hükmünü içermekteyken, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2009 tarihli ve 2006/105 Esas, 2009/142 Karar sayılı kararı ile; (B) bendinin ilk paragrafının “... Sicili düzenlenecek askeri hakim subayın kuruluş bağlantısına göre nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri;..” bölümünün Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve gerekçeli karar 08.01.2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Dolayısıyla dava konusu sicil işlemlerinin yasal dayanağı kalmamış, diğer bir ifade ile dava konusu işlem sebep ve konu unsurları bakımından hukuka aykırı hale gelmiştir.

Başsavcılık, dava konusu işlemin Anayasanın 08.10.2009 tarihli iptal kararından önce tesis edildiğini nazara alarak, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olması nedeniyle dava konusu işlemde yetki (sebep) unsuru yönünden hukuka aykırı bir durum bulunmadığını düşüncesinde ifade etmiş ise de; bilindiği üzere bir Mahkeme, görülmekte olan bir davanın çözümünde uygulanacak olan kanunu (taraflardan birinin iddiası üzerine yada re’sen) Anayasa’ya aykırı görmesi halinde Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kanun hakkında vereceği karara kadar davayı geri bırakacak ve Anayasa Mahkemesinin kararını davanın çözümünde nazara alacaktır (AY md. 152). Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin, 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanununun 12’nci maddesinin (B) bendinin ilk paragrafının “... Sicili düzenlenecek askeri hakim subayın kuruluş bağlantısına göre nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri;..” bölümünün iptaline dair yukarıda belirtilen 08.10.2009 tarihli kararı, Dairemizin bir başka sicil iptal davası sırasındaki başvurusu üzerine verilmiş bir karardır. Buna göre nasıl ki, Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararı henüz yayımlanmamış olsa idi, Dairemiz, görülmekte olan bu dava ile ilgili re’sen Anayasa Mahkemesine başvurup Anayasa Mahkemesinin kararını bekleyecek idiyse, Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararı, bu kararın yayımı tarihinden önce açılmış olan işbu davada nazara alınmak zorundadır. Diğer bir anlatımla, davanın açıldığı tarih dikkate alındığında Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararının geri yürümeyeceğini davacı yönünden ileri sürmek hukuken mümkün görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle;

Hukuka aykırı bulunan 2008 ve 2009 yılı 1’inci sicil üstü sicil işlemlerinin İPTALİNE,

T.C.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
2. DAİRE
E. 2007/136
K. 2007/798
T. 3.10.2007

Davacı

Vekili

Davalı

Vekili

ÖZET : Sicil üstü tarafından altı aylık birlikte çalışma şartını sağlamadığı halde sicil düzenlendiği, işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, diğer yandan 2003 yılı 2inci, 2004 yılı 1nci sicil üstü ve 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü notlarının davacının genel sicil alma eğilimine uygun olmadığı, ani ve bariz düşüş gösterdiği, sicil döneminde davacı hakkında bu ani ve bariz bir düşüşü haklı kılacak bir belgenin de bulunmadığı, bu sebeplerle; 2003, 2004 ve 2005 yılı 1 inci ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının ve menfi kanaatlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Davacı, 15.12.2006 tarihinde AYİM’de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 19 Ekim 1993-16 Aralık 2005 tarihleri arasında Tarsus Askerlik Şubesi Başkanlığında görev yaptığı, MSB.lığının 01.11.2005 gün ve MİY.: 4310-3810-05/ASAL D.Per.Ş.Svl.Me.Ks.6658 –45375 sayılı emri ile Sağlık Bakanlığı emrine atamasının yapıldığı, söz konusu emre istinaden Adana İl Sağlık Müdürlüğünde göreve başlamasını müteakip sicillerinin bildirilmesini talep ettiği, sicillerinin kendisine bildirilmesi neticesinde 2003 yılından itibaren sicil notlarında ciddi düşüş olduğunu tespit ettiğini belirtilerek 2003, 2004 ve 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üst notlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, davacının 19 Ekim 1993-16 Aralık 2005 tarihleri arasında Tarsus Askerlik Şubesi Başkanlığında görev yaptığı, MSB.lığının 01.11.2005 gün ve MİY.: 4310-3810-05/ASAL D.Per.Ş.Svl.Me.Ks.6658 –45375 sayılı emri ile Sağlık Bakanlığı emrine atamasının yapıldığı, söz konusu emre istinaden Adana İl Sağlık Müdürlüğünde göreve başlamasını müteakip sicillerinin bildirilmesini talep ettiği, sicillerinin kendisine bildirilmesi neticesinde 1994-2005 yılları arasındaki 12 sicil belgesinin kendisine verildiği, 2003 yılına kadarki sicil notlarının ortalamasının 92.71 olduğu, 2003 yılında ortalama 60, 2004 yılında 68.5, 2005 yılında da 71.95 olduğu, 2003 yılı sicil döneminde 1 nci sicil üstü, 2004 yılında ise 2 nci sicil üstünün davacı ile birlikte 6 aylık çalışma süresini tamamlanmadan sicil verildiği, yönetmelikte istisnai olarak öngörülen 3 aylık birlikte çalışma şartı kuralının uygulanmasını gerektirir bir durumun mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

Devlet Memurları hakkında sicil düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 109-122 nci maddeleri ile aynı Kanunun 121 nci maddesi gereğince çıkarılmış olan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği ve yine aynı Kanunun 112 nci maddesi gereğince çıkarılan Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 113 ncü maddesinde; “Sicil amirleri belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit eder.” 115 nci maddesinde; “Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirirler.” hükümleri yer almaktadır.

Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde, “Sicil amirleri sicil raporunu doldurdukları her memuru; a) Dış görünüşü, (Kılık, Kıyafet), b) Zekâ derecesi ve kavrayış kabiliyeti, c) Azim ve sebatkârlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerde başarısı, d) Alkol, kumar vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme halleri, e) Güvenilir olmama, şahsi menfaatlerini aşırı ölçüde düşünme, yalan söyleme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Sicil döneminde edinilen bilgi memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşünceler sicil raporunun şahsiyet değerlendirmesine ait bölüme ayrı ayrı, açık ve gereğine göre kısa ve teferruatlı olarak yazılır. Sicil amirlerinin, memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşünceleri not takdirlerinde dikkate alınır.” hükmüne yer verilmiştir.

Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinde; “Haklarında sicil raporu düzenlenecek memurların, değerlendirilmelerini yapacak sicil amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmaları şarttır. Üç sicil amiri bulunan memurlar hakkında sicil verecek amirlerden bir veya ikisinin bulunmaması halinde mevcut amirlerin raporuna itibar edilir. İki sicil amiri bulunan memurlar hakkında da yukarıdaki fıkrada belirtilen durumda birinci veya ikinci sicil amirinin dolduracağı sicil raporu o yıl için geçerli sayılır. Bir sicil amiri bulunan memurlar hakkında o sicil amirinin değerlendirmesine göre işlem yapılır. Sicil amirlerinin hiçbirinin bulunmaması veya sicil verecek süre görevde kalmamaları halinde sicil raporları sonradan göreve atananlar veya vekilleri tarafından üç aylık bir sürenin sonunda derhal doldurulur. Bu uygulama sonunda da memura o yıl için sicil raporu verme imkanı bulunmazsa sicil raporu, düzenleme döneminde üç aydan az olmamak üzere memurla en fazla çalışan sicil amiri tarafından doldurulur. Sicil amirinin yanında çalışırken alınan mazeret izinleri ile yıllık izinler ve doktor veya sağlık kurulu raporuna dayanan hastalık izinleri, hizmet içi eğitimde geçen süreler, sicil raporu düzenlenmesi için gereken 6 aylık süreye dahildir. Şu kadar ki amirin yanında 3 ay fiilen çalışmış olmak şarttır. Hizmet içi eğitimin veya hastalığın sicil raporu doldurmak için gerekli sürenin geçmesine imkan vermeyecek kadar uzun sürmesi ve dolayısıyla memur hakkında sicil raporu doldurma imkanının bulunmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere geriye doğru en çok üç yılın sicil notlarının ortalaması esas alınır.”hükmü, 14 ncü maddesinde; “Bir görevde 6 ay veya daha fazla bir süre bulunup başka göreve atananların sicil raporları, bunların atanmalarından önceki sicil amirlerince ayrıldıkları tarihi takip eden onbeş gün içinde doldurulur ve yeni görev yerlerine gönderilmek üzere ilgili makamlara teslim edilir. Sicil raporlarının doldurulma zamanı gelmeden ve yeni sicil amirine sicil raporu doldurmak için yeterli süre kalmadan görevlerinden ayrılan sicil amirleri en az 6 ay beraber çalıştıkları memurların sicil raporlarının kendilerine ait bölümü, görevlerinden ayrılmadan önce doldurarak sicil raporlarını saklamakla görevli makamlara teslim ederler.” hükmü yer almaktadır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre devlet memurlarına sicil düzenleyecek amirlerin, sicil düzenleyeceği memurla birlikte en az altı ay çalışması gerekmektedir.

Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelik (MSB.40-10, 1987 tarihli)’in "Sicillerin Tanzimi" başlıklı 9 uncu maddesinde ise; "...Sicil amirleri; sicil raporlarındaki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not verirken, kişi ile kamu yararını gözetmek ve sicil belgesinin objektifliğini sağlamak için de, olumsuz olarak değerlendirilen her nitelik için bu değerlendirmeyi açıklayan yeterli ve geçerli belgeleri sicil raporuna eklemek zorundadırlar." hükmü yer almaktadır.

Sicil üstleri emri altındakiler hakkında her sicil döneminde önceki sicillerden tamamen bağımsız surette, amirliğin en önemli olan özel yetkilerini kullanılmak suretiyle sicil düzenlerler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevini en iyi şekilde yapabilmesi için sicil üstlerinin hakkında sicil düzenlenecek personeli çok iyi tanıması, her türlü tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatini, yeteneklerini tam ve doğru bir şekilde tespit etmesi gerekmektedir.

Sicil üstleri, önceki sicillerle bağımlı olmaksızın astlarını değerlendirir ve sicil notunu yükseltebileceği gibi daha aşağıya da indirebilir. Ne var ki sicil üstleri sicil verme görevinin yerine getirilmesinde, taktir yetkisine sahip olmakla birlikte tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirme yapmakla yükümlüdürler.

Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken, üstlük ve amirliğin en önemli ve özel yetkilerinden birini kullandıklarının ayırtında olarak sicil belgesindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar.

Sicil üstlerinin kabul edilebilir nedenlere dayanmaksızın astlarının istikrarlı olan ve yüksek seviyede gerçekleşen sicil eğiliminden ani ve açık bir sapmaya yol açacak ve safahatıyla çelişecek bir şekilde not ve kanaat belirtmeleri durumunda takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığından söz edilebilir.

Diğer taraftan, sicil üstleri sicil düzenledikleri astları hakkında her sicil döneminde, önceki yıllara ait sicil notları ve kanaatleri ile bağlı olmaksızın, personelin görevinde gösterdiği çalışma düzeyini bağımsız surette takdir etmek ve değerlendirmek, objektif ve yansız surette sicil düzenlemek görev ve yetkisiyle donatılmıştır. Aksi görüşe itibar edilirse o zaman sicil üstünün sicil verdiği personelin o sicil dönemindeki çalışma seviyesini gerçeklere uygun surette değerlendirmesi olanağı kalmamış olur ki bu durum sicil müessesine ait kamu yararı ilkesine aykırı olur.

Dava konusu olayda 2003 yılı sicil döneminde 1 inci sicil üstü, 2004 yılında ise 2 nci sicil üstünün davacı ile birlikte 6 aylık çalışma süresini tamamlanmadan sicil verdiği, Yönetmelikte istisnai olarak öngörülen 3 aylık birlikte çalışma şartı kuralının uygulanmasını gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, bu nedenle 2003 yılında davacı hakkında 31.12.2003 tarihinde 1inci sicil amiri olarak Askerlik Şubesi Başkanı olarak görevli Per.Bnb. …….(göreve katılış tarihi 20.07.2003) tarafından, 2004 yılında davacı hakkında 31.12.2004 tarihinde 2nci sicil amiri olarak Askerlik Daire Başkanı olarak görevli Per.Alb. ….(göreve katılış tarihi 15.07.2004) tarafından sicil düzenlenmiş ise de 2003 1 inci sicil üstü ve 2004 yılı 2 nci sicil üstü not ve kanaatlerinin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Diğer yandan, 2003 tarihine dek davacı hakkında düzenlenen sicil notları ortalamasının 92.71 olduğu, hiçbir cezasının bulunmadığı, dava konusu olmayan önceki yıllara ait sicil üst’ü kanaatlerinin genelde olumlu yönde olduğu, 2003 yılında, dava konusu sicilleri öncesi 31.12.2002 tarihinde verilen(2002 yılı) sicil notlarının da yüksek seviyede(ortalama 97.75) gerçekleştiği görülmektedir. 2003, 2004 ve 2005 yılı için düzenlenen sicil işleminde ise 1 ve 2 nci sicil üstlerince davacının istikrarlı olarak yüksek seviyedeki sicil notlarından ani ve bariz bir şekilde düşük not takdir edilmiş olup, gerek sicil notlarının düşüşünü gerekse olumsuz kanaatlerin haklılığını ortaya koyacak bir bilgi ya da belge bulunmadığı görülmekle, 2003, 2004 ve 2005 yılı 1 inci ve 2 nci sicil üstü not ve kanaatlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Nihai olarak, 2003 yılı sicil döneminde 1 inci sicil üstü, 2004 yılında ise 2 nci sicil üstü tarafından altı aylık birlikte çalışma şartını sağlamadığı halde sicil düzenlendiği, işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, diğer yandan 2003 yılı 2inci, 2004 yılı 1nci sicil üstü ve 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü notlarının davacının genel sicil alma eğilimine uygun olmadığı, ani ve bariz düşüş gösterdiği, sicil döneminde davacı hakkında bu ani ve bariz bir düşüşü haklı kılacak bir belgenin de bulunmadığı, bu sebeplerle; 2003, 2004 ve 2005 yılı 1 inci ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının ve menfi kanaatlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle;

1. Hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan 2003, 2004 yılları 1 inci ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicil notları ile menfi kanaatlerin İPTALİNE OYBİRLİĞİ ile,

2. Hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan 2005 yılı 1 inci ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicil notları ile menfi kanaatlerin İPTALİNE OYÇOKLUĞU ile,

T.C.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
2. DAİRE
E. 2006/480
K. 2006/882
T. 27.9.2006

Davacı

Vekili

Davalı

Vekili

ÖZET : Davacının 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil notunun, önceki yıllar sicil notunun yaklaşık otuz puan altında, davacının sicil eğiliminde bariz sapma yaratacak düzeyde düşük olduğu, her ne kadar davacıya bu sicil döneminde dört kez disiplin cezası verilmiş ise de; söz konusu cezalara neden olan eylemlerin, bu derecede düşüşü gerektirecek nitelikte olmadığı, sicil notlarının bu derecede düşürülmesinin ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği, objektif nitelikte olmadıkları, ayrıca her iki sicil üstü tarafından belirtilen olumsuz kanaatlerin herhangi bir belge ile desteklenmediği, söz konusu kanaatleri soyut nitelikte olup objektif nitelikte olmadıkları dolayısıyla davacının 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil notları ile olumsuz kanaatlerin hukuka aykırı olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.

Davacı, 23 Şubat 2006 tarihinde İskenderun 3 ncü Asliye Hukuk Mahkemesine verilip bu kanalla gönderilerek 27 Şubat 2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinin AYİM İkinci Dairsinin 22.03.2006 gün ve E.2006/253, K.2006/241 sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesine verilip 10 Nisan 2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; garaj amirinin borcuna kefil olmaması nedeniyle garaj amirinin kendisine olumsuz tavır takındığını, garaj amirinin diğer komutanını da etkilemesi üzerine haksız olarak bir takım suçlamalara ve cezalara maruz kaldığını, kendisinin ve ailesinin bazı sağlık problemleri nedeniyle sorunlar yaşadığını, ancak bunlar dikkate alınmadan kendisine olumsuz tavırlar sergilendiğini belirterek 2005 yılı 1 nci sicil üstü sicilinin iptalini talep ve dava etmiştir.

Dava dosyası ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 02.08.1995 tarihinde sivil memur olarak göreve başladığı, 14.10.1996 tarihinde asaletinin onaylandığını, iptali istenen sicil dönemine kadar mevcut olan sicil notu ortalamalarının genelde iyi derecede, son iki yıl sicil notu ortalamalarının çok iyi derecede olduğu, genelde hakkında olumlu kanaatler takdir edilmiş olduğu, 12.01.1998 tarihinde mesaiyi izinsiz terk etmek suçundan dolayı uyarı cezası ile cezalandırılmış olduğu, bunun dışında iptali istenen sicil dönemine kadar cezasının bulunmadığı, 11.03.2003 tarihinde Alay Komutanı tarafından takdirle taltif edilmiş olduğu, 2005 yılı sicil dönende 11.07.2005 tarihinde tel örgüden birliğe girip mesaiye başlaması nedeniyle savunması alınıp, Kh.Des.Kt.Komutanlığı tarafından 27.07.2005 tarihinde uyarı cezası ile cezalandırıldığı, 11.07.2005 tarihinde saat 15.40’da birliği izinsiz terketmesi nedeniyle savunması alınıp Kh.Des.Kt.K.nı tarafından 02.08.2005 tarihinde kınama cezası ile cezalandırıldığı, 07.10.2005 tarihinde mesaiye izin almaksızın 11.30’da gelmesi nedeniyle savunması alınıp Kh.Des.Kt.K.nı tarafından 25.10.2005 tarihinde 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, 15.11.2005 tarihinde kullandığı aracın pis olması, 24.11.2005 tarihinde kullandığı aracın minimaks kartının işlenmemesi nedeniyle verilen görevleri tam ve zamanında yapmadığından dolayı savunması alınıp Kh.Des.Kt.K.nı tarafından 1/10 oranında aylıktan kesme cezası ele cezalandırıldığı, 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının önceki yıllar sicil notu ortalamasının yaklaşık 30 puan altında ve yetersiz derecede olduğu, hakkında her iki sicil üstüne olumsuz kanaatler takdir edildiği anlaşılmıştır.

Devlet Memurları hakkında sicil düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 109-122 nci maddeleri ile aynı Kanunun 121 nci maddesi gereğince çıkarılmış olan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği ve yine aynı Kanunun 112 nci maddesi gereğince çıkarılan Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 113 ncü maddesinde; “Sicil amirleri belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit eder.” 115 nci maddesinde; “Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirirler.” hükümleri yer almaktadır.

Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde, “Sicil amirleri sicil raporunu doldurdukları her memuru; a) Dış görünüşü, (Kılık, Kıyafet), b) Zekâ derecesi ve kavrayış kabiliyeti, c) Azim ve sebatkârlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerde başarısı, d) Alkol, kumar vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme halleri, e) Güvenilir olmama, şahsi menfaatlerini aşırı ölçüde düşünme, yalan söyleme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Sicil döneminde edinilen bilgi memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşünceler sicil raporunun şahsiyet değerlendirmesine ait bölüme ayrı ayrı, açık ve gereğine göre kısa ve teferruatlı olarak yazılır. Sicil amirlerinin, memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşünceleri not takdirlerinde dikkate alınır.” hükmüne yer verilmiştir.

Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelik (MSB.40-10, 1987 tarihli)’in "Sicillerin Tanzimi" başlıklı 9 uncu maddesinde ise; "...Sicil amirleri; sicil raporlarındaki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not verirken, kişi ile kamu yararını gözetmek ve sicil belgesinin objektifliğini sağlamak için de, olumsuz olarak değerlendirilen her nitelik için bu değerlendirmeyi açıklayan yeterli ve geçerli belgeleri sicil raporuna eklemek zorundadırlar." hükmü yer almaktadır.

Sicil üstleri emri altındakiler hakkında her sicil döneminde önceki sicillerden tamamen bağımsız surette, amirliğin en önemli olan özel yetkilerini kullanılmak suretiyle sicil düzenlerler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevini en iyi şekilde yapabilmesi için sicil üstlerinin hakkında sicil düzenlenecek personeli çok iyi tanıması, her türlü tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatini, yeteneklerini tam ve doğru bir şekilde tespit etmesi gerekmektedir.

Sicil üstleri, önceki sicillerle bağımlı olmaksızın astlarını değerlendirir ve sicil notunu yükseltebileceği gibi daha aşağıya da indirebilir. Ne var ki sicil üstleri sicil verme görevinin yerine getirilmesinde, taktir yetkisine sahip olmakla birlikte tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirme yapmakla yükümlüdürler.

Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken, üstlük ve amirliğin en önemli ve özel yetkilerinden birini kullandıklarının ayırdında olarak sicil belgesindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar.

Sicil üstlerinin kabul edilebilir nedenlere dayanmaksızın astlarının istikrarlı olan ve yüksek seviyede gerçekleşen sicil eğiliminden ani ve açık bir sapmaya yol açacak ve safahatıyla çelişecek bir şekilde not ve kanaat belirtmeleri durumunda takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığından söz edilebilir.

Diğer taraftan, sicil üstleri sicil düzenledikleri astları hakkında her sicil döneminde, önceki yıllara ait sicil notları ve kanaatleri ile bağlı olmaksızın, personelin görevinde gösterdiği çalışma düzeyini bağımsız surette takdir etmek ve değerlendirmek, objektif ve yansız surette sicil düzenlemek görev ve yetkisiyle donatılmıştır. Aksi görüşe itibar edilirse o zaman sicil üstünün sicil verdiği personelin o sicil dönemindeki çalışma seviyesini gerçeklere uygun surette değerlendirmesi olanağı kalmamış olur ki bu durum sicil müessesine ait kamu yararı ilkesine aykırı olur.

Yukarıda belirtilen ölçütler ile dava konusu edilen 2005 yılı sicil işlemi değerlendirildiğinde; davacının 1 nci ve 2 nci sicil notunun önceki yıllar sicil notunun yaklaşık otuz puan altında, davacının sicil eğiliminde bariz sapma yaratacak düzeyde düşük olduğu, her ne kadar davacıya bu sicil döneminde dört kez disipline cezası verilmiş ise de; söz konusu cezalara neden olan eylemlerin, bu derecede düşüşü gerektirecek nitelikte olmadığı, sicil notlarının bu derecede düşürülmesinin ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği, objektif nitelikte olmadıkları, ayrıca her iki sicil üstü tarafından belirtilen olumsuz kanaatlerin herhangi bir belge ile desteklenmediği, söz konusu kanaatleri soyut nitelikte olup objektif nitelikte olmadıkları dolayısıyla davacının 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil notları ile olumsuz kanaatlerin hukuka aykırı olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, davacı dava dilekçesinde salt 2005 yılı 1 nci sicil üstüne verilen sicilin iptali isteminde bulunmuş ise de; Dairemizce aynı sicil yılında 2 nci sicil üstünce takdir edilen sicilin de iptali yoluna gidilmiştir. Bilindiği üzere idare Hukuku kuramı yönünden sicil, mahiyeti itibariyle bir birleşme işlem olup; iptal davacına konu olabilme bakımından, normalde iptali istenen yılın ortalama sicilinin esas alınması gerekli bulunmaktadır. Ne var ki, ayrılabilir işlem kuramını benimseyen ve uygulayan Mahkememiz, bu yöndeki talepler üzerine, münferit olarak birinci, ikinci ya da üçüncü sicil üstlerince verilen sicillerin ve/veya kanaatlerin gruplar halinde ya da ayrı ayrı dava konusu yapılmasını kabul etmektedir. Ancak dava konusunda olduğu gibi, eğer davacı yalnızca bir sicil üstünün düşük not verdiği düşüncesiyle salt bu sicilin iptalini talep etmekte ise ve diğer sicil üstlerince verilen sicillerde bu sicil üstünce düzenlenen gibi sübjektif mahiyette ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi; ayrılabilir işlemlerden salt birinin iptali ve yetinmemekte ve kamu düzeni açısından bizzat tespit ettiği bu açık hukuka aykırılığı da çözülmekte ve kararını o yılki sicilin tamamına (birleşme işleme) sirayet ettirmektedir. Bu davada da aynı yerleşik uygulamayı benimseyen Dairemiz, 2005 yılında 2 nci sicil üstünün düzenlediği düşük sicilin 1 nci sicil üstünden etkilenmek suretiyle ve somut sebep ve gerekçeleri ortaya konulmaksızın verilmiş ve objektif olarak nitelendirilmeyecek bir sicil olarak değerlendirildiğinden, bu sicilin de iptali yoluna gidilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil notları ile 1 nci ve 2 nci sicil üstlerince belirtilen olumsuz kanaatlerin iptaline,

T.C.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
1. DAİRE
E. 2006/406
K. 2006/765
T. 19.9.2006

Davacı

Vekili

Davalı

Vekili

ÖZET : Fiilen 3 ay görev yapma şartı sağlanamadığından, davacı hakkında tanzim edilen yıllık sicil işlemi yetki yönünden hukuka aykırıdır.

Davacı ilk kez 23.12.2005 tarihinde Erzurum 1nci İdare Mahkemesinde, 27.12.2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1.D.nin 17.01.2006 tarih ve E.2006/47, K.2006/21 sayılı kararı ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine, 20.02.2006 tarihinde Erzurum 2nci İdare Mahkemesinde, 06.03.2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1999-2004 yılları arasında 5.Kor.İs.Svş.Tb.K.lığında görev yaptığını, 2000 yılı sicilini Kh.ve Hiz.Bl.K.lığı görevini vekaleten yürüten 1.İs.Svş.Bl.K.nın verdiğini, 2000 yılı atamalarında Bölük Komutanının değiştiğini, 10 gün kadar birlikte çalıştıktan sonra 04.09.2000-23.02.2001 tarihleri arasında dil kursuna katıldığını, kurs bitimi 10 gün izin kullanarak 5.Kor.İs.Svş.Tb.K.lığına katıldığını, 3 aylık çalışma süresi şartı sağlanmadan 2001 yılı sicilinin tanzim edildiğini belirterek 2001 yılı sicil işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Kurulumuzca, Başsavcılığın dilekçenin reddine karar verilmesinin gerektiği düşüncesi incelenmiş, dava dilekçesinde davacı “2001 yılına ait sicilimin iptalini istemekteyim.” şeklinde belirttiğinden “yılına” demek suretiyle bir yıla ait talepte bulunduğu ve dilekçe içeriğinde anlattığı olaylar dikkate alınarak, dava konusunun 2001 yılı sicil işleminin iptali istemi olduğu kararına varılmıştır.

Dava dosyası, özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; 1996 yılında Astsb.Çvş. nasbedilen davacının 1997 yılından itibaren sicil almaya başladığı, ortalamaları yüksek seviyede sicil safahatı sergilediği, dava konusu 2001 yılı sicil döneminde; 1nci ve 2nci sicil üstünce yalnızca nitelik işaretlenmek suretiyle değerlendirme yapıldığı, ilave kanaat belirtilmediği, 3ncü sicil üstünün ise değerlendirme yapmadığı, yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi sonucunda 1nci sicil üstü tarafından yapılan işaretlemenin “çok iyi” seviyede 2nci sicil üstünce yapılan işaretlemenin de “iyi” seviyede sicil notu sonucunu oluşturduğu, anılan sicil döneminde takdir ve cezasının bulunmadığı, mesleki safahatı boyunca toplam 35’ten fazla takdirinin bulunduğu görülmüştür.

Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 15nci maddesinde; “Bir sicil üstü, asil veya her ne suretle olursa olsun vekil olarak o görev yerinde sicili düzenlenecek astsubay ile beraber rütbesi değişmedikçe, o sicil dönemi içerisinde fiilen en az üç ay görev yapmadıkça sicil düzenleyemez.

Sicil süresi içinde kurs, izin, üç aydan az süreli geçici görev, istirahat, hastahane ve hava değişimi gibi yasal mazeret sürelerinin toplam olarak bir ayı, fiilî görevden sayılır.” şeklinde, aynı Yönetmeliğin 23 nci maddesinde; “Sicil belgeleri, sicil üstlerince 2 Mayıs tarihi itibarıyla düzenlenir ve gerekli işlemlerin yapılmasını müteakip en az tugay ve eşidi birlik ve kurumlar tarafından en geç 30 Mayıs tarihinde, bu Yönetmeliğin 21nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen personel başkanlıklarında bulundurulur. ..Bu tarihlere göre düzenlenen siciller, o yılın 30 Ağustos tarihinde düzenlenmiş kabul edilir. Bu Yönetmeliğin 70 inci maddesine göre sicil üstünün kanaatinin değişmesi veya disiplinsizlik ve ahlâkî durumları nedeniyle düzenlenecek siciller hariç olmak üzere, sicil düzenleme tarihi ile o yılın 30 Ağustos tarihi arasındaki sürede, o yıl için ayrıca sicil belgesi düzenlenmez. Sicil belgeleri yukarıda belirtilen tarihlerde düzenlenemiyorsa; birinci veya ikinci sicil üstleri nitelikleri değerlendirmeden, sicil belgesinin "Sicil Üstlerinin Değerlendirmeleri" bölümündeki "Henüz Bir Kanaat Edinemedim" satırında kendilerine ait kısmı ve "Sicilin Veriliş Nedeni" hanesinde "Süresiz Sicil Belgesi" satırını işaretler, tarih ve imza bloklarını doldurur ve bu Yönetmeliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen personel başkanlıklarına gönderirler.

Üç aylık görev süresini doldurmadığı için haklarında sicil düzenlenmeyenlerden; terfi sırasında bulunmayanlar 30 Ağustos, terfi sırasında bulunanlar 1 Temmuz tarihine kadar bu süreyi dolduruyorlar ise, sicil üstlerince doldurdukları tarih itibarıyla sicil tanzim edilerek, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarına gönderilir.

Sicil belgeleri, yukarıda belirtilen tarihlerde düzenlenemiyorsa sebebi, bu Yönetmeliğin 21nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen personel başkanlıklarına bildirilir. …

Terfi sırasında olanlardan 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 85 inci maddesinde yer alan belirli oranda sicil mecburiyetini, sicil belgelerinin düzenlenmesinden sonra, 30 Ağustos tarihine kadar tamamlayacak olanlar hakkında, süreyi doldurduğu tarih itibariyle sicil belgesi düzenlenir ve Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığında bulundurulur.” Hükmü bulunmaktadır. Yönetmeliğin 21nci maddesi de aynı düzenlemeyi getirmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı hakkında 02.05.2001 tarihinde düzenlenen 1nci ve 2nci sicil üstü sicilleri değerlendirildiğinde; davacıya 1nci sicil üstü olarak Kh.ve Srv.Bl.K., 2nci sicil üstü olarak İs.Svş.Tb.K.nın sicil tanzim ettiği görülmüştür. 04.09.2000-23.02.2001 tarihleri arasında Lisan Okul K.lığında dil kursuna, 09.04.2001 – 13.04.2001 tarihleri arasında 2nci Kor.K.lığınca açılan Telsiz Cihazı İşletme Eğitici Eğitim Kursuna katılan davacının, 24.02.2001 -06.02.2001 tarihleri arasında izin kullandığına dair izin belgelerinin bulunduğu, 06.02.2001 tarihinin yanlışlıkla yazıldığı, 06.03.2001 tarihi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda, Ağustos 2000 ayında 2 gün, Eylül 2000 ayında 3 gün, Mart 2001 ayında 25 gün, Nisan 2001 ayında 26 gün ve Mayıs 2001 ayında 2 gün hizmet gördüğü ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 15nci madde 2nci fıkrası gereği kurs izin süresinin bir ayının fiili hizmetten sayılması halinde dahi Yönetmeliğin 15nci maddesinin aradığı en az “üç ay görev yapma” şartının sağlanmadığı , bu nedenle 02.05.2001 tarihli 1 ve 2nci sicil üstü sicil işlemi yetki yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle,

Davacı hakkında 02.05.2001 tarihinde 1nci ve 2nci sicil üstlerince düzenlenen ve yetki yönünden hukuka aykırı bulunan sicil işlemlerinin İPTALİNE,

T.C.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
DAİRELER KURULU
E. 2003/109
K. 2004/44
T. 18.6.2004

Davacı

Vekili

Davalı

Vekili

ÖZET : Davacı subayın lisansüstü öğrenim kıdemi için sicil notları ortalamasının sicil tam notunun %90 ve üzerinde olma şartını düzenleyen 926 sayılı kanunun 36/d-2 maddesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasının ve yine aynı hükmü tekrarlayan subay sicil yönetmeliğinin 116/b-(8)-(b) küçük bendinin iptali istemlerinin yerinde olmadığı, davacının iptalini istediği sicilin genel sicil alma eğilimine göre ani düşüş göstermemesi nedeniyle hukuka uyarlı olup, davacının sicil notları ortalamasının sicil tam notunun %90’ın altında olması nedeniyle yüksek lisans kıdemi verilmemesi işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Davacı, 11 Kasım 2003 tarihinde Sivas İdare Mahkemesi kaydına, 13 Kasım 2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; Cumhuriyet Üniversitesi Kamu Yönetimi Anabilimdalı Yönetim Bilimleri bilim dalında lisansüstü öğrenimini tamamlayarak 18.07.2003 tarihinde lisansüstü öğrenim kıdemi verilmesi için idareye başvurduğunu, başvurusunun 926 sayılı TSK Personel Kanununun 36/d-2 ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 116/b(8)b maddelerinde yazılı bulunan “sicil not ortalamasının sicil tam notunun % 90 ve daha üstünde olması” şartını sağlamadığı gerekçesi ile reddedildiğini, söz konusu Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin iptalinin gerektiğini, ayrıca 1983, 1984, 1986, 1987, 1995, 1996, 1997, 2001 ve 2002 yılı sicil döneminde sicil üstleri tarafından sübjektif değerlendirmelerle düşük sicil verildiğini belirterek, anılan sicillerin iptali ve buna bağlı olarak lisansüstü öğrenim kıdemi verilmemesi işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yargısal denetiminin sınırları içerisinde “yasa” veya “Yasanın ilgili hükmünün” iptali söz konusu olmadığından, davacının TSK Personel Kanununun 36/d-2 maddesinin iptali istemi, dava dilekçesindeki niteleme ve anlatım biçimi ve özel kastı da dikkate alınarak, anılan maddenin Anayasaya aykırılığının ileri sürüldüğü ve davanın konusunun içlem ve kapsamının kararın konu bölümünde belirtildiği biçimde olduğu kabul ve değerlendirilmesi yapılmıştır.

Dava ve özlük dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; Cumhuriyet Üniversitesi Kamu Yönetimi Anabilimdalı Yönetim Bilimleri bilim dalında lisansüstü öğrenimini tamamlayan davacının 18.07.2003 tarihinde lisansüstü öğrenim kıdemi verilmesi için idareye başvurduğu, Jandarma Genel Komutanlığının 13 Ağustos 2003 gün ve PER.: 4127-117-03/Per.D.Kd.Sic.Ş.Sb.Değ.(278331) sayılı yazısı ile sicil not ortalamasının sicil tam notunun % 90 ve üstünde olması şartını taşımadığı gerekçesi ile davacının başvurusunun reddedildiği, bunun üzerine davacının 1983, 1984, 1986, 1987, 1995, 1996, 1997, 2001 ve 2002 yılı sicillerinin iptali ve lisansüstü öğrenim kıdemi verilmemesi işleminin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtığı anlaşılmaktadır.

Dava konularının sırası ile irdelenmesinde,

1. ANAYASAYA AYKIRILIK İDDİASI:

Davacı lisansüstü öğrenim kıdemi verilebilmesi için “sicil notları ortalamasının sicil tam notunun % 90 ve daha üstünde olması” şartını düzenleyen 926 sayılı TSK Personel Kanununun 36/d-2 maddesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.Öncelikle belirtmek gerekir ki, 926 sayılı Kanunda sicil şartı olarak belirtilen düzenlemenin aynen Subay Sicil Yönetmeliğinin 116/b (8) (b) küçük bendine alındığı, bu Yönetmelik hükmünün normlar hiyerarşisine uygun olarak kanun hükümlerine aykırılık teşkil etmediği şüphesizdir.

Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, “Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine Anayasanın 10 ncu maddesinde yer verilmiştir. Buna göre kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı kişileri kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı hukuki durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara aynı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.” Buna göre davacının kendi ile aynı hukuki durumda bulunanlardan farklı bir işleme tabi tutulmadığı açıktır. Dolayısıyla davacının ileriye sürdüğü eşitlik ilkesi çerçevesinde Anayasaya aykırılık iddiasına itibar edilmemiştir.

2. SUBAY SİCİL YÖNETMELİĞİNİN 116/B(8)(B) BENDİNİN İPTALİ İSTEMİ:

Yönetmeliğin bu hükmü ile yukarıda 1 No’da belirtildiği üzere, 926 sayılı Yasanın 36/d-2 maddesinin de aynı hükmü içerdiği ve yüksek lisans kıdemi verilebilmesinin ön koşulu olarak belirtilen, müracaat tarihinde subaylığa nasıptan itibaren alınan sicil notu ortalamasının, sicil tam notunun % 90 ve üzeri olması gerektiği şeklindeki yasa ve yönetmelikteki düzenlemelerin ayniyet arz ettikleri ve içerik ve biçimi yönünden “Normlar hiyerarşisine” uygunluğu ve yönetmeliğin yasa ile çatışan ve çelişen bir yönünün olmaması nedeniyle, mesnetsiz bulunan yönetmeliğin anılan hükmünün iptali isteminin reddine karar verilmiştir.

3. SİCİL İPTALİ İSTEMİ:

Davacı sırası ile 1983, 1984, 1986, 1987, 1995, 1996, 1997, 2001 ve 2002 yılı sicil dönemine ilişkin sicillerinin iptalini istediğinden konuya yönelik mevzuat ve Mahkememizin genel uygulamasının açıklanmasına geçilmiştir.

Subay Sicil Yönetmeliğinin 5 nci maddesinde belirtildiği gibi sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken, üstlük ve komutanlığın en önemli ve özel yetkilerinden birini kullandıklarının ayırdında olarak sicil belgesindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar.

Sicil üstelerinin kabul edilebilir nedenlere dayanmaksızın astlarının istikrarlı olan ve yüksek seviyede gerçekleşen sicil eğiliminden ani ve açık bir sapmaya yol açacak ve safahatıyla çelişecek bir şekilde not ve kanaat belirtmeleri durumunda takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığından söz edilebilir.

Diğer taraftan, sicil üstleri sicil düzenledikleri astları hakkında her sicil döneminde, önceki yıllara ait sicil notları ve kanaatleri ile bağlı olmaksızın, personelin görevinde gösterdiği çalışma düzeyini bağımsız surette takdir etmek ve değerlendirmek, objektif ve yansız surette sicil düzenlemek görev ve yetkisiyle donatılmıştır. Aksi görüşe itibar edilirse o zaman sicil üstünün sicil verdiği personelin o sicil dönemindeki çalışma seviyesini gerçeklere uygun surette değerlendirmesi olanağı kalmamış olur ki bu durum sicil müessesine ait kamu yararı ilkesine aykırı olur.

Komutanlığın belli başlı görevlerinden biri olan “sicil düzenleme” yetki ve görevindeki “takdir yetkisi”nin yerinde ve doğru kullanılmadığına ilişkin davacı iddialarının yine davacı tarafından somut kanıtlarla ortaya konması gerekir. Zira sicil üstünün bu değerlendirmesinin yerinde olup olmadığını kanıtlayacak taraf davacı olup “ispat külfeti” davacıya aittir. Yargı erkince sırf o sicilin önceki yıllar sicilleriyle “uyumlu” olmadığı gerekçesi kullanılarak iptaline olanak bulunmamaktadır. Esasen Subay/Astsubay Sicil Yönetmeliklerinde de verilen sicillerin önceki yıllara ait siciller ile “uyumlu” olacağına, önceki yıllarda, örneğin 90 küsur ya da yüz not sicil alanların sicillerinin daha aşağıya düşürülemeyeceğine, düşürülecekse sicil üstünün bunun ”belge”sini sicil belgesine ekleyeceğine ilişkin Yönetmelikte herhangi bir hüküm mevcut değildir. Yönetmelikte “belge” ekleme yükümlülüğü sadece bazı “olumsuz sicil notu” haliyle sınırlıdır.

Bununla beraber, sicil üstünün yazdığı olumsuz kanaatlerinin dayanağının sicil üstünce somut surette belgelendirilmesi zorunluluğu vardır. Örneğin “aşırı menfaatine düşkündür”, “verilen görevleri yapmaz”, “alkoliktir”, “sosyal değildir” gibi kanaatlerin somut kanıtlarının sicil üstünce sicil belgesine eklenmesi hukukun gereğidir. Olumsuz kanaatlerin kanıtlanmasında ispat külfeti sicili düzenleyen sicil üstüne aittir. Bilindiği üzere, çoğu kez bir tek olumsuz kanaat bile o personelin tüm mesleki geleceğini ve yükselmesini olumsuz surette etkileyebilir. O nedenle sicil üstlerinin bu tür sicilleri yazarken son derece duyarlı olması ve objektiflikten ayrılmaması hukuken zorunludur.

Davacı hakkında, tüm meslek safahatı boyunca toplam 21 sicil döneminde sicil düzenlenmiştir. Davacı ise 9 sicil döneminin sicillerinin iptali istemiyle dava açmıştır. Davacının genel sicil eğilimine bakıldığında istikrarlı bir durum göstermediği, iptale konu sicil dönemleri dahil belli dönemlerde performansında düşme olduğu, bu düşmenin davacının sadece iptal davasına konu yaptığı sicil dönemlerinde değil diğer sicil dönemlerinde de söz konusu olduğu (1989 ve 1990 yılı sicil dönemi) görülmektedir. Buna bağlı olarak davacının genel sicil safahatının inişli çıkışlı olduğu, genel sicil eğiliminin yüksek olmadığı, yirmi (20)’nin üzerinde takdir yazısına sahip olan davacının, 21 Nisan 1986 tarihli “1/8 maaş katı”, 15 Aralık 1989 tarihli “4 gün oda hapsi”, disiplin cezalarının bulunduğu ve ayrıca 21 nci Jandarma Sınır Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.12.1994 tarih ve 1994/97-890 E.K. sayılı kararı ile 27 Aralık 1991 - 13 Ağustos 1992 tarihleri arasında işlediği “Memuriyet Görevini İhmal” suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği ve paraya çevrilip ertelendiği, ayrıca davacının 1996, 1998, 2000 ve 2002 yıllarında soruşturma geçirdiği, bu soruşturmaların ve yargılamanın Kovuşturmaya Yer Olmadığı ve Beraet kararları ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.

Bu bilgiler ışığında, iptale konu sicil işlemleri incelendiğinde; 1983, 1984, 1986, 1987, 1995, 1996, 1997, 2001 ve 2002 yılı sicil dönemlerinde davacı hakkında 1 ve 2 nci sicil üstleri tarafından davacının diğer sicilleri ile uyumlu sicil ve kanaat düzenlendiği, anılan sicil notlarının davacının genel sicil eğiliminde ani ve açık bir düşüşe neden olduğunu söylemenin hukuken mümkün olmadığı, davacının iptalini istediği sicil notlarına yakın ve hatta daha düşük ve iptal konusu yapılmamış sicil notlarının bulunduğu değerlendirilmekle, iptale konu sicil işlemlerinde takdir hakkının objektiflikten uzak kullanıldığını hukuken söylemenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen nedenlerle davacının bu iddiası da yerinde görülmemiş ve davanın bu bölümünün de reddine karar verilmiştir (1986 yılı 1 nci sicil üstünce, 1995 yılı 2 nci sicil üstünce belirtilen olumsuz kanaatler ile 1997 yılı sicil not ve olumsuz kanaatlerin iptali yönündeki üye Hv.Hak.Kd.Alb.Adnan ALTIN’ın karşı oyu ve oyçokluğu, diğer kısımların oybirliği ile).

4. YÜKSEK LİSANS KIDEMİ VERİLMEMESİ İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ:

Davacının bu konudaki öncelikli iddiası olan; yüksek lisans öğrenimi kıdemi verilmesi için 90 sicil notu ortalamasının gerekli olduğuna ilişkin düzenlemenin kendisine uygulanmaması gerektiğini ileri sürmüş ve dava dilekçesinde bu bölümü “2000 yılındaki değişiklikten önce sicil notu ortalaması 75-80 olan bir personel yüksek lisans kıdeminden faydalanırken şu an sicil ortalaması 85-90 arasında olan bir personelin bu kıdemi alamamasının ve daha düşük sicil ortalamasıyla daha yüksek sicil ortalamasına sahip personelin kıdem olarak önüne geçmesinin hatta amiri konumuna gelmesinin hukuki, ahlaki, vicdani ve mantıklı açıklaması mümkün görülmemektedir.” şeklinde ifade etmiştir.

Bu konunun irdelenmesinde:

926 sayılı TSK Personel Kanununun 28 Haziran 2001 tarih ve 4699 sayılı KHK ile değiştirilen ve 07 Temmuz 2001 tarih ve 24455 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 36 ncı madde (d) bendinde “...müracaat tarihinde subaylığa nasıp tarihinden itibaren almış olduğu sicil notları ortalamasının, sicil tam notunun % 90 ve daha üstünde olması...” şartı lisansüstü öğrenim kıdemi verilmesi için gerekli şartlardan biri olarak sayılmıştır. Subay Sicil Yönetmeliğinin 116 ncı madde (b) fıkrası (8)-b alt bendinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir. İdare hukukunda statüler hukuku dokusunda kazanılmış haktan söz edebilmek için geleceğe yönelik durumları kapsayan genel düzenleyici işlemlerin anılan değişiklikten önce birel hale getirilmesi şarttır. Kazanılmış haktan, objektif bir hukuk kuralının kişi hakkında uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi böylece objektif ve genel hukuki durumun birel işleme, öznel hukuki duruma dönüşmesi durumunda söz edilebilir.

18.07.2003 tarihli dilekçe ile yüksek lisans öğrenimi kıdemi verilmesi için idareye müracaatta bulunan davacının müracaatta bulunduğu tarihte yürürlükte olan Kanun maddesinin 4699 sayılı KHK ile değişik 36/d maddesi olduğundan şüphe yoktur. Daha önceden hakkında birel işlem tesis edilmeyen davacının genel düzenleyici işleme bağlı olarak kazanılmış hak iddia etmesi hukuken mümkün değildir. Da

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık